Bizi Takip Edin

Amerika

“Milli muhfazakârlar” konferansı: Elektrikli testere ve “Roma selamı”nın ötesinde

Yayınlanma

ABD’de düzenlenen Muhafazakâr Siyasi Eylem Konferansı (CPAC) toplantısına, Arjantin Devlet Başkanı Javier Milei’nin Elon Musk’a hediye ettiği elektrikli testere ve “Amerika’yı Yeniden Büyük Yap” hareketinin ideoloğu olarak öne çıkan Steve Bannon’ın Nazi selamı damga vurdu.

Washington, D.C.’de düzenlenen ve “Amerika’yı Şimdi Kurtar” sloganının öne çıktığı etkinlik 19 Şubat’ta başladı ve 22 Şubat’ta sona erecek. Eski ABD Başkanı Ronald Reagan’ın himayesinde 1970’li yıllarda Cumhuriyetçilerin muhafazakâr kanadı olarak ortaya çıkan CPAC, 2010 ile 2017 arasında kısmen marjinal bir “alt-right” organizasonu iken, Donald Trump’ın yükselişi ile birlikte hem ana akım muhafazakârlığı kapsarken, hem de transatlantik ilişkilerini de geliştirdi ve “milli muhafazakârlık” olarak adlandırılabilecek ideolojik yönelimin küresel taşıyıcısı haline geldi.

Şu anda CPAC’ın Arjantin’de, Avustralya’da, Brezilya’da, Japonya’da, İsrail’de, Macaristan’da, Meksika’da ve Güney Kore’de kolları bulunuyor. Dahası, Trump’ın yükselişi ile birlikte Atlantik’in öte yakasındaki “özel ilişki”nin memleketinde, Birleşik Krallık’ta da hem Muhafazakâr Parti içinde, hem de Trump’ın müttefiki Nigel Farage’ın Reform partisi nezdinde önemli müttefikler elde etti.

Yeni “küreselcilik”: Milli, liberteryen, muhafazakâr

Nitekim iktisadi olarak “liberteryen”, sosyal olarak “muhafazakâr” bu akımın dünkü etkinliğine Arjantinli Milei ile Musk’ın damga vurması şaşırtıcı değil. Musk, ilk olarak günün erken saatlerinde CPAC için toplanan aktivistlerin büyük tezahüratlarına yol açan bir konuşmacı olarak duyuruldu.

Konuşmasından önce, Musk tarafından sık sık övülen ve 2023 kampanyası sırasında elektrikli testereyi popülerleştiren ve kamu harcamalarının azaltılmasını öneren Javier Milei ile bir araya geldi.

Musk gözlükleri ve alametifarikası olan siyah “Make America Great Again” (“Amerika’yı Yeniden Büyük Yap”) şapkasıyla sahneye çıktıktan sonra Milei’nin kendisine bir hediyesi olduğunu söyledi. Arjantinli lider daha sonra kırmızı elektrikli testereyle sahneye çıktı ve testereyi Musk’a uzattı. Testerenin üzerinde Milei’nin “Viva la libertad, carajo” yani İspanyolca “Yaşasın özgürlük, lanet olsun” sloganı yazılıydı.

Elindeki testerenin “bürokrasi için” olduğunu savunan Musk, önceki Biden yönetimini göçmen politikaları nedeniyle eleştirdi ve özellikle yaklaşık 1 milyon kişinin iki yıllık çalışma izniyle ABD’ye girmesine izin veren bir uygulamanın adını verdi ve Demokratları, kararsız eyaletlerde daha fazla destek almak için bunu bir “yatırım” olarak yapmakla suçladı.

Musk, Newsmax sunucusu Rob Schmitt’in kendisine “Vatana ihanet mi?” diye sormasından önce, “Pek çok insan bunun Amerika’da demokrasinin terazisini eğmek için yapılan gerçek bir aldatmaca olduğunu tam olarak anlamıyor,” dedi ve “vatana ihanet” diye yanıt verdi.

Schmitt kendisine Federal Rezerv’i denetlemeyi düşünüp düşünmediğini sorduğunda Musk, “Evet, elbette, hazır başlamışken. İsraf hemen hemen her yerde,” dedi.

Milyarder, Salvador Devlet Başkanı Nayib Bukele’nin kendisini arayarak, Musk’ın güvenliğinden endişe duyduğunu söylediğini ve güvenlik önlemlerinin nasıl iyileştirilebileceği konusunda fikirlere açık olduğunu belirterek şaka yaptı.

Musk, “Yüz bin kadar katil caniyi hapse atmayı başaran El Salvador Başkanı Bukele beni aradı. ‘Güvenliğiniz konusunda endişeliyim’ dedi. Ben de ‘Dostum, benim güvenliğim için mi endişeleniyorsun?’ dedim,” diye konuştu.

Zihninin içinin nasıl olduğunu tarif etmesi istendiğinde Musk, “Zihnim bir fırtına. Bir fırtına,” diye cevap verdi.

Bannon, Musk’ı görünce sopasını sakladı

Öte yandan Beyaz Saray’daki ilk döneminde Trump’ın baş stratejisti olarak görev yapan MAGA ideoloğu Steve Bannon, Musk’ın ardından sahneye çıktı ve çok daha az coşkulu bir karşılama ile sahneye çıktığında gecenin en ilgi çekici kişisi olmadığını kabul etti.

“Elon Musk’ı takip etme kartını nasıl çektim?” Bannon, “Hadi adamım! Dünyanın en zengin adamını, Süpermen’i ortaya çıkarıyorsun. Onu takip etmem mi gerekiyor? Ben sadece çılgın bir İrlandalıyım!” diye konuştu.

Gecenin en önemli olaylarından biri de bu sırada yaşandı. Bannon, CPAC dinleyicilerini ısrarla “savaşmaya, savaşmaya, savaşmaya” çağırdıktan sonra Nazi selamı olduğu düşünülen hareketi yaptı.

Alkışlar üzerine Bannon hızlıca başını salladı ve “Amin” diye cevap verdi.

2028 yılında da Trump’ı başkan yapmak istediklerini söyleyen Bannon, onun gibi liderlerin tarihte iki kez ortaya çıktığını söyledi ve kendilerinden bu nedenle nefret edildiğini ileri sürdü.

Daha önce dünyanın en zengin adamına sert sözlerle yüklenen Bannon, bu sefer Musk’a sadece biraz takılmakla yetindi ve tarih kitapları bu çağ hakkında yazıldığında “beni, Elon Musk’ı, Tucker Carlson’ı ya da Sean Hannity’yi hatırlamayacaklar; iki şeyi hatırlayacaklar, Donald Trump ve MAGA, tamam mı?” dedi.

“Cumhuriyetçi Partiyi naziler ele geçirdi”

Bannon’ın hareketi, sağcı gruplar arasında bile tuhaf karşılandı. Project Liberal kuruluşunun başkanı Joshua Reed Eakle, X’teki bir klibe verdiği yanıtta, “Nazizm resmen Cumhuriyetçi Partiyi ele geçirdi,” dedi.

“Burası Trump’ın Amerika’sı” başlıklı bir paylaşım da Really American adlı bir siyasi grup tarafından X’te paylaşıldı.

Beyaz milliyetçi Nick Fuentes hem Musk’ın hem de Bannon’ın hareketlerini “Roma selamı” olarak nitelendirdi ama perşembe günü podcast’inde bunu “iğrenç” olarak nitelendirdi ve “Benim gibi bir adam için bile biraz rahatsız edici olmaya başladı!” diye ekledi.

CPAC’ın Washington ayağı, milli muhafazakârlığın ve Trumpizmin Cumhuriyetçi Parti içerisindeki yerini sağlamlaştırma adımları atarken, küresel düzeyde, ama özellikle de Avrupa’da yeni bir dönemin açıldığının sinyalini verdi.

Truss’tan ABD’nin desteğiyle yeni bir alternatif medya kurma sinyali

MAGA dalgasının “MEGA”ya (Avrupa’yı Yeniden Büyük Yap) dönüşmesi için çabalayan Avrupalı siyasetçilerin CPAC’ye akın ettiği görülüyor.

CPAC’de konuşma yapması beklenen ya da yapan sağcı veya muhafazakâr isimler arasında Fransız Ulusal Birlik (RN) lideri Jordan Bardella ve Sarah Knafo, İtalya Başbakanı Giorgia Meloni, Slovakya Başbakanı Robert Fico, Avrupa Muhafazakârları ve Reformistleri Başkanı Mateusz Morawiecki ile Birleşik Krallık’tan Nigel Farage ve Liz Truss yer alıyor.

2022’de kısa bir süre Birleşik Krallık Başbakanlığı yapan Liz Truss, “Elon Musk ve onun inek ordusu misk sıçanlarının İngiliz derin devletini incelemesini istiyoruz,” dedi.

Truss ayrıca ana akım medyaya da yüklenerek, “Amerika’daki dostlarının da yardımıyla” yeni bir medya projesi başlatacaklarını açıkladı.

2017’den 2023’e kadar Polonya Başbakanlığı yapan, Hukuk ve Adalet (PiS) mensubu Mateusz Morawiecki de gazetecilere “Avrupa DOGE girişimimize gerçekten sahip olmalıyız,” dedi.

Musk’ın başında bulunduğu Hükümet Verimliliği Departmanı (DOGE), federal hükümetin harcamalarını denetleyerek durdurmakla görevli.

Avrupa’da Trumpizmin taşıyıcısı olmak için öne çıkan AP’deki Avrupa için Vatanseverler (Patriots for Europe – PfE) grubu tarafından yapılan basın açıklamasında, etkinliğe katılımın “ulusal egemenliği savunmak ve iktidarı halka geri vermek için daha güçlü transatlantik yurtsever bağlar kurma yolunda önemli bir adım” olduğu belirtildi.

Basın açıklamasına göre PfE grubunun üyeleri, “Avrupa ve Amerikan yurtsever hareketleri arasındaki ilişkileri” güçlendirmek amacıyla ABD’li mevkidaşlarıyla “stratejik görüşmeler” yapacak.

France 24’ün haberine göre Avrupalıların katılacağı yuvarlak masa toplantıları arasında “Kaçacak Hiçbir Yer Yok”, “Sol Teknolojinin Yıkımı”, ”BlackRock Life’s Matter: Woke Yönetim Kurulu Odalarını Ezmek” ve ”Kültür Savaşçıları: Ateşkesinizi Alın ve Götürün” yer alıyor.

JD Vance “göçü” baş düşman ilan etti

Açılış konuşmasını yapan ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Trump yönetiminin iktidara gelişinin birinci ayını kutlarken, kontrolsüz göçün hem Avrupa hem de ABD için “en büyük tehdit” olduğunu bir kez daha iddia etti.

Başkan Yardımcısı, geçen hafta Avrupalı liderleri ifade özgürlüğünü bastırmakla ve seçmenlerin gerçek inançlarından “korkmakla” suçlayan eleştirilerini yineledi.

Vance, “Avrupa’daki en büyük tehdit ve yaklaşık 30 gün öncesine kadar ABD’deki en büyük tehdit olduğunu söyleyebilirim, batının liderlerinin milyonlarca ve milyonlarca incelenmemiş yabancı göçmeni ülkelerine göndermeye karar vermiş olmalarıdır,” diye konuştu.

Ukrayna’daki savaşla ilgili olarak “Üç yıldır ilk kez Avrupa’da barışın eşiğinde olduğumuza gerçekten inanıyorum. Rusya ile konuşmadığınız sürece savaşı nasıl sona erdireceksiniz? Savaşa dahil olan herkesle konuşmak zorundasınız,” dedi.

CPAC’deki milliyetçi hava, aralarında Avrupa Parlamentosu’nun Macar üyesi ve Avrupa için Vatanseverler Vakfı’nın başkanı András László’nun da bulunduğu önde gelen Avrupalı sağcı ve Trump dostu isimlerin varlığıyla daha da belirginleşti.

Konferans çerçevesinde Guardian’a konuşan László, Trump yönetiminin Avrupa siyaseti üzerindeki varoluşsal tutumunu savundu.

Vance’in Avrupa’daki konuşma kısıtlamalarına yönelik eleştirilerini yineleyen László, “Zor olsa da dürüst tartışmalar yapmamız gerekiyor” dedi. “Biz ne için savaşıyoruz? Evimizde uygulamadığımız takdirde Ukrayna için egemenlik ve demokrasi mi? İfade özgürlüğünü engellemeyi bırakmalı, bazen bazı insanlar için acı verici olsa da daha fazla tartışma yapmalıyız.”

Uluslararası MAGA ittifakı

Trump yönetiminin ifade özgürlüğünün bastırıldığı iddialarına ve “woke” ideolojiye karşı giriştiği saldırılar hem ABD’li siyasi müttefikleri şaşkına çevirdi hem de Avrupa’daki sağı harekete geçirdi.

ABD ve Avrupa’daki sağ ve muhafazakâr hareketler arasında ideolojik farklılıklar olsa da, Trump’ın 2024 ABD seçimlerini kazanması “kitlesel göçe”, Hıristiyan değerlerin erozyona uğratılmasına ve Mutabakat’a karşı ortak bir platform sağlamış gibi görünüyor.

Örneğin PfE Başkanı Bardella geçen ay yaptığı açıklamada, “Donald Trump’ın vatanseverliğine ve ülkesinin çıkarlarını savunma isteğine büyük saygı ve hayranlık duyuyorum,” demişti.

Bardella ayrıca, Başkan Yardımcısı JD Vance’in geçen hafta Münih Güvenlik Konferansında yaptığı konuşmanın “anlaşılır” olduğunu da söyledi.

Trump’ın merkezi bir rol üstlendiği milli muhafazakâr hareketlerin uluslararasılaşması, Elon Musk’ın geçen ay Almanya’daki sağcı Almanya için Alternatif (AfD) mitingine internet üzerinden katılmasında da görüldü.

Bir başka örnek de AfD’nin eş başkanı Alice Weidel’in parlamento seçimlerinden birkaç gün önce Vance ile yaptığı ikili görüşmeydi.

Ukrayna savaşında Trump-Vance çizgisine yakınlaşılıyor

Ukrayna meselesi ve Trump’ın Volodimir Zelenskiy’e savaş açması da benzer bir eğilimi şiddetlendiriyor. AB içinde Rusya karşıyı yaptırımlara en sert karşı çıkanlardan olan Macaristan Başbakanı Viktor Orbán geçen hafta ABD’li Tucker Carlson ile yaptığı bir söyleşide Trump’ın suçlayıcı dilini yineleyerek, “Onlar [Ukrayna] savaşa girmeye ve kendi topraklarını savunmaya karar verdiler,” demişti.

Macaristan’daki şubenin başkanı Miklós Szánthó çarşamba günü Washington’da yaptığı açıklamada “Amerikalı ve Avrupalı muhafazakârların mücadeleyi sürdürmek için güçlerini birleştirmeleri” çağrısında bulundu.

Konferans çerçevesinde Guardian’a konuşan Avrupa Parlamentosu’nun Macar üyesi ve Avrupa için Vatanseverler Vakfı’nın Başkanı András László, Trump yönetiminin Avrupa siyaseti üzerindeki “varoluşsal tutumunu” savundu.

Vance’in Avrupa’daki konuşma kısıtlamalarına yönelik eleştirilerini yineleyen László, “Zor olsa da dürüst tartışmalar yapmamız gerekiyor. Biz ne için savaşıyoruz? Evimizde uygulamadığımız takdirde Ukrayna için egemenlik ve demokrasi mi? İfade özgürlüğünü engellemeyi bırakmalı, bazen bazı insanlar için acı verici olsa da daha fazla tartışma yapmalıyız,” diye konuştuç

İsrail’e hep destek, tam destek: Yeni Balfour Deklarasyonu

Yeni milli muhafazakârlığın en önemli siyasi unsurlarından biri de siyonizme, ama özellikle de siyonizmin dini siyonist ve Likud koluna verdiği büyük destek.

Jerusalem Post‘un perşembe günü öğrendiğine göre CPAC, İsrail’in Batı Şeria üzerindeki egemenliğini destekleyen bir karar tasarısını kabul etti.

ABD Başkanı Donald Trump’ın ilk yönetiminde ulusal güvenlik danışman yardımcılığı yapmış olan KT McFarland tarafından okunan kararda, “ABD ve müttefiklerinin İsrail’in Yahudiye ve Samiriye üzerindeki egemenliğini tanıması gerektiği” ifade ediliyor.

Karar, CPAC’nin üst düzey yetkilileri ile Yesha Konseyi Başkanı Israel Ganz arasında yapılan yoğun görüşmelerin ardından alındı ve Ganz bu deklarasyonun “Balfour Deklarasyonuna benzediğini” söyledi. 

Jerusalem Post’a konuşan Ganz, “kararın İncil’deki değerlere ve adalete siyasi geçerlilik kazandırdığını” da sözlerine ekledi.

Yesha Konseyi CEO’su Omer Rahamim ise JP’ye yaptığı açıklamada, “CPAC kararının İsrail egemenliğinin Yahudiye ve Samiriye’ye genişletilmesine yönelik Amerikan desteği açısından önemli bir ağırlık taşıdığını” söyledi.

Likud’un “woke ideolojiye” karşı savaşı ve Trump ile birlikte Tanrıyı sahneye yeniden çıkarmak

Bu yılki konferansa katılan Diaspora İşleri Bakanı Amichai Chikli ise, “merkezi konferansın Yahudiye ve Samiriye’de İsrail egemenliğinin uygulanması yönündeki deklarasyonunun, ABD’de göreve gelen yönetimin tutumuyla bağlantılı olarak son derece önemli olduğunu” kaydetti.

Chikli, Trump’ın antisemitizmle mücadele konusunda bir ayda Biden’ın dört yılda yaptığından daha fazlasını yaptığını iddia ederek önceki Biden yönetimini de eleştirdi.

Chikli, “Yeni yönetim yeni bir ruhla geliyo. [Dışişleri Bakanı] Marco Rubio’nun dediği gibi İsrail’in her düşmanı ortadan kaldırmaya ve kötülüğü yok etmeye hakkı var ve buna mecbur. Bu tamamen farklı bir yaklaşımdır ve savaşlar bu şekilde kazanılır,” dedi.

“Woke ilerici hareket”in, “Marksist hareketin sadece başka bir yüzü” olduğunu ileri süren İsrailli, “Bu, hakikat fikrini reddeden tanrısız bir felsefedir. Bu sadece İsrail Devleti için değil, Amerika ve Batı medeniyeti için de bir tehdittir. Başkan Trump’ın da dediği gibi, biz Tanrıyı yeniden sahneye çıkarmak istiyoruz,” diye konuştu.

İsrailli eski rehine Noa Argamani de CPAC’a katıldı. Üç gün sürecek toplantının açılış konuşmasını yapan Vance, “Mesajımız Başkan Trump’ın sizi sevdiği, sevdiklerinizi unutmadığı ve onları eve getirmek için her gün mücadele edeceğidir. Yaptığı şey tam olarak budur ve yapmaya devam edeceği şey de budur,” diyerek İsrailli rehinelere seslendi.

Serbest bırakılan rehineler Noa Argamani ve Ilana Gritzewsky ile rehinelerin aile üyeleri Adi Alexander, Gal Delal ve Moshe Lavi’ye hitap eden CPAC organizatörleri Matt ve Mercedes Schlapp, “Amerika sizin yanınızda, Amerika İsrail’in yanında ve Hamas’ın ortadan kaldırılmasını sağlayacağız. Başkan Trump yönetiminde Orta Doğu’ya barış getireceğiz,” dedi.

Amerika

ABD, yörüngedeki Çin uzay uçağının net görüntüsünü yayımladı

Yayınlanma

ABD Savunma İstihbarat Teşkilatı, uydu görüntülerine yansıyan hava aracının Çin’e ait deneysel bir uzay uçağı olduğunu doğruladı. Teşkilatın yayımladığı raporda yüksek çözünürlüklü fotoğrafına yer verilen aracın, Amerikan X-37B uçağıyla olan yapısal benzerliği dikkat çekti.

ABD Savaş Bakanlığına (Pentagon) bağlı Savunma İstihbarat Teşkilatı (DIA), daha önce kamuoyuna sızan bir uydu görüntüsünde yer alan aracın Çin’e ait deneysel ve yeniden kullanılabilir bir uzay uçağı olduğunu resmen doğruladı.

The War Zone (TWZ) portalının DIA tarafından yayımlanan gizli olmayan yeni uzay tehditleri raporuna dayandırdığı habere göre, söz konusu doğrulama doğrudan istihbarat kayıtlarına girdi.

Kurum hazırladığı rapora, aracın bugüne kadar yayımlanmış en yüksek çözünürlüklü uydu görüntüsünü de ekledi.

Portalın aktardığı bilgilere göre bu kareyi, günümüzde Vantor adıyla faaliyet gösteren Maxar Technologies şirketi çekti.

Çekimin kesin tarihi raporda yer almazken görselin üzerinde 2024 yılına ait bir telif hakkı işareti dikkat çekiyor.

Amerikan istihbaratı, bu tip uzay araçlarının yörüngeye çeşitli nesneleri yerleştirmek, uzay ortamında testler yürütmek ve ardından Dünya’ya geri dönmek üzere tasarlanabileceğini vurguluyor.

TWZ’nin aktardığı ayrıntılara bakılırsa Çin uzay uçağının gövde mimarisi, ABD Uzay Kuvvetlerinin kullandığı Amerikan yapımı X-37B ile büyük benzerlikler taşıyor.

Çin aracında da küçük kanatlar, iki dikey kuyruk ve yukarı doğru açılan kargo bölümü kapakları yer alıyor.

Aracın kuyruk bölümünde ise her iki tarafında güneş panelleri taşıyan bir uzantı görülüyor.

Çin’e ait uzay uçağının görüntüsü açık kaynaklara ilk kez 2024 yılında yansıdı.

O dönem ABD Uzay Kuvvetlerinin Kore’deki birliğine komuta eden Albay John Patrick, Güney Kore’de düzenlenen Open Space forumundaki sunumu sırasında fotoğrafın daha düşük çözünürlüklü bir versiyonunu kamuoyuyla paylaştı.

Fakat o tarihte kadraja giren gövdenin tam olarak hangi araca ait olduğu kesinleşmemişti.

Haberde aktarılan askeri verilere göre ABD bugüne kadar iki adet X-37B uzay uçağı üretti.

Bu araçlar 2010 yılından bu yana toplam sekiz yörünge görevi gerçekleştirdi; serinin OTV-8 kodlu son görevi ise 22 Ağustos 2025 tarihinde fırlatıldı.

Daha önce Aralık 2023’te SpaceX şirketi, USSF-52 görevi kapsamında Amerikan ordusuna ait gizli uzay uçağını Falcon Heavy roketiyle yörüngeye taşımıştı.

Böylece ABD Uzay Kuvvetlerinin insansız ve yeniden kullanılabilir X-37B platformu bir kez daha uzaya gönderilmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

Obama, El-Sayed ile birlikte miting düzenledi

Yayınlanma

Eski ABD Başkanı Barack Obama, cumartesi günü Detroit’teki kalabalığa, Demokrat Senato adayı Abdul El-Sayed ile birlikte seslendi.

Michigan için yarışan El-Sayed’in, “siyasetten parayı uzaklaştırıp parayı sizin cebinize koyacak bir değişim, gerçek bir değişim için mücadele ettiğini” söyleyen Obama, Michigan’daki erken oy kullanmanın ilk gününde diğer Demokrat adaylara da destek verdi.

Obama, Detroit’teki Cass Teknik Lisesi’nde binlerce izleyicinin önünde yaptığı konuşmada, El-Sayed’in “Uygun Fiyatlı Sağlık Hizmetleri Yasası [Obamacare] ile başlattığımız işi tamamlayacağını ve her bir Amerikalıya kaliteli, uygun fiyatlı sağlık hizmetini garanti edeceğini” savundu.

Eski başkan, “oy kullanma oranını artırmak” amacıyla düzenlenen akşam etkinliğinde, ABD Senatosu için Demokrat Parti adayı olan El-Sayed ve partinin vali adayı Jocelyn Benson’ın mitingine baş konuşmacı olarak katıldı.

Obama, Donald Trump’ı “kendisini ve ailesini zenginleştirmekle” suçladı ve yönetimin “en üst kademede” rüşvet almayı bir “kültür” haline getirdiğini söyledi.

Eski başkan, “Hiçbir başkanın bu kadar rüşvet satmaya bu kadar kararlı olduğunu görmedim,” dedi.

Miting, 3 Kasım’da yapılacak ara seçimler öncesinde Michigan’daki erken oy kullanma döneminin ilk gününde gerçekleşti.

Obama, Beyaz Saray ve Cumhuriyetçi Parti’yi hedef alan sert eleştirilerde bulundu.

Detroit ziyareti, Obama’nın El-Sayed’e yönelik ilk kamuya açık destek gösterisi. El-Sayed, eski başkanın kenarda kaldığı, Ağustos ayında yaşanan çekişmeli bir ön seçimden galip çıkmıştı.

Hekim ve eski sağlık yetkilisi olan El-Sayed, Demokrat Parti kurmayları ve İsrail yanlısı kuruluşların desteğini arkasına alan Kongre Üyesi Haley Stevens’ı mağlup etmişti.

Obama, yönetimi hedef alan bir tavır sergiledi ve Savunma Bakanı Pete Hegseth’i, “askerlerimizin çene hatlarına ve testosteron seviyelerine” “lazer gibi odaklanmış” olarak alay ederek, “Sizce bu adam her gün aynanın önünde ne kadar zaman geçiriyor?” diye sordu.

Gümrük vergileri konusunda Obama, Trump’ın “o meşhur kötü imparatorluğa” karşı en sert tavrı sergilediğini söyledi ve Detroit’ten köprüyü geçip birkaç dakikalık sürüş mesafesindeki Kanada’ya atıfta bulundu.

Trump’ın Beyaz Saray’ı yenileme girişimlerine de bir gönderme yapan Obama, Beyaz Saray balo salonu ve Gül Bahçesi dahil olmak üzere Washington’daki pek çok yenileme çalışmasına ilişkin olarak, “O, HGTV’de olmalı. Beyaz Saray’ı, sanki Saddam Hüseyin bir Cheesecake Fabrikası açmış gibi göstermiş,” dedi.

Obama’nın El-Sayed’i destekleyip desteklemeyeceği konusunda şüpheler vardı. “Herkes için Medicare”in savunucusu olan El-Sayed, bir ara Obama’nın en önemli iç politika başarısı olan Obamacare’i “kademeli bir çözüm” olarak nitelendirmişti.

İki siyasetçi Demokrat ön seçiminlerden sonra telefonda görüştü ve El-Sayed o günden beri Obama’yı bir “akıl hocası” olarak nitelendiriyor.

Ekim ortasında eyalet genelinde muhtemel seçmenler arasında yapılan bir Marist anketi, El-Sayed’in oy oranını %50, Cumhuriyetçi rakibi Rogers’ınkini ise %48 olarak gösteriyor.

RealClearPolitics’in ortalamasına göre ise benzer bir dönemde El-Sayed yaklaşık 2,6 puan önde.

Okumaya Devam Et

Amerika

Anduril bağlantılı bir startup genetiği değiştirilmiş askeri köpek üretecek

Yayınlanma

Geçtiğimiz perşembe günü kamuoyuna duyurulan Teksas merkezli startup Warhound, genetik mühendislik yoluyla daha üstün bir askeri köpek ırkı yaratacak.

Perşembe günü kamuoyuna duyurulan şirket şimdiden 200 milyon dolarlık başlangıç fonu elde etti.

Bu girişim, Anduril’in kurucu ortağı Palmer Luckey ile, yünlü mamut gibi soyu tükenmiş türleri yeniden hayata döndürmeye çalışmasıyla tanınan Colossal Biosciences şirketinin kurucu ortağı Ben Lamm tarafından kuruldu.

Lamm’ın şirketi, görme bozukluğu ve kalça displazisi gibi performansı engelleyen sorunlardan arınmış, daha sağlıklı ve daha dayanıklı köpeklerin geliştirilmesine ve klonlanmasına yardımcı olacak.

Bu köpekler ayrıca bomba koklama gibi faydalı özellikler açısından da optimize edilecek.

PAW Patrol dizisindeki Ryder gibi, Luckey de yavru köpekleri en son teknoloji ürünü ekipmanlarla (gözlükler, kurşun geçirmez yelekler vb.) donatacak.

Görevlendirilen köpeklere koruyucu zırh, kulak ve göz koruyucuları verilebilir ve Anduril’in geliştirme aşamasında olan, yapay zeka destekli askeri kask ve yüksek çözünürlüklü 3D baş üstü ekranı gibi EagleEye gibi askeri teknolojilerle entegre edilebilirler. Anduril ayrıca Meta ile birlikte savaş alanı artırılmış gerçeklik gözlükleri geliştiriyor.

Köpeklerin genetik yapısını optimize etmek, savaş faaliyetlerine daha uygun hayvanlar elde edilmesini sağlayabilir.

Şu anda, eğitime alınan köpeklerin yarısının eğitimi tamamlayamaması yaygın bir durum. Lamm şöyle diyor:

“Eğitimi standart hale getirebilirseniz ve genetik yatkınlık ile performans yeteneklerini bilirseniz, (başarısızlık oranını) %10’a veya daha azına indirebileceğimizi düşünüyoruz. En iyi köpekleri klonlayıp görevlere gönderebilmek için her şeyi dikey olarak entegre edelim. Böylece ne elde edeceğiniz konusunda endişelenmenize gerek kalmaz.”

Lamm, “Bu tedarik zincirini düzenlemenin (ve) köpekleri genetik olarak geliştirmenin yanı sıra, onları daha da iyileştireceğiz,” dedi.

Warhound’a göre, “hizmet köpekleri” bulmak aslında oldukça zor. Şirket, ABD ordusunun köpeklerinin yaklaşık %80’ini Avrupa’dan temin etmek zorunda olduğunu ve genellikle sağlık sorunları nedeniyle bu köpeklerin yalnızca yarısından azının hizmet için uygun kabul edildiğini belirtti.

Warhound, “her köpeğin bakımı ve refahını” sağlamak amacıyla American Humane Society ile ortaklık kurduğunu açıkladı.

Warhound, Sequoia, ARK Invest, CIA’in risk sermayesi birimi In-Q-Tel ve diğer yatırımcılar tarafından destekleniyor ve bu sayede yaklaşık 1,2 milyar dolarlık bir değerlemeye ulaşıyor.

Lamm, TechCrunch’a verdiği demeçte, ilk güçlendirilmiş yavruların önümüzdeki yılın başlarında doğmasını beklediğini söyledi.

Luckey, yaptığı açıklamada “İnsanın en iyi dostu, insanın en iyi teknolojisini hak eder,” dedi.

Luckey, geçen ay Savunma Bakanı Pete Hegseth tarafından duyurulan ve savaşın geleceği için gerekli teknolojik yetenekleri araştırmayı amaçlayan “Project Meridian” projesinin, SpaceX CEO’su Elon Musk ve eski Temsilciler Meclisi Başkanı Newt Gingrich ile birlikte eş direktörlerinden biri.

USA Today’de yer alan habere göre Lamm, Luckey’nin “çalışan köpekler ve tüm bu fikirler hakkında durmadan konuştuğunu” söyledi.

Yönetici, “İtfaiyecilere, ilk müdahale ekiplerine, polis teşkilatlarına, savaşçılara ve ordumuza yardım eden çalışan köpekleri destekleyebilir miyiz diye bir fikir ortaya attık,” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English