Avrupa
Macaristan, Ukrayna’yı Avrupa ile Rusya arasında ‘tampon bölge’ olarak görmek istiyor

Budapeşte, Kiev’in AB’ye hızlı bir şekilde katılmasına ve askeri yardım gönderilmesine karşı muhalefetini sürdürerek dün yapılan AB liderler zirvesinde üye devletlerin tamamından ayrıldı.
Financial Times’a verdiği röportajda ülkenin AB Bakanı János Bóka, Budapeşte’nin daha cesur bir çizgi izlediğini kabul ederek Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşünün bloğun artık Kiev’i silah ya da para ile desteklememesi gerektiği anlamına geldiğini savundu.
Bóka, “Avrupa’nın güvenliğini Ukrayna’nın savunma sistemlerine entegre edilmesinde görmüyoruz, fakat Rusya ile Avrupa savunma yapıları arasında hem Rusya’nın hem de Avrupa’nın çıkarlarına hizmet eden bir tampon bölgeye ihtiyaç olduğunu düşünüyoruz. Ukrayna ancak küresel aktörler arasında Ukrayna topraklarında neyin mümkün olup neyin mümkün olmadığı konusunda bir fikir birliği sağlanırsa bir tampon bölge işlevi görebilir,” dedi.
Bunun için ABD ile Rusya’nın anlaşması gerektiğini öne süren bakan, aksi takdirde Ukrayna’nın ‘tampon bölge değil, çatışma bölgesi olacağını’ söyledi.
Bóka, “Eğer ABD ya da AB Ukrayna’da [Vladimir] Putin’in onayı olmadan bir şey yaparsa, bu başlı başına bir çatışma kaynağıdır,” diye konuştu.
Diğer AB ülkelerinden diplomatlar Macaristan’ın müttefikleriyle arasındaki “stratejik ayrışmanın” aşılamaz göründüğünü ve Budapeşte’nin oybirliğiyle alınan kararlardaki vetosunu ortadan kaldırmanın yolları üzerinde gayri resmi görüşmeler yapıldığını kabul etti.
Üst düzey bir AB diplomatı, “Ukrayna’ya yönelik muhalefetin devam etmesinin er ya da geç Macaristan’ın pozisyonu açısından sonuçları olacaktır,” dedi ve bazı AB dışişleri bakanlarının pazartesi günkü bir toplantıda Budapeşte’ye yönelik yansımaları tartıştığını ekledi.
Bóka’ya göre Trump’ın Moskova ile yakınlaşması Macaristan’ın elini güçlendirdi ve bu yakınlaşma sadece jeopolitik değil aynı zamanda ideolojik.
Bóka, “Pek çok kişi Trump yönetiminin Avrupa kurumlarından ne kadar hoşlanmadığını hafife alma hatasına düşüyor. [Trump] AB’yi sadece karşıt çıkarları olan uluslararası bir kurum olarak değil, siyasi bir rakip olarak görüyor ve ona göre davranıyor,” dedi.
Bóka ayrıca Macaristan’ın Rusya’ya yönelik yaptırımlar konusundaki “çekincelerinin”, barış sürecini baltalama tehdidi taşıdığı için “yoğunlaştığını” söyledi.
Bóka, “Yaptırım rejimine ilişkin kararların ateşkes ve barış müzakerelerinin önünde bir engel haline gelmesini istemiyoruz. . . Yaptırımların bu özel barış sürecine ne ölçüde yardımcı olduğu ya da engel olduğu hakkında konuşmalıyız,” dedi.
Avrupa
Alman hükümeti “sosyal yardım dolandırıcılığı”na karşı harekete geçti

Almanya’da, devletten sosyal yardım alan herkesin gelecekte kemerini daha da sıkması gerekecek.
junge Welt’e göre SPD’nin kontrolündeki Federal Sosyal İşler Bakanlığı, bu planı aylardır ince ayarlarını yapıyordu ve aslında planın bu yılın sonuna kadar sunulması öngörülüyordu.
Çarşamba günü Bakan Bärbel Bas, İçişleri Bakanı Alexander Dobrindt (CSU) ile üzerinde anlaştığı “eylem planını” birdenbire ortaya çıkardı.
“Nihayet!” diye manşet atan Bild gazetesi, planın kime yönelik olduğunu hemen açıkladı: “Güneye Doğu Avrupa’dan (Bulgaristan, Romanya) gelen, harap binalarda yaşayan, çok az çalışan ya da kayıt dışı çalışan, ancak yine de sosyal yardım alan göçmenler.”
Ertesi gün, Alman İlçeler Birliği de Bas ve Dobrindt’i alkışladı. Birlik Genel Müdürü Kay Ruge, Tagesspiegel gazetesine verdiği demeçte, planın “doğru yerleri hedeflediğini” söyledi.
Ruge, “Organize sosyal yardım dolandırıcılığı, sahte istihdam ve sömürücü iş modelleri”nin mağdurlara zarar verdiğini ve yerel yönetimlere yük oluşturduğunu belirtti.
Alman İlçeler Birliği, planın “pratik” bir şekilde uygulanmasını talep ediyor.
Bas, Haziran 2025’te göreve başladıktan kısa bir süre sonra, “sosyal yardımların organize suistimali”ne karşı daha sert önlemler alma niyetini açıklamıştı.
Ona göre insanlar AB ülkelerinden Almanya’ya çekiliyor ve ardından asgari ücretli sözleşmeler sunuluyor; aynı zamanda temel gelir için başvuruyorlardı.
Bakan, bunların “ortadan kaldırılması gereken mafya benzeri yapılar” olduğunu söyledi.
O zaman bile birçok uzman, “örgütlü sosyal yardım dolandırıcılığının” marjinal bir sorun olduğuna dikkat çekmişti.
Fakat bu durum, bu pazar günü Berlin ve Mecklenburg-Batı Pomeranya’da yapılacak seçimlerden sadece birkaç gün önce kendilerini “sosyal yardım dolandırıcılarına” karşı mücadele edenler olarak gösterme konusunda Bas ve Dobrindt’i caydırmıyor.
Plan, Almanya’da “mükerrer ikametgahı” bulunan AB vatandaşlarına düzenli transfer ödemelerine erişim hakkı tanıyan mevcut beş yıllık kuralın, gelecekte “yasal ikamet” şartına bağlanmasını öngörüyor.
Yerel yönetimlere, örneğin onarım emirleri, ön alım hakları, kullanım yasakları veya hatta kamulaştırma yoluyla “terk edilmiş mülklere” karşı önlem alma konusunda daha fazla hareket alanı tanınacak.
Buna ek olarak, devlet kurumları arasındaki veri paylaşımı da iyileştirilecek. Yürürlükteki bir tutuklama emriyle aranan kişiler artık temel gelir desteği alamayacak. Bu önlem en son olarak özellikle CDU/CSU tarafından talep edilmişti.
Sol Parti’nin Federal Meclis grubunun sosyal politika sözcüsü Cansın Köktürk, junge Welt’e verdiği demeçte, “‘Sosyal dolandırıcılığı’ bize temel sorun olarak satmaya çalışmak, oldukça şeffaf bir dikkat saptırma taktiğidir,” dedi.
Elbette, “boşlukların kapatılması gerektiğini” söyleyen Köktürk, bununla birlikte asıl sorunun, “insanlara çok az güvenlik sağlayan bir refah devleti” olduğunu savundu.
Sözcü Bas’tan, “destek ihtiyacı olan insanlara yönelik genel bir şüphe” yerine “güçlü bir refah devleti için bir eylem planı” sunmasını bekliyor.
Perşembe günü yayınlanan bir açıklamada, Federal Evsizlere Yardım Çalışma Grubu (BAGW), planlanan daha sıkı önlemlerin organize suistimalleri hiç hedef almayacağını, bunun yerine “yıllardır Almanya’da yaşayan, çalışan veya iş arayan” insanları etkileyeceğini ve evsiz AB vatandaşlarının “zaten istikrarsız durumunu” daha da kötüleştireceğini savundu.
BAGW ayrıca, 2025 yılında ülke genelindeki iş merkezlerinde sosyal yardım dolandırıcılığı şüphesiyle başlatılan 133.640 soruşturmanın yalnızca 377’sinin organize, çete bağlantılı dolandırıcılıkla ilgili olduğunu, yani bu sayının toplamın yaklaşık yüzde 0,3’ünü oluşturduğunu belirtti.
Federal İstihdam Ajansı, 2025 yılına ait yıllık raporunda bu tür vakaların sayısının 406 olduğunu tahmin ediyor.
Demokratik Avukatlar Derneği Federal Yürütme Kurulu üyesi Susanne Ferschl, hükümetin önerisiyle ilgili jW’nin sorusuna yanıt olarak, “Asgari yaşam standardını güvence altına alan yardımları cezai bir önlem olarak kullanmak isteyenler, ceza soruşturmaları ile sosyal yardım hukuku arasındaki sınırları bulanıklaştırıyor ve refah devletimizin temel ilkelerinden birini sorgulamaya açıyor,” dedi.
Ona göre bu durum sadece sosyal politika açısından felaket olmakla kalmayıp, anayasal açıdan da son derece sorunlu: “Asgari geçim seviyesi temel bir haktır, devletin bir sadakası değildir.”
Avrupa
AfD, FPÖ’nün “tecrübelerinden” faydalanacak

Saksonya-Anhalt’tan önde gelen AfD siyasetçileri, eyalet hükümetini kurmaya hazırlanırken Avusturya Özgürlük Partisi’nin (FPÖ) temsilcileriyle diyalog kurmayı umuyorlar.
AfD eyalet meclis grubu parlamento sekreteri Tobias Rausch, Magdeburger Volksstimme gazetesine verdiği demeçte, “FPÖ’nün siyasi deneyiminden kesinlikle faydalanabiliriz,” dedi.
Rausch, grup başkan yardımcısı Ulrich Siegmund ve eyalet başkanı Martin Reichardt ile birlikte önümüzdeki hafta Viyana’da FPÖ temsilcileriyle görüşmeyi planlıyor.
FPÖ, Avusturya’da birçok eyalette eyalet hükümetlerinin koalisyon ortağı.
AfD, 6 Eylül’de Saksonya-Anhalt’ta yapılan eyalet seçimlerini açık bir farkla kazandı ama mutlak çoğunluğu elde edemedi.
Yeni eyalet parlamentosunda 83 üye bulunuyor; bunların 39’u AfD’ye mensup. CDU, Sol Parti, Yeşiller ve SPD de toplamda 39 sandalyeye sahip. BSW ise beş üyeyle temsil ediliyor.
AfD ve BSW temsilcileri şu anda görüşmeler yoluyla işbirliğinin ne ölçüde mümkün olabileceğini araştırıyorlar.
AfD’nin eyalet başbakanlığı için adayı olan Ulrich Siegmund, geçen ocak ayında Salzburg’da FPÖ yöneticileri ile bir araya gelmişti.
Ziyarete Salzburg FPÖ Başkanı ve Eyalet Başbakan Yardımcısı Marlene Svazek ev sahipliği yapmıştı.
Geçmişinde neo-Nazilerin bulunduğu FPÖ, Avusturya’da federal düzeyde de birden fazla kez koalisyon ortağı olduğu için “aşırı sağ”ın yönetim tecrübesine sahip.
FPÖ ile AfD arasında yakın bir ilişki bulunuyor. Bu ilişki, FPÖ lideri Herbert Kickl ve AfD lideri Alice Weidel döneminde daha da güçlendi.
İki parti arasında örgütsel bağ da var. Eski FPÖ siyasetçisi Hans-Jörg Jenewein şu anda Thüringen Eyalet Meclisi’nde AfD’nin basın sözcüsü olarak görev yapıyor.
Avrupa
İngiltere, “Made in Europe” sistemine dahil olmak istiyor

İngiltere Maliye Bakanı, AB’ye, sanayisini korumaya yönelik “Made in Europe” programından Birleşik Krallık’ı dışlamaması konusunda uyarıda bulunacak.
John Healey, cuma günü (18 Eylül) Dublin’de yapılacak AB maliye bakanları toplantısında teknoloji, savunma ve imalat alanlarında Birleşik Krallık ile AB arasında daha yakın bir işbirliği kurulması için baskı yapacak.
Fakat Hazine kaynaklarının BBC’ye verdiği bilgiye göre, Healey, AB’den “yeni engeller dikmek yerine”, “Made in Europe” programını Birleşik Krallık ile bağları derinleştirecek şekilde tasarlamasını isteyecek.
Yetkililer, Healey’in Avrupa maliye bakanlarına, geçen yıl Birleşik Krallık’ın AB savunma kredisi (SAFE) programına katılması için yapılan görüşmelerin sonuçsuz kalmasının ardından “ders çıkarmanın” önemli olduğunu söyleyeceğini belirtti.
Söz konusu anlaşmazlık, Birleşik Krallık’ın programa katılmak için ne kadar para ödeyeceği konusuna odaklanmıştı.
Resmi adı Sanayi Hızlandırıcı Yasası (IAA) olan “Made in Europe” politikası, şu anda blok tarafından değerlendiriliyor ve dış ülkelerden gelen mallara kısıtlamalar getirerek AB imalat sektörünü korumayı amaçlıyor.
Hükümette, bu programın İngiliz firmalarını Avrupa tedarik zincirlerinin dışında bırakabileceğine dair endişeler var.
Hazine yetkilileri, Healey’in Brexit’in iktisadi etkisini azaltmak ve AB ile daha yakın bağlar kurmak istediğini ama bunun İngiltere’ye herhangi bir bedel ödetmemesi gerektiğini belirtti.
Healey şunları söyledi:
“İngiltere’nin büyüme öyküsünün bir sonraki bölümü daha fazla yerde yazılacak. Benim için AB ile daha yakın bağlar kurmak, Birleşik Krallık’ın neresinde olursa olsun İngiliz şirketlerinin, büyümek için ihtiyaç duydukları hem tedarik zincirlerine hem de müşterilere daha iyi erişim sağlayabilmesi anlamına geliyor.”
Healey, Dublin’deki toplantıyı teknoloji firmaları, savunma şirketleri ve imalat sektörüne odaklanmak için kullanacak.
Bir Hazine kaynağı, “Maliye Bakanı, hiçbir şeyin onları engellememesini sağlamak istiyor,” dedi.
Bu gelişme, Keir Starmer’ın başbakanlıktan istifasının ardından AB ile yapılacak yeniden başlama zirvesinin ertelenmesinin ardından geldi.
Hazine kaynakları, zirvenin artık Kasım ayında gerçekleşmesini bekliyor.
Healey’nin Dublin’deki toplantısı, bu hafta başlarında savunma harcamaları için daha fazla kaynak yaratmayı amaçlayan küresel bir yatırım bankasına katılma konusundaki görüşmelerini sürdürdüğünün ortaya çıkmasının ardından gerçekleşiyor.
Healey, selefi Rachel Reeves’in bu fikri reddetmesinden kısa bir süre sonra, Savunma, Güvenlik ve Dayanıklılık Bankası’na (DSRB) katılma teklifini değerlendiriyor.
Kanada, bu bankanın kurulması yönündeki çabaları öncülük ediyor; destekçiler, bankanın kurulmasının hükümetlerin askeri harcamaları artırmak için daha düşük maliyetle borçlanmasını sağlayacağını savunuyor.
Birleşik Krallık’ın artan savunma taahhütlerinin finansmanı, Healey’in Ekim ayında yapılacak bütçe hazırlıkları ve gelecek yılın harcama gözden geçirme çalışmaları kapsamında en büyük baş ağrılarından biri.
Avrupa2 hafta önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa1 hafta önceKoçbaşı olarak AfD
Avrupa2 hafta önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya1 hafta önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Ortadoğu1 hafta önceİsrail Deniz Kuvvetleri Komutanı, Türkiye’yi tehdit etti
Asya3 gün önceDeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Dünya Basını1 hafta önceProf. Hanke: Washington’dan gelen hiçbir açıklamaya güvenemezsiniz
Avrupa2 hafta önceAfD, Saksonya-Anhalt’ta büyük bir farkla kazandı










