Bizi Takip Edin

Amerika

JPMorgan raporu: Ukrayna için en olası senaryo ‘Gürcistan modeli’

Yayınlanma

JPMorgan Chase Jeopolitik Merkezi tarafından yayımlanan rapora göre, Ukrayna’nın 2025 yılının ikinci çeyreği sonuna kadar Rusya ile müzakere edilmiş bir anlaşmayı kabul etmek zorunda kalması muhtemel görünüyor. Rapor, en olası senaryonun Ukrayna’nın Batı’ya entegrasyonunun raydan çıktığı ve Rusya’nın yörüngesine kaydığı bir “Gürcistan modeli” olduğunu öne sürüyor.

JPMorgan Chase Jeopolitik Merkezi tarafından yayımlanan “Rusya-Ukrayna Oyun Sonu ve Avrupa’nın Geleceği” başlıklı raporda, Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin bu yıl içinde Rusya ile çatışmaları donduran ancak kapsamlı bir barış anlaşması anlamına gelmeyen müzakere edilmiş bir çözümü kabul etmek zorunda kalmasının muhtemel olduğu değerlendirmesi yapıldı.

Rapor, JPMorgan Chase Jeopolitik Merkezi Yöneticisi ve Başkanı Derek Chollet ile İcra Direktörü Lisa Sawyer tarafından kaleme alındı.

Rapora göre, Avrupa’nın silah stoklarının azalması, Ukrayna’nın savaşçı ihtiyacı, ABD’nin sabrının tükenmesi ve transatlantik birliğin zayıflaması bu duruma zemin hazırlıyor. Raporda, “Putin’in kayıpları da sürdürülebilir olmaktan uzak. Mevcut kazanım hızıyla Rusya’nın tüm Ukrayna’yı kontrol etmesi yaklaşık 118 yıl sürer. Bu nedenle Putin, Kiev’i nihai olarak kontrol etme genel hedefine uygun bir anlaşma yapmayı hedefleyecektir. 2025 her zaman müzakere yılı olacaktı ve oyun sonu burada,” ifadelerine yer verildi.

Anlaşmanın kalıcılığı belirsiz

Herhangi bir anlaşmanın kalıcılığının iki temel faktöre bağlı olacağı belirtilen raporda, bunlardan ilkinin “Rusya Devlet Başkanı Putin’in Ukrayna ve Batı’nın tavizlerinden ne kadar tatmin olduğu (istediğinin yeterli bir kısmını alıp almadığı)” olduğu vurgulandı.

İkinci faktör ise “anlaşmayı destekleyen güvenlik vaatlerinin gücü (daha fazla saldırganlığı caydırmak ve Ukrayna’nın güvenle yeniden inşa olmasına izin vermek için yeterli olup olmadıkları)” olarak sıralandı.

Raporda, “Bu iki faktör doğrudan birbiriyle çelişiyor; güvenlik vaatleri ne kadar zayıf olursa, Ukrayna’nın tarafsızlık, askerden arındırma, silahsızlanma, toprak tavizleri gibi konularda o kadar fazla ödün vermesi gerekecek ya da çatışmalara geri dönme riskiyle karşı karşıya kalacaktır,” değerlendirmesi yapıldı.

Lavrov, Ukrayna müzakerelerini değerlendirdi: Hayallere kapılmamak önemli

Dört olası senaryo

JPMorgan Chase Jeopolitik Merkezi raporunda, Ukrayna için dört olası sonuç öngörülüyor:

En iyi durum – “Güney Kore” (Yüzde 15 olasılık): Zelenskiy’nin ne NATO üyeliği ne de Ukrayna topraklarının tamamen geri alınmasını sağlayamayacağı belirtiliyor. Fakat, ABD’nin yardım ve istihbarat desteği vaadiyle desteklenen ülke içi bir Avrupa müdahale gücü sağlayabilirse, Kiev’in kontrolü altındaki Ukrayna topraklarının yüzde 80’inin çok daha istikrarlı, müreffeh ve demokratik bir yörüngeye oturtulacağı iddia ediliyor. Batı’nın Rusya’nın dondurulan yaklaşık 300 milyar dolarlık egemen varlıklarını kullanma kararının da Ukrayna’nın yeniden inşasına iyi bir başlangıç sağlayacağı kaydedildi.

Hâlâ iyi – “İsrail” (Yüzde 20 olasılık): Önemli bir yabancı asker varlığı olmaksızın güçlü, kalıcı askeri ve ekonomik desteğin, Ukrayna’ya kendini bir kaleye dönüştürme, askeri modernizasyonu sürdürme ve nihayetinde kendi caydırıcılığını tesis etme alanı sağlayacağı düşünülüyor. Fakat savaşın her zaman kapıda olacağı ve Putin’in yaptırımların hafifletilmesi ve ABD ile daha güçlü bir ilişki dahil olmak üzere yeterli ekonomik fayda görmesi gerekeceği vurgulanıyor.

İyi değil – “Gürcistan” (Yüzde 50 olasılık): Hem yabancı askerlerin hem de güçlü askeri desteğin yokluğunda, Ukrayna’nın süregelen istikrarsızlık, duraksayan büyüme ve toparlanma, zamanla azalan dış destek ve Batı entegrasyonunun (AB ve NATO üyeliği) fiilen raydan çıkmasıyla birlikte kademeli olarak Rusya’nın yörüngesine geri kayacağı öngörülüyor.

En kötü durum – “Belarus” (Yüzde 15 olasılık): ABD’nin Ukrayna’yı terk etmesi ya da taraf değiştirdiği algısı oluşması ve Avrupa’nın devreye girmemesi durumunda, Rusya’nın “maksimalist taleplerinde” ısrarcı olacağı ve Ukrayna’nın tamamen teslim olmasını isteyerek ülkeyi “Moskova’nın bir uydu devletine” dönüştüreceği öne sürülüyor. Bu senaryoda, Rusya’nın savaşı fiilen kazanacağı, Batı’yı böleceği ve İkinci Dünya Savaşı sonrası düzeni geri dönülmez bir şekilde altüst edeceği ifade edildi.

Rusya’nın talepleri

Raporda, Rusya’nın “6 hayır ve 6 evet” olarak özetlenen talepleri de sıralandı:

Hayırlar:

— NATO üyeliği ve Ukrayna’nın ilan edilmiş tarafsızlığı.

— Ukrayna’da nükleer silahlar veya bunun için bir şemsiye.

— Ukrayna’da yabancı askerler (barış güçleri dahil).

— Yabancı askeri yardım veya istihbarat paylaşımı.

— Büyük Ukrayna ordusu (Ukrayna ordusunun boyutunda büyük bir küçülme).

— Ukrayna’da modern silahlar (Ukrayna’nın sahip olabileceği silah türlerinde büyük kısıtlamalar).

Evetler:

— Rusya’nın Kırım ve dört oblast (Ukrayna’nın yaklaşık yüzde 20’si) üzerindeki iddiasının uluslararası tanınması.

— Ukrayna için yabancı güvenlik garantileri üzerinde veto hakkı.

— ABD ve diğer NATO güçlerinin yeni ittifak üyelerinin topraklarında askeri tatbikat yapmasının yasaklanması.

— Avrupa’daki ABD askerlerine sınırlamalar.

— Yaptırımların hafifletilmesi ve Rusya’nın varlıklarının serbest bırakılması.

— Rus diplomatik tesislerinin ABD’ye iadesi.

“Gürcistan senaryosu” Ukrayna için ne anlama geliyor?

Raporda, Ukrayna için en olası görülen “Gürcistan senaryosu”nun detayları da ele alındı. 2008’de Rusya ile yaptığı savaştan sonra Gürcistan’ın, asker ve güvenlik vaatlerinden yoksun kalan bir Batı yardımı ve siyasi destek dalgasından yararlandığı hatırlatıldı.

“Bugün, Gürcistan’ın iktidar partisi Gürcü Rüyası —Rusya dostu bir oligark tarafından destekleniyor— AB üyeliğini dondurdu ve ABD ve AB fonlarının askıya alınmasına yol açan Kremlin tarzı ‘yabancı acenta’ yasalarını kabul etti. Siyasi istikrarsızlık ve demokratik erozyon, Rusya’nın sinsi etkisiyle beslenerek, döviz rezervlerindeki düşüşlerin ortasında yatırımcı güvenini etkiledi,” denildi.

Bu süreçte Gürcistan’ın Rusya ile iktisadi bağlarının derinleştiği, sadece Rusya’dan gelen işçi dövizlerinin 2022-2023’te Gürcistan’ın GSYİH’sinin yüzde 15’inden fazlasını oluşturarak ülkenin en büyük işçi dövizi kaynağı haline geldiği belirtildi. Ticaret ve doğrudan seyahatin genişlediği, Rus vatandaşlarının akınının arttığı ifade edildi.

Raporda, “2023’te sadece 30,5 milyar dolarlık —Oklahoma’nın sekizde biri büyüklüğünde— GSYİH’ye sahip olan Gürcistan’ın küçük, işçi dövizi ve turizm ağırlıklı ekonomisi hâlâ büyüyor ancak giderek daha savunmasız hale geliyor. Bir zamanlar reform başarı öyküsü olarak görülen Gürcistan, güvenilir güvenlik ve kurumsal çıpaların yokluğunun demokratik yönetimi nasıl kademeli olarak baltalayabileceğini ve ekonomik potansiyeli nasıl zayıflatabileceğini gösteriyor,” yorumu yapıldı.

Benzer bir sonuçla karşılaşan Ukrayna’nın başlangıçta bir bağışçı coşkusu ve yeniden inşa yardımı dalgasından yararlanabileceği, ancak Batı güvenlik ve siyasi yapılarına sıkı bir entegrasyon olmadan Ukrayna’nın jeopolitik gri alana yavaş bir sürüklenme riskiyle karşı karşıya kalacağı vurgulandı.

Yaklaşık 7 milyon Ukraynalı mültecinin bir kısmının geri dönmemeyi seçebileceği, bunun da ekonomiyi çok ihtiyaç duyulan vasıflı işgücünden mahrum bırakacağı belirtildi. Riskten kaçınan yatırımcıların istikrarsız, güvenlik açısından kırılgan bir ortamdan kaçınmayı seçebileceği, bunun da doğrudan yabancı yatırımları sınırlayacağı ve çeşitlendirmeyi engelleyeceği ifade edildi.

Avrupa’nın geleceği ve stratejik özerklik arayışı

Raporda, ABD’nin Ukrayna ve diğer konulardaki politika değişikliklerinin, Avrupa’nın en önemli müttefiki ve en büyük ticaret ortağından daha fazla “stratejik özerklik” çağrılarını hızlandırdığı belirtildi. Rusya’nın Ukrayna’ya askeri müdahalesinin kıtayı Soğuk Savaş sonrası kayıtsızlığından sarstığı ve hem Kiev’i hem de çatışmanın temsil ettiği savaş sonrası uluslararası düzeni desteklemek için Avrupa güvenlik, enerji ve ekonomi politikalarında cesur değişikliklere yol açtığı kaydedildi.

İkinci şokun ise, “Devlet Başkanı Zelenskiy’nin 28 Şubat 2025’te Oval Ofis’e yaptığı ziyaretle örneklendiği gibi ABD politikasındaki ani değişim olduğu” ifade edildi. Bu ziyaretin öncesinde ABD’nin Birleşmiş Milletler’de Rusya’nın saldırganlığını kınayan bir karara karşı oy kullandığı ve ardından ABD’nin Ukrayna’ya askeri ve istihbarat yardımını geçici olarak askıya almasının Avrupa’da bir gök gürültüsü etkisi yarattığı, Amerika’nın ilkelerinden ve özgür dünyanın lideri konumundan vazgeçtiği yönündeki korkuları artırdığı belirtildi.

Almanya’nın yeni Şansölyesi ve uzun süredir transatlantikçi olan Friedrich Merz’in “mutlak önceliğinin” “ABD’den bağımsızlık kazanmak” olacağını ilan ettiği ve önemli savunma yatırımları sözü verdiği aktarıldı. Raporda, “Bu sinyal kasıtlı olsun ya da olmasın, Avrupa başkentlerinde kıtanın ABD’ye aşırı bağımlılığını düzeltmek için daha fazla ‘stratejik özerkliğe’ ihtiyaç duyulduğuna dair geniş bir kabul var,” denildi.

Avrupa’nın karşı karşıya olduğu en acil zorluklar arasında, Ukrayna’nın Rusya ile adil ve kalıcı bir barışa ulaşmak için ihtiyaç duyduğu maddi desteğe ve önemli olarak güvenlik garantilerine sahip olmaya devam etmesini sağlamak ve artan jeopolitik ve hibrit tehditlere karşı kendi toprak savunmasını güçlendirmek olduğu sıralandı. Avrupa’nın savunma sanayi tabanının gücünün her iki durumda da önemli, hatta belirleyici olacağı ve şu anda amaca uygun olmadığı vurgulandı.

2024 yılında AB üye devletlerinin toplu savunma harcamalarının 326 milyar avroya veya AB GSYİH’sinin yüzde 1,9’una ulaştığı, bunun 2021’den bu yana yüzde 30’luk bir artış anlamına geldiği, ancak yine de ABD’nin yaklaşık 900 milyar dolarlık harcamasının sadece onda dördü olduğu belirtildi.

Rusya’nın dondurulan varlıkları ne olacak?

Asker ve güvenlik garantilerinin ötesinde, Avrupa’nın Rusya-Ukrayna savaşının sonucunu şekillendirmede oynayabileceği diğer güçlü, ancak tartışmalı kartının, Rusya’nın dondurulan yaklaşık 300 milyar dolarlık varlığının kabaca üçte ikisi üzerindeki kontrolü olduğu ifade edildi.

AB’nin Rusya’ya yönelik yaptırımları uzatmak için her 6 ayda bir oybirliği sağlaması gerektiği, bir sonraki oylamanın 31 Temmuz’a kadar yapılması gerektiği hatırlatıldı. Raporda, “Macaristan veya başka bir üye ülkenin uzatma lehine oy kullanmayı reddetmesi durumunda —bloke edilen varlıklara el konulmadan— Rusya’ya yönelik yaptırımlar sona erecek, Avrupa’nın kozlarının çoğu da ortadan kalkacak ve fonlar Rusya’ya geri dönecektir. Böylesine büyük bir meblağ, Rus ekonomisine bir can simidi sağlayacak ve askeri yeniden silahlanma çabalarını canlandıracaktır. Alternatif olarak, Kiev’e devredilirse, fonlar Ukrayna’nın Rusya kaynaklı tahmini 523 milyar dolarlık hasarını telafi etmede ve yeniden inşa çabalarını artırmada uzun bir yol kat edecektir,” denildi.

Transatlantik ilişkiler için son ayinler erken

Raporda, “80 yıl sonra kimse, tarihin en uzun barış ve küresel refah dönemini dikkate değer ölçüde dirençli olduğunu kanıtlamış ve desteklemiş olan transatlantik ittifak için ağıt yakmakta acele etmemelidir,” ifadelerine yer verildi. Avrupalı liderlerin, transatlantik ilişkiyi ve ABD’nin Avrupa’daki rolünü korumak amacıyla Trump yönetimiyle temas kurduğu, bunun hem içsel değerinin hem de yakın ve orta vadede yeri doldurulamazlığının bir kabulü olduğu belirtildi. Bu zaman çizelgesinin, Rusya’nın askeri yeniden yapılanma tahminlerinin çok ötesine, 5-10 yıla kadar uzandığı vurgulandı.

Transatlantik ilişkinin modern jeopolitiğin temel taşı olduğu ve bir kopuşun her iki taraf için ve aslında tüm dünya için ciddi sonuçları olacağı belirtildi. ABD’nin güvenliği ve refahının Avro-Atlantik bölgesiyle sıkı sıkıya bağlı kalmaya devam ettiği, başka hiçbir ekonomik ilişkinin küresel ekonomiyi şekillendirme ve yönlendirme konusunda bu kadar büyük bir yeteneğe sahip olmadığı vurgulandı. AB’nin Amerika’nın en büyük ticaret ortağı olduğu ve birleşik ekonomilerinin küresel GSYİH’nin yaklaşık yüzde ellisini temsil ettiği, dolar ve avronun dünyanın en önemli iki rezerv para birimi olduğu hatırlatıldı.

Önümüzdeki haftalarda izlenecek kilit noktalar

Rapor, önümüzdeki dönemde takip edilmesi gereken bazı önemli gelişmelere de dikkat çekti:

Haziran’daki zirveler: Kanada’daki G7 Liderler Zirvesi, Lahey’deki NATO Zirvesi ve Avrupa Konseyi toplantısının her iki tarafın yaklaşımını ve kozlarını ortaya koyacağı belirtildi.

— Trump-Putin görüşmesi: İki lider arasında uzun telefon görüşmelerinin ardından Trump’ın Putin ile oturmaya istekli olduğu ve Ukrayna’yı çözmede “hiçbir şey olmayacağını” iddia ettiği aktarıldı.

ABD askerlerinin yeniden konuşlandırılması: Avrupa’da yaklaşık 90 bin ABD askerinin bulunduğu, ancak bazılarının gelecek yıl bu zamanlarda orada olmayacağının neredeyse kesin olduğu ifade edildi.

Ticaret savaşı mı?: ABD’nin AB’ye çelik, alüminyum ve bitmiş otomobillerde yüzde 25, belirli istisnalarla yüzde 10 “evrensel” gümrük vergisi uyguladığı hatırlatıldı. AB’nin misilleme tedbirlerini duraklattığı ancak müzakerelerin başarısız olması durumunda hazırlıklı olacağı belirtildi.

Avrupa savunması—gerçek mi kurgu mu?: Avrupalı hükümetlerin savunma yatırımlarında büyük artışlar vaat ettiği ancak bunu gerçekleştirmenin kolay olmayacağı vurgulandı.

Yaptırımların yenilenmesi: Rusya’ya karşı AB yaptırımlarının düzenli 6 aylık uzatmasının 31 Temmuz’da dolacağı, oyların olmaması durumunda Avrupa’nın Rusya’nın dondurulan varlıklarına el koymak için kısa bir penceresi olduğu belirtildi.

Çin-Avrupa yakınlaşması?: Pekin’in ABD-Avrupa ittifakındaki soğukluktan en iyi şekilde yararlanmaya çalıştığı, Temmuz ayında beklenen bir AB-Xi Zirvesi’nin kapıları açabileceği ifade edildi.

ABD-Ukrayna maden anlaşması: 30 Nisan’da imzalanan anlaşmanın ABD ile Ukrayna arasında “uzun vadeli stratejik uyumu” olumlu bir şekilde teyit ettiği ve bir yeniden yapılanma yatırım fonu kurduğu, ancak ayrıntıların belirsiz kaldığı belirtildi.

Batı basını, İstanbul’daki Rusya-Ukrayna görüşmelerini nasıl yorumladı?

Amerika

Musk halka arzla ilk trilyoner olmaya yaklaşıyor

Yayınlanma

SpaceX şirketinin 12 Haziran’da başlayacak halka arzı kapsamında hisse fiyatının 135 dolar olarak belirlenmesiyle Elon Musk’ın servetinin 988 milyar dolara ulaşması bekleniyor. Bloomberg’ün yaptığı hesaplamalara göre Musk’ın trilyoner unvanını alabilmesi için SpaceX hisselerinin ilk işlem gününde yüzde 2,2 oranında değer kazanması yetecek.

Uzay teknolojileri firması SpaceX’in gerçekleştireceği ilk halka arz (IPO) sonrasında milyarder iş insanı Elon Musk’ın kişisel servetinin 988 milyar dolara yükseleceği bildirildi.

Bloomberg’ün yaptığı hesaplamalara göre dünyanın en zengin insanı unvanına sahip olan Musk’ın ilk trilyoner statüsüne ulaşması için 12 milyar dolarlık bir bakiye kalıyor.

Ajans, bu eksik miktarın ünlü yönetmen Steven Spielberg’ün yaklaşık 12,2 milyar dolar değerindeki toplam servetine denk geldiğine dikkat çekti.

Halka arz sürecinde SpaceX hisselerinin birim fiyatının 135 dolar olarak belirlenmesi planlanıyor. Borsadaki işlemlerin 12 Haziran tarihinde başlayacağı belirtilirken, hisse değerinin ilk gün yüzde 2,2 oranında artarak 138 dolara yükselmesi durumunda Musk’ın serveti 1 trilyon dolar barajını aşmış olacak.

Halka arz için 1,75 trilyon dolarlık piyasa değeri hedefleniyor

Musk tarafından 2002 yılında kurulan SpaceX, bugüne kadar halka kapalı bir şirket olarak faaliyet gösterdi ve finansal verilerini resmi olarak kamuoyuyla paylaşmadı.

Musk, geçtiğimiz yaz döneminde SpaceX için halka arz sürecini başlatma teklifinde bulunmuştu. Reuters ajansının elde ettiği bilgilere göre şirket, halka arzda hisse başı sabit fiyatı 135 dolar olarak belirleyerek 75 milyar dolarlık rekor bir kaynak yaratmayı amaçlıyor.

Bu süreçte 555,6 milyon adet hissenin satışını planlayan şirketin hedeflediği toplam piyasa değeri ise 1,75 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor.

Geçtiğimiz şubat ayında Musk, yapay zeka girişimi xAI ile SpaceX şirketlerini birleştirme kararı almıştı. Bloomberg ve The Wall Street Journal’ın konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberlerde, birleşen şirketlerin toplam piyasa değerinin 1,25 trilyon dolara ulaştığı aktarılmıştı.

Sabit fiyatlı halka arz yöntemiyle şirket, yatırımcı talepleri toplanmaya başlamadan önce her bir hissenin kesin satış bedelini önceden ilan etmiş oluyor.

Tesla hisselerinin performansı trilyonerlik sürecini etkileyebilir

Şu anda 54 yaşında olan Musk, dünyanın en zengin insanı konumunu sürdürüyor. Güncel verilere göre serveti 726 milyar dolar olarak hesaplanan Musk, Forbes’un en zengin milyarderler listesinde ilk sırada yer alıyor.

Musk, şubat ayında elde ettiği başarıyla tarihte serveti 800 milyar doları aşan ilk kişi unvanını kazanmıştı.

Bloomberg, Musk’ın gelecekteki servet seyrinin en büyük ikinci varlığı konumundaki Tesla Inc. hisselerinin performansına da bağlı olduğunu hatırlattı.

Tesla hisselerinin mayıs ayının ortasında kaydedilen 445 dolar seviyesine geri dönmesi durumunda, Musk’ın trilyoner unvanını alabilmesi için SpaceX hisselerinin ilk işlem gününde hızlı bir yükseliş kaydetmesine gerek kalmayacağı belirtiliyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD Temsilciler Meclisi, Trump’tan İran savaşını bitirmesini istedi

Yayınlanma

ABD Temsilciler Meclisi, Başkan Donald Trump’ın Kongre onayı olmadan İran’la yürüttüğü savaşı sona erdirmesini öngören savaş yetkileri kararını kabul etti. Karar, dört Cumhuriyetçi vekilin Demokratlara katılmasıyla 215’e karşı 208 oyla geçti ve Temsilciler Meclisi’nin çatışma konusunda ilk kez Beyaz Saray’a karşı çıkmasına işaret etti.

ABD Temsilciler Meclisi çarşamba günü, Başkan Donald Trump’ın Kongre yetkilendirmesi olmadan İran’la yürütülen savaşı sona erdirmesini zorunlu kılacak tedbiri kabul etti.

Bu oylama, alt kanadın çatışma konusunda ilk kez Beyaz Saray’a karşı çıkması anlamına geliyor.

Temsilciler Meclisi, savaş yetkileri kararını dört Cumhuriyetçi vekilin desteğiyle 215’e karşı 208 oyla kabul etti.

Daha önceki üç başarısız girişimde karara karşı oy kullanan Maine Demokratı Jared Golden da bu kez tutumunu değiştirerek destek verdi. Böylece Demokrat Parti saflarında konuya ilişkin tam birlik sağlandı.

Kentucky’den Cumhuriyetçi Temsilci Thomas Massie, Pensilvanya’dan Brian Fitzpatrick, Michigan’dan Tom Barrett ve Ohio’dan Warren Davidson Demokratlarla birlikte karar lehine oy kullandı.

Kararın kabul edilmesinin ardından Demokrat vekiller salonda alkışlarla tepki verdi.

Oylamanın, Kongre üyeleri Memorial Day tatili için Washington’dan ayrılmadan önce yapılması planlanıyordu. Ancak Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçi liderler, kararı engelleyecek yeterli sayıya sahip olmadıklarının anlaşılması üzerine oylamayı son anda gündemden çıkardı. Birden fazla Cumhuriyetçi vekil oturuma katılmamıştı. Diğer bazı Cumhuriyetçilerin de kararı desteklemesi bekleniyordu.

ABD Senatosu da mayıs ayında Trump’ın İran konusundaki yetkilerini sınırlamayı amaçlayan benzer bir düzenlemeyi ilerletmişti.

Dört Cumhuriyetçi senatör, bir Demokrat dışında tüm Demokratlarla birlikte hareket ederek sürecin ilerlemesini sağlamıştı. Yedi başarısız oylamanın ardından gelen bu gelişmede üç Cumhuriyetçi senatörün yokluğu da etkili olmuştu.

Ancak Senato’daki usul oylaması yalnızca olası kabul sürecinin ilk aşamasıydı. Cumhuriyetçilerin önümüzdeki günlerde tasarıyı engellemek için yeniden fırsat bulması bekleniyor.

Senato’nun Temsilciler Meclisi’nden geçen versiyonu ne zaman oylayacağı ise henüz netleşmedi. Temsilciler Meclisi Demokrat liderleri yayımladıkları açıklamada Senato Cumhuriyetçilerine “doğru olanı yapmaları” çağrısında bulundu.

Bazı Cumhuriyetçilerin savaşa verdiği destek, çatışmanın 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası’nda öngörülen 60 günlük süreyi aşmasının ardından zayıflamaya başladı. Söz konusu yasa, Kongre savaş için yetki vermemişse başkanın silahlı kuvvetleri çatışma alanından çekmesini öngörüyor.

Çatışma 1 Mayıs’ta bu süreyi aşmıştı. Ancak Trump yönetimi, nisan ayının başlarında yürürlüğe giren kırılgan ateşkesin süre hesabını durdurduğunu belirtti. Buna rağmen her iki taraf da o tarihten sonra saldırılar gerçekleştirdi.

Trump yönetimi ayrıca 1973 tarihli Savaş Yetkileri Yasası’nın Anayasa’ya aykırı olduğunu ifade ediyor. Ancak bu görüş şimdiye kadar herhangi bir mahkeme tarafından test edilmedi.

Trump’ın İran konusundaki askeri yetkilerini sınırlayan girişimlere destek veren Cumhuriyetçiler, savaşın Kongre onayı olmadan sürdürülmesinden ve çatışmayı sona erdirecek bir stratejinin bulunmamasından rahatsızlık duyuyor.

Bazıları savaşın kamuoyundaki düşük desteğinin ve ekonomik sonuçlarının, kasım ayında yapılacak ara seçimlerin ardından Cumhuriyetçilerin Kongre üzerindeki kontrolünü sürdürme ihtimaline zarar verebileceğinden endişe ediyor.

Senato adaylığı için kampanya yürüten Iowa Cumhuriyetçisi Ashley Hinson, geçen hafta bir seçim etkinliğinde yaptığı özel bir görüşmede savaşın “önümüzdeki birkaç haftanın ötesine” uzaması halinde siyasi açıdan yük haline gelebileceğini söyledi.

CBS News’in ulaştığı ses kaydına göre Hinson, savaşın devam etmesinin “siyasi bir yükümlülük” oluşturabileceğini ifade etti.

Trump ise geçen ay yaptığı açıklamada ara seçimler öncesinde İran’la anlaşmaya varmak konusunda acele etmediğini söyledi.

Trump, “Herkes ‘Ara seçimler geliyor, acele ediyorum’ diyor. Hiç acelem yok” ifadelerini kullandı.

Çarşamba günü kabul edilen karar, Nisan ayında Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu’nun kıdemli Demokrat üyesi New York Temsilcisi Gregory Meeks tarafından sunuldu.

Karar, Kongre savaş ilan etmediği veya askeri güç kullanımına yetki vermediği sürece başkana “Amerika Birleşik Devletleri Silahlı Kuvvetlerini İran’la yürütülen çatışmalardan çekme” talimatı veriyor.

Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu Başkanı olan Florida Cumhuriyetçisi Brian Mast ise çarşamba günü daha önce yaptığı açıklamada kararı “aptalca bir siyasi oylama” olarak nitelendirdi.

Mast, kararın “başkanın İran’la yürüttüğü müzakerelerde elini zayıflattığını” söyledi.

Oylamanın ardından konuşan Meeks ise savaş yetkileri kararlarının İran’la yürütülen müzakerelerde başkanı zayıflattığı yönündeki değerlendirmeyi reddetti.

Demokratların İran savaşını sona erdirmek için benzer oylamaları gündeme getirip getirmeyeceği sorulduğunda Meeks, gazetecilere, “Görevimizi yapmayı sürdüreceğimizi bekleyebilirsiniz” dedi.

Meeks, “Anayasal sorumluluklarımızı yerine getirmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

Mayıs ayında da benzer bir savaş yetkileri kararına destek veren Fitzpatrick ise, “Yasa yasadır” dedi.

Fitzpatrick, “Yasaya uymak zorundayız. Yürürlükte bir yasa var” ifadelerini kullandı.

Cumhuriyetçi vekil sözlerini şöyle sürdürdü:

“Önünüzde iki seçenek var. Ya yasaya uyarsınız ya da yasayı değiştirirsiniz. Yasayı ihlal edemezsiniz. Bu bir seçenek değil.”

20 Mayıs’taki genel kurul görüşmeleri sırasında Demokratlar, Cumhuriyetçilerin neden Trump’ın İran’a yönelik askeri operasyonlarına hukuki çerçeve sağlayacak bir askeri güç kullanım yetkisi oylaması düzenlemediğini sorguladı.

Meeks, “Cumhuriyetçi meslektaşlarım bunun haklı olduğuna inanıyorsa, askeri güç kullanım yetkisini öngören bir tasarıyı genel kurul gündemine getirmeliler” dedi.

Barrett tarafından mayıs ayının başlarında sunulan böyle bir askeri güç kullanım yetkisi tasarısının ise şimdiye kadar kayda değer destek toplamadığı belirtiliyor.

Cumhuriyetçilerle birlikte hareket eden Kaliforniyalı bağımsız Temsilci Kevin Kiley ise Kongre’nin yetkisini ortaya koyması için “daha iyi araçlar” bulunduğunu söyledi.

Kiley, Kongre’nin bütçe üzerindeki yetkisine atıfta bulunarak, “Fonların nasıl kullanılacağı konusunda yönlendirme yapma imkanımız var” dedi.

Kiley, “İnsanların eldeki bütün araçları kullanmak istemesini anlıyorum. Ancak Kongre’nin burada gerçekten etkili sonuçlar doğurabilecek gözetim araçlarını ve Anayasa’nın birinci maddesinden kaynaklanan yetkilerini kullanması gerektiğine inanıyorum” ifadelerini kullandı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Hackerlar, Meta AI’ı “kandırarak” kullanıcı hesaplarını ele geçirdiler

Yayınlanma

Bilgisayar korsanlarının, Meta’nın yapay zeka destek ekibini (Meta AI) ünlü hesapları ele geçirmelerine yardım etmeleri için “kandırdığı” ortaya çıktı.

Henüz kaç hesabın etkilendiği belli değil ama mağdurlar arasında Barack Obama’nın Beyaz Saray hesabı, ABD Uzay Kuvvetleri’nin başçavuşu ve güvenlik araştırmacısı olan eski bir Meta çalışanı da bulunuyor gibi görünüyor.

Hackerların sosyal medya paylaşımlarının da gösterdiği gibi, Meta’nın sohbet robotunu kandırmak şaşırtıcı derecede kolaydı.

404 Media’ya göre, hackerlar ilk olarak bir VPN kullanarak kendilerini hedef hesap sahibinin bulunduğu coğrafi bölgedeymiş gibi gösterdiler ve böylece otomatik hesap korumalarını atlattılar.

Ardından, Meta AI Destek Asistanı’ndan hesaba yeni bir e-posta adresi eklemesini istediler ve botun bir kod göndermesini sağladılar.

Kodu ele geçiren hacker, şifre sıfırlama talebinde bulunabildi; bot da bunu yeni e-posta adresine göndererek hesabın kontrolünü devretti.

Fakat bot artık hackerlara kapılarını ardına kadar açmayacak. Dün bir Meta sözcüsü, sorunun “çözüldüğünü ve etkilenen hesapları güvence altına aldıklarını” söyledi.

Botun yaptığı bu hata, önemli iş fonksiyonlarını yapay zeka ajanlarına devretme gibi giderek yaygınlaşan uygulamanın risklerini ortaya koyuyor.

Instagram, birçok kullanıcının hesabının ele geçirilmesine yol açan güvenlik sorununu çözdüğünü açıkladı.

Hafta sonu boyunca, Reddit’teki birçok kullanıcı Instagram hesaplarının ele geçirildiğini iddia etti ve X’teki bir dizi kullanıcı da benzer hesap ele geçirme olaylarına karşı uyarıda bulundu.

Güvenlik araştırmacısı Jane Wong, kendi Instagram hesabının da ele geçirildiğini söyledi.

Wong, “Şifrem benden habersiz değiştirildi ve dün boyunca farklı şifre sıfırlama girişimleri aldım. Oldukça endişe verici,” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English