Bizi Takip Edin

Amerika

Palantir, ICE’a 20 milyon kişilik listeye erişim imkanı sunmuş

Yayınlanma

Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza İdaresi (ICE) Palantir sistemlerini kullanarak, kurum yetkililerinin iPhone’larından 20 milyon kişilik bir listeye anında erişebiliyor.

404 Media’da yer alan habere göre üst düzey yetkililer geçen hafta Arizona’da düzenlenen Sınır Güvenliği Fuarı sırasında konu hakkında bilgi verdi.

404 Media, konferansa katılan dört kişiyle konuştu. Burada, teknolojilerini ICE veya diğer kurumlara satmak isteyen şirketler, iki gün süren konuşmalar, soru-cevap oturumları ve ürün tanıtımları için bir araya geldi.

Habere göre yetkililerin yorumları biraz şüpheyle karşılanabilir, fakat yine de Palantir’in kurumun gözaltına alınacak kişileri ve baskın yapılacak yerleri daha hızlı tespit etmesine olanak tanıdığına dair ICE’ın tutumunu yansıtıyor.

Nisan ayına ait veriler, ICE gözaltında tutulan kişilerin yüzde 70,8’inin, yani 42.722 kişinin, herhangi bir suçtan mahkumiyetinin olmadığını gösterdi.

Thomson Reuters, Palantir ve ICE’a veri sağlıyor

Sınır Güvenliği Fuarına katılan dört kişi, ICE’ın Kolluk Sistemleri ve Analizi bölümünden yardımcı direktör Matthew Elliston ve diğer DHS yetkililerinin konuşmalarını dinledi.

Bir noktada Elliston, ICE ajanlarının iPhone’larında 20 milyon hedef, yani gözaltına alınabilecek potansiyel kişi olduğunu belirtti.

Bu liste, ICE ajanlarını bir kişiye ve bir eve yönlendirebilir; daha sonra komşuda başka bir hedef olup olmadığını görebilirler.

Bu hedef daha düşük öncelikli olabilir fakat ICE artık bu bilgiyi daha fazla kişiyi gözaltına almak için kullanabilir.

Elliston, başka bir noktada Palantir’in teknolojisinin ICE’ın hedef kişileri başarılı bir şekilde bulma oranını yaklaşık yüzde 27’den yüzde 80’in biraz altına çıkardığını söyledi.

Katılımcılardan ikisi, Amerikan Dostlar Hizmet Komitesi (AFSC) Kurumsal Sorumluluk Eylem Merkezi’nde kampanya stratejisti olan Kenny Morris ve AFSC’nin Kurumsal Sorumluluk Eylem Merkezi direktörü Dov Baum’du.

ICE, bir Palantir programı ile göçmen baskınları yapıyor

Elliston, eskiden saatler süren araştırma çalışmalarının artık 10 ila 15 dakika sürdüğünü söyledi. Elliston, Palantir’in ajansa 30 ila 40 veri setine erişim sağladığını da ekledi.

Palantir genellikle kendi veri setlerini oluşturmaz; bunun yerine, araçları genellikle birbirinden farklı veri setlerini bir araya getirmek ve tek bir veri seti olarak sorgulanabilmelerini sağlamak için yaygın olarak kullanılır.

Ocak ayında, 404 Media, Palantir’in ICE için ELITE (Enhanced Leads Identification & Targeting for Enforcement) adlı bir araç üzerinde çalıştığını ortaya çıkardı.

Bu araç, haritayı potansiyel sınır dışı etme hedefleriyle doldurur, her bir kişi hakkında kişisel bilgilerini içeren bir dosya açar ve o kişinin mevcut adresi için bir “güvenlik puanı” sağlar.

404 Media’nın elde ettiği bir ELITE kullanım kılavuzuna göre, bu adresler Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı (HHS) ve Thomson Reuters’ın CLEAR ürünü dahil olmak üzere çeşitli kaynaklardan geliyor.

Palantir, yıllardır DHS ve özellikle İç Güvenlik Soruşturmaları (HSI) ile çalışıyor. Bu çalışma daha önce HSI’nın kullandığı Soruşturma Davası Yönetimi (ICM) sistemine odaklanmıştı.

Bir DHS sözcüsü, 404 Media’ya bir e-postada şunları söyledi:

“ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza İdaresi, topluluklarımızın güvenliğine tehdit oluşturan yasadışı yabancıların birikmiş iş yükünü ortadan kaldırmak için ülkenin görevini yerine getirmeye kararlıdır. Diğer kolluk kuvvetleri gibi ICE de sivil özgürlükleri ve gizlilik haklarını gözetirken çeşitli teknolojiler kullanmaktadır.”

Elliston ayrıca ICE ve CBP’nin yüz tanıma uygulaması olan Mobile Fortify’dan da bahsetti.

Elliston, uygulamanın 200.000 kez kullanıldığını ve yanlış eşleşme oranının yüzde 0 olduğunu iddia etti.

404 Media, ocak ayında Mobile Fortify’ın bir kadını iki kez yanlış tanımladığını bildirmişti.

Elliston bir noktada, kurumun çok parası olduğunu ve iş tekliflerine açık olduğunu söyledi.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English