Bizi Takip Edin

Amerika

SpaceX, piyasa değerinde zirveden sert düşüş yaşadı

Yayınlanma

SpaceX piyasa değeri, ulaştığı tarihi zirvenin ardından yaklaşık 550 milyar dolarlık düşüş kaydetti. Cursor adlı yapay zeka girişimini satın alacağını duyuran şirketin hisselerindeki gerilemeye rağmen, ilk halka arz sonrasındaki haftalık görünüm güçlü kalmaya devam ediyor.

SpaceX (SPCX) hisseleri, 18 Haziran Perşembe günü yüzde 3,56 değer kaybederek 185 dolara geriledi ve bir önceki gün yaşanan yaklaşık yüzde 5’lik düşüş eğilimini sürdürdü.

Şirket hisseleri, 16 Haziran Salı günü 225,64 doların üzerine çıkarak tarihi zirvesini görmüştü. Bu zirveden itibaren yaşanan yüzde 18’lik kayıpla birlikte şirketin piyasa kapitalizasyonu 2,99 trilyon dolardan 2,44 trilyon dolara geriledi.

Bu düşüş, SpaceX’i dünyanın en büyük halka açık şirketleri sıralamasında dördüncü sıradan altıncı sıraya taşıdı. Ancak tüm bu düşüşe rağmen, hisseler ilk haftasında halka arz (IPO) fiyatına göre yüzde 37 oranında bir artış göstermiş durumda.

Yapay zeka yatırımı hisseleri baskıladı

Forbes dergisinin aktardığına göre, hisselerdeki satış dalgası SpaceX’in yapay zeka girişimi Cursor’ı 60 milyar dolara satın alacağını duyurmasının ardından başladı.

Analistler, bu satın alma işleminin mevcut hissedarların paylarını, şirketin halka arz değerlemesi olan 1,77 trilyon dolar üzerinden yaklaşık yüzde 3,4 oranında azaltacağını ifade ediyor.

Morningstar ise, SpaceX hisseleri için adil değer tahminini 63 dolardan 62 dolara düşürürken; analistler, yapay zeka gelirlerinin artması durumunda hisselerin en iyi senaryoda 169 dolar seviyesine ulaşabileceğini öngörüyor.

Diğer yandan Bloomberg’in haberine göre, SpaceX’in finansörleri gelecek hafta yatırımcılarla en az 20 billion dolar tutarında bir tahvil ihracını görüşmeye hazırlanıyor.

İlk kez yüksek getirili dolar tahvili ihraç etmeyi planlayan şirket, üç büyük kredi derecelendirme kuruluşunun tamamından BBB kategorisinde not aldı.

Tahvil satışından elde edilecek kaynak, vadesi Eylül 2027’de dolacak olan 20 milyar dolarlık geçici köprü kredinin yeniden finansmanında kullanılacak.

Bu kredi, şirketin 31 Mart itibarıyla 29,1 milyar dolar olan uzun vadeli borcunun büyük kısmını oluşturuyor.

Yatırımcıların yoğun alım sürecinin ardından yorulduğunu belirten Roundhill Financial Genel Müdürü Dave Mazza, halka arz fiyatı olan 135 doların kritik bir seviye olduğunu ve fiyatın halen bu seviyenin oldukça üzerinde bulunması nedeniyle mevcut durumu bir endişe kaynağı olarak değil, önemli bir haftanın hazmedilmesi olarak gördüğünü ifade etti.

Buna karşın Oppenheimer analistleri satın alma anlaşmasını olumlu değerlendirerek yıl sonu hisse fiyatı hedefini 190 dolardan 250 dolara yükseltti.

Analist Timothy Horan, bu işlemin her iki taraf için de avantajlı olduğunu belirterek Cursor’ın SpaceX’in bilgi işlem gücüne, SpaceX’in ise yapay zeka teknolojilerine, mühendislik kadrosuna, verilere ve kullanıcı tabanına erişim sağlayacağını kaydetti.

Musk’ın serveti azaldı

Hisselerdeki düşüş, Elon Musk’ın servetinin Forbes tahminlerine göre 67,8 milyar dolar azalarak yaklaşık 1,2 trilyon dolara gerilemesine yol açtı.

Musk, bu düşüşe rağmen Google kurucu ortağı Larry Page’in (300,8 milyar dolar) önünde dünyanın en zengin insanı unvanını koruyor.

Yaşanan dalgalanmaya rağmen ilk haftalık işlem sonuçları olumlu bir görünüm sunuyor. Bloomberg’in aktardığına göre, 18 Haziran Perşembe günü kapanışında SpaceX hisseleri, 135 dolarlık halka arz fiyatının yüzde 48 üzerinde işlem gördü ve şirket 2,4 trilyon dolarlık değeriyle dünyada altıncı sırada yer aldı.

Truist Advisory Services verilerine göre, SpaceX’in haftalık performansı, ABD’de son 15 yılda gerçekleşen 30 büyük teknoloji halka arzının ilk hafta getiri ortalamasını geride bıraktı.

Founder Funds ortağı ve portföy yöneticisi Michael Monaghan, 2030 yılına kadar 200 milyar dolar gelir bekledikleri için hisseleri ellerinde tutmaya devam ettiklerini belirtirken, bu gelirlere ulaşmak için kelimenin tam anlamıyla bir rokete ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

Arete Research analisti Andrew Beal ise hisse senedini “al” tavsiyesi ve 401 dolarlık hedef fiyatla analiz etmeye başladı. Beal, şirketin 2030 yılına kadar 200 milyar dolardan fazla gelir elde edeceğini öngörürken bu sürecin pürüzsüz olmayacağı uyarısında bulundu.

İngiliz iktisatçı Pettifor: Yapay zeka çöküşü kaçınılmaz bir krize yol açacak

Endekse dahil edilme beklentisi

Hisseler için bir diğer destekleyici unsur ise yakın zamanda gerçekleşmesi beklenen endeks katılımları olarak öne çıkıyor. SpaceX, halka arzından 15 gün sonra Nasdaq 100 endeksine dahil edilme hakkı kazanacak, ayrıca FTSE Russell ve MSCI endekslerine de eklenecek.

Intropic verilerine göre, şirketin halka açık hisselerinin yaklaşık yüzde 30’u halka arzdan iki hafta sonra pasif yatırımcıların eline geçebilir. Bu durum, piyasadaki düşük fiili dolaşım oranıyla birleştiğinde yeni bir yükseliş potansiyeli barındırıyor.

SLC Management Yönetici Direktörü Dec Mullarkey, hisse senedi etrafında yoğun bir hareketlilik olduğunu ve başlangıçtan itibaren taktiksel bir talebin beklendiğini ifade etti.

Mullarkey, piyasanın dengelenmesinin birkaç hafta süreceğini ve şu anda SpaceX hisseleri için adil bir işlem aralığı arayışının henüz erken aşamasında olunduğunu belirtti.

Elon Musk’ın tarihin en büyük halka arzını bu dönemde gerçekleştirme kararının stratejik olduğu ifade ediliyor. Musk’ın, ABD’deki ara seçimler öncesinde, kendisini destekleyen Başkan Donald Trump görevdeyken şirketi halka açmayı hedeflediği belirtiliyor.

Ayrıca yapay zeka odaklı halka arzlar arasında pazar lideri olmak amacıyla OpenAI’dan önce davranmayı planladığı aktarılıyor.

Daha önce SpaceX yönetimi halka arzın ancak Mars’a düzenli uçuşlar başladıktan sonra yapılacağını açıklamış olsa da planlar değişiklik gösterdi.

Şirket, 26,5 trilyon dolar değerinde potansiyel bir pazar olduğunu belirterek yatırımcıları yapay zeka projesine katılmaya davet etti. SpaceX, Musk’ın xAI şirketiyle ortaklık kurarak yapay zeka alanında kısa sürede büyük bir adım attı.

Bloomberg Intelligence Küresel Teknoloji Araştırmaları Başkanı Mandeep Singh konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, şirketin beklenmedik bir şekilde bulut yapay zeka altyapısı pazarında yeni bir oyuncu haline geldiğini ifade etti.

SpaceX’in halka arzı Avrupa’dan sermaye kaçışına neden olabilir

Amerika

Trump seçim komisyonundaki Demokrat üyeleri görevden aldı

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, bağımsız Seçim Yardım Komisyonunda kalan iki Demokrat üyeyi perşembe günü görevden aldı; komisyondaki Cumhuriyetçi üye ise istifa etti. Beyaz Saray, Yüksek Mahkemenin geçen ay verdiği Trump v. Slaughter kararının başkana bağımsız kurumlardaki komisyon üyelerini görevden alma yetkisi tanıdığını belirtti. Senato Demokrat Azınlık Lideri Chuck Schumer, adımı “seçimlerin kontrolünü ele geçirmeye yönelik pervasız bir girişim” olarak niteledi.

ABD Başkanı Donald Trump, bağımsız Seçim Yardım Komisyonunda kalan Demokrat üyeleri perşembe günü görevden aldı.

Trump, komisyonda kalan iki Demokrat üye Benjamin Hovland ile Thomas Hicks’i görevden aldı. Cumhuriyetçi üye Christy McCormick ise istifa etti.

Bir Beyaz Saray yetkilisi yaptığı açıklamada, “Başkan ve Yürütme Organının başı, Amerika’nın seçimlerini güvence altına alma ve kullanılan her yasal oyun sayılmasını sağlama yönündeki önemli görevle tam olarak uyumlu olmayabilecek kişileri görevden alma hakkını saklı tutar” dedi.

Yetkili, “Slaughter kararı, Başkan’a bunu yapması için emsal sağlıyor” ifadesini kullandı. Yetkili, geçen ay Yüksek Mahkemenin verdiği ve başkanın Federal Ticaret Komisyonu üyelerini görevden alma yetkisine sahip olduğuna hükmeden karara atıfta bulundu.

Trump yönetimi, Yüksek Mahkemenin Trump v. Slaughter davasında verdiği kararı gerekçe gösterdi. Karar, başkanın bağımsız kurumlardaki komisyon üyelerini görevden alma yetkisini genişletmişti.

Beyaz Saray yetkilisi sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yönetim, en başından beri seçimleri hile ve kötüye kullanımdan korumak için bütün kurumlar ve yerel ortaklarla birlikte çalışıyor. Özellikle ara seçimlerde bu görevi sürdürmek üzere güçlü bir altyapıya yatırım yapıyor.”

Seçim Yardım Komisyonu, seçmenlerin seçim sürecine katılmasına ve yetkililerin seçimleri yürütmesine yardımcı olan, partiler üstü ve bağımsız bir kurul. Komisyon, Amerika’ya Oy Verme Yardımı Yasası kapsamında 2002’de kuruldu.

Komisyonun bundan sonra ne olacağı ya da Trump’ın yeni üyeler atayıp atamayacağı henüz belli değil. Trump’ın atayacağı yeni komisyon üyelerinin Senatonun onayından geçmesi gerekecek.

Demokratlar, görevden almalara kısa sürede tepki gösterdi.

“Seçimlerimizin kontrolünü ele geçirmeye yönelik pervasız bir girişim”

Senato Demokrat Azınlık Lideri Chuck Schumer, Demokratların “bu yetki gaspına karşı her aşamada mücadele edeceğini” söyledi. Virginia Senatörü Mark Warner ise bu adımın “partisi ne olursa olsun her Amerikalıyı kaygılandırması gerektiğini” belirtti.

Schumer, Trump’ın partiler üstü Seçim Yardım Komisyonunun üyelerini görevden alma kararını eleştirerek başkanı “seçimlerimizin kontrolünü ele geçirmeye yönelik pervasız bir girişimde” bulunmakla suçladı.

Schumer yaptığı açıklamada, “Donald Trump, Cumhuriyetçilerin ‘oy verme sürecini devralması’ gerektiğini söyledi. Bugün tam da bunu yapma yolunda bir adım daha attı” dedi.

New York Senatörü sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ara seçimlere aylar kala iki partili Seçim Yardım Komisyonunda kalan bütün üyeleri görevden almak, daha tek bir oy bile kullanılmadan seçimlerimizin kontrolünü ele geçirmeye yönelik pervasız bir girişimdir.”

Schumer, Trump’ı “oy verme sistemlerini onaylayan ve seçim yetkililerinin güvenli seçimler yürütmesine yardımcı olan bağımsız kurumu işlevsizleştirmekle” suçladı. Demokratların “bu yetki gaspına karşı her aşamada mücadele edeceğini” yineledi.

Schumer’in açıklaması, Trump yönetiminin eyaletlerin seçimleri yürütmesine yardımcı olan komisyonda kalan üç üyenin ayrılmasına yol açan adımlarının ardından geldi. Komisyondaki iki Demokrat üye görevden alınırken Cumhuriyetçi üye istifa etti.

Beyaz Saray, başkanın “Amerika’nın seçimlerini güvence altına alma ve kullanılan her yasal oyun sayılmasını sağlama yönündeki önemli görevle tam olarak uyumlu olmayabilecek kişileri görevden alma” hakkına sahip olduğunu belirtti.

Trump, Kongredeki Cumhuriyetçilerin Seçmen Uygunluğunu Koruma Yasası’nı kabul etmemesi halinde ara seçimlere hilenin gölge düşürebileceği uyarısını defalarca yaptı.

SAVE Yasası olarak bilinen düzenleme, seçmen kaydı sırasında vatandaşlığı kanıtlayan belgelerin sunulmasını ve seçmenlerin oy kullanırken fotoğraflı kimlik göstermesini zorunlu kılacak.

Demokratlar, yasayı “Jim Crow 2.0” diye niteledi ve düzenlemenin milyonlarca Amerikalının oy kullanmasını engelleyeceğini belirtti. Demokratlara göre seçmen hilesi seyrek görülen bir olay ve Trump’ın seçimlere hile karıştırıldığı yönündeki açıklamaları kanıtlarla desteklenmiyor.

Seçim Yardım Komisyonu, oy kullanma ekipmanlarına ilişkin standartları belirliyor, oy makinelerini test edip onaylıyor ve seçim yönetimini iyileştirmeleri için eyaletlere kaynak sağlıyor.

Komisyon ayrıca kendi internet sitesindeki bilgilere göre, “1993 Ulusal Seçmen Kayıt Yasası uyarınca hazırlanan ulusal posta yoluyla seçmen kayıt formunu muhafaza etmekten” sorumlu.

Trump ve yönetimi, posta yoluyla oy kullanımını yoğun biçimde eleştirdi ve bu yönteme sınırlamalar getirmek üzere adımlar attı.

ABD Posta Servisi Genel Müdürü David Steiner, geçen ay hassas seçmen verilerini federal hükümete vermeyi reddeden eyaletlerde posta yoluyla kullanılan oy pusulalarının artık teslim edilmeyeceğini söyledi.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’nin 41 Afrika ülkesinde onaylanmış büyükelçisi yok

Yayınlanma

ABD, onlarca Afrika ülkesinde Senato tarafından onaylanmış bir büyükelçi bulundurmuyor.

Bu durumun, Washington’un kıtada güvenlik ve diplomatik görevlerde yer alma çabalarını aksattığı vurgulanıyor.

Nijerya, Kenya, Demokratik Kongo Cumhuriyeti, Libya ve Sudan da dahil olmak üzere şu anda yaklaşık 41 Afrika ülkesinde onaylanmış bir Amerikan elçisi bulunmuyor.

Diplomatik kadroda genel olarak boş pozisyonlar bulunsa da, Afrika’ya özgü görevlerdeki eksiklik özellikle belirgin.

Bu boşluk, aralık ayında yönetimin Afrika’dan bir düzineden fazla diplomatik kariyer büyükelçisini geri çağırmasıyla daha da genişledi.

Amerikan Dışişleri Servisi Derneği bu hamleyi “kurumsal sabotaj” olarak nitelendirdi.

Bu boşluklar, Washington’un, ABD’nin arabuluculuğunda imzalanan Kongo Demokratik Cumhuriyeti-Ruanda barış anlaşması ve Libya barış anlaşması gibi yüksek riskli anlaşmaları, genellikle yerleşik büyükelçiler yerine Başkan Donald Trump’ın Afrika danışmanı Massad Boulos gibi yüksek profilli temsilciler aracılığıyla müzakere ettiği bir dönemde ortaya çıkıyor.

Eski Botsvana Büyükelçisi ve Dış İlişkiler Konseyi (CFR) üyesi Michelle Gavin, “Boulos ne kadar yetenekli olursa olsun, aynı anda her yerde olamaz,” dedi.

Gavin, bu boşlukların Trump’ın vize kısıtlamaları ve Afrika ülkelerini üçüncü ülkelerden gelen göçmenleri kabul etmeye zorlama çabaları etrafındaki kaosa katkıda bulunduğunu savundu.

Bu eksikliğin Çin’e zemin açma riski taşıdığını savunan Gavin, mevcut boş kadro oranının “modern tarihte emsali olmadığını” da sözlerine ekledi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Demokratların Senato çoğunluğu hedefi Maine ve Michigan’da zora girdi

Yayınlanma

ABD’de Demokrat Parti’nin Senato’da çoğunluğu geri alma şansı, Maine ve Michigan eyaletlerinde yaşanan son gelişmelerle ciddi bir darbe aldı. Maine’deki adaylık krizi ve Michigan’daki parti içi bölünme, kasım ayındaki seçimlerde kritik önem taşıyan dört koltukluk net artış hedefini zora soktu.

Demokrat Parti’nin Senato’da kontrolü yeniden ele geçirme şansı, Maine ve Michigan eyaletlerinde yaşanan son gelişmelerle darbe aldı. Bu durum, partinin iki kritik mücadele alanında kazanma ihtimalini karmaşıklaştırıyor.

Maine eyaletinde Graham Platner’ın seçim kampanyasının çökmesi, Demokratları seçim gününe dört aydan az bir süre kala Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins’e rakip olacak bir aday bulmak için acele arayışa itti.

Bazı Demokrat stratejistler Platner’ın yarıştan çekilmesinin parti için daha iyi olduğunu düşünse de kampanyanın çarpıcı bir şekilde çökmesi ve yerine kimin geleceği konusunda parti içinde bir uzlaşının bulunmaması, Demokratlar için gereksiz siyasi zorluklar yaratıyor.

Bazı uzmanlar, Maine’de yaşanan bu karmaşa nedeniyle Demokratların çoğunluğu geri kazanma olasılığının düştüğünü belirtiyor.

Arizona Eyalet Üniversitesi’nde Senato seçimlerini takip eden siyaset bilimi profesörü Steven S. Smith gelişmeleri şöyle değerlendirdi:

“Genel olarak bu durum Demokratlar için iyi bir haber değil. Pek çok önde gelen Demokratın adaylıktan çekilen kişiyi desteklemiş olması ve önümüzdeki birkaç gün içinde çıkacak haberlere nasıl yanıt verecekleri konusundaki belirsizlik iyiye işaret değil. Bu, parti için sadece kötü bir haber.”

Demokratların Senato’yu geri kazanma ihtimalinin daha önce yüzde 50 civarında seyrettiğini belirten Smith, bu gelişmelerin ardından şansın yüzde 50’nin altına gerilediğini ifade etti.

Smith, Demokratlar adına olumlu sayılabilecek tek noktanın zamanlama olduğunu ekleyerek şu ifadeleri kullandı:

“Yine de Demokratlar için iyi haber, henüz yaz ortasında olmamız ve siyasetle ilgilenen insan sayısının azlığı nedeniyle vaktin nispeten erken olmasıdır. En önemli husus bir sonraki adayın kim olacağıdır; eğer bu süreç iyi bir halkla ilişkiler çalışmasıyla yönetilirse Demokratlar durumu tersine çevirebilir.”

Demokratların kasım ayında Senato çoğunluğunu elde edebilmesi için net olarak dört yeni koltuk kazanması gerekiyor.

Birçok siyasi analist Demokratların Temsilciler Meclisi’nde kontrolü sağlama ihtimalini daha yüksek görse de Demokratik Senatör Kampanya Komitesi (DSCC) sözcüsü, başka bir adayla Collins’i mağlup etmek için hâlâ mükemmel bir şansa sahip olduklarını savundu.

DSCC sözcüsü yaptığı açıklamada, “Susan Collins hiç bu kadar kırılgan olmamıştı. Maine halkı, Trump ile yüzde 96 oranında aynı doğrultuda oy kullanan, Roe v. Wade kararını iptal eden yargıçların atanmasını onaylayan ve Washington’da geçirdiği yaklaşık 30 yılı özel çıkarlara hizmet ederek harcayan Collins’i görevden göndermek için sabırsızlanıyor” dedi.

Diğer taraftan adaylıktan çekilen Platner, çarşamba gecesi Demokrat liderleri hedef alarak, 2021 yılında birlikte olduğu bir kadına tecavüz ettiği yönündeki suçlamaya karşı kendisini savunma fırsatı bulamadan partinin kendisini yarışın dışına ittiğini belirtti.

Suçlamayı kesin bir dille reddeden Platner, “iktidardakiler tarafından altımızdaki mekanizmaların çekip alınması nedeniyle” adaylıktan çekildiğini açıkladı.

Destekçilerine yönelik yayımladığı video mesajında Platner, “kurumsal medya sistemi ve siyasi elitlerin hem hakim hem jüri hem de infazcı gibi davrandığını” söyledi.

Suffolk Üniversitesi Siyasi Araştırmalar Merkezi Direktörü David Paleologos, Platner ile Demokrat parti yönetimi arasındaki bu gerginliğin, sonbahar seçimleri öncesinde partiyi birleştirmeyi zorlaştırabileceğine dikkat çekti. Paleologos, şu değerlendirmede bulundu:

“Platner, Maine seçmeninin ilgisini çekmişti; bu seçmenlerin bir kısmı kasım ayında ‘Platner yoksa oy da yok’ diyerek sandığa gitmeyebilir. Diğer bir kısım ise yeni adaya yönelecektir.”

Paleologos, Platner’ın “iktidardakiler” ve “siyasi elitler” hakkındaki açıklamalarının seçmenleri yeni aday etrafında birleştirmenin aksine bir sonuç doğuracağını belirterek şunları ekledi:

“İlerici bir aktivistseniz, zihninizde bir Cumhuriyetçi ile kurumsal bir Demokrat arasında çok az fark vardır. Her ikisi de sistemin içine yerleşmiş parti figürleri olarak görülür.”

Michigan’daki adaylık yarışı

Michigan’da ise Senatör Bernie Sanders tarafından desteklenen ilerici aday Abdul El-Sayed, anketlerde Senato Demokrat Lideri Chuck Schumer’ın desteklediği ve Washington’daki parti liderleri tarafından genel seçimler için daha uygun görülen Temsilciler Meclisi Üyesi Haley Stevens’ın önüne geçti.

Platner’ın Maine’deki adaylığının çöküşü, ilerici bağışçıların kaynaklarını demokratik sosyalist hareketle ilişkili en belirgin Senato adayı konumuna gelen El-Sayed’e yönlendirmesine yol açabilir.

El-Sayed, seçim kampanyasında Platner ve New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani ile aynı siyasi strateji firması olan Fight Agency ile çalışıyor.

Eski bir halk sağlığı direktörü olan El-Sayed, her iki partiye karşı da mücadele ettiğini belirtiyor. Rakibi Stevens’ın kendisini eleştirmesinin ardından El-Sayed, Platner’a Maine’deki yarıştan çekilme çağrısında bulunmuştu.

Washington’daki Demokrat liderler ve Senatör Schumer, El-Sayed’in 2024 yılındaki Senato yarışında Demokrat Senatör Elissa Slotkin’e kıl payı kaybeden eski Cumhuriyetçi Temsilci Mike Rogers karşısındaki seçilebilirliği konusunda endişe taşıyor.

Bu gerekçeyle eski Senatör Debbie Stabenow ve eski Michigan Demokrat Parti Başkanı Lon Johnson gibi isimler Haley Stevens’ı destekliyor.

Johnson, geçen ay The Washington Post gazetesine verdiği demeçte, “Abdul’un Rogers’ı yenemeyeceği ve bu durumun Senato’daki çoğunluk ihtimalimizi kaybettirebileceği yönünde gerçek bir endişe var” ifadelerini kullandı.

Diğer eyaletlerdeki olumlu sinyaller

Demokratların Maine ve Michigan’da karşılaştığı bu zorluklar, Cumhuriyetçi eğilimli üç eyalet olan Ohio, Iowa ve Texas’ta gösterilen ilerlemeyle dengeleniyor.

Geçtiğimiz hafta yayımlanan Fox News anketi, Iowa’da Demokrat Senato adayı Josh Turek’in, Cumhuriyetçi rakibi Ashley Hinson’ın 4 puan önünde (yüzde 50’ye karşı yüzde 46) olduğunu gösterdi.

Aynı anket, Iowa seçmeninin Donald Trump’a yönelik yüzde 42 olumlu ve yüzde 55 olumsuz görüş bildirerek kendisini 13 puan negatif değerlendirdiğini ortaya koydu.

Geçen ay yayımlanan bir diğer Fox News anketi ise Ohio’da mevcut Demokrat Senatör adayı Sherrod Brown’ın, Cumhuriyetçi rakibi Jon Husted’ın 8 puan önünde (yüzde 53’e karşı yüzde 45) olduğunu gösterdi.

Texas’ta ise 19-27 Haziran tarihleri arasında 656 muhtemel seçmenle gerçekleştirilen New York Times/Siena anketi, Demokrat eyalet temsilcisi James Talarico ile Cumhuriyetçi eyalet Başsavcısı Ken Paxton’ın başa baş olduğunu ortaya koydu.

Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz, konuk sunucu olarak katıldığı The Sean Hannity Show’da Talarico’nun Paxton’ı yenmek için gerçek bir şansı olduğunu söyledi. Cruz, Vali Greg Abbott’a hitaben, “Bunun gerçek bir yarış olduğunu düşünüyorum. Yakın geçecek. Kazanacağımızı ve Texas’ı kırmızı tutacağımızı düşünüyorum ancak mevcut anketler bunun 1 veya 2 puanlık bir yarış olduğunu gösteriyor” dedi.

Yüksek Mahkeme’nin kampanya finansmanı kararı

Demokratlar geçen hafta, Yüksek Mahkeme’nin bireysel adayların ulusal siyasi partilerle ortak harcama yapma sınırlarını iptal etmesiyle bir başka darbe daha aldı.

Bu karar, Demokrat adayların Georgia ve Kuzey Carolina gibi kritik eyaletlerdeki küçük bağışçı üstünlüğünün etkisini azaltabilir.

Kuzey Carolina Demokrat Senatör adayı eski Vali Roy Cooper, MS Now programında Chris Hayes’e verdiği demeçte, mahkemenin kararının kendi yarışı üzerinde belirgin bir etkisi olacağını söyledi.

Cooper, “Bu karar siyasi partileri ve zenginleri güçlendirdiği için muhtemelen benim yarışımı diğerlerinden daha fazla etkileyecek” dedi ve rakibi Michael Whatley’nin Cumhuriyetçi Ulusal Komite Başkanı olması sebebiyle bu kaynaklara doğrudan erişimi bulunduğunu ekledi.

Cooper, bu kararın Demokrat adayların son yıllarda elde ettiği küçük bütçeli bağış avantajını ortadan kaldırabileceği konusunda şu uyarıyı yaptı:

“Bu kararın, Citizens United davasından bu yana kampanya finansmanı konusundaki en kötü karar olduğunu düşünüyorum. Çünkü kurulan ortak komiteler aracılığıyla paranın partiler üzerinden aktarılmasına ve neredeyse sınırsız harcama yapılmasına izin veriyor. Bu durum, küçük bağışçıların gücünü ellerinden alıyor.”

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English