Ortadoğu
İsrail, Güney Lübnan’da ‘ileri savunma bölgesi’ ilan etti

İsrail ordusu, Gazze Şeridi’ndeki “Sarı Hat” uygulamasına benzer şekilde Güney Lübnan’da 10 kilometrelik bir alanı “ileri savunma bölgesi” ilan ederek yeni bir fiili güvenlik hattı oluşturdu. Tartışmalı yeni askeri harita, 2022 deniz sınırı anlaşmasıyla Lübnan’ın egemenliğine bırakılan Kana doğalgaz sahasını da kapsama alanına alıyor.
İsrail, Güney Lübnan sınır hattı boyunca geniş bir sahayı “İleri Savunma Bölgesi” ilan ederek bölgede yeni bir fiili güvenlik kuşağı tesis etti. Tel Aviv yönetiminin bu hamlesi, Gazze Şeridi’nde işgal edilen toprakların genişletilmesi amacıyla başvurulan “Sarı Hat” düzenlemesinin Lübnan sınırına taşınması olarak değerlendiriliyor.
İsrail ordusunun Arapça sözcüsü Avichay Adraee, 19 Nisan tarihinde yayımladığı askeri harita ile operasyon sahasının detaylarını paylaştı.
Adraee, İsrail askerlerinin bölgede “Hizbullah bağlantılı altyapı unsurlarını” imha etmek amacıyla faaliyet yürüttüğünü ifade etti. Paylaşılan haritanın, Lübnan’ın güney kıyı şeridini aşarak denize doğru uzandığı görülüyor.
#عاجل ينشر جيش الدفاع نطاق خط الدفاع الأمامي الذي تعمل فيه قواته في جنوب لبنان لمنع تهديد مباشر على بلدات الشمال
🔸في هذه الأيام تعمل خمس فرق عسكرية إلى جانب قوات سلاح البحرية بشكل متزامن جنوب خط الدفاع الأمامي في جنوب لبنان لتدمير البنى التحتية التابعة لحزب الله في المنطقة ومنع… pic.twitter.com/WbtV8La7nx
— افيخاي ادرعي (@AvichayAdraee) April 19, 2026
Tartışmalı harita Kana gaz sahasını kapsıyor
İsrail ordusu tarafından ilan edilen yeni harekat alanı, mülkiyeti Lübnan’a ait olan Kana gaz sahasını da tamamen içine alıyor. Söz konusu enerji sahası, Beyrut ile Tel Aviv arasında 2022 yılında dolaylı yollarla sağlanan deniz sınırı anlaşması uyarınca Lübnan’ın egemenlik sahası içerisinde tescil edilmişti.
Askeri faaliyetlerin kapsamına ilişkin bilgi veren Adraee, beş askeri tugayın deniz kuvvetleriyle eş zamanlı olarak Güney Lübnan’daki ileri savunma hattının güneyinde operasyon yürüttüğünü belirtti.
Sözcü, bu faaliyetlerin temel amacının bölgedeki Hizbullah bağlantılı altyapıyı tasfiye etmek ve İsrail’in kuzeyindeki yerleşim birimlerine yönelik doğrudan tehditleri engellemek olduğunu kaydetti. İsrail ordusunun, bu 10 kilometrelik stratejik kuşağı başlangıç aşamasında “Sarı Hat” olarak tanımladığı bildirildi.
Bölgedeki yerleşim birimlerinin sayısı tartışılıyor
İsrail askeri kaynakları, 10 kilometrelik derinliğe sahip bu bölgenin Güney Lübnan’daki 55 kasaba ve köyü kapsadığını ifade ediyor.
Buna karşın Lübnanlı araştırmacı Ahmad Baydoun, sahadaki gerçekliğin farklı olduğunu belirterek bölgenin yaklaşık 70 Lübnan köyünü içine aldığını açıkladı. Baydoun, bu sayının İsrail medyasında yer alan 55 köy bilgisinden daha yüksek olduğunu vurguladı.
Araştırmacı Baydoun ayrıca, söz konusu güvenlik kuşağı içerisinde halen sivil yerleşimin devam ettiği noktaların bulunduğuna dikkat çekti.
Bu yerleşimler arasında Hristiyan nüfusun yoğunlukta olduğu Rmeyş, Debl ve Ayn İbil köyleri ile Sünni nüfusun yaşadığı Şebaa kasabası yer alıyor. Baydoun, yayımlanan güncel haritanın Kana gaz sahasını bütünüyle kapsama alanına dahil ettiğini yineledi.
Deniz sınırı anlaşması siyasi tartışmaların odağında
Lübnan ile İsrail arasındaki deniz sınırı mutabakatı, İsrail’de eski Başbakan Yair Lapid hükümeti döneminde imza altına alınmıştı. Lapid, mevcut siyasi konjonktürde Başbakan Benyamin Netanyahu’nun en güçlü rakipleri arasında bulunuyor.
Anlaşmanın yürürlüğe girdiği dönemde Netanyahu ve müttefikleri, Lapid yönetimini İsrail’in stratejik çıkarlarından taviz vermekle suçlamış ve süreci sert ifadelerle eleştirmişti.
Kana doğalgaz sahasında daha önce yapılan teknik tahminler, bölgede 100 milyar metreküpe kadar rezerv bulunabileceğine işaret ediyordu. Sahanın toplam ekonomik değerine ilişkin öngörüler ise 20 ila 40 milyar dolar bandında seyrediyor.
TotalEnergies öncülüğündeki uluslararası konsorsiyum 2023 yılında bölgede sondaj çalışmalarına başlamış, ancak Lübnanlı makamlara sahada ticari açıdan işletilebilir miktarda doğalgaz bulunmadığı bilgisi iletilmişti.
Tel Aviv tampon bölge planını hayata geçiriyor
İsrail yönetimi, Hizbullah’a karşı kesin bir askeri sonuç alamaması ve Lübnan topraklarında Litani Nehri hattına kadar ilerleme stratejisinden vazgeçmesinin ardından, güneyde 10 kilometrelik bir tampon bölge oluşturma planını kamuoyuna duyurdu.
Tel Aviv makamları, bölgedeki kasaba ve köylerin tamamen yıkılması niyetini açık bir dille ifade ediyor.
İsrail Savunma Bakanı Israel Katz, konuya ilişkin yaptığı son açıklamada, tahliye edilen bu yerleşim birimlerinin sakinlerinin evlerine dönmelerine izin verilmeyeceğini belirtti.
Ay başında ilan edilen ateşkese rağmen İsrail birlikleri bölgedeki varlığını tahkim etmeyi sürdürüyor. Ordu birliklerinin Lübnan’ın güneyindeki mahallelerin tamamını patlayıcılarla tuzakladığı ve yıkım anlarına ait görüntülerin internet mecralarında yayımlandığı gözlemleniyor.
Gazze modeli Lübnan sınırında uygulanıyor
Gazze Şeridi’nde uygulanan “Sarı Hat” modeli, başlangıçta ateşkes planı uyarınca İsrail ordusunun çekileceği sınırı temsil eden bir hat olarak kamuoyuna sunulmuştu. Ancak sahadaki pratik süreçte bu hat; İsrail’in yeni alanları kontrol altına alması, kalıcı askeri mevziler inşa etmesi ve sistematik yıkım politikasını sürdürmesi için bir araç işlevi gördü.
Tel Aviv yönetimi güncel durumda, Lübnan ile varılan ateşkesin kendisine operasyonel serbesti tanıdığını ve uygun gördüğü her an saldırı düzenleme hakkına sahip olduğunu ileri sürüyor. Hizbullah ise Kasım 2024 sonrasında oluşan saha realitesine geri dönülmesine kesinlikle izin vermeyeceğini duyurdu. Örgüt, geçmiş dönemde Lübnan hükümetine İsrail askerlerini diplomatik kanallarla bölgeden çıkarma imkanı tanımak amacıyla İsrail ihlallerine karşı “sabır stratejisi” izlediğini ifade ediyor.
Ateşkes sürecinde askeri çatışmalar devam ediyor
Bölgede ilan edilen ateşkese rağmen Güney Lübnan sahasında şiddetli çatışmalar yaşanmaya devam ediyor. Süreç içerisinde şu ana kadar iki İsrail askerinin hayatını kaybettiği bildirildi.
Hizbullah, pazartesi günü yaptığı resmi açıklamada, 19 Nisan 2026 Pazar günü Taybeh kasabasından Deyr Siryan yönündeki eski el-Sallaa mevzisine ilerleyen İsrail askeri konvoyunu hedef aldığını duyurdu.
Açıklamada, sekiz zırhlı araçtan oluşan konvoyun, Hizbullah üyeleri tarafından bölgeye önceden yerleştirilen el yapımı patlayıcı düzeneklerinin zincirleme şekilde infilak ettirilmesiyle vurulduğu aktarıldı.
Lübnanlı direniş örgütü, patlamaların yerel saatle 15.40 ile 16.40 arasında iki dalga halinde gerçekleştiğini ve operasyon sonucunda dört adet Merkava tipi tankın imha edildiğini belirtti.
Hizbullah, İsrail güçlerinin saat 18.00 sularında araçları bölgeden tahliye etmeden önce tankların alevler içinde kaldığının görüldüğünü ifade etti.
Ortadoğu
BAE, veri merkezi planlarını revize ediyor

Birleşik Arap Emirlikleri, ABD dışında gerçekleştirilecek en büyük projelerden biri olan 5 gigawatt’lık yapay zeka veri merkezi projesinin planlarını sessizce revize ediyor.
BAE, İran savaşı sonrasında kritik altyapının nasıl ve nerede inşa edilmesi gerektiğine dair yeniden değerlendirme sürecine girdi.
Konuya yakın altı kaynağın Reuters’a verdiği bilgiye göre, başlangıçta Abu Dabi’de 26 kilometre kare büyüklüğünde bir kampüs olarak tasarlanan projenin, artık BAE genelinde yayılmış bir veri merkezi ağından oluşması muhtemel.
Kaynaklara göre, proje bu bakımdan yeniden şekillenecek.
Yetkililer, hava savunma sistemleri ve bazı tesislerin yer altına inşa edilmesi dahil olmak üzere, tesisleri insansız hava araçları ve füze saldırılarından daha iyi korumanın yollarını da değerlendirdiklerini belirttiler.
Amerikalı teknoloji şirketleriyle ortaklaşa inşa edilen BAE-ABD Yapay Zeka Kampüsü’ne ilişkin planlar, geçen yıl Başkan Donald Trump’ın zengin Körfez ülkesine yaptığı ziyaret sırasında duyurulmuştu.
Proje, ekonomisini petrolden uzaklaştırmaya çalışan BAE’nin küresel bir yapay zeka gücü olma hedeflerinin merkezinde yer alıyor.
Proje, BAE ulusal güvenlik danışmanı ve cumhurbaşkanının kardeşi Şeyh Tahnun bin Zayed el Nahyan’ın kontrolündeki yapay zeka şirketi G42 tarafından yürütülüyor.
Nvidia yapay zeka çiplerine ve diğer gelişmiş ABD teknolojilerine erişim karşılığında BAE, Çin ile yapay zeka alanındaki bağlarını kesmeyi ve Stargate girişiminin ABD’deki veri merkezlerine yatırım yapmayı kabul etmişti.
Stargate, OpenAI, Oracle ve SoftBank arasında yapay zeka altyapısı kurmak amacıyla kurulan bir ortak girişim.
Reuters, BAE yetkililerinin yeni bir ana planı sonuçlandırmaya ne kadar yaklaştığını veya önerilen değişikliklerin inşaat maliyetlerini ve zaman çizelgelerini ne ölçüde etkileyebileceğini belirleyemedi.
Stargate UAE olarak bilinen, 30 milyar dolarlık ve 1 gigawatt kapasiteli bir hesaplama kümesinden oluşan projenin ilk aşamasının inşaatı geçen yıl başladı.
İlk 200 megawattlık kapasitenin bu yıl devreye girmesi planlanıyor.
Projede G42 ile ortaklık yapan Oracle’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Direktörü Larry Ellison’a göre, proje tamamlandığında BAE’deki tüm devlet kurumlarını ve ticari kuruluşları dünyanın en gelişmiş yapay zeka modellerine bağlayacak yeterli kapasiteye sahip olacak.
Projede olası revizyonlara ilişkin Reuters’ın sorularına yanıt veren G42, yapay zeka kampüsü çalışmalarının planlandığı gibi ilerlediğini belirtti.
Şirket, ayrıntılara girmeden, “Projenin ayrıntıları, bu ölçekteki kritik altyapılardan beklenen güvenlik, dayanıklılık ve operasyonel standartlar doğrultusunda sürekli olarak gözden geçiriliyor,” dedi.
OpenAI, yapay zeka vizyonunu gerçekleştirmek için BAE ile birlikte çalıştığını ve “bunu hayata geçirmek için gerekli altyapı ve benimseme öncelikleri konusunda iyi ilerleme kaydettiğini” belirtti.
Kaynaklar Reuters’a, Tahran’ın İran’a yönelik ABD ve İsrail hava saldırılarına misilleme olarak, Amerikan kuvvetlerini barındıran Körfez komşularına füze ve insansız hava araçları fırlatmaya başlamasının hemen ardından Birleşik Arap Emirlikleri yetkililerinin yapay zeka altyapı planlarını gözden geçirmeye başladığını bildirdi.
Mart ayında gerçekleşen saldırılarda Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki iki Amazon Web Services (AWS) veri merkezi ile Bahreyn’deki bir veri merkezi hasar gördü.
Şirketin web sitesindeki son güncellemelere göre, bölgedeki bulut bilişim hizmetleri hâlâ kesintiye uğramış durumda.
Nisan ayında İran silahlı kuvvetleri, Stargate UAE’nin de potansiyel bir hedef olduğu yönünde bir uyarı videosu yayınladı.
Videoda, kompleksin inşa edildiği yeri gösterdiği iddia edilen bir harita yer alıyordu ve altında “Hiçbir şey gözümüzden kaçmaz” yazıyordu.
Konuya aşina iki kaynak, daha önce kamuoyuna açıklanmamış olan Al Dhafra Hava Üssü yakınlarındaki bir şantiyenin konumunu doğruladı.
Abu Dabi’nin dış mahallelerinde bulunan üs, ABD askerlerine ev sahipliği yapıyor ve Şubat ayında başlayan savaş sırasında hedef alınmıştı.
Başkan Joe Biden döneminde ABD Dışişleri Bakanlığı Arap Yarımadası İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı olarak görev yapan Daniel Benaim, uzun süredir kendilerini güvenli liman olarak pazarlayan Körfez ülkeleri için bu çatışmanın bir “iktisadi deprem” olduğunu söyledi.
Washington merkezli bir düşünce kuruluşu olan Orta Doğu Enstitüsü’nde araştırmacı olan Benaim, “Kritik altyapıyı güçlendirmek için değişiklikler hayati önem taşıyor. Bölgedeki her ülke, riski azaltmak ve uluslararası ortakları ile yatırımcıları güvence altına almak için neler yapabileceğini değerlendirecek,” dedi.
Sektörden bir yönetici ve konuyla ilgili bilgilendirilen bir başka kişiye göre, BAE’deki yapay zeka kampüsünün inşaatının ilk aşamasının, tesisi hava saldırılarından korumak için bazı değişiklikler yapılsa da planlandığı gibi devam etmesi bekleniyor.
Projenin geri kalan kısmının muhtemelen birden fazla lokasyona yayılacağını belirttiler.
İki kaynağa göre, yetkililer yeraltında inşaat yapmanın yanı sıra, ordunun kullandığı veriler gibi en hassas verileri barındıran tesisleri dağların içine yerleştirmeyi de değerlendiriyor.
ABD, Çin ve Avrupa’da veri merkezleri, kullanılmayan madenlerin, Soğuk Savaş döneminden kalma sığınakların veya mağaraların içine inşa ediliyor.
BAE, çoğunlukla düz, çöl arazisinden oluşuyor. Fakat Res’ül Hayme ve Fuceyre emirliklerinin kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde uzanan dağ sıraları bulunuyor.
Üç kaynağın belirttiğine göre, yeniden tasarım sürecine hava savunma sistemleri dahil ediliyor.
Bunlara insansız hava aracı ve füze önleyiciler ile elektronik sinyal bozma ekipmanları da dahil.
Bir başka kaynak ise, diğer olası önlemler arasında patlamaya dayanıklı beton kullanımı ile yedek güç ve soğutma sistemlerinin eklenmesinin yer aldığını belirtti.
Ortadoğu
İran depoladığı parçalarla balistik füze montajını canlandırıyor

İran, İsrail ve ABD’nin aksi yöndeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde depoladığı parçalarla balistik füze üretimine yeniden geçti. Wall Street Journal gazetesinin eriştiğini iddia ettiği istihbarat raporları, nisan ayındaki ateşkes sürecinde tünel girişleri açılan Hocir gibi merkezlerde hareketliliğin sürdüğünü belgeliyor.
İran, İsrail ve ABD makamlarının bu kapasitenin tamamen ortadan kaldırıldığı yönündeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde balistik füze üretimine yeniden başladı.
The Wall Street Journal gazetesinin ABD’li ve Ortadoğulu yetkililere dayandırdığı haberine göre Tahran yönetimi, üretim sürecinde önceden depoladığı parçalardan yararlanıyor.
Yetkililer, savaşın başlangıcında füze sahalarına ve sanayi tesislerine düzenlenen saldırılara rağmen İran’ın hem katı hem de sıvı yakıtlı füzelerin montajına devam ettiğini aktarıyor.
İstihbarat verileri, ülkenin güneydoğusundaki Hocir kompleksi de dahil çok sayıda yer altı merkezinde hareketlilik olduğunu ve yeni hava saldırılarından korunmak amacıyla ilave yer altı montaj noktaları oluşturulmaya çalışıldığını gösteriyor.
ABD ve İsrail operasyonlarının bazı tesisleri tahrip etmesi ve deniz ablukasının katı yakıt bileşenleri ile parça ithalatını zorlaştırması nedeniyle, mevcut montaj işlemleri savaş öncesine kıyasla daha düşük hacimlerle sürdürülüyor.
ABD merkezli Füze Savunma İttifakı kıdemli analisti Tal Inbar, sürece ilişkin değerlendirmesinde tesislerin hedef alınmadığı anlarda hasarlı altyapının onarılabileceğini, diğer ülkelerden parça temin edilerek buralarda saklanabileceğini vurguladı.
Inbar, İran’ın füze üretim kapasitesini yeniden inşa etmediğini düşünmenin saflık olacağını kaydetti.
Tesislerin imha edildiğini ve Tahran’ın ciddi biçimde güç kaybettiğini savunan yetkili, İran’ın şu anda hiç olmadığı kadar zayıf bir durumda kaldığını, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu ülkenin nükleer silaha ulaşmasına asla müsaade etmeyeceğini söyledi.
Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, ABD’nin İran’a ait insansız hava aracı, balistik füze ve donanma sanayi altyapısının yüzde 90’a varan kısmını yok ettiğini, Tahran’ın füze ve İHA fırlatma kabiliyetini büyük ölçüde zayıflattığını dile getirdi.
Bir diğer ABD hükümet yetkilisi, Tahran yönetiminin haziran ortasında Hürmüz Boğazı’nın açılması ve savaşın sonlandırılmasına dair Trump yönetimiyle yürüttüğü ön müzakerelerin ardından üretimi düşük ölçekte de olsa yeniden canlandırmış olabileceğine işaret etti. Yetkili, mevcut stoklarla en az iki yüz füzenin monte edilebilecek durumda olduğunu belirtti.
CNN televizyonunun mayıs sonundaki haberinde, ABD ve İsrail’in maliyetli mühimmatlarla vurduğu yer altı füze sığınaklarının Tahran yönetimi tarafından buldozer ve damperli kamyonlar kullanılarak yeniden açılmaya çalışıldığı aktarılmıştı.
Nisan ayındaki ateşkes kararının ardından kazı faaliyetleri hız kazandı; 18 farklı noktada isabet alan 69 tünel girişinden 50’si yeniden ulaşıma hazır hale getirildi.
Uzmanlar, sadece tünel girişlerini bombalayarak füze gücünü yok etmenin imkansız olduğunu, bunun bombardımanların sınırını ortaya koyduğunu vurguladı.
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth nisan ayında İran’ın füze programını fiilen bitirdiklerini iddia etmişti. Ancak NBC News’ün haberinde, Tahran’ın ateşkes sürecini askeri gücünü toparlamak amacıyla değerlendirdiğine dikkat çekilmişti.
Ortadoğu
Pakistan: Husilere yönelik misillemeyi henüz görüşmedik

Pakistan, Yemen direnişinin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarına yanıt olarak Mekke Anlaşması kapsamında İslamabad’dan gelecek bir askeri tepki konusunda herhangi bir görüşme yapılmadığını belirtti.
Öte yandan Pakistan Dışişleri, “zamanı geldiğinde” Pakistan’ın harekete geçeceğini de ekledi.
Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Saccad Haydar Han, haftalık basın toplantısında, İslamabad’ın Türkiye ve Suudi Arabistan ile imzalanan ortak savunma anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini nasıl yerine getirmeyi planladığına dair bir soruya yanıtladı.
Han, “Şu anda bu konuda herhangi bir görüşme yok… Zamanı geldiğinde anlaşma kapsamında harekete geçeceğiz,” dedi.
Geçen ay imzalanan ortak savunma anlaşması, üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı bir saldırının, üçüne de yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor.
Bu soru, Yemen’deki Husilerin (Ensarullah) bu hafta Suudi şehirlerine ve enerji altyapısına saldırması üzerine gündeme geldi.
Reuters, İslamabad’ın Tahran’ı, “Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını yoğunlaştıran Yemenli Husi müttefiklerini dizginlemesi konusunda uyardığını” bildirdi.
Yine Reuters‘ta yer alan habere göre, Suudi yetkililer ile Pakistan ve Türk ordularından üst düzey temsilciler, Husi saldırılarına verilecek yanıtı koordine etmek üzere Riyad’da bir araya geldi.
Taraflar, birliklerinin Yemen’e girmemesi ve verilecek herhangi bir yanıtın Suudi Arabistan topraklarından başlatılması konusunda anlaştı.
ABD ile İran arasındaki çatışmada arabuluculuk da yapan Pakistan, bu saldırıları kınadı fakat savunma anlaşmasının hükümleri uyarınca nasıl tepki verebileceğine dair ayrıntı vermedi.
Han ayrıca, Washington’un küresel enerji arzını da aksatan bölgesel kargaşayı kontrol altına almakta zorlanırken, Mekke İttifakı’nı genişletmeye yönelik herhangi bir planın bulunmadığını belirtti.
Bu arada Ensarullah, Yemen’in güney batısında, Bab el-Mendeb boğazına yakın sahil kenti Muha’yı ele geçirdi.
Avrupa4 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa4 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa4 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor












