Amerika
Cumhuriyetçi senatörlerden Beyaz Saray balo salonu için milyar dolarlık bütçeye itiraz

ABD’de Gizli Servis’in Beyaz Saray yerleşkesine inşa edilecek yeni balo salonunun güvenliği için talep ettiği 1 milyar dolarlık federal ödenek, Cumhuriyetçi senatörlerin projeye yönelik şüpheleri nedeniyle bütçe paketinden çıkarılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldı.
Beyaz Saray yerleşkesine inşa edilecek yeni balo salonunun güvenliği için talep edilen 1 milyar dolarlık federal ödeneğin, bütçe uzlaşma paketinden çıkarılması gündeme geldi.
Gizli Servis’in talebiyle gündeme gelen harcama kalemine, Cumhuriyetçi Parti kanadından gelen şüphe dolu tepkiler projenin geleceğini belirsizliğe sürükledi.
Cumhuriyetçi Parti Utah Senatörü John Curtis, Salı günü Gizli Servis Direktörü Sean Curran ile gerçekleştirdiği toplantı öncesinde yaptığı açıklamada, projeye destek vermek için gerekli detaylara sahip olmadığını ifade etti.
Curtis, “Bu yapının özel fonlarla inşa edilmesi başka bir şeydi; ancak benden 1 milyar dolar istiyorsanız sormam gereken çok zor sorular var” değerlendirmesinde bulundu.
Gizli Servis Direktörü Curran, Salı günü Kongre binasındaki Mansfield Odası’nda Cumhuriyetçi senatörlerle bir öğle yemeğinde bir araya gelerek sunum yaptı.
Curran, balo salonunun başlangıçta öngörülen maliyetini önemli ölçüde aşan 1 milyar dolarlık bütçenin, hem salonun hem de genel olarak Beyaz Saray arazisinin güvenlik donanımlarının artırılması için elzem olduğunu savundu.
Fakat Cumhuriyetçi senatörler, Başkan Donald Trump’ın Temmuz ayında duyurduğu 200 milyon dolarlık yenileme maliyetinin kat kat üzerine çıkan bu bütçe artışı için daha fazla veri ve gerekçe talep etti.
Senatör Curtis, iş dünyasından örnek vererek, “Bir çalışan gelip 1 milyar dolarlık bir projesi olduğunu söylese, bu rakamı uydurduğunu düşünürdüm. Bu rakam nereden geldi? Verileri görmek istiyorum” ifadesini kullandı.
Senato Tahsisatlar Komisyonu Başkanı Maine Senatörü Susan Collins, Başkan Trump’ın balo salonunu özel bağışlarla finanse etme konusundaki “taahhüdünü” tutmasını beklediğini söyledi.
Collins, projenin hayata geçmesi durumunda Kongre tarafından bazı ek güvenlik önlemlerinin sağlanması gerekebileceğini kabul etmekle birlikte, 1 milyar dolarlık rakamın kaynağına dair hiçbir fikrinin olmadığını belirtti.
Kasım ayındaki zorlu yeniden seçim yarışına hazırlanan Collins, “Bu rakamın nereden çıktığını bilmiyorum ama balo salonunun inşası için kullanılmamalı. Anladığım kadarıyla salonun altında bir sığınak olacak” dedi.
Senato İç Güvenlik Komisyonu Başkanı Kentucky Senatörü Rand Paul ise bütçe uzlaşma tasarısının gelecek haftaki görüşmelerinde, balo salonu için ayrılan 1 milyar doların tasarıdan çekileceğini öngördü. Paul, harcama kaleminin Genel Kurul aşamasına gelmeden paketten çıkarılacağı tahmininde bulundu.
Cumhuriyetçi Parti içindeki bu çekince, Demokratların siyasi taarruzuyla eş zamanlı olarak gelişti. Senato Demokrat Çoğunluk Lideri Chuck Schumer, gelecek haftaki bütçe görüşmelerini ve sonbahardaki kampanya reklamlarını bu balo salonu üzerinden kurgulamaya başladı.
Salı günü düzenlediği basın toplantısında, Amerikalıların yüzde 77’sinin Trump’ın maliyetleri artırdığını düşündüğünü gösteren bir ankete atıfta bulunan Schumer, “Fiyatlar yükseliyor, aileler zor durumda. Cumhuriyetçilerin yanıtı ne? Bir milyar dolarlık balo salonu. Şatafatlı ve altın kaplamalı. Bu bir skandaldır” açıklamasını yaptı.
Schumer ayrıca, Cumhuriyetçileri “Balo Salonu Cumhuriyetçileri” olarak nitelendirerek, “Amerikalılar yardım beklerken Cumhuriyetçiler onlara ‘Önce Trump’ın sarayının parasını ödeyin’ diyor. Bu tasarıda ailelerin maliyetlerini düşürecek tek bir dolar bile yok” dedi.
Tahsisatlar Komisyonu’nun kıdemli üyelerinden Alaska Senatörü Lisa Murkowski de inşaat projesine 1 milyar dolar onay vermeden önce daha fazla ayrıntıya ihtiyaç duyduğunu, güvenlik bileşeninin neyi kapsadığını henüz bilmediğini ifade etti.
Cumhuriyetçiler arasındaki huzursuzluk, projenin maliyet tahminlerinin sürekli değişmesiyle daha da arttı.
Geçen aya kadar 200 milyon dolar olarak telaffuz edilen rakam, Güney Karolina Senatörü Lindsey Graham’in balo salonu ve altındaki ulusal güvenlik tesisini finanse etmek için 400 milyon dolarlık yetki isteyen yasa tasarısıyla ikiye katlanmıştı. Mevcut talebin ise Graham’in önerisinin de çok üzerine çıktığı görüldü.
Cumhuriyetçiler, Lincoln Anıtı Yansıma Havuzu’ndaki onarımların başlangıçta açıklanan 1,8 milyon dolar yerine 13 milyon dolardan fazla maliyetle sonuçlandığına dair basına yansıyan haberlerin ardından, artan maliyet tahminlerini daha sıkı incelemeye aldı.
Senato’da 53 koltuğa sahip olan Cumhuriyetçilerde, dört veya beş senatörün fire vermesi durumunda, balo salonu için talep edilen vergi mükellefi fonlarının bütçe paketinden çıkarılması ihtimali güçleniyor.
Gizli Servis Direktörü Curran, Cumhuriyetçi senatörlere yaptığı açıklamada, 1 milyar doların yalnızca yüzde 20’sinin balo salonunun güvenliğine harcanacağını, geri kalan kısmın ise Gizli Servis’in diğer önceliklerine ayrılacağını bildirdi.
Senato Çoğunluk Lideri John Thune, Salı günkü toplantıda doların nasıl kullanılacağına dair detay ve hassasiyet almak isteyen meslektaşları tarafından çok sayıda soru sorulduğunu ve yoğun bir tartışma yaşandığını aktardı.
Senato Yargı Komisyonu tarafından geçen hafta yayımlanan yasa metni, ödeneğin kapsamını geniş tutarak, “Doğu Kanadı Modernizasyon Projesi ile ilgili olarak ABD Gizli Servisi tarafından gerçekleştirilecek iyileştirmeleri desteklemek üzere Beyaz Saray yerleşkesinin çevre çitleri de dahil olmak üzere güvenlik ayarlamaları ve yükseltmeleri” ifadesine yer vermişti.
Yeni balo salonunun, Trump tarafından geçen yıl yıktırılan tarihi Doğu Kanadı’nın yerine inşa edilmesi planlanıyor.
Kuzey Karolina Senatörü Thom Tillis, Demokratların bu harcamayı ara seçimlerde zor durumdaki Cumhuriyetçi adaylara karşı kullanacağı konusunda uyarıda bulundu.
Tillis, benzin fiyatlarının 4 doların üzerinde olduğu bir dönemde 90 bin metrekarelik bir balo salonunu finanse etmenin siyasi sonuçlarına dikkat çekerek, “Neden bunu şimdi yapmak zorundayız? Maliyet neden orijinal tahminlerin üç veya dört katına çıktı? Bunlar yanıtlanması gereken sorular” dedi.
Zorlu bir yeniden seçim yarışı içinde olan Ohio Senatörü John Husted ise balo salonunun inşası için vergi mükelleflerinin parasının kullanılmasına destek verip vermeyeceği konusundaki soruları, tüm detayları öğrenene kadar bir açıklaması olmayacağını belirterek yanıtsız bıraktı.
Amerika
Gençler bütçe yetersizliğinden ilk buluşmaya çıkamıyor

New York’ta akşam yemeği, kokteyl ve sinema biletinden oluşan standart bir buluşmanın maliyeti yükselirken, Z Kuşağı yüksek masraflar nedeniyle ilişki kurmakta zorlanıyor. Araştırmalar, 22 ile 35 yaş arasındaki bekar gençlerin yarısından fazlasının parasızlığı buluşmaların önündeki en büyük engel olarak gördüğünü gösteriyor. Artan kiralar ve sosyal medya baskısı, kentteki gençlerin romantik yaşamını kısıtlıyor.
New York’ta iki kişilik bir akşam yemeği 130 dolar, bir kokteyl 20 dolar, sinema bileti ise 28 dolar seviyesinde seyrediyor. Yetişkinliğe adım atan Z Kuşağı için romantizmin maliyeti, ilişki kurma yolunda ciddi bir engel oluşturuyor.
Brigham Young Üniversitesi ile Aile Araştırmaları Enstitüsünün gerçekleştirdiği ankete dayandırılan The New York Times haberine göre, 22 ila 35 yaş arasındaki bekar gençlerin yarısından fazlası para eksikliğini buluşmaların önündeki temel engel olarak tanımlıyor.
New York kentinde bu durum özellikle keskin bir boyut kazanıyor.
Aylık kira giderlerinin bütçenin büyük kısmını yuttuğu kentte, dışarıda geçirilen sıradan bir akşam bile mali bir sınamaya dönüşüyor.
Complex medya şirketinin sunucusu Jillian Hardeman-Webb ile New York Belediye Başkanı Zoran Mamdani arasındaki diyalog da tablonun derinliğini yansıtıyor.
Sunucu Hardeman-Webb, “New Yorkluların bu koşullarda aşkı bulması nasıl beklenebilir? Karşındaki insanın seni irrite ettiğini daha yeni anlamaya başlamışken tüm paranı harcamış oluyorsun” ifadelerini kullandı.
Belediye Başkanı Mamdani ise bu duruma, “Bu şehirde yaşamak pahalı. Bu şehirde sevmek ise daha da pahalı” sözleriyle karşılık verdi.
Z Kuşağı üyesi New Yorklu kadınlar, düğün masraflarını ödemenin ve gelecekteki çocukların bakımını üstlenmenin “ulaşılmaz göründüğünü” aktarıyor.
Kadınlar, erkeklerin hesabı bölüşmeyi her geçen gün daha sık teklif ettiğini, bunun geçmişte nadir görülen bir durum olduğunu kaydediyor.
BMO Financial Group verilerine atıfta bulunan haberde, Z Kuşağı mensubu Amerikalıların ulaşım ve hazırlık masrafları dahil bir buluşma için harcadığı ortalama tutarın 200 doları aştığı ifade ediliyor.
Kentte ücretsiz müzeler, parklar ve bütçe dostu etkinlikler bulunsa da sosyal medyanın ve “kahve buluşmalarının çıtayı düşürdüğünü” savunan blog yazarlarının yarattığı baskı gençlerin kaygı düzeyini artırıyor.
Brigham Young Üniversitesinden Profesör Brian Willoughby, bugünün kuşağının ebeveynlerine kıyasla çok daha karmaşık bir gerçeklikle karşı karşıya olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Bu sadece bir akşam yemeğinden ibaret değil. Çöpçatanlık uygulaması Hinge için ödenen 30 dolarlık abonelik, kıyafetler ve doğru kişiyi bulmak için yapılan sonsuz kaydırmalar da bunun bir parçası.”
Bununla birlikte, çok sayıda genç New Yorklu fahiş masraflar nedeniyle buluşmalardan tamamen vazgeçiyor.
İçecekler dahil iki kişilik bir akşam yemeği 150 doları geçerken, ulaşım ve hazırlık aşamasıyla birlikte akşamın ortalama harcaması 200 dolara ulaşıyor. Asgari ücretin biraz üzerinde kazanan gençler kendilerini “istenmeyen” hissediyor.
Daha yüksek gelire sahip çiftler dahi dışarıda romantik bir akşam geçirme sıklığının ayda birin altına düştüğünü, evde yemek pişirmenin daha kolay olduğunu kabul ediyor.
Ekonomistler de konuya ilişkin bir kısır döngüye dikkat çekiyor. Gençlerin kirayı bölüşmek ve yılda 25 bin dolardan fazla tasarruf etmek için bir partnere ihtiyaç duyduğu, ancak bir partner bulmak için gereken yatırımı karşılayamadığı vurgulanıyor.
Kent sakinleri “Burada buluşmaya çıkmak berbat bir şey” sözleriyle şikayetlerini dile getirirken, yüksek maliyetler, zayıf istihdam piyasası ve uygulamaların yarattığı bıkkınlık romantizmi Z Kuşağının ertelemek zorunda kaldığı bir lükse dönüştürüyor.
Amerika
Trump, Exxon ve Chevron’a çattı

ABD Başkanı Donald Trump, yüksek benzin fiyatları nedeniyle Exxon Mobil ve Chevron’a yönelik baskıyı artırdı.
Başkan, Amerikalılar benzin istasyonlarındaki yüksek fiyatlarla boğuşurken, uzun süredir sektörde müttefiki olan bu şirketleri “çok fazla para kazanmakla” suçladı.
Büyük petrol şirketleri, Orta Doğu’daki arz kesintileri nedeniyle yükselen ham petrol fiyatları ve rafinerilerin hızla artan kâr marjlarının desteğiyle rekor düzeyde çeyrek kârları açıkladı.
Bu durum, şirketleri hedef tahtasına oturtmuş durumda; zira Trump yönetimi, ara seçimler öncesinde yüksek benzin fiyatlarını düşürmek için çaba gösterdiğini kanıtlama konusunda artan bir baskı ile karşı karşıya.
Trump, pazartesi günü Oval Ofis’te gazetecilere yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Bir kıtlığı bahane ederek çok fazla para kazanıyorlar. Bundan hoşlanmıyorum ve bunu söyleyecek en son kişi ben olmalıyım çünkü ben serbest piyasa ekonomisinin en büyük savunucusuyum; benden daha büyük kimse yok.”
Trump, cuma günü her ikisi de güçlü kazançlar açıkladığı için ABD’nin en büyük iki petrol üreticisini isimleriyle özellikle hedef aldı.
Başkan, “Chevron, çok fazla para. Exxon Mobil, çok fazla, çok fazla para. Bunun bir kısmını halka geri vermeliler ve perakende fiyatını, tüketici fiyatını düşürseler iyi olur,” dedi.
ABD’deki ortalama perakende benzin fiyatı, geçtiğimiz hafta boyunca galon başına 4,10 dolar civarında seyretti.
Bu fiyat, şubat ayında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını başlatmasından önce 3 doların altındaydı.
Haziran sonunda Trump, ham petrol fiyatları düştüğü halde benzin fiyatlarını yeterince hızlı düşürmedikleri gerekçesiyle büyük petrol şirketleri hakkında soruşturma açılması için Adalet Bakanlığı’na talimat vermişti.
Benzin fiyatları genellikle büyük petrol üreticileri tarafından değil, benzin istasyonlarının sahibi olan ve çoğu zaman tek başına faaliyet gösteren perakendeciler tarafından belirleniyor.
İki şirketin CEO’ları cuma günü yapılan kazanç açıklamalarında, rafineri kapasitesi yetersizliğinin sonbahar boyunca benzin fiyatlarını yüksek tutabileceğini belirtti.
Büyük petrol üreticilerini temsil eden Amerikan Petrol Enstitüsü’nün sözcüsü Andrea Woods, yaptığı açıklamada, yüksek fiyatların “tek bir şirketten değil, küresel arz, talep ve Hürmüz Boğazı ile diğer kritik nakliye rotaları etrafındaki süregelen belirsizlikten kaynaklandığını” belirtti.
Woods, “Sektörümüz, tüketicilere uygun fiyatlı ve güvenilir enerji sunma hedefini paylaşıyor,” dedi.
Trump ayrıca pazartesi sabahı bir sosyal medya paylaşımında, şirketin rekor kıran çeyreğini kendi yönetiminin politikalarına atfetmemesi nedeniyle Chevron CEO’su Mike Wirth’i eleştirdi.
Trump, “Onun bahsetmeyi uygun bir şekilde unuttuğu tek şey, TRUMP Yönetimi’nin dehası, öngörüsü, gücü ve istikrarı olmasaydı, Petrol Sektörü’nün ve ülkemizin kendisinin ÖLMÜŞ olacağıdır!” diye yazdı ve tüm petrol şirketlerinin “tüketicilerin (perakende!) petrol fiyatlarını HEMEN DÜŞÜRMELERİ” gerektiğini ekledi.
Amerika
ABD’de TPS kararının ardından Haitililer için sınırdışı süreci yaklaştı

ABD Yüksek Mahkemesi’nin Geçici Koruma Statüsü’nü (TPS) kaldırma kararının ardından 330 binden fazla Haitili sınırdışı edilme riskiyle karşı karşıya kaldı. Karar Cumhuriyetçi Parti içinde derin bir bölünmeye yol açarken, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) Haitilileri çağırmaya başladı. Demokratlar ve bazı Cumhuriyetçiler uygulamanın insanı kriz yaratacağını savunarak karara tepki gösterdi.
ABD Yüksek Mahkemesi’nin haziran ayında aldığı kararın ardından, yasal statülerini kaybeden 300 binden fazla Haitilinin sınırdışı edilme süreci ABD siyasetini böldü.
Kararın yürürlüğe girmesiyle birlikte Cumhuriyetçi Parti içindeki bazı isimler sınırdışı adımlarını memnuniyetle karşılarken, diğer üyeler esneklik gösterilmesi çağrısında bulundu.
Yüksek Mahkeme kararı, mahkemelerin ABD İç Güvenlik Bakanlığı’nın (DHS) koruma statüsünü iptal etme kararlarını inceleme yetkisi olmadığına hükmederek hem Haitililer hem de Suriyeliler için Geçici Koruma Statüsü’nü (TPS) sona erdirdi.
Pazartesi gününden itibaren statüleri sona erebilecek 330 binden fazla Haitili TPS sahibi, rakip çetelerin kontrolünde olan ve devlet başkanı 2021’de suikasta uğradığından bu yana istikrarlı bir hükümeti bulunmayan ülkelerine geri gönderilme riski taşıyor.
Kararın yürürlüğe girdiği geçen pazartesi günü Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Lauren Boebert sosyal medyada, “Kutlayan herkesin Ulusal Haitilileri Gönderme Haftası kutlu olsun!” mesajını paylaştı.
DHS Baş Hukuk Müşaviri James Percival ise karara atıfta bulunarak Semisonic grubunun 1998 yılına ait şarkısından alıntı yaptı ve “Yüksek Mahkeme’de TPS davalarını kazandığımızda nettik. ‘Kapanış saati geldi. Eve gitmek zorunda değilsiniz ama burada kalamazsınız'” ifadelerini kullandı.
Bakanlık ayrıca Haitililere yönelik “Amerika ücretsiz denemeniz sona erdi” yazılı bir görsel hazırladı.
Kongre’deki Demokratlar ve Haitili toplum liderleri ise karara tepki gösterdi. Senatör Chris Murphy, “Trump yönetimi, onlarca yıl önce TPS programını ilk başlattığımızda Kongre’de var olan partiler üstü uzlaşıyı çiğniyor. Bu programın amacı, menşe ülkeleri büyük bir tehlike alanına dönen insanların ABD’de güvende kalmasını sağlamak ve onları yeniden tehlikenin içine itmemektir” dedi.
Murphy, eylemi “vicdansızca” olarak niteledi.
İç Güvenlik Bakanı Markwayne Mullin yayınladığı videoda Haitilileri ülkeyi terk etmeye teşvik ederek, “Geçici koruma statüsü. İlk kelimeye vurgu yapayım: Geçici. Eğer Trump yönetiminin geçmesini bekleyeceğinizi düşünüyorsanız, bu işe yaramayacak” ifadelerini kullandı.
Programın savunucuları ise koşullar değişmediği sürece korumanın uzatılması gerektiğini savundu.
Temsilciler Meclisi Üyesi LaMonica McIver, “Mahalle sakinleri, iş yeri sahipleri ve aileler; hepsi ABD hükümeti tarafından ‘ziyaret etmek için çok tehlikeli’ kabul edilen bir ülkeye sınırdışı edilme riskiyle karşı karşıya” değerlendirmesinde bulundu.
Haiti, TPS programına ilk olarak 200 bin ila 300 bin kişinin öldüğü tahmin edilen 2010 yılındaki 7,0 büyüklüğündeki depremin ardından dahil edilmişti.
Ülke, 2021 yılında Devlet Başkanı Jovenel Moïse’in suikasta uğramasıyla yeni bir krize girdi. ABD Dışişleri Bakanlığı, Haiti’yi “Seyahat Etmeyin” kategorisinde Seviye 4 olarak listeliyor ve çetelerin başkent Port au Prince’in yüzde 85’ini kontrol ettiğini belirtiyor.
Tüm bunlara rağmen ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) sınırdışı işlemlerine başladı.
Haitian Bridge Alliance kurucusu Guerline Jozef, Ohio eyaletinin Springfield kentinde yaşayan 50 Haitilinin ICE ofisine çağrılarak ayak bileklerine elektronik kelepçe takıldığını aktardı.
Jozef, “ICE strateji değiştiriyor. Mahallelere baskın yapmak yerine insanları çağırıp kelepçe takıyorlar ve kendi istekleriyle gitmezlerse bir ay içinde tekrar çağrılacaklarını söylüyorlar” dedi.
Süreç Cumhuriyetçi Parti içerisinde de görüş ayrılıklarına neden oldu. Temsilciler Meclisi Üyesi Mike Lawler, Haiti için TPS’yi 18 ay uzatacak tasarıya destek verdi ancak tasarı Senato’daki Cumhuriyetçilerin itirazı nedeniyle takıldı.
Temsilciler Meclisi Üyesi Nicole Malliotakis, “TPS’nin uzatılması yönünde oy kullanan az sayıdaki üyeden birçoğu bölgelerindeki işverenlerden endişe duyuyor” diyerek tarım, sağlık ve hizmet sektörlerinin çalışan kaybına uğrayacağını kaydetti.
Ohio Valisi Mike DeWine da Springfield’daki Haitililerin durumuna dikkat çekerek, “Haiti şu an bir cