Rusya
İstanbul 2025’in, İstanbul 2022’den farkı ne?

Rusya Dışişleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Ukrayna ile müzakereler için İstanbul’a gelen Rus heyetinin “ciddi bir çalışmaya hazır” olduğu belirtildi. Heyetin başkanlığına, 2022’de olduğu gibi yine Devlet Başkanı Yardımcısı Vladimir Medinskiy getirildi.
Kiev bu durumdan son derece rahatsız olsa da, aslında Rus yönetiminin böyle bir heyetin oluşumuna ilişkin aldığı kararın kaçınılmaz bir mantığı var.
14 Mayıs akşamı Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, yapılan toplantının ardından Rus heyetinin yapısını onayladı; heyet 15 Mayıs sabahı Kiev rejimi temsilcileriyle müzakereler için yola çıktı.
Medyada heyete Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ya da Putin’in Dış Politika Danışmanı Yuriy Uşakov’un başkanlık edeceği yönündeki tahminler doğru çıkmadı.
Heyetin başkanlığına Devlet Başkanı Yardımcısı Vladimir Medinskiy atandı. Heyette ayrıca Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Galuzin, Genelkurmay Ana İstihbarat Direktörlüğü Başkanı İgor Kostyukov ve Savunma Bakan Yardımcısı Aleksandr Fomin de yer aldı.
Heyete ayrıca uzmanlar da görevlendirildi: Genelkurmay İstihbarat İdaresi Birinci Başkan Yardımcısı Aleksandr Zorin, Devlet Başkanlığı İnsani Alanlarda Devlet Politikaları İdaresi Başkan Yardımcısı Yelena Podobreyevskaya, Rusya Dışişleri Bakanlığı Bağımsız Devletler Topluluğu Ülkeleri İkinci Dairesi (Ukrayna ile ilgilenen daire) Direktörü Aleksey Polişçuk ve Savunma Bakanlığı Uluslararası Askeri İşbirliği Ana İdaresi Başkan Yardımcısı Viktor Şevtsov.
Medinskiy’nin heyet başkanı olarak atanması tesadüf değil; bu, Moskova’nın yaklaşan müzakerelerin yeni bir format olmadığı, aksine 2022’de aynı şehirde başlayan müzakerelerin devamı olduğu yönündeki pozisyonunu pratikte somutlaştırıyor.
Savunma Bakan Yardımcısı Aleksandr Fomin de İstanbul 2022 heyetinden İstanbul 2025 heyetine geçti.
Ukrayna tarafında Rus heyetinin yapısına beklendiği gibi tepki gösterildi; Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin bizzat Türkiye’ye gittiği ve Rusya Devlet Başkanı dışında kimseyle müzakere etmesinin makamına uygun olmayacağı belirtildi.
Zelenskiy statü gereği Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ile görüşemez, ancak Ukrayna heyetinin liderliğini başkasına devretmesi de mümkün değil, zira Ukrayna’da Putin ile müzakere yasağı bulunuyor.
Zelenskiy’nin anlayışına göre, bu yasak bizzat devlet başkanı dışındaki tüm yetkililer ve politikacılar için geçerli. Ancak tüm bunlar Kiev rejimi yönetiminin sorunları, Rusya’yı ilgilendirmiyor.
Birincisi, Zelenskiy’nin statüsüyle ilgili sorular var: Geçen yıldan beri görev süresi fiilen dolmuş durumda. İkincisi, her müzakere seviyesi için kendi seviyesinde müzakereciler gerekiyor.
Uluslararası ilişkiler uzmanı Aleksey Naumov, Rusya’nın önde gelen diplomasi yayınlarından Vzglyad gazetesine verdiği demeçte “Rusya, liderler düzeyinde bir görüşme gerçekleştirmek için öncelikle teknik detaylar üzerinde anlaşmaya varılması gerektiğine inanıyor ve heyetin yapısı da her hâlükârda bunu yansıtıyor,” diye belirtti.
Üstelik Ukrayna tarafıyla doğrudan anlaşmaya varılması gerekiyor. Ancak Moskova, Brüksel’in (Berlin, Paris, Londra) masada sadece engel olacağını anlıyor. Ve bu engel öncelikle Moskova’ya değil, Kiev’e —mevcut siyasi ve askeri gerçekleri idrak etmesine ve bu gerçeklere uygun kararlar almasına— yönelik olacak.
Ancak en önemlisi, Rusya mevcut müzakereleri herhangi bir sembolik tesadüf nedeniyle değil, tam da 2022’deki İstanbul görüşmesinin doğrudan devamı olarak görüyor. Krizin çözümüne dair gerçek umut veren anlaşmalar ilk kez o zaman kağıda dökülmüştü.
Naumov, “Bunlar, büyük ölçüde Rusya’yı tatmin eden bir belgenin üzerinde anlaşıldığı müzakereler,” diye açıkladı. O zaman Ukrayna heyeti, üzerinde anlaşılan belgenin hem askerden arındırılma hem tarafsız statü hem de diğer birçok hükmünü imzalamıştı. Ardından Zelenskiy (İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın telkiniyle) paraflanmış belgeyi çöpe atmıştı.
O zamandan beri köprülerin altından çok sular aktı elbette. Rus yönetiminin “sahadaki gerçekler” olarak adlandırdığı şeyler değişti. Donetsk ve Lugansk halk cumhuriyetleri, Herson ve Zaporojye oblastları Rusya’nın kontrolüne geçti.
Şüphesiz, siyasi açıdan Kiev için müzakereler 2022’ye göre çok daha kötü koşullarda gerçekleşecek.
Önemli bir askeri boyut da var. Sızıntılara inanılacak olursa, 2022’de Ukrayna, silahlı kuvvetlerine (örneğin ağır zırhlı araç, uçak ve personel sayısı açısından) kısıtlamalar getirmeyi kabul etmişti.
Bugün, savaş alanındaki devasa değişiklikler nedeniyle bu bölümün açıkça yeniden gözden geçirilmesi gerekecek. Silahlı İHA’lar, tanklardan ve piyade savaş araçlarından çok daha önemli hâle geldi.
Belki de bu yüzden Rus askeri istihbaratının başkanı İgor Kostyukov heyete dahil edildi. Her hâlükârda, anlaşmanın temeli, içinde sabitlenen ilkeler bugüne kadar geçerliliğini koruyor.
Valday Tartışma Kulübü Araştırma Direktörü Fyodor Lukyanov, “Geçen üç yıla bir saygı duruşu olarak; askerlerin, yani ‘değişen gerçekleri’ sağlayanların daha fazla temsil edilmesi. Ancak merkezde yine, sanırım, toprak sorunu değil, askeri-politik statü ve güvenliğin geniş anlamda anlaşılması konusu yer alıyor,” değerlendirmesini yaptı.
Putin’in çağrısıyla başlayan İstanbul süreci sarpa sardı: Taraflar ne diyor?
Rusya
Putin açıkladı: Türk şirketleri Akkuyu’dan hisse almaya hazır

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye’deki şirketlerin 25 milyar dolarlık Akkuyu NGS projesinden hisse satın almaya hazır olduğunu ve Moskova’nın bu ortaklık talebini memnuniyetle karşıladığını açıkladı.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Türkiye’deki bazı şirketlerin Akkuyu Nükleer Güç Santrali (NGS) projesinden hisse almaya hazırlandığını duyurdu.
Rusya-Afrika Zirvesi kapsamındaki sergiyi ziyareti sırasında konuşan Putin, projenin tamamının bugüne dek Rus finansmanıyla ilerlediğini hatırlatarak Türk yatırımcıların ortaklık talebine olumlu baktıklarını söyledi.
Akkuyu projesinin toplam 25 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştığını ve bu kaynağın yüzde 100 Rus yatırımı olduğunu belirten Putin, inşaatın kendine has koşullarına dikkat çekti.
Rus lider, santralin “yap-işlet-devret” modeliyle hayata geçirildiğini vurgulayarak, “Türkiye’de işi bütünüyle tamamlıyoruz. Şimdi ülke içinden bazı şirketler bu sürecin parçası olmak istiyor ve hisselerin bir bölümünü satın almaya hazırlar. Biz bunu sadece memnuniyetle karşılarız, buyursunlar” dedi.
Projede yabancı veya yerel ortaklara pay satışı konusu aslında ilk kez gündeme gelmiyor.
Akkuyu Nükleer AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Anton Dedusenko, 2025 yılında yaptığı açıklamada Rosatom’un projede yüzde 49’a kadar hisse satışı için müzakereler yürüttüğünü duyurmuştu.
Rosatom yetkilileri de bu hisse devri ihtimalinin Türkiye ile Rusya arasında 2010 yılında imzalanan hükümetlerarası anlaşmada zaten yer aldığını hatırlatıyor.
Rus devlet nükleer enerji kuruluşu Rosatom’un Genel Müdürü Aleksey Lihaçyov ise 2026 ilkbaharında, bir dizi Türk şirketiyle sermaye ortaklığı üzerine görüşmelerin sürdüğünü belirtmişti.
Lihaçyov, Rus Enerji Haftası 2026 (REN-2026) etkinliğinde kendisine yöneltilen soruya karşılık yatırımcı çekme sürecinde somut ilerleme kaydedildiğini aktarmıştı.
Mersin’de inşa edilen ve Türkiye’nin ilk nükleer güç santrali unvanını taşıyan Akkuyu NGS, her biri 1200 megavat kapasiteli dört güç ünitesinden oluşuyor. Santralde Rus tasarımı 3+ nesil VVER-1200 reaktörleri kullanılıyor. Rusya’nın santrali hem inşa edip işleteceği hem de mülkiyetini elinde tutacağı bu dev projede, ilk güç ünitesinin 2026 yılı sonuna kadar işletmeye alınması planlanıyor.
İlk ünitede kritik dayanıklılık testi başarıyla tamamlandı
Hissedarlık trafiğinin yanı sıra sahada teknik aşamalar da ilerliyor. Akkuyu NGS’nin ilk güç ünitesinde, reaktör tesisinin sıcak testlerine hazırlık kapısını açan ikinci çevrim ekipmanlarının hidrolik testleri tamamlandı.
Yapılan basınç denetimi, monte edilen sistemlerin sağlamlığını ve işçilik kalitesini doğruladı.
Üç gün süren testler boyunca uzmanlar dört buhar jeneratörünü, buhar vana bloklarını ve besleme suyu boru hatlarını denetledi.
Ekipmanlar, tasarımda öngörülen çalışma değerinin yüzde 15 üzerine çıkarılarak 12,6 megapascal (MPa) basınca tabi tutuldu. Test öncesinde buhar jeneratörleri 126 santigrat dereceye kadar ısıtılırken, denetim sırasında suyun sıcaklığı 135 santigrat dereceye ulaştı.
Basınç kademeli olarak yükseltilerek ekipmanın durumu ve bağlantı noktalarının sızdırmazlığı anlık izlendi. Azami seviyede belirli bir süre bekletilen basınç, nihai görsel inceleme için 10,1 MPa seviyesine düşürüldü.
Çalışmalarda Akkuyu Nükleer, Atomtehenergo ve Rosatom Servis uzmanlarının yanı sıra Nükleer Düzenleme Kurumu (NDK) temsilcileri de yer aldı.
Akkuyu Nükleer Genel Müdürü Sergey Butskih, test sonuçlarının ekipmanların güvenilirliğini ve kaynak bağlantılarının kalitesini kesinleştirdiğini bildirdi.
Böylece sahada reaktör tesisinin işletme öncesi en önemli adımlarından biri sayılan sıcak test hazırlıklarına geçiş için teknik onay alınmış oldu.
Rusya
AB, Güney Kore’nin Rusya ile “yakınlaşmasından” endişeli

Financial Times’a konuşan Avrupalı diplomatlar, Güney Kore’nin Devlet Başkanı Lee Jae-myung döneminde Rusya ile yakınlaşmasından ve Seul’ün ortak olarak güvenilirliğinden endişe duyuyor. Güney Kore gemisinin Kuzey Deniz Yolu’nu kullanması ve Rusya’ya 176 bin tondan fazla yakıt gönderilmesi kaygıları büyüttü.
Avrupalı diplomatlar, Güney Kore’nin Devlet Başkanı Lee Jae-myung döneminde Rusya’ya yaklaşmasından endişe duyuyor ve Seul’ün güvenilir bir ortak olup olmadığını sorguluyor.
Financial Times (FT) gazetesinin Avrupalı yetkililere ve analistlere dayandırdığı haberine göre, Avrupa Birliği (AB) başkentlerinde Seul’ün Moskova ile kurduğu temaslar yakından izleniyor.
Rahatsızlığın ilk somut işaretlerinden biri, Güney Kore bandıralı PanStar Acro konteyner gemisinin Rusya’nın Arktik kıyıları boyunca uzanan Kuzey Deniz Yolu üzerinden yaptığı ilk sefer oldu.
Gazetenin aktardığına göre AB, bu seferi “Seul’ün Moskova’ya doğru diplomatik ve ticari yatışı” olarak değerlendiriyor.
Üstelik gemi ekim ayında Güney Kore’ye döndüğünde, mürettebatı bizzat Devlet Başkanı Lee Jae-myung karşıladı.
Arktik Okyanusu’ndan geçen Kuzey Deniz Yolu, Avrupa ile Asya-Pasifik bölgesini birbirine bağlayan en kısa deniz güzergahı. Bu rota, Süveyş Kanalı geçişine kıyasla Avrupa yolculuğunu yaklaşık on gün kısaltıyor. Ancak FT’nin işaret ettiği üzere, bu hattı kullanmak Moskova ile sıkı bir işbirliği gerektiriyor.
Avrupalı diplomatların kaygılarını artıran bir diğer gelişme de yakıt sevkiyatı haberleri oldu. Temmuz ve ağustos aylarında Güney Kore’den Rusya’ya çoğu dizel olmak üzere 176 bin tondan fazla yakıt gönderildiği bildirildi.
Seul’de görev yapan ve adı açıklanmayan bir Avrupalı diplomat, gazeteye yaptığı değerlendirmede iki taraf arasındaki bakış farkını şu sözlerle özetledi:
“Güney Koreliler aslında bizimle tam anlamıyla aynı kafada değil. Ukrayna’daki çatışmanın sonsuza dek sürmeyeceği varsayımıyla hareket ediyorlar ve çatışma biter bitmez Rusya ile işbirliğine bir an önce dönmek istiyorlar.”
İstihbarat bağlantılı enstitüden Moskova açılımı
Hankuk Yabancı Diller Üniversitesi Uluslararası Politika Profesörü Mason Richey’ye göre, Moskova ile Seul arasındaki ilişkiler geçen yılın sonbaharından beri “sessiz sedasız” iyileşiyor.
Ülkenin istihbarat teşkilatıyla bağlantılı Güney Kore Ulusal Güvenlik Stratejisi Enstitüsü (INSS), Kasım 2025’te Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi ile kapalı kapılar ardında bir konferans düzenledi. Haziran ayında ise INSS Başkanı Kim Sung-bae, Rus temsilcilerle stratejik diyalog yürütmek üzere Moskova’yı ziyaret etti.
Başkanlık sarayındaki kadro tercihleri de bu yönelimi destekliyor. Lee, ekim ayında iktidardaki Demokratik Parti’nin eski lideri Song Young-gil’i barış diplomasisi özel danışmanlığına atadı.
Rusya ile ilişkilerin geliştirilmesini savunan Song’un bu göreve getirilmesini değerlendiren Richey, bu yaklaşımı benimseyenlerin devlet başkanı üzerindeki nüfuzunun arttığını, Batılı ortaklarla işbirliğine odaklanan bazı yetkililerin ise güç kaybettiğini belirtiyor.
Avrupa’da asıl hoşnutsuzluk yaratan başlıkların başında, Seul’ün bilgisayarlı sayısal kontrol (CNC) tezgahlarına yönelik ihracat kısıtlamalarını “yeterince sıkı” uygulamaması geliyor.
Geçen yılın şubat ayında iki Güney Koreli girişimci, Rusya’ya 5,5 milyon dolar değerinde CNC tezgahını yasadışı yollarla ihraç etmekle suçlandı.
Yargılama sonucunda girişimcilere birer yıl ertelenmiş hapis cezası verilirken, şirkete yalnızca 30 bin dolar para cezası kesildi.
Güney Kore Dışişleri Bakanlığı ise Moskova ile aşırı yakınlaşma iddialarını reddetti. Bakanlık, “Bazı çevrelerde dile getirilen, Güney Kore’nin Rusya tarafına fazlasıyla meylettiğine dair endişeler gerçeği yansıtmıyor” açıklamasını yaptı.
Seul yönetimi, Ukrayna’daki çatışmanın sona ermesi ve barışın yeniden tesisi için yürütülen uluslararası çabaları desteklediklerini de vurguladı.
Esir asker krizi Seul ile Kiev’i kopma noktasına getirdi
Moskova ile temasların arttığı bu dönemde, Güney Kore ile Ukrayna arasındaki ilişkiler Kuzey Koreli savaş esirleri yüzünden bozuldu.
Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy, 23 Eylül’de Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’nda yaptığı konuşmada, esir alınan iki Kuzey Kore askerinin Seul’e teslim edildiğini duyurdu.
Güney Kore Devlet Başkanı Lee Jae-myung ise bu bilginin açıklanmasının esirlerin ailelerinin güvenliğini ve Kore Yarımadası’ndaki istikrarı tehlikeye attığını belirterek Kiev’i gizlilik mutabakatını ihlal etmekle suçladı.
Lee, 2 Ekim’de Ukrayna’yı uyardı ve Kiev’in mutabakat ihlalini kabul edip özür dilememesi halinde misillemede bulunacaklarını açıkladı.
Seul daha sonra Ukrayna’dan özür mesajı ulaştığını doğruladı ama bunu yeterli görmedi.
Kiev yönetimi ise herhangi bir anlaşmayı ihlal ettiği iddiasını reddediyor. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heorhiy Tıhıy, anlaşmazlığın gizlilik şartlarının farklı yorumlanmasından kaynaklandığını söyledi.
Tıhıy’ın anlatımına göre, Kuzey Korelileri kendi anayasası uyarınca vatandaşı sayan Güney Kore, esirlerin kendilerine verilmesini bizzat talep etti; Ukrayna tarafı da iyi niyet göstergesi olarak bunu kabul etti.
Kriz kısa sürede diplomatik temsiliyetin daralmasına yol açtı. Güney Kore 8 Ekim’de Ukrayna’daki büyükelçisini geri çağırdı; ardından Kiev’in sorunu çözmek için olumlu adım atmadığını ve hava saldırısı tehdidini gerekçe göstererek diplomatik misyon personelini daha da azaltmaya karar verdi.
Dışişleri Bakanı Cho Hyun, 27 Ekim’de Ukrayna’dan sekiz diplomatik personelin geri çekildiğini duyurdu. Büyükelçilik şu anda geçici maslahatgüzar yönetiminde çalışmalarını sürdürüyor.
Gerilim bununla da sınırlı kalmadı; Dışişleri Bakanı Cho Hyun, önceki gün yaptığı açıklamada anlaşmazlığın daha da tırmanması halinde Ukrayna ile diplomatik ilişkileri kesebileceklerini söyledi.
Meclis Dışişleri ve Birleşme Komisyonu toplantısında konuşan Bakan, “Gerilim tırmanmaya devam ederse, sanırım böyle bir ihtimal de var” dedi.
Rusya
Rus iş dünyasından ABD yaptırımlarına karşı geçici muafiyet adımı

Rusya Sanayiciler ve Girişimciler Birliği, Washington’ın uyguladığı yaptırımların en azından geçici olarak askıya alınması için lisans başvurusunda bulunmaya hazırlanıyor. Girişim, ABD Hazine Bakanlığının Rus dizeli işlemlerine olanak sağlayan geçici lisansının ardından gündeme geldi.
Rusya Sanayiciler ve Girişimciler Birliği (RSPP), ABD yaptırımlarının en azından geçici olarak kaldırılması amacıyla Washington yönetimine başvurmaya hazırlanıyor.
Açıklamayı yapan RSPP Başkanı Aleksandr Şohin, bu yöndeki bir adımın ikili ilişkilerin seyrine olumlu yansıyacağını savundu.
Şohin, kurum içi değerlendirmeyi aktarırken meslektaşlarına lisans başvurusu yapma zamanının geldiğini söylediğini belirtti.
RSPP Başkanı, “ABD tarafından RSPP’ye uygulanan yaptırımların en azından geçici olarak kaldırılması amacıyla lisans talebinde bulunma zamanı geldi. Eğer bu gerçekleşirse, dizel anlaşmasının yakın gelecekte ilişkilerimizdeki tek olumlu gelişme olarak kalmayacağına dair iyi bir işaret olacak” ifadelerini kullandı.
Rus dizelinin ABD ve dünya pazarlarına sevkiyatına ilişkin uzlaşma, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki telefon görüşmesinin ardından 9 Ekim’de duyurulmuştu.
ABD Hazine Bakanlığı, Rus dizeliyle bağlantılı işlemlerin yürütülebilmesi için 7 Nisan 2027 tarihine kadar geçerli geçici bir genel lisans yayımladı.
RSPP Ağustos 2023’ten bu yana yaptırım listesinde
RSPP, ABD’nin yaptırım listesine Ağustos 2023’te dahil edildi. ABD Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), birliğe yönelik kısıtlamaların gerekçesi olarak bünyesindeki yapıların “ithal ikamesini, teknolojik bağımsızlığı ve teknolojik kalkınmayı desteklemesini” ve yaptırımlara karşı alınan önlemlerle bağlantılı olmasını gösterdi.
Öte yandan The New York Times gazetesinin haberine göre Trump yönetimi, Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) üzerindeki yaptırımların kaldırılması olasılığını da ele alıyor.
Gazete, Rusya Devlet Başkanı’nın yabancı ülkelerle yatırım ve ekonomik işbirliğinden sorumlu özel temsilcisi Kirill Dmitriyev’in yönettiği fona yönelik kısıtlamaların kaldırılması talebinin, Rus dizelinin ABD’ye ulaştırılmasında fonun rol almasına dair kapsamlı müzakereler çerçevesinde gündeme geldiğini öne sürdü.
Amerikalı bir yetkili gazeteye yaptığı açıklamada, yönetimin RDIF başvurusunu standart prosedür kapsamında değerlendirdiğini bildirdi.
Habere göre fonun listeden çıkarılması için, başlangıçta getirilen yaptırım gerekçelerinin artık geçerli olmadığını kanıtlaması gerekiyor.
RDIF ve Dmitriyev, ABD yaptırımları kapsamına Şubat 2022’nin sonunda alındı. Washington yönetimi o dönemde fonu Rus ekonomisine yabancı yatırım çekme aracı olarak nitelendirdi ve faaliyetlerini Kremlin’in çıkarlarıyla ilişkilendirdi.
Suçlamaları karalama olarak nitelendiren RDIF ise haklarını ve itibarını mahkemeler dahil olmak üzere hukuki yollarla koruyacağını açıkladı.
Batı yaptırımlarını hukuka aykırı saydığını belirten Moskova yönetimi, kısıtlamaların meşruiyeti bulunmadığını savunuyor.
Rusya Devlet Başkanı Putin, ülkeye yönelik 30 binden fazla kısıtlama kararı alındığını, bu sayının dünyadaki diğer tüm devletlere yönelik yaptırımların toplamının neredeyse iki katı olduğunu dile getirdi.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov da 2025 yazında yaptığı açıklamada, Rus ekonomisinin kısıtlamalara uyum sağladığını ve yaptırım baskısına karşı “belirli bir bağışıklık” geliştirdiğini söyledi.
Amerika1 hafta önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Diplomasi3 gün önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Dünya Basını7 gün önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Ortadoğu2 hafta önceIsrael Hayom yazdı: İsrailli istihbaratçılar yıllardır Riyad’da
Ortadoğu2 hafta önceINSS: ABD gerileyen bir güç; artık etnik Yahudi kimliği demokratik normları önceliyor
Görüş1 hafta önceFransa sokaklarında kaos ve hesaplaşma
Söyleşi5 gün önce“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”
Ortadoğu1 hafta önceMısır parlamentosu, Suudi Arabistan’a asker gönderme oylamasını erteledi











