Bizi Takip Edin

Diplomasi

SpaceX’in halka arzı Avrupa’dan sermaye kaçışına neden olabilir

Yayınlanma

Elon Musk’ın şirketi SpaceX’in halka arzı, Almanya ve Avrupa ekonomileri için ciddi sorunlar yaratma tehlikesi taşıyor.

12 Haziran’da gerçekleştirilmesi planlanan rekor kıran halka arzın, 75 milyar dolarlık bir kaynak yaratması ve şirketin piyasa değerini 1,75 trilyon dolara çıkarması bekleniyor.

Her zamankinden farklı olarak, halka arz Alman ve Avrupalı yatırımcılara özellikle cazip seçenekler sunuyor ve bu da Avrupa’dan potansiyel bir sermaye kaçışı endişesini doğuruyor.

Buna ek olarak, SpaceX’in iştiraki Starlink, yüksek sinyal gecikmesi nedeniyle geleneksel karasal mobil iletişim pazarı için potansiyel bir tehdit oluşturuyor.

Bu durum, Deutsche Telekom ve iştiraki T-Mobile gibi şirketleri etkileyecek.

“Şişirilmiş fiyatlama” korkusu

Öte yandan rekor değerlemenin ardındaki finansal veriler, şüpheye yol açacak pek çok neden sunuyor.

SpaceX’in şu anda faaliyet gösterdiği üç iş biriminden, yani roket bölümü, Starlink uydu şubesi ve sosyal medya platformu X’i de içeren yapay zeka şirketi xAI’dan sadece ikincisi kârlı.

SpaceX’in gelirleri artarken, zararları da artıyor. 2025 yılında şirket, bir önceki yıla göre üçte bir artışla yaklaşık 18,7 milyar dolarlık gelir elde etti ama aynı zamanda 5 milyar dolara yakın zarar kaydetti.

Yalnızca 2026’nın ilk çeyreğinde, yaklaşık 4,7 trilyon dolarlık gelirle, zararlar kabaca 4,3 milyar dolara ulaştı.

xAI, 2,47 milyar dolarlık faaliyet zararıyla bilançoda büyük bir delik açtı.

Sonuç olarak, bir Danimarka emeklilik fonu, şirketin değerlemesinin “cömertçe şişirildiğini” ve fiyatlandırmanın “iktisadi gerçeklerden çok Musk’ın anlatılarına” göre belirlendiğini öne sürerek SpaceX’i kara listeye aldı. 

SpaceX, büyüme umutlarının çoğunu yapay zekaya bağlamış durumda ve grubun gelir planları, uzayda güneş enerjisiyle çalışan veri merkezleri de dahil olmak üzere, henüz geliştirilmemiş teknolojilere önemli ölçüde dayanıyor.

Reuters’a göre, şirket yapay zeka sektöründe 28,5 trilyon dolarlık potansiyel bir pazarı hedefliyor.

Berenberg’den “sermaye ABD’ye kaçıyor” uyarısı

ABD’deki halka arzlarda alışılageldik olanın aksine, SpaceX halka arzına Almanya ve Avrupa’dan gelen bireysel yatırımcıların katılımı kolaylaştırıldı.

Berlin merkezli fintek şirketi Trade Republic, Avrupalı müşterilerinin bir uygulama aracılığıyla doğrudan SpaceX hisselerine abone olabileceğini duyurdu.

Bu durum, Avrupa ekonomisi için sorunlara yol açma tehdidi oluşturuyor. Berenberg Bank’ın baş ekonomisti Holger Schmieding, sermayenin ABD’ye çekildiğine dair uyarıda bulunuyor.

Schmieding şunları söylüyor:

“Bu devasa halka arzlar, spekülasyonun ağır etkisinde kalan değerlemelerle sermayeyi emiyor. Bu durum, Avrupa’daki yatırımların finansmanını zorlaştırıyor.”

Aynı zamanda, Hong Kong dahil Çin’den gelen yatırımcıların “güvenlik nedenleriyle” SpaceX halka arzına erişimi engellendi.

ABD, kritik teknolojilerin ihracatı konusunda düzenleyici ve uyum kısıtlamaları uyguladığı için, baş sigortacılara Çin’deki yatırımcılardan sipariş kabul etmemeleri talimatı verildi.

Starlink’ten Alman telekom devlerine sinyal darbesi

Bu arada, SpaceX’in son dönemde dünya çapında (ve özellikle Avrupa’da) gösterdiği genişleme, geleneksel karasal iletişim sektöründe, özellikle de Deutsche Telekom’da bir miktar belirsizliğe yol açıyor.

