Bizi Takip Edin

Asya

Japonya, yakıt maliyetleriyle mücadele için ek bütçe hazırlamayı değerlendiriyor

Yayınlanma

Yaz aylarındaki yüksek elektrik ve gaz faturaları Japonya hükümetini endişelendiriyor.

Japon hükümeti, Orta Doğu’daki çatışmanın ticareti aksatması ve yaşam maliyeti krizini ağırlaştırması nedeniyle, gelecek mart ayına kadar sürecek mevcut mali yıl için ek bütçe hazırlayıp hazırlamaması gerektiğini değerlendirmeye başladı.

Başbakan Sanae Takaichi pazartesi günü, kararın bu ay verileceğini söyledi. Başbakanlık ofisinde düzenlenen hükümet-iktidar partisi irtibat toplantısında konuşan Takaichi, iktidar partilerine elektrik ve gaz faturalarını hafifletmek için yaz dönemi sübvansiyonlarını değerlendirme çağrısında da bulundu.

Başbakan, Orta Doğu’daki uzayan çatışmaya atıfta bulunarak, hükümetin “ekonomik faaliyetlerin ve insanların günlük yaşamlarının kesintiye uğramamasını sağlamak için uygun değerlendirmeler yapacağını ve gerektiğinde zamanında yanıt vereceğini” söyledi.

Takaichi, son uzun tatil döneminden önce üst düzey yetkililere, ek bütçe olasılığı da dahil olmak üzere finansman seçeneklerini incelemeleri talimatı verdiğini ve aynı talimatı geçen hafta Maliye Bakanı Satsuki Katayama’ya da ilettiğini söyledi. “Riskleri en aza indirme bakış açısından gerekli tüm önlemleri alacağız,” diye ekledi.

Bazı ekonomistler, benzin ve diğer yakıt maliyetlerini dengelemek için mart ayında yeniden devreye alınan sübvansiyonların haziran gibi erken bir tarihte tükenebileceğini öngörüyor. Hükümet ayrıca temmuz-eylül dönemi için elektrik ve gaz faturalarına yönelik desteği yeniden başlatmayı değerlendiriyor. Bu durum, yakın zamanda kabul edilen 2026 mali yılı bütçesine dahil edilen 1 trilyon yenlik — 6,3 milyar dolar — “yedek fonun” bu önlemleri finanse etmek için yetersiz kalabileceği yönünde endişelere yol açtı.

Takaichi, hükümetin bu yaz elektrik ve gaz faturalarını geçen yazki seviyelerin altında tutmak için destek sağlayacağı taahhüdünde bulundu. Japonya’da elektrik ve gaz kullanımı, temmuz-eylül arasındaki yoğun yaz aylarında artma eğilimindedir.

Başbakan, iktidardaki Liberal Demokrat Parti ve Japonya İnovasyon Partisi’nin politika başkanlarından, somut öneriler hazırlamak için birlikte çalışmalarını istedi.

LDP’nin Danışmanlar Meclisi grubunun başkanı Masaji Matsuyama, geçen hafta 17 Temmuz’a kadar sürecek mevcut Diet oturumu sırasında ek bütçenin müzakere edilmesine ihtiyaç olduğunu belirtti.

Takaichi daha önce Japonya’nın durumunun derhal bir ek bütçe gerektirmediğini, bunun yerine ülkenin, çatışma öncesinde dünya petrolünün ve sıvılaştırılmış doğal gazının beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı’nın fiilen kapanmasının etkisini ölçmesi gerektiğini söylemişti.

Hükümet, enerji ticaretindeki aksamanın etkisini ele almak için alternatif ham petrol kaynaklarının güvence altına alınması ve ulusal petrol rezervlerinin serbest bırakılması gibi önlemlere odaklandı.

ABD-İran müzakerelerinde çok az ilerleme kaydedilmesi, hatta hiç ilerleme olmaması nedeniyle, ekonomik sonuçların uzayabileceğine dair endişeler artıyor. Merkezci Reform Koalisyonu ve Halk İçin Demokrat Parti dahil muhalefet partileri, düşük gelirli hanelere nakit ödeme yapılması ve işletmeler için yeni sübvansiyon programları gibi önlemler önerdi.

Ancak bazı hükümet yetkilileri, ilave büyük ölçekli ekonomik teşvik önlemleri başlatma konusunda temkinli davranmayı sürdürüyor.

FT: İran savaşı enerji krizinde yeni risk evresi başlattı

Asya

Hürmüz’den çıkan tankerler Japonya’nın petrol arzını artırıyor

Yayınlanma

Japonya’ya ait iki dev petrol tankerinin daha Hürmüz Boğazı’ndan çıkış yapmasıyla bu hafta ülkeden ayrılan petrol hacmi 16 milyon varile ulaştı. Bölgede mahsur kalan gemilerin tahliyesi ve Suudi Arabistan’ın yüklemeleri yeniden başlatmasıyla temmuz ayında Japonya’nın Ortadoğu’dan ham petrol tedariki artış gösteriyor.

Japonya’ya ait iki dev ham petrol tankerinin daha salı günü Hürmüz Boğazı’ndan çıkış yapmasıyla bu ay ülkede Ortadoğu kaynaklı petrol arzında artış bekleniyor.

Reuters ajansının aktardığı gemi takip verileri, mahsur kalan petrolün tahliye edilmesiyle Körfez bölgesindeki sıkışıklığın azaldığını ortaya koyuyor.

Salı günü boğazdan ayrılan iki tanker, pazartesi günü yola çıkan diğer gemilere katıldı. Böylece bu hafta Hürmüz Boğazı’ndan ayrılan Japonya bağlantılı gemilerdeki toplam ham petrol hacmi 16 milyon varile ulaştı.

LSEG verilerine göre tankerlerden biri Nippon Yusen, diğeri ise Kawasaki Kisen Kaisha şirketine ait bulunuyor ve bu şirketler tarafından işletiliyor.

Kpler verileri, her iki geminin de 1 Mart tarihinde ikişer milyon varil Suudi Arabistan ham petrolü yüklediğini gösteriyor. Şirketler, konuya ilişkin açıklama taleplerine henüz yanıt vermedi.

Japon Armatörler Birliği (JSA) sözcüsü salı günü yaptığı açıklamada, Körfez bölgesinde kalan Japonya bağlantılı gemi sayısının çatışmaların başlangıcındaki 45 seviyesinden 26’ya gerilediğini bildirdi.

Pazartesi günü Japonya ile bağlantılı, toplam 12 milyon varil Ortadoğu ham petrolü taşıyan 6 dev tanker, iki kimyasal tankeri, bir araç taşıma gemisi ve bir konteyner gemisi boğazdan çıkış yaptı.

Bu tankerlerin şubat sonu ve mart başında yüklenen Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri ile Katar ham petrolünü taşıdığı belirtiliyor. Söz konusu gemilerin büyük bölümünü Japon nakliye şirketi Mitsui O.S.K. Lines işletiyor.

Kpler verilerine göre, mahsur kalan bu gemilerin yanı sıra Ras Tanura limanından Suudi Arabistan petrolü yükleyen 5 dev tanker daha rotasını geçici olarak Japonya’ya çevirdi.

Dünyanın en büyük petrol ihracatçısı konumundaki Suudi Arabistan, Körfez’in iç kesiminde yer alan bu en büyük limanında yükleme işlemlerine haziran sonu itibarıyla yeniden başladı.

Şubat ayında başlayan İran savaşı öncesinde ham petrol ihtiyacının yüzde 94’ünü Ortadoğu’dan karşılayan Japonya’nın petrol ithalatı nisan ayında son 60 yılı aşkın sürenin en düşük seviyesine gerilemişti.

u dönemde Körfez bölgesinden yapılan ithalat, bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 68 düşüş kaydetmişti.

Okumaya Devam Et

Asya

Çin Pasifik’e füze denemesi yaptı, bölge ülkelerini alarma geçirdi

Yayınlanma

Çin ordusunun pazartesi günü nükleer enerjili bir denizaltıdan Pasifik’e füze denemesi yaptığı duyuruldu. Deneme Japonya, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan eleştiri ve endişe açıklamalarına yol açtı.

Resmi Xinhua haber ajansının bildirdiğine göre, Çin Halk Kurtuluş Ordusu Donanması’na ait nükleer bir denizaltı, saat 12.01’de (04.01 GMT) Pasifik’teki uluslararası sulara doğru sahte savaş başlığı taşıyan bir füze fırlattı.

Ajans, füzenin “belirlenen sulara” düştüğünü belirtti ancak konuma ilişkin daha fazla ayrıntı vermedi.

Xinhua, fırlatmayı Çin’in yıllık askerî eğitim programının “rutin bir düzenlemesi” olarak tanımladı ve denemenin herhangi bir ülkeye ya da hedefe yönelik olmadığını bildirdi.

Avustralya Dışişleri Bakanı Penny Wong, Çin’in planlanan deneme hakkında Avustralya hükümetini bilgilendirdiğini söyledi ancak fırlatmayı bölge açısından “istikrar bozucu” olarak nitelendirdi.

Wong, Fiji’nin başkenti Suva’da düzenlediği basın toplantısında, denemenin “Çin’in hızlı askerî yığınak yaptığı, ancak bölgenin beklediği şeffaflık ve niyete ilişkin güvenceyi sunmadığı bir bağlamda” gerçekleştiğini savundu.

Füze denemesi, Avustralya ile Fiji’nin pazartesi günü büyük bir savunma ittifakı imzalamasından yalnızca saatler sonra geldi. Anlaşma, taraflardan birinin saldırıya uğraması halinde diğerinin yardıma gelmesini öngörüyor.

Pekin ile başını ABD ve Avustralya’nın çektiği Batılı güçler, stratejik konumdaki ada ülkelerinde nüfuz için yıllardır rekabet ediyor. Çin de Güney Pasifik genelinde ekonomik ve güvenlik alanındaki etkisini artırmaya çalışıyor.

Savunma paktı sorulduğunda Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, Çin’in ilgili ülkelerden ada devletlerinin bağımsızlığına ve özerkliğine saygı göstermelerini, üçüncü tarafları hedef almaktan ya da onların çıkarlarına zarar vermekten kaçınmalarını umduğunu söyledi.

Deneme, bildirimden saatler sonra yapıldı

Yeni Zelanda Dışişleri Bakanı Winston Peters, ülkesinin denemeden derin endişe duyduğunu açıkladı.

Peters yaptığı yazılı açıklamada, “Bu tür faaliyetlere ilişkin uzun süredir devam eden kaygılarımıza rağmen Çin’in, bizi bilgilendirdikten sadece saatler sonra denemeyi gerçekleştirdiği görülüyor,” dedi.

“Yeni Zelanda bunu istenmeyen ve kaygı verici bir gelişme olarak görüyor. Bizim de diğer Pasifik ülkelerindeki komşularımız gibi Çin’in Güney Pasifik’i füze kabiliyeti için bir test sahası olarak kullanmasına ilgimiz yok,” ifadelerini kullandı.

Japonya hükümeti, füze fırlatması konusunda bilgilendirildiğini ve Çin’e bu kararı yeniden değerlendirme çağrısı yaptığını açıkladı.

Tokyo, “Çin ordusunun artan faaliyetleri konusunda ciddi endişemizi dile getirdik,” açıklamasında bulundu. Japon yetkililer ayrıca Çin makamlarının pazar günü Japonya Sahil Güvenliği’ni, Japonya’nın münhasır ekonomik bölgesine düşebilecek uzay enkazı konusunda bilgilendirdiğini belirtti.

Kyodo haber ajansı, pazartesi günü Japon hükümetinden bir kaynağa dayandırdığı haberinde, füzenin Japonya’nın münhasır ekonomik bölgesinin dışına düştüğünü bildirdi.

Japonya Kabine Başsekreteri Minoru Kihara, düzenlediği basın toplantısında, denemenin Japon hava araçlarına ya da gemilerine zarar verdiğine dair herhangi bir ihbar alınmadığını söyledi.

Bölgeden gelen eleştirilere yanıt veren Mao, fırlatmanın “baştan sona güvenli, standartlara uygun ve profesyonel bir şekilde” gerçekleştirildiğini söyledi.

Pekin’de düzenlediği basın toplantısında Mao, “İlgili ülkelerin meseleyi aşırı yorumlamamasını umuyoruz,” dedi.

Çin’in denize uzun menzilli füze fırlatması nadir görülen bir durum. Çin, kıtalararası balistik füze denemesini en son 2024’te yapmıştı; bu fırlatma ülkenin artan askerî kabiliyetlerini gözler önüne sermişti.

Son deneme, ABD ve müttefiklerinin bölgede Çin’e karşı askeri faaliyetlerini artırdığı bir dönemde gerçekleşti. Bu askeri tatbikatlara yanıt olarak Çin de, Rusya ile ortak tatbikatlar da dahil olmak üzere bölgedeki askeri faaliyetlerini artırıyor.

Okumaya Devam Et

Asya

Çin bilimsel yayınların yurt dışına çıkışını sınırlamayı planlıyor

Yayınlanma

Financial Times gazetesinin kaynaklarına dayandırdığı haberine göre Pekin yönetimi, teknoloji sızıntısı endişeleri ve ulusal güvenlik gereksinimleri doğrultusunda Çinli bilim insanlarının yabancı yayın organlarında yer alan çalışmalarını azaltmaya yönelik önlemleri tartışıyor. Ülkede akademik üretkenliğin değerlendirilmesinde uluslararası yayınların rolünün azaltılması ve teşviklerin yerel dergilere kaydırılması planlanıyor.

Pekin yönetiminin, teknoloji sızıntısı endişeleri ve ulusal güvenlik denetimlerinin sıkılaştırılması gerekçesiyle Çinli akademisyenlerin yabancı bilimsel dergilerde yayımlanan makalelerini azaltmaya yönelik adımları tartıştığı bildiriliyor.

Financial Times gazetesinin konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre planlanan tedbirler, akademik kariyer değerlendirmelerinde uluslararası yayınların ağırlığının düşürülmesini içeriyor.

Bunun yerine teşviklerin yerel dergiler ile ulusal akademik değerlendirme sistemine kaydırılması üzerinde duruluyor.

Elde edilen verilere göre Çinli yazarlar, önde gelen uluslararası bilimsel dergileri kapsayan ve akademik üretkenlik ölçümünde temel alınan Science Citation Index (SCI) veri tabanındaki küresel yayınların 2024 yılında yaklaşık üçte birini sağladı. Çin’in bu alandaki payı yirmi yıl önce yüzde 5 seviyesinde yer alıyordu.

Quincy Enstitüsü Kıdemli Uzmanı Denis Simon gelişmeye ilişkin değerlendirmesinde, konunun artık Çin’in sadece bilgi biriktiren bir ülke olmasıyla sınırlı kalmadığına işaret etti.

Simon, sürecin Çin’in kendi bilgisini nasıl yönettiği, ulusal güvenliğini korurken aynı zamanda bilimsel prestijini ve başarılarını nasıl ileriye taşıdığı sorusuyla ilişkili olduğunu ifade etti.

Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Güvenliği Bakanlığı, haziran ayında yaptığı bir hatırlatmayla yurt dışındaki yayınların, konferans başvurularının ve ortak yürütülen araştırmaların yabancı yayın organlarında yer almadan önce mutlaka inceleme ve onay sürecinden geçmesi gerektiğini bildirmişti.

Bakanlık daha önce de “önemli teknik ayrıntıların” sızdırıldığı bir vakayı kamuoyuyla paylaşmıştı.

Habere göre Pekin, Ağustos 2023 döneminden bu yana yurt dışı yayınlar üzerindeki kontrolünü aşamalı olarak artırıyor ve çalışmaların Çin menşeli dergilerde yayımlanmasını teşvik ediyor.

ABD’den Çin’e araştırmacı geçişi sürüyor

CNN televizyonunun kendi hesaplamalarına dayandırdığı ve 2025 yılının sonbaharında yayımladığı verilere göre, daha önce ABD’de faaliyet gösteren en az 85 bilim insanı, 2024 yılının başından itibaren Çin’deki araştırma enstitülerinde tam zamanlı olarak çalışmaya başladı.

Bu geçişlerin yarıdan fazlasının 2025 yılı içinde gerçekleştiği kaydediliyor.

Çin’e dönen araştırmacılar arasında Princeton Üniversitesinden bir nükleer fizikçi, NASA bünyesinden bir mühendis, ABD Ulusal Sağlık Enstitülerinde görev yapmış bir nörolog ve yapay zeka alanında uzmanlaşmış ondan fazla bilim insanı bulunuyor.

Uzmanlar, yaşanan bu yönelimi ABD’nin bilim politikasındaki değişimlerin yanı sıra Çin’in araştırma ve geliştirme alanına yönelik artan yatırımlarıyla ilişkilendiriyor.

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) verilerine göre Çin, 2023 yılında bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetlerine 780 milyar dolardan fazla kaynak ayırdı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English