Ortadoğu
Hürmüz mücadelesi devam ediyor: İran, BAE petrol limanını vurdu

ABD ve İran, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrol için karşılıklı deniz ablukalarıyla mücadele ederken pazartesi günü Körfez’de yeni saldırılar oldu, BAE petrol limanı ateşe verildi.
Yeni füze ve drone salvoları, ABD Başkanı Donald Trump’ın, ABD ve İsrail’in şubat ayında İran’a saldırılar başlatmasından bu yana fiilen kapalı olan hayati enerji ticareti geçiş noktası Hürmüz Boğazı’nı açmaya yönelik yeni bir eylem başlatmasının ardından geldi.
Pazartesi günü sona ermeden önce, Körfez’deki birkaç ticaret gemisi patlama veya yangın bildirdi; ABD, altı küçük İran askeri teknesini imha ettiğini söyledi; büyük bir ABD askeri üssüne ev sahipliği yapan Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki (BAE) bir petrol limanı ise İran füzeleriyle ateşe verildi.
Trump, sosyal medyada duyurduğu ve mahsur kalan gemilerin boğazdan geçmesine yardım etmeyi amaçlayan “Project Freedom” adını verdiği yeni girişimi hakkında çok az ayrıntı verdi. Bu duyuru, ABD yasaları uyarınca savaşa ilişkin Kongre’den yetki alması için tanınan yasal sürenin dolmasından iki gün sonra geldi. Trump, Kongre’ye savaşın “sona erdiğini” ve bu nedenle sürenin hükümsüz olduğunu söyledi; bu iddia bazı milletvekilleri tarafından tartışmalı bulundu.
Bu, geçen ayki ateşkes duyurusundan bu yana dünyanın en önemli enerji nakliye rotasını açmak için askeri güç kullanmaya yönelik ilk belirgin girişimdi. İran Devrim Muhafızları Ordusu ise bunun ancak kendi izniyle gerçekleşebileceğini söylemişti. Nakliye sigortası maliyetleri de hızla yükseldi. Haftalardır ABD Donanması, İran’ın deniz ticaretini abluka uyguluyor; İran ise bunun başlı başına bir savaş eylemi olduğunu söylüyor.
Ancak Trump’ın son hamlesi ters tepmiş gibi göründü; ticaret gemisi trafiğinde bir artış sağlamazken, İran’dan vaat edilen bir güç gösterisini tetikledi. İran, herhangi bir tırmanışa, ABD askerlerine ev sahipliği yapan komşularına yönelik yeni saldırılarla yanıt verme tehdidinde bulunmuştu. Büyük denizcilik şirketleri, boğazı geçmeye çalışmadan önce muhtemelen çatışmaların üzerinde anlaşılmış bir şekilde sona ermesini bekleyeceklerini söyledi.
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, pazartesi günkü olayların krize askeri bir çözüm olmadığını gösterdiğini söyledi. Pakistan’ın arabuluculuğunda barış görüşmelerinin ilerlediğini belirten Arakçi, ABD ve BAE’yi “kötü niyetliler tarafından bir bataklığa” çekilmemeleri konusunda uyardı.
Sosyal medyada, “Project Freedom, Project Deadlock’tur,” diye yazdı.
Buna rağmen ABD ordusu, ne zaman olduğunu belirtmeden, iki ABD ticaret gemisinin donanmaya ait güdümlü füze destroyerlerinin desteğiyle boğazdan geçtiğini söyledi. İran son saatlerde herhangi bir geçiş yaşandığını reddederken, Maersk ABD bayraklı Alliance Fairfax adlı geminin pazartesi günü ABD ordusunun eşliğinde Hürmüz Boğazı üzerinden Körfez’den çıktığını söyledi.
Bölgedeki ABD kuvvetlerinin komutanı, filosunun altı küçük İran teknesini imha ettiğini iddia etti; İran bunu reddetti. Amiral Brad Cooper, görevi yürüten ABD askeri unsurlarından uzak durmaları konusunda İran güçlerine “şiddetle tavsiyede bulunduğunu” söyledi.
İranlı yetkililer, kontrolleri altında olduğunu söyledikleri genişletilmiş deniz alanını gösteren bir harita yayımladı. Bu alan, boğazın ötesine uzanarak BAE kıyı şeridinin uzun bölümlerini de kapsıyordu.
Güney Kore, HMM Namu adlı ticaret gemisinin boğazda motor dairesinde bir patlama ve yangın yaşadığını bildirdi; ancak gemideki hiç kimsenin zarar görmediği, bir sözcünün ise yangının bir saldırıdan mı kaynaklandığının yoksa içeride mi başladığının belirsiz olduğunu söylediği belirtildi.
