Asya
Kırgızistan, ŞİÖ Zirvesi öncesi Bişkeklilere şehri terk etme çağrısı yaptı

Kırgızistan yönetimi, 30 Ağustos ile 1 Eylül arasında Bişkek’te düzenlenecek Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi nedeniyle kent sakinlerinden mümkünse bu dönemi Issık Gölü ya da diğer tatil bölgelerinde geçirmelerini istedi. Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Askat Alagozov, zirve boyunca çok sayıda yolun geçici olarak trafiğe kapanacağını, bu yüzden kentte günlük yaşamın aksayabileceğini söyledi.
Kırgızistan yönetimi, 30 Ağustos ile 1 Eylül arasında başkent Bişkek’te düzenlenecek Şanghay İşbirliği Örgütü (ŞİÖ) Zirvesi ile VI. Dünya Göçebe Oyunları’nın açılış töreni öncesinde kent sakinlerine geçici olarak şehir dışına çıkmaları çağrısı yaptı.
Kazinform’un aktardığına göre Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü Askat Alagozov, Bişkeklilerden imkanları varsa bu günleri Issık Gölü kıyısında ya da diğer dinlenme bölgelerinde geçirmelerini istedi.
Alagozov, Kırgızistan’ın aynı anda 21 devletin liderini ilk kez ağırlayacağını, bazı liderlerin resmi devlet ziyareti de gerçekleştireceğini söyledi. Zirve süresince güvenlik önlemleri kapsamında kentte yolların düzenli aralıklarla trafiğe kapatılacağını belirten Alagozov, vatandaşların bu nedenle günlük yaşamda çeşitli güçlüklerle karşılaşabileceğini ifade etti.
Alagozov, “Okullarda ve yükseköğretim kurumlarında dersler 15 Eylül’de başlayacak. Bu nedenle 1 Eylül’e kadar Bişkek’e dönmek için acele etmeye gerek yok. Kırgızistan vatandaşları tatillerini 15 Eylül’e kadar planlayabilir” dedi.
Kırgızistan bu yıl Şanghay İşbirliği Örgütü dönem başkanlığını yürütüyor. Ülke bu kapsamda ŞİÖ Liderler Zirvesi’ne ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor.
31 Ağustos ile 6 Eylül arasında düzenlenecek VI. Dünya Göçebe Oyunları’na ise 90 ülkeden sporcuların katılması bekleniyor. Oyunların açılış töreni, başkentte inşa edilen yeni stadyumda yapılacak.
Daha önce Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres’in de Bişkek’teki ŞİÖ Zirvesi’ne katılacağı açıklanmıştı.
Kırgızistan ayrıca Şanghay İşbirliği Örgütü’nün kuruluşunun 25. yılı anısına basılan gümüş koleksiyon parasını tedavüle çıkardı.
Öte yandan Bişkek, zirve hazırlıkları kapsamında ŞİÖ üyesi ülkelerin Güvenlik Konseyleri sekreterlerinin 21. toplantısına ve üye ülkelerin bilim ile teknoloji alanındaki bakanlık ve kurumlarının yöneticilerini bir araya getiren 10. toplantıya da ev sahipliği yaptı.
Asya
Tayvan, askeri okul mezunları için ‘anti-komünist’ eğitimi 24 yıl sonra yeniden başlattı

Tayvan, askeri akademi mezunları için “anti-komünist yurtseverlik eğitimi” programını yeniden başlattı. Bu admının Pekin’in “askeri casusluk” girişimlerine karşı atıldığı ifade edilirken, eleştirmenler “Soğuk Savaş ideolojisi” benzetmesi yaptı.
Tayvan’daki sekiz askeri akademinin mezunları için 1 Temmuz’dan itibaren düzenlenen zorunlu beş günlük kurs, 24 yıllık aranın ardından programın eski adını yeniden yürürlüğe koydu.
1965’te başlatılan programın adı 2002’de “yurtseverlik eğitimi” olarak değiştirilmişti. Ancak ordu, “Pekin kaynaklı güvenlik tehditlerine ilişkin farkındalığı artırma” iddiasıyla programı yeniden eski adına döndürdü.
Savunma Bakanlığı, değişikliğin Pekin’in artan askeri baskısı, “birleşik cephe” faaliyetleri ve gri bölge operasyonları nedeniyle yapıldığını açıkladı.
Bakanlık pazar günü yaptığı açıklamada, “Yeni göreve başlayan subayların ulusal güvenlik tehditlerini ve ‘neden savaştıklarını, kimin için savaştıklarını’ daha net anlamaları gerekiyor,” dedi.
Tayvan sadece Pekin tarafından değil, Birleşmiş Milletler ve bağlı pek çok devlet tarafından resmi olarak Çin’in bir parçası olarak kabul ediliyor. Amerika Birleşik Devletleri dahil çoğu ülke Tayvan’ı bağımsız bir devlet olarak tanımıyor. Ancak Washington, Tayvan’ı Çin’e karşı bir koz olarak kullanarak adanın ayrılıkçı hükümetini desteklemeye ve silah sağlamaya devam ediyor.
Yenilenen müfredat; güvenlik ve istihbarat kurumlarından üst düzey yetkililerin verdiği dersleri içeriyor. Derslerde Pekin’in askeri zorlaması, bilişsel savaş yöntemleri, casusluk ve eleman devşirme taktikleri ele alınıyor.
Tayvan’ın en üst güvenlik bürosuna göre, 2020 ile 2025 yılları arasında casusluk davalarında 159 kişi hakkında iddianame düzenlendi. Haklarında dava açılanların yaklaşık yüzde 60’ını görevdeki ve eski askeri personel oluşturdu.
Endişeler, kamuoyunda geniş yankı uyandıran birkaç casusluk davasının ardından geldi. Geçen yıl, Tayvan liderinin ofisini korumakla görevli seçkin 211. Askeri Polis Taburu’nun üç üyesi dahil dört eski asker, Pekin adına casusluk yaptıkları gerekçesiyle hapis cezasına çarptırıldı.
Bir başka davada ise nisan ayında, cephe hattındaki Matsu Adaları’nda görev yapan bir çavuş, Matsu Savunma Komutanlığı’na ait gizli operasyon planlarının fotoğraflarını çekip bunları borçlarını ödemek için yaklaşık 67 bin Tayvan doları (2 bin 100 ABD doları) karşılığında Çin anakarasındaki bağlantılarına ilettiği gerekçesiyle 12 yıl hapis cezasına mahkûm edildi.
Pekin’in Tayvan İşleri Ofisi, casusluk suçlamalarını reddetti. Çin anakarasının karşı casusluk kurumu da Taipei kaynaklı sızma ve etkileme girişimlerine karşı uyarılarda bulundu.
Öte yandan eğitim programının yeniden başlatılması, “anti-komünist” ifadesinin geri getirilmesinin artan güvenlik tehditlerine karşı gerekli bir yanıt mı, yoksa ideolojik eğitime dönüş mü olduğu konusunda tartışma yarattı.
South China Morning Post’a konuşan bazı eleştirmenler, adımın gereksiz siyasi çağrışımlar taşıdığını ve askeri eğitimin Soğuk Savaş dönemine ait terminolojiyi yeniden canlandırmak yerine modern savaş ve savunma teknolojilerine odaklanması gerektiğini söyledi.
İktidardaki Demokratik İlerleme Partisi milletvekili Chen Kuan-ting, “anti-komünist yurtseverlik eğitimi”nin siyasi bir slogana dönüşmemesi, bunun yerine subaylara casusluğu tespit etme ve buna karşı koyma konusunda pratik beceriler kazandırması gerektiğini söyledi.
Taipei merkezli düşünce kuruluşu Çin İleri Politika Çalışmaları Konseyi’nden askeri analist Zivon Wang, beş günlük bir kurstan ordunun tüm hedeflerini gerçekleştirmesini beklemenin gerçekçi olmadığını söyledi.
Wang, “Bu program esas olarak, yeni göreve başlayan subayların birliklerine katılmadan önce mevcut güvenlik ortamını, özellikle askeri tehdidi ve Çin’in giderek ciddileşen sızma çabalarını anlamasını sağlamaya yönelik bir deklarasyondur,” dedi.
Wang ayrıca, önceki onyıllardaki benzer kurslarda olduğu gibi, programın büyük ölçüde sembolik olduğunu; daha kapsamlı eğitimin ise subaylar birliklerine katıldıktan sonra ordunun sürekli siyasi eğitim sistemi üzerinden verildiğini sözlerine ekledi.
Asya
Modi hükümeti benzine etanol karıştırılması nedeniyle tepkiyle karşı karşıya

Hindistan’da benzine karıştırılan etanol tüketici öfkesini artırdı.
Hindistan hükümetinin benzindeki etanol oranını yüzde 20’ye çıkarma başarısı şimdi siyasi açıdan sıkıntılı bir meseleye dönüşüyor. Modi hükümeti, 2022’de yüzde 10 etanol hedefini yakaladıktan sonra çabalarını hızlandırdı ve 2025’te benzindeki etanol miktarını ikiye katlayarak E20 hedefine, planlanandan beş yıl önce ulaştı. Ancak bu durum birçok tüketiciyi öfkelendirdi ve iktidardaki Bharatiya Janata Partisi’nin (BJP) uzun süredir destekçisi olanların bile savunmakta zorlandığı meselelerden biri haline gelmiş görünüyor.
Financial Times’ın haberine göre, hükümet ile vatandaşların bu konuda karşı karşıya gelmesinin birkaç nedeni var. Yakıt tüketimi, Hindistanlılar için her zaman önemli bir kriter oldu ve araçlar onlarca yıldır ağırlıklı olarak yakıt verimliliği üzerinden pazarlandı. Etanolün kalorifik değeri daha düşük olduğu için, yakıt verimliliğini azaltıyor. Bazı tüketiciler, tek depo ile gidebildikleri mesafede yüzde 6 ila 10 arasında azalma gördüklerini iddia ederken, otomobil üreticileri yüzde 3 ila 3,5 oranında bir kaybın kaçınılmaz olduğunu kabul ediyor.
İkinci endişe ise yakıttaki etanolün aşındırıcı olabilmesi ve daha sık arızalara, daha yüksek tamir ve parça değiştirme maliyetlerine yol açabilmesi. Bu endişeler, özellikle etanol karışımlı yakıta göre uyarlanmamış olan 2023 öncesi satın alınmış otomobiller için daha belirgin.
Son haftalarda kamuoyundaki tepki belirgin biçimde arttı. Sosyal medyada, pahalı otomobillerin yakıt kalitesi nedeniyle bozulduğu iddia edilen gerçek ve sahte videolar yayıldı. Cumartesi günü üç bakanlık, bu kaygıların bir kısmını gidermek amacıyla otomobil üreticilerinin yöneticileriyle birlikte ortak bir basın toplantısı düzenledi. Ancak bu girişimin etkisi sınırlı kaldı.
Tüketiciler, hükümetin ve sektörün aceleci davrandığını, bu karışımın araçların sağlığı ve verimliliği üzerindeki etkisine ilişkin kapsamlı araştırma yapmadığını savunuyor.
Başsavcı R. Venkataramani’nin, politikada daha fazla şeffaflık ve tüketici güvencesi talep eden kampanyacıların açtığı davayı gören Yüksek Mahkeme’deki savunmasında “deney” ifadesini kullanması da tepkileri artırdı. Sonrasında gelen inkâr, söz konusu açıklamalarının viral olan videosu ve ardından yapılan izahat, tahmin edileceği üzere hükümetin kamuoyu nezdindeki konumuna yardımcı olmadı.
Etanol karışımı, hükümetin ham petrol ithalatını azaltma planlarında kilit rol oynuyor. Bu yılın başlarında Orta Doğu’daki gerilimlerin yol açtığı arz sıkıntıları, bu hedefi daha da acil hale getirdi. Bu ithalat aynı zamanda ülkenin döviz rezervlerinin önemli bir bölümünü eritiyor.
Hükümetin niyeti makul olsa da tüketicileri bu politikaya ikna etmeye yeterince önem vermemesi ciddi bir ihmal gibi görünüyor. E20’yi hızla devreye almadan önce kapsamlı bir çalışma yürütmesi gerekirdi. Bir diğer mesele ise tercih hakkı: Tüketiciler hükümetten yakıta etanol karıştırmayı durdurmasını istemiyor; ancak araçlarına hangi karışımın uygun olduğunu seçme imkânına sahip olmak istiyor. Şu anda böyle bir seçenek yok.
Asya
DeepSeek kendi yapay zeka çipini geliştiriyor

Çinli yapay zeka şirketi DeepSeek, Nvidia ve Huawei ürünlerine bağımlılığını azaltmak amacıyla kendi yapay zeka çipini geliştirmek için çalışma yürütüyor. Şirket ayrıca, çip altyapısı üzerindeki yükü hafifleten ve işlem hızını yüzde 85 oranında artıran DSpark adlı yeni bir spekülatif kod çözme çerçevesi yayımladı.
Çinli yapay zeka şirketi DeepSeek, kendi yapay zeka çipini geliştirmek üzere çalışma yürütüyor. Konuya vakıf kaynaklar, bu adımın şirketin Nvidia ve Huawei çiplerine olan bağımlılığını azaltmayı hedeflediğini bildirdi.
Reuters ajansına konuşan kaynaklar, geliştirilmekte olan yeni çipin yeni yapay zeka modellerinin eğitilmesi amacıyla değil, mevcut modellerin çalıştırılması, yani çıkarım işlemleri için kullanılmak üzere tasarlandığını aktardı.
Çin’in yapay zekadaki öncülerinden biri kabul edilen şirketin yarı iletken sektörüne girmesi, yerli pazarda Huawei ile doğrudan rekabete yol açabilir. Huawei, Nvidia’nın en gelişmiş çiplerinin gerisinde kalmasına rağmen, ABD’nin uyguladığı ihracat kısıtlamaları sayesinde Çin’de 50 milyar dolarlık bir yapay zekâ çipi sektörü hacmine ulaşmıştı. Ancak Alibaba ve Baidu gibi diğer Çinli teknoloji devlerinin de kendi yapay zekâ çiplerini üretmesi Huawei’nin pazar payını kaybetmesine neden oldu.
DeepSeek, daha önce geliştirdiği düşük maliyetli iki yapay zeka modeliyle küresel alanda adını duyurmuş ve ABD’li teknoloji şirketleri ile siyasetçilerin beklentilerinin ötesinde bir atılım gerçekleştirmişti.
DSpark altyapısıyla işlem hızı arttı
Şirket, amiral gemisi niteliğindeki V4 modelinin yapay zeka yanıt üretimini hızlandırmak amacıyla önemli bir güncelleme yayımladı.
DeepSeek, DSpark adını verdiği spekülatif kod çözme çerçevesi sayesinde kullanıcı başına yanıt hızını yüzde 85 oranında artırdığını duyurdu. Bu verimlilik artışı, yapay zeka sistemlerinin daha büyük ve güçlü çip altyapılarına olan ihtiyacını azaltabilir.
Yapay zeka modellerinin geleneksel olarak kelime kelime çıktı üretmesinin, yanıtlar uzadığında yavaşlamaya yol açtığı biliniyor. Şirket cumartesi günü yayımladığı araştırma raporunda, bu durumun grafik işlem birimlerinin (GPU) düşük kapasiteyle çalışmasına neden olduğunu ve kullanıcıların bekleme süresini uzatarak yapay zeka hizmetlerindeki en büyük tıkanıklığı oluşturduğunu paylaştı.
DSpark modülü, yanıt üretimi sırasında hafif bir taslak model kullanarak aday yanıtlar üretiyor, ardından bu yanıtları daha büyük bir modelle toplu halde doğrulayarak süreci hızlandırıyor. Yarı otoregresif üretim yöntemiyle geliştirilen bu teknik, modelin tek bir kelime yerine küçük gruplar halinde çıktı vermesine olanak tanıyor.
Sistem ayrıca, bilgi işlem talebine göre doğrulama sıklığını dinamik olarak ayarlayan güven tabanlı bir zamanlama mekanizması barındırıyor. Bilgi işlem talebi düşükken çipleri tam kapasite kullanmak için daha sık denetim uygulanıyor, talep yüksek olduğunda ise hızlı çıktı sağlamak amacıyla denetim sayısı azaltılıyor.
Pekin merkezli programcı Huang Yong, bu yeni tekniğin yapay zeka sistemlerini çalıştırmak için gereken bilgi işlem kaynaklarını azaltabileceğini ifade etti. Yong, yüzde 85’e varan verimlilik artışı sayesinde, daha önce 100 kullanıcı sorgusunu işleyen tek bir grafik işlemcinin artık yaklaşık 185 sorguyu yanıtlayabileceğini belirtti.
Çip kısıtlamalarına karşı yazılım çözümü
DSpark, yapay zeka modelinin genel yeteneklerini doğrudan artırmasa da ABD’nin gelişmiş yarı iletkenlere erişimi kısıtladığı bir dönemde, DeepSeek’in daha az güçlü çip altyapısı üzerinde sistem verimliliğini artırmaya yönelik son çalışması olarak öne çıkıyor.
DeepSeek bu çerçeveyi Google DeepMind’ın Gemma ve Alibaba Group’un Qwen modelleri de dahil olmak üzere çeşitli açık kaynaklı modeller üzerinde test etti. Bu durum, DSpark’ın sağladığı iyileştirmelerin, büyük bilgi işlem yatırımı yapmadan yüksek performans hedefleyen diğer şirketler tarafından da geniş çapta uygulanabileceğini gösteriyor.
Pekin Üniversitesi ile ortaklaşa geliştirilen DSpark araştırmasının kaynak kodları, yazılım geliştirme platformu GitHub ve HuggingFace üzerinden açık kaynaklı olarak paylaşıldı.
Bu gelişme, Çinli yapay zeka geliştiricilerinin daha güçlü modelleri daha ucuz ve hızlı şekilde sunma konusunda baskıyla karşılaştığı bir dönemde gerçekleşti. Çinli modeller genel yeteneklerini geliştirirken, rekabet artık bilgi işlem maliyetlerini düşürmeyi amaçlayan çıkarım optimizasyonuna kaydı.
Küresel yapay zeka sektöründeki büyüme, grafik işlemcilerden bellek çiplerine kadar donanım altyapısına olan talebi ve fiyatları artırırken, verimlilik kazanımlarını kritik hale getiriyor.
DeepSeek’in bu adımından önce, Tencent Holdings de yetersiz donanım üzerinde yapay zeka sistemlerinin geniş ölçekli dağıtımında çıkarım verimliliğinin büyük bir engel oluşturduğunu açıklamıştı. Tencent, çıktı hızını artırmak için bellek önbelleğe alma gibi bir dizi mühendislik çalışması yürüttüğünü duyurmuştu.
Xiaomi’nin yapay zeka ekibi de bu ayın başlarında MiMo-V2.5-Pro-UltraSpeed modeli için çıktı hızını saniyede 1.000 kelimenin üzerine çıkararak sektördeki en hızlı değerlerden birine ulaştıklarını açıklamıştı.
Avrupa2 hafta önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Rusya1 hafta önce“Planlarımızda Kiev rejimini kurtarmak yok”
Söyleşi1 hafta önce“Kapitalizmin özgürlükçü bir toplumsal düzene ihtiyacı yoktur”
Dünya Basını2 hafta önceCSIS: Ankara Zirvesi ‘NATO 3.0’ın Sahadaki Yansıması
Dünya Basını2 hafta önceFT: Müttefikleri ABD’den bağımsızlaşmaya çalışıyor
Avrupa2 hafta önceRomanya parlamentosunda Moldova ile birleşme adımı
Dünya Basını1 hafta önceİktisatçı Ann Pettifor: Faiz sistemi ekolojiyi tahrip ediyor
Dünya Basını1 hafta önceABD’nin Japonya’daki füze hamleleri Çin’e net mesaj veriyor












