Avrupa
Norveç varlık fonundan ‘ESG’ düzenlemesi çağrısı

Norveç’in 1,4 trilyon dolarlık varlık fonu, derecelendirme sağlayıcılar arasındaki şeffaflık ve tutarlılık eksikliğinin güveni zedelediği endişesiyle Avrupa Komisyonu’nun çevresel, sosyal ve kurumsal yönetişim (ESG) derecelendirme endüstrisini elden geçirme önerisini destekliyor.
Hisse senedi yatırımları yaklaşık 9.000 şirkete yayılmış olan varlık fonu, Cuma günü yayınladığı açık mektupta komisyonun ‘ESG derecelendirme piyasasının eksikliklerden muzdarip olduğu’ yönündeki endişesini yineledi.
Norges Bank Yatırım Yönetimi Baş Yönetişim ve Uyum Sorumlusu Carine Smith Ihenacho ve Kıdemli ESG politika danışmanı Elisa Cencig mektupta, bunların ‘yatırımcıların ve derecelendirme kuruluşlarının derecelendirmelere olan güvenini sarsabileceğini’ söyledi.
Avrupa Komisyonu, yatırımcıların, sağlayıcıların puanlara nasıl ulaştığını anlamak veya karşılaştırmak için çok az yolu olduğuna dair artan kanıtların ortasında, Haziran ayında ESG derecelendirme şirketlerine baskı yapmak için kapsamlı önerisini açıkladı.
Komisyon’un Avrupa Parlamentosu ve AB üye ülkeleri tarafından müzakere edilmesi gereken ve değişikliklere tabi olabilecek önerisi, hepsi diğer hizmetlerle birlikte ESG derecelendirmeleri sunan Moody’s, MSCI ve S&P Global gibi şirketleri etkileyecek.
Avrupa Komisyonu taslak teklifinde, “‘ESG derecelendirmesi’ bir görüş, bir puan veya her ikisinin bir kombinasyonu anlamına gelir,” diyor. Avrupa Komisyonu’nun planı onaylanırsa, derecelendirme şirketlerinin metodolojileri hakkında çok daha fazla ayrıntı vermeleri ve herhangi bir puanın yapay zeka yardımıyla oluşturulup oluşturulmadığını açıklamaları beklenecek.
ESG ‘geçici bir heves’ mi?
Öte yandan Bloomberg’in son sektör araştırmasının sonuçlarına göre ESG’nin görünümü giderek kötüleşiyor.
Ankete katılan Bloomberg terminal müşterilerinin çoğu, ESG fonlarının önümüzdeki yıl genel piyasa karşılaştırma ölçütlerinin altında performans göstermesini beklerken, giderek artan sayıda kişi ESG’nin ‘geçici bir hevesten başka bir şey olmadığını’ söylüyor.
Bloomberg geçtiğimiz günlerde terminal müşterilerinin ESG ilkeleri hakkındaki görüşlerini almak için yaptığı ikinci anketi sonuçlandırdı. Sonuçlar geçen yılın sonundaki ilk ankete genel olarak benzer olsa da, ESG ile ‘doğrudan ilgilenmeyen’ müşteriler, yatırım stratejisi konusunda ‘ilgilenenlere’ göre giderek daha şüpheci hale geliyor.
Örneğin, ESG ile doğrudan ilgilenmeyen 116 Bloomberg terminal müşterisinin neredeyse %90’ı, sektörün yatırım fonlarının önümüzdeki yıl piyasa karşılaştırma ölçütlerinin gerisinde kalmasını beklerken, ESG ile ilgilenen ve oyunda daha fazla paya sahip olan 181 terminal müşterisinin %55’i de kötümser.
Karamsarlık bununla da bitmiyor. ESG ile doğrudan ilgilenmeyenlerin neredeyse %70’i yatırım stratejisinin ‘geçici bir hevesten başka bir şey olmadığını’ söylerken, ilgilenenlerin sadece %18’i ESG konularının iş dünyasında ve piyasalarda daha kritik hale gelmesini bekliyor. Bu oran bir önceki ankette %25’ti.
Yine de, ankete katılanların sadece küçük bir azınlığı firmalarının ESG ürünlerini paketlemekten veya bu ürünlere yatırım yapmaktan geri çekildiğini söylüyor; bunun nedeni kısmen katılımcıların büyük çoğunluğunun ‘dünya kaynaklarının korunmasında hepimize düşen bir rol olduğu’ konusunda hemfikir olması. Olumlu görüş bildirenlerin çoğu, Avrupa’nın sektörün en büyük fırsatlarını temsil ettiğini söylüyor.
Avrupa
Vučić sonrası Sırbistan: Yüzde 52,73 oy alan hareketin kadrosunda kimler var?

Sırbistan’daki erken parlamento seçimlerini kazanarak Aleksandar Vučić koalisyonunu geride bırakan Öğrenci Listesi’nde, yeni yönetimin olası isimleri arasında bir kardiyolog, eski merkez bankası başkanı, EuroLeague Başkanı ve bir kimya profesörü öne çıkıyor. Seçim Komisyonunun ön verilerine göre oyların yüzde 52,73’ünü alan hareket, hükümeti kimin kuracağını ve bakanlıkların nasıl dağıtılacağını henüz açıklamadı.
Sırbistan’da 25 Ekim’de yapılan erken parlamento seçimlerini Öğrenci Listesi kazanırken, eski Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić’in koalisyonu sandıktan yenilgiyle çıktı.
Reuters haber ajansı, seçim zaferinin ardından ülkenin yeni yönetiminde yer alabilecek en belirgin isimler arasında eski bir merkez bankası başkanının, bir kardiyoloğun, bir basketbolcunun ve bir kimyacının öne çıktığını yazdı.
Profesörler, doktorlar, girişimciler, kültür-sanat insanları ve aktivistlerden oluşan hareket, hükümeti kimin kuracağını veya bakanlık koltuklarına kimlerin oturacağını henüz açıklamadı. Reuters, hareketin dikkat çeken dört ismini özgeçmişlerine, seçim konuşmalarına ve kamuoyuna yaptıkları açıklamalara dayanarak mercek altına almak yerine doğrudan kamuoyuna tanıttı.
Öğrenci Listesi’nin ilk sırasında, Novi Sad Üniversitesi Tıp Fakültesi profesörü ve aktif olarak hekimlik yapan kardiyolog Ilija Srdanović yer aldı.
Yolsuzluk karşıtı protestolara katılan Srdanović, seçim kampanyasını sağlık sisteminin yerelleştirilmesi ve hastaların eşitliği üzerine kurdu.
Belgrad merkezli FoNet ajansına verdiği mülakatta Srdanović, hedefini “daha iyi bir Sırbistan” inşa etmek diye tanımladı ve “başka hiçbir şeyin önemi yok” vurgusunu yaptı.
Srdanović başbakanlık koltuğuna resmi olarak aday gösterilmedi. Kendisini “eşitler arasında birinci” diye tanımlayan kardiyolog, hareketin her kabine görevi için birden fazla adayı olduğunu söyledi.
Reuters’ın aktardığına göre Srdanović, müstakbel yönetimin önceliğini ülke içindeki yolsuzluk karşıtı reformlar ve ülkenin “ayakta kalması” olarak belirlerken, Avrupa Birliği’ne (AB) katılımı ilk sıradaki görevler arasında görmedi.
Ekim ayı sonunda Avrupa Konseyi Başkanı António Costa, Srdanović ile telefonla görüştüğünü duyurdu ve önceliğin bir an önce hükümetin kurulması olduğunu belirtti.
Ekonomi, spor ve bilim dünyasından siyasete uzanan profiller
Hareketin öne çıkan bir diğer temsilcisi, 2010-2012 yıllarında Sırbistan Merkez Bankası Başkanlığı yapan ekonomist Dejan Šoškić. Ajansın haberine göre Šoškić, o dönem kurumun bağımsızlığını zedelediğini düşündüğü yasal değişiklikleri protesto ederek görevinden istifa etmişti.
Šoškić bu seçim kampanyasında ise ihracatta rekabet gücünü artırmak amacıyla dinarın değerini düşürmeyi önerdi. Ekonomist, maaşlarda ve emekli aylıklarında kalıcı artışın temel şartı olarak akılcı bir bütçe politikasını görüyor.
Reuters, hareketin kamuoyu önündeki yüzleri arasında EuroLeague Başkanı Dejan Bodiroga’ya da dikkat çekti. e
Eski Yugoslavya Milli Basketbol Takımı kaptanı olan Bodiroga, iki kez dünya şampiyonluğu ve 1996 Olimpiyat Oyunları’nda gümüş madalya kazandı.
Seçim kampanyası boyunca öğrenci mitinglerinde kürsüye çıkan Bodiroga, bu seçimleri “ele geçirilmiş ülkeyi geri alma” mücadelesi diye nitelendirdi.
Öğrenci Listesi’nde yer alan organik kimya profesörü ve Sırbistan Bilim ve Sanat Akademisi üyesi Radomir Saičić ise siyasi analistler ve yerel medya tarafından gelecekteki cumhurbaşkanlığı seçiminin muhtemel adayları arasında gösteriliyor.
Reuters’ın yazdığına göre bu seçimlerin, Vučić’in yakın zamandaki istifasının ardından yapılması gerekiyor.
Kemoterapi ve antiviral tedavi ilaçlarının sentezi üzerine bilimsel araştırmalar yürüten Saičić, 2024 yılında Novi Sad’daki tren istasyonu sundurmasının çökmesinin ardından başlayan öğrenci protestolarına katılmıştı.
Vučić yenilgiyi kabul ettikten sonra hareketin seçim merkezinde kameraların karşısına geçen isim de bizzat Saičić oldu; sonucu “vatandaşların zaferi” diye tanımlayan profesör, özellikle Rusya ile enerji bağlarının sürdürülmesini destekliyor.
Cumhuriyet Seçim Komisyonunun ön verilerine göre, 8 bin 155 sandıktaki oyların sayımı tamamlandığında Öğrenci Listesi yüzde 52,73 oy oranına ulaştı. Aleksandar Vučić’in Birleşik Sırbistan koalisyonu ise yüzde 39,15’te kaldı.
Kesin sonuçlar açıklanmadan yenilgiyi kabul eden Vučić, yeni yönetimin Mart-Nisan 2027’ye kadar Rusya’ya yaptırım uygulayacağını öngördü.
Öğrenci Listesi temsilcileri ise daha önce yaptıkları açıklamalarda, Moskova’ya yönelik kısıtlayıcı tedbirleri reddetme tutumunu koruyacaklarına söz vermişti.
Avrupa
AB, kalan 21 milyar avroluk SAFE kredileri için alıcı bulmaya çalışıyor

Avrupa Komisyonu’nun, AB ülkelerini yaklaşık 21 milyar avroluk kullanılmamış savunma kredilerini devralmaya ve Ukrayna’nın savunmasını desteklemeye ikna etmek için yıl sonuna kadar süresi var.
Karadeniz’de kötüleşen güvenlik durumu, Romanya’yı ek krediler aramaya teşvik edebilir. Bükreş, SAFE kapsamında halihazırda 16,7 milyar avro temin etmişti.
Bu rakam, Macaristan ve İtalya’nın AB’nin 150 milyar avroluk “Avrupa için Güvenlik Eylemi” (SAFE) programı kapsamındaki taleplerini önemli ölçüde azaltmasının ardından kesinleşti.
Komisyon çarşamba günü, son bekleyen başvuru olan Macaristan’ın harcama planını onayladıktan sonra yakında ikinci bir başvuru çağrısı başlatacağını açıkladı.
Durum, Brüksel’in talebin mevcut 150 milyar avroyu çok aşacağından emin olduğu Ağustos 2025’ten çok farklı.
19 AB ülkesinden gelen başvurular, sonunda bu tutarı yaklaşık 40 milyar avro aştı.
Şimdi ise ulusal seçimler ve kamu maliyesi üzerindeki baskı, hükümetlerin ek borç almaktan çekinmesine neden olabilir.
Bazı AB diplomatları, Rapporteur’e ikinci turun şartlarının hâlâ belirsiz olduğunu ve bu nedenle ülkelerinin başvurup başvurmayacağını söylemenin zor olduğunu belirtti.
Komisyon, ikinci çağrıyı Aralık ayı sonuna kadar yayınlamak zorunda. Ülkelerin kredileri Mayıs 2026’ya kadar ulusal ihale sözleşmeleri için kullanabildiği ilk turdan farklı olarak, kalan para ortak alımlar için harcanmalı.
Polonya, önceki esneklikten yararlanarak 43,7 milyar avro –en büyük ulusal tahsisat– elde etti ve sözleşmeleri imzalamak için hızlı hareket etti.
Varşova, paranın %90’ının Polonyalı şirketlere gideceğini açıkladı.
Brüksel ayrıca, kalan paranın Ukrayna’nın savunmasını güçlendirmek için kullanılmasını umuyor.
Temmuz ayında, Komisyon Başkanı Ursula von der Leyen, ülkeye yaptığı resmi ziyaret sırasında, kullanılmamış SAFE kredilerinden yaklaşık 10 milyar avronun Kiev’e yönlendirilebileceğini öne sürmüştü.
Savunma Komiseri Andrius Kubilius, bu hafta Paris’te düzenlenen bir E5 toplantısında ikinci SAFE çağrısını tartışırken, değerlendirilen girişimler arasında Freyja anti-balistik füze projesinden bahsetti.
Askeri kaynaklar Rapporteur’e, Romanya’nın önceki hükümeti döneminde ikinci tura katılımın değerlendirildiğini ama bu önerinin artık yeni bir siyasi değerlendirme gerektireceğini bildirdi.
Atina’daki diplomatik kaynaklar Rapporteur’e, Yunanistan’ın da ilgi gösterdiğini bildirdi. Ülke daha önce, kendisine ayrılan payı birkaç milyar avro artırmak için çaba göstermiş fakat başarısız olmuştu.
Polonya Savunma Bakan Yardımcısı Magdalena Sobkowiak-Czarnecka bu hafta Polonya basınına yaptığı açıklamada, Polonya’nın da olası bir başka başvurunun şartlarını tartıştığını belirtirken, İrlanda ise kalan fonlara ilgi gösterdi.
Zaten ilk talebini azaltmış olan İtalya’nın ikinci tura katılması olası görülmüyor.
Avrupa
İspanya’da iki hızlı tren çarpıştı: Can kaybı 46’ya yükseldi

İspanya’da en az 40 kişinin öldüğü tren faciasında yetkililer, otomatik sinyalizasyonun çökmesiyle devreye giren manuel kontroldeki insan hatası üzerinde duruyor. Madrid Atocha kontrol merkezindeki dispeçerin, rayda tren varken diğer trene yanlışlıkla geçiş izni verdiği belirtiliyor.
İspanya’da onlarca kişinin hayatını kaybettiği hızlı tren kazasında yetkililerin ana şüphesi belli oldu. Hükümet ve soruşturma makamları, sinyalizasyon arızası sırasında yapılan insan hatasını facianın temel nedeni olarak değerlendiriyor.
El País gazetesinin kaynaklarına dayandırdığı habere göre, altyapı işletmecisi Adif çalışanının ana sinyalizasyon sistemi çöktükten sonra ölümcül bir hata yapmış olma ihtimali öne çıkıyor. Normal şartlarda otomatik çalışan sistem devre dışı kalınca trafik yönetimi mecburen manuel kontrole devredildi.
Gazeteye konuşan kaynak, “Kazanın muhtemel nedeni, ana sinyalizasyon sistemindeki arıza koşullarında Adif çalışanının yaptığı hatadır” dedi.
El País’in aktardığı bilgilere göre Madrid Atocha istasyonundaki kontrol merkezi dispeçeri, hat üzerinde Iryo şirketine ait tren dururken Renfe’ye ait başka bir trenin hareketine yanlışlıkla onay verdi. Bu talimat iki trenin çarpışmasına yol açtı; trenlerin kaza anındaki hızları ise henüz kesinleşmedi.
Facia, Madrid-Sevilla yüksek hızlı tren hattında, Toledo iline bağlı Urda mevkisinde sabah saat 08.30 sularında meydana geldi. Çarpışan araçlardan Iryo treninde bir bebek dahil 146 yolcu, Renfe AVE treninde ise 397 kişi vardı. İspanyol yayın kuruluşu RTVE, çarpışmanın şiddetiyle iki vagonun demiryolu dolgusundan aşağı yuvarlandığını aktardı.
Yetkililer ilk açıklamada can kaybını yaklaşık 10 olarak duyurmuş, ancak sayının artabileceği uyarısını yapmıştı. Kısa süre sonra Antena 39 kişinin hayatını kaybettiğini duyurdu; ardından ABC News ölü sayısının 46’ya yükseldiğini bildirdi.
Enkaz alanında ambulans helikopterler ve yoğun bakım ekipleri dahil acil yardım birimleri kurtarma çalışmalarını sürdürüyor. Ekipler vagon yığınları arasında mahsur kalan kişilere ulaşmaya çalışırken, Toledo ve Alcázar de San Juan’daki hastaneler yaralılar için hazır duruma getirildi.
Kurtarma ekipleri sahada, hattaki seferler durdu
Kaza nedeniyle Madrid ile Endülüs arasındaki yüksek hızlı tren seferleri her iki yönde de tamamen askıya alındı. Bölge yönetimi acil durum planını ikinci seviyeye yükselterek İspanya Askeri Acil Durum Biriminden sahada destek talebinde bulundu.
Facianın yaşandığı Madrid-Sevilla hattı daha önce de büyük bir trajediye sahne olmuştu. Aynı güzergahta, Adamuz mevkisinde Ocak 2026’da gerçekleşen bir başka tren kazasında 46 kişi hayatını kaybetmişti.
Gelişmeler ülkedeki siyasi gündemi de durdurdu. İspanya’da 29 Kasım’da yapılması planlanan genel seçimler öncesinde, Vox dışındaki bütün siyasi partiler planlanan seçim kampanyası etkinliklerini iptal etti.
Amerika1 hafta önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Diplomasi4 gün önce“Küresel Britanya” ve Kürt Reçetesinin İzleri
Dünya Basını1 hafta önceProf. Wolff: Batı sömürgeciliğin sonuna geldiğini inkar ediyor
Ortadoğu2 hafta önceIsrael Hayom yazdı: İsrailli istihbaratçılar yıllardır Riyad’da
Görüş1 hafta önceFransa sokaklarında kaos ve hesaplaşma
Ortadoğu2 hafta önceINSS: ABD gerileyen bir güç; artık etnik Yahudi kimliği demokratik normları önceliyor
Söyleşi6 gün önce“AfD, Alman büyük sermayesindeki iç çelişkinin bir ifadesi”
Dünya Basını7 gün önceAmerika inkâr girdabında: Üç düşünürden sistemin çöküşüne dair uyarılar











