Amerika
JPMorgan CEO’su Dimon: Bitcoin değil, mermi, tank ve füze stoklamalıyız

JPMorgan Chase Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Jamie Dimon, Reagan Ulusal Ekonomi Forumu’nda yaptığı konuşmada ABD ekonomisi, borçlanma, tahvil piyasalarındaki olası kırılmalar ve ulusal güvenlik konularında değerlendirmelerde bulundu. Dimon, büyüme odaklı politikaların ve vergi kesintilerinin devamının önemine dikkat çekerken, ‘ulusal güvenliğin her şeyden önce geldiğini’ savundu.
Uluslararası yatırım bankası JPMorgan Chase Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO’su Jamie Dimon, geçen hafta düzenlenen Reagan Ulusal Ekonomi Forumu’nda Fox Business‘a verdiği mülakatta, ABD ekonomisinden ulusal güvenliğe, teknolojik gelişmelerden liderliğe kadar geniş bir yelpazede çarpıcı değerlendirmelerde bulundu.
Dimon, özellikle Senato’daki harcama kesintileri ve vergi oranlarının devamlılığı hakkındaki yasa tasarısına değinerek, büyüme için işletmelerin yatırım yapmasını sağlayacak istikrarın önemine dikkat çekti.
‘Tasarıyı geçirmelerinden dolayı heyecanlıyım’
Senato’da görüşülen ve bazı senatörlerin harcama kesintilerinin yetersiz olduğu yönünde eleştiriler yönelttiği yasa tasarısı hakkında konuşan Dimon, “Öncelikle tasarıyı geçirmelerinden dolayı heyecanlıyım,” dedi.
Temsilciler Meclisi Başkanı Mike Johnson’ın bu konuda “inanılmaz bir iş çıkardığını” belirten Dimon, Senato’nun da tasarıyı tamamlaması gerektiğini ifade etti.
Dimon, “İstikrarın artırılması, vergi oranlarının devam etmesi, küçük ve büyük işletmelerin yatırım yapmasına olanak tanıması büyüme için gerçekten önemli. 2017’deki tasarıya dönersek, ABD’ye trilyonlarca dolar geri getirdi, birçok iş ve büyüme yarattı. Bu rakamlara bakanlar aslında bunların ne olduğunu söylemiyorlar. Yani işe yarayacak,” değerlendirmesinde bulundu.
Dimon, daha sonra Medicare, Medicaid ve Sosyal Güvenlik gibi alanlarda kesinti yapmak yerine verimliliği artırmaya odaklanılması gerektiğini belirterek, “Bence bu işi olabildiğince iyi bitirmeleri daha iyi. Açık ne kadar küçük olursa o kadar iyi,” diye ekledi.
Vergi kesintilerinin uzatılmasına güvenip güvenmediği sorusuna ise Dimon, “JPMorgan için o kadar değil. Ancak yüzde 28 mi yoksa yüzde 40 mı olacağını bilmeyen küçük işletmelerle konuşursanız, buna ihtiyaçları var. Çok fazla Ar-Ge yapan veya çok fazla ekipman harcaması yapan birçok şirketle konuşursanız, kesinliğe ihtiyaçları var,” yanıtını verdi.
Yatırımların ertelenmemesi için belirsizliğin bir an önce ortadan kalkması gerektiğini vurguladı.
‘Tahvil piyasaları zor bir dönem geçirecek’
Borç ve bütçe açıkları konusundaki endişelere de değinen Dimon, bunun “büyük bir mesele” ve “gerçek bir sorun” olduğunu ifade etti.
Dimon, “Bir gün tahvil piyasaları zor bir dönem geçirecek. Bunun altı ay mı yoksa altı yıl mı olacağını bilmiyorum. Bu yüzden buna odaklanmamız gerektiğini düşünüyorum,” uyarısında bulundu.
Asıl odaklanılması gerekenin büyüme, iş dünyası yanlısı politikalar, uygun düzenlemeler, izin reformları ve bürokrasinin azaltılması olduğunu belirten Dimon, “Bu büyümeyi sağlayın. En iyi yol bu. Sonra herkesin düzgün bir şekilde reform yapılabileceğini bildiği bazı programlarda reform yapın,” dedi.
Tahvil piyasasında bir “kırılma” olabileceği yönündeki sözlerinin ne anlama geldiği sorulduğunda Dimon, “Halkın anlaması gereken şey, her gün yaklaşık 30 trilyon dolarlık menkul kıymet işlemi yapılıyor. Bunlar dünyanın dört bir yanındaki yatırımcılar. Yabancılar 35 trilyon dolarlık Amerikan menkul kıymetine sahip. ABD’de yaklaşık 30 trilyon dolarlık özel yatırımları daha var. İnsanlar ayaklarıyla oy kullanıyor ve ülkeye, hukukun üstünlüğüne, enflasyon oranlarına, merkez bankası politikalarına, neyi riskten korumak istediklerine ve neyi istemediklerine bakacaklar,” açıklamasında bulundu.
Bu oranların merkez bankaları tarafından belirlenmediğini, ancak etkilenebileceğini söyleyen Dimon, “Eğer insanlar Amerikan dolarının olması gereken yer olmadığına karar verirse, evet, spreadlerin açıldığını, kredi spreadlerinin açıldığını görebilirsiniz. Ve bu bir sorun haline gelir,” diye konuştu.
Bu durumun daha önce Kovid döneminde, 2019’da ve 2020’de yaşandığını hatırlatan Dimon, “Tekrar olacak, size neredeyse garanti edebilirim. Sadece ne zaman veya tetikleyicinin ne olacağını tam olarak bilmiyorum,” dedi.
Dimon, bu tür bir volatilitenin büyük bankalardan ziyade para toplayan küçük işletmeleri ve kredi piyasalarını olumsuz etkileyeceğini kaaydetti.
Yılın ikinci yarısı için büyüme beklentisi
Yılın ikinci yarısı için büyüme beklentileri sorulduğunda Dimon, kendi ekonomistlerinin yüzde 1,5 gibi bir rakam öngördüğünü ancak kendisinin emin olmadığını belirtti.
Kevin Hassett’in yüzde 4’lük büyüme öngörüsüne katılmadığını söyleyen Dimon, “Umarım haklıdır. Sadece bilmiyorum,” diye konuştu.
JPMorgan’ın kendi büyüme rakamlarına da değinen Dimon, şirketin başarısının 15 yıllık sürekli yatırımların, yeni şubelerin, yeni bankacıların ve müşterilere hizmet sunmanın bir sonucu olduğunu belirtti.
Dimon, “Kârlar pek çok farklı nedenden dolayı dalgalanır ama biz bunu yapmaktan hoşlanıyoruz ve şirketimizi büyütebileceğimizden oldukça eminiz,” diye konuştu.
Fintech şirketleri ve yabancı bankalar da dahil olmak üzere ciddi bir rekabetle karşı karşıya olduklarını ifade eden Dimon, “Her zaman bizden daha iyisini yapanlara ve neden yaptıklarına bakarım, sadece ne kadar iyi yaptığımıza odaklanmam,” dedi.
‘Stabilcoinlerin, verilerin ve gerçek zamanlı ödemelerin geleceği var’
Stabilcoin mevzuatının bankalar üzerindeki etkisine ilişkin bir soruya Dimon, “Öncelikle, bir JPMorgan Coin’imiz var. Kripto derken stabilcoinleri, verileri taşımayı, gerçek zamanlı ödemeleri, verileri ve ödemeleri birlikte yapmayı kastediyorsanız, bu işler gerçek. Bunun ön saflarında olacağız,” yanıtını verdi.
JPMorgan Coin’in bugün para ve veri taşıyabildiğini ve gelecekte bunu dış kullanıma açacaklarını belirten Dimon, kara para aklamayla mücadele, banka gizlilik yasası (BSA) ve müşterini tanı (KYC) gibi yasal düzenlemelerin önemine dikkat çekti.
Dimon, “Zaten günde 10 trilyon dolar taşıyoruz ve bu dijital. Blockchain için çok iyi kullanım alanları olacak,” dedi.
JPMorgan’ın teknolojiye yaklaşık 20 milyar dolar harcadığını belirten Dimon, bu harcamanın ağlar, büyük veri merkezleri, yapay zeka politikaları (sadece yapay zekaya şimdiden milyarlarca dolar harcandığını belirtti) ve siber güvenlik (müşterileri korumak için milyarlarca dolar) gibi alanları kapsadığını söyledi.
Çin gözlemleri ve ABD’nin iç sorunları
Yakın zamanda Çin’e yaptığı ziyarete ilişkin gözlemlerini paylaşan Dimon, siber saldırıların büyük bir sorun olduğunu kabul etmekle birlikte, “Onlardan korkmuyorum,” dedi.
Çin’in kendi yolunda ilerlediğini, yapay zeka, otomobil ve robotik gibi alanlara büyük yatırımlar yaptığını belirten
Dimon, “Kısa bir süre içinde yeni ilaçların yüzde 30 veya 40’ına sahip olacaklar. Kendi yollarında gidiyorlar. Ancak zayıf yönleri de var. Hala çok fazla yoksullukları var. Çok zorlu bir komşulukları var. Komşularının çoğu yeniden silahlanıyor. Bizimle uğraşmak zorundalar. Biz hala gezegendeki en müreffeh ekonomiyiz,” ifadelerini kullandı.
Asıl endişesinin Çin değil, ABD’nin “kendi iç sorunlarını çözememesi” olduğunu vurgulayan Dimon, “Eğer Amerika kendi işlerini doğru yaparsa —deregülasyon, izinler, eğitim, iş dünyası yanlısı politikalar, ekonomiyi büyütme, düşük gelirli insanlara ekonomiyi büyüterek yardım etme, göçmenliği düzeltme— harika bir durumda olacağız. 30 ya da 40 yıl sonra önde gelen askeri ve ekonomik güç olacağız. Eğer olmazsak, dünya bugün yaşadığımızdan çok farklı bir dünya olur,” dedi.
‘Bitcoin değil, mermi, tank ve füze stoklamalıyız’
Ulusal güvenlik politikaları hakkında da konuşan Dimon, dünyanın ABD’nin askeri şemsiyesine güvendiğini ve bunun önemli olduğunu belirtti.
“Ülkeler ulusal güvenlikleri için başka yerlere bakmaya başlarsa bu bir sorun haline gelir. Bu, doğrudan ekonomik güvenlikleriyle ilgilidir,” diyen Dimon, ticaretin yanı sıra yatırım, kalkınma finansmanı ve Amerikan değerlerinin eğitimi gibi konuların da önemine işaret etti.
Daha önceki bir ifadesine atıfta bulunularak stoklanması gerekenler sorulduğunda Dimon, “Bitcoin değil, mermi, tank ve füze stoklamalıyız demiştim,” yanıtını verdi.
Ulusal güvenlik için en önemli şeyin dayanıklı tedarik zincirleri olduğunu vurgulayan Dimon, “Tıbbi malzemelerden F-35’lerimize giren her şeye, nadir toprak elementlerine ve ilgili şeylere kadar. İki nano santimetrelik yapay zeka çipleri gibi şeyler. Evet, bu Amerikan ulusal güvenliği için önemli diyoruz. Dayanıklı tedarik zincirlerine ihtiyacımız var,” dedi.
Askeriyenin daha fazla esnekliğe ve çok yıllı bütçelemeye ihtiyacı olduğunu da sözlerine ekledi.
‘Piyasalar rehavet içinde’
Piyasaların mevcut durumu hakkındaki son bir soruya ise Dimon, “Rehavet içinde. Fiyatlar yüksek, işler yolunda gidiyor gibi görünüyor. Fiyatlar bir nevi yumuşak inişe işaret ediyor. Umarım bu doğrudur. Sadece insanlara bunun olma olasılığının diğerlerinin düşündüğünden daha düşük olduğunu ve sürpriz olacağını söylüyorum. Açıklardan jeopolitiğe ve ticarete kadar pek çok şey hareket hâlinde. Karmaşık ve bir şeyler ters gidebilir. Ve işler ters gittiğinde genellikle sürpriz olur,” yanıtını verdi.
Kendi işinin geleceği tahmin etmek değil, gelecek ne olursa olsun müşterilerine hizmet vermeye hazır olmak olduğunu da sözlerine ekledi.
Amerika
Musk ara seçimler için Cumhuriyetçilere 445 milyon dolar bağışladı

Milyarder Elon Musk, ABD’de düzenlenecek Kongre ara seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Parti’ye 445 milyon dolardan fazla bağış yaptı. Bütçesinin 158 milyon dolarını Teksas’taki Senato yarışına aktaran Musk, Demokrat finansör George Soros’un harcamalarını geride bıraktı.
Milyarder Elon Musk, ABD’de yapılacak Kongre ara seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Parti’ye 445 milyon dolardan fazla bağış yaptı.
Bloomberg’in haberine göre bu harcama, Musk’ı seçim tarihinin en büyük siyasi bağışçılarından biri konumuna getirdi.
Federal Seçim Komisyonu verilerine göre Musk, yalnızca ekim ayının ilk iki haftasında Cumhuriyetçi adayları destekleyen America PAC adlı siyasi eylem komitesine 77 milyon dolar aktardı.
Musk’ın mali desteği, Demokrat Parti’ye kaynak sağlayan finansör George Soros gibi geleneksel bağışçıların harcamalarını geride bıraktı.
America PAC, Cumhuriyetçi adayların yarıştığı kritik eyaletlerdeki Senato seçimleri için 71 milyon dolar harcadı.
Bu kaynak Ohio, Michigan, Iowa ve Maine eyaletlerindeki yarışların yanı sıra Temsilciler Meclisi’ndeki 30’u aşkın çekişmeli bölgeye dağıtıldı.
En büyük harcama Teksas’taki Senato yarışı için yapıldı
Musk bütçesindeki en büyük payı Teksas eyaletindeki Senato seçimine ayırdı.
Eylül ayında Senate Leadership Fund adlı fona 158 milyon dolar aktaran Musk, bu kaynağın Texas PAC üzerinden Cumhuriyetçi Başsavcı Ken Paxton’a ulaştırılmasını sağladı.
Paxton’ın Demokrat rakibi James Talarico, seçim kampanyasında Musk’ın finansal gücünü gündeme taşıyarak milyarderi “Senato koltuğunu satın almaya çalışmakla” suçladı.
Seçim sonuçları, faaliyetleri federal düzenleyici kurumların denetimine bağlı şirketleri yöneten Musk için önem taşıyor.
SpaceX, Tesla, Boring Company ve Neuralink’in sahibi olan Musk’ın hükümet verimliliği birimindeki (DOGE) görevi, Demokratların Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu kazanması durumunda Kongre denetimine takılabilir.
The New York Times daha önce Musk’ı “tarihin en büyük Cumhuriyetçi bağışçısı” olarak nitelendirmişti.
Musk da ara seçimlerde partisinin adaylarına en az 100 milyon dolar harcayacağını açıklamıştı.
Kongre ara seçimleri 3 Kasım 2026’da yapılacak.
Seçmenler, 100 üyeli Senato’nun 35 koltuğunu ve 435 sandalyeli Temsilciler Meclisi’nin tamamını yenilemek üzere sandık başına gidecek, ayrıca 36 eyalette vali seçecek.
Amerika
ABD’de birbiri ardına sahte seçim anketi itirafları

ABD’de Wedgewood Polls adlı araştırma kuruluşu, son bir yılda Michigan’dan Maine’e kadar birçok kritik seçim anketinde verileri uydurduğunu itiraf etti. Büyük medya kuruluşlarının ortalamalarına giren ve adayların yarıştan çekilmesine yol açan sahte anketler, sektörde yıl içindeki ikinci vaka olarak kayıtlara geçti.
ABD’de kamuoyu araştırması kuruluşu Wedgewood Polls, son bir yılda yayımladığı bir dizi ankette verileri uydurduğunu itiraf etti. Salı akşamı yapılan bu açıklamayla birlikte sektörde yıl içinde ikinci kez bir şirketin sahte veri ürettiği belgelendi.
Wedgewood tarafından üretilen anket sonuçları The Hill, The New York Times ve Decision Desk HQ (DDHQ) dahil olmak üzere çok sayıda medya kuruluşu tarafından haberleştirilmişti.
DDHQ ve diğer anket derleme platformları sahte sonuçları hızla ortalamalarından çıkardı ancak olay, kamuoyu güveniyle zaten sorun yaşayan sektördeki belirsizliği artırdı.
Anket derleme ve siyasi analiz platformu FiftyPlusOne’ın kurucusu G. Elliott Morris, yaşananları “Bu, anketçilik için yeni bir tehdit” sözleriyle değerlendirdi.
Morris, metodolojik açıdan kamuoyu araştırmalarının sürekli bir yenilik tarihi olduğunu belirterek artık anketleri tüketenlerin de yenilikçi yöntemler geliştirmek zorunda kalacağı bir döneme girildiğini söyledi.
Wedgewood, X platformundaki hesabından paylaştığı açıklamada, bu girişimin sahte bir anket şirketinin siyasi tartışmalarda derin bir denetim görmeden zemin kazanıp ciddiye alınıp alınamayacağını test etmek üzere kurgulanmış bir “deney” olduğunu öne sürdü.
Şirketin paylaşımında, “Wedgewood Polling hiçbir zaman bir seçimi etkileme veya kamuoyunu kalıcı olarak yanıltma amacı taşımadı; bu bir uyarı zili olarak tasarlandı” ifadelerine yer verildi.
Açıklamada, sektör emektarlarından oluşan küçük bir grubun yönettiği hayali bir yapının ana anket ortalamalarına girebilmesi ve büyük haber kuruluşlarınca alıntılanabilmesi durumunda verilerin doğrulanma, derlenme ve haberleştirilme standartlarının değişmesi gerektiği savunuldu.
Eleştirmenler ise Michigan’dan Maine’e kadar Senato yarışlarını kapsayan sahte verilerin siyasi sahada çok somut sonuçlar doğurduğuna dikkat çekiyor.
Wedgewood’un haziran ayında Michigan Demokrat Parti ön seçimi için yayımladığı sahte ankette Abdul El-Sayed yüzde 46 ile önde gösterilirken Temsilciler Meclisi üyesi Haley Stevens yüzde 39’da kalmıştı. Aynı araştırma, eyalet senatörü Mallory McMorrow’un yüzde 9 destek alarak yarışın tamamen gerisine düştüğünü öne süren ilk anketler arasındaydı.
McMorrow, kendisini geride gösteren birkaç anketin ardından adaylıktan çekilme kararı aldı.
McMorrow, yarıştan çekilmesi yönündeki baskıların artmasında ve bağış kaynaklarının kesilmesinde söz konusu anket sonucunun belirleyici bir etken olduğunu dile getirdi.
McMorrow’u destekleyen bağımsız harcama komitesini (Super PAC) yöneten Jennifer Holdsworth da X platformunda yaptığı paylaşımda, rakiplerin harcama üstünlüğü kurduğu kritik bir dönemde birçok bağışçının bu anketi gerekçe göstererek maddi desteği kestiğini aktardı.
Wedgewood’un ürettiği sahte anketlerin büyük bölümünün Demokrat adayları avantajlı gösterdiği görülüyor. Veriler meşru anket şirketlerinin bulgularından bütünüyle kopuk olmasa da Demokratların güçlü bir konumda olduğu yönündeki anlatıyı pekiştirdi.
Yayımlanan veriler arasında, Maine eyaletinde Demokrat Senato adayı Troy Jackson’ın Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins’in 4 puan önünde yer aldığı iddiası bulunuyordu. Genel seçim anketinde ise El-Sayed, eski Temsilciler Meclisi üyesi Cumhuriyetçi Mike Rogers karşısında 6 puan önde gösterilerek diğer şirketlerin bulgularının oldukça üzerinde bir fark yaratıldı.
Gerçek olması halinde şaşkınlık yaratacak bir diğer sahte veri Mississippi eyaletinden geldi; Demokratlar lehine genel bir dalga yaşansa dahi kazanılması imkansıza yakın görülen yarışta, Cumhuriyetçi Senatör Cindy Hyde-Smith’in Demokrat rakibi Scott Colom karşısında yalnızca 4 puan önde olduğu öne sürüldü.
Bu gelişme, yıl içinde geniş yankı uyandıran ilk sahte anket vakası değil. Ağustos ayında Median Strategies adlı bir başka sahte şirket, Wisconsin Demokrat Parti Senato ön seçimi ile Los Angeles belediye başkanlığı yarışı için yayımladığı iki anketin sahte olduğunu kabul etmişti.
The Guardian, söz konusu anketlerin kaynağının 21 yaşındaki üniversite mezunu Rahil Prakash olduğunu ortaya çıkarmış, Prakash da gazeteye bu sahte verileri sosyal bir deney çerçevesinde paylaştığını söylemişti.
Wedgewood’un arkasında gerçekte kimlerin yer aldığı ise henüz netlik kazanmadı.
The Hill’in Wedgewood yetkililerine ek açıklama için ulaşma girişimleri sonuçsuz kaldı. Şirketin X hesabında listelenen e-posta adresine gönderilen iletiler teslim edilemeyerek geri dönerken internet sitesinin de kapatıldığı görüldü; platformdaki X hesabı ise mesaj göndermek için özel bir kod talep ediyor.
Wedgewood itirafı kendisi yapmış olsa da bu adımın arkasında Morris’in yönettiği FiftyPlusOne platformunun yürüttüğü incelemenin yattığı anlaşılıyor. Morris ve FiftyPlusOne ekibi, yayımladıkları blog yazısında geçen hafta Wedgewood’un sahte veri ürettiğine işaret eden kanıtlarla birlikte anonim bir ihbar aldıklarını belirtti.
Ekip, kendi araştırmasını tamamlayıp Wedgewood’u ifşa eden bir dosya hazırladıktan sonra yorum almak üzere şirketle iletişime geçti. Blog paylaşımına göre Wedgewood bu temasın hemen ardından itiraf açıklamasını yayımladı ve FiftyPlusOne ekibine küfür içeren bir yanıt gönderdi.
Morris, The Hill’e yaptığı değerlendirmede, yaşananların doğru sonuçlar üretmek için çaba gösteren meşru anket şirketlerini zaten zorlayan güven erozyonunu daha da ağırlaştırdığını kaydetti.
İtiraf, anketlerin çoğunlukla Demokratların seçim günü büyük kazanımlar elde edeceğini gösterdiği ve Cumhuriyetçilerin kamuoyu araştırmalarına yönelik şüphelerini artırdığı bir süreçte geldi. Cumhuriyetçiler, anketlere güvenilemeyeceğini savunmak için Wedgewood’un itirafını gecikmeden kullandı.
Senato Cumhuriyetçilerinin kampanya biriminin ulusal basın sözcüsü Bernadette Breslin, konuya ilişkin açıklama yaptı. Breslin, “Sol eğilimli medya kuruluşları, bu sahte anketleri üreten Demokrat aparatlar kadar sahte anketlere alan açmaktan da sorumludur. Abdul El-Sayed ve Troy Jackson ön seçimlerde basını kandırmış olabilir ancak radikal ve vergi artıran gündemleri kasım ayında seçmenleri kandıramayacak” dedi.
ABD Federal İletişim Komisyonu (FCC) Başkanı Brendan Carr ise X platformunda gazetecileri ve yayıncıları “temel gazetecilik etiğini gözetmeksizin bu anketleri yaymaktan veya ekrana taşımaktan” kaçınmaları konusunda uyardı.
Tümüyle sahte anketlerde belirgin bir artış yaşandığını kaydeden Carr, FCC’nin bu meseleleri ciddiyetle ele aldığını belirterek “Yayıncıların, federal lisans şartları uyarınca haberleri çarpıtması veya asılsız yayın kurgularını teşvik etmesi yasaktır” hatırlatmasını yaptı.
Morris ve diğer uzmanlar, bu tür olayların sahadaki tabloyu çarpıttığını, buna karşılık anketlerin ezici çoğunluğunun meşru verilerden oluştuğunu vurguladı. Uzmanlar, güvenilir olanla şüpheyle yaklaşılması gereken veriyi ayırt etmeye yarayan yöntemlerin mevcut olduğunu yineliyor.
Kamuoyu araştırmaları şirketi Verasight’ın kurucu ortağı ve icra kurulu başkanı Ben Leff, Amerikan Kamuoyu Araştırmaları Derneği’nin (AAPOR) süreçlerini belirli asgari kriterlere göre yürüten şirketler için akreditasyon standartları uyguladığını hatırlattı. Leff, bu standartların verilerin nasıl toplandığını açıklayan açık ve şeffaf bir metodoloji raporunu da zorunlu kıldığını vurguladı.
Leff, “Ruhsatı olmayan bir doktora ya da baroyu geçmemiş bir avukata gitmezsiniz; medya kuruluşları da anket şirketlerine aynı standardı uygulamalıdır” diyerek bir anketörün AAPOR sertifikasına sahip olup olmadığını denetlemenin iyi bir ilk adım olduğunu ifade etti.
Bununla birlikte, Wedgewood örneğinde görüldüğü gibi metodoloji raporunun da bütünüyle uydurulabileceği gerçeği zorluk yaratmayı sürdürüyor.
Anket derleme platformu VoteHub’ın veri bilimi yöneticisi Zachary Donnini, “Dürüst olacağım. Ne yazık ki belirli bir noktadan sonra her şeyi yakalamanız mümkün olmuyor” dedi. Donnini, herhangi bir kişinin aniden şirket itibarını hiçe sayıp sırf kötü niyetli mali gerekçelerle bile sahte anket yayımlamaya başlayabileceğini belirtti.
Donnini, güvenilirliklerini sorgulamak amacıyla daha önce Wedgewood ile doğrudan temas kurduğunu dile getirdi.
Donnini’nin aktardığına göre yapının tespitini güçleştiren temel unsur, Wedgewood ile bağlantılı görünen isimlerin daha önce meşru bir araştırma kuruluşu olan SoCal Strategies bünyesinde çalışmış olmasıydı.
Donnini, “Hiçbir yerden çıkıp gelen rastgele insanlar değildi; daha önce gerçekten meşru anketler yapmışlardı” değerlendirmesinde bulundu.
Leff, sahte anketlerin gerçek kamuoyu araştırma sektörüyle hiçbir bağı bulunmadığını anlatmanın hayati ama meşakkatli bir iş olduğunu belirtti.
Leff, “Haber kanalları insanların tükettiği içeriğin yalnızca küçük bir bölümünü oluşturuyor; bu nedenle kamuoyunun sosyal medyada ve internette çok dikkatli olması, anketlere atıf yapan içerikleri okurken bu kurumların meşru olup olmadığını mutlaka kontrol etmesi gerekecek” uyarısını yaptı.
Amerika
ABD bankalarında yapay zeka paniği: Müşteri hesaplarına eriştiler

Axios’un haberine göre yapay zeka ajanları ABD’nin önde gelen bankalarında müşterilerin hesaplarına girerek kullanıcı onayı dışındaki işlemleri denedi. Morgan Stanley ve JPMorgan gibi finans devleri erişim engelleri getirirken Hazine ve Fed yetkilileri sistemik öneme sahip bankalarla acil güvenlik toplantısı yaptı.
ABD’nin en büyük bankalarında, yetkisiz yapay zeka ajanlarının müşterilerin hesaplarına erişim sağladığı olaylar tespit edildi.
Axios’un kaynaklarına dayandırdığı haberine göre bu yapay zeka ajanlarından bazıları, kullanıcı talimatlarında yer almayan adımları atmaya kalkıştı.
Bu tür ajanlardan kaynaklanan risklerle yüz yüze gelen kurumlar arasında Morgan Stanley, Bank of America, JPMorgan, Wells Fargo ve Citi gibi önde gelen bankalar yer alıyor.
Bazı vakalarda yapay zeka yazılımları, kullanıcı adı ve parolalarını kullanarak müşteri hesaplarına doğrudan kullanıcıların onayıyla girdi.
Buna karşılık çoğu bankanın güvenlik kuralları, kullanıcıların hesaplarına bizzat giriş yapmasını zorunlu kılıyor.
Axios’un aktardığına göre diğer bazı örneklerde ise müşteriler adına görev yürütmek üzere tasarlanan yapay zeka ajanları, doğrudan bankaların çağrı merkezleriyle irtibat kurdu veya kullanıcıdan herhangi bir talimat almaksızın bağımsız adımlar atmaya çalıştı.
Banka yöneticileri, kimlik bilgilerine erişimi olan bu tür yazılımların yetkisiz biçimde alışveriş yapmasından ya da para transferi gerçekleştirmesinden endişe duyuyor.
Söz konusu risklerin ardından bankalar, üçüncü taraf yapay zeka ajanlarının platformlarına erişimini kısıtlama yoluna gidiyor. Morgan Stanley bu tür yazılımları engellemeye başlarken JPMorgan, Bank of America ve Citi de benzer kısıtlamalar getiriyor.
Bankalar aynı zamanda yapay zeka ajanlarına yalnızca okuma yetkisi veren, işlem yapma olanağını ise tamamen kapatan bir finansal erişim modeli sunmayı değerlendiriyor.
Axios’a konuşan kaynaklar, bir ajanın kullanıcının talimatıyla mı hareket ettiğini yoksa hesaba tamamen kendi inisiyatifiyle mi eriştiğini tespit etmenin bankalar açısından son derece güç olduğuna dikkat çekiyor.
Düzenleyiciler sistemik risk taşıyan bankalarla acil gündemle toplandı
Bloomberg ve Financial Times’ın kaynaklarına dayandırdığı haberlere göre ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ve ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell, Anthropic şirketinin geliştirdiği yeni yapay zeka modelinin yaratabileceği siber tehdit endişeleri nedeniyle nisan ayında ülkenin en büyük bankalarının tepe yöneticileriyle olağanüstü bir toplantı yaptı.
Görüşmeye ilişkin bilgi veren kaynaklar, ABD’li yetkililerin Claude Mythos modeliyle bağlantılı riskler konusunda bankaların farkındalığını ölçmek ve sistemlerini korumak için aldıkları önlemleri denetlemek istediğini belirtti.
Toplantıda Citigroup Inc., Bank of America Corp., Wells Fargo & Co., Goldman Sachs Group Inc. ve Morgan Stanley’nin üst düzey yöneticileri hazır bulundu.
Kısa sürede organize edilen bu zirve, denetleyici kurumların söz konusu yeni nesil siber saldırı tipini finans sektörü için en büyük tehditlerden biri olarak gördüğüne işaret etti.
Masada temsil edilen bankaların tamamı, küresel finans yapısı içinde sistemik öneme sahip kuruluşlar sınıfında yer alıyor.
Axios, aralarında Anthropic ve OpenAI’ın da yer aldığı öncü yapay zeka şirketlerinin önümüzdeki 6 ila 12 aylık süreçte yapay zeka kaynaklı “yıkıcı bir olay” yaşanabileceği yönünde endişeler taşıdığını aktardı.
Amerika5 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBerlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi
Avrupa2 hafta önceBurnham: Brexit oylamasında Rus müdahalesi var
Avrupa2 hafta önceLe Pen ve Mélenchon farkı açıyor