Uydu iletişimi, SpaceX veya Starlink’ten çok önce de mevcuttu ama temel bir sorunla karşı karşıyaydı: Uydular, genellikle 35.000 kilometre yükseklikte olmak üzere, yüksek irtifalarda Dünya’nın yörüngesinde dönüyordu.

Bu mesafeden sinyalin tekrar Dünya’ya ulaşması nispeten uzun sürer; gecikme yarım saniyeye, bazen daha da fazlasına ulaşır ve bu da video akışını ve sorunsuz internet taramasını imkansız hale getirir.

Starlink ise, 340 ila 550 kilometre yükseklikteki alçak Dünya yörüngesine 10.000’den fazla uydu yerleştirerek modeli temelden değiştirdi; sinyalin iletilmesi artık sadece 20 milisaniye sürüyor.

Buna karşılık, Almanya’da Deutsche Telekom, Vodafone ve Telefónica tarafından işletilenler gibi modern bir 5G ağının gecikme süresi 15 ila 25 milisaniye.

Ayrıca, Starlink, uzaya 15.000 uydu daha yerleştirmek için ABD Federal İletişim Komisyonu’ndan (FCC) onay aldı.

Bu da birçok kişinin, SpaceX’in uzun vadede kendisi bir mobil ağ operatörü olmayı ve yerleşik sağlayıcıların yerini almayı planladığına inanmasına neden oldu.

Alman telekom şirketleri Starlink ile işbirliğinden başka yol görmüyor

Deutsche Telekom CEO’su Timotheus Höttges, her halükarda bunu şirketi için bir meydan okuma olarak görüyor ve “Starlink’in kesinlikle birinci sınıf bir teknoloji şirketi olduğunu teyit edebilirim. Ejderhayla savaşamıyorsanız, ejderhaya binin,” diyor.

Höttges, Telekom’un ağ operatörü olarak Starlink ile mevcut işbirliğini sürdürmeyi hedefliyor; bu, Starlink’in şu anda altı kıtada sürdürdüğü 35 işbirliğinden biri.

Deutsche Telekom CEO’su, Starlink’in karasal ağın yerini hiçbir zazman alamayacağını umuyor. Fakat rakamlar aksini gösteriyor. 1,75 trilyon dolarlık değerlemesine sahip SpaceX, en önemli Avrupalı rakibinden çok daha fazlasını başarabilir.

Deutsche Telekom’un değeri 150 milyar dolar, T-Mobile’ınki ise 209 milyar dolar olarak tahmin ediliyor.

T-Mobile, hisse fiyatında şimdiden yüzde onluk bir düşüş yaşadı; hisse başına fiyat, on iki ay önceki yaklaşık 210 dolardan bugün yaklaşık 190 dolara geriledi.

Öte yandan, Starlink ABD’de mobil spektrum için şimdiden bir teklif sunmuş durumda; şirketin sektörde yerini sağlamlaştırması halinde, T-Mobile’ın ABD’deki büyümesi baskı altında kalabilir.

Bu durum, piyasa değerinin yaklaşık dörtte üçünü ABD’deki faaliyetlerine bağlayan Deutsche Telekom için riski doğrudan artıracaktır.

Alman Starlink’i için adım atıldı

Bu arada, Avrupa’da Starlink’e rakip olacak bir şirket kurma çabaları ivme kazanıyor.

SpaceX halka arz hazırlıklarını sürdürürken, Alman Federal Kartel Ofisi, savunma ve teknoloji şirketleri Rheinmetall ve OHB’ye planladıkları uydu ortak girişimi için yeşil ışık yaktı.

Bu girişimle iki şirket, Alman Silahlı Kuvvetleri’nden (Bundeswehr) Starlink’e benzer bir askeri iletişim uydu ağı kurmak üzere milyarlarca avroluk bir ihaleye teklif vermeyi planlıyor.

OHB, uyduların üretiminden ve yer istasyonlarının kurulmasından sorumlu olacak, Rheinmetall ise ağları kuracak ve son kullanıcı cihazlarını üretecek.

Başlangıçta Rheinmetall-OHB ortak girişimi ile rekabet eden Fransız-Alman Airbus Grubu da projeye dahil edilecek.

