Bizi Takip Edin

Asya

Pakistan ve Taliban süregelen gerginliklere rağmen ticareti artırıyor

Yayınlanma

Analistler ve tüccarlar, tırmanan gerginliklere rağmen Pakistan ile Taliban yönetimi arasında ticarete öncelik verilmesine yönelik son anlaşmaların olumluya işaret ettiğini söylüyor.

Bu değişim, Pakistan’ın 18 Mart’ta Pakistanlı militan grupların saklandığından şüphelenilen yerlere karşı Afganistan içinde nadiren hava saldırıları düzenlediği, sekiz kişinin öldüğü ve Afgan güçlerinin sınırda ateşe karşılık verdiği gergin bir dönemin ardından geldi.

Ancak bir hafta sonra Ticaret Bakanı Muhammad Khurrum Agha başkanlığındaki bir Pakistan heyeti ticaret konularını ele almak üzere Kabil’de Afgan Ticaret Bakanı Nooruddin Azizi ile bir araya geldi.

Taliban yönetimi sözcüsü Zabihullah Mücahid, iki ülkenin “ticaretin siyasetten ayrılması” ve ticari faaliyetlerin “kesintisiz” sürdürülmesi konusunda anlaştığını söyledi. Pakistan Dışişleri Bakanlığı da bu düşünceyi yineleyerek “bu konularda kaydedilen ilerlemeden” duyduğu cesareti dile getirdi.

Pakistan, 2022 yılında 369 milyon dolarla Afgan mallarının en büyük ithalatçısı olmaya devam etse de, devlet tarafından işletilen Pakistan Ticaret Geliştirme Kurumu’na göre son beş yılda ikili ticaret hacminde 2,3 milyar dolardan 1,4 milyar dolara önemli bir düşüş yaşandı.

Pakistan’ın ihracatında tekstil, eczacılık ürünleri, gıda maddeleri ve başta çimento olmak üzere inşaat malzemeleri başı çekiyor. Afganistan ise ağırlıklı olarak meyve, halı ve kömür, mermer ve değerli taşlar gibi madenler ihraç ediyor.

Mücahid’e göre 25-26 Mart tarihlerinde gerçekleştirilen iki günlük görüşmelerde tercihli ticaret anlaşması yapılması, hava kargo taşımacılığının kolaylaştırılması, ticaret için sınır kapılarının 7/24 çalışmasının sağlanması ve Afganistan üzerinden geçen ticaret ve Pakistan limanlarından geçen Afgan mallarıyla ilgili zorlukların ele alınması gibi kilit konular üzerinde duruldu.

Görüşmelerde ayrıca Pakistan’ın döviz rezervleri üzerindeki baskıyı hafifletmek amacıyla takas ticareti ve Afgan kömürü satın almak için yerel para biriminin kullanılmasına ilişkin ilk önerileri de yer aldı. Ancak bu teklifler nihai olarak reddedildi. Her iki ülke de ticaretin bankacılık sistemleri üzerinden yürütülmesine öncelik verilmesi ve Pakistan’ın Afgan kömürünü uluslararası piyasa fiyatlarından ithal etmesi konusunda anlaştı.

Pakistan-Afganistan Ortak Ticaret ve Sanayi Odası Direktörü Ziaul Haq Sarhadi Nikkei Asia’ya verdiği demeçte “Her iki ülkenin de ticaret hacmini 5 milyar dolara çıkarmak gibi iddialı planları var, ancak mevcut güvenlik endişeleri bu hedefin uygulanabilirliği konusunda şüphe uyandırıyor” dedi.

Pakistan’da terörizmin artması, Ağustos 2021’de ABD’nin çekilmesinin ardından iktidarı ele geçiren Kabil’deki Taliban yönetiminin sınırdaki Pakistan Talibanı militanlarını engelleme konusundaki isteksizliği karşısında İslamabad’ın yaşadığı hayal kırıklığını artırdı.

İslamabad merkezli Araştırma ve Güvenlik Çalışmaları Merkezi tarafından hazırlanan bir rapora göre, militan saldırılarından kaynaklanan ölümler 2023 yılında 2022 yılına kıyasla yaklaşık %56 oranında artarak, 500’den fazlası güvenlik ve kolluk kuvvetleri personeli olmak üzere 1.500’den fazla can kaybına yol açtı.

Tehreek-e-Taliban Pakistan (TTP) tarafından ekim ayında Pakistan güvenlik güçlerine düzenlenen sınır ötesi saldırının ardından Pakistan, Afganistan’a bir dizi ticari kısıtlama getirerek, hayati ticaret yolları ve uluslararası pazarlara erişim için komşu ülkelere büyük ölçüde bağımlı olan denize kıyısı olmayan ülkeyi önemli ölçüde etkiledi. Bu kısıtlamalar arasında temel transit ticaret kalemlerinin yasaklanması, %10’luk bir ithalat ücreti ve Afgan ithalatçılardan harç ve vergilere eşit banka teminatı talep edilmesi yer alıyordu.

Ani uygulama önemli aksaklıklara yol açmış, Afgan tüccarların mallarını taşıyan 3,000’den fazla konteyner Karaçi limanında haftalarca mahsur kalmış ve gecikme nedeniyle önemli ücretler ödenmiştir. Kabil merkezli bir tüccar olan Haji Gul Zada Nikkei Asia’ya yaptığı açıklamada, “Konteyner başına günlük 120 ila 160 dolar arasında değişen bu ücretler Afgan işletmeleri üzerinde ağır bir mali yük oluşturdu” dedi.

Ancak kasım ayı ortasında Afganistan Ticaret Bakanı Azizi ile Pakistanlı yetkililer arasında İslamabad’da yapılan görüşmeler sonucunda kısıtlamaların çoğu geçici olarak kaldırıldı ve mahsur kalan kamyonların çoğu serbest bırakıldı.

Taliban yetkilileri ve bazı analistler ticaret kısıtlamalarını Pakistan’ın Taliban yönetimine güvenlik kaygılarını gidermesi için baskı yapma stratejisine bağladı. Pakistan’ın eş zamanlı olarak düzensiz Afgan mültecileri sınır dışı etmesi ve Afganistan sınır kapılarında daha sıkı vize politikaları uygulaması bu algıyı güçlendirdi.

Kısıtlamaları Afganistan’ın uluslararası yaptırımlar altındaki ekonomik toparlanmasının önünde bir engel olarak gören Taliban yönetimi odağını İran’ın Çabahar limanına kaydırdı. Geçtiğimiz aylarda aralarında ekonomik işlerden sorumlu başbakan yardımcısı Molla Abdul Ghani Baradar’ın da bulunduğu üst düzey Taliban yetkilileri limanı ziyaret etti ve burada çeşitli projelere imza attı.

Bu hamle aynı zamanda Taliban’ın Afganistan’ın liman seçeneklerini çeşitlendirme çabalarının bir parçası olarak görülüyor ve Çabahar’ı, Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi kapsamında Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru’nun önemli bir bileşeni olan Gwadar’ın yanı sıra Karaçi de dahil olmak üzere Pakistan limanlarına rakip olarak konumlandırıyor.

Buna rağmen Afgan tüccarlar, mesafe ve maliyet nedeniyle Pakistan rotasını hala en uygun rota olarak görüyor.

Pakistanlı yetkililer ise kısıtlamaların, ABD doları kayıpları ve ekonomik zorluklar nedeniyle daha geniş kapsamlı bir kaçakçılıkla mücadele kampanyasının parçası olduğunu savunuyor.

Asya

Çin yapay zekada yetenek sunumundan üretim altyapısını açmaya geçiyor

Yayınlanma

Çinli yapay zeka girişimi DeepSeek, büyük dil modellerinde bilgi işlem maliyetlerini ve güç tüketimini düşürmek amacıyla geliştirdiği DeepInfer çıkarım altyapısını açık kaynak olarak kullanıma sundu. Sistem çatısı altındaki tek bir küme günde 155 trilyon belirteç işlerken, hem NVIDIA hem de Huawei donanımlarında çalışabiliyor.

Çinli yapay zeka girişimi DeepSeek, geniş ölçekli çıkarım süreçlerinde işlem gücü maliyetlerini ve enerji tüketimini azaltmak amacıyla geliştirdiği kurum içi çıkarım altyapısı DeepInfer’ı açık kaynak olarak paylaştı.

Salı günü WeChat hesabı üzerinden yapılan açıklamaya göre bu adım, yazılım geliştiricilerin ve işletmelerin yüksek hacimli yapay zeka operasyonlarında veri işleme hızını artırmalarını ve gecikme sürelerini düşürmelerini hedefliyor.

İsmi belirtilmeyen Çinli bir uzman, Global Times gazetesine verdiği demeçte, açık kaynaklı modellerden açık kaynaklı çıkarım altyapılarına geçişin önemli bir dönüşüme işaret ettiğini söyledi.

Uzmana göre Çinli teknoloji şirketleri “yetenekleri erişime açma” aşamasından “üretkenliği erişime açma” evresine geçiyor; bu da kurulum maliyetlerini düşürerek öncü modellerin sağlık, eğitim ve üretim gibi alanlarda pratik uygulamalara dönüşmesini kolaylaştırıyor.

DeepSeek, model eğitiminin yapay zekanın öğrenme süreci, çıkarımın ise bu bilginin insanlar için somut bir faydaya dönüştüğü aşama olduğunu belirtti.

Günümüzde geleneksel sınırları aşan devasa kullanıcı talepleri karşısında çıkarım altyapıları geniş bilgi işlem kümelerini koordine edip yönetirken, bu sistemlerin verimliliği doğrudan yapay zeka hizmetlerinin elektrik tüketimini ve işlem maliyetini belirliyor.

DeepInfer, yüksek performanslı çekirdekleri derinlemesine optimize edilmiş çıkarım motoruyla bir araya getiriyor.

Dağıtık çıkarım, tahmine dayalı kod çözme ve yapılandırılmış çıktı gibi özellikleri destekleyen sistem, hem NVIDIA hem de Huawei Ascend donanımları üzerinde çalışıyor.

Girişim, DeepInfer üzerinde inşa ettiği mimariyle DeepSeek V4.1 Flash modeli için yüksek işlem hacmine sahip ve düşük gecikmeli çıkarım hizmetlerini devreye aldı. Sistemdeki tek bir küme şu anda günde 155 trilyon belirteç (token) işliyor.

Şirket ayrıca ana akım büyük dil modeli arayüz protokolleri ile model belirteç dizileri arasında hızlı ve hatasız dönüşüm sağlayan üretim sınıfı deepseek-recipe bileşenini de açık kaynak haline getirdi.

Bu bileşenin işlem mantığı doğrudan resmi DeepSeek API mimarisiyle bütünüyle uyumlu çalışıyor ve üçüncü taraf kurulumların resmi sistemle tamamen aynı biçimde işlemesini sağlıyor.

DeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”

Teknoloji ve Strateji Araştırma Enstitüsü Başkan Yardımcısı Chen Jing, Global Times gazetesine yaptığı açıklamada, DeepSeek’in modelleri geniş ölçekte sunma konusundaki mühendislik deneyimini paylaştığını ifade etti. Chen, bu adımın diğer geliştiricilerin yetenekleri daha düşük maliyet, daha yüksek hız ve istikrarlı bir deneyimle sunmalarına katkı verdiğini belirtti.

Daha önce büyük dil modellerini de açık kaynak olarak paylaşan şirketin attığı adımı değerlendiren Chen, “Daha önce paylaşılan ‘beyin’di; bu kez paylaşılan ise ‘montaj hattı, güç kaynağı ve kullanım kılavuzu’ oldu” dedi.

Uzman, açık kaynaklı modellerin küresel çapta yeniden üretim ve araştırma yapma eşiğini düşürdüğünü, açık kaynaklı çıkarım altyapısının ise kurulum maliyetlerini, enerji kullanımını ve gecikmeyi azaltarak süreci bir adım ileri taşıdığını kaydetti.

Çin’in geliştirdiği açık kaynaklı modeller, küresel yapay zeka inovasyon ekosisteminde belirleyici bir yer ediniyor.

Hugging Face raporuna göre Çin merkezli Moonshot AI’ın Kimi, Zhipu’nun GLM ve Alibaba’nın Qwen serisi modelleri, zeka endeksinde dünya genelinde ilk yedi arasına girerken ABD’deki kapalı kaynaklı öncü sistemlerle aradaki farkı istikrarlı biçimde kapatıyor.

Raporda, Çin’de aylık olarak yayımlanan modellerin parametre tavanının 754 milyar ile 2,78 trilyon arasında değiştiği belirtiliyor.

Kimi K3, sahip olduğu 2,78 trilyon parametreyle dünyanın en büyük açık kaynaklı modeli haline gelirken hem zeka hem de kodlama endeksinde küresel düzeyde ilk sırada yer alıyor.

Çin yönetimi, teknolojik liderlik yarışının ötesinde, yapay zekanın sunduğu kalkınma kazanımlarını paylaşmayı ve teknolojinin daha geniş kitleler ile işletmeler tarafından yaşam standartlarını yükseltmek amacıyla kullanılmasını hedeflediğini vurguluyor.

DeepSeek de yayımladığı metnin sonunda hedeflerini özetlerken, “Tamamen açık kaynaklı modeller, operatör kütüphaneleri ve çıkarım altyapılarıyla, yakın gelecekte dünya çapındaki yapay zeka hizmetlerinin kapsam ve kalitesinde eşi görülmemiş bir genişleme görmeyi; bu hizmetlerin daha adil, şeffaf ve güvenilir hale gelmesini bekliyoruz” değerlendirmesini yaptı.

Yatırımcılar DeepSeek payı için yüksek komisyonları göze alıyor

Okumaya Devam Et

Asya

Japonya konut spekülasyonunu önlemek için kısa vadeli satışları kısıtlayacak

Yayınlanma

Japonya’da iktidardaki Liberal Demokrat Parti, büyük kentlerde artan konut fiyatlarını dizginlemek amacıyla mülklerin kısa vadeli alım satımına yönelik sınırlamaları gündemine aldı. Tokyo’da ortalama daire fiyatı yıllık yüzde 18,5 artışla 137,84 milyon yene çıkarken yıllık ortalama geliri 6,78 milyon yende kalan kent sakinleri için mülk edinmek zorlaştı.

Japonya’da iktidardaki Liberal Demokrat Parti (LDP), Tokyo başta olmak üzere büyük kentlerde hızla yükselen konut fiyatlarını dizginlemek için mülklerin kısa vadeli alım satımına sınırlama getirmeyi planlıyor.

Başbakan Sanae Takaichi liderliğindeki parti, önümüzdeki yılın nisan ayında yapılacak yerel seçimler öncesinde çalışan kesime yönelik desteği temel gündem maddesi yapmayı hedefliyor.

LDP’nin konut ve arsa politikaları araştırma komisyonu, konuyu ele almak üzere çarşamba günü toplandı.

Nikkei Asia gazetesinin haberine göre Komisyon Başkanı ve LDP Milletvekili Midori Matsushima, toplantının açılışında “Tokyo’nun 23 bölgesinde yeni inşa edilen dairelerin fiyatları son on yılda ikiye katlandı. Bu konutlarda oturmak isteyen insanların ev alabilmesini sağlayacak önlemler üzerinde çalışmalıyız” dedi.

Başkentte ev sahibi olmak geniş kesimler için neredeyse imkansız hale geldi. Gayrimenkul İktisat Enstitüsü verilerine göre, Tokyo’nun 23 bölgesinde yeni bir dairenin ortalama satış fiyatı 2025 mali yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 18,5 artarak 137,84 milyon yene (yaklaşık 872 bin dolar) ulaştı.

Çalışma Bakanlığı istatistikleri ise başkentte tam zamanlı çalışan bir kişinin ortalama yıllık gelirinin 2025 mali yılında 6,78 milyon yen seviyesinde kaldığını gösteriyor. Gelir ile konut fiyatları arasındaki bu uçurum, siyasetin önceliklerini de doğrudan etkiliyor.

LDP, şubat ayındaki Temsilciler Meclisi seçim kampanyasında Tokyo metropolü ve diğer bölgelerdeki spekülatif işlemleri dizginleme taahhüdü vermişti. Parti bünyesinde yabancılara yönelik politikalar üzerine çalışan bir proje ekibi de bu ayın başlarında hükümete konut fiyatlarındaki artışa karşı acil vergi düzenlemeleri getirilmesi çağrısı yapan bir tavsiye metni sundu.

Mevcut mevzuatta, satın alındıktan sonra beş yıl içinde elden çıkarılan konutlardan elde edilen kazançlar “kısa vadeli sermaye kazancı” sayılıyor. Bu gelirler, gelir vergisi ve yerel ikamet vergisi dahil olmak üzere yüzde 40’a yakın oranda vergilendiriliyor.

Beş yıldan uzun süre elde tutulan gayrimenkullere uygulanan yaklaşık yüzde 20’lik “uzun vadeli sermaye kazancı” vergisinin iki katı olan bu oran, bazı parti üyelerine göre spekülasyonu engellemeye yetmiyor. Düzenlemenin sertleştirilmesi talepleri, LDP’nin koalisyon ortağı Japonya İnovasyon Partisi ile aralık ayında hazırlayacağı yıllık vergi reformu çerçevesinde ele alınabilir.

İktidar kanadı, yerel meclis üyelerinin görev süresinin dolacağı Tokyo’nun 22 bölgesi dahil birçok kent merkezinde nisan ayında sandık başına gidecek seçmenlerin karşısına somut bir konut vaadiyle çıkmak istiyor.

Üst düzey bir LDP yetkilisi, “Genellikle ev alma aşamasına gelmiş çocuklu aileleri desteklememiz gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.

Muhalefet partileri de yalnızca ev almayı planlayanları değil, artan konut fiyatları nedeniyle kiralık evlere yönelen ve kiraların tırmanmasından etkilenen kesimleri hedefleyen alternatif öneriler hazırlıyor.

Yabancı alıcı sınırlamaları yerine vergi adımları öne çıkıyor

Konut krizine çözüm arayan birçok ülke yabancı alıcılara doğrudan kısıtlamalar getirdi. Güney Kore’de Devlet Başkanı Lee Jae Myung’un gerileyen kamuoyu desteğinde gayrimenkul politikaları önemli rol oynadı.

Seul yönetimi, Ağustos 2025’te yabancıların başkent ve çevresinden konut almasını izne bağladı; ayrıca alıcılara bu evlerde en az iki yıl ikamet etme zorunluluğu getirdi.

Kanada ve Avustralya yabancıların konut alımına geçici yasaklar koyarken, Singapur yabancı alıcılardan yüzde 60 oranında ek damga vergisi tahsil ediyor.

Japonya’da da yabancı yatırımcıların gayrimenkul piyasasındaki rolü şubat seçimlerinde tartışma konusu oldu. Doğrudan yabancıları hedef alan kısıtlamaların uluslararası ticaret ve hizmet anlaşmalarıyla çelişebileceği değerlendiriliyor.

Hükümet bu nedenle alıcıların uyruğuna göre kısıtlama getirmek yerine, kısa vadeli el değiştirmeler gibi spekülatif gayrimenkul işlemlerine yönelik vergi tedbirlerini tartışıyor.

Sert piyasa tedbirlerinin bölgesel bankaları sarsmasından endişe ediliyor

Fiyatları aşağı çekmeye yönelik sert adımların ülke ekonomisine zarar verebileceğine dair kaygılar da dile getiriliyor.

LDP’nin kıdemli bir vergi yetkilisi, arsa fiyatlarındaki sert bir düşüşün yerel finans kuruluşlarını zayıflatabileceğini belirterek “Bölgesel bankalar üzerindeki etkileri değerlendirmeliyiz” uyarısı yaptı.

Gayrimenkul sektörü, Japon bankalarının toplam kredi hacminin yaklaşık yüzde 18’ini oluşturuyor. Bu oran, Japonya’nın 1980’lerin ortasından sonuna kadar yaşadığı balon ekonomisi dönemindeki yüzde 10’luk seviyenin oldukça üzerinde seyrediyor.

Bazı bölgesel bankaların toplam kredi dağıtımında gayrimenkulün payı neredeyse yarıya yaklaşıyor.

Finansal Hizmetler Kurumunun Mart 2025 verilerine göre, bölgesel bankaların gayrimenkul sektörüne verdiği kredilerin yaklaşık dörtte biri doğrudan Tokyo’nun beş merkez bölgesinde toplanmış durumda.

Takaichi hükümetinin yüksek kamuoyu desteğinde, borsa endekslerindeki artışın da katkısıyla yükselen varlık değerleri etkili oldu. Piyasayı soğutacak gayrimenkul adımlarının hisse senedi fiyatlarını gerileterek hükümetin desteğini zedeleyebileceği öne sürülüyor.

LDP araştırma komisyonunun kıdemli bir yetkilisi, fiyat artışlarını kontrol altına almaya dönük adımların kapsamı ve zamanlaması konusunda karar vericilerin dikkatli davranması gerektiğini vurguladı.

Okumaya Devam Et

Asya

“Öldü” demişlerdi: Kore lideri Kim Jong-un, ailesiyle sergide görüntülendi

Yayınlanma

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, komaya girdiği ve Çin’de tedavi gördüğü yönündeki iddiaların ardından eşi ve kızıyla bir sergide görüntülendi. Devlet medyası fotoğrafları paylaşırken, Pyongyang yönetimi Seul’ün tıbbi yardım teklifini siyasi provokasyon olarak nitelendirerek geri çevirdi.

Kuzey Kore devlet medyası, ülke lideri Kim Jong-un’un sağlık sorunları yaşadığı yönündeki haberlerin ardından yeni fotoğraflarını yayımladı.

Kore Merkezi Haber Ajansı’nın aktardığına göre Kim Jong-un, 19 Ekim’de hafif sanayi işletmelerinin düzenlediği giyim ve ayakkabı sergisini gezdi.

Yayımlanan fotoğraflarda Kuzey Kore lideri, sergilenen ürünleri eşi Ri Sol-ju ve kızı Kim Ju-ae ile birlikte inceliyor.

İngiliz basını koma ve tedavi iddialarını gündeme getirdi

Fotoğrafların paylaşılması öncesinde, yalan haberleriyle malul İngiliz tabloid gazetesi The Sun, doğrulanmamış bilgilere dayandırarak Kim Jong-un’un beyin kanaması geçirdiğini öne sürdü.

Gazete, liderin komaya girdiğini ve tedavi amacıyla Çin’e götürüldüğünü yazdı.

Haberde ayrıca Kim Jong-un’un ölümü halinde iktidarın, 13 yaşındaki kızı Kim Ju-ae ülkeyi yönetecek yaşa gelene kadar geçici olarak kız kardeşi Kim Yo-jong’a geçebileceği savunuldu.

Füze denemeleri ve insani yardım gerilimi sürüyor

Fotoğrafların paylaşıldığı dönemde Pyongyang yönetiminin askeri faaliyetleri de devam ediyor. Kuzey Kore, 14 Ekim’de Japon Denizi sularında denizaltıdan fırlatılan iki tip stratejik seyir füzesini test etti.

Diğer yandan Kore İşçi Partisi Merkez Komitesi Daire Başkanı Kim Yo-jong, Seul yönetiminin insani yardım kapsamında göndermeyi planladığı tıbbi malzemeleri kabul etmeyeceklerini açıkladı.

Kim Yo-jong, Seul’ün insani yardım planlarını siyasi provokasyon ve egemenlik ihlali olarak nitelendirdi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English