Britanya deniz güvenliği kurumu UKMTO, BAE açıklarında iki geminin vurulduğunu bildirdi; Emirlik petrol şirketi ADNOC ise boş petrol tankerlerinden birinin İran drone’ları tarafından vurulduğunu söyledi.
İran ordusu, Hürmüz Boğazı’na yaklaşan her türlü yabancı gücü hedef alma sözü verdi
İRAN, BAE PETROL LİMANINI ATEŞE VERDİ
Gün boyunca BAE içinde bildirilen drone ve füze saldırılarının ardından, önemli bir petrol limanı olan Füceyre’de yangına yol açan saldırı da dahil olmak üzere, BAE İran saldırılarının ciddi bir tırmanış anlamına geldiğini ve yanıt verme hakkını saklı tuttuğunu söyledi. Füceyre, boğazın dışında yer alıyor; bu da onu, Orta Doğu petrolü için boğazdan geçmeyi gerektirmeyen az sayıdaki ihracat rotasından biri haline getiriyor.
Hükümeti ayrıca güvenlik nedenleriyle okul öğrencileri için uzaktan eğitime geçildiğini açıkladı.
İran devlet televizyonu, askeri yetkililerin BAE’ye yönelik saldırıyı “ABD ordusunun maceracılığına” yanıt olarak gerçekleştirdiklerini doğruladığını söyledi.
Daha önce İran, boğaza yaklaşan bir ABD savaş gemisine ateş açtığını ve onu geri dönmeye zorladığını söylemişti. İlk İran haberinde bir ABD savaş gemisinin vurulduğu belirtilmişti; ancak ABD bunu reddetti ve İranlı yetkililer daha sonra ateşi uyarı atışı olarak nitelendirdi.
Reuters, savaşan tarafların çelişkili açıklamalar yapması nedeniyle pazartesi günü boğazdaki durumu tümüyle bağımsız olarak doğrulayamadı.
Petrol fiyatları, artan İran saldırılarına ilişkin haberler üzerine dalgalı işlemlerde %5’ten fazla yükseldi.
İran’ın birleşik komutanlığı, ticari gemilere ve petrol tankerlerine, silahlı kuvvetleriyle koordinasyon kurmaları gerektiğini bildirdi.
Açıklamada, “Başta saldırgan ABD Ordusu olmak üzere herhangi bir yabancı silahlı gücün Hürmüz Boğazı’na yaklaşmak ve girmek istemesi halinde saldırıya uğrayacağı konusunda uyarıyoruz,” denildi.
ABD ve İsrail, dört hafta önce İran’a yönelik bombardımanlarını askıya aldı ve ABD ile İranlı yetkililer bir tur yüz yüze barış görüşmesi yaptı. Ancak yeni toplantılar düzenleme girişimleri başarısız oldu.
İran devlet medyası pazar günü, ABD’nin Pakistan aracılığıyla 14 maddelik İran önerisine yanıtını ilettiğini ve İran’ın bunu değerlendirdiğini söyledi. Hiçbir taraf ayrıntı vermedi.
İran’ın önerisi, savaşın sona erdirilmesi ve deniz taşımacılığına ilişkin açmazın çözülmesi konusunda bir anlaşma sağlanana kadar İran’ın nükleer enerji ve araştırma programlarına ilişkin görüşmelerin ertelenmesini öngörüyordu. Trump hafta sonu yaptığı açıklamada hâlâ bunu incelediğini ancak muhtemelen reddedeceğini söyledi.
Son ABD istihbaratı, yetkililerin Reuters’a söylediğine göre, savaşın başlamasından bu yana İran’ın nükleer programında sınırlı hasar olduğunu gösteriyor. İran, nükleer programının tamamen barışçıl ve sivil amaçlı olduğunu söylüyor. İran’ın nükleer tesisleri geçen yıl ABD ve İsrail’in saldırılarında bombalanmıştı. Trump, İran’ın zenginleştirilmiş uranyum stoklarını, İran’ın bunu daha ileri işleyerek nükleer silah yapabilecek noktaya getirmesini önlemek amacıyla ortadan kaldırmak istediğini savunuyor.
Ortadoğu
Trump: Hamas tamamen silahsızlanmayı kabul etti

ABD Başkanı Donald Trump, “Barış Kurulu”nun Hamas ve Gazze’deki diğer silahlı grupların “tamamen silahsızlandırılması” konusunda bir anlaşmaya vardığını söyledi.
Barış Kurulu yaptığı açıklamada, anlaşmanın aylar süren “yoğun ve iyi niyetli müzakerelerin” sonucu olduğunu ve kurulun artık uygulamanın gerçekleştirilmesine odaklandığını belirtti.
“Hamas’tan üst düzey bir yetkili” BBC’ye yaptığı açıklamada, örgütün Gazze’de tamamen silahsızlandırılmasını öngören Barış Kurulu’nun planını kabul ettiğini ve yakında resmi bir açıklama yapılacağını belirtti.
Bu anlaşma, ABD’nin arabuluculuğunda hazırlanan Gazze ateşkes planının ikinci aşamasının bir parçası ve Hamas’ın silahsızlandırılması, İsrail birliklerinin çekilmesi ve Gazze’nin yeniden inşasını içeriyor.
ABD Başkanı, “silahsızlandırma tamamlandıkça” İsrail’in Gazze’den çekileceğini belirterek, anlaşmayı “Gazze’nin nihayet yeni bir Filistin hükümeti tarafından yönetilmesine doğru atılmış kritik bir adım” olarak nitelendirdi.
Trump, Truth Social’da paylaştığı bir gönderide, “Uluslararası İstikrar Gücü, Gazze’nin sakinleri ve komşuları için güvenli olmasını sağlamak üzere yeni bir Filistin polis gücüyle birlikte çalışacak,” dedi.
Trump, anlaşmanın “Trump 20 Madde Planı’nın uygulanmasında önemli bir dönüm noktası” olduğunu belirtti ve arabulucular olan Mısır, Katar ve Türkiye’ye teşekkür etti.
Bir ABD’li yetkili, gazetecilerle yaptığı telefon görüşmesinde, Hamas’ın silahsızlandırılmasının ardından İsrail’in Gazze’den çekilmeyi kabul edeceğine dair ABD’nin ne kadar umutlu olduğu sorulduğunda, “İsrail’den, başlangıçta kabul ettikleri 20 madde planına uymaktan başka bir şey istemiyoruz. Bu nedenle, İsrail’in bu plana uyacağından çok eminiz,” dedi.
Yetkili, İsrail’in geri çekilmeme kararı alması halinde Trump’ın “çok hayal kırıklığına uğrayacağını” belirtti. Yetkili, ABD’nin İsrail’in iyi bir ortak olmaya devam edeceğine inandığını da ekledi.
BBC, Hamas’ın elinde kalan ağır silahların Filistin denetimi altında envanterinin çıkarılması ve depolanmasını öngören anlaşmayı inceledi.
Bu anlaşma, Trump’ın desteklediği Gazze barış girişiminin ilerlemesindeki en önemli engeli ortadan kaldırabilir.
ABD’li yetkililer, Hamas’ın tüneller, silah depoları ve üretim tesislerinden oluşan ve “devlet benzeri” olarak tanımladıkları askeri altyapısını sökmeye başlamadan önce, Gazze’deki daha küçük grupların silahsızlandırılacağını belirtti.
Yetkililer, bu sürecin çok daha uzun süreceğini kabul etti.
Yetkililer , planın kasıtlı olarak “sıfır güven” prensibine dayandığını ve doğrulama mekanizması içerdiğini, ne Hamas ne de İsrail’in karşı taraf taahhütlerini yerine getirene kadar bir sonraki aşamaya geçeceğini belirtti.
Devlete bağlı Al-Qahera News’in bildirdiğine göre, Kahire “yakında” ABD, Katar ve Türkiye’nin de dahil olduğu Gazze ateşkes arabulucularının bir toplantısına ev sahipliği yapacak.
Günün erken saatlerinde Reuters’a konuşan isimsiz kaynaklar, Kahire’de arabulucular ile Hamas liderleri arasında ABD’nin arabuluculuğunda hazırlanan Gazze barış planının uygulanmasına ilişkin görüşmelerde nadir görülen bir ilerleme kaydedildiğini bildirmiş ama bir İsrailli yetkili önerilen şartların tatmin edici olmadığını söylemişti.
Trump’ın açıklamasının ardından Times of Israel, ismi açıklanmayan bir kaynağa atıfta bulunarak, anlaşmanın Hamas’tan müzakereciler ile yönetim kurulu ve arabulucu ülkeler arasında imzalandığını bildirdi.
Fakat gazete, “bir İsrail makamının” silahsızlanma önerisinin Kudüs’ün taleplerini karşılamadığını belirten bir açıklama yayınladığını aktardı.
Günün erken saatlerinde İsrail medyası, İsrail’in Hamas ile görüşülmekte olan bir anlaşmaya karşı çıktığını bildirmişti.
Ortadoğu
Körfez zenginleri miras konusunda “şeriat” ile “İngiliz hukuku” arasında kaldı

Körfez bölgesindeki varlıklı kişiler, şeriat hukukunun getirdiği kısıtlamaları hafifletmek amacıyla vasiyetnamelerini düzenlerken giderek daha fazla İngiliz hukukunu kullanıyor.
Mishcon de Reya hukuk bürosunun ortağı Charlie Sosna, Financial Times’a (FT) verdiği demeçte, Körfez bölgesindeki zenginlerin bu stratejiyi sevdiğini, çünkü bu stratejinin onlara “şeriatın ruhu içinde kalarak servet ve miras konusunda istediklerini elde etmelerine” olanak tanıdığını söyledi.
Bu, çocuklar arasında daha eşit bir dağılımı da içerebiliyor. Sosna, bu stratejiye “şüphesiz” daha fazla ilgi gösterildiğini ileri sürdü.
İngiliz hukukunda vasiyet özgürlüğü, vasiyetname düzenleyenlerin varlıklarını neredeyse hiçbir kısıtlama olmaksızın istedikleri kişiye bırakabilmeleri anlamına gelir.
Buna karşılık şeriat hukuku, akrabaların ne kadar miras alacağına dair kesin kurallara sahip. Örneğin, bir kız çocuğu genellikle bir erkek çocuğun payının yarısını miras alır.
Ne var ki Withers hukuk bürosunun ortağı Hannah Wailoo, daha “eşitlikçi” bir yaklaşıma doğru bir kayma gözlemlediğini belirtti:
“Oğullarından daha fazla kızı olan, hatta sadece kızları olan Körfez ailelerinin, kızlarının korunmasını ve servetlerinin iyi bir şekilde yönetilmesini sağlamak için küresel bir bakış açısıyla hareket etmek istediklerine dair örnekler gördük.”
Danışmanlar, Körfez ailelerinin İngiliz vasiyetnamelerini giderek daha fazla kullanmasının kısmen çocuklarının artan küreselleşmesinin bir sonucu olduğunu belirtti.
Sosna, “bazen yeni neslin biraz daha Batılılaştığını” ve ayrılıklar ya da boşanmalar gibi daha karmaşık medeni durumlara sahip olabileceğini belirtti.
Müvekkillerinden birinin servetini oğluna bırakmak istediğini fakat şeriat kurallarına göre oğlunun vefatı halinde servetin, müvekkilin ayrıldığı eşine kalacağını örnek olarak gösterdi.
İngiliz hukukuna uygun bir vasiyetname ise bu durumu önleyebilir.
Farrer & Co’nun ortağı Oliver Piper, İngiliz vasiyetnamelerini kullanarak şeriat kurallarını hafifletme yaklaşımını “hafif şeriat” olarak nitelendiriyor.
Charles Russell Speechlys’in ortağı Jonathan Burt, İran’daki savaşın Orta Doğulu miras sahiplerini “varlık tutma yapıları ve planlamasına biraz daha odaklanmaya” teşvik eden bir etken olduğunu söyledi.
Körfez ülkeleri, yabancı sakinlerin şeriat kanunlarıyla karşı karşıya kalma endişelerini hafifletmek için, Abu Dabi’de boşanma için paralel bir yol gibi “batı tarzı mahkeme” sistemlerini uygulamaya koyuyor.
LEK Consulting’in ortağı Andreas Buelow ise şöyle konuştu:
“Nesiller arası servet devrinin temel zorluğu, servetin eskisinden daha geniş bir mirasçı grubu arasında paylaştırılması gerekliliği.”
Bu da danışmanların “yasal yapıların dikkatli bir şekilde yönetilmesini, iş sürekliliğini ve aile uyumunu” denetlemeleri gerektiği anlamına geliyor.
Addleshaw Goddard’ın ortağı Laura Uberoi, bu stratejinin “muhtemelen yaklaşık bir nesil önce ciddi bir şekilde başladığını” ve bölgedeki varlıklı kadın sayısının artmasına şimdiden yol açtığını belirtti.
İngiliz hukukunun yurtdışında ikamet eden vasiyet sahiplerine yönelik yaklaşımı göz önüne alındığında, tüm avukatlar bu stratejinin etkinliğine ikna olmuş değil.
Vasiyetçinin kendi ülkesinin hukuku genellikle Birleşik Krallık dışındaki varlıklar için geçerli.
Howard Kennedy’nin ortağı Simon Malkiel, bu vasiyetlerin “özellikle itiraz edilmediği durumlarda bazen pratikte işe yarayabileceğini” fakat “güvenilir bir çözüm yolu” olmadığını belirtti:
“Durum büyük ölçüde varlıklara ve varlık sahiplerine, ayrıca memnuniyetsiz mirasçıların muhtemel tutumuna bağlı.”
Özellikle Jersey’de tröstler, bir mirastan kimin yararlanacağını belirlemenin bir başka popüler yolu.
Jersey Finansal Hizmetler Komisyonu’nun verilerine göre, 2024 yılında Jersey dışındaki müşterilerin veya Jersey tröstlerinin gerçek sahiplerinin %11,8’ini Orta Doğulu müşteriler oluşturuyordu.
Bu oran 2020’de %10,6’ydı.
Wailoo, “Çoğu tröst yapısı içinde, mirasçılarınızın kimler olacağını, kimin neyi ne zaman alacağını seçebilirsiniz. Bu, söz konusu varlıkları fiilen şeriat rejiminin dışına çıkarır,” dedi.
Ortadoğu
İran, Umman’ın Hürmüz Boğazı için yaptığı teklifi reddetti

İran, Umman’ın Hürmüz Boğazı’nın kolektif yönetimine dair hazırladığı planı reddetti. Reuters’a konuşan üst düzey bir İranlı yetkili, boğazda eşit kontrol öngören anlaşmanın Tahran’ın çıkarlarına uygun olmadığını bildirdi. Yetkili, Umman’ın sunduğu bu planın “başarı şansı olmadığını” vurguladı.
İran, Umman’ın Hürmüz Boğazı’nın ortak yönetimine ilişkin teklifini geri çevirdi. Reuters haber ajansı, gelişmeyi üst düzey bir İranlı yetkiliye dayandırarak duyurdu.
Ajansa konuşan kaynak, söz konusu planın “başarı şansı olmadığını” kaydetti.
Kaynak; Tahran ve Maskat’ın boğazı başka ülkelerin katılımı olmadan, yalnızca kendi sorumluluk alanları sınırları dahilinde denetlemesi gerektiğini savundu.
Reuters’ın daha önceki haberinde, Umman’ın sunduğu teklifin İran’ın deniz yolu üzerindeki tek taraflı denetimini ortadan kaldırdığı aktarılmıştı.
İran tarafı, İslam Cumhuriyeti’nin Umman’a saygı duyduğunu vurgulamakla birlikte, her iki ülkenin stratejik boğaz üzerinde eşit kontrole sahip olacağı bir anlaşmanın Tahran’ın çıkarlarına uygun düşmediği görüşünü dile getirdi.
Boğazdan geçiş rejimi ve Malakka modeli gündemde
Çatışma öncesinde gemiler, İran ve Umman’ın karasularında yer alan ancak genel kabul itibarıyla uluslararası su yolu sayılan boğazdan serbestçe geçiyordu.
ABD ile askeri çatışmanın başlamasından kısa süre sonra Tahran, boğazı denetleme ve Umman ile ortaklaşa gemilerden harç alma hakkına sahip olduğunu ilan etmişti.
İranlı yetkili, Tahran’ın boğazın tüm giriş rotasını ve çıkış rotasının bir bölümünü denetlemesi gerektiğini, Umman’ın ise kendi kontrolündeki sahayı yönetmesi gerektiğini söyledi.
Reuters kaynakları bir gün önce verdikleri bilgide, Basra Körfezi ülkelerinin Umman’ın boğazın bölgesel yönetimine ilişkin planını desteklediğini bildirmişti.
Bu plan; seyrüsefer, çevre tedbirleri, arama-kurtarma faaliyetleri ve diğer hizmetleri finanse etmek amacıyla gemilerden gönüllülük esasına dayalı harç alınmasını öngörüyordu. Öneri, Malakka Boğazı’ndaki benzer bir yönetim modelini temel alıyordu.
Bloomberg’in aktardığına göre Umman ve İran, hafta sonunda yaptıkları görüşmelerde Hürmüz Boğazı’nın “orta koridor” olarak adlandırılan hattının yeniden trafiğe açılması önerisini ele aldı.
Dünya Basını7 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi4 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Dünya Basını7 gün önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü












