Amerika
JPMorgan CEO’su Dimon: Bitcoin değil, mermi, tank ve füze stoklamalıyız

JPMorgan Chase Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Jamie Dimon, Reagan Ulusal Ekonomi Forumu’nda yaptığı konuşmada ABD ekonomisi, borçlanma, tahvil piyasalarındaki olası kırılmalar ve ulusal güvenlik konularında değerlendirmelerde bulundu. Dimon, büyüme odaklı politikaların ve vergi kesintilerinin devamının önemine dikkat çekerken, ‘ulusal güvenliğin her şeyden önce geldiğini’ savundu.
Uluslararası yatırım bankası JPMorgan Chase Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Jamie Dimon, geçen hafta düzenlenen Reagan Ulusal Ekonomi Forumu’nda Fox Business‘a verdiği mülakatta, ABD ekonomisinden ulusal güvenliğe, teknolojik gelişmelerden liderliğe kadar geniş bir yelpazede çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
Dimon, özellikle Senato’daki harcama kesintileri ve vergi oranlarının devamlılığı hakkındaki yasa tasarısına değinerek, büyüme için işletmelerin yatırım yapmasını sağlayacak istikrarın önemine dikkat çekti.
‘Tasarıyı geçirmelerinden dolayı heyecanlıyım’
Senato’da görüşülen ve bazı senatörlerin harcama kesintilerinin yetersiz olduğu yönünde eleştiriler yönelttiği yasa tasarısı hakkında konuşan Dimon, “Öncelikle tasarıyı geçirmelerinden dolayı heyecanlıyım,” dedi.
Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson’ın bu konuda “inanılmaz bir iş çıkardığını” belirten Dimon, Senato’nun da tasarıyı tamamlaması gerektiğini ifade etti.
Dimon, “İstikrarın artırılması, vergi oranlarının devam etmesi, küçük ve büyük işletmelerin yatırım yapmasına olanak tanıması büyüme için gerçekten önemli. 2017’deki tasarıya dönersek, ABD’ye trilyonlarca dolar geri getirdi, birçok iş ve büyüme yarattı. Bu rakamlara bakanlar aslında bunların ne olduğunu söylemiyorlar. Yani işe yarayacak,” değerlendirmesinde bulundu.
Dimon, daha sonra Medicare, Medicaid ve Sosyal Güvenlik gibi alanlarda kesinti yapmak yerine verimliliği artırmaya odaklanılması gerektiğini belirterek, “Bence bu işi olabildiğince iyi bitirmeleri daha iyi. Açık ne kadar küçük olursa o kadar iyi,” diye ekledi.
Vergi kesintilerinin uzatılmasına güvenip güvenmediği sorusuna ise Dimon, “JPMorgan için o kadar değil. Ancak yüzde 28 mi yoksa yüzde 40 mı olacağını bilmeyen küçük işletmelerle konuşursanız, buna ihtiyaçları var. Çok fazla Ar-Ge yapan veya çok fazla ekipman harcaması yapan birçok şirketle konuşursanız, kesinliğe ihtiyaçları var,” yanıtını verdi.
Yatırımların ertelenmemesi için belirsizliğin bir an önce ortadan kalkması gerektiğini vurguladı.
‘Tahvil piyasaları zor bir dönem geçirecek’
Borç ve bütçe açıkları konusundaki endişelere de değinen Dimon, bunun “büyük bir mesele” ve “gerçek bir sorun” olduğunu ifade etti.
Dimon, “Bir gün tahvil piyasaları zor bir dönem geçirecek. Bunun altı ay mı yoksa altı yıl mı olacağını bilmiyorum. Bu yüzden buna odaklanmamız gerektiğini düşünüyorum,” uyarısında bulundu.
Asıl odaklanılması gerekenin büyüme, iş dünyası yanlısı politikalar, uygun düzenlemeler, izin reformları ve bürokrasinin azaltılması olduğunu belirten Dimon, “Bu büyümeyi sağlayın. En iyi yol bu. Sonra herkesin düzgün bir şekilde reform yapılabileceğini bildiği bazı programlarda reform yapın,” dedi.
Tahvil piyasasında bir “kırılma” olabileceği yönündeki sözlerinin ne anlama geldiği sorulduğunda Dimon, “Halkın anlaması gereken şey, her gün yaklaşık 30 trilyon dolarlık menkul kıymet işlemi yapılıyor. Bunlar dünyanın dört bir yanındaki yatırımcılar. Yabancılar 35 trilyon dolarlık Amerikan menkul kıymetine sahip. ABD’de yaklaşık 30 trilyon dolarlık özel yatırımları daha var. İnsanlar ayaklarıyla oy kullanıyor ve ülkeye, hukukun üstünlüğüne, enflasyon oranlarına, merkez bankası politikalarına, neyi riskten korumak istediklerine ve neyi istemediklerine bakacaklar,” açıklamasında bulundu.
Bu oranların merkez bankaları tarafından belirlenmediğini, ancak etkilenebileceğini söyleyen Dimon, “Eğer insanlar Amerikan dolarının olması gereken yer olmadığına karar verirse, evet, spreadlerin açıldığını, kredi spreadlerinin açıldığını görebilirsiniz. Ve bu bir sorun haline gelir,” diye konuştu.
Bu durumun daha önce Kovid döneminde, 2019’da ve 2020’de yaşandığını hatırlatan Dimon, “Tekrar olacak, size neredeyse garanti edebilirim. Sadece ne zaman veya tetikleyicinin ne olacağını tam olarak bilmiyorum,” dedi.
Dimon, bu tür bir volatilitenin büyük bankalardan ziyade para toplayan küçük işletmeleri ve kredi piyasalarını olumsuz etkileyeceğini kaaydetti.
Yılın ikinci yarısı için büyüme beklentisi
Yılın ikinci yarısı için büyüme beklentileri sorulduğunda Dimon, kendi ekonomistlerinin yüzde 1,5 gibi bir rakam öngördüğünü ancak kendisinin emin olmadığını belirtti.
Kevin Hassett’in yüzde 4’lük büyüme öngörüsüne katılmadığını söyleyen Dimon, “Umarım haklıdır. Sadece bilmiyorum,” diye konuştu.
JPMorgan’ın kendi büyüme rakamlarına da değinen Dimon, şirketin başarısının 15 yıllık sürekli yatırımların, yeni şubelerin, yeni bankacıların ve müşterilere hizmet sunmanın bir sonucu olduğunu belirtti.
Dimon, “Kârlar pek çok farklı nedenden dolayı dalgalanır ama biz bunu yapmaktan hoşlanıyoruz ve şirketimizi büyütebileceğimizden oldukça eminiz,” diye konuştu.
Fintech şirketleri ve yabancı bankalar da dahil olmak üzere ciddi bir rekabetle karşı karşıya olduklarını ifade eden Dimon, “Her zaman bizden daha iyisini yapanlara ve neden yaptıklarına bakarım, sadece ne kadar iyi yaptığımıza odaklanmam,” dedi.
‘Stabilcoinlerin, verilerin ve gerçek zamanlı ödemelerin geleceği var’
Stabilcoin mevzuatının bankalar üzerindeki etkisine ilişkin bir soruya Dimon, “Öncelikle, bir JPMorgan Coin’imiz var. Kripto derken stabilcoinleri, verileri taşımayı, gerçek zamanlı ödemeleri, verileri ve ödemeleri birlikte yapmayı kastediyorsanız, bu işler gerçek. Bunun ön saflarında olacağız,” yanıtını verdi.
JPMorgan Coin’in bugün para ve veri taşıyabildiğini ve gelecekte bunu dış kullanıma açacaklarını belirten Dimon, kara para aklamayla mücadele, banka gizlilik yasası (BSA) ve müşterini tanı (KYC) gibi yasal düzenlemelerin önemine dikkat çekti.
Dimon, “Zaten günde 10 trilyon dolar taşıyoruz ve bu dijital. Blockchain için çok iyi kullanım alanları olacak,” dedi.
JPMorgan’ın teknolojiye yaklaşık 20 milyar dolar harcadığını belirten Dimon, bu harcamanın ağlar, büyük veri merkezleri, yapay zeka politikaları (sadece yapay zekaya şimdiden milyarlarca dolar harcandığını belirtti) ve siber güvenlik (müşterileri korumak için milyarlarca dolar) gibi alanları kapsadığını söyledi.
Çin gözlemleri ve ABD’nin iç sorunları
Yakın zamanda Çin’e yaptığı ziyarete ilişkin gözlemlerini paylaşan Dimon, siber saldırıların büyük bir sorun olduğunu kabul etmekle birlikte, “Onlardan korkmuyorum,” dedi.
Çin’in kendi yolunda ilerlediğini, yapay zeka, otomobil ve robotik gibi alanlara büyük yatırımlar yaptığını belirten
Dimon, “Kısa bir süre içinde yeni ilaçların yüzde 30 veya 40’ına sahip olacaklar. Kendi yollarında gidiyorlar. Ancak zayıf yönleri de var. Hala çok fazla yoksullukları var. Çok zorlu bir komşulukları var. Komşularının çoğu yeniden silahlanıyor. Bizimle uğraşmak zorundalar. Biz hala gezegendeki en müreffeh ekonomiyiz,” ifadelerini kullandı.
Asıl endişesinin Çin değil, ABD’nin “kendi iç sorunlarını çözememesi” olduğunu vurgulayan Dimon, “Eğer Amerika kendi işlerini doğru yaparsa —deregülasyon, izinler, eğitim, iş dünyası yanlısı politikalar, ekonomiyi büyütme, düşük gelirli insanlara ekonomiyi büyüterek yardım etme, göçmenliği düzeltme— harika bir durumda olacağız. 30 ya da 40 yıl sonra önde gelen askeri ve ekonomik güç olacağız. Eğer olmazsak, dünya bugün yaşadığımızdan çok farklı bir dünya olur,” dedi.
‘Bitcoin değil, mermi, tank ve füze stoklamalıyız’
Ulusal güvenlik politikaları hakkında da konuşan Dimon, dünyanın ABD’nin askeri şemsiyesine güvendiğini ve bunun önemli olduğunu belirtti.
“Ülkeler ulusal güvenlikleri için başka yerlere bakmaya başlarsa bu bir sorun haline gelir. Bu, doğrudan ekonomik güvenlikleriyle ilgilidir,” diyen Dimon, ticaretin yanı sıra yatırım, kalkınma finansmanı ve Amerikan değerlerinin eğitimi gibi konuların da önemine işaret etti.
Daha önceki bir ifadesine atıfta bulunularak stoklanması gerekenler sorulduğunda Dimon, “Bitcoin değil, mermi, tank ve füze stoklamalıyız demiştim,” yanıtını verdi.
Ulusal güvenlik için en önemli şeyin dayanıklı tedarik zincirleri olduğunu vurgulayan Dimon, “Tıbbi malzemelerden F-35’lerimize giren her şeye, nadir toprak elementlerine ve ilgili şeylere kadar. İki nano santimetrelik yapay zeka çipleri gibi şeyler. Evet, bu Amerikan ulusal güvenliği için önemli diyoruz. Dayanıklı tedarik zincirlerine ihtiyacımız var,” dedi.
Askeriyenin daha fazla esnekliğe ve çok yıllı bütçelemeye ihtiyacı olduğunu da sözlerine ekledi.
‘Piyasalar rehavet içinde’
Piyasaların mevcut durumu hakkındaki son bir soruya ise Dimon, “Rehavet içinde. Fiyatlar yüksek, işler yolunda gidiyor gibi görünüyor. Fiyatlar bir nevi yumuşak inişe işaret ediyor. Umarım bu doğrudur. Sadece insanlara bunun olma olasılığının diğerlerinin düşündüğünden daha düşük olduğunu ve sürpriz olacağını söylüyorum. Açıklardan jeopolitiğe ve ticarete kadar pek çok şey hareket hâlinde. Karmaşık ve bir şeyler ters gidebilir. Ve işler ters gittiğinde genellikle sürpriz olur,” yanıtını verdi.
Kendi işinin geleceği tahmin etmek değil, gelecek ne olursa olsun müşterilerine hizmet vermeye hazır olmak olduğunu da sözlerine ekledi.
Amerika
Pentagon, Tomahawk çiplerinde tedarik sorunu yaşıyor

Financial Times’ın haberine göre ABD’li savunma şirketleri, Tomahawk füzelerinde kullanılan mikroelektronik bileşenlerin yerli tedarikinde zorluklarla karşılaşıyor. SkyWater Technology yöneticisi Jim Will, geçmişte bu çipleri üreten ABD’deki fabrikanın artık faaliyet göstermediğini söyledi. Pentagon ise mühimmat üretimini artırma çabaları kapsamında yeni nesil savunma şirketleriyle anlaşmalar yapıyor.
ABD’nin önde gelen savunma şirketlerinin, Tomahawk seyir füzelerinin üretimi için ihtiyaç duyulan yerli mikroelektronik tedarikçilerini bulmakta ciddi zorluklar yaşadığı bildirildi.
Minnesota merkezli çip üreticisi SkyWater Technology şirketinin Direktörü Jim Will, Financial Times (FT) gazetesine yaptığı açıklamada, tedarik zincirindeki aksamaları doğruladı.
Jim Will konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Tomahawk füzelerindeki elektronik aksam iki yıllık değil, 10 veya 15 yıllık teknolojilere dayanıyor. Ancak üretimin yurt dışına kaydırılması veya diğer belirsiz nedenlerden dolayı, 10 yıl önce bu çipleri üreten Amerikan fabrikası artık mevcut değil” ifadelerini kullandı.
Haberde, Pentagon’un üretimi artırma planları kapsamında, geleneksel yöntemler yerine ticari usullere ve teknolojilere daha fazla ağırlık veren yeni nesil savunma şirketlerine yöneldiği kaydedildi.
ABD’li savunma yüklenicilerinin, İran’daki savaş sürecinde tükenen askeri stokları hızla yenileme baskısı altında olduğu ve Pentagon’un mühimmat üretimini artırma taleplerini karşılamakta zorlandığı belirtildi.
Üretimdeki bu gecikmelerin, ABD Başkanı Donald Trump ile ülkenin önde gelen savunma sanayisi yöneticileri arasında yapılacak toplantının ana gündem maddesi olması bekleniyor.
Ulusal Savunma Sanayii Birliği Başkan Yardımcısı Jen Stewart, Washington’da şirketlerin önündeki engellerin kaldırılması ve daha hızlı hareket edilmesi konusunda partiler üstü bir uzlaşma olduğunu ifade etti.
Stewart, buna karşın ABD’deki savunma işletmelerinin sayısının 1990’lardan bu yana ciddi oranda azaldığına dikkat çekti.
FT’nin aktardığı bilgilere göre ABD hükümeti, Mayıs ayında Anduril, CoAspire, Leidos ve Zone 5 firmalarıyla, 2027 yılından itibaren başlamak üzere üç yıl boyunca düşük maliyetli seyir füzeleri üretilmesi amacıyla bir çerçeve anlaşma imzaladı.
Gelişmelerin öncesinde ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray’da gazetecilere yaptığı açıklamada, Ford ve General Motors dahil bazı otomotiv üreticilerinin Patriot ve Tomahawk füzeleri ile diğer silah sistemlerinin üretimine başlayabileceğini belirtmişti.
Savunma teknolojileri alanında faaliyet gösteren Anduril Industries şirketinin Üst Yöneticisi (CEO) Brian Schimpf ise 14 Haziran’da yaptığı açıklamada, ABD’nin mevcut ihracat kontrol sisteminin gözden geçirilmesi çağrısında bulunmuştu.
Schimpf, askeri ticaret alanındaki katı kuralların düşük maliyetli ve etkili silahların seri üretimini engellediğini savunmuştu.
Amerika
ABD’de CEO maaşlarında rekor artış

The Wall Street Journal’ın 391 üst düzey yöneticiyi kapsayan araştırmasına göre, 70 yönetici geçen yıl 100 milyon doların üzerinde gelir elde etti. Gazete, bu artışın temel nedeninin şirket performansına ve piyasa değerine bağlanan hisse ve opsiyon paketleri olduğunu yazdı. Bazı yöneticilerin yıllık tazminat paketleri 200 milyon doların üzerine çıktı.
The Wall Street Journal’ın (WSJ) hazırladığı yeni sıralamaya göre, ABD’deki üst düzey yöneticilerin tazminat paketlerinde dikkat çekici bir artış yaşandı.
Gazetenin araştırmasına göre 100 milyon doların üzerinde gelir elde eden yönetici sayısı belirgin şekilde yükselirken, bazı yöneticilerin yıllık kazançları 200 milyon dolar eşiğini de geçti.
Gazete, toplam 391 üst düzey yöneticinin verilerini inceledi.
Araştırmaya göre bu yöneticilerden 70’i 100 milyon doların üzerinde gelir elde etti.
Listenin zirvesinde yer alan Elon Musk’ın tazminat paketinin değeri 158 milyar dolar olarak hesaplandı. WSJ, bu tutarın sıralamadaki diğer tüm yöneticilere yapılan ödemelerin toplamının 16 katına karşılık geldiğini yazdı.
Gazetenin hesaplamalarına göre geçen yıl 200 milyon doların üzerinde tazminat paketi alan yöneticiler arasında Figma’nın kurucusu ve yöneticisi Dylan Field 864 milyon dolarla ilk sırada yer aldı.
Onu 821 milyon dolarla yatırım ortaklığı Welltower’ın yöneticisi Shankh Mitra, 741 milyon dolarla gayrimenkul işlem platformu Opendoor Technologies’in CEO’su Kaz Nejatian, 248 milyon dolarla siber güvenlik şirketi CrowdStrike’ın CEO’su George Kurtz ve 205 milyon dolarla yarı iletken üreticisi Broadcom’un CEO’su Hock Tan izledi.
Yaşlı bakım evleri, hastaneler ve polikliniklere yatırım yapan Welltower’da ise dört üst düzey yönetici 100 milyon doların üzerinde tazminat paketi aldı.
Bu dört yöneticiye verilen toplam ödeme 1,3 milyar dolara ulaştı. Şirketin finans direktörü Tim McHugh’un tazminat paketi ise 167 milyon dolar olarak hesaplandı.
Araştırmaya göre S&P 500 şirketlerindeki CEO’ların medyan yıllık geliri 17,9 milyon dolarla rekor seviyeye çıktı. Listede yer alan yöneticilerin yarısından fazlası bir önceki yıla göre yüzde 9,8’in üzerinde gelir artışı elde etti.
WSJ, bu yükselişin temel nedeninin nakit ödemelerden ziyade “moonshot packages” olarak adlandırılan uzun vadeli hisse ve opsiyon planları olduğunu belirtti.
“Moonshot” ifadesi, son derece iddialı ve dönüştürücü hedefleri ifade etmek için kullanılıyor. Bu tür planlarda yönetim kurulları, üst düzey yöneticilere belirli miktarda hisse veya opsiyon tahsis ediyor; ancak bu ödüller yalnızca şirketin piyasa değerinde çok büyük artışlar gerçekleşmesi halinde hak ediliyor.
Gazete ayrıca CEO ücretleri ile hissedar getirileri arasında güçlü bir ilişki bulunmadığını da kaydetti.
Örnek olarak Robinhood’u gösteren WSJ, şirketin CEO’sunun yıllık ücretinin 3 milyon dolar olduğunu, ancak geçmiş yıllarda verilen hisse bazlı ödüllerin şirket hisselerindeki yükseliş sayesinde yaklaşık 1,1 milyar dolar değerine ulaştığını aktardı.
Amerika
ABD’de Altın Kubbe savunma sistemi ilk sınavını geçti

ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, Altın Kubbe füze savunma programı kapsamındaki ilk kritik testlerin başarıyla tamamlandığını açıkladı. Hegseth, sistemin ileri yönlendirilmiş enerji teknolojileri kullanarak insansız hava araçları ve seyir füzeleri dahil yaklaşan hedefleri otonom şekilde tespit edip imha ettiğini belirtti. Altın Kubbe projesi, ABD ana karasını balistik, seyir ve hipersonik füzeler ile insansız sistemlere karşı korumayı amaçlayan çok katmanlı bir savunma ağı olarak geliştiriliyor.
ABD Savaş Bakanı Pete Hegseth, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, Altın Kubbe programı kapsamındaki ilk kritik füze savunma sistemi testlerinin başarıyla tamamlandığını duyurdu.
Hegseth, “Bugün Amerika için Altın Kubbe programı kapsamındaki ilk kritik testler tam başarıyla sonuçlandı ve buna bizzat tanıklık etme fırsatı buldum” ifadelerini kullandı.
Savaş Bakanı, testlerde ileri yönlendirilmiş enerji teknolojilerinin kullanıldığını belirterek sistemin yaklaşan hedefleri otonom biçimde tespit edip imha ettiğini söyledi.
Hegseth’e göre testlerde insansız hava araçları ve seyir füzeleri dahil tüm hedefler vuruldu ve süreç planlandığı takvime uygun şekilde yürütüldü.
Hegseth ayrıca yeni nesil teknolojilerle askeri unsurların entegrasyonunu sahada gözlemlediğini belirtti.
ABD Başkanı Donald Trump’ın, 40. ABD Başkanı Ronald Reagan’ın Stratejik Savunma Girişimi vizyonunu hayata geçirdiğini ifade eden Hegseth, “Altın Kubbe ile Savunma Bakanlığı ülkemizi daha önce hiç olmadığı kadar güçlü şekilde koruyacak. Altın Kubbe gerçek, güçlü ve planlandığı şekilde ilerliyor” dedi.
Today, the first milestone test of Golden Dome for America (GDA) was a full mission success — and I was honored to witness it firsthand.
Cutting edge directed energy was harnessed and the Dynamic Defense Autonomous Defeat (DDAD) system flawlessly and autonomously cued, targeted,…
— Secretary of War Pete Hegseth (@SecWar) June 24, 2026
Altın Kubbe nedir?
Altın Kubbe, ABD ana karasını balistik, seyir ve hipersonik füzeler ile insansız hava araçlarına karşı korumayı amaçlayan çok katmanlı bir füze savunma sistemi olarak tasarlanıyor.
Program, yaklaşan tehditleri tespit etmek, takip etmek ve gerektiğinde önlemek için geniş bir uydu ağı kurulmasını öngörüyor. Sistemin yüzlerce uydu içerebileceği belirtiliyor.
ABD Başkanı Donald Trump, küresel ölçekte bir füze savunma sistemi oluşturulmasına ilişkin kararı Ocak 2025’te imzaladı. Trump daha önce sistemin görev süresinin sona ereceği 2029 yılına kadar devreye alınmasını hedeflediğini açıklamıştı.
Projenin koordinasyonu Mayıs 2025’te ABD Uzay Kuvvetleri Generali Michael Guetlein’e verildi. Pentagon’un, Guetlein’in liderliğinde program planını Eylül 2025’te tamamladığı bildirildi.
Uzay tabanlı savunma ağı hedefleniyor
Trump, sistemin kara, deniz ve uzay tabanlı yeni nesil teknolojilerden oluşacağını açıkladı. Reuters’ın kaynaklarına dayandırdığı haberine göre proje, füze tespiti ve takibi için 400 ila 1.000’in üzerinde uydu ile bunları imha etmek amacıyla kinetik önleyiciler veya lazerlerle donatılmış yaklaşık 200 saldırı uydusunun konuşlandırılmasını öngörüyor.
Japonya merkezli Nikkei, Japonya’nın da projeye katılabileceğini ve füze tespit sistemlerinde yapay zeka ile kuantum teknolojilerinin kullanılmasının değerlendirildiğini yazdı.
Trump, Altın Kubbe’nin maliyetini 175 milyar dolar olarak açıklarken, projeye yönelik ilk 25 milyar doların ekonomik düzenleme paketi “One Big Beautiful Bill” (Büyük, Güzel Yasa) içinde yer aldığını söyledi.
Buna karşılık ABD Kongresi Bütçe Ofisi, sistemin önümüzdeki 20 yıldaki toplam maliyetinin 831 milyar dolara ulaşabileceğini hesapladı.
Bloomberg ise Aralık 2025’te yayımladığı değerlendirmede, Çin, Rusya ve Kuzey Kore’nin birleşik kapasitesine karşı tam kapsamlı koruma sağlayacak bir sistemin maliyetinin 1,1 trilyon dolara çıkabileceğini öngördü.
Reuters, Nisan 2025’te Elon Musk’ın sahibi olduğu SpaceX şirketinin, yazılım firması Palantir ve insansız sistem üreticisi Anduril ile birlikte sistemin temel bileşenleri için yürütülen yarışta öne çıktığını aktardı.
Northrop Grumman, L3Harris Technologies, Boeing, RTX ve Lockheed Martin de potansiyel yükleniciler arasında gösteriliyor.
Guardian: Sistem aşamalı devreye alınacak
The Guardian daha önce yayımladığı haberinde, Trump’ın açıklamalarına rağmen Altın Kubbe’nin 2028 sonuna kadar tam kapasiteyle hizmete girmesinin beklenmediğini yazdı.
Habere göre sistem aşamalı olarak devreye alınacak; ilk aşamada Pentagon veri entegrasyonuna odaklanacak, daha sonra uzay tabanlı silah sistemlerinin geliştirilmesine geçilecek.
Kaynaklara göre ABD’nin yaklaşık 18 ay içinde yaklaşan füze tehditlerini takip edecek askeri uydu ve uzay iletişim ağını kurması mümkün görülüyor. Bu ağın Altın Kubbe’nin temelini oluşturacağı değerlendiriliyor.
Rusya ve Çin’den tepki
Altın Kubbe projesi Rusya ve Çin’in tepkisini çekti. Rusya Dışişleri Bakanlığı Mayıs 2025’te yaptığı açıklamada projenin stratejik istikrarı zayıflattığını belirtirken, Bakanlık Sözcüsü Mariya Zaharova sistemi ABD’nin önleyici saldırı doktrininin “son derece tehlikeli” bir yansıması olarak nitelendirdi. Kremlin ise yeni füze savunma sistemi geliştirilmesini ABD’nin egemenlik hakkı olarak değerlendirdi.
Çin Savunma Bakanlığı Sözcüsü Zhang Xiaogang, projenin uzayda silahlanma yarışını hızlandırabileceği uyarısında bulundu. Rusya ve Çin daha sonra ortak açıklamalarında, uzayın silahlı çatışma amacıyla kullanılmasına yönelik girişimlere karşı olduklarını bildirdi.
Kuzey Kore de projeye karşı çıkarak bunun uzayda nükleer çatışma riskini artırabileceğini savundu. Kanada Başbakanı Mark Carney ise ülkesinin projeye yatırım yapma ihtimalini değerlendirdiğini açıkladı. Japonya da programda yer alma seçeneğini inceleyen ülkeler arasında bulunuyor.
Amerika1 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4
Dünya Basını6 gün önceİngiliz iktisatçı Pettifor: Yapay zeka çöküşü kaçınılmaz bir krize yol açacak










