Avrupa
Kuzey ülkeleri, AB’yi Rus turistlerin girişini engellemeye çağırdı

Çoğu Kuzey ülkelerinden oluşan 11 Avrupa devleti, Rus vatandaşlarına verilen Avrupa vizelerindeki son dönemdeki artışa ilişkin endişelerini dile getirdi.
AB Dışişleri ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ile Göç Komiseri Magnus Brunner’e hitaben yazılan bir mektupta, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Hollanda, Baltık ülkeleri, İsveç, Finlandiya ve Danimarka ile AB üyesi olmayan Norveç ve İzlanda, Rus turistlerin “vize alışverişi” yapma uygulamasını sert bir dille eleştirdi.
Mektupta şunlar söylendi:
“Ukrayna’da füzeler ve insansız hava araçları sivilleri ve sivil altyapıyı vurmaya devam ederken, Avrupa plajlarında ve tatil beldelerinde tatil keyfi yapan Rus turistlerin sayısının artmasını izlemek son derece rahatsız edici. Tutarlı ve koordineli bir yaklaşım, sadece ortak dış ve güvenlik politikamızın güvenilirliği için değil, aynı zamanda benimsediğimiz kısıtlayıcı önlemlerin etkinliği için de hayati önem taşıyor.”
Estonya Dışişleri Bakanı Margus Tsahkna da, “Ukraynalılar ölürken, Ruslar Avrupa plajlarında tatil yapmamalı,” dedi.
11 ülke, Avrupa Komisyonu’ndan acil yasal önlemler almasını, tüm üye ülkeler için tek tip yasalar oluşturmak üzere AB Vize Kodunu güncellemesini ve Rus silahlı kuvvetleriyle şu anda veya geçmişte askeri bağı olan kişilerin Schengen serbest seyahat alanına girişini tamamen engelleyecek bir tarama mekanizması oluşturulmasını talep ediyor.
Schengen seyahat bölgesi, 25 AB ülkesinin yanı sıra İzlanda, Lihtenştayn, Norveç ve İsviçre’yi kapsıyor.
Mektupta, “Parçalı bir yaklaşım, ortak çabalarımızı baltalar ve Schengen bölgesinin bütünlüğünü tehlikeye atar. Bir sınırda reddedilen vizenin başka bir sınırdan kolayca alınamaması sağlanmalıdır,” ifadesi yer aldı.
Devam eden Ukrayna savaşı ve güvenlik endişelerine rağmen, daha fazla Rus vatandaşı Avrupa’daki tatil ve iş seyahatleri için kısa süreli vize alıyor.
Avrupa Komisyonu’nun mayıs ayı sonunda yayınladığı rakamlara göre, İtalya geçen yıl iki Rus konsolosluğunda 161.121 Schengen bölgesi vizesi verdi. Bu rakam 2024’e göre yaklaşık 8.900, 2023’e göre ise yaklaşık 27.000 daha fazla.
Fransa 2025’te 156.547 vize verdi (geçen yıla göre 32.657 daha fazla, yüzde 26 artış) ve İspanya 123.359 vize verdi (11.822 daha fazla).
Rus vatandaşlarının Avrupa’ya yaptığı seyahatler, AB’nin savaşa tepki olarak 2022’de vize kolaylaştırma anlaşmasını askıya alması ve yaptırımlar getirmesinin ardından önemli ölçüde azalmıştı.
Buna rağmen, 2025’te toplam 618.806 vize verildi. Bu, bir önceki yıla kıyasla yaklaşık yüzde 14’lük bir artışa tekabül ediyor.
Schengen verileri, Rusların 2025 yılında 477.878 turist vizesi aldığını ve bunun verilen vizelerin büyük çoğunluğunu (yüzde 77) oluşturduğunu göstermektedir.
Yaklaşık 43.000 vize reddedildi. Bu rakam, yaklaşık 45.000 vizenin reddedildiği 2024 yılına göre daha azdı.
İspanya yaklaşık 12.700 başvuruyu reddederken, onu İtalya (9.390) ve Fransa (5.634) izledi.
Avrupa
Brunner: AB, sınır kontrolü konusunda komşularına güvenemez

AB Göç Komiseri Magnus Brunner, dış sınırların kontrolünün komşu ülkelerin iyi niyetine bağlı olması halinde, bloğun izinsiz göçe karşı savunmasız kalacağı uyarısında bulundu.
Brunner’in açıklamaları, Fas’tan İspanya’nın Ceuta eksklavına yönelik büyük bir göç dalgasının yaşanmasından bir hafta sonra, Avrupa Parlamentosu’nun sivil özgürlükler komitesinin olağanüstü toplantısında geldi.
Bu olay, AB’nin sınırlarını nasıl güvence altına alması gerektiği konusundaki tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Brunner şunları söyledi:
“Son birkaç gün içinde Ceuta’da gördüklerimiz… dayanıklılığımızın ve aynı zamanda dış sınırlarımızın güvenliğinin bir sınamasıydı. Elbette komşularımızla işbirliği yapmalıyız. Fakat kontrol, tek bir komşu devletin iyi niyetine bağlı olduğu sürece, biz … savunmasız kalırız.”
Brunner, geçen hafta Ceuta’da yaklaşık 72.000 göçmenin İspanyol eksklavına zorla girmesiyle yaşanan olayları, “kaçakçılıkla mücadele etmek için güçlü ve etkili bir araca ve farklı araçlara ihtiyacımız olduğunun somut kanıtı” olarak nitelendirdi.
Toplantıya katılan Ceuta Belediye Başkanı Juan Jesús Vivas, kitlesel sınır geçişi sırasında yaklaşık 100 kişinin hayatını kaybettiğini ve 3.000 ile 5.000 arasında kişinin bu eksklavda kaldığını belirtti.
Brunner, AB’nin blokla sınırı olan ülkelerin işbirliğini sağlamak için elindeki tüm etki araçlarını kullanması gerektiğini söyledi:
“Mesele, ortaklarla yapılan çalışmaları daha da güçlendirmek… Bu yasadışı göçü durdurmak, etkili geri dönüşleri sağlamak ve insanların kendi ülkelerinde doğru fırsatlara kavuşmasını sağlamak için kapsamlı ortaklıkları pekiştirerek göç diplomasisini hızlandırmamız gerekiyor.”
Brunner, AB dışı ülkelerle işbirliğinin “çünkü buradaki amaç, bu tür olayların bir daha asla yaşanmamasını sağlamak” olduğu için hayati önem taşıdığını belirtti.
Muhafazakâr Avusturyalı komisyon üyesinin partisinden arkadaşı Entegrasyon Bakanı Claudia Bauer ise perşembe günü yaptığı yazılı açıklamada, İspanyol basınına atıfta bulunarak Ceuta’da 15 Ağustos’ta “başka bir toplu geçiş girişimi” yaşanabileceği uyarısında bulundu.
“Başka bir toplu geçiş girişimi olduğuna dair haberler ışığında, İspanya Afrika’daki enklavlarında sınır korumasını derhal ve önemli ölçüde güçlendirmeli ve bu sefer sınırların aşılmayacağından emin olmalıdır.”
Avrupa
CDU içinde isyan: Merz’in şansölyeliği tehlikede

Alman Şansölyesi Friedrich Merz’in partisi CDU içerisinde bir süredir kazan kaynıyor ve bir “şansölye değişimi” için harekete geçenler var.
Der Spiegel’de yer alan habere göre, partideki etkili isimler, önüne birçok fırsat gelmesine rağmen bunları kullanamayan Merz’e yönelik tepkiler artıyor.
Örneğin görüşlerine yer verilen partide etkili isimlerden biri, “Top tam penaltı noktasının üzerinde, rakip kaleci ufukta bile görünmüyor, ama Merz bir şekilde kendi kalesine gol atmayı başarıyor,” diyor.
Der Spiegel, “Görünüşe göre CDU içinde, Merz’in kendi kazdığı bu çukurdan çıkabileceğine dair pek umut kalmamış,” diyor.
Şamsölyeye yakın ve CDU’nun liderlik çevrelerinde yer alan birçok kişiyle görüşen dergi, bu isimlerin Merz’e güvenini yitirmiş bir parti tablosu çizdiğine işaret ediyor:
“Bu durum, savaş sonrası Alman tarihinde benzersizdir. 1966’da CDU Şansölyesi Ludwig Erhard kendi partisi tarafından görevden alındığında, bu aylar süren yavaş ve sinsi bir süreçti. Oysa Merz’in durumunda, otoritesinin birkaç gün içinde çöküşünü izlemek mümkün. Ve onu dibe çekenler parti arkadaşları değil, bizzat kendisi.”
CDUi, aylardır anketlerde AfD’nin gerisinde kaldığı için zaten tedirgin bir durumda. Üstüne üstlük şimdi de “Merz fiyaskosu” var.
Der Spiegel’e göre CDU’nun en üst düzey liderlik çevrelerinde bile, şansölyenin Noel’e kadar görevde kalacağına bahse girecek neredeyse kimse yok.
POLITICO’da yer alan habere göre, Merz’e yönelik kamuoyundaki eleştiriler, esas olarak kabine değişikliği sonucunda hükümetten uzaklaştırılan kişilerden geliyor.
Öte yandan liderlik meselesi, yaz tatili olduğundan, henüz açıkça gündeme getirilmiyor.
Doğu Almanya’nın üç eyaletinde seçimler yapılacak: Saksonya-Anhalt, Berlin ve Mecklenburg-Batı Pomeranya. Anketler, CDU için bir felakete işaret ediyor.
Önde gelen bir Hıristiyan Demokrat, “Daha önce düşünülemez olan şeyler başıma geliyor. Merz bir tünelde; artık partiye ulaşamayacak. Her şey bitti,” diye mesaj atıyor.
Aynı CDU’lu, Merz’in en geç 21 Eylül’e kadar havlu atmak zorunda kalacağını ya da istifa etmeye zorlanacağını düşünüyor.
21 Eylül, Berlin ve Mecklenburg-Batı Pomeranya’daki çifte seçimin ardından gelecek pazartesi gününe işaret ediyor.
Merz’e yönelik hayal kırıklığının zirveye ulaşması şu kronolojiyi takip ediyor: 18 Temmuz Cumartesi günü, meclisteki grup başkanı Jens Spahn istifa etti.
Bundan sadece üç gün önce, Bild gazetesi aracılığıyla kamuoyuna yaptığı açıklamada, kendisi ve eşinin ABD’de bir taşıyıcı anne aracılığıyla dünyaya gelen bir oğlunu kucakladıklarını açıklamıştı.
Merz için bu, hiç beklenmedik bir fırsattı. Spahn’a hiçbir zaman güvenmemişti fakat şansölye olduğunda onu kontrol altında tutabileceğini ummuştu.
Fakat son zamanlarda, grup başkanı Merz’in zayıf liderliğinden yararlanarak koalisyonun kilit figürlerinden biri haline gelmişti. Onsuz hiçbir şey yürümüyordu; Spahn, CDU’nun en güçlü ikinci ismi konumuna yükselmişti.
Şansölye bu durumdan hoşnut değildi ama Spahn’ın istifasıyla sorun birdenbire kendiliğinden çözüldü. Zaten bu sonbaharda kabineyi yeniden düzenlemeyi planlıyordu.
Şansölyenin kabinenin bazı üyelerinden memnun olmadığı, üstüne bir de astları ile görüşmelerinde belirli bir “kibir” sergilediği öne sürülüyor.
Örneğin Rheinland-Pfalz’taki yürütme kurulu toplantısı sırasında, CDU eyalet meclis grubunun, “asgari düzeyde karşılıklı güven ve saygı”nın artık mevcut olmadığı gerekçesiyle Merz ile olan toplantısını iptal ettiği bir mektup kamuoyuna açıklandı. Daha önce hiç böyle bir hakaret yaşanmamıştı.
Geçen hafta yapılan Başkanlık Divanı ve Yürütme Kurulu toplantıları sırasında ortamın gergin olduğu tüm katılımcılar tarafından fark edildi.
Bazıları, CDU liderinin “kendi tüneline derin bir şekilde gömülmüş olduğunu” ve “durumunun ne kadar vahim hale geldiğinin artık farkında bile olmadığını” düşünüyor.
Hatta Mainz Eyalet Başbakanı Gordon Schnieder, grubun daha sonraki raporlarına göre, başbakanı “profesyonellikten yoksun olmak” ile suçladı.
Peki şimdi ne olacak? Der Spiegel’e göre parti liderliği bu soruya cevap vermekten kaçınıyor. Küçük gruplar halinde bile hiçbir senaryo üzerinde durulmuyor:
“Felaketi davet etmek istemiyorlar. Hem de herkesin yaz tatilini iple çektiği şu anda. Şu anda kimsenin şansölye değişikliğine ihtiyacı yok. Fakat Merz’in hükümet başkanı olarak hâlâ bir geleceği olduğuna kimse inanmıyor.”
Doğu’daki seçimlerden sonra Merz’in istifaya zorlanması gerektiğini söylüyorlar. Örneğin, üç deneyimli eyalet başbakanı, şansölyeye ülke ve parti sorumluluğu nedeniyle istifa etmesi gerektiğini önerirse, Merz kesinlikle buna uyacak; en azından ekibi böyle düşünüyor. Ne var ki bundan tam olarak emin değiller.
İstifanın ardından Kuzey Ren-Vestfalya eyalet başbakanı Hendrik Wüst’ün devreye girmek zorunda kalacağı düşünülüyor. Merz’in olası halefi olarak adı geçen tek kişi o.
CSU lideri Markus Söder’in CDU tarafından kabul edilemez olduğu söyleniyor ve CSU İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt’in şansölyeliğe geçebileceği fikri ise saçma bulunuyor. Dolayısıyla görev Wüst’e düşecek.
Avrupa
UEFA, Dünya Kupası boykotunu sürdürme kararı aldı

Avrupa Futbol Federasyonları Birliği, FIFA Başkanı Gianni Infantino’nun özür dilemesine ve Dünya Kupası haklarını satma planından vazgeçmesine rağmen turnuvaya yönelik boykotun devam ettiğini bildirdi. UEFA’dan yapılan açıklamada, boykotun kaldırılması için öne sürülen şartların yerine getirilmediği ve Infantino’ya olan güvenin yeniden tesis edilmediği vurgulandı.
Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA), Uluslararası Futbol Federasyonları Birliği (FIFA) Başkanı Gianni Infantino’nun özür dilemesine ve turnuva haklarını satma projesinden vazgeçmesine rağmen Dünya Kupası boykotunun sürdüğünü duyurdu.
Sky News’in Avrupa futbolunun yönetim organından yapılan açıklamaya dayandırdığı habere göre organizasyon, FIFA’nın geri adımlarına rağmen tavrını değiştirmedi.
UEFA tarafından yapılan resmi açıklamada, boykot kararının esnetilmesi için gereken şartların henüz oluşmadığı belirtilerek Infantino’ya yönelik güven kaybının sürdüğü vurgulandı.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi:
“UEFA üyesi federasyonlar, FIFA çatısı altındaki turnuvalara katılmayacakları şartları açıkça ortaya koymuştur. İlk olarak, büyük turnuvaların yayın ve ticari haklarının satışına yönelik tekliflerin geri çekilmesi; ikinci olarak ise oyunun ruhunu bozmaya yönelik bu tür girişimlerin bir daha asla tekrarlanmayacağına dair garanti verilmesi gerekmektedir. Bu şartlar yerine getirilmemiştir. Ayrıca UEFA, Başkan Gianni Infantino’ya olan güvenini kaybettiğini açıkça ifade etmiştir. Bu pozisyonumuz geçerliliğini korumaktadır.”
Еuropean futbolunun çatı kuruluşu, FIFA’nın Fas’ta gerçekleştirdiği acil durum görüşmelerinin ardından yayımladığı ve yönetim kurulu üyelerinin Infantino’ya “tam destek” verdiklerini belirten bildiriyi de sert bir dille eleştirdi.
UEFA açıklamasında, “FIFA Başkanı için çalışan ve kariyerleri onun iki dudağı arasında olan bazı kişilerin kendisini desteklediğine dair dün yapılan açıklama hiçbir şeyi değiştirmemektedir” ifadeleri kullanıldı.
Anlaşmazlığın perde arkası
UEFA ile FIFA arasındaki kriz, 28 Temmuz’da The Telegraph ve Financial Times gazetelerinin FIFA’nın Dünya Kupası’na ait ticari hakların bir bölümünü satmayı planladığını ortaya çıkarmasıyla başladı.
FIFA’nın, FFE adlı bir yan kuruluş kurarak bu şirketin yüzde 25’lik hissesini dış yatırımcılara 4,2 milyar dolar karşılığında devretmeyi hedeflediği belirtilmişti.
Söz konusu planlar, İsveç, Galler ve Sırbistan’ın da aralarında bulunduğu çok sayıda Avrupa futbol federasyonunun yaklaşan seçimlerde Infantino’yu desteklemekten resmen vazgeçmesine yol açtı.
UEFA ve bünyesindeki 55 ülke federasyonu, FIFA bünyesindeki organizasyonları boykot edeceğini bildirdi.
The Telegraph gazetesi ayrıca UEFA’nın Infantino’ya bir ültimatom vererek istifa etmesini, aksi takdirde güvensizlik oylamasıyla karşı karşıya kalacağını ilettiğini yazdı.
Tepkilerin ardından FIFA, 1 Ağustos’ta projeden vazgeçtiğini duyurdu. Ardından 5 Ağustos’ta Fas’ın başkenti Rabat’ta Infantino, FIFA Genel Sekreteri Mattias Grafström ve yönetim kurulu üyelerinin katılımıyla bir toplantı düzenlendi. Infantino, projenin yürütülme sürecinde yapılan hatalar nedeniyle özür dileyerek FFE projesini tamamen rafa kaldırdığını açıkladı.
Rabat’taki zirvenin ardından yayımlanan resmi bildiride ise FIFA yönetimi, “211 üye federasyon tarafından seçilmiş tek yetkili olan FIFA Başkanı Gianni Infantino’ya verilen tam desteği” teyit etmişti.
Dünya Basını2 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi1 hafta öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Dünya Basını2 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Avrupa1 hafta önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü
Asya1 hafta önceÇin, ileri düzey çip üretimi açısından kritik önemedeki yerli litografi makinelerinin seri üretimine başladı
Dünya Basını4 gün önceMilyarder Elon Musk: Paranın hiçbir değerinin kalmayacağı döneme giriyoruz