Yeni üçlü ittifak, rekabeti ortadan kaldıran bir tekel oluşturuyor olsa da, Bundeswehr açısından projenin hızlı bir şekilde hayata geçirilmesini sağlıyor ve sözleşmenin tek bir teklif sahibine verilmesi durumunda ortaya çıkabilecek hukuki anlaşmazlıkları önlemeye yardımcı oluyor.

Musk: Yörüngede veri merkezleri kurmak zor değil

SpaceX CEO’su Elon Musk, şirketin bu hafta gerçekleşecek büyük halka arzına hazırlanırken pazartesi günü yaptığı açıklamada, yörüngeye yapay zeka veri merkezleri kurmanın zor bir mühendislik sorunu olmadığını ileri sürdü.

Milyarder iş adamı, gerekli teknolojinin büyük bir kısmının mevcut Starlink uydu ağında halihazırda mevcut olduğunu belirtti.

Elon Musk, şirket tarafından yayınlanan bir video söyleşide, “Burada aktarmak istediğimiz şeylerden biri de, gerekli olan ama aslında var olmayan bir tür sihir gibi bir şeyin olmadığıdır,” dedi ve şöyle devam etti:

“Bunların çoğu, Starlink V3 uyduları için halihazırda geliştirdiğimiz teknolojilerden oluşuyor. Halihazırda yaptığımız işlere kıyasla bunun çok zor bir sorun olduğunu düşünmüyoruz.”

Bu açıklamalar, yatırımcıların SpaceX’in yörünge yapay zeka veri merkezleri planlarını mercek altına aldığı bir dönemde geldi.

Bu planlar, şirketin değerinin yaklaşık 1,75 trilyon dolar olarak tahmin edildiği halka arz öncesinde, şirketin uzun vadeli büyüme stratejisinin kilit unsurlarından birini oluşturuyor.

Yapay zeka uyduları için planlar sunuldu

Musk ve SpaceX mühendisi Ian Dahl, yörüngede bilgi işlem düğümleri olarak çalışacak, güneş enerjisiyle çalışacak ve ısıyı uzaya yayarak soğutulacak yapay zeka uyduları için planlarını açıkladı.

Şirket, bilgi işlem altyapısını yörüngeye yerleştirmenin, karasal yapay zeka veri merkezlerinin giderek daha fazla karşılaştığı bazı güç kısıtlamalarının üstesinden gelmeye yardımcı olabileceğini savunuyor.

Sunuma göre, önerilen ilk yapay zeka uydusu yaklaşık 150 kilovatlık tepe güç ve 120 kilovatlık sürekli hesaplama gücü üretecek.

Musk, bunun tipik olarak tepe güçte yaklaşık 140 kilovat tüketen tek bir Nvidia GB300 yapay zeka sunucu rafıyla kabaca karşılaştırılabilir olduğunu söyledi.

SpaceX, uyduların güneş panelleri ve termal yönetim sistemleri dahil olmak üzere, yeni nesil Starlink V3 uydularında halihazırda kullanıma sunulan teknolojilere büyük ölçüde dayanacağını belirtti.

Musk, SpaceX’in Teksas’ın Bastrop kentindeki yapay zeka uydu fabrikasının önümüzdeki yılın sonuna kadar önemli üretim hacimlerine ulaşmasını beklediğini söyledi.

Yörünge bilişim girişimi, SpaceX’in halka açılırken kendisini sadece bir fırlatma ve uydu iletişim şirketi olarak değil, aynı zamanda önemli bir yapay zeka altyapı sağlayıcısı olarak konumlandırmayı amaçlayan daha geniş bir stratejinin parçası.

Diplomasi

Zalujniy, Ukrayna devlet başkanlığına aday olmayı planlıyor

Yayınlanma

Ukrayna’nın eski Genelkurmay Başkanı ve mevcut Londra Büyükelçisi Valeriy Zalujniy, Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile gerçekleştirdiği görüşmede devlet başkanlığı seçimlerinde aday olma niyetini doğrudan iletti. Zelenskiy’nin iç bölünme uyarılarına rağmen kararından dönmeyen Zalujniy, halkın beklentilerini göz ardı edemeyeceğini belirtti.

Ukrayna’nın eski Genelkurmay Başkanı ve şu anda ülkenin Londra Büyükelçisi olarak görev yapan Valeriy Zalujniy, Kiev’de haziran ayında gerçekleştirdiği görüşmede Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’e devlet başkanlığı seçimlerinde aday olma niyetini iletti.

Ukrainska Pravda gazetesinin her iki isme de yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, görüşmede ülkedeki siyasi gelecek ve seçim senaryoları ele alındı.

Kaynakların aktardığı bilgilere göre Zelenskiy, Zalujniy ile yaptığı görüşmede cephedeki durumun olumlu yönde geliştiğini ve Ukrayna toplumunun yeterince konsolide olduğunu belirterek, bu durumun sonbaharda seçimlerin yapılması için uygun bir zemin yarattığını ifade etti.

Devlet Başkanı Zelenskiy, bu süreçteki en önemli görevin iç bölünmenin önüne geçmek olduğunu vurgulayarak, eski genelkurmay başkanı ile karşı karşıya gelinecek bir siyasi rekabetin bu riski artırabileceğine işaret etti.

Görüşmeye aşina kaynaklar, Zelenskiy’nin Zalujniy’e doğrudan devlet başkanlığına aday olup olmayacağını sorduğunu, eski genelkurmay başkanının ise bu soruya “Evet, olacağım” yanıtını verdiğini bildirdi.

Zalujniy, siyasi bir kariyer peşinde koşmadığını ancak kendisine umut bağlayan Ukrayna halkını görmezden gelemeyeceğini dile getirdi.

Bu görüşmenin ardından Ukrayna Ulusal Güvenlik ve Savunma Kurulu Sekreteri Rustem Umerov ile parlamentodaki iktidar partisi Halkın Hizmetkarı grubunun başkanı David Arahamiya, Zalujniy ile bir araya geldi.

Kaynaklar, bu iki ismin de Zalujniy’i adaylık kararından vazgeçirmeye çalıştığını, çatışmalı geçecek bir seçim kampanyasının toplumda derin bir bölünmeye yol açabileceği uyarısında bulunduğunu aktardı.

Zalujniy’nin duruşunu değiştirmemesi üzerine taraflar, eski genelkurmay başkanından kararı üzerinde yeniden düşünmesini talep etti.

Sürece vakıf kaynaklar, Zalujniy’nin aday olmaması durumunda Zelenskiy’nin kendisine başbakanlık koltuğu da dahil olmak üzere her türlü devlet görevini teklif etmeye hazır olduğunu belirtti.

Kiev Uluslararası Sosyoloji Enstitüsü tarafından mayıs ve haziran aylarında gerçekleştirilen kamuoyu araştırması, Ukrayna halkının yüzde 73’ünün Zalujniy’e güvendiğini, Zelenskiy’e yönelik güven oranının ise yüzde 61 seviyesinde kaldığını ortaya koydu.

Araştırmaya göre iki isme güvensizlik duyanların oranı sırasıyla yüzde 21 ve yüzde 34 olarak belirlendi.

SOCIS araştırma şirketinin aralık ayı verileri ise olası bir devlet başkanlığı seçiminde iki ismin ikinci tura kalacağını ve genelkurmay başkanının yüzde 64 oy oranıyla seçimi kazanacağını öngörüyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

AB heyeti Türkiye’de temaslarda bulundu

Yayınlanma

AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas liderliğindeki bir heyet Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldi.

Kallas, üçlü heyetin bir parçası olarak Genişleme Komiseri Marta Kos ve Göç Komiseri Magnus Brunner ile birlikte ziyaretini gerçekleştirdi.

Basına kapalı gerçekleşen kabulde, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran ile Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç da yer aldı.

“Türkiye, güvenlik, göç ve enerji konularında kilit bir ortak olmasının yanı sıra bir AB adayı ülkesi. Bugün Cumhurbaşkanı Erdoğan ile AB-Türkiye ilişkilerini daha da güçlendirmek ve iyi komşuluk ilişkilerinin önemi hakkında konuşmak olumluydu,” diyen Kallas, ayrıca Ukrayna savaşını, Orta Doğu’daki çatışmaları ve Ankara’daki NATO Zirvesi için hazırlıkları ele aldıklarının altını çizdi.

Kallas, Türkiye’nin NATO’nun “Doğu Kanadını” korumaya önemli bir katkı sağladığını eklerken, Kos ise, “Türkiye ile daha yakın çalışarak kazanacağımız çok şey var,” dedi.

Ziyaret öncesinde POLITICO, “Ukrayna ve Orta Doğu’daki savaşların Avrupa’nın güvenlik önceliklerini yeniden şekillendirdiği bir dönemde Ankara ile daha derin bağlar kurmayı amaçlayan” üst düzey bir gezi olduğuna işaret etmişti.

Kallas’ın ekibinden bir üye POLITICO’ya, “Türkiye, savunma, göç, ticaret ve bölgesel istikrar konularında vazgeçilmez bir ortaktır. Salı günkü [30 Haziran] görüşmelerde, İran, Suriye, Gazze ve Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaş gibi konularda izlenecek yol ele alınacak; bu konuların hepsinde Türkiye’nin sözü oldukça ağırlık taşıyor,” dedi.

Habere göre güvenlik konusunun ötesinde Brüksel, ticaret engellerini azaltma ve Rusya’yı devre dışı bırakarak Asya ile Avrupa’yı birbirine bağlayan “orta koridor” olarak adlandırılan ticaret yolunu geliştirme planlarını da ilerletmek istiyor.

Kos, ziyaret öncesinde POLITICO’ya verdiği demeçte, “AB ile Türkiye arasındaki daha yakın işbirliği hepimizin yararına. Türkiye ile birlikte, daha geniş bir bölgede istikrarın ve kesinliğin artması yönünde ilerlemek istiyoruz,” dedi.

Ziyaret sırasında AA’ya konuşan Kallas, Ankara’daki NATO zirvesinin önemine işaret ederek, “Her zirve için tarihi denir ancak bu kez gerçekten öyle. Transatlantik ilişkiler, son dönemde ciddi baskı altında kaldı. Bu nedenle birlik mesajı vermek, son derece önemli,” dedi.

Türkiye’nin “stratejik öneme sahip bir ortak” olduğuna işaret eden Kallas, göç gibi konuların yanı sıra savunma ve bölgesel istikrar konusundaki rolüne de dikkat çekti.

Kallas şöyle devam etti:

“Orta Doğu’nun ötesine, Kafkasya’ya baktığımızda da Türkiye’nin çok önemli bir rol oynadığını görüyoruz. Bu yüzden bu görüşmeleri yapmak ve birlikte neler yapabileceğimizi değerlendirmek önemli.”

Avrupa’nın ortak bir orduya ihtiyaç duymadığını, NATO içerisindeki Avrupa ayağını güçlendirmek gerektiğini savunan AB’nin diplomasi şefi, Avrupa’nın yeni kabiliyetler konusunda Ukrayna’dan da öğreneceği çok şeyin bulunduğunu ifade etti.

Türkiye’nin NATO içinde “son derece önemli bir konuma sahip” olduğunu hatırlatan Kallas, AB ile Türkiye’nin Kıbrıs meselesini de ele almaları gerektiğini dile getirdi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Stoltenberg: NATO, Amerika’yı güvende tutuyor

Yayınlanma

Eski NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg, Avrupalıların Trump’a “savunma harcamalarının arttığını göstermesini” isterken ABD’ye de “güvenlik” uyarısı yaptı.

Trump, NATO üyelerini düzenli olarak eleştirip düşük savunma harcamaları ve İran’a karşı savaşta yardım etmemeleri nedeniyle kınasa da, Stoltenberg müttefiklerin “ABD’nin güvenliğinin ittifaka bağlı olduğu” argümanını öne sürmeleri gerektiğini vurguladı.

Şu anda Norveç Maliye Bakanı olarak görev yapan Stoltenberg, WELT’in etkinliğinde şöyle konuştu:

“Zirvenin NATO içindeki birliğin güçlü bir işareti olmasını umuyorum. Farklılıklarımıza rağmen, karşı karşıya olduğumuz temel tehdit ve zorluklara karşı bir arada durabileceğimizi umuyorum.”

Stoltenberg, 2014’ten 2024’e kadar genel sekreterlik görevini yürüttü; bu dönem, Trump’ın ilk başkanlık dönemi, Rusya’nın 2014’te Kırım’ı ilhak etmesi ve 2022’de Ukrayna savaşının başlamasını kapsıyordu.

Ortaya çıkan anlaşmazlıkların ittifak için bir “zorluk” olduğunu kabul eden eski NATO şefi, “Fakat NATO’nun güçlü bir transatlantik ittifak olarak kalabileceğine inanmaya devam ediyorum; çünkü çıkarların önemli olduğuna inanıyorum,” dedi.

Güçlü bir NATO’nun varlığının “ABD’nin ulusal güvenlik çıkarlarına da uygun” olduğunu savunan Stoltenberg, ABD’nin Kanada ve Avrupa ile birlikte dünya GSYİH’sinin yüzde 50’sini ve dünya askeri gücünün yüzde 50’sini oluşturduğunu söyledi.

Rusya’nın Kola Yarımadasındaki nükleer silahlarının, komşusu Norveç’ten ziyade ABD’ye yönelik olduğunu ileri süren Stoltenberg, Norveç’in denizaltılar üslerinden ayrıldıklarında bunların izlenmesine, füzeler ve uçakların kalkışları konusunda erken uyarı sağlanmasına yardımcı olduklarını hatırlattı.

Finlandiya ve diğer birçok Avrupa ülkesinde de durumun benzer olduğunu savunan Norveçli bakan, “Bu, Amerika Birleşik Devletleri’nin güvenliği açısından hayati önem taşır; ABD’nin iç savunması, Avrupa-Rusya sınırında başlar,” iddiasında bulundu.

Avrupa’nın kendi savunma kapasitesine büyük yatırımlar yapmasının büyük önem taşıdığını kaydeden Stoltenberg şöyle devam etti:

“Uzun yıllar boyunca Avrupalı müttefikler tereddüt etti ve savunma harcamalarını artırmadı. Ukrayna’ya yönelik tam ölçekli işgalin ardından bu durum kökten değişti; giderek daha fazla müttefik, GSYİH’nin yüzde 3,5’ini temel savunma görevlerine ayırma yönündeki NATO hedefine ulaşıyor. Avrupa, kendi güvenliği konusunda çok daha fazla sorumluluk üstleniyor; bu da ABD’nin NATO’ya ve transatlantik bağa bağlı kalma olasılığını artırıyor. Fakat gelecekte durum böyle olmazsa, Avrupa’nın savunma kapasitelerine yatırım yapmış olmamız daha da önemli hale gelecek.”

ABD ile Avrupa arasında ticaret, iklim ve güvenlik konularında ciddi görüş ayrılıkları olduğunu ve  bunun barındırdığı zorlukları kabul eden Stoltenberg, bununla birlikte Avrupa’nın transatlantik ittifakı sürdürmek ve ABD’nin Başkan Trump döneminde de taahhüdünü korumak için yapabileceği en önemli şeyin “daha fazla yatırım yapmak” olduğunu söyledi.

“Başkan Trump ve birçok konudaki tutumları hakkında ne düşünürsek düşünelim, arka arkaya gelen ABD başkanları tarafından dile getirilen, Avrupa’nın daha fazla harcama yapması gerektiği ve ittifak içinde adil bir yük paylaşımına ihtiyaç olduğu yönündeki mesaj geçerlidir,” diyen Norveçli siyasetçi, bunun kendi genel sekreterlik dönemindeki ana mesajı olduğunun da altını çizdi:

“Başkan Trump’ın eleştirisi öncelikle NATO’ya yönelik değildir. NATO müttefiklerinin NATO’ya yeterince yatırım yapmamasına yönelik. Bu durum değişiyor. Bu, ABD’nin ittifaktan ayrılma riskini azaltmanın ve aynı zamanda ABD’nin Avrupa güvenliğine olan bağlılığının potansiyel olarak azalabileceği bir geleceğe hazırlıklı olmanın bir yolu.”

Ankara Zirvesinin “NATO’nun birliğinin güçlü bir göstergesi” olmasını temenni eden Stoltenberg, “Farklılıklar ve anlaşmazlıklara rağmen, karşı karşıya olduğumuz başlıca tehdit ve zorlukları ele alırken bir arada durabilmemiz ve aynı zamanda Ukrayna’ya bir destek mesajı gönderebilmemiz umuduyla,” diye ekledi.

Ukrayna konusunda da konuşan eski NATO şefi, “Ukrayna’ya ne kadar çok destek verirsek, bu savaş o kadar çabuk sona erebilir ve Ukrayna’nın Avrupa’da bağımsız ve demokratik bir ülke olarak galip geleceği bir şekilde sona erme olasılığı o kadar artar,” iddiasında bulundu.

Stoltenberg ayrıca, Ukrayna’ya yönelik operasyonun “Başkan Putin açısından stratejik bir başarısızlık olduğunu kabul etmenin de hayati önem taşıdığını” söyledi.

Bazı büyük NATO müttefiklerinin Ukrayna’nın NATO’ya üyeliğini deseklemediğini kabul eden Stoltenberg, bununla birlikte Kiev’in “NATO’ya hiç olmadığı kadar yakın” olduğunu söyledi ve “NATO müttefikleri, Ukrayna ordusuna teçhizat sağlıyor, eğitim veriyor ve onunla işbirliği yapıyor. Bence şimdi Ukrayna’ya azami desteği sağlamaya odaklanmalıyız,” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English