Diplomasi
Lavrov, Çin ziyareti öncesi Pekin’in Ukrayna planını ‘makul’ olarak nitelendirdi

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, yakında Çin’i ziyaret edeceğinin açıklanmasından bir gün sonra Pekin’in Ukrayna için hazırladığı barış planını övdü.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova çarşamba günü yaptığı açıklamada Lavrov’un Ukrayna, Asya-Pasifik bölgesindeki durum ve diğer konuları görüşmek üzere Çin’in üst düzey diplomatı Wang Yi ile bir araya geleceğini söyledi.
Zaharova ziyaretin ne zaman gerçekleşeceği konusunda bilgi vermedi.
Şanghay Sosyal Bilimler Akademisi’nde Rusya ve Orta Asya uzmanı olan Li Lifan, South China Morning Post’a yaptığı değerlendirmede, ABD-Çin-Rusya üçgeni için hassas bir dönem olduğunu ve Lavrov’un gezisinin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in mayıs ayında Çin’e yapacağı devlet ziyaretinin önünü açabileceğini söyledi.
Geçtiğimiz ay yeniden seçilen Putin’in yeni başkanlık döneminin ilk yurtdışı gezisi için Çin’e gitmeyi düşündüğü bildirildi.
Bu arada Çin Devlet Başkanı Xi Jinping, Putin’i yeniden seçilmesinden dolayı kutladığı mesajında, Batı’dan gelen eleştirilere meydan okuyarak Moskova ile “sınır tanımayan” ortaklığı daha da derinleştirme sözü verdi.
Li, “Çin’in Rusya ile bağları yüksek bir noktada ve bu sık üst düzey görüş alışverişleri, ABD-Çin rekabetinin yoğunlaştığı bir ortamda stratejik bağlarını daha da sağlamlaştıracak” dedi.
Li, Pekin ve Moskova’nın güvenlik, ekonomi ve enerji konularının yanı sıra iki ülkenin ortaklaşa kurduğu Şanghay İşbirliği Örgütü gibi platformlar aracılığıyla bölgesel ve uluslararası sıcak noktalarda işbirliğini güçlendirmesini beklediğini ifade etti.
Lavrov, Pekin’in ‘barış planını’ övdü
Çin ziyareti öncesinde Lavrov perşembe günü Pekin’in Ukrayna savaşına ilişkin 12 maddelik barış girişimini “makul bir plan” olarak nitelendirdi. Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelensky’nin Rusya’nın askerlerini geri çekmesini ve savaşta yaptıklarını telafi etmesini öngören planını ise reddetti.
Devlet haber ajansı RIA’ya göre Lavrov gazetecilere yaptığı açıklamada “Bizim için en önemli şey [Şubat 2023’te yayınlanan] Çin belgesinin yaşananların nedenlerinin analizine ve bu temel nedenleri ortadan kaldırma ihtiyacına dayanmasıdır” dedi.
Lavrov, “Bu plan muğlak olduğu için eleştirildi… ancak bu, büyük Çin medeniyetinin tartışılması için önerdiği makul bir plandır” ifadelerini kullandı.
Blinken da Çin’e gidecek
Lavrov’un ziyareti, Xi ile ABD Başkanı Joe Biden arasında salı günü gerçekleşen ve Güney Çin Denizi ve Tayvan’ın yanı sıra Ukrayna ve Kuzey Kore gibi diğer sıcak gündem maddelerine ilişkin gerilimi azaltmaya çalıştıkları telefon görüşmesinin ardından duyuruldu.
Salı günü ayrıca ABD Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın önümüzdeki haftalarda Çin’e gideceği, Hazine Bakanı Janet Yellen’in ise bir haftalık bir ziyaret için çarşamba günü Çin’e geldiği açıklandı.
Pekin ve Washington arasındaki ilişkiler, kasım ayındaki Xi-Biden zirvesinin ardından bu gibi üst düzey görüşmelerin yeniden başlamasına rağmen düşük bir noktada seyretmeye devam ediyor.
Küresel kamplaşma
Pekin ve Moskova arasındaki artan yakınlaşma, Çin’in Güney Çin Denizi konusunda Filipinler ile yaşadığı anlaşmazlıkta gergin bir döneme denk gelirken, Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jnr önümüzdeki hafta Washington’da Biden ve Japonya Başbakanı Fumio Kishida ile görüşecek.
Bu zirvede ortak devriyelerin ilan edilmesi bekleniyor ve üç ülke pazar günü Güney Çin Denizi’nde Avustralya ile ortak bir deniz tatbikatı düzenleyecek. Uzmanlar bu hamlelerin Pekin’i hedef aldığını belirtiyor.
Bu arada NATO şefi Jens Stoltenberg çarşamba günü Çin’in “Rusya’nın savaş ekonomisini desteklediği”, Kuzey Kore ve İran’ın ise Moskova’ya füze, insansız hava aracı ve diğer silahları sağladığı uyarısında bulundu.
Çin, Rusya ve İran geçtiğimiz ay Umman Körfezi’nde İsrail-Gazze savaşı ve Kızıldeniz’deki gerilimlerin ortasında beş günlük donanma tatbikatı gerçekleştirdi. Pekin ve Moskova ayrıca Birleşmiş Milletler’de Pyongyang’a karşı daha fazla yaptırım uygulanmasına yönelik uluslararası çabaları da birlikte engelledi.
Li, Pekin ve Moskova’nın daha yakın ilişkiler kurma çabalarının açıkça ABD liderliğindeki ittifaklara karşı koymayı amaçladığını söyledi.
“Çin, Rusya ve diğer büyük güçler arasındaki yoğun etkileşim ve manevralar, özellikle ABD başkanlık seçimleri öncesinde hayati önem taşıyor” diye ekledi.
Diplomasi
Vişegrád Dörtlüsü yeniden bir araya geldi

Visegrád Dörtlüsü liderleri salı günü bölgesel ittifaklarını yeniden canlandırdıklarını açıkladı.
Çekya, Macaristan, Polonya ve Slovakya’dan oluşan bölgesel ittifak, göç, endüstriyel rekabet gücü ve AB’nin bir sonraki uzun vadeli bütçesi konularında daha sıkı bir koordinasyon içinde olacaklarına söz verdi.
Gödöllő’de düzenlenen zirvede Macaristan Başbakanı Péter Magyar, 65 milyonluk bloğun iktisadi gücünü vurgulayarak, dört ülkenin Almanya ile toplam ticaret hacminin Fransa’nınkini aştığını belirtti.
Yenilenen işbirliğinin bir sembolü olarak, Macyar, Çekya, Polonya ve Slovakya liderlerine Budapeşte, Bratislava, Prag ve Varşova’yı birbirine bağlayacak bir yüksek hızlı demiryolu ağı projesinin taslağını sundu ve Slovakya’nın yaklaşan V4 başkanlığı döneminde proje için AB fonu talep etmeleri konusunda liderleri teşvik etti.
Magyar, ittifakın son dönemdeki zorluklarını önceki Macar hükümetine yükleyerek, eski Başbakan Viktor Orbán’ın “Rusya yanlısı” tutumu ve aranan Polonyalı siyasetçilere sığınma hakkı verme kararının Budapeşte ile Varşova arasındaki ilişkileri ciddi şekilde zedelediğini savundu.
“Artık geçmişi geride bırakmanın zamanı geldi,” diyen Magyar, grubun 35 yıl önce Lech Wałęsa, Václav Havel ve József Antall tarafından kurulduğunu hatırlattı.
Polonya Başbakanı Donald Tusk, Macaristan’ın diplomatik ilişkileri yeniden canlandırmasını memnuniyetle karşıladı ve Magyar’ın seçim zaferini övdü.
Otuz yıldır tanıdığını söylediği Orbán ile bir karşılaştırma yapan Tusk, eski Macar liderin jeopolitik bakış açısının kökten değiştiğini, bu nedenle işbirliğinin imkansız hale geldiğini savundu.
Slovakya, 1 Temmuz’da V4’ün dönem başkanlığını devralmaya hazırlanırken, Slovakya Başbakanı Robert Fico, endüstriyel rekabet gücünün en önemli önceliği olacağını belirtti.
Fico, yüksek elektrik fiyatlarının Avrupa sanayisini zayıflattığı uyarısında bulunarak, dört ülkenin AB’nin emisyon ticareti sisteminde değişiklik yapılması için ortaklaşa baskı uygulayacağını söyledi.
Liderler ayrıca, bloğun 2028-34 bütçesi üzerindeki müzakerelerde, sosyal uyumun korunması ve tarım fonlarına odaklanarak yakın işbirliği içinde hareket etme konusunda anlaştılar.
Dört hükümet, bloğun dış sınırlarının güçlendirilmesinin öncelik olmaya devam etmesi gerektiğini savunarak, AB’nin yeni Göç Paktı’na karşı olduklarını yineledi.
Genişleme konusunda liderler, Batı Balkanlara yönelik AB genişlemesini destekledi. Fakat jeopolitik hususların bazı aday ülkeler için daha hızlı entegrasyonu haklı kılıp kılmadığına dair blok içinde daha geniş bir tartışma sürerken, Ukrayna da dahil olmak üzere tüm aday ülkelerin mevcut katılım kriterlerini karşılaması gerektiği konusunda ısrar ettiler.
Çek Cumhuriyeti Başbakanı Andrej Babiš, ortak çıkarları savunma konusunda bölge liderlerinin “yine aynı gemide” olduklarını söyledi.
Liderler, V4’ü dört üyeli bir yapı olarak sürdürme konusunda mutabık kalırken, belirli politika konularında diğer ülkeleri de sürece dahil etmek için daha geniş kapsamlı “V4+” çerçevesini kullanmaya karar verdiler.
Fico ve Babiš, bütçe müzakerelerine İrlanda’yı, endüstriyel rekabet gücü ve karbon fiyatlandırma politikalarına ise Avusturya ve Almanya’yı dahil etmek için V4+ formatının kullanılmasını önerdiler.
Diplomasi
Taliban, Brüksel’de 15 AB ülkesiyle bir araya geldi

15 AB üyesi ülke, 23 Haziran günü Brüksel’de Taliban ile bir araya gelerek Afganları Afganistan’a sınır dışı etme konusunu görüştü.
Avrupa Komisyonu’ndan bir sözcü salı günü yaptığı açıklamada, toplantının İsveç ile ortak başkanlıkta yürütüldüğünü belirtti. Belçika ve Hollanda da toplantıya katıldı.
Komisyon, toplantının öncelikle sabıka kaydı bulunan ve güvenlik tehdidi oluşturan Afgan vatandaşlarının geri dönüşüyle ilgili olduğunu vurguladı.
Görüşmelerde, geri gönderilecek kişilerin kimlik tespiti, seyahat belgelerinin düzenlenmesi ve geri dönüş süreçleri gibi her türlü konu ele alındı.
Fakat ocak ayında Kabil’e giden üst düzey bir AB Komisyonu yetkilisi olan Johannes Luchner, daha önce bu kapsamın suçlu olmayan Afganları da içerebileceğini belirtmişti.
Ocak ayı sonunda Avrupalı milletvekillerine yaptığı açıklamada, “Öncelikli ilgilendiğimiz konu suçluların geri dönüşü, fakat geri dönüş emri bulunan suçlu olmayan Afganların sayısı da giderek artıyor,” demişti.
Başka bir AB kaynağı da şimdi aynı görüşü dile getiriyor. Bu kaynak, salı günü ve toplantı öncesinde EUobserver’a yaptığı açıklamada, görüşmelerin sığınma başvurusunda bulunup reddedilenlerin geri dönüşünü de kapsayacağını belirtti.
Komisyon, günün erken saatlerinde toplantıyla ilgili herhangi bir ayrıntı vermeyi reddetmişti.
Bu da Taliban heyetinin seyahat masraflarını kimin karşıladığı, toplantının nerede yapılacağı, toplantıya kadınların katılıp katılmayacağı ve Taliban’ın AB’nin Afgan vatandaşlarını sınır dışı etmesine yardım etmenin karşılığında ne istediği gibi soruların cevapsız kalmasına neden oldu.
AB ve üye ülkeleri, beş yıl önce yeniden iktidara gelmesinden bu yana Taliban hükümetini tanımıyor.
Brüksel, suç işleyen veya tehlikeli olduğu değerlendirilen sığınma başvurusu reddedilen kişilerin sınır dışı edilmesi için gerekli olduğu gerekçesiyle, Afganistan’ın “fiili yetkilileriyle” sınırlı görüşmeler yapma kararını savundu.
Avrupa Komisyonu’nun bir sözcüsü, Komisyon ve 15 AB üye ülkesinden yetkililerin, ocak ayında Kabil’de düzenlenen bir önceki toplantının devamı niteliğindeki Brüksel toplantısına katıldığını belirtti.
Komisyon sözcüsü, “Komisyon birimleri ve İsveç, bugün Brüksel’de, geri dönüş ve yeniden kabul konularından sorumlu Afganistan’ın fiili yetkililerinin teknik düzeydeki temsilcileriyle birlikte teknik düzeyde bir toplantıya eş başkanlık etti” dedi.
Afganistan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ise gündemin daha geniş olduğunu belirterek, bunun AB’de olası bir konsolosluk varlığını, orada yaşayan Afganlar için konsolosluk hizmetlerinin yeniden başlatılmasını ve “güven oluşturma tedbirlerine duyulan ihtiyacı” içerdiğini söyledi.
Sözcü Abdülkahar Balki, toplantının “yurtdışında ikamet eden Afganların konsolosluk haklarını korumak için olumlu bir ivme yaratma umudu” uyandırdığını da sözlerine ekledi.
Balki’ye hitaben yazılan ve Reuters tarafından incelenen bir Komisyon mektubunda, görüşmelerin “AB’de ikamet hakkı bulunmayan Afgan vatandaşlarının geri dönüşü ve yeniden kabulü” üzerine odaklanacağı belirtildi.
Diplomasi
Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.
ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.
İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.
ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.
ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.
The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.
ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.
Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.
Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.
OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.
Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.
Amerika1 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Dünya Basını2 hafta önceİran’ın Yeni Büyük Stratejisi
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4











