Bizi Takip Edin

DİPLOMASİ

Liz Truss Washington’da: ‘Biden’ın gizli Ukrayna silahı’

Yayınlanma

Eski Birleşik Krallık Başbakanı Liz Truss, Ukrayna şüphecisi Cumhuriyetçi senatörleri ikna etmek üzere bu hafta Washington’a geldi.  

POLITICO’nun ‘Biden’ın gizli Ukrayna silahı’ dediği Truss’ın, Amerikan sağındaki tartışmaları ‘izolasyonizm’den uzaklaştırıp hem Birleşik Krallık Başbakanı Rishi Sunak hem de ABD Başkanı Joe Biden’ın savunduğu aktif uluslararası role doğru yönlendirmeye yardımcı olabileceğine dair umutlar var.

Truss bu hafta, Muhafazakâr Parti’nin eski liderleri Iain Duncan Smith ve Michael Howard ile birlikte Ukrayna’nın Muhafazakâr Dostları (CFU) heyetinin bir parçası olarak Washington’da bulunuyor. Grubun, muhafazakâr ABD milletvekilleri ve düşünce kuruluşlarıyla planlanan dolu bir programı var.

Cumhuriyetçi senatörler ayak sürüyor

İngiliz heyetinin gelişi, Biden ile Ukrayna’ya milyarlarca dolar daha askeri yardım gönderilmesi talebini reddeden Cumhuriyetçi senatörler arasındaki anlaşmazlığın yaşandığı bir döneme denk geldi. Kongre bu sonbaharda Ukrayna’ya fon ayırmayan iki harcama tasarısını kabul etti. Cumhuriyetçiler Ukrayna’ya verilecek desteği ABD-Meksika sınırının güçlendirilmesine yönelik tedbirlerle ilişkilendirmeye çalışıyorlar.

Joe Biden’ın, 61,4 milyar doları Ukrayna için ayrılan 106 milyar dolarlık yardım paketinin Senato’da oylanacağı önümüzdeki haftanın tartışmalı geçmesi bekleniyor. Atlantik’in her iki yakasındaki üst düzey diplomatlar Truss’ın çıkmazın aşılmasına yardımcı olabileceğini umuyor.

Truss’tan Cumhuriyetçilere açık destek

POLITICO’ya konuşan bir İngiliz yetkili heyet hakkında, “Kendi partilerinden insanlarla konuşmayı seven Cumhuriyetçilere daha özgün bir ses getiriyorlar; hükümet politikası tarafından engellenmiyorlar, [Biden] yönetimi hakkında güzel şeyler söylemek zorunda değiller. Eğer bu Cumhuriyetçi milletvekillerinde hükümetlerin yapmadığı bir yankı uyandırıyorsa, o zaman her şey yolunda demektir,” dedi.

Öte yandan Biden yönetimi hakkında iyi şeyler söylemek bir yana, Truss seyahati öncesinde Cumhuriyetçi Parti’yi açıkça destekledi ve Wall Street Journal’da ‘2024’te Beyaz Saray’a bir Cumhuriyetçinin dönmesini’ umduğunu yazdı.

Truss yazısında, “ABD’de bir kez daha düşman rejimleri kötü ve tehdit olarak nitelendirecek kadar cesur muhafazakâr bir liderlik olmalıdır,” iddiasında bulundu.

Trump’la görüşme yok

CFU, gündemlerinde Trump’la bir görüşme olmadığını söyledi. Heyette yer alan Muhafazakâr milletvekili Jake Lopresti POLITICO’ya yaptığı açıklamada grubun önümüzdeki hafta Senato’da yapılması beklenen oylama öncesinde senatörlere odaklandığını söyledi ve “Trump eğilimli ya da Trump destekçisi Cumhuriyetçileri hedef aldık ve stratejik düşünmelerini sağlamaya çalıştık,” dedi.

Lopresti heyetin amacının basit olduğunu söyleyerek, “Gelecekte çatışmadan kaçınmak istiyorsanız, güçlü bir caydırıcılığa sahip olmalısınız. Dünyanın her yerinde sorun kaynıyor. Bu biraz 1930’lara benziyor. Bunu şimdi çözmek daha ucuz, daha temiz ve daha hızlı. 21. yüzyılda insanların başkalarının ülkelerine girmesine izin vermeyeceğiz mesajını vermeliyiz. Ukrayna bağımsız, özgür ve demokratik bir ülkedir. Kendi işlerini yürütme hakkına sahiptir,” ifadelerini kullandı.

DİPLOMASİ

Kongo’da darbe girişimi: ‘ABD ve İngiltere’nin parmağı var’ iddiası

Yayınlanma

19 Mayıs’ta Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde gerçekleşen darbe girişimi engellendi. Ülke makamlarına göre ‘çeşitli uyruklardan şahısların’ dahil olduğu darbede, Kongo kökenli bir Amerikalı olan Christian Malanga’nın organizatör olduğuna inanılıyor.

Ordu Sözcüsü Sylvain Ekenge, devlet televizyonunda yayınlanan açıklamasında, darbe girişiminde sadece Kongoluların değil, aralarında birkaç Amerikalı ve İngilizin de bulunduğu yabancıların da yer aldığını belirtti.

AFP‘nin aktardığına göre Ekenge, aralarında darbenin lideri olduğu belirtilen Kongo asıllı Amerikalı Christian Malanga’nın da bulunduğu dört kişinin öldürüldüğünü kaydetti.

Ekenge, ayrıca 40 kişinin gözaltına alındığını ve sorguya alındıklarını bildirdi.

19 Mayıs sabahı Devlet Başkanı Felix Tshisekedi’nin başkent Kinşasa’daki konutunun yakınlarında silah sesleri yükseldi. Sosyal ağlarda dolaşan videolarda, binanın dışında toplanan askeri üniformalı kişilerin Zaire (1965-1997 yılları arasında devlet başkanlığı yapan Mobutu Sese Seko döneminde ülkenin adı) bayrakları salladıkları görüldü.

Silahlı kişiler Ulusal Meclis adayı Vital Kamerhe’nin evine saldırdı ancak güvenlik görevlileri tarafından durduruldu.

Kamerhe ve ailesi yara almadan kurtulurken iki polis memuru öldürüldü. Ekenge, saldırganların nisan ayında göreve gelen Kongo Demokratik Cumhuriyeti Başbakanı Judith Suminwa Tuluka ve Savunma Bakanı Jean-Pierre Bemba’nın evlerine de saldırmayı planladıklarını ancak başarısız olduklarını ifade etti.

Aynı zamanda Reuters‘a konuşan Ekengue, Malanga’nın ilk olarak 2017’de darbe girişiminde bulunduğunu ancak o zaman da engellendiğini anımsattı.

Batı basının Kongo muhalefetinin lideri olarak tanımladığı Malanga, 41 yaşındaydı. 2017 yılında kendisini ‘sürgündeki Yeni Zaire hükümetinin’ lideri ilan etmişti.

ABD Büyükelçisi Lucy Tamlin X’te (eski Twitter) ABD vatandaşlarının olaya karıştığına dair haberlerden ‘son derece endişe duyduğunu’ ve Washington’un Kongo Demokratik Cumhuriyeti yetkilileriyle işbirliği içinde olduğunu kaydetti.

Okumaya Devam Et

DİPLOMASİ

Julian Assange, ABD’ye iadesine itiraz etme hakkını kazandı

Yayınlanma

WikiLeaks’in kurucusu Julian Assange’a casusluk suçlamasıyla ABD’ye iade kararına itiraz etme hakkı tanındı.

Londra Yüksek Mahkemesi pazartesi günü verdiği kararla Avustralyalı yayıncının Britanya’dan ABD’ye gönderilmesine itiraz edebileceğine hükmederek Assange’ın zaten uzun süren hukuk mücadelesini biraz daha uzattı.

Mart ayında Yüksek Mahkeme Assange’a geçici bir erteleme vermiş ve Amerikan hükümetine adil yargılanacağına, birinci madde ile korunan ifade özgürlüğü haklarına sahip olacağına ve ölüm cezasına çarptırılmayacağına dair “tatmin edici güvenceler” vermesi için üç hafta süre tanımıştı.

Fakat mahkemenin pazartesi günü aldığı karar Assange’ın sınır dışı edilmesini daha da geciktirecek ve yasal statüsünün tartışmalı olmaya devam edeceği anlamına geliyor. Pazartesi günü yapılan hukuki tartışmalar Assange’ın birinci madde korumasından yararlanıp yararlanamayacağı konusuna odaklandı.

Assange, ABD Casusluk Yasasını ihlal etmek, gizli askeri belgeleri ele geçirmek ve Pentagon bilgisayar ağına sızmak için komplo kurmak gibi 17 suçtan aranıyor. Suçlu bulunması halinde 175 yıla kadar hapis cezasına çarptırılabilir.

Okumaya Devam Et

AVRUPA

Alman CDU’dan Meloni’nin partisi ile işbirliğine yeşil ışık

Yayınlanma

Alman Hıristiyan Demokratların (CDU) önde gelen milletvekillerinden Jens Spahn Euractiv’e yaptığı açıklamada İtalya’nın sağcı iktidar partisi İtalya’nın Kardeşleri (Fratelli d’Italia – FdI) ile normalleşme zamanının geldiğini söyledi.

Avrupa Parlamentosu (AP) içerisindeki en büyük grup olan ve CDU’nun da dahil olduğu Avrupa Halk Partisi (EPP) aylardır, Avrupalı merkez sağcıların genellikle uzak durduğu sağcı Avrupa Muhafazakârları ve Reformistleri (ECR) grubunun parçası Giorgia Meloni’nin FdI partisi ile daha yakın bir işbirliğine gitmeyi düşünüyor.

Meloni’nin partisi ‘post-faşist’ olarak nitelendirilirken, Spahn partisinin çekincelerini yitirdiğinin sinyalini verdi.

CDU yönetim kurulu üyesi Spahn, “EPP’nin potansiyel ortaklarının Avrupa yanlısı, NATO yanlısı, hukuk devleti yanlısı ve Ukrayna yanlısı olması gerektiği şeklindeki ‘güvenlik duvarı’, Meloni’nin Avrupa Parlamentosu’ndaki partisinin sağında yer alıyor,” dedi.

CDU’lu, AfD ve onun Avrupa’da mensup olduğu grup Kimlik ve Demokrasi’yi (ID) sınırların dışında görürken, Meloni’nin durumunun farklı olduğuna inanıyor.

Meloni ile Le Pen işbirliği arayışında

Spahn, “[Meloni] Halihazırda 26 AB hükümet başkanıyla çalışıyor (…) ve [Almanya] Şansölyesi [Olaf Scholz] dahil kimsenin onunla çalışmayacağını söylediğini duymadım(…),” dedi.

Spahn, tepkilerden ve “solun özenti kışkırtma kampanyalarından” korkmadığını belirtti. Alman siyasetçi, “[Sosyalist lider adayı] Nicolas Schmit ve [SPD lider adayı] Katarina Barley’i kimse tanımıyor; ne Almanya’da ne de Avrupa’da,” ifadelerini kullandı.

Spahn, CDU’yu “aşırı sağcılarla işbirliği yapmak” istemekle suçlamanın, “tehlike altındaki sol partilerin sarıldığı son öcü” olduğunu savundu.

Spahn’ın fikirleri önemli bir rol oynayabilir. Daha önce “Merkel’in yerine şansölye olabilecek adam” olarak adlandırılan eski sağlık bakanı, 2025 yılında önemli bir göreve hazır görünüyor.

Seçim sonrası planları, seçimlerden sonra çok daha muhafazakâr bir AB vizyonunu ortaya koyuyor.

Spahn, sosyal demokratlar/sosyalistler ve liberaller ile seçim sonrası “merkezci” bir anlaşmayı destekliyor, fakat AP gruplarını “dogmatik” olarak nitelendirdiği için, “Yeşiller bunun bir parçası olmamalı,” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English