Bizi Takip Edin

Ortadoğu

İran’dan Husilere “Kızıldeniz’i kapatın” talimatı

Yayınlanma

ABD’nin enerji altyapısına saldırması halinde Yemen’deki Husilere Kızıldeniz’deki petrol sevkiyatını engelleme talimatı veren İran, Babülmendep Boğazı’nda abluka hazırlıklarını koordine ediyor. Reuters’ın haberine göre Husiler, boğaz yakınlarındaki yüksek kesimlere füze ve insansız hava araçları konuşlandırarak saldırı hazırlıklarını tamamladı.

Husiler, Basra Körfezi’nin diğer ucunda yer alan ve küresel ticaretin en önemli rotalarından biri kabul edilen Kızıldeniz’deki tankerlere yönelik saldırı hazırlıklarını hızlandırıyor.

Reuters ajansının haberine göre, İran Devrim Muhafızları Ordusu temsilcileri, gemilerin Kızıldeniz’e giriş noktası olan Babülmendep Boğazı’nın bloke edilmesini koordine etmek üzere Yemen’de faaliyet yürütüyor.

Husilere yakın bir kaynak, örgütün boğaz yakınlarındaki yüksek rakımlı bölgelere füze ve insansız hava araçları yerleştirerek saldırı hazırlıklarını tamamladığını ve operasyon için emir beklediğini aktardı.

Konuya vakıf üç kaynak, ABD’nin, Donald Trump’ın tehdit ettiği üzere İran’ın enerji altyapısına yönelik saldırılar düzenlemesi durumunda bu saldırı emrinin verileceğini belirtti.

İki üst düzey İranlı yetkili ve bölgeden bir başka kaynak, İran liderliğinin Kızıldeniz’e giriş ve çıkışları engelleme planını müzakere ettiğini ve ilgili talimatı Husilere ilettiğini kaydetti.

Babülmendep Boğazı’nın da Hürmüz Boğazı’na ek olarak bloke edilmesi, küresel petrol ve ticaret akışına yeni bir darbe vurma riski taşıyor. Suudi Arabistan, Hürmüz Boğazı üzerinden sevkiyatın durmasının ardından petrol ihracatının yaklaşık yüzde 70’ini boru hatlarıyla Kızıldeniz kıyısındaki limanlarına yönlendirmişti.

Husilerle yaşanacak doğrudan bir çatışma halinde Riyad yönetimi, en önemli alıcıları konumundaki Asya ülkelerine petrol sevk edemez hale gelebilir.

Mevcut durumda küresel enerji kaynaklarının yaklaşık yüzde 7’si Kızıldeniz rotası üzerinden taşınıyor.

Dört yıl önce Suudi Arabistan topraklarını hedef alan Husiler, daha sonra varılan ateşkesle saldırılarını askıya almıştı.

Örgüt, 2024 yılında Kızıldeniz’deki sivil gemileri yeniden hedef almaya başlayınca birçok deniz taşımacılığı şirketi rotalarını Ümit Burnu üzerinden Afrika’nın güneyine çevirmiş, bu durum teslimat sürelerini uzatarak maliyetleri artırmıştı.

ABD’nin, Joe Biden döneminin son aylarında ve özellikle Trump’ın Beyaz Saray’a dönmesinin ardından Husi mevzilerine düzenlediği bombardımanlar sonrası Kızıldeniz’deki gemi trafiği yeniden yoğunlaşmıştı.

Ancak pazartesi günü Suudi Arabistan’ı havalimanlarını bombalamakla suçlayan Husiler, bu hafta krallık topraklarına yeniden füze saldırısı düzenledi. Risk analiz şirketi Verisk Maplecroft’un Ortadoğu baş analisti Torbjorn Soltvedt, tırmanan gerilime ilişkin şu değerlendirmede bulundu:

“Çatışmaların şiddetlenmesi ve Kızıldeniz’deki ihracat altyapısı ile deniz taşımacılığına sıçraması, bölgeden gerçekleştirilen tek büyük alternatif petrol ihracat rotasını tehlikeye atacaktır.”

Suudi Arabistan hükümetine yakın iki bölgesel kaynak, Riyad yönetiminin İran ve Husilerden gelen tehditleri son derece ciddiye aldığını ve Yemenli örgütün Kızıldeniz konusundaki adımlarını İran ile koordineli şekilde attığının farkında olduğunu ifade etti.

Salı günü İran limanlarına yönelik deniz ablukasını yeniden başlatan ABD Başkanı Trump, ülkedeki elektrik santrallerini bombalama tehdidinde bulunmuştu.

The Wall Street Journal gazetesinin haberine göre Trump, son günlerde İran’ın petrol ve petrol ürünleri ihracatının yüzde 90’ını sağlayan limanın yer aldığı Harg Adası da dahil olmak üzere Hürmüz Boğazı boyunca uzanan adaların kontrolünü ele geçirme seçeneğini de değerlendiriyor.

Ortadoğu

ABD, BAE’ye ileri yapay zeka teknolojilerinde ayrıcalık tanıyor

Yayınlanma

ABD Ticaret Bakanlığı, Birleşik Arap Emirlikleri’nin ileri yapay zeka teknolojilerine erişimini genişleten yeni düzenlemeyi duyurdu. Kararla BAE, askeri ve sivil nükleer alanlarda kullanılabilecek bazı çift kullanımlı teknolojileri lisans almadan satın alabilecek ve bu konuda Güney Kore, Hindistan ile bazı Avrupalı müttefiklerle aynı statüye yükselecek.

ABD Ticaret Bakanlığı, Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) ileri yapay zeka teknolojilerine daha geniş erişim hakkı tanındığını duyurdu.

Bakanlık, kararın BAE’nin Washington ve İsrail’in İran’a karşı yürüttüğü savaşa katılımının “takdiri” olarak alındığını açıkladı.

Yeni düzenleme kapsamında Abu Dabi yönetimi ve yetkilendirilmiş Emirlik şirketleri, askeri teçhizat ile sivil nükleer enerji alanlarında kullanılabilecek bazı çift kullanımlı teknolojileri lisans almadan satın alabilecek. Böylece BAE, hassas ABD teknolojilerine erişim konusunda Güney Kore, Hindistan ve bazı Avrupalı müttefiklerle aynı statüde değerlendirilecek. Metne göre bu ayrıcalık İsrail veya Suudi Arabistan gibi diğer ABD müttefiklerine tanınmıyor.

ABD Ticaret Bakanlığı, BAE’nin statüsünün yükseltilmesinin “Destansı Öfke Operasyonu dahil ABD’nin ulusal güvenlik çıkarlarının ilerletilmesine verdiği desteğin takdiri” olduğunu bildirdi.

Bu yılın başında başlayan ABD ve İsrail saldırılarının ilk aşamasında Abu Dabi’nin, İran’ın füze misillemesine maruz kalmadan önce onlarca hava saldırısı düzenlediği belirtildi.

Ayrıca BAE’nin yüzlerce İran füzesinin önlenmesine katkı sağladığı ve Hürmüz Boğazı üzerinden ticari deniz taşımacılığının sürdürülmesinde rol üstlendiği ifade edildi.

Yeni düzenlemeden en fazla yararlanması beklenen şirketlerin başında, uzun ihracat lisansı süreçlerine tabi olmadan Nvidia’nın gelişmiş yapay zeka çiplerini satın alabilecek BAE merkezli G42 geliyor. BAE’de büyük veri merkezleri kurmayı planlayan Microsoft ve OpenAI’ın da karardan doğrudan fayda sağlayacağı kaydedildi.

Emirlik yetkilileri, ABD’nin yapay zeka teknolojilerine daha geniş erişim sağlayabilmek amacıyla yıllardır Washington nezdinde lobi faaliyetleri yürütüyordu ancak sonuç alamıyordu. İran’a yönelik savaşın başlamasının ardından Beyaz Saray ile doğrudan temas kuran yetkililerin, savaşa katılımlarının stratejik ortaklık açısından önemini vurgulayarak bu engeli aştığı aktarıldı.

Kararın Washington’da tartışmalara yol açtığı da belirtildi. Tartışmaların odağında, imtiyaz tanınan yapay zeka şirketi G42’nin, Trump ailesinin önemli iş ortaklarından biri olarak tanımlanan BAE Ulusal Güvenlik Müsteşarı Şeyh Tahnun bin Zayid Al Nahyan’ın kontrolünde olması yer alıyor.

Pax Silica girişimi yapay zeka tedarik zincirini hedefliyor

Abu Dabi’ye tanınan bu ayrıcalık, Washington’ın “Pax Silica” girişimi aracılığıyla küresel yapay zeka tedarik zinciri üzerindeki hakimiyetini güçlendirmeye çalıştığı döneme denk geliyor. Geçen yıl aralık ayında başlatılan girişim, hammaddelerden nakliye rotalarına, veri aktarımından çip üretimine kadar yapay zeka tedarik zincirinin tamamını sıkı biçimde yönetmeyi ve yapay zeka ekonomisinde belirleyici konum elde etmeyi amaçlıyor.

Girişimin ortakları arasında İsrail, Katar, BAE, Hindistan, Arjantin, Şili, Avrupa Birliği, Japonya, Güney Kore, İngiltere, Avustralya ve ondan fazla ülke daha yer alıyor.

ABD’li yetkililerin Pax Silica’nın doğrudan Çin’in “Kuşak ve Yol Girişimi”ni sınırlandırmak amacıyla tasarlandığını açıkça dile getirdiği belirtildi.

The Cradle analisti Mohamad Hasan Sweidan ise Pax Silica’nın Çin’i izole etmeyi ve geleceğin sanayilerinde Batı’nın hegemonyasını yeniden tesis etmeyi amaçlayan jeopolitik araç işlevi gördüğünü değerlendirdi.

Sweidan, girişimin resmi anlaşmadan çok siyasi çerçeve niteliği taşıdığını, Washington’ın da yapay zeka ekonomisi üzerinden ortak ülkelerin siyasi bağlılığını kalıcı hale getirmeye çalıştığını ifade etti.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

IMF’den Hürmüz Boğazı uyarısı: Normale dönmek aylar alacak

Yayınlanma

Uluslararası Para Fonu (IMF), Hürmüz Boğazı’nın tamamen açılmasının ardından petrol sevkiyatının önemli bir kısmının eski seyrine dönmesi için iki ila üç ay gerektiğini bildirdi. Raporda, Ortadoğu’daki savaş sonrası ticari ve stratejik rezervlerin kullanılmasıyla hafifleyen arz baskısının, azalan yedek kapasiteler ve eriyen stoklar nedeniyle yeniden arttığı vurgulandı.

Uluslararası Para Fonu (IMF), Hürmüz Boğazı’nın tamamen açılmasının ardından petrol sevkiyatının büyük bir kısmının yeniden tesisi için iki ila üç aylık bir zamana ihtiyaç duyulacağı öngörüsünü paylaştı.

IMF tarafından yayımlanan analizde, boğazın ulaşıma açılmasının hemen ardından sevkiyat hacminin eski seviyelerine ulaşamayacağı, zira nakliye şirketlerinin, sigortacıların ve piyasa aktörlerinin olağan çalışma düzenine dönmek için zamana ihtiyaç duyacağı kaydedildi.

Sektör temsilcilerinin tahminlerine dayandırılan raporda, “Sektör yetkililerinin değerlendirmelerine göre, su yolunun tamamen açılmasının ardından petrol sevkiyatının önemli bir kısmının yeniden başlatılabilmesi için iki ila üç aylık bir süre geçmesi gerekecek” ifadesi kullanıldı.

IMF, petrol üretiminde yaşanacak uzun süreli kesintilerin, özellikle sahaların yeniden işletmeye alınması için yeterli finansmanı olmayan bölgelerde üretim kapasitesinde kalıcı düşüşlere yol açabileceği uyarısını yaptı.

Rapora göre, küresel petrol piyasasında fiyatların daha sert bir şekilde yükselmesi birkaç faktör sayesinde engellendi. Ortadoğu’daki savaş başlamadan önce arzın talepten günlük yaklaşık 2 milyon varil daha fazla olduğu hatırlatıldı.

Çatışmaların başlamasının ardından ise özellikle Asya’daki talep düşüşü, ABD, Venezuela, Guyana ve Rusya gibi Basra Körfezi dışındaki ülkelerde üretimin artması ile ticari ve stratejik petrol rezervlerinin kullanılması piyasadaki durumu yumuşattı.

“Bir sonraki şokta dünya daha hassas konumda olacak”

Yedek kapasitelerin devreye alınması ve stokların erimesi nedeniyle esneklik alanının daraldığı belirtilen raporda, şu tespitlere yer verildi:

“Hürmüz Boğazı’nda tansiyonun yeniden yükselmesiyle birlikte hareket alanı giderek daralıyor. Zira yedek kapasiteler kullanılıyor, talep azalıyor ve stoklar eriyor. Eğer stoklar yeniden doldurulmazsa, bir sonraki şok meydana geldiğinde dünya çok daha hassas bir konumda olacak.”

ABD ve İsrail’in İran ile şubat ayında başlayan savaşı, küresel petrol ticaretinin en önemli rotalarından biri olan Hürmüz Boğazı’ndaki deniz taşımacılığının durmasına yol açmıştı.

ABD ve İran, 18 Haziran günü iki aylık ateşkesi, Hürmüz Boğazı yakınlarındaki ABD ablukasının kaldırılmasını ve Basra Körfezi’nde ticari gemi trafiğinin yeniden başlamasını öngören bir mutabakat zaptı imzalamıştı. Ancak haziran ayının sonuna doğru karşılıklı saldırılar yeniden başladı. ABD Başkanı Donald Trump, Ankara’daki NATO Zirvesi’nde yaptığı açıklamada ateşkesin sona erdiğini duyurdu.

Trump’ın 13 Temmuz günü Washington’ın İran’a yönelik deniz ablukasını yeniden tesis ettiğini, ancak diğer ülkeler için Hürmüz Boğazı’ndan serbest geçiş hakkının korunacağını açıklamasıyla birlikte, eylül vadeli Brent ham petrolünün varil fiyatı yüzde 5,3 artarak 80 doların üzerine çıktı.

Okumaya Devam Et

Ortadoğu

Bağdat’tan Hizbullah’a bankacılık yaptırımı

Yayınlanma

Irak Maliye Bakanlığına ait resmi belgeye göre Bağdat yönetimi, ABD Hazine Bakanlığının kararları doğrultusunda IŞİD’in finansman ağları ile Lübnan Hizbullahı ile bağlantılı kişi ve kuruluşlara yönelik yeni bankacılık yaptırımları uygulama kararı aldı.

Irak Maliye Bakanlığına bağlı Irak Dış Kalkınma Fonu tarafından yayımlanan resmi belge, Bağdat yönetiminin ABD Hazine Bakanlığının kararlarına dayanarak IŞİD’in finansman ağları ile Lübnan Hizbullahı ile bağlantılı kişi ve kuruluşlara yeni bankacılık yaptırımları getirdiğini gösteriyor.

Lübnan merkezli el-Ahbar gazetesinin aktardığı belgeye göre yeni yönergeler, Irak Dışişleri Bakanlığı Amerika Dairesinin 30 Haziran tarihli yazısı ve Maliye Bakanlığı Ofisinin temmuz ayı başındaki talimatı uyarınca uygulamaya konuldu.

Söz konusu belge, ABD Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisinin (OFAC), IŞİD lehine para transferlerini kolaylaştırdıkları gerekçesiyle Avrupa, Ortadoğu ve Batı Afrika’da faaliyet gösteren üç kişi ve altı kuruluşa yaptırım uyguladığını açıklıyor.

Kararlar kapsamında ayrıca, Lübnan Hizbullahının finansman ve lojistik destek ağlarını hedef almak amacıyla, terörle mücadeleye ilişkin 13224 sayılı değiştirilmiş ABD Başkanlık Kararnamesi uyarınca Hizbullah ile ilişkili çok sayıda kuruluş da yaptırım listesine dahil edildi.

Irak Dış Kalkınma Fonu Başkanı Zafer Mehdi Abdullah ile Ekonomik Daire Genel Müdür Vekili Nadya Reşid Ali’nin imzalarını taşıyan belgeyle söz konusu karar; gerekli işlemlerin yapılması amacıyla Maliye Bakanlığına bağlı tüm dairelere, bankalara, kurullara ve şirketlere tebliğ edildi.

Zeydi’nin Washington ziyaretiyle eş zamanlı adım

Yaptırım kararının duyurulması, Irak Başbakanı Ali el-Zeydi’nin Washington’a gerçekleştirdiği ve ABD Başkanı Donald Trump ile görüştüğü resmi ziyaretle aynı zamana denk geliyor.

Görüşme sırasında açıklamalarda bulunan Başbakan Zeydi, Washington ziyaretlerinin iki ülke arasındaki stratejik ortaklığı duyurma amacı taşıdığını belirterek “Biz buraya ABD ile ilişkilerimizin geleceğini konuşmak üzere geldik. ABD, dünyadaki en önemli stratejik ortağımızdır” ifadesini kullandı.

Irak’taki direniş gruplarının silahları konusuna da değinen Zeydi, bazı gruplardan çok sayıda silah teslim aldıklarını, siyasi faaliyete yönelen her kesimle işbirliği yapacaklarını kaydetti.

Irak Başbakanı, koalisyon güçlerinin ülkeden çekilmesi için öngörülen tarihe işaret ederek “30 Eylül’den sonra hiçbir grubun varlığına ihtiyaç kalmayacak. Herhangi bir yapının silah bulundurmasına izin vermeyeceğiz. Güvenlik güçlerimiz topraklarımızı koruma kabiliyetine sahiptir” değerlendirmesinde bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English