Ortadoğu
İsrail’e yönelik silah ambargoları ne kadar işe yarıyor?

Gazze’deki operasyonlar nedeniyle en az yirmi ülke İsrail’e silah satışını sınırladı ancak bu adımlar İsrail’in askeri kapasitesini zayıflatmıyor. İsrail’in en büyük konvansiyonel silah ithalatının yüzde 99’unu karşılayan ABD ve Almanya’nın tam kapsamlı bir ambargo uygulamaması, diğer ülkelerin getirdiği kısıtlamaların etkisini sınırlı kılıyor.
Gazze’deki soykırım harekatı nedeniyle en az yirmi ülke İsrail’e yönelik silah satışlarına kısıtlama getirdi.
İsrail’in operasyonlarına karşı küresel tepki büyüdükçe, bu kısıtlamaların sayısı da yıl boyunca istikrarlı bir şekilde arttı.
Mevcut ateşkes yürürlüğe girdiğinde altı ülke silah sevkiyatını tamamen yasaklamıştı.
Son olarak İspanya, İsrail’e silah, askeri teçhizat ve ilgili teknolojilerin satışını yasaklayarak kapsamlı bir ambargo uygulayan ülke oldu.
Diğer bazı hükümetler ise doğrudan ambargo yerine, yalnızca Gazze’deki operasyonlarla bağlantılı ihracatları sınırlamayı tercih etti.
Bazı liderler, bu ihracat kısıtlamalarını İsrail’in Gazze’de soykırım işlediği yönündeki suçlamalarla ilişkilendirdi.
Bağımsız bir BM komisyonu, soykırım araştırmacılarından oluşan bir dernek ve çeşitli İsrailli ile uluslararası insan hakları örgütleri de bu sonuca varmıştı.
Buna karşılık İsrail Dışişleri Bakanlığı, geçen ay yayımlanan BM komisyonu raporunu “yalanlara dayanan sahte bir rapor” olarak niteleyerek bulguları reddetti.
Yasakların etkisi neden sınırlı kalıyor?
Ancak artan diplomatik baskıya rağmen kısıtlamaların İsrail’in askeri kapasitesini zayıflatması beklenmiyor.
The Washington Post gazetesinin araştırması da bu yasakların etkisinin sınırlı kalacağını ortaya koyuyor.
Silah sevkiyatlarını izleyen Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI), İsrail’in “büyük konvansiyonel silah” ithalatının yüzde 99’unun ABD ve Almanya’dan geldiğini bildiriyor.
İtalya ise bu iki ülkenin çok gerisinde üçüncü sırada yer alıyor. Bu yoğunlaşma, genellikle küçük tedarikçilerden gelen yeni yasakların İsrail’in ağır silah kaynaklarını kayda değer biçimde etkilemediği anlamına geliyor.
Almanya ve İtalya kısmi kısıtlamalar uygularken, Politico dergisine göre bazı üst düzey Alman yetkililer ateşkesin yürürlüğe girmesiyle bu önlemlerin geri çekilmesi çağrısında bulundu.
ABD ise İsrail’e silah satışlarını kısıtlamaya yönelik hiçbir işaret vermedi.
SIPRI verilerinin kapsamadığı silahlar
SIPRI’nin verileri askeri uçaklar, zırhlı araçlar, savaş gemileri, güdümlü füzeler, torpidolar, güdümlü bombalar gibi büyük mühimmatlar, hava radarları, hava savunma sistemleri ve 100 milimetre üzeri topçu sistemlerini kapsıyor.
Veritabanı, bu sistemlerin devletler, silahlı örgütler ve uluslararası kuruluşlar arasındaki yasal satış veya hibe işlemlerini kaydediyor.
Bununla birlikte küçük konvansiyonel silahlar, makineli tüfekler, hafif silah mühimmatı ve bazı mühimmat türleri bu verilerin dışında tutuluyor.
Ayrıca İsrail ordusunun Gazze ve işgal altındaki Batı Şeria’da yoğun biçimde kullandığı insansız hava araçları da kapsam dışı bırakılıyor.
Bu eksiklik, İHA’ların son operasyonlardaki merkezi rolü düşünüldüğünde önem taşıyor.
İsrail savunma sanayii, 7 Ekim 2023’ten sonra rekor düzeyde ihracat geliri elde etti. İsrail Savunöa Bakanlığı, geçen yıl savunma ihracatının 14,8 milyar dolara ulaştığını ve bu miktarın yarısından fazlasının Avrupalı alıcılara gittiğini açıkladı.
Ülkelerin attığı adımlar
Belçika: 2009’dan bu yana İsrail’e silah ihracatını yasaklayan Belçika, temmuz ayında bu yasağın kapsamını genişletti. Brüksel mahkemesi, İsrail’e giden askeri teçhizatın Belçika limanlarından geçişini de yasakladı. Hükümet, kuralı ihlal eden taşıyıcılara konteyner başına 50 bin avro ceza uygulayacak.
Birleşik Krallık: Londra, Gazze’de kullanılan uçak, helikopter ve İHA parçalarının uluslararası hukuku ağır şekilde ihlal etme riski taşıdığı gerekçesiyle İsrail ordusuna tedarik sağlayan 30 firmanın ihracat lisansını askıya aldı. Askıya alınan lisanslar, Birleşik Krallık’ın İsrail’e verdiği izinlerin yaklaşık yüzde 8’ini oluşturuyor. Yasak, doğrudan İsrail’e gönderilmedikçe F-35 savaş uçakları için üretilen parçalara otomatik olarak uygulanmıyor. Öte yandan İskoçya, İsrail’e silah sağlayan şirketlere kamu fonu desteğini durdurdu. İskoçya Başbakanı John Swinney, “Savaş sürerken ve soykırım iddiası geçerliliğini korurken, Birleşik Krallık hükümeti İsrail’le askeri işbirliğini sonlandırmalı” diye konuştu.
Kanada: Kanada hükümeti, Ocak 2024’te İsrail’e tüm silah sevkiyatlarını durdurduğunu açıkladı. Arms Embargo Now adlı bir sivil toplum grubu ise Ekim 2023 ile Temmuz 2025 arasında ticari sevkiyat kayıtlarında olası transferler tespit ettiğini bildirdi. Ottawa yönetimi, Gazze’de kullanılabilecek hiçbir yeni iznin verilmediğini ve ihracat kurallarını ihlal edenlere “ağır hukuki yaptırımlar” uygulanacağını belirtti.
Almanya: İsrail’in ikinci büyük silah tedarikçisi olan Almanya, Gazze kentine planlanan saldırı öncesinde ağustos ayında silah transferlerini “Gazze’de açıkça kullanılabilecek” teçhizatla sınırlayarak kısmen durdurdu. Parlamento belgelerine göre Almanya, fiilen silah sevkiyatını büyük ölçüde durdurdu. SIPRI verileri, 1 Ocak 2024 ile 26 Haziran 2025 arasında Almanya’nın İsrail’e yaklaşık 292 milyon dolarlık silah transferine onay verdiğini gösteriyor. Almanya geçmişte savaş gemileri ve Merkava tankları için motor parçaları tedarik etmişti.
Lahey Grubu: Güney Afrika, ocak ayında sekiz ülkeyi bir araya getirerek İsrail’e ihracat kısıtlaması taahhüdü veren Lahey Grubu’nu kurdu. O tarihten bu yana Türkiye, Irak, Libya, Umman ile Saint Vincent ve Grenadinler de gruba katıldı. Yaz aylarında ise 32 ülkenin lideri, Bogota’da düzenlenen toplantıda savaşın durdurulmasına yönelik yeni adımları görüştü.
İrlanda: 7 Ekim 2023 öncesinde de ihracatı sınırlayan İrlanda, Ağustos 2024’te İsrail’le silah alımını ve silah transferini yasaklayan kararı açıkladı. Bu kararla İrlanda, Avrupa Birliği’nde bu yönde adım atan ilk ülke oldu.
İtalya: İtalya, 7 Ekim 2023’ten sonra silah sevkiyatlarını durdurduğunu duyurmuştu. Ancak Roma, savaş öncesinde imzalanan bazı sözleşmeleri yerine getirmek için sınırlı sayıda sevkiyata izin verdi. Önceki teslimatlar arasında deniz topu sistemleri ve AW119 Koala helikopterleri bulunuyor. SIPRI, 2022-2023 döneminde kısmi teslimatlar kaydetti. Başbakan Giorgia Meloni üzerindeki iç baskı artarken ülke genelinde kitlesel protestolar düzenlendi ve Ravenna limanında işçiler İsrail’e gönderilen yükleri yüklemeyi reddetti. İtalya yasaları, savaş halindeki veya uluslararası insani hukuku ihlal eden ülkelere silah ihracatını yasaklıyor.
Hollanda: Hollanda, 7 Ekim 2023’ten sonra silah ihracatını durdurdu ancak İsrail’in F-35 programı için parça tedarik etmeyi sürdürüyor. Ayrıca İsrailli firmalar, kasım ayında yapılacak ülkenin en büyük askeri fuarına katılamayacak.
Slovenya: Slovenya, 7 Ekim’den sonra tam ambargo uygulayan ilk AB ülkesi oldu. Ancak SIPRI verileri, ülkenin son dönemde İsrail’e tedarikçi olmadığını gösteriyor.
İspanya: İspanya, geçen hafta İsrail’e yönelik tam kapsamlı silah ambargosunu yürürlüğe koydu. Başbakan Pedro Sanchez, kararı “Gazze’deki soykırımı durdurma girişimi” olarak niteledi. Yasak yalnızca silahları değil, askeri uçaklarda kullanılan havacılık yakıtının transitini ve Batı Şeria’daki yerleşimlerden yapılan ithalatı da kapsıyor. Sanchez, “Bu, meşru müdafaa değil. Hatta saldırı da değil. Bu, savunmasız bir halkın yok edilmesi. İnsanî hukuk kurallarının tümünü çiğniyor” dedi.
Ambargo siyasetinin sınırları
Tüm bu önlemler, Gazze’deki askeri harekâta karşı artan uluslararası tecridi ve ahlaki kınamayı ortaya koyuyor.
Ancak en ağır ve gelişmiş silah sistemlerinin tedariki birkaç ülkenin elinde yoğunlaştığı için, bu adımların fiili etkisi sınırlı kalıyor.
ABD veya Almanya daha sert önlemler almadıkça, İsrail’in ana cephaneliği büyük ölçüde etkilenmeyecek.
Bu arada İsrail’in silah ihracatçıları yeni pazarlar bulmayı sürdürüyor.
SIPRI gibi veri kaynaklarında İHA’ların ve küçük çaplı silahların dışlanması ise askeri ticaretin ve sahadaki operasyonel sonuçlarının tam olarak anlaşılmasını güçleştiriyor.
Ortadoğu
BAE, veri merkezi planlarını revize ediyor

Birleşik Arap Emirlikleri, ABD dışında gerçekleştirilecek en büyük projelerden biri olan 5 gigawatt’lık yapay zeka veri merkezi projesinin planlarını sessizce revize ediyor.
BAE, İran savaşı sonrasında kritik altyapının nasıl ve nerede inşa edilmesi gerektiğine dair yeniden değerlendirme sürecine girdi.
Konuya yakın altı kaynağın Reuters’a verdiği bilgiye göre, başlangıçta Abu Dabi’de 26 kilometre kare büyüklüğünde bir kampüs olarak tasarlanan projenin, artık BAE genelinde yayılmış bir veri merkezi ağından oluşması muhtemel.
Kaynaklara göre, proje bu bakımdan yeniden şekillenecek.
Yetkililer, hava savunma sistemleri ve bazı tesislerin yer altına inşa edilmesi dahil olmak üzere, tesisleri insansız hava araçları ve füze saldırılarından daha iyi korumanın yollarını da değerlendirdiklerini belirttiler.
Amerikalı teknoloji şirketleriyle ortaklaşa inşa edilen BAE-ABD Yapay Zeka Kampüsü’ne ilişkin planlar, geçen yıl Başkan Donald Trump’ın zengin Körfez ülkesine yaptığı ziyaret sırasında duyurulmuştu.
Proje, ekonomisini petrolden uzaklaştırmaya çalışan BAE’nin küresel bir yapay zeka gücü olma hedeflerinin merkezinde yer alıyor.
Proje, BAE ulusal güvenlik danışmanı ve cumhurbaşkanının kardeşi Şeyh Tahnun bin Zayed el Nahyan’ın kontrolündeki yapay zeka şirketi G42 tarafından yürütülüyor.
Nvidia yapay zeka çiplerine ve diğer gelişmiş ABD teknolojilerine erişim karşılığında BAE, Çin ile yapay zeka alanındaki bağlarını kesmeyi ve Stargate girişiminin ABD’deki veri merkezlerine yatırım yapmayı kabul etmişti.
Stargate, OpenAI, Oracle ve SoftBank arasında yapay zeka altyapısı kurmak amacıyla kurulan bir ortak girişim.
Reuters, BAE yetkililerinin yeni bir ana planı sonuçlandırmaya ne kadar yaklaştığını veya önerilen değişikliklerin inşaat maliyetlerini ve zaman çizelgelerini ne ölçüde etkileyebileceğini belirleyemedi.
Stargate UAE olarak bilinen, 30 milyar dolarlık ve 1 gigawatt kapasiteli bir hesaplama kümesinden oluşan projenin ilk aşamasının inşaatı geçen yıl başladı.
İlk 200 megawattlık kapasitenin bu yıl devreye girmesi planlanıyor.
Projede G42 ile ortaklık yapan Oracle’ın Yönetim Kurulu Başkanı ve Teknoloji Direktörü Larry Ellison’a göre, proje tamamlandığında BAE’deki tüm devlet kurumlarını ve ticari kuruluşları dünyanın en gelişmiş yapay zeka modellerine bağlayacak yeterli kapasiteye sahip olacak.
Projede olası revizyonlara ilişkin Reuters’ın sorularına yanıt veren G42, yapay zeka kampüsü çalışmalarının planlandığı gibi ilerlediğini belirtti.
Şirket, ayrıntılara girmeden, “Projenin ayrıntıları, bu ölçekteki kritik altyapılardan beklenen güvenlik, dayanıklılık ve operasyonel standartlar doğrultusunda sürekli olarak gözden geçiriliyor,” dedi.
OpenAI, yapay zeka vizyonunu gerçekleştirmek için BAE ile birlikte çalıştığını ve “bunu hayata geçirmek için gerekli altyapı ve benimseme öncelikleri konusunda iyi ilerleme kaydettiğini” belirtti.
Kaynaklar Reuters’a, Tahran’ın İran’a yönelik ABD ve İsrail hava saldırılarına misilleme olarak, Amerikan kuvvetlerini barındıran Körfez komşularına füze ve insansız hava araçları fırlatmaya başlamasının hemen ardından Birleşik Arap Emirlikleri yetkililerinin yapay zeka altyapı planlarını gözden geçirmeye başladığını bildirdi.
Mart ayında gerçekleşen saldırılarda Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki iki Amazon Web Services (AWS) veri merkezi ile Bahreyn’deki bir veri merkezi hasar gördü.
Şirketin web sitesindeki son güncellemelere göre, bölgedeki bulut bilişim hizmetleri hâlâ kesintiye uğramış durumda.
Nisan ayında İran silahlı kuvvetleri, Stargate UAE’nin de potansiyel bir hedef olduğu yönünde bir uyarı videosu yayınladı.
Videoda, kompleksin inşa edildiği yeri gösterdiği iddia edilen bir harita yer alıyordu ve altında “Hiçbir şey gözümüzden kaçmaz” yazıyordu.
Konuya aşina iki kaynak, daha önce kamuoyuna açıklanmamış olan Al Dhafra Hava Üssü yakınlarındaki bir şantiyenin konumunu doğruladı.
Abu Dabi’nin dış mahallelerinde bulunan üs, ABD askerlerine ev sahipliği yapıyor ve Şubat ayında başlayan savaş sırasında hedef alınmıştı.
Başkan Joe Biden döneminde ABD Dışişleri Bakanlığı Arap Yarımadası İşlerinden Sorumlu Müsteşar Yardımcısı olarak görev yapan Daniel Benaim, uzun süredir kendilerini güvenli liman olarak pazarlayan Körfez ülkeleri için bu çatışmanın bir “iktisadi deprem” olduğunu söyledi.
Washington merkezli bir düşünce kuruluşu olan Orta Doğu Enstitüsü’nde araştırmacı olan Benaim, “Kritik altyapıyı güçlendirmek için değişiklikler hayati önem taşıyor. Bölgedeki her ülke, riski azaltmak ve uluslararası ortakları ile yatırımcıları güvence altına almak için neler yapabileceğini değerlendirecek,” dedi.
Sektörden bir yönetici ve konuyla ilgili bilgilendirilen bir başka kişiye göre, BAE’deki yapay zeka kampüsünün inşaatının ilk aşamasının, tesisi hava saldırılarından korumak için bazı değişiklikler yapılsa da planlandığı gibi devam etmesi bekleniyor.
Projenin geri kalan kısmının muhtemelen birden fazla lokasyona yayılacağını belirttiler.
İki kaynağa göre, yetkililer yeraltında inşaat yapmanın yanı sıra, ordunun kullandığı veriler gibi en hassas verileri barındıran tesisleri dağların içine yerleştirmeyi de değerlendiriyor.
ABD, Çin ve Avrupa’da veri merkezleri, kullanılmayan madenlerin, Soğuk Savaş döneminden kalma sığınakların veya mağaraların içine inşa ediliyor.
BAE, çoğunlukla düz, çöl arazisinden oluşuyor. Fakat Res’ül Hayme ve Fuceyre emirliklerinin kuzey ve kuzeydoğu bölgelerinde uzanan dağ sıraları bulunuyor.
Üç kaynağın belirttiğine göre, yeniden tasarım sürecine hava savunma sistemleri dahil ediliyor.
Bunlara insansız hava aracı ve füze önleyiciler ile elektronik sinyal bozma ekipmanları da dahil.
Bir başka kaynak ise, diğer olası önlemler arasında patlamaya dayanıklı beton kullanımı ile yedek güç ve soğutma sistemlerinin eklenmesinin yer aldığını belirtti.
Ortadoğu
İran depoladığı parçalarla balistik füze montajını canlandırıyor

İran, İsrail ve ABD’nin aksi yöndeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde depoladığı parçalarla balistik füze üretimine yeniden geçti. Wall Street Journal gazetesinin eriştiğini iddia ettiği istihbarat raporları, nisan ayındaki ateşkes sürecinde tünel girişleri açılan Hocir gibi merkezlerde hareketliliğin sürdüğünü belgeliyor.
İran, İsrail ve ABD makamlarının bu kapasitenin tamamen ortadan kaldırıldığı yönündeki açıklamalarına karşın yer altı tesislerinde balistik füze üretimine yeniden başladı.
The Wall Street Journal gazetesinin ABD’li ve Ortadoğulu yetkililere dayandırdığı haberine göre Tahran yönetimi, üretim sürecinde önceden depoladığı parçalardan yararlanıyor.
Yetkililer, savaşın başlangıcında füze sahalarına ve sanayi tesislerine düzenlenen saldırılara rağmen İran’ın hem katı hem de sıvı yakıtlı füzelerin montajına devam ettiğini aktarıyor.
İstihbarat verileri, ülkenin güneydoğusundaki Hocir kompleksi de dahil çok sayıda yer altı merkezinde hareketlilik olduğunu ve yeni hava saldırılarından korunmak amacıyla ilave yer altı montaj noktaları oluşturulmaya çalışıldığını gösteriyor.
ABD ve İsrail operasyonlarının bazı tesisleri tahrip etmesi ve deniz ablukasının katı yakıt bileşenleri ile parça ithalatını zorlaştırması nedeniyle, mevcut montaj işlemleri savaş öncesine kıyasla daha düşük hacimlerle sürdürülüyor.
ABD merkezli Füze Savunma İttifakı kıdemli analisti Tal Inbar, sürece ilişkin değerlendirmesinde tesislerin hedef alınmadığı anlarda hasarlı altyapının onarılabileceğini, diğer ülkelerden parça temin edilerek buralarda saklanabileceğini vurguladı.
Inbar, İran’ın füze üretim kapasitesini yeniden inşa etmediğini düşünmenin saflık olacağını kaydetti.
Tesislerin imha edildiğini ve Tahran’ın ciddi biçimde güç kaybettiğini savunan yetkili, İran’ın şu anda hiç olmadığı kadar zayıf bir durumda kaldığını, ABD Başkanı Donald Trump’ın bu ülkenin nükleer silaha ulaşmasına asla müsaade etmeyeceğini söyledi.
Pentagon Sözcüsü Sean Parnell, ABD’nin İran’a ait insansız hava aracı, balistik füze ve donanma sanayi altyapısının yüzde 90’a varan kısmını yok ettiğini, Tahran’ın füze ve İHA fırlatma kabiliyetini büyük ölçüde zayıflattığını dile getirdi.
Bir diğer ABD hükümet yetkilisi, Tahran yönetiminin haziran ortasında Hürmüz Boğazı’nın açılması ve savaşın sonlandırılmasına dair Trump yönetimiyle yürüttüğü ön müzakerelerin ardından üretimi düşük ölçekte de olsa yeniden canlandırmış olabileceğine işaret etti. Yetkili, mevcut stoklarla en az iki yüz füzenin monte edilebilecek durumda olduğunu belirtti.
CNN televizyonunun mayıs sonundaki haberinde, ABD ve İsrail’in maliyetli mühimmatlarla vurduğu yer altı füze sığınaklarının Tahran yönetimi tarafından buldozer ve damperli kamyonlar kullanılarak yeniden açılmaya çalışıldığı aktarılmıştı.
Nisan ayındaki ateşkes kararının ardından kazı faaliyetleri hız kazandı; 18 farklı noktada isabet alan 69 tünel girişinden 50’si yeniden ulaşıma hazır hale getirildi.
Uzmanlar, sadece tünel girişlerini bombalayarak füze gücünü yok etmenin imkansız olduğunu, bunun bombardımanların sınırını ortaya koyduğunu vurguladı.
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth nisan ayında İran’ın füze programını fiilen bitirdiklerini iddia etmişti. Ancak NBC News’ün haberinde, Tahran’ın ateşkes sürecini askeri gücünü toparlamak amacıyla değerlendirdiğine dikkat çekilmişti.
Ortadoğu
Pakistan: Husilere yönelik misillemeyi henüz görüşmedik

Pakistan, Yemen direnişinin Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarına yanıt olarak Mekke Anlaşması kapsamında İslamabad’dan gelecek bir askeri tepki konusunda herhangi bir görüşme yapılmadığını belirtti.
Öte yandan Pakistan Dışişleri, “zamanı geldiğinde” Pakistan’ın harekete geçeceğini de ekledi.
Pakistan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Saccad Haydar Han, haftalık basın toplantısında, İslamabad’ın Türkiye ve Suudi Arabistan ile imzalanan ortak savunma anlaşması kapsamındaki yükümlülüklerini nasıl yerine getirmeyi planladığına dair bir soruya yanıtladı.
Han, “Şu anda bu konuda herhangi bir görüşme yok… Zamanı geldiğinde anlaşma kapsamında harekete geçeceğiz,” dedi.
Geçen ay imzalanan ortak savunma anlaşması, üç ülkeden herhangi birine yönelik silahlı bir saldırının, üçüne de yönelik bir saldırı olarak kabul edileceğini öngörüyor.
Bu soru, Yemen’deki Husilerin (Ensarullah) bu hafta Suudi şehirlerine ve enerji altyapısına saldırması üzerine gündeme geldi.
Reuters, İslamabad’ın Tahran’ı, “Suudi Arabistan’a yönelik saldırılarını yoğunlaştıran Yemenli Husi müttefiklerini dizginlemesi konusunda uyardığını” bildirdi.
Yine Reuters‘ta yer alan habere göre, Suudi yetkililer ile Pakistan ve Türk ordularından üst düzey temsilciler, Husi saldırılarına verilecek yanıtı koordine etmek üzere Riyad’da bir araya geldi.
Taraflar, birliklerinin Yemen’e girmemesi ve verilecek herhangi bir yanıtın Suudi Arabistan topraklarından başlatılması konusunda anlaştı.
ABD ile İran arasındaki çatışmada arabuluculuk da yapan Pakistan, bu saldırıları kınadı fakat savunma anlaşmasının hükümleri uyarınca nasıl tepki verebileceğine dair ayrıntı vermedi.
Han ayrıca, Washington’un küresel enerji arzını da aksatan bölgesel kargaşayı kontrol altına almakta zorlanırken, Mekke İttifakı’nı genişletmeye yönelik herhangi bir planın bulunmadığını belirtti.
Bu arada Ensarullah, Yemen’in güney batısında, Bab el-Mendeb boğazına yakın sahil kenti Muha’yı ele geçirdi.
Avrupa6 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa5 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa6 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya5 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor










