Bizi Takip Edin

Amerika

Los Angeles Belediye Başkanı Karen Bass kasım ayındaki ikinci tura kaldı

Yayınlanma

Los Angeles Belediye Başkanı Karen Bass, Salı gecesi açıklanan ilk seçim sonuçlarına göre 3 Kasım’da yapılacak ikinci tura kalmayı garantilerken, ikincilik yarışı Spencer Pratt ile Belediye Meclisi Üyesi Nithya Raman arasında sürüyor. İlk sonuçlarda Pratt ikinci, Raman ise üçüncü sırada yer alırken, kesin sonucun mektupla gönderilen oyların sayılmasıyla netleşmesi bekleniyor.

Salı gecesi açıklanan kısmi seçim sonuçlarına göre, Los Angeles Belediye Başkanı Karen Bass 3 Kasım’da yapılacak ikinci tura yükseldi.

Bass’in rakiplerinden Spencer Pratt ile Belediye Meclisi Üyesi Nithya Raman ise ikinci tura kalacak ikinci isim olmak için mücadele ediyor.

Açıklanan ilk sonuçlar, Pratt’in ikinci sırada, Raman’ın ise üçüncü sırada olduğunu gösterdi. Associated Press (AP) haber ajansı, Bass’in ikinci tura kalmaya yetecek oyu aldığını ilan etti.

Koreatown’daki Line LA Hotel’de destekçilerine seslenen Bass, kalabalığa yaptığı konuşmada kendi yönetiminin, evsizleri kapalı alanlara taşıyarak, yeni ve uygun fiyatlı konut üretimini hızlandırarak ve yerel ekonomiyi güçlendirerek gelecek için bir temel attığını söyledi.

Seçimi garantileyen Bass, destekçilerine hitaben yaptığı konuşmada, “Bu şehrin gelişmesini sağlamak için birlikte çalışacağız” ifadelerini kullandı.

Ocak 2025’teki Palisades yangınında evini kaybeden eski reality televizyon şov yıldızı Spencer Pratt ise Bass’e karşı ikinci turda kampanya yürütecek olmaktan büyük heyecan duyduğunu belirtti.

Gazetecilere konuşan Pratt, “Görünüşe göre Tanrı, belediye başkanımızın tüm başarısızlıklarını ifşa etmem için bana beş ay daha verdi, bu yüzden eğlenceli bir yolculuk olacak. Umarım kendisi buna hazırdır” dedi.

Downtown bölgesindeki Boomtown Brewery’de destekçilerine seslenen Raman ise Salı gecesi alınan sonuçların bu yarışta nihai cevabı vermeyebileceğini kaydetti.

Raman, “Önümüzdeki günlerde binlerce oy sayılacak ve hoşumuza gitmeyen bir sonuçla karşılaşabiliriz. Ancak bundan sonra ne olursa olsun, hiçbir güç hep birlikte inşa ettiğimiz bu başarıyı elimizden alamaz” şeklinde konuştu.

Sacramento ve Washington’da milletvekilliği yapmış olan deneyimli siyasetçi Bass, seçmenler arasındaki yaygın memnuniyetsizliğin ortasında, siyasi kariyerinin en büyük mücadelesini veriyor.

Seçimler partiler üstü bir yapıda gerçekleştirilse de sendika yanlısı ve düzen partisi çizgisine sahip Demokrat Bass, siyasi yelpazenin her iki kanadından da baskı görüyor.

Bir Cumhuriyetçi olan Pratt, Los Angeles halkını uyuşturucu bağımlısı evsiz “zombilerin” tehdidi altında tasvir ederek muhafazakar seçmenlerin desteğini topluyor.

Suç oranlarını kampanyasının merkezine oturtan Pratt, seçmenlere kentin yasalarını daha sıkı uygulayacağının sözünü veriyor.

Demokratik bir sosyalist olan Raman ise polis memurlarına yüksek bütçeli maaş artışları sağladığı gerekçesiyle Bass’i eleştiriyor ve bu personel maliyetlerinin şehri iflasa sürüklediğini ifade ediyor. Raman ayrıca kira maliyetlerini düşürmek amacıyla, tek ailelik müstakil evlerin bulunduğu mahalleler de dahil olmak üzere apartman üretimini artırma taahhüdünde bulunuyor.

Pratt’in şöhreti, medyadaki becerisi ve verdiği mesajlar, yerel yarışı ulusal bir habere dönüştürdü. Kablolu televizyon kanallarındaki haber programlarının düzenli konuklarından biri haline gelen Pratt’in adaylığı; Us Weekly, TMZ ve diğer eğlence sektörü yayınlarının da ilgisini çekti.

Yarışta oy arayan diğer isimler arasında, Raman’ı fazla ılımlı olmakla suçlayan solcu topluluk örgütçüsü Rae Huang ile Belediye Sarayı’na daha güçlü bir yönetim tarzı getirmeyi vaat eden merkez sol Demokrat teknoloji girişimcisi Adam Miller yer alıyor.

Seçmenlerin, Kasım ayında Bass’in karşısına kimin çıkacağını öğrenmesi günler alabilir. County seçim yetkilileri, Salı günkü posta damgasını taşıyan mektuplu oyları bir hafta daha kabul etmeye devam edecek.

Benzer şekilde, 2022 yılındaki seçim gecesinde gayrimenkul geliştiricisi Rick Caruso ilk sırada, Bass ise ikinci sırada yer alıyordu. Geç gelen mektuplu oyların sayılmasıyla Bass, ancak günler sonra Caruso’yu geride bırakabilmişti.

Bass, ikinci dönem için yürüteceği yeniden seçim kampanyasını 2024 yılında başlattığında, bu süreç kolay bir görev gibi görünüyordu.

Ancak bu durum, Pasifik Palisades’te binlerce evin yok olmasına ve 12 kişinin hayatını kaybetmesine yol açan Ocak 2025’teki Palisades yangını felaketinin ardından değişti.

Bu afete rağmen belediye başkanlığı yarışı büyük ölçüde sakin geçiyordu. Fakat 2020’deki ilk seçiminde görevdeki meclis üyesini koltuğundan eden Raman’ın, Şubat ayında Bass’i yerinden etmek için sürpriz bir kampanya başlatmasıyla yarış hareketlendi. Raman’ın adaylığı, belediye başkanını ve hatta kendi müttefiklerinin birçoğunu hazırlıksız yakalayarak yarışı yeniden şekillendirdi ve görevdeki başkana karşı kuşaklar arası bir meydan okuma olasılığını doğurdu.

Yarış, geçen ay MTV’nin “The Hills” programının yıldızı olarak tanınan Pratt’in, Bass ve Raman’a karşı sergilediği kendinden emin tartışma performansı ile yeni bir boyut kazandı.

Bu performansın yanı sıra kendi sosyal medya yetenekleri ve destekçilerinin ürettiği profesyonel yapay zeka videoları, Pratt’in siyasi bir yıldıza dönüşmesine yardımcı oldu.

Evini kaybetmesinden Bass’i sorumlu tutan Pratt, kentin sokaklarındaki evsiz kamplarını temizleme ve gerekirse bunları Seattle kadar uzağa gönderme sözü verdi. Eleştirmenler ise bu planların uygulanabilir olmadığını savunuyor.

Bass’in eski bir müttefiki olan Raman da belediye başkanının evsizlik konusundaki yaklaşımını eleştirerek, bu yöntemin çok pahalı olduğunu ve somut bir sonuç vermediğini belirtti.

Bass ise iki yıllık süreçte sokakta veya araçlarında yaşayan evsizlerin oranındaki yüzde 17,5’lik düşüşe işaret ederek kendi icraatlarını savundu. Bass ayrıca, Los Angeles Polis Departmanı (LAPD) verilerine göre kentteki cinayet oranlarının 1959’dan bu yana en düşük seviyeye gerilediğini vurguladı.

Belediye başkanına en büyük destek, Raman’ın evsizlik konusundaki yaklaşımını ve polis istihdamına yönelik tutumunu eleştiren, zaman zaman onu “çark etmekle” suçlayan polis memurları sendikasından geldi. Sendika, bu eleştiriler için 1,2 milyon dolardan fazla harcama yaptı.

Son aylarda kendisini Belediye Sarayı’nda değişimin sabırsız bir temsilcisi olarak sunan Bass, göreve geldiği ilk gün evsizlik konusunda acil durum ilan ettiğini ve hızlı hareket etmeyen daire başkanlarını görevden aldığını hatırlattı.

Ancak son anketlere göre, bu mesajlar Los Angeles sakinlerinin çoğunda karşılık bulmadı.

