Amerika
Trump: İran’ın tüm askeri gücünü tamamen yok ettim

ABD Başkanı Trump, Axios medya kuruluşuna verdiği özel mülakatta, dış politikadaki askeri operasyonlardan küresel liderlerle ilişkilerine, yapay zeka yarışından Beyaz Saray’da yürüttüğü yenileme çalışmalarına kadar birçok konuda açıklamalarda bulundu. Görev süresinin ilk dönemine kıyasla çok daha güçlü bir yönetim kurduğunu belirten Trump, İran’a yönelik askeri müdahalenin sonuçlarını ve Çin ile teknoloji rekabetini detaylandırdı.
ABD Başkanı Donald Trump, Axios medya kuruluşuna verdiği özel mülakatta, görevindeki ikinci döneminde gücü nasıl kullandığını, küresel liderlerle ikili ilişkilerini, İran ve Venezuela operasyonlarının arka planını ve yapay zeka alanındaki ulusal güvenlik stratejilerini ayrıntılı şekilde anlattı.
Görev süresinin ilk dönemine kıyasla çok daha güçlü bir yönetim sergilediğini ifade eden Trump, deneyim ile yeteneğin birleşmesinin önemine vurgu yaptı.
Kısa süre önce katıldığı G7 Zirvesi’ndeki baskın konumuna değinen ABD Başkanı Trump, “İlk dönemimiz de iyiydi; en iyi ekonomiye sahiptik, orduyu yeniden inşa ettik ve pek çok güzel işe imza attık. Ancak bu dönemin ilkinden çok daha güçlü olduğunu hissediyorum. Bu durum hem deneyimden hem de sizden önce görev yapan kişinin bir felaket olmasından kaynaklanıyor” dedi.
“Patron benim dedim ve bu bir şakaydı”
G7 Zirvesi’nde diğer liderlerle arasında geçen bir diyaloğa açıklık getiren ABD Başkanı Donald Trump, dünya liderlerinin salonda oturduğu esnada içeri girerek “Patron benim” dediğini doğruladı.
Bu ifadenin küresel ölçekte yankı bulmasına şaşırdığını belirten Trump, şu sözleri kaydetti:
“Aslında sadece şaka yapıyordum. Çok uzun bir masa etrafında sadece yedi lider oturuyordu, masa normalde otuz kişilikti. İçeri girdim, liderlerin hepsine baktım ve ‘Ben patronum, bunu unutmayın’ dedim. Bu tamamen espri amaçlı yapılmış sevimli bir şakaydı. Patron olmaya çalışmıyordum.”
Dünya sahnesindeki liderleri değerlendiren ABD Başkanı Trump, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’den övgüyle bahsetti. Hindistan’da geçmişte liderlerin sürekli değiştiğini ancak Modi’nin on iki yılı aşkın süredir görevde kalarak istikrar sağladığını ifade eden Trump, “Modi çok sağlam bir lider. Muazzam bir sakinlikle hareket ediyor ama aslında hiç de sakin biri değil, son derece çetin bir liderdir. Kendisini çok iyi tanıyorum” dedi.
Buna karşılık Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inacio Lula da Silva hakkında olumlu ya da olumsuz bir düşünceye sahip olmadığını belirten Trump, “Açıkçası onun hakkında düşünmüyorum, umrumda bile değil. Ancak çok değişken bir karakter olduğunu söyleyebilirim, yaptığı konuşmada da bu değişken yapıyı gördüm” ifadelerini kullandı.
“Xi Jinping ile çok iyi bir ilişkimiz var”
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’i güçlü ve son derece akıllı bir lider olarak tanımlayan ABD Başkanı Donald Trump, iki ülke arasındaki ilişkilerde sağlanan uzlaşıya dikkat çekti.
Xi Jinping’in fiziki duruşuna ve karizmasına değinen Trump, “Onun hakkında bir film yapacak olsanız Hollywood’da benzerini bulamazsınız. Boyu bir doksanın üzerinde, harika bir duruşu, büyük bir özgüveni var ve son derece zeki” dedi.
Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile olan ilişkisine dair somut bir örnek paylaşan ABD Başkanı Trump, şu ifadeleri kullandı:
“Xi Jinping ile çok iyi bir ilişkimiz var. İran konusuna müdahil olmadığı için kendisine dün de teşekkür ettim. İsteseydi etrafını on iki savaş gemisiyle çevrelediği bir petrol tankeri gönderip abluka altındaki bölgeden geçmeye çalışabilirdi. Kendisinden bu sürece karışmamasını rica ettim ve o da harika bir duruş sergileyerek müdahil olmadı. Benim dışımda başka hiç kimsenin ondan böyle bir talepte bulunabileceğini dahi sanmıyorum. Xi Jinping oyun oynamayan, tamamen iş odaklı çalışan güçlü bir liderdir.”
Pakistan’daki yönetim yapısına da değinen ABD Başkanı Trump, Kara Kuvvetleri Komutanı Asım Munir ile başbakan arasındaki uyumdan etkilendiğini dile getirdi.
Trump, “Pakistan’da harika bir komutan olan Munir ve başbakan var. Aralarındaki ilişki mükemmel. Askeri liderin başbakana tam saygı gösterdiğini görmek çok güzel. İran ile yapılan anlaşmada bize çok yardımcı oldular, bölge insanını iyi tanıyorlar” dedi.
“İran’ı askeri olarak tamamen mağlup ettik”
İran ile yaşanan askeri gerilimde ABD gücünün sınırları olup olmadığı yönündeki soruyu yanıtlayan ABD Başkanı Donald Trump, güç kullanımında hiçbir sınır tanımadığını vurguladı.
İran’ın askeri varlığının tamamen ortadan kaldırıldığını savunan Trump, şunları kaydetti:
“İran’ı askeri olarak tamamen mağlup ettik. Pakistan bizden daha fazla ileri gitmememizi rica etti, ben de onları sevdiğim için durdum. Ancak sınır diye bir şey yok. Dünyanın en güçlü ordusuna sahibiz. Bizim uyguladığımız deniz ablukasını başka kim yapabilirdi? Tek bir geminin bile geçmesine izin vermedik. Geçmeye çalışanlar oldu fakat bu girişimleri çok kısa sürdü. Bu baskı, İran’ı masaya oturmaya mecbur bıraktı.”
Yapılan mutabakatın İran için koşulsuz teslimiyet anlamına geldiğini öne süren ABD Başkanı Donald Trump, operasyonun detaylarına ilişkin şu bilgileri paylaştı:
“Şu an hiçbir askeri güçleri kalmadı. Sahip oldukları yüz elli dokuz geminin tamamı denizin dibinde. Hava kuvvetlerini, uçaksavar silahlarını tamamen yok ettim. Uçaklarımız o bölgede hiçbir engelle karşılaşmadan uçuyor, gizlilik sistemlerini bile kapattık çünkü bize karşı koyabilecek hiçbir şeyleri kalmadı. Barack Obama döneminde onların askeri güçlerine, donanmalarına veya hava kuvvetlerine dokunulmamıştı. Üstelik lider kadrolarını da hedef aldım. Kasım Süleymani’yi ve Ayetullah’ı ortadan kaldırdım. Diğer Ayetullah ise ağır yaralandı. Ortada iki yüz uçaklık bir hava kuvveti vardı, şimdi hiçbiri yok. İlk kadro liderlerinin hepsi gitti. Yerlerine gelen ikinci grup çok kötüydü, onları da hallettik. Şimdi karşılaştığımız üçüncü grup ise en zeki olanları ve bana göre bu bir rejim değişikliğidir. Çünkü yönetimdeki insanlar artık tamamen değişti ve öncekilere göre çok daha az radikal durumdalar.”
Askeri müdahalede daha sert olunabileceği yönündeki eleştirilere de yanıt veren ABD Başkanı Trump, “Daha sert olmanın tek yolu iki üç hafta daha bombalamaya devam etmek olurdu. Ancak bunun bize bir faydası olmazdı. Hürmüz Boğazı tamamen kapanır, her yer mayınlarla dolar ve milyarlarca dolarlık gemilerin üzerinden füzeler uçardı. Bomba atmaya devam ettiğiniz sürece o boğaz kapalı kalır. Şu an ise borsamız rekor kırıyor, petrol fiyatları geriliyor ve gemiler güvenle bölgeden ayrılıyor. Bazı katı görüşlü kişilerin daha fazla saldırmamız yönündeki taleplerini dinleseydim dünya genelinde bir ekonomik krize yol açabilirdik” dedi.
“Küba görüşmek için can atıyor”
Venezuela’da gerçekleştirilen askeri operasyonun kırk sekiz dakika gibi kısa bir sürede başarıyla tamamlandığını belirten ABD Başkanı Donald Trump, bu başarının ardından sıranın Küba’ya gelip gelmediği sorusuna şu yanıtı verdi:
“Venezuela’yı yüzde yüz mağlup ettim. Venezuela ve Küba operasyonları arasındaki temel fark, Venezuela’nın petrole sahip olması, Küba’nın ise petrolünün bulunmamasıdır. Ancak Küba çok güzel bir konuma ve kıyı şeridine sahip. Küba operasyonu da Venezuela’ya benzer şekilde yürütülebilir. Venezuela askeri olarak güçlü bir devletti, binlerce askerin bulunduğu kaleye sadece iki yüz bir askerle girdik ve pilotumuz çok cesurdu. İran ise kırk yedi yıldır bu işleri yürütüyor ve basını çok iyi kullanıyor.”
Küba konusunu ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun yakından takip ettiğini belirten Trump, “Marco’nun ailesi Küba kökenli olduğu için bu konuya çok önem veriyor. Küba yönetimi bizimle görüşmek için can atıyor. Küba kökenli Amerikalıların yüzde doksan beşinden destek aldım ve onları çok seviyorum” dedi.
“Yapay zeka tıp alanındaki çözümleri yirmi beş yıl öne çekecek”
Teknoloji ve yapay zeka alanındaki gelişmeleri yakından takip ettiğini belirten ABD Başkanı Donald Trump, yapay zekanın internetten daha büyük bir devrim olduğunu ifade etti. Yapay zekanın doğru kullanılması durumunda insanlığa büyük faydalar sağlayacağını kaydeden Trump, “Bu teknoloji sayesinde tıp alanındaki tedaviler ve buluşlar yirmi beş yıl daha erken gerçekleşecek. Tabii ki kötüye kullanım senaryolarına karşı da son derece dikkatli olmalıyız” dedi.
Yapay zeka şirketi Anthropic ve kurucusu Dario Amodei ile ilgili yaşanan gelişmelere değinen ABD Başkanı Trump, şu açıklamayı yaptı:
“Anthropic firmasının faaliyetlerinden memnun değildik ve kendilerine uyarılarda bulunduk. Taleplerimize çok hızlı ve sorumlu bir şekilde yanıt verdiler. Çünkü bu tür konular çok ciddi hukuki sorumluluklar ve hapis cezaları gerektiriyor. Şirketin kurucusu Dario Amodei ile G7 Zirvesi’nde bir araya geldim, kendisi son derece zeki bir insan. Şu an için ulusal güvenlik açısından bir tehdit oluşturmuyorlar. Esasen firmanın ortaklarından biri, yapılan çalışmalardan duyduğu endişe sebebiyle durumu bize ihbar etti ve süreç tatlıya bağlandı.”
Yapay zeka sektörünün ihtiyaç duyduğu yüksek elektrik enerjisi sorununu çözmek için özgün bir fikir geliştirdiğini belirten Trump, “Yapay zeka merkezleri bu ülkenin ürettiği toplam elektriğin iki katına ihtiyaç duyuyor. Ben de yapay zeka fabrikalarını inşa eden şirketlerin kendi elektrik üretim tesislerini de kurmalarına izin verdim. Böylece eski elektrik şebekemizi yormuyorlar ve ürettikleri fazla elektriği şebekeye ucuz fiyattan geri satıyorlar. Bu sayede yapay zeka yarışında Çin’in çok önündeyiz” dedi.
“Beyaz Saray’ın yenileme masraflarını kendi cebimden karşılıyorum”
Görev süresinin bitimine iki buçuk yıldan fazla zaman olduğunu ve bu süreyi en iyi şekilde değerlendireceğini belirten ABD Başkanı Donald Trump, Beyaz Saray binasında gerçekleştirdiği restorasyon çalışmalarını anlattı.
Tarihi binanın bakımını bir hobi olarak gördüğünü ifade eden Trump, sözlerini şöyle tamamladı:
“Beyaz Saray’da kırık dökük mermerler, kalitesiz malzemeler vardı. Ben bizzat ilgilenerek buraya çok güzel granit zeminler döşettim. Tüm bu masrafları kendi cebimden ödüyorum, devletten tek bir kuruş talep etmiyorum. Ayrıca Beyaz Saray’a dünyanın en güvenli toplantı salonlarından birini inşa ediyorum. Tamamen kurşun geçirmez camlar ve insansız hava araçlarına karşı korumalı bir çatı yapıyoruz. Çatıda bir insansız hava aracı pisti de yer alacak. Bu projeyi Apple ve Microsoft gibi vatansever şirketlerin ve kendi imkanlarımla finanse ediyorum. Bazı muhalif yargıçlar bu durumdan hoşlanmasa da Washington’ı güvensiz bir yer olmaktan çıkarıp Amerika’nın en güvenli şehirlerinden biri haline getirdik.”
Amerika
ABD’de iktisadi büyüme yavaşladı

Ticaret açığının genişlemesi nedeniyle ABD’nin iktisadi büyümesi ikinci çeyrekte yavaşladı.
Öte yandan tüketici harcamalarındaki hızlanma ve yapay zeka altyapısının kurulmasıyla ilgili ekipmanlara yönelik güçlü iş yatırımları, ekonominin temelindeki gücü ortaya koydu.
Ticaret Bakanlığı’na bağlı Ekonomik Analiz Bürosu bugün (30 Temmuz) açıkladığı ikinci çeyrek GSYİH ön tahmininde, geçen çeyrekte GSYİH’nin yıllıklandırılmış bazda %1,5 oranında arttığını belirtti.
Reuters’ın anketine katılan ekonomistler, GSYİH’nın %2,1 oranında artacağını öngörmüştü. Tahminler %0,8 ile %2,9 arasında değişiyordu.
Anket, mal ticaret açığında ılımlı bir daralma ve perakende stoklarında değişiklik olmadığını gösteren haziran ayı öncü iktisadi göstergeler raporunun yayınlanmasından önce gerçekleştirilmişti.
Bu veriler, bazı ekonomistlerin GSYİH tahminlerini 0,8 puan kadar düşürerek %1,5’e kadar indirmesine neden oldu. Ekonomi, ilk çeyrekte %2,1 oranında büyümüştü.
ABD iktisadi faaliyetinin üçte ikisinden fazlasını oluşturan tüketici harcamaları, Ocak-Mart çeyreğinde %0,5’lik bir büyüme hızına ani bir şekilde yavaşladıktan sonra, geçen çeyrekte %3,2 oranında artış gösterdi.
Orta Doğu’daki çatışmaya rağmen, harcamalar dirençli seyrini sürdürdü; bunun bir nedeni de, savaştan kaynaklanan yüksek benzin fiyatlarına karşı tüketicilere bir tampon görevi gören, bu yılki daha yüksek vergi iadeleriydi.
Başkan Donald Trump’ın “Büyük Harika Yasa”dan sağlanan cömert vergi iadelerinin yanı sıra, varlık fiyatlarındaki güçlü artıştan faydalanan yüksek gelirli haneler de harcamaları artırıyor.
Kısa süre önce sona eren FIFA Dünya Kupası turnuvası da, kâr amacı gütmeyen kuruluşların ara seçimlerle ilgili harcamaları gibi, harcamaları canlandırmaya katkıda bulunmuş olabilir.
Birçok teknoloji şirketinin değerlemelerinin aşırı yükseldiğine dair yatırımcı endişelerine rağmen yavaşlama belirtisi göstermeyen yapay zeka (AI) yatırım patlaması da iç talebi desteklemeye yardımcı oluyor.
Fakat iktisatçılar, şu anda altıncı ayına giren ABD öncülüğündeki İran ile savaşın, talebe ve nihayetinde yılın ikinci yarısındaki iktisadi büyümeye aşağı yönlü bir risk oluşturduğu konusunda uyarıda bulundu.
Fed dün referans gecelik faiz oranını %3,50–%3,75 aralığında bıraktı. ABD merkez bankasının politika belirleme komitesinin üç üyesi bu karara karşı çıktı. Bu üyeler, çeyrek puanlık bir faiz artışını “tercih ettiler.”
Fed, iktisadi faaliyeti “kısmen Orta Doğu’daki çatışmaya bağlı olarak artan belirsizliğe rağmen sağlam bir hızda genişleyen” olarak nitelendirdi.
İktisatçılar, enflasyonu dizginlemek için Fed’in eylül ayında faiz oranlarını artırmasını bekliyorlar.
Bu beklenti, ikinci yarıda ekonomik büyümenin yavaşlayacağına dair tahminlerine de yansımıştı.
Ortalama benzin fiyatları, Orta Doğu’daki yeniden alevlenen çatışmalar nedeniyle galon başına 4 doların üzerine çıktı.
Ücretlerin enflasyona zar zor ayak uydurması nedeniyle hanehalkları, harcamalarını sürdürebilmek için birikimlerini kullanıyor ve daha az tasarruf ediyor.
İktisatçılar bu durumun “sonsuza kadar” devam edemeyeceğini belirtiyor.
Bazıları, iktisadi belirsizlik ışığında hanehalklarının önlem olarak tasarruf yapmaya odaklanmaya başlayacağını öngörüyordu.
Amerika
Silikon Vadisi Çin yapay zekâsına yönelik ABD yasaklarına neden karşı çıkıyor?

ABD’de Trump yönetimi, Çin menşeli açık ağırlıklı yapay zekâ modellerini yasaklama fikrini gündeme getirdiğinde, Çinli teknoloji şirketleri ve Çin hükümeti daha tepki göstermeden Silikon Vadisi itiraz etmeye başladı.
Yalnızca bir hafta içinde, irili ufaklı ABD’li teknoloji şirketleri tarafından Çin modellerine yönelik bir yasağa karşı çıkan iki açık mektup yayımlandı.
Nvidia CEO’su Jensen Huang’ın X platformundaki ilk paylaşımında yer verdiği mektuplardan biri; Google, Microsoft, OpenAI ve Meta’nın da aralarında bulunduğu 100’den fazla sektörün önde gelen ismi tarafından imzalandı.
Mektupta, “Bu riske verilecek doğru yanıt, açık ağırlıkları yasaklamak değildir” denildi ve politika yapıcılara kapsamlı bir yasaktan kaçınmaları, “erken kısıtlamalardan uzak durarak yapay zekâ alanındaki çeşitliliği korumaları” çağrısında bulunuldu.
Diğer mektup ise yaklaşık 200 girişim ve yatırımcıdan oluşan Little Tech Association tarafından doğrudan Trump yönetimine gönderildi. Mektupta böyle bir yasağın “rekabeti boğacağı, mevcut büyük oyuncuların konumunu güçlendireceği ve zekâ üzerinde bir vergi işlevi göreceği”, aynı zamanda Amerikan şirketlerinin maliyetlerini artırıp seçeneklerini daraltacağı belirtildi.
Washington ile Silikon Vadisi arasında yapay zekâ konusunda yaşanan ayrışmayı tetikleyen gelişme, Çinli girişim Moonshot AI’ın son modeli Kimi K3’ü piyasaya sürmesi oldu. Bu model, geçen yıl DeepSeek’in büyük çıkışının ardından yönetimin başlattığı tartışmayı yeniden alevlendirdi: Çin yapay zekâ modelleri nasıl sınırlandırılmalı?
Özellikle Kimi K3’ün piyasaya sürülmesiyle birlikte ABD ve Çin modelleri arasındaki fark giderek daralıyor. Bazıları bu gelişmeyi “yeni bir DeepSeek anı” olarak nitelendirirken, model Silikon Vadisi’nde yeni bir sarsıntı yarattı. Temmuz ayında Claude ve GPT’nin son modelleri, Artificial Analysis’in küresel zekâ sıralamasının zirvesinde yer aldı. Kimi K3 kısa süreliğine dördüncü sıraya yükseldi, ardından yedinciliğe geriledi. Buna rağmen en yüksek sıralamaya sahip Çin modeli olmayı sürdürdü.
Çin yapay zekâ modellerine doğrudan yasak getirilmesini karmaşıklaştıran temel unsur, bu modellerin çoğunun açık ağırlıklı olması.
Açık ağırlıklı bir model yayımlandığında herkes bu modeli çalıştırabilir, ince ayar yapabilir ve üzerine ürünler geliştirebilir. Ancak modelin eğitildiği verilere erişemez. Açık kaynaklı modeller ise buna karşılık eğitim verilerini ve kodlarını da yayımlar.
DeepSeek ve Kimi K3 dâhil olmak üzere tartışmanın merkezindeki Çin modellerinin hiçbiri tam anlamıyla açık kaynaklı değil. Çünkü tamamı eğitim verilerini gizli tutuyor. Bu durum, modellerin önyargılı biçimde eğitilmiş olabileceği ya da Pekin yönetimine gizli erişim sağlayabilecek “arka kapılar” gibi uyuyan işlevler barındırabileceği yönündeki iddialara alan açıyor.
ABD’li teknoloji şirketlerinin Çin yapay zekâ modellerine ve daha genel anlamda açık ağırlıklı ve açık kaynaklı yapay zekâ modellerine yönelik bir yasağa karşı çıkma nedenleri farklılık gösteriyor. Ancak Silikon Vadisi’nden yükselen geniş çaplı tepki, yapay zekâ değer zincirindeki hemen herkesin bir şekilde bu modellerin piyasada kalmasına ihtiyaç duyduğunu gösteriyor.
Nvidia’nın öncülük ettiği çip üreticileri, yasağa neden karşı çıktıkları konusunda oldukça açık.
Huang geçen hafta Axios’a verdiği röportajda, “Bu Çin modelleri mükemmel. Mükemmel olan açık kaynaklı modeller kullanılmalı” dedi.
Huang, “Ücretsiz yapay zekâ donanım sektörü için harika olmalı. Ücretsiz yapay zekâ çipler için harika olmalı. Ücretsiz yapay zekâ veri merkezleri için harika olmalı” ifadelerini kullandı.
Başka bir deyişle, açık olsun ya da olmasın, yeni modeller eğitildikçe ve devreye alındıkça özellikle Nvidia’nın ürettiği gelişmiş yapay zekâ çiplerine olan talep artıyor.
Çin yapay zekâ modellerinin yapay zekâ çıkarım maliyetlerini düşürmesiyle birlikte daha fazla girişim bu modellerin üzerine ürün geliştirebiliyor. Bu da Nvidia ve diğer şirketlerin çiplerine yönelik talebi artırıyor.
Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi bünyesindeki Wadhwani Yapay Zekâ Merkezi Direktörü Aalok Mehta, “Bir çip sağlayıcısıysanız, piyasada daha fazla rakibin bulunmasından ve dolayısıyla çiplere yönelik toplam talebin artmasından elbette fayda sağlarsınız” dedi.
Nvidia yalnızca açık mektubu imzalamak ve paylaşmakla yetinmedi.
Şirket pazartesi günü, güvenli ve emniyetli yapay zekâ için açık kaynaklı araçlar geliştirmeyi amaçlayan Open Secure AI Alliance’ı duyurdu. Yaklaşık 40 şirketten oluşan koalisyonda Microsoft, Cisco, SpaceX ile Güney Koreli SK Telecom ve Naver da yer alıyor.
Google, Microsoft ve Amazon gibi büyük bulut hizmeti sağlayıcıları ise Çin’in açık ağırlıklı yapay zekâ modellerini destekleyenler arasında daha çelişkili bir konumda bulunuyor. Bu şirketler model düzeyinde Çinli oyuncularla rekabet etmek zorunda. Ancak hangi model kazanırsa kazansın, söz konusu model kendi bulut altyapılarında çalıştığı sürece ücret geliri elde ediyorlar.
Teknoloji stratejisti ve “Tech Money” kitabının yazarı Igor Pejic, “Bu büyük bulut sağlayıcıları yapay zekâ alanında mümkün olduğunca fazla faaliyet olmasını istiyor” dedi.
Pejic, “Diyelim ki Gemini en iyi model olmadı. Google yine de kazançlı çıkacaktır. Çünkü kendi bulut hizmetinde çok sayıda açık kaynaklı ya da açık ağırlıklı model barındıracaktır. Dolayısıyla her durumda kazanıyorlar” ifadelerini kullandı.
Bunun somut bir örneği çarşamba günü yapılan bilanço görüşmesinde görüldü. Microsoft CEO’su Satya Nadella, geçen hafta OpenAI modellerinin yapay zekâ platformu Hugging Face’in veri tabanına sızdığı bir olayı gündeme getirdi. Hugging Face, saldırıyı analiz etmek ve kontrol altına almak için Çinli Zhipu AI’ın açık ağırlıklı GLM-5.2 modelini kullandı.
Nadella görüşmede, “Buradan çıkarmamız gereken en önemli ders, tek bir modele bağımlı olamayacağınızdır” dedi.
Silikon Vadisi ve hatta OpenAI gibi öncü yapay zekâ laboratuvarlarının Çin’in açık ağırlıklı modellerine yönelik bir yasağa karşı çıkmasının daha temel ve yaygın bir nedeni ise böyle bir adımın Washington’ın yapay zekâyı daha sert biçimde düzenlemesinin önünü açabileceği endişesi.
Trump yönetimi bugüne kadar yapay zekâ alanında katı sınırlamalar getirmiş değil. Başkan haziran ayında, Amerika’nın Çin’le yapay zekâ yarışını daha fazla değil, daha az düzenlemeyle kazanacağı varsayımına dayanan bir başkanlık kararnamesi imzaladı.
Meta CEO’su Mark Zuckerberg bu hafta Financial Times’a verdiği röportajda, Çin modellerini tamamen yasaklamanın ABD’yi önde tutmak için “etkili bir çözüm olmadığını” söyledi. Zuckerberg, Washington’ın bunun yerine kendi yapay zekâ sektörünün önündeki “darboğazları” ortadan kaldırmaya odaklanması gerektiğini belirtti.
Zuckerberg çarşamba günü yapılan bilanço görüşmesinde, Meta’nın yapay zekâ ekibinin en zeki modelleri geliştirirken “engellenmemesini” istediğini ifade etti ve şirketin yakında bazı açık kaynaklı modeller yayımlayacağını söyledi.
Pejic, “Zuckerberg hükümetin açık biçimde müdahaleden uzak durmasını istiyor. Dolayısıyla onun açısından yasağa karşı çıkmak son derece mantıklı” dedi. Pejic, OpenAI gibi yapay zekâ geliştiricilerinin de Washington’ın açık ağırlıklı modelleri sınırlandırması hâlinde hükümet müdahalesinden endişe duyabileceğini ekledi.
Analistler ve sektör temsilcilerine göre, teknoloji hisselerinde son dönemde yaşanan satışlarla birlikte olası bir yatırım balonuna ilişkin endişeler artarken, düşük maliyetli Çin yapay zekâ modelleri ABD için son derece gerekli bir uyarı niteliği taşıyor.
ABD’nin önde gelen yapay zekâ laboratuvarlarından birinde çalışan bir araştırmacı Nikkei Asia’ya, “Çin modelleri bizi şu soruyla yüzleşmeye zorluyor: Gerçekten doğru yolda mı ilerliyoruz?” dedi.
Araştırmacı, “Yapay zekâyı geliştirmek için daha düşük maliyetli ve daha verimli yöntemler olabilir. Bugüne kadar inşa ettiklerimiz konusunda fazla rehavete kapılmamalıyız” ifadelerini kullandı.
Jefferies analisti Edison Lee, Çin’in açık kaynak yaklaşımının “bir taşla iki kuş vurabileceğini” söyledi. Lee’ye göre bu yaklaşım yalnızca ABD’nin kapalı kaynaklı modelleri üzerinde fiyat baskısı yaratmakla kalmayabilir, aynı zamanda Çin modellerini diğer gelişmekte olan pazarlar için de erişilebilir hâle getirebilir.
Wadhwani Yapay Zekâ Merkezi’nden Mehta’ya göre Silikon Vadisi yapay zekâ şirketleri, açık ağırlıklı modellere yönelik bir yasağa karşı çıkarak “bu tür modelleri geliştirme ve dünyanın dört bir yanına yayma seçeneklerini ellerinde tutmak istiyor.”
Amerika
Rand Paul, Trump’la ilişkisini siyasi çıkarlar üzerinden onarıyor

ABD’li Senatör Rand Paul, Cumhuriyetçi liderlikle ilişkileri gerilen Donald Trump’ın Senato’daki beklenmedik müttefiklerinden biri oldu. İkilinin ilişkisi, Paul’ün Thomas Massie’yi desteklemesine rağmen Massie’nin ön seçimi kaybetmesinin ardından yumuşadı. Ancak Paul, İran savaşı ve başkanın askeri yetkileri konusunda Trump’a karşı çıkmayı sürdürüyor.
Kentucky Senatörü Rand Paul, ABD Başkanı Donald Trump’ın Senatodaki Cumhuriyetçi parti yönetimiyle ilişkilerinin giderek gerildiği bir dönemde ABD Başkanı için beklenmedik bir müttefik olarak öne çıktı.
Paul’ün sürekli bir pürüz olma konumundan fırsatçı bir dostluğa uzanan beklenmedik dönüşümü, Mayıs ayındaki ön seçimlerde yaşandı.
Paul gibi liberteryen eğilimleri güçlü olan ve Kentucky’yi temsil eden Temsilciler Meclisi Üyesi Thomas Massie, Trump’ın desteklediği rakip aday karşısında seçimi kaybetti. Paul, söz konusu ön seçimde Massie’yi desteklemişti.
Trump, Salı akşamı Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda Massie’nin yenilgisine atıfta bulundu.
Paul’ün, eski Beyaz Saray Baş Tıbbi Danışmanı Dr. Anthony Fauci’nin katıldığı çekişmeli Senato oturumu öncesinde paylaşım yapan Trump, “Büyük Kentucky Eyaleti’ndeki MASSIE KATLİAMI, iki yıl sonra seçime girecek olan Senatör Rand Paul üzerinde gerçekten harika bir etki yarattı. Son zamanlarda muazzam gidiyor!” ifadelerini kullandı.
Alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Ulusal Enstitüsünün eski direktörü olan Fauci, oturum sırasında Anayasa’nın Beşinci maddesine 100’den fazla kez başvurarak soruları yanıtlamayı reddetti.
Paul ve diğer Cumhuriyetçi milletvekilleri, Fauci’nin yargılanması gerektiğini defalarca dile getirdi. Temsilciler Meclisi Üyesi James Comer da Salı günü yaptığı açıklamada, eski Başkan Joe Biden’ın kıdemli sağlık yetkilisi için çıkardığı af kararının, yetkilinin Çarşamba günkü tanıklığını kapsamayacağı uyarısında bulundu.
Paul, oturum öncesinde Beyaz Saray ile görüşmediğini gazetecilere söyledi ancak “başkan tarafından övülmekten her zaman memnuniyet duyduğunu” kaydetti.
Cumhuriyetçi senatör, 70 milyar dolarlık göçmenlik muhafaza finansman tasarısının sorumluluğunu üstlenerek de Trump’a yaklaşım sergiledi.
Paul, geçen ay Oval Ofis’te düzenlenen imza töreninde başkanın yanında yer aldı. Paul ayrıca, maliyetli çatışmaya kamuoyu önünde karşı çıkmasına rağmen İran savaş yetkileri oylamalarında çekimser kaldı.
İki isim arasındaki ilişkilerin yumuşaması, geçen yıla kıyasla büyük bir değişim olarak değerlendiriliyor. Trump geçen yıl, senatörün Karayipler’de uyuşturucu taşıdığı iddia edilen teknelere düzenlenen ABD saldırılarına yönelik eleştirilerine yanıt olarak Paul için “çirkin küçük adam” ifadesini kullanmıştı.
Gözlemciler bu ilişkiyi pragmatik ve her iki isim için de bir zorunluluk ilişkisi olarak tanımlıyor.
ABD Başkanı, Cumhuriyetçilerin Paul’ün de desteklediği Amerikalı Seçmen Uygunluğunu Koruma (SAVE America) Yasası’nı geçirmesi yönündeki talepleri de dahil olmak üzere bir dizi konuda Senatoyla giderek daha fazla görüş ayrılığı yaşıyor. Trump ayrıca Senatoya, İran savaşını finanse edecek bütçe uzlaşma paketini ilerletme çağrısında bulundu.
The Hill gazetesine konuşan bir Cumhuriyetçi stratejist, “Günün sonunda Senato, çoğunluğa sahip olsa bile tamamen başkanın safında yer almıyor” değerlendirmesini yaptı. Stratejist, “Her senatör ve her oy önemli. Sanırım başkan, ilişkileri zedelemek yerine geliştirmenin kendi amacına ve gündemine yardımcı olacağını görecek kadar zeki” diye ekledi.
Paul da Trump ile kurduğu bağlardan siyasi fayda sağlama potansiyeline sahip.
Aynı stratejist, “Senatoda bir şeyler başarmak istiyor. Kendisi için önemli olan kendi öncelikli gündem maddeleri var” dedi.
Paul, 2028 başkanlık adaylığı ihtimalini de göz dışı bırakmadı. Bu yılın başlarında CBS News’a konuşan Paul, kararını ara seçimlerden sonra vereceğini söyledi. Stratejist, “Başkanın kendi yanında olmasının bu süreci çok daha kolaylaştıracağını anlayacak kadar zeki” dedi.
İş ilişkilerindeki gelişmeye rağmen Paul ve Trump arasında birçok konuda görüş ayrılıkları devam ediyor.
Stratejist, “Rand Paul’ün dünya görüşü ile Donald Trump’ın dünya görüşü, Demokratlar bir kenara bırakılırsa, muhtemelen siyasi ideolojiyle birleşmiş kişilik açısından bulunabilecek en zıt kutuplardır” ifadelerini kullandı.
Paul geçen hafta yaptığı açıklamada, İran savaşının bir başarı olduğuna inanmadığını ve ABD’nin bu savaş nedeniyle daha kötü durumda olduğunu söyledi.
Paul, Trump yönetimini askeri eylemlerini sınırlamaya zorlamak için daha fazla fırsat bulursa bunları değerlendirebileceğinin işaretini verdi.
Demokrat Senatör Tim Kaine, Trump’ın Kongre’nin onayı olmadan özellikle İran’da savaş yürütme yetkisini sınırlamak amacıyla hazırlanan Senato kararlarında Paul ile birden fazla kez ortak hareket etti.
Paul, bu yöndeki son karar tasarısı oylamasını kaçırmış olsa da Kaine, Trump’ı sınırlandırma çabalarında Paul’e bir müttefik olarak güvenmeye devam edebileceğini belirtti.
Kaine, “Çok tutarlı bir tutum sergiledi. Paul-Trump diyaloğunun durumu hakkında gerçekten yorum yapamam, bu muhtemelen sadece başkanın yorumlayabileceği bir şey. Ancak Rand bu konularda çok ama çok tutarlıydı, bu da gerçekten çok yardımcı oluyor” dedi.
Paul, Trump ile ilişkilerini düzelten birkaç Cumhuriyetçiden biri konumunda bulunuyor.
Paul, Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Senatör Ted Cruz ve hayatını kaybeden Senatör Lindsey Graham, 2016 Cumhuriyetçi Parti başkanlık ön seçimleri sırasında Trump ile sert tartışmalar yaşamış, ancak daha sonra Trump’ın yakın sırdaşları haline gelmişlerdi.
ABD Başkanı, Salı günkü cenaze töreninde Graham için bir anma konuşması yaparak merhum senatörü “sevilen bir dost” olarak anmıştı.
Eski bir Trump Beyaz Saray yetkilisi, “Trump’ın Lindsey ile olan ilişkisine bakmak yeterli. Hiç kimse Trump hakkında Lindsey’den daha kötü şeyler söylememişti. Ama sonunda bunu çözdüler. Massie’nin veya diyelim ki Pence’in ekibe geri döneceğini görmüyorum. Ama bu imkansız da değil” değerlendirmesinde bulundu.
Aynı eski yetkili, Trump’ın ilişkilerinin “her zaman değişken” olduğu uyarısında bulundu.
Yetkili, “Neredeyse hiç kimse tamamen ‘dışarıda’ kalmaz… Ve tersine, hiç kimse tamamen ‘içeride’ değildir. Massie doğru şeyleri yapar veya söylerse ya da Trump herhangi bir nedenle Massie’ye bir şey için ihtiyacı olduğuna karar verirse, bu ilişki bir anda değişebilir” ifadelerini kullandı.
Avrupa2 hafta önceİngiltere çelik üreticisi British Steel’i kamulaştırdı
Dünya Basını4 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Görüş2 hafta önceEndüstriyel futbolun kıskacında bir dev: 2026 Dünya Kupası ve küresel ticaretin gölgesi
Asya2 hafta önceTokyo’dan Hürmüz Boğazı’nı baypas edecek hatlara destek
Asya2 hafta önceRusya’nın benzin talebine Hindistan’dan ret
Dünya Basını3 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor










