Bizi Takip Edin

Amerika

Lockheed Martin ile Pentagon’dan 35 milyar dolarlık THAAD anlaşması

Yayınlanma

ABD merkezli savunma sanayi kuruluşu Lockheed Martin, Pentagon ile imzaladığı 35 milyar dolarlık yeni anlaşmayla THAAD füzesi üretimini dört katına çıkaracağını duyurdu. Yedi yıllık süreyi kapsayan bu sözleşme, ABD Savunma Bakanlığının tedarik dönüşüm stratejisinin ilk büyük adımlarından biri olarak öne çıkıyor.

ABD merkezli havacılık ve savunma şirketi Lockheed Martin, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) ile Terminal Yüksek İrtifa Alan Savunma (THAAD) sistemi füze üretimini dört kat artırmak amacıyla 35 milyar dolar değerinde yedi yıllık bir sözleşme imzaladığını duyurdu.

Şirket tarafından yapılan basın açıklamasında, bu anlaşmanın Pentagon’un tedarik süreçlerini dönüştürme stratejisi kapsamında hayata geçirilen ilk büyük çok yıllı sözleşmelerden biri olduğu belirtildi.

Söz konusu sözleşme, Pentagon ile Lockheed Martin arasında ocak ayında imzalanan THAAD çerçeve anlaşmasının fiili uygulamasını oluşturuyor.

Açıklamada, bu anlaşmanın üretim kapasitesini artırmak, savunma sanayi tabanını güçlendirmek ve hem ABD hem de müttefikleri için kritik öneme sahip füze savunma sistemlerinin tedarikini sağlamak adına ihtiyaç duyulan uzun vadeli talebi güvence altına aldığı kaydedildi.

THAAD sistemi, ABD envanterinde hedefleri hem atmosfer içinde hem de atmosfer dışında engelleyebilmek üzere tasarlanmış tek füze savunma sistemi olma özelliğini taşıyor.

Anlaşmaya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Lockheed Martin Füze ve Atış Kontrol Birimi Başkanı Tim Cahill, şu ifadeleri kullandı:

“Bu anlaşma, çok yıllı tedarik süreçlerine yönelik dönüşümcü bir geçiş yoluyla Amerika’nın özgürlük cephaneliğini güçlendirme konusunda Savunma Bakanlığı ile paylaştığımız ortak vizyonu yansıtmaktadır. Yeni yaklaşım, savunma sanayi tabanımızı güçlendirme, üretimi genişletme ve Amerikan ordusuna benzeri görülmemiş bir hız ile ölçekte silah sağlama çabalarımızı artırmaktadır.”

Washington Post: ABD, THAAD stoklarının yarısını İsrail için tüketti

Lockheed Martin, daha önce Alabama eyaletinin Troy kentinde yeni bir mühimmat üretim tesisi ile Arkansas eyaletinin Camden kentinde bir mühimmat üretim merkezi açmıştı.

Şirket, geçtiğimiz nisan ayında da ABD hükümetiyle PAC-3 MSE füzelerinin üretimini hızlandırmak amacıyla 4,7 milyar dolarlık bir sözleşme imzalamıştı.

Merkezi Maryland eyaletinin Bethesda kentinde bulunan Lockheed Martin, askeri teknolojiler alanında Pentagon’un en büyük yüklenicilerinden biri olarak faaliyet gösteriyor.

Çok uluslu şirket; havacılık sistemleri, hava savunma sistemleri, füze sistemleri ve uzay araçları geliştirip üretiyor.

Amerika

Gallup: Amerikalıların yüzde 77’si gidişattan memnun değil

Yayınlanma

Uluslararası araştırma şirketi Gallup’un yayımladığı son anket, ABD halkının büyük kısmının ülkenin mevcut sosyopolitik tablosundan memnun olmadığını ortaya koydu. Katılımcıların yüzde 77’si, devletin kurucu kadrosunun ABD’nin bugünkü durumu karşısında hayal kırıklığı yaşayacağına inanıyor.

Uluslararası araştırma şirketi Gallup’un yayımladığı son anket sonuçları, ABD halkının büyük kısmının mevcut sosyopolitik tablodan rahatsızlık duyduğunu ve ülkenin bugünkü durumunun devletin kurucularını hüsrana uğratacağına inandığını gösterdi.

Donald Trump yönetimi, ABD’nin bağımsız bir cumhuriyet olarak kuruluşuna giden tarihsel olayları anmak için düzenlenen 250. yıl kutlamalarına hazırlanırken, halktaki memnuniyetsizlik daha görünür hale geliyor.

4 Temmuz 2026 Cumartesi günü doruk noktasına ulaşması planlanan etkinlikler, Bağımsızlık Bildirgesi’nin kabulünün 250. yıl dönümünü simgeliyor.

Bildirge; George Washington, Benjamin Franklin, Thomas Jefferson, Alexander Hamilton ve John Adams gibi isimlerin öncülük ettiği ve “Kurucu Babalar” olarak bilinen 56 kişilik grup tarafından kabul edilmişti.

Ancak bu tarihi yıl dönümü, Trump’ın başkanlık döneminde derinleşen ırksal, etnik ve dini kutuplaşmaları yeniden canlandırarak Amerikan toplumunda yeni tartışmalara yol açıyor.

Gallup’un çarşamba günü paylaştığı verilere göre, Amerikalıların yalnızca yüzde 19’u Bağımsızlık Bildirgesi’ne imza atan isimlerin ülkenin bugünkü gidişatını onaylayacağını düşünüyor.

Veriler, her dört Amerikalıdan üçünden fazlasının, devletin kurucu kadrosunun ABD’nin mevcut tablosu karşısında hayal kırıklığı yaşayacağına inandığını gösteriyor.

Ankete katılanların yüzde 77’si, bildirgeyi imzalayan liderlerin ülkenin son 250 yıldaki gelişiminden memnun kalmayacağı yönünde görüş bildirirken, kurucuların bu tablodan hoşnut olacağını savunanların oranı ise yüzde 19 seviyesinde kalıyor.

Gallup’un geçmiş yıllara ait verileri içeren analizi, ABD kamuoyundaki olumsuz bakış açısının düzenli olarak yükseldiğini ortaya koyuyor.

Ülkenin gidişatına dair olumsuz görüş bildiren Amerikalıların oranı 2001 yılında yüzde 42, 2013 yılında yüzde 71 seviyesindeyken, bugün bu oranın çok daha yüksek bir seviyeye ulaştığı görülüyor.

Farklı siyasi eğilimlerden seçmenlerin katıldığı ankette, kendisini Cumhuriyetçi olarak tanımlayan katılımcılar, Demokratlara kıyasla biraz daha az karamsar bir tablo çizdi.

Buna rağmen her iki siyasi partinin tabanından katılanların en fazla dörtte birlik kesimi, kurucu liderlerin ülkenin bugünkü durumuna onay verebileceğini belirtti.

Çarşamba günü kamuoyu ile paylaşılan bir diğer araştırma olan Marquette Hukuk Fakültesi anketi ise Amerikalıların yüzde 66’sının ülkesiyle en azından kısmen gurur duyduğunu ortaya koydu.

Ancak bu kitlenin sadece yaklaşık yarısı Amerikan demokrasisinin geleceği konusunda iyimser bir beklenti taşıdığını ifade ediyor.

Fox News tarafından yapılan ayrı bir ankete göre ise Amerikalılar, son yıllarda Amerika’nın dönüştüğü şeyle gurur duyduklarını söylemekten ziyade kendilerini vatansever olarak tanımlamaya daha yatkın duruyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

Demokratlar, kasımda sandığa gidecek kürtaj maddelerini seçim kozu yapıyor

Yayınlanma

ABD’de dört eyalette kasım ayında yapılması beklenen kürtaj referandumları, konuyu yeniden ulusal gündeme taşıyarak Demokratlara ara seçimler için manevra alanı açıyor. Parti, özellikle Nevada ve Virginia gibi kritik seçim bölgelerinde kürtajı öne çıkararak seçmen katılımını artırmayı hedefliyor.

Kasım ayında ABD’nin dört eyaletinde kürtaj konulu referandumların sandığa gitmesi ihtimali, Demokratlara konuyu yeniden ulusal ilgi odağına taşıma ve Cumhuriyetçiler için rekabeti zorlaştırma fırsatı sunuyor.

Yüksek Mahkemenin 2022’de Roe v. Wade kararını bozmasının ardından kürtaj haklarına yönelik seçmen öfkesi, o yıl Demokratları bir dizi ara seçim zaferine taşımıştı.

Ancak dönemin Başkan Yardımcısı Kamala Harris’in kürtaj mesajına öncelik vermesine rağmen Beyaz Saray’ı kaybetmesi ve seçmenlerin kürtaj referandumu yapılan eyaletlerde dahi Cumhuriyetçi adayları seçmesiyle, konu hayat pahalılığı, ekonomi ve geçim sıkıntısı endişelerinin gölgesinde kalmıştı.

Yeni bir referandum dalgası ise Demokratlar için bir alan, Trump yönetimi ve zorlu yarışlardaki Cumhuriyetçiler içinse siyasi bir baş ağrısı potansiyeli yaratıyor.

Demokratlar ve kürtaj hakkı savunucuları, 2024’ten farklı olarak bu yılki kürtaj referandumlarının, özellikle Nevada ve Virginia gibi kritik eyaletlerde diğer yarışlara katılımı artırabileceğine inanıyor.

İsmi açıklanmayan bir Demokrat stratejist, “Sanırım herkes bunun bir hayat pahalılığı, geçim sıkıntısı, ekonomik döngü seçimi olduğunda hemfikir; ancak bu, Cumhuriyetçilerin kürtaj konusunda hâlâ toplumla uyumsuz olduğu gerçeğini değiştirmiyor” dedi.

Anketler, Amerikalıların çoğunluğunun, bazı araştırmalarda yüzde 60’a varan bir kesimin, kürtajın çoğu veya tüm durumda yasal olması gerektiğini düşündüğünü gösteriyor.

Aktivistler, tüm yarışlardaki Demokratların bu noktaya yaslanması ve Cumhuriyetçileri bu konuda sıkıştırması gerektiğini söyledi.

Reproductive Freedom for All adlı kuruluşun başkanı ve CEO’su Mini Timmaraju, “Demokratların üreme özgürlüğü ve kürtaj erişimi hakkında her yerde konuşması gerektiğine inanıyoruz. Seçmenlerin onlara güvendiği başlıca konulardan biri bu; bu da onu çok acil, zorlayıcı ve önemli bir karşıtlık unsuru haline getiriyor. Cumhuriyetçilere bu konuda güvenmiyorlar” diye konuştu.

Seçim analistlerine göre, 2024’teki kürtaj koruma referandumları, seçmenlere bir güvenlik duygusu vererek bölünmüş oy kullanmalarına yol açtı.

Seçmenler, kürtajın güvende olduğuna inanarak bir yandan referanduma evet oyu verirken, diğer yandan hayat pahalılığı veya başka bir ekonomik gerekçeyle Cumhuriyetçi adaya oy verdi.

Timmaraju, “Referandumun tek başına Demokratlar için bu meseleyi çözeceğini varsaymanın tehlikesi işte burada. Demokratlar yine de kendi politikalarıyla seçime gitmek zorunda, yalnızca referanduma bel bağlayamazlar” değerlendirmesinde bulundu.

Yine de Timmaraju, referandumların kürtajı yeniden haber gündemine taşıyacağını ve seçmenlere meselenin kapanmadığını anlatmaya yardımcı olacağını, bunun da Demokrat adaya Cumhuriyetçileri doğrudan referandumla ilişkilendirmek için kolay bir fırsat yaratacağını söyledi.

Virginia ve Nevada kritik görülüyor

Kürtaj koruma tedbirleri bu yıl Nevada ve Virginia’da sandıkta olacak. Nevada’da sıkı bir valilik yarışı yaşanırken, Virginia en rekabetçi Temsilciler Meclisi yarışlarından bazılarına ev sahipliği yapıyor ve Meclis kontrolünü çevirmeyi uman Demokratlar için kilit bir eyalet konumunda.

Demokratik Kongre Kampanya Komitesi sözcüsü Eli Cousin, “Virginia’daki kürtaj referandumu katılımı daha da artıracak ve Jen Kiggans, Rob Wittman ve John McGuire gibi kilit Kongre yarışlarındaki Cumhuriyetçilerin sıradan Virginialıları umursamadığını ve yıllarını istisnasız kürtaj yasağı için çalışarak geçirdiğini açıkça vurgulama fırsatı yaratacak” ifadelerini kullandı.

Virginia’da Temsilciler Meclisi yarışları ve kürtaj referandumunun, insanları sandığa getiren başlıca konular olması bekleniyor. Özellikle genç seçmenlerin kürtaj haklarını destekleme olasılığının daha yüksek olduğu görüldü; dolayısıyla bu referandum, onları da sandığa çekmek için bir fırsat olacak.

Idaho’daki seçmenler de eyaletin katı kürtaj yasağını geri alma şansı yakalayabilir; zira organizatörler, girişimlerinin sandığa gitmek için yeterli imzaya ulaştığını söylüyor.

Missouri ise bu arada 2024 referandumunu iptal ederek kürtajı bir kez daha yasaklamayı deneyecek.

Ancak Yüksek Mahkemenin Dobbs kararının üzerinden dört yıl geçtikten sonra, kürtaj seçmenlerin zihninde aynı siyasi ağırlığı taşımayabilir. Seçmenler kürtaj haklarını desteklese de, kararın hemen sonrasındakiyle aynı acil tehdidi görmüyor olabilir.

Timmaraju, “Bizim için en büyük zorluk bilgiyi ulaştırmak. İnsanlar neler olduğunu duyup anladıklarında bizim yönümüze kayacaklardır, ancak haberlerde kürtaj hakları krizlerine dair hiçbir haber almıyorlar. Buna dair bir kanıt görmüyorlar” dedi.

Timmaraju’nun grubu, özellikle Arizona, Michigan, Nevada, California ve Georgia’da olmak üzere, kürtaj haklarını destekleyen Demokratları seçtirerek seçmenleri harekete geçirmek ve kilit seçim bölgelerini çevirmek için bu yıl 23,5 milyon dolar yatırım yapıyor.

Timmaraju, “Amaç, seçmenlerin rakiplerinin, ülkedeki ekonomiyi ve sağlık hizmetlerine erişim krizini ele almaktan çok kürtajı yasaklamayı önemseyen aşırılık yanlıları olduğunu anlamasını sağlamak” diye konuştu.

Cumhuriyetçiler: Tek başına seçim çevirmez

Cumhuriyetçi stratejistler ise partinin kürtaj konusundaki genel zayıflığını kabul etmekle birlikte, meselenin tek başına bir seçimi çevirmeye yetecek kadar güçlü bir konu olduğunu düşünmüyor.

Nevada’nın kıdemli Cumhuriyetçi stratejistlerinden Robert Uithoven, seçmenlerin eyaletteki kürtaj korumaları meselesini daha 1990’da çözüme kavuşturduğunu söyledi.

Demokratların bunu bir kampanya konusu haline getirmeye çalışması durumunda Cumhuriyetçilerin elinde kolay bir karşılık olduğunu belirtti.

Uithoven, “Seçmenler daha 90’ların başında Nevada’yı seçim yanlısı bir eyalet yapmaya karar verdi ve hiçbir vali, hiçbir Kongre üyesi, hiçbir senatör, hiçbir eyalet yasa koyucusu, hiçbir belediye başkanı bunu değiştiremez. Nevada’da bu ancak halk oylamasıyla değişebilir” dedi.

Uithoven ayrıca kürtajın Demokrat katılımını anlamlı ölçüde artırabileceğine de şüpheyle yaklaştı.

Uithoven, “Demokratların kürtajı bir seçimde kama konu olarak kullandığını görürsünüz, ama bu gerçekten o referandumları destekleyen insanlar için katılımı artırıyor mu? Hayır, artırmıyor” diye konuştu.

Arizona’da Cumhuriyetçilikten bağımsızlığa geçen danışman Chuck Coughlin, 2024’te Arizona’da görülen yüksek sayıdaki bölünmüş oy kullanan seçmeni, kürtaj referandumlarının solla umulan ölçüde katılımı artırmayacağının kanıtı olarak gösterdi. Coughlin, “Marjlarda işe yaradığını düşünüyorum” dedi.

Coughlin yine de rekabetçi bölgelerdeki Cumhuriyetçilere, kendilerine kürtaj üzerinden saldıran Demokratlarla muhatap olmamalarını tavsiye edeceğini söyledi.

Adayların, seçmenlerin iradesine saygı göstermekten bahsetmelerini önerdi; çünkü ona göre aksi takdirde bu, kazanabilecekleri bir tartışma değil.

Coughlin, “Bir Cumhuriyetçi olarak o tepede ölmeyi hayal bile edemem” ifadesini kullandı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Venezuela depremlerinde can kaybı 164’e yükseldi

Yayınlanma

Venezuela’nın kuzey kıyılarında meydana gelen 7,2 ve 7,5 büyüklüğündeki iki depremde en az 164 kişi hayatını kaybetti, 971 kişi yaralandı. Ülkede olağanüstü hal ilan edilirken yetkililer, enkaz altında hala çok sayıda kişinin bulunabileceğini bildiriyor.

Venezuela’da 24 Haziran akşamı meydana gelen iki güçlü depremde en az 164 kişinin hayatını kaybettiği, 971 kişinin ise yaralandığı bildirildi.

Associated Press’in aktardığına göre, açıklamayı ülkenin geçici devlet başkanı görevini yürüten Delsi Rodriguez yaptı.

Kıyı bölgesinde, aralarında bir dakikadan daha az süre bulunan 7,2 ve 7,5 büyüklüğündeki iki sarsıntı, Venezuela’da son yüz yılı aşkın sürede kaydedilen en güçlü depremlerden biri oldu.

ABD Jeolojik Araştırmalar Kurumu (USGS) verilerine göre, depremler başkent Caracas’a yaklaşık 160 kilometre mesafede gerçekleşti.

Sarsıntılar, Caracas’tan yaklaşık 1700 kilometre uzaklıktaki Brezilya topraklarında da hissedildi.

CNN’in USGS verilerine dayandırdığı haberine göre ise bu sarsıntılar, 1900 yılından bu yana ülkede kaydedilen en büyük depremler olarak kayda geçti.

En ağır yıkım, başkentin kuzeyindeki kıyı şehri La Guayra’da meydana geldi. Delsi Rodriguez, bu bölgede onlarca binanın çöktüğünü ve enkaz altında hala insanların bulunabileceğini belirterek, “Orada onlarca bina yıkıldı ve şu anda hayat kurtarmak için yoğun arama kurtarma operasyonları yürütüyoruz” dedi.

Yetkililer, ülkenin diğer bölgelerinden La Guayra’ya ek arama kurtarma ekipleri sevk ediyor ve hayatta kalanlara ulaşabilmek için gün ışığından azami ölçüde yararlanmayı hedefliyor.

Rodriguez, özel şirketlere de çalışmalara destek olmaları için ağır iş makineleri sağlama çağrısında bulundu.

Ayrıca depremlerden zarar gören hastanelerin ve konutların onarımı için 200 milyon dolar bütçeli bir yeniden inşa fonu kurulduğu açıklandı.

Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun oğlu ve Ulusal Meclis Milletvekili Nicolas Maduro Guerra, yıkımın boyutunu artıran etkenlerden birinin, bölgedeki binaların büyük kısmının 1950 ve 1960’lı yıllarda inşa edilmiş olması olduğunu ifade etti.

USGS, iki büyük depremdeki nihai can kaybına ilişkin tahminlerini paylaştı.

Kurum, ölü sayısının 10 bin ile 100 bin arasında olma olasılığını yüzde 37 ila yüzde 44 olarak değerlendirirken; can kaybının bin ile 10 bin arasında kalma olasılığını ise yüzde 39 olarak tahmin etti. Felaketin ardından Venezuela genelinde olağanüstü hal ilan edildi.

ABD Başkanı Donald Trump ise sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada deprem kaynaklı can kayıplarının “yıkıcı” boyutta olduğunu belirtti.

Trump, ABD’nin yardıma hazır olduğunu ifade ederek hükümete bu doğrultuda gerekli talimatları verdiğini açıkladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English