Amerika
Küba’da kapsamlı piyasa reformları parlamentoda

Küba hükümeti, ülkede kapsamlı bir iktisadi dönüşüm sürecini zorlayacak piyasa reformları programını parlamento gündemine getirdi.
Küba Komünist Partisi’nin (PCC) merkezi yayın organı Granma’da yer alan habere göre, ülkenin geleceği açısından hayati önem taşıyan iktisadi ve sosyal dönüşüm önerilerini değerlendirmek üzere, Halk İktidarı Ulusal Meclisi’nin (ANPP) 10. Yasama Dönemi’ndeki Üçüncü Olağanüstü Oturumu toplandı.
Raúl Castro Ruz’un yanı sıra Parti Merkez Komitesi Birinci Sekreteri ve Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel Bermúdez de oturuma katıldı.
Reform paketi hakkındaki raporu hükümet adına PCC Siyasi Büro üyesi ve Başbakan Manuel Marrero Cruz sundu.
Cruz, “sosyalizmden vazgeçmeden Devrim’in kazanımlarını korumak amacıyla” tasarlanan, Küba iktisadi ve sosyal modelindeki stratejik öneme sahip dönüşümleri sundu.
Konuşması sırasında Başbakan, mevcut durumu ABD hükümeti tarafından uygulanan ağır yaptırımlarla ilişkilendirdi.
Ayrıca, ülkenin kendi hatalarını ve eksikliklerini hiçbir zaman inkar etmediğini kabul etmekle birlikte, bu faktörlerin toplamının, 2011’deki Altıncı Parti Kongresi’nden bu yana onaylanan reformların uygulanması üzerinde sürekli bir etki yarattığını vurguladı.
Başbakan Cruz, Fidel Castro’nun düşüncesine dayanan dönüşümleri duyurdu. Castro’nun, 1993 yılında “Özel Dönem”in doruk noktasında, “Hayat, gerçeklik ve dünyanın yaşadığı dramatik durum —bu tek kutuplu dünya— bizi, sermaye ve teknolojiye sahip olsaydık asla yapmayacağımız şeyleri yapmaya zorluyor,” dediğini hatırlattı.
Önerilerin “vazgeçilmez olanı korumak için gerekli olanı yapmak” ilkesinden yola çıktığını savunan Başbakan, önlemler arasında, tüm iktisadi aktörlerin eşit şartlarda katılımının genişletilmesi, yabancı yatırımın teşvik edilmesi ve kaynak tahsisi aracı olarak piyasa mekanizmalarının benimsenmesinin yer aldığını vurguladı.
aşbakan, bu adımların bir teslimiyet değil, kalkınma araçlarının ülkenin kendine özgü koşullarına uyarlanması olduğunu savundu.
Başbakan, iktisadi ve sosyal modelin güncellenmesine öncülük eden Raúl Castro’nun ortaya koyduğu kılavuz ilkeleri de hatırlattı: “dogmatik olmamak veya değişime direnmemek, sosyalizm ile eşitlikçilik arasındaki mekanik bağı ortadan kaldırmak ve sosyalist planlamanın piyasa kurallarını dışlamadığını, aksine bunları bünyesine katması ve düzenlemesi gerektiğini kabul etmek.”
Cruz’a göre parlamentoda tartışılacak reform önerileri, “sosyalist inşadan asla vazgeçmeden, aksine onu korumak için bir koşul olarak, iktisadi canlandırma ve çarpıklıkları düzeltme yönündeki ortak çabanın bir parçası” olarak görülmeli.
Marrero Cruz, 390 öneri alındığını ve bunların %66,7’sinin kabul edildiğini belirtti; geri kalanlar ise uygulama süreci, diğer olumlu değerlendirmeler ve dönüşüm niteliği taşımayan hususlarla ilgiliydi.
Siyasi Büro tarafından yürütülen dönüşüm önerilerinin analizi sonucunda, belgeye 69 tavsiye dahil edildi.
Reform paketinde, devlet işletmelerinin de diğer iktisadi aktörlerin kurallarına tabi olması öneriliyor. Bundan böyle, diğer iktisadi aktörler için onaylanan her şey sosyalist devlet işletmeleri için de geçerli olacak
Bu kapsamda, işletme sistemi içindeki toptan ve perakende fiyatları onaylama yetkisi “ademi merkeziyetçi” hale getirilecek. Fiyatlandırmada maliyetler, giderler, piyasa eğilimleri, değer zincirleri ve iktisadi aktörler arasındaki dikey ve yatay ilişkiler dikkate alınacak.
Üst Düzey İşletme Yönetim Kuruluşları (OSDE) ayrıca devlet şirketleri ile küçük ve orta ölçekli işletmeleri kurma yetkisine olacak. OSDE’lere kendi yapılarını tanımlama, idari pozisyonları birleştirme veya hizmetleri dış kaynaklara devretme yetkisi verilecek.
Ayrıca il ve belediye yönetimleri ise yerel devlet şirketlerini kurma, birleştirme veya tasfiye etme yetkisine sahip olacak.
Devlet işletmeleri sistemindeki maaş skalası kaldırılacak ve enflasyon seviyelerini dikkate alan bir asgari ücret belirlenecek.
İşçilerle müzakere edilerek ve sendikanın katılımıyla belirlenen ücret düzeyleri, işletmelerin iktisadi ve mali kapasitesine bağlı olacak.
Devlet bütçesi ile işletme sistemi arasındaki ilişki değişecek. Bu, mali yükün gözden geçirilmesini ve işletmelere verilen sübvansiyonların kaldırılmasını da içeriyor.
Bir başka kritik öneri, sosyalist devlet işletmesinin hukuki yapısının bir anonim şirket veya ortaklık yapısına dönüştürülmesi.
Reform paketi, devlet sektörünün ötesine uzanıyor. Ek reformlar arasında on yıllardır ilk kez özel bankacılığa izin verilmesi, yurtdışında yaşayan Kübalıların yatırımlarına kapıların açılması, genel fiyat tavanlarının kaldırılması ve bakanlık sayısının 27’den 20 ile 21 arasına indirilmesi yer alıyor.
Gayrimenkul işletmelerinin konut birimlerini içeren satış işlemleri gerçekleştirmesine izin de verilecek. “Durum bazında” onaylanmak kaydıyla, ülkenin farklı bölgelerinde mevcut varlıkları bulunan veya geliştirilmekte olan alanlar için imtiyazlar ve gayrimenkul satışı da mümkün hale gelecek.
Bir maddede gayrimenkul satışı ile ilgili şunlar yazıyor:
“Bu tür bir işin gerekli olduğu ülkenin tüm turistik bölgelerinde gayrimenkul geliştirme faaliyetlerine izin verilmesi. Havana şehri ve ülkenin turizmle bağlantılı diğer kentsel alanlarında gayrimenkul işlerinin geliştirilmesine olanak sağlanması.”
Bunun yanı sıra, özel işletmelere veya kooperatiflere, üretim veya hizmet faaliyetlerini geliştirmek amacıyla yatırım yapmaları için gayrimenkul hakları (intifa hakkı ve yüzey hakkı) tanınacak.
Öneriler arasında, tarım sektörünün üretim tabanının kurumsal yapısını, mülkiyet ve yönetim biçimlerini dönüştürmek, özel şirketlerin tarım sektöründe faaliyet göstermesine izin vermek de var.
Öte yandan Başbakan, mülkiyet ilişkilerindeki dönüşümler ve mülkiyet ile yönetim arasındaki farklar konusunda, temel üretim araçlarının toplumsal mülkiyetinin yeniden teyit edildiğini ve bu araçların devlet dışı yönetimine doğru ilerleme kaydedileceğini belirtti.
Ayrıca, yeni tedbirler arasında, fonların yasal kaynağının kanıtlanması şartıyla, hem yerli hem de yabancı devlet ve devlet dışı tüzel kişiliklerin yanı sıra bireylerin de devlet Başbakan, hem ülkede hem de yurtdışında ikamet eden Kübalıların Küba işletmelerine katılımını teşvik etmek amacıyla tasarlanmış bir Yatırım Programının oluşturulduğunu vurguladı.
Ayrıca tüzel kişiliklerin ve bireylerin mali ve maddi varlıklarının meşru büyümesini tanıyan ve bir kişinin diğerini ayrım gözetmeksizin sömürmesine izin vermeden işçi ve sosyal hakların korunmasını garanti eden bir program olduğunu belirtti.
İktisadi planlama sistemindeki dönüşüme de vurgu yapan Cruz, “kalkınma tasarımına odaklanan, makroekonomik dengelere öncelik veren, yapısal sorunları azaltan ve tüm iktisadi aktörlere politika sinyalleri veren” orta ve uzun vadeli planlamayı iyileştirmenin önemine işaret etti.
Bu kapsamda, devletin kaynakların fiziki tahsisi uygulamasından kademeli olarak uzaklaşarak “piyasa sinyallerine” daha fazla ağırlık verdiği bir mali planlama modeline geçiş yapılacak.
Devlet işletmeleri, piyasa mekanizmaları aracılığıyla üretimleri için girdi, döviz ve diğer kaynaklara merkezi olmayan bir şekilde erişebilecekler.
Devletin görevlendirdiği işler, tedarikçiler ve talep edenler arasındaki sözleşmeye dayalı bir çerçeve aracılığıyla yürütülecek.
Karar verme yetkisi, “mali kapasitelerine ve kaynaklara erişimlerine” göre devlet işletmelerine, ticari şirketlere veya yabancı yatırım firmalarına devredilerek yatırım onayı kapsamı genişletilecek.
Díaz-Canel’in Cumhuriyet Başkanlığı basın ekibiyle paylaştığı açıklamada ise, Fidel’e atıfla, “Karmaşık zamanlarda, kalkınma tutkusundan vazgeçilemez,” denildi.
Ülkenin yaşadığı zorlu dönemlere ve adadan ilerleme kaydetmek, hatta büyüme sağlamak için neler yapılabileceğine işaret eden bir soruyu çıkış noktası olarak alan Devlet Başkanı, mevcut durumu aşmak üzere tasarlanmış çeşitli önlemler hakkında düşüncelerini paylaştı.
Öncelikle, “ABD hükümetinin Küba’ya yönelik, tam bir saldırganlık içeren, tam bir hor görme ve müdahaleci bir nitelik taşıyan politikasının parçası olan çok boyutlu saldırıdan” bahseden Devlet Başkanı, bu politikanın “Kübalıların günlük yaşamlarını zorlaştıran bir etki yarattığını” belirtti ve şunları vurguladı:
“Kübalı erkek ve kadınların yaşamlarının her ayrıntısında, her aile meselesinde, ekonomimizin her alanında, yalnızca bizimki kadar kahramanca bir halkın göğüsleyebileceği son derece karmaşık durumlar var [ve bu halk] hayatta kalabilir ve bunları aşma iradesine sahip olabilir.”
Díaz-Canel, tam da bu konuda, Kübalıların “bunları nasıl aşacakları” hakkında; “bizim bunları nasıl aştığımız” hakkında “konuşmamız gerektiğini” ifade etti.
Ardından, “ABD, bu noktada uyguladıkları tüm bu azami baskıya rağmen Devrimin varlığını sürdürdüğünü ve ülkenin işleyişini devam ettirdiğini kendine affedemiyor ve kendileri de, başarısız bir devlet hakkında bu kadar çok konuştukları ve tekrarladıkları şeylere inanmıyorlar,” dedi.
Öte yandan Küba lideri, Komünist Parti Merkez Komitesi Olağanüstü Plenumu’nun kapanış konuşmasında, “İşe yarayan uygulamalar genişletilecek. İşe yaramayanlar ise gecikmeden düzeltilecek. Sorumluluğu olan herkes bu sorumluluğun hesabını vermek zorunda kalacak ve bir kişi bu dönemin gerekliliklerini yerine getiremediğinde, bunu daha iyi yapabilecek birine sorumlu bir şekilde yerini bırakmalı,” dedi.
Küba’yı direnişe borçlu olduklarını ama bugün direnişin tek başına yeterli olmadığını savunan Díaz-Canel, bu dönemin “dönüşüm geçirmeyi, daha fazla üretim yapmayı, daha fazla engeli ortadan kaldırmayı, daha fazla dinlemeyi, daha iyi kararlar almayı ve hesap verebilir olmayı gerektirdiğini” söyledi.
Küba lider, bu senaryoda, en az beş alanda eşzamanlı olarak ilerleme sağlanmasının gerektiği savundu:
- Makroekonomik istikrar ve dış gelirlerin yeniden canlandırılması.
- İktisadi ve Sosyal Modelin dönüştürülmesi.
- Tarım sektörünün canlandırılması ve yeniden ayağa kaldırılması.
- Muhasebe ve maliyet yönetiminin güçlendirilmesi.
- İktisadi ve Sosyal Modelde gerçekleştirilmesi gereken dönüşümlerle ilişkili sosyal maliyetlerin öngörülmesi ve hafifletilmesi.
Buna ek olarak, Çin ve Vietnam gibi diğer ülkelerdeki sosyalist inşanın deneyimleri üzerine bir çalışma yürütüldüğünü belirten Küba lideri, “Referans arayışını derinleştirmek ve önerileri mevcut yasa ve yönetmeliklerimizle karşılaştırarak değerlendirmek amacıyla yapay zeka da kullanılmıştır,” dedi.
Küba lideri reformları şöyle savundu:
“Önerdiğimiz dönüşümlerin amacı, sosyalizmi savunmayı ilerletmek, sosyal adaleti desteklemek ve genişletmek, iktisadi zenginlik yaratmak ve bunu adil bir şekilde dağıtmaktır. Zenginlik olmadan dağıtılacak bir şey olmaz; sosyal adaletten sadece soyut bir kavram olarak söz ederiz. Devrim’in tasarladığı sosyal adalet —genel olarak ücretsiz sosyal yardım programları ve projeler yoluyla en dezavantajlı kesimlere yardım etme insancıl misyonuyla— halka hiçbir maliyeti yoktur, fakat devlete bir maliyeti vardır. Ve bunu hayata geçirmek, derinleştirmek, sürdürmek ve korumak için devletin servete ihtiyacı vardır — ve bu serveti kendimiz üretmeliyiz. Servet yoksa sosyal adalet de yoktur ve geri kalan her şey bir masaldır — geri kalan her şey bir masaldır! Ya bu koşullar altında üretim yapar, servet yaratır ve ardından bunu sosyal adalet ve eşitlik ilkeleriyle dağıtırız — eşitlikçilikle değil. İşte asıl zorluk budur!”
Díaz-Canel bu nedenle “üretici güçleri serbest bırakmak” gerektiğini; “daha fazla kısıtlama” yerine “daha fazla üretime” yönelmeyi savundu. Küba lideri, “Çünkü arz olmadan uygulanan denetimin faaliyetleri yalnızca kayıt dışı pazara ittiği kanıtlanmıştır,” dedi.
Küba lideri, “Sorunları inkar etmeyeceğiz; bürokrasiyi savunmayacağız; yetenekli kişilere kapımızı kapatmayacağız; savunmasızları yüzüstü bırakmayacağız; ve bu halkın —sapkın emperyalist abluka nedeniyle çektiği— acının, vatanımızın egemenliğine karşı kullanılmasına asla izin vermeyeceğiz,” dedi.
Amerika
Pentagon pahalı füzeler yerine ucuz İHA sistemlerine yöneliyor

ABD ordusu, savunma sanayisinde maliyeti milyonlarca doları bulan önleme füzeleri yerine düşük maliyetli insansız hava araçları satın alma sürecini başlattı. Yeni strateji doğrultusunda savunma şirketleri New Mexico’daki füze poligonunda yarışmalı atış testlerine davet edilecek.
ABD ordusu, savunma sanayisindeki üretim süreçlerini hızlandırmak ve milyonlarca dolar değerindeki önleme füzelerine bağımlılığı azaltmak amacıyla Ukrayna ile İran sahasındaki askeri tecrübeleri dikkate alarak düşük maliyetli insansız hava araçları (İHA) satın alma kararı aldı.
Bloomberg’ün geçtiği bilgilere göre Washington yönetimi, şirketleri New Mexico eyaletindeki White Sands Füze Atış Poligonu’nda düzenlenecek yarışmalı atış testlerine çağırmayı hedefliyor.
Girişim, Trump yönetiminin Pentagon’un karmaşık ve pahalı silah sistemlerine yönelik önceliğini kırarak yüksek adetlerde seri üretilebilecek ucuz sistemlere odaklanma stratejisinin parçasını oluşturuyor.
ABD ordusunun mühimmat modernizasyonundan sorumlu Korgeneral Frank Lozano, sahadaki duruma ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
“Ukrayna ve İran, görece ucuz dronların karşı tarafa ciddi maliyetler çıkarabileceğini ve operasyonel zorluklar yaratabileceğini açıkça gösterdi.”
Savunma şirketlerinin ABD Silahlı Kuvvetleri’ne şu ana kadar yaklaşık 147 farklı teklif sunduğunu belirten Lozano, daha fazla katılımcıyı sürece dahil etmek istediklerini kaydetti.
Amerikan ordusu yalnızca eksiksiz önleme dronları üretebilen tedarikçileri değil, aynı zamanda İHA’ların bazı kritik bileşenlerini imal edebilecek şirketlerin tekliflerini de değerlendirmeye alıyor.
Haberde aktarılan ayrıntılara göre, İran bağlamındaki çatışmalar nedeniyle ABD ve Körfez ülkelerinin cephaneliklerindeki Patriot önleme füzeleri tükendi. Söz konusu füzelerin bazılarının birim maliyeti 4 milyon dolara kadar ulaşıyor.
Daha önce Axios haber sitesi, temmuz ayı sonunda Amerikan X-Bow Systems firmasının birim fiyatı 100 bin doların altında kalan “Buckler” adlı önleme sistemini geliştirdiğini ve uçuş testlerini tamamladığını duyurmuştu.
Firmanın İcra Kurulu Başkanı Jason Hundley, çalışmayı “ABD ve müttefiklerinin çağrısına yanıtımız: Büyük ölçekte temin edilebilir, uygun fiyatlı imkanlar” sözleriyle tanımlamıştı.
Trump yönetimi, 30 Temmuz’da savunma bütçesi için 1,5 trilyon dolar talep etmiş ve bu adımı önümüzdeki on yılları kapsayan zorunlu bir yatırım olarak nitelemişti. Eş zamanlı olarak Pentagon, Amerikan savunma devleriyle toplam tutarı 135 milyar doları aşan iki büyük sözleşme imzaladığını duyurmuştu.
Bloomberg, ağustos ayı başında ise Pentagon’un füze cephaneliğini yeniden takviye edebilmek amacıyla Kongre’den 18,2 milyar dolarlık ek bütçe talebinde bulunduğunu aktardı.
Amerika
Newsom, yapay zeka güvenliği tasarılarını imzaladı

Kaliforniya Valisi Gavin Newsom, dış grupların yapay zeka programlarını güvenlik açısından nasıl değerlendireceğini düzenleyen iki yasa tasarısını imzaladı.
Anthropic, Ağustos ayında bu yasa tasarılarını desteklemişti ve OpenAI da Demokrat valinin onayını vermesinden hemen önce tasarıları desteklediğini açıkladı.
Bu destek, eski yapay zeka araştırmacısı Jacob Coxon’un Anthropic’ten istifasını duyuran sosyal medya paylaşımlarının viral hale gelmesi ve bunun üzerine federal milletvekillerinin yasal önlem alınması yönündeki taleplerini artırmasıyla gerçekleşti.
Newsom, POLITICO’ya yaptığı açıklamada, “Son olaylarda dile getirilen endişeler, Kaliforniya’nın uzun zamandır farkında olduğu gerçeği pekiştiriyor: yapay zeka olağanüstü bir potansiyel barındırıyor ama halkı korumak için anlamlı güvenlik önlemleriyle geliştirilmeli ve kullanıma sunulmalıdır,” dedi.
Newsom ayrıca federal hükümeti, “bu anın aciliyetine uygun, sağlam ulusal düzenlemeler getirmeye” çağırdı.
Vali, Demokrat Meclis Üyesi Rebecca Bauer-Kahan tarafından sunulan yasa tasarısını imzaladı.
Bu tasarı, yapay zeka geliştiricilerinin modellerinin eyalet yapay zeka yasalarına uygunluğunu sağlamak için işe alabilecekleri dış denetçiler (yani üçüncü taraf gruplar) için bir kayıt sistemi ve etik kurallar oluşturuyor.
Eski Kongre üyesi ve eyalet senatörü Jerry McNerney tarafından hazırlanan ikinci yasa tasarısı, eyalete, “Bağımsız Doğrulama Kuruluşları” için kriterler belirleme ve bu kuruluşların referanslarını kontrol etme ile AI sistemlerinin oluşturduğu riskleri değerlendirme konusundaki uzmanlıklarını inceleme görevini veriyor.
McNerney yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Daha bu hafta, en güçlü yapay zeka sistemlerinin yapay zeka ajanlarıyla birleşerek insanlık için gerçek tehditler oluşturduğunu öğrendik. Vali Newsom’un [tasarıma] imza atması, Washington, D.C.’nin bunu yapamıyor ya da yapmak istemediği için Kaliforniya’nın yapay zekanın güvenlik risklerini değerlendirme konusunda öncülük ettiğine dair net bir mesaj veriyor.”
OpenAI’ın küresel ilişkiler başkanı Chris Lehane, çarşamba günü yasayı destekleyen mesajında, Kongre ulusal yapay zeka güvenlik düzenlemesini kabul edene kadar eyalet meclislerinde ivmeyi sürdürmeyi planladıklarını belirtti ve Kaliforniya’daki iki ek yasa tasarısını da destekledi.
Bunlar arasında, OpenAI CEO’su Sam Altman’ın son anda endişelerini dile getirmek için Newsom ile iletişime geçtiği, çocuklara yönelik sohbet robotu güvenliği tasarısı SB 1119 da yer alıyor.
Anthropic sözcüsü şunları söyledi:
“Yapay zekanın hem muazzam faydalar hem de benzeri görülmemiş riskler getireceği konusunda her zaman şeffaf davrandık. Bu riskleri ele almak için, sektördeki en güçlü güvenlik önlemlerinden bazılarını içeren modeller geliştirmeye devam ediyoruz… Bu çalışmalarımız, aynı zamanda, sektörün güçlü modelleri piyasaya sürme hızımızı düzenlemek için yasal ve doğrulanabilir bir işbirliği yöntemini benimsemesinin dünyaya fayda sağlayacağına inanmamızın nedenidir.”
Amerika
OpenAI Yönetim Kurulu üyesi Christiano: “Süper zeka insanlığı yok edebilir”

Yapay zeka uzmanı Paul Christiano, güçlü yapay zeka sistemlerinin kontrolden çıkması halinde insanlığın büyük kısmının ölebileceği uyarısını dile getirdi. ABD Ticaret Bakanlığı danışmanı olan Christiano, ChatGPT’nin çatı kuruluşu OpenAI vakfının yönetim kuruluna getirildi.
Yapay zeka güvenliği uzmanı Paul Christiano, son derece güçlü yapay zeka sistemlerinin kontrolden çıkabileceğini ve en kötü senaryoda insanlığın büyük kısmının yok olmasına yol açabileceğini söyledi.
Financial Times gazetesinin haberine göre, ABD Ticaret Bakanlığı bünyesindeki Yapay Zeka Standartları ve İnovasyon Merkezi’nde (CAISI) kıdemli teknik danışman olarak görev yapan Christiano, ChatGPT’nin geliştiricisi olan ticari yapıyı denetleyen OpenAI kâr amacı gütmeyen vakfının yönetim kuruluna atandı.
Christiano, hükümetteki danışmanlık görevini de sürdürecek.
Yeni görevini duyururken değerlendirmelerde yer veren Christiano, şu ifadeleri kullandı:
“Daha güçlü bir koordinasyon olmaksızın bir süper zeka geliştirirsek, üzerindeki kontrolümüzü tamamen kaybedeceğimizi öngörüyorum. Şayet bu yaşanırsa, insanların çoğu hayatını kaybedebilir.”
Christiano, bu tehdidin azaltılması adına hem ülke içinde hem de uluslararası düzeyde işbirliği yürütülmesinin şart olduğuna dikkat çekti. O
penAI dahil olmak üzere sektörün tamamının, kontrol kaybı riskini kabul edilebilir bir seviyeye indirmek için şu an yeterli çabayı göstermediğini de ekledi.
Financial Times’ın analizine göre, Christiano’nun OpenAI vakfı yönetim kuruluna girişi, yapay zeka laboratuvarlarının güvenlik ve düzenleme alanındaki uzmanlıklarını artırma gayretlerini yansıtıyor.
Söz konusu laboratuvarlar, siber güvenlik alanında yaşanan ses getirici olayların ve ardından hükümet organlarından gelen müdahale çağrılarının neticesinde akademi ve politika çevrelerinden uzmanları bünyesine katıyor.
Yapay zekanın “vaftiz babası” olarak anılan Nobel ödüllü Geoffrey Hinton da The Times gazetesine verdiği demeçte benzer kaygıları dile getirmişti.
Hinton, insan zekasını açık ara geride bırakan bir “süper zeka” sisteminin günümüzde şirketler eliyle güvenli biçimde inşa edilemeyeceğini belirterek, bu tür güçlü modellerin insanlık açısından felaket boyutunda sonuçlar doğurabileceği uyarısını paylaştı.
Avrupa3 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Görüş1 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa2 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Avrupa3 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Pettifor: Tarihte görülmemiş borç seviyeleri nedeniyle sistem çökecek
Asya1 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya1 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında








