Bizi Takip Edin

Diplomasi

İsrailli hukuk grubu Shurat HaDin, Kanadalı bağımsız haber sitesi The Maple’ı hedef alıyor

Yayınlanma

İsrail merkezli hukuk grubu Shurat HaDin, Kanadalı bağımsız yayın organı The Maple’ın gelir kaynaklarını kesmek ve sitesini kapattırmak amacıyla geniş kapsamlı bir hukuki kampanya başlattı. Ödeme altyapısı sağlayıcılarına ve Kanada emniyet birimlerine başvuruda bulunan kuruluşun bu adımı, medya özgürlüğü ve dijital sansür tartışmalarını gündeme taşıdı.

Hukuki davaları stratejik bir araç olarak kullanan İsrail merkezli Shurat HaDin grubu, Kanada’da okur desteğiyle yayın yapan bağımsız haber sitesi The Maple’ı kapattırmak için harekete geçti.

The Maple tarafından aktarılan bilgilere göre kuruluş; sitenin finansal damarlarını kesmek ve hakkında ceza soruşturması açılmasını sağlamak amacıyla ödeme altyapısı sağlayıcıları ile Kanada makamlarına resmi başvurularda bulundu.

Yayın organı, bu girişimin yalnızca gelir kaynaklarını hedef almadığını, aynı zamanda yapılan habercilik faaliyetlerini suç kapsamına sokma çabası taşıdığını belirtti.

Ödeme sistemlerine ve emniyet birimlerine hukuki bildirim gönderildi

Shurat HaDin; Stripe, Apple Pay ve küresel kredi kartı şirketlerine hukuki tebligatlar göndererek The Maple’a sunulan hizmetlerin ivedilikle sonlandırılmasını talep etti.

İsrail basınına yansıyan haberlerde, kuruluşun Toronto Emniyet Müdürü, Ontario Eyalet Polisi ve eyalet başsavcılığına da mektuplar yazarak site hakkında ceza soruşturması başlatılmasını ve erişimin engellenmesini istediği kaydedildi.

Shurat HaDin kurucusu Nitsana Darshan-Leitner, 4 Şubat’ta Canadian Jewish News’e yaptığı açıklamada, bu tür adımların diğer kurumlar için de “uyarı niteliği” taşıdığını ifade ederek, asıl amacın yalnızca The Maple olmadığını, bir soruşturma açılmasının dahi hedeflenen dikkati çekmek için yeterli olacağını savundu.

Kuruluşun Mossad ile olan operasyonel işbirliği dikkat çekiyor

Misyonunu “terörizmi davalar yoluyla iflas ettirmek” olarak tanımlayan Shurat HaDin’in, geçmişte İsrail dış istihbarat servisi Mossad ile olan bağları yeniden gündeme geldi.

The Maple, Darshan-Leitner’in 2024 tarihli bir videoda Mossad’ın kendileriyle temasa geçerek kanıt sağlama teklifinde bulunduğuna dair beyanlarına dikkat çekti.

Reuters’ın 2017 yılında yayımladığı bir haberde de Darshan-Leitner’in istihbarat servisinden düzenli brifingler aldığı bildirilmişti.

Kuruluş daha önce UNRWA’ya karşı yürütülen davalar, Al Jazeera’ya yönelik 1 milyar dolarlık tazminat talebi ve BDS hareketini engelleme girişimleriyle tanınıyor.

Kanada polisi veri tabanında suç unsuru bulmadı

Kapatma girişiminin, The Maple’ın İsrail ordusunda görev yapmış Kanadalılara dair açık kaynaklardan topladığı iki veri tabanını yayımlamasının ardından gelmesi dikkat çekti.

Yayın organı, bu verilerin tamamen kamuya açık belgelerden derlendiğini, kimseyi hedef göstermediğini veya tacizi teşvik etmediğini vurguladı.

Kanada Kraliyet Atlı Polisi (RCMP) tarafından mart ayında yapılan incelemede, söz konusu veri tabanının suç teşkil etmediği sonucuna varıldığı belirtildi.

The Maple yönetimi, şu ana kadar ödeme sağlayıcılarından veya emniyet güçlerinden resmi bir bildirim almadıklarını ve baskılara rağmen habercilik faaliyetlerini sürdüreceklerini duyurdu.

The Maple’a yönelik bu girişim, İsrail’in Gazze’deki askeri faaliyetlerine ilişkin küresel kamuoyunu şekillendirmek amacıyla yürüttüğü çok boyutlu stratejinin bir parçası olarak değerlendiriliyor.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, dijital içerik şikayetleri, yapay zeka destekli moderasyon ve büyük reklam kampanyalarını içeren bu süreci “Sekizinci Cephe” olarak nitelendirmişti.

Öte yandan, “Framing Gaza” başlıklı medya analiz raporu, Batılı ana akım medyada “İsrail” ifadesinin başlıklarda “Filistin”e oranla çok daha baskın kullanıldığını saptarken; The Intercept’in araştırması, YouTube’un ABD yaptırımları çerçevesinde İsrail’in olası savaş suçlarını belgeleyen 700’den fazla videoyu platformdan kaldırdığını ortaya koydu.

Diplomasi

Vişegrád Dörtlüsü yeniden bir araya geldi

Yayınlanma

Visegrád Dörtlüsü liderleri salı günü bölgesel ittifaklarını yeniden canlandırdıklarını açıkladı.

Çekya, Macaristan, Polonya ve Slovakya’dan oluşan bölgesel ittifak, göç, endüstriyel rekabet gücü ve AB’nin bir sonraki uzun vadeli bütçesi konularında daha sıkı bir koordinasyon içinde olacaklarına söz verdi.

Gödöllő’de düzenlenen zirvede Macaristan Başbakanı Péter Magyar, 65 milyonluk bloğun iktisadi gücünü vurgulayarak, dört ülkenin Almanya ile toplam ticaret hacminin Fransa’nınkini aştığını belirtti.

Yenilenen işbirliğinin bir sembolü olarak, Macyar, Çekya, Polonya ve Slovakya liderlerine Budapeşte, Bratislava, Prag ve Varşova’yı birbirine bağlayacak bir yüksek hızlı demiryolu ağı projesinin taslağını sundu ve Slovakya’nın yaklaşan V4 başkanlığı döneminde proje için AB fonu talep etmeleri konusunda liderleri teşvik etti.

Magyar, ittifakın son dönemdeki zorluklarını önceki Macar hükümetine yükleyerek, eski Başbakan Viktor Orbán’ın “Rusya yanlısı” tutumu ve aranan Polonyalı siyasetçilere sığınma hakkı verme kararının Budapeşte ile Varşova arasındaki ilişkileri ciddi şekilde zedelediğini savundu.

“Artık geçmişi geride bırakmanın zamanı geldi,” diyen Magyar, grubun 35 yıl önce Lech Wałęsa, Václav Havel ve József Antall tarafından kurulduğunu hatırlattı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, Macaristan’ın diplomatik ilişkileri yeniden canlandırmasını memnuniyetle karşıladı ve Magyar’ın seçim zaferini övdü.

Otuz yıldır tanıdığını söylediği Orbán ile bir karşılaştırma yapan Tusk, eski Macar liderin jeopolitik bakış açısının kökten değiştiğini, bu nedenle işbirliğinin imkansız hale geldiğini savundu.

Slovakya, 1 Temmuz’da V4’ün dönem başkanlığını devralmaya hazırlanırken, Slovakya Başbakanı Robert Fico, endüstriyel rekabet gücünün en önemli önceliği olacağını belirtti.

Fico, yüksek elektrik fiyatlarının Avrupa sanayisini zayıflattığı uyarısında bulunarak, dört ülkenin AB’nin emisyon ticareti sisteminde değişiklik yapılması için ortaklaşa baskı uygulayacağını söyledi.

Liderler ayrıca, bloğun 2028-34 bütçesi üzerindeki müzakerelerde, sosyal uyumun korunması ve tarım fonlarına odaklanarak yakın işbirliği içinde hareket etme konusunda anlaştılar.

Dört hükümet, bloğun dış sınırlarının güçlendirilmesinin öncelik olmaya devam etmesi gerektiğini savunarak, AB’nin yeni Göç Paktı’na karşı olduklarını yineledi.

Genişleme konusunda liderler, Batı Balkanlara yönelik AB genişlemesini destekledi. Fakat jeopolitik hususların bazı aday ülkeler için daha hızlı entegrasyonu haklı kılıp kılmadığına dair blok içinde daha geniş bir tartışma sürerken, Ukrayna da dahil olmak üzere tüm aday ülkelerin mevcut katılım kriterlerini karşılaması gerektiği konusunda ısrar ettiler.

Çek Cumhuriyeti Başbakanı Andrej Babiš, ortak çıkarları savunma konusunda bölge liderlerinin “yine aynı gemide” olduklarını söyledi.

Liderler, V4’ü dört üyeli bir yapı olarak sürdürme konusunda mutabık kalırken, belirli politika konularında diğer ülkeleri de sürece dahil etmek için daha geniş kapsamlı “V4+” çerçevesini kullanmaya karar verdiler.

Fico ve Babiš, bütçe müzakerelerine İrlanda’yı, endüstriyel rekabet gücü ve karbon fiyatlandırma politikalarına ise Avusturya ve Almanya’yı dahil etmek için V4+ formatının kullanılmasını önerdiler.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Taliban, Brüksel’de 15 AB ülkesiyle bir araya geldi

Yayınlanma

15 AB üyesi ülke, 23 Haziran günü Brüksel’de Taliban ile bir araya gelerek Afganları Afganistan’a sınır dışı etme konusunu görüştü.

Avrupa Komisyonu’ndan bir sözcü salı günü yaptığı açıklamada, toplantının İsveç ile ortak başkanlıkta yürütüldüğünü belirtti. Belçika ve Hollanda da toplantıya katıldı.

Komisyon, toplantının öncelikle sabıka kaydı bulunan ve güvenlik tehdidi oluşturan Afgan vatandaşlarının geri dönüşüyle ilgili olduğunu vurguladı.

Görüşmelerde, geri gönderilecek kişilerin kimlik tespiti, seyahat belgelerinin düzenlenmesi ve geri dönüş süreçleri gibi her türlü konu ele alındı.

Fakat ocak ayında Kabil’e giden üst düzey bir AB Komisyonu yetkilisi olan Johannes Luchner, daha önce bu kapsamın suçlu olmayan Afganları da içerebileceğini belirtmişti.

Ocak ayı sonunda Avrupalı milletvekillerine yaptığı açıklamada, “Öncelikli ilgilendiğimiz konu suçluların geri dönüşü, fakat geri dönüş emri bulunan suçlu olmayan Afganların sayısı da giderek artıyor,” demişti.

Başka bir AB kaynağı da şimdi aynı görüşü dile getiriyor. Bu kaynak, salı günü ve toplantı öncesinde EUobserver’a yaptığı açıklamada, görüşmelerin sığınma başvurusunda bulunup reddedilenlerin geri dönüşünü de kapsayacağını belirtti.

Komisyon, günün erken saatlerinde toplantıyla ilgili herhangi bir ayrıntı vermeyi reddetmişti.

Bu da Taliban heyetinin seyahat masraflarını kimin karşıladığı, toplantının nerede yapılacağı, toplantıya kadınların katılıp katılmayacağı ve Taliban’ın AB’nin Afgan vatandaşlarını sınır dışı etmesine yardım etmenin karşılığında ne istediği gibi soruların cevapsız kalmasına neden oldu.

AB ve üye ülkeleri, beş yıl önce yeniden iktidara gelmesinden bu yana Taliban hükümetini tanımıyor.

Brüksel, suç işleyen veya tehlikeli olduğu değerlendirilen sığınma başvurusu reddedilen kişilerin sınır dışı edilmesi için gerekli olduğu gerekçesiyle, Afganistan’ın “fiili yetkilileriyle” sınırlı görüşmeler yapma kararını savundu.

Avrupa Komisyonu’nun bir sözcüsü, Komisyon ve 15 AB üye ülkesinden yetkililerin, ocak ayında Kabil’de düzenlenen bir önceki toplantının devamı niteliğindeki Brüksel toplantısına katıldığını belirtti.

Komisyon sözcüsü, “Komisyon birimleri ve İsveç, bugün Brüksel’de, geri dönüş ve yeniden kabul konularından sorumlu Afganistan’ın fiili yetkililerinin teknik düzeydeki temsilcileriyle birlikte teknik düzeyde bir toplantıya eş başkanlık etti” dedi.

Afganistan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ise gündemin daha geniş olduğunu belirterek, bunun AB’de olası bir konsolosluk varlığını, orada yaşayan Afganlar için konsolosluk hizmetlerinin yeniden başlatılmasını ve “güven oluşturma tedbirlerine duyulan ihtiyacı” içerdiğini söyledi.

Sözcü Abdülkahar Balki, toplantının “yurtdışında ikamet eden Afganların konsolosluk haklarını korumak için olumlu bir ivme yaratma umudu” uyandırdığını da sözlerine ekledi.

Balki’ye hitaben yazılan ve Reuters tarafından incelenen bir Komisyon mektubunda, görüşmelerin “AB’de ikamet hakkı bulunmayan Afgan vatandaşlarının geri dönüşü ve yeniden kabulü” üzerine odaklanacağı belirtildi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

Yayınlanma

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.

İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.

ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.

ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.

The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.

ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.

Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.

Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.

OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.

Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English