Avrupa
Moldova seçimleri: Sandu’nun partisi zayıfladı, protestolar devam ediyor

Moldova’da yapılan parlamento seçimlerinde iktidardaki Eylem ve Dayanışma Partisi (PAS), oy oranını koruyarak meclis çoğunluğunu kıl payı sağladı ancak 10 sandalye kaybetti. Muhalefet, özellikle yurt dışındaki sandıklarda “geniş çaplı hile” yapıldığını açıkladı ve sonuçları tanımadığını açıkladı ve protesto gösterileri başlattı.
Moldova’da Pazar günü yapılan parlamento seçimlerinde, Cumhurbaşkanı Maya Sandu’nun liderliğindeki iktidar partisi Eylem ve Dayanışma Partisi (PAS), oyların yüzde 50,2’sini alarak meclisteki çoğunluğunu korudu.
Ancak 2021 seçimlerine göre 10 sandalye kaybeden partinin bu sonucu, muhalefet tarafından “yurt dışı oylarında geniş çaplı hile yapıldığı” gerekçesiyle reddedildi.
Yaklaşık 1,6 milyon seçmenin oy kullandığı seçimlerde, yüzde 100’ü işlenen tutanaklara göre PAS’ın ardından ikinci sırayı yüzde 24,17 oy oranıyla muhalif Vatanseverler Bloku aldı.
Avrupa Birliği (AB) yanlısı Alternativa partisi ise yüzde 7,96 ile üçüncü oldu.
Ancak muhalefet, yurt dışı sandıklarının sonuçları değiştirdiğini savunuyor. Yalnızca Moldova içindeki oylar dikkate alındığında muhalefet partilerinin toplam oyunun yüzde 49,54’e ulaştığı, PAS’ın ise yüzde 44,13’te kaldığı belirtiliyor.
Muhalefet liderleri sonuçları reddetti
Seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından muhalefet destekçileri, “halkın oylarını korumak” amacıyla Merkez Seçim Komisyonu binası önünde protesto gösterisi düzenledi.
Eski cumhurbaşkanı ve Vatanseverler Bloku liderlerinden İgor Dodon, yurt dışındaki sandıklarda hile yapıldığını belirterek, “Muhalefet ülke içindeki seçimleri kazandı,” dedi.
Dodon, bu sonucu barışçıl protestolarla savunacaklarını vurguladı.
Muhalif Zafer Bloku lideri İlan Şor da mücadeleyi sürdüreceklerini açıkladı. Şor, “Seçim sonuçlarını tanımayacağız çünkü seçim hiç yapılmadı,” diye konuştu.
İktidarın seçmenlerin yüzde 20’sini korkutarak oy kullanmalarını engellediğini öne süren Şor, Moldova’nın Kalbi ve Büyük Moldova gibi bazı partilerin de seçimlere katılmasına izin verilmediğini ekledi.
Gagavuzya ve Transdinyester’de muhalefet önde
Seçim sonuçları, özerk bölgelerde iktidar partisine desteğin oldukça düşük olduğunu gösterdi.
Gagavuzya’da PAS yalnızca yüzde 3,19 oy alırken, Vatanseverler Bloku yüzde 82,35’e ulaştı. Moldova vatandaşlığına sahip Transdinyester seçmenleri arasında da muhalefet birinci sırada yer aldı.
Transdinyester Dışişleri Bakanlığı, bölge halkının oy kullanma haklarının ihlal edildiğini duyurdu. Bakanlık, bazı sandıkların son anda taşındığını, “bomba ihbarları” ile oy verme işlemlerinin durdurulduğunu ve Dinyester nehri üzerindeki köprüde ulaşımın engellendiğini bildirdi.
Polisin ulaşım sorununa gerekçe olarak “program arızasını” gösterdiği belirtildi.
“Seçimler demokratik değildi”
Vzglyad gazetesine demeç veren Rus siyaset bilimci Aleksey Martınov, seçimlerin demokratik olmadığını savundu. Martınov, “Bu seçimlerin demokrasiyle ilgisi yok. Asıl kaybeden halk,” dedi.
Gagavuzya’da PAS’ın aldığı düşük oy oranını bölge valisi Evgeniya Gutsul’un hapiste olmasına bağlayan Martınov, Avrupa’daki oyların “özel bir cüretle” manipüle edildiğini ileri sürdü.
Hukukçu İlya Remeslo ise PAS’ın resmi sonuçlarda yüzde 50’nin üzerinde görünmesine rağmen gerçekte büyük kayıplar yaşadığını söyledi.
Remeslo, “Batı’daki diasporanın oyları çıkarıldığında, Sandu’nun oyu yüzde 44’e düşüyor. Üstelik her sandığın detaylı tutanakları yayımlanmadı, bu da Avrupa’nın şeffaflık standartlarına aykırı,” ifadelerini kullandı.
Siyaset bilimci Oleg Krohin de seçimleri PAS için “acı bir darbe” olarak nitelendirdi.
Krohin, “Bütün manevralara rağmen parti ancak kıl payı çoğunluğunu koruyabildi. Ülke içinde aldığı oy ise yalnızca yüzde 44; iktidarı yine diaspora kurtardı. Bu, zafer değil, gücün son sınırda tutulması,” dedi.
Krohin, Avrupa’daki sandıklarda oy başına 50 avroya varan ödemeler yapıldığını ve gözlemcilerin bu sandıklara alınmadığını iddia etti.
Moldova Anayasası’na göre 101 sandalyeli parlamento dört yıllığına seçiliyor. 2021’deki seçimlerde 63 sandalye kazanan PAS, bu seçimde 55 sandalyeye geriledi.
Avrupa
Almanya, Fransa ve İngiltere, Rusya ile müzakere planı üzerinde çalışıyor

Bloomberg’in kaynaklarına göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonu için bir plan hazırlıyor. Avrupa ülkeleri çatışmanın bir kış daha uzamasını önlemeyi hedeflerken, görüşmelere ilişkin nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy’e ait olacağını ve Kiev’e baskı yapılmayacağını belirtiyor.
Bloomberg’in kaynaklara dayandırdığı haberine göre Almanya, Fransa ve İngiltere, Ukrayna ile birlikte Rusya’nın da katılacağı barış görüşmelerinin organizasyonuna yönelik bir plan üzerinde çalışıyor.
Ajansa konuşan kaynaklar, Avrupa ülkelerinin çatışmanın bir kış daha devam etmesini önlemek istediğini belirtti. Aynı kaynaklar, görüşmeler konusunda nihai kararın Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’e ait olacağını ve Avrupa’nın bu konuda kendisine baskı yapmayı planlamadığını aktardı.
Kaynaklara göre İngiltere Başbakanı Keir Starmer, önümüzdeki günlerde bu konuyu Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile görüşecek.
Alman televizyon kanalı NTV, 2 Haziran’da Almanya’nın eski Başbakanı Gerhard Schröder’in Moskova’ya geldiğini bildirmişti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin daha önce Schröder’i Avrupa tarafından tercih edilebilecek bir müzakereci olarak nitelendirmişti.
Rusya Devlet Başkanı Sözcüsü Dmitriy Peskov, mayıs ayının sonunda yaptığı açıklamada Avrupa’nın Rusya ile diyalog kurulmasının gerekliliğini anladığını, ancak müzakere süreci konusunda “ancak şimdi olgunlaşmaya başladığını” ifade etmişti.
Peskov ayrıca Moskova’nın, Avrupa Birliği’nden Rusya ile temas kurabilecek olası müzakerecilere ilişkin gelen sinyalleri ciddiyetle değerlendirdiğini söylemişti.
Norveç Dışişleri Bakanı Espen Barth Eide ise Avrupa’nın Ukrayna konusundaki görüşmelere tarafsız bir arabulucu olarak değil, çatışmadan etkilenen çıkarlara sahip bir taraf olarak katılması gerektiğini belirtti.
Eide, Avrupa Birliği ve ABD’nin Kiev’e desteğini sürdürmesi gerektiğini de vurguladı.
Putin ise Kiev’in çatışmayı barışçıl yollarla çözmeye hazır olduğuna inanmadığını dile getirmişti. Rus lider, çatışmanın temel nedenlerinin ortadan kaldırılması ve 2024 yılında açıkladığı koşullar temelinde barışçıl bir çözüme hazır olduğunu söylemişti.
Putin’in sıraladığı koşullar arasında Ukrayna birliklerinin Donetsk ve Lugansk halk cumhuriyetleri ile Zaporojye ve Herson bölgelerinden çekilmesi, bu bölgeler ile Kırım’ın Rusya’nın parçası olarak tanınması, Ukrayna’nın tarafsız, askeri bloklara katılmayan ve nükleer silahlardan arındırılmış bir statü benimsemesi, Ukrayna’nın silahsızlandırılması ve “Nazizmden arındırılması” ile Rusya’ya yönelik tüm yaptırımların kaldırılması yer alıyordu.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise geçen yıl eylül ayında Avrupa’ya Ukrayna konusundaki müzakere masasında yer olmadığını söylemişti.
Lavrov, Avrupa Birliği ülkelerinin Rusya karşıtı tutumları nedeniyle bu süreçte yer alamayacağını belirtmiş ve Batı tarafından sunulan güvenlik garantilerinin “Rusya’ya karşı kurgulandığını” ifade etmişti.
Avrupa
Rheinmetall, otomotiv tedarik bölümünü satıyor

Alman savunma sanayi şirketi Rheinmetall, otomotiv tedarikçi bölümünü özel sermaye şirketi Aequita’ya satıyor.
Rheinmetall çarşamba günü yaptığı açıklamada, iki şirketin “bugün, Rheinmetall’in eski Power Systems bölümüne yeni bir yönetim altında bir gelecek açan bir satın alma anlaşması imzaladığını” duyurdu.
Bu, “stratejik yeniden yapılanmada bir dönüm noktası” niteliğinde; sivil bölümün satışıyla birlikte grup, “odak noktasını askeri işine kaydırıyor.”
İşlemin bu yılın dördüncü çeyreğinde tamamlanması bekleniyor ve halen düzenleyici kurumların onayına tabi.
Hisselerin yüzde 100’ü için ön satın alma bedeli 350 milyon avro olarak belirlendi fakat bu rakam işlemin kesinleşmesinden önce değişebilir.
Rheinmetall, kısa süre önce savunma işinde rekor kâr ve dolu sipariş defterleri bildirdi. Öte yandan, otomotiv tedarik endüstrisi krizde.
Şirket, “Özellikle otomotiv sektöründeki iş durumunun daha da kötüleşmesi, nihai anlaşmanın şart ve koşullarını etkiledi,” açıklamasını yaptı.
Avrupa’nın savunma harcamalarını artırmasıyla Ukrayna savaşının başlamasından bu yana iş hacmi hızla artan Rheinmetall, geçen yıldan beri Power Systems bölümüne alıcı arıyordu ve bu bölümü Aralık 2025’te durdurulan faaliyetler kategorisine almıştı.
Rheinmetall, şirketleri satın alıp yeniden yapılandıran bir yatırım şirketi olan Aequita’nın, bu birimdeki dünya çapındaki yaklaşık 6.250 çalışanı işte tutmayı planladığını da ekledi.
Aequita’nın Yönetim Kurulu Başkanı ve Eş CEO’su Axel Geuer, “Bu şirket, artık yaklaşık 5 milyar avro gelir elde edecek olan otomotiv bölümümüze mükemmel bir katkı sağlıyor,” dedi.
Geuer, Aequita’nın bu şirketin uzun vadeli gelişimini destekleyeceğini ve otomotiv portföyü genelinde sinerji yaratmaya çalışacağını da sözlerine ekledi.
Rheinmetall, satışın dışında kalanlar arasında alüminyum döküm uzmanı KS Huayu AluTech’in Almanya’daki üç tesisi, otomotiv sensörleri ortak girişimi Dermalog SensorTec’teki hisseler ve otomobil parçaları üreticisi Pierburg’un İspanya’daki Abadiano fabrikasının bulunduğunu belirtti.
Avrupa
Litvanya, ABD ile nükleer silah müzakerelerine başladı

Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas, ABD nükleer silahlarının ülke topraklarında olası konuşlandırılmasına yönelik Washington ile müzakereler yürütüldüğünü açıkladı. Litvanya Anayasası kitle imha silahlarının konuşlandırılmasını yasaklasa da Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda güvenlik risklerini gerekçe göstererek bu engeli aşacak değişiklikler önerdi.
Litvanya, ABD’ye ait nükleer silahların kendi topraklarında olası konuşlandırılması konusunda Washington ile müzakereler yürütüyor.
Litvanya Savunma Bakanı Robertas Kaunas, konuya ilişkin yaptığı açıklamada ABD ile görüşmelerin sürdüğünü doğruladı.
Politico’nun aktardığı habere göre Kaunas, “Tartışmalar devam ediyor. Litvanya kesinlikle bu sürecin dışında kalmıyor” ifadelerini kullandı.
Litvanya Anayasası, ülke topraklarında kitle imha silahlarının konuşlandırılmasını açıkça yasaklıyor. Ancak Litvanya Cumhurbaşkanı Gitanas Nauseda, bölgedeki güvenlik risklerini gerekçe göstererek bu yasal engelin etrafından dolaşılmasını sağlayacak anayasa değişiklikleri yapılmasını daha önce teklif etti.
Politico, söz konusu müzakerelerin ABD’nin Avrupa’daki askeri varlığını azaltma eğiliminde olduğu ve bu durumun NATO müttefikleri arasında güvenlik endişelerini artırdığı bir dönemde yürütüldüğünü yazdı.
Financial Times tarafından aktarılan bilgilere göre ise ABD, ek nükleer savaş başlıkları ve bombardıman uçaklarının diğer Avrupa merkezli NATO ülkelerinde konuşlandırılması seçeneğini değerlendiriyor.
Mevcut durumda ABD’ye ait nükleer silahlar Avrupa coğrafyasında altı ülkede bulunuyor. Bu ülkeler Almanya, Belçika, İtalya, Türkiye, Hollanda ve Birleşik Krallık olarak sıralanıyor.
Dünya Basını2 hafta önceProf. Mearsheimer: Trump, İran savaşını sonlandırmak için Çin’den yardım istedi
Dünya Basını2 hafta önceİktisat tarihçisi Chance: Batı, Çin’i kendi sistemine entegre ederek liberal bir demokrasiye dönüştüreceğini sandı
Asya2 hafta önceRusya ve Çin liderleri Pekin’de stratejik ortaklığı görüştü
Diplomasi2 hafta önceXi ve Putin ‘çok kutuplu bir dünya ve yeni tip uluslararası ilişkiler’ çağrısı yaptı
Amerika2 hafta önceBolivyalı işçi ve köylüler başkent La Paz’ı kuşattı
Asya2 hafta önceLai, Tayvan’ın “özgürlüğünden vazgeçmeyeceğini” söyledi, yeni İHA bütçeleri sözü verdi
Asya2 hafta önceRusya ve Çin arasındaki ticaret hacmi 240 milyar dolara ulaştı
Asya2 hafta önceİran’daki savaş yuan için küresel ticarette fırsat penceresi açtı