UC Berkeley Yönetim Bilimleri Enstitüsü (IGS) tarafından yürütülen ve Los Angeles Times ortaklığıyla geçen hafta yayımlanan ankete göre, muhtemel seçmenlerin yüzde 63’ü şehrin doğru yolda olmadığını düşünüyor. Ankete katılanların sadece yüzde 24’ü kentin doğru yönde ilerlediğini ifade etti.

Söz konusu Berkeley IGS anketinde, Pratt destekçilerinin yüzde 97’si şehrin yanlış yöne gittiğini belirtirken, sadece yüzde 2’si doğru yolda ilerlediğini beyan etti.

Kampanyanın son haftalarında, çeşitli anketlerde ikinci ve üçüncü sırayı paylaşan Raman ve Pratt birbirlerini hedef aldı. Raman, Pratt’in komplo teorisyeni Alex Jones’a yönelik övgü dolu sözlerini öne çıkararak, Pratt’in seçilmesi durumunda şehrin “çok daha nefret dolu ve çok daha aptalca” bir yer haline geleceğini savundu.

CNN’e verdiği mülakatta Pratt, yaklaşık yirmi yıl önce Jones’un programına katılan kişiden “çok daha farklı bir insan” olduğunu söyledi. Pratt, evsiz kamplarının okullara ve kreşlere 500 fitten daha fazla yaklaşmasını yasaklayan yasaya karşı çıkması nedeniyle Raman’ı hedef almayı sürdürdü.

Raman ayrıca Bass’i, Pratt’e karşı yumuşak davranmakla suçladı ve bir televizyon tartışmasında Bass ile Pratt’in, kendisini üçüncü sıraya itmek için iş birliği yaptığını öne sürdü. Bass ve Pratt ise bu iddiayı reddetti.

Seçim yarışı, geçtiğimiz ay Pratt’e desteğini işaret eden ve adayın “büyük bir MAGA (Amerika’yı Yeniden Harika Yap Hareketi) destekçisi” olduğunu duyduğunu söyleyen Başkan Donald Trump’ın da ilgisini çekti.

Ancak bu tür mesajlar, Nisan ayı verilerine göre kayıtlı seçmenlerin yüzde 15’inden azının Cumhuriyetçi olduğu Los Angeles’ta geniş kitlelere ulaşmayabilir. Kentteki Demokrat seçmen sayısı, Cumhuriyetçilerin yaklaşık dört katına tekabül ediyor.

Pratt ise çevresini Demokratlarla doldurduğunu belirterek belediye başkanlığı yarışının partiler üstü niteliğini defalarca dile getirdi.

Buna rağmen, Berkeley IGS anketi, Raman ve Bass’in olası bir ikinci turda Pratt’i çift haneli farklarla mağlup edeceğini gösteriyor. Aynı anket, Bass ile Raman arasında geçecek olası bir final müsabakasında ise Raman’ın dört puan önde olduğunu ortaya koyuyor.

Amerika

San Francisco’da yapay zeka sermayesi kiraları artırdı

Yayınlanma

San Francisco’da yapay zeka sektörünün tetiklediği kira artışları nedeniyle kent genelinde tahliye tebligatları yüzde 44 yükseldi. Ortalama tek yatak odalı daire kirasının 4 bin 400 dolara ulaştığı kentte Belediye Başkanı Daniel Lurie acil durum ilan etti.

ABD’nin San Francisco kentinde yapay zeka sektörünün yarattığı sermaye akışı konut kiralarını rekor seviyelere taşırken, tahliye tebligatları geçen yıla kıyasla yüzde 44 arttı.

Yüksek maaşlar ve teknoloji şirketlerinin halka arz beklentileri kentteki konut piyasasında maliyetleri hızla yukarı çekiyor.

The Guardian gazetesinin haberine göre kentte tek yatak odalı bir dairenin ortalama aylık kirası geçen yıla göre yüzde 25’in üzerinde artışla 4 bin 400 dolara çıktı.

Bu tutar ABD genel ortalamasının yaklaşık üç katına denk geliyor. İki yatak odalı dairelerde ortalama kira 6 bin doları bulurken, merkezi noktalardaki dört odalı aile konutlarında rakam 10 bin doları aşıyor.

Nüfusunun yaklaşık üçte ikisi kiracı olan San Francisco’da 160 binden fazla konut kira denetimi kapsamında yer alıyor.

Mülk sahipleri ise yüksek karlı satışlar ya da piyasa rayicinden yeni sözleşmeler yapabilmek için yasal boşluklardan faydalanıyor.

San Francisco Belediye Başkanı Daniel Lurie, yapay zeka sektörünün tetiklediği maliyet artışları gerekçesiyle eylül ayında “kira acil durumu” ilan etti.

Lurie, tahliye davaları için adli yardım bütçesi ayrılmasını, yerinden edilen kiracılara yapılan ödemelerin artırılmasını ve boşalan kira kontrollü konutlardaki zam oranlarına tavan getirilmesini önerdi.

Tahliye bildirimleri ve yasal boşluklar kiracıları zorluyor

Sektör şirketlerinden Anthropic ve OpenAI gibi kuruluşların merkezlerinin yer aldığı SoMa ile Mission Bay bölgelerinde baskı belirginleşiyor.

Turizm ve hizmet sektörü sendikası Unite Here temsilcisi Anand Singh, son aylarda yüzde 40’a varan kira artışlarıyla karşılaşıldığını aktardı.

Ev sahipleri, 1979 yılından önce inşa edilen binalardaki uzun süreli kiracıları çıkarmak için eyalet yasalarındaki Ellis Yasası gibi düzenlemelerden yararlanıyor.

Düzenleme, kiralama faaliyetini sonlandıran mülk sahiplerine tüm binayı boşaltma ve ardından mülkü satma hakkı tanıyor.

Yapay zeka sektöründe çalışan alıcıların gayrimenkullere talep edilen fiyatın 1 milyon dolara kadar üzerinde teklif vermesi, bu yolla yapılan tahliyeleri artırıyor.

North Beach bölgesinde onlarca yıldır aynı kiracıların yaşadığı yedi birimli bir yapının yeni sahipleri, daireleri birleştirerek lüks konutlara dönüştürmeyi amaçlıyor.

Mülk sahipleri ayrıca kira tahsilat yöntemlerini tek taraflı değiştirerek kiracıları ödeme kusuruna düşürme ya da tadilat süreçlerini rahatsızlık verici hale getirerek tahliyeye zorlama yöntemlerini kullanıyor.

San Francisco Konut Hakları Komitesi Direktörü Maria Zamudio, onarımlarla bağlantılı anlaşmazlıklarda geçen yıla göre yüzde 23 artış yaşandığını, yardım hatlarına haftada ortalama 200 çağrı geldiğini kaydetti.

Göçmenler ve dar gelirliler kentten uzaklaşıyor

Özellikle kentin Çin Mahallesi bölgesinde yaşlı ve sınırlı İngilizce konuşan sakinlerin tahliye baskısıyla karşılaştığı bildiriliyor.

San Francisco Tahliye Karşıtı Koalisyon Direktörü Molly Goldberg, bazı ev sahiplerinin kiracıları sınırdışı edilme tehdidiyle sindirmeye çalıştığını aktardı.

Yerinden edilen çalışanlar, 80 ila 140 kilometre mesafedeki Central Valley, Tracy veya Modesto gibi uzak yerleşimlere taşınarak kente gidiş geliş yapmak zorunda kalıyor.

San Francisco İşçi Konseyi Direktörü Kim Tavaglione, hemşire, öğretmen ve itfaiyecilerin de dahil olduğu sendika üyelerinin yalnızca yüzde 7’sinin son zamlardan önce kent sınırları içinde yaşayabildiğini dile getirdi.

Kentteki demografik çeşitliliğin daraldığına işaret eden Ulusal Konut Hukuku Projesi Üst Yöneticisi Shamus Roller, 1970’te yüzde 13 seviyesinde olan siyah nüfus oranının bugün yüzde 5 civarına gerilediğini belirtti.

UCSF Benioff Evsizlik ve Konut Girişimi Direktörü Margot Kushel ise aşırı kalabalık yaşam koşullarının ruh sağlığını bozduğunu, bazı kişilerin kirayı ödeyebilmek için gıda harcamalarından ve temel tedavilerinden feragat ettiğini bildirdi.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD rafinerileri küresel arz daralmasıyla rekor kâra hazırlanıyor

Yayınlanma

Wall Street Journal gazetesinin haberine göre Ortadoğu ve Ukrayna’daki savaşlar küresel akaryakıt arzını daraltırken ABD merkezli rafinerilerin rekor çeyreklik kâr açıklaması bekleniyor. Sene başından bu yana piyasa değerleri 224 milyar dolar artan şirketlerin tesisleri tam kapasiteye yakın çalışıyor.

ABD merkezli petrol rafinerisi şirketlerinin, Ortadoğu ve Ukrayna’daki savaşların küresel akaryakıt arzını daraltması ve ürün fiyatlarını artırması nedeniyle rekor düzeyde çeyreklik kâr elde edebileceği değerledirmeleri yapılıyor.

The Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin haberine göre Wall Street analistleri; Valero Energy, Marathon Petroleum ve Phillips 66 şirketlerinin, neredeyse rekor seviyelere ulaştıkları ikinci çeyrek sonuçlarını geride bırakmasını bekliyor.

Rafineriler, ham petrol maliyeti ile rafine ürün fiyatları arasındaki farkı gösteren ve “crack spread” olarak adlandırılan marjın genişlemesinden faydalanıyor.

Söz konusu marj, Ortadoğu’daki rafinerilerin operasyonel sorunları ve İran savaşı nedeniyle yükseliyor.

Bu süreçte Çin ile diğer Asya ülkelerinin akaryakıt ihracatını düşürdüğü, analiz şirketi Industrial Info Resources verilerine göre eylül ayı itibarıyla küresel rafineri kapasitesinin yaklaşık yüzde 12,1’inin devre dışı kaldığı kaydedildi.

Rafinerilerin kâr beklentileri ve hisse performansları yükseldi

JPMorgan tahminlerine göre Valero’nun üçüncü çeyrekteki vergi öncesi kârı, bir önceki çeyreğe kıyasla yüzde 50, 2022 ortasındaki rekor seviyeye göre ise yüzde 24 artışla 8,95 milyar dolara ulaşabilir.

Piper Sandler ise Marathon’un hisse başına kârının geçen yılın aynı dönemine kıyasla yedi kattan fazla artmasını bekliyor.

Şirketlerin mali sonuçlarının ekim sonu ile kasım başında açıklanması öngörülüyor.

Novi Labs petrol ürünleri piyasası analisti John Auers, şirketlerin mevcut elverişli ortamdan yararlandığını ifade etti.

Her üç üreticinin hisseleri perşembe gününü rekor seviyelerde tamamladı. 2026 başından itibaren değerleri iki katından fazla artan bu şirketlerin toplam piyasa değeri yaklaşık 224 milyar dolar yükseldi. Aynı dönemde S&P 500 endeksindeki artış ise yüzde 13 seviyesinde kaldı.

Auers, şirketlerin yüksek kâr marjlarını geçici gördüklerini, bu nedenle üretimi genişletmek amacıyla yatırıma yönelmekte acele etmediklerini aktardı.

ABD Başkanı Donald Trump ise temmuz ayında petrol şirketlerini aşırı yüksek gelirleri gerekçesiyle eleştirerek bu kazancın bir kısmını tüketicilere iade etmelerini talep etmişti.

Küresel arz açığı ABD ihracatını rekor seviyeye taşıdı

ABD rafinerileri, diğer ülkelerden yapılan sevkiyatlardaki aksamalar üzerine yaz aylarında akaryakıt ihracatını artırdı.

Reuters’ın aktardığı verilere göre, 7 Ağustos ile biten haftada ABD’den yapılan dizel ve fuel-oil ihracatı günlük 1,9 milyon varille rekor seviyeye ulaştı.

ABD ve Hindistan, daha önce Ortadoğu ile Rusya’dan sağlanan ürünlere bağımlı olan pazarlara yönelik sevkiyatlarını yükseltti.

Tesislerin tam kapasiteye yakın çalıştığı ABD’de yüksek üretim seviyesi küresel açığın dengelenmesine yardım ediyor.

Financial Times, temmuz ayındaki değerlendirmesinde yüksek kapasite kullanımının piyasayı kasırga, arıza ve beklenmedik gelişmelere karşı kırılgan hale getirdiğini, herhangi bir aksamanın ağır sonuçlar doğurabileceğini yazmıştı.

Uluslararası Enerji Ajansının (IEA) Financial Times tarafından aktarılan verilerine göre, ağustos ayı itibarıyla Ortadoğu’daki büyük rafinerilerden yapılan dizel ihracatı savaş öncesi dönemin dörtte birine geriledi; küresel petrol ürünleri üretimi ise geçen yılın aynı dönemine kıyasla günlük 4 milyon varilden fazla azaldı.

İşlenmiş akaryakıt piyasasının, rafineri kapasitesi açığı ve yüksek taşımacılık maliyetleri nedeniyle baskı altında kaldığı vurgulandı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Díaz-Canel: Küba teslim olmayacak

Yayınlanma

Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel Bermúdez, Barbados bombalaması anmasında yaptığı konuşmada, “Küba teslim olmayacak, Küba satılık değil” dedi.

Küba Komünist Parti Merkez Komitesi Birinci Sekreteri de olan Díaz-Canel, 6 Ekim sabahı Devrim Meydanı’ndaki José Martí Anıtı’nda düzenlenen toplantıyı bir anma etkinliği olarak nitelendirirken, bunun aynı zamanda bir direniş eylemi olduğunu da vurguladı.

Granma’da yer alan habere göre etkinlik, 73 insanın hayatına mal olan Barbados bombalı saldırısının kurbanlarına saygı olarak tertiplendi.

Cubana de Aviación’ın 455 numaralı uçuşu, Barbados’tan Jamaika’ya giden bir Küba uçuşuydu ve uçak 6 Ekim 1976’da düzenlenen bir bombalı saldırı sonucu düşürüldü.

Etkinlikte, Küba’ya yönelik diğer terör saldırılarının kurbanlarının aile üyeleri ve meslektaşlarının yanı sıra ulusal eskrim takımının genç üyeleri, FAR (Devrimci Silahlı Kuvvetler) ve Minint (İçişleri Bakanlığı) mensupları, akademisyenler ve toplumun çeşitli kesimlerinden önde gelen isimlerle bir toplantı düzenledi.

Küba lideri, “Bu, tarihsel hafızayı ön plana çıkardığımız bir buluşma; cezasızlığı kınadığımız bir an ve şu anda içinde bulunduğumuz karmaşık bağlamda inançlarımızı yeniden gözden geçirip pekiştirdiğimiz bir zaman,” dedi.

Díaz-Canel, bu olayın Küba halkına bıraktığı mirası inceleyerek, bunun bir ilham kaynağı olduğunu vurguladı.

Küba liderine göre bu miras, “zorluklar karşısında Devrimi savunmaya devam etmek, imparatorluğun emellerini reddetmek, bu soykırımcı ve terörist politikayı aşmak ve Küba Devrimi’nin kalıcı zaferini pekiştirmeye devam etmek için gereken direnişi ve cesareti güçlendirir.”

6 Ekim 1976’da Cubana de Aviación uçağının havada bombalanmasının ardından halkın yaşadığı “hüzünlü ama destansı” günleri hatırlatan Díaz-Canel, “bu iğrenç eylemin ardından kurbanların ailelerinin yaşadığı deneyimlerin yürek burkan niteliğini” vurguladı.

Küba lideri, “Bunca yıldır kalplerinizde ve zihninizde taşıdığınız o tanıklıklar, o deneyimler ve o yaşam öyküleri gerçekten yürek burkucu,” diye vurguladı.

Ona göre, José Martí Anıtı’nda gerçekleşen bu paylaşım, tüm Küba için, ama özellikle de Kübalı gençler için bir buluşmaydı; “çünkü gerçeklerimiz paylaşılmalı; tekrar tekrar dile getirilmeli. Cevapları bulabilmemiz için bunları yaşadığımız şu ana taşımalıyız.”

Küba lideri şöyle konuştu:

“Fakat gerçek şu ki, saldırıya uğrayanlar yenilgiye uğratılamadı; çünkü ne teslim oldular ne de teslim olacaklar. Savaştılar, savaşıyorlar ve savaşmaya devam edecekler. İşte bu nedenle, bu tarihsel hafızayı ve gerçekleri zihinlerimizde, kalplerimizde ve duygularımızda eksiksiz bir şekilde muhafaza etmenin ve bunları çocuklarımıza, torunlarımıza ve gelecek nesillere aktarmaya, paylaşmaya ve beslemeye devam etmenin önemi budur.”

Kurbanların ailelerine seslenen Díaz-Canel, “Sizin acınız bizim acımızdır; yalnız değilsiniz; anınız bizim anımızdır ve davanız tüm Küba’nın davası olmaya devam etmektedir. Elli yıl önce olduğu gibi aynı kararlılıkla Küba teslim olmaz, Küba satılık değil ve Küba unutmaz,” sözlerini yineledi.

Küba, Barbados saldırısının CIA ve ABD tarafından planlanıp uyguladığını savunuyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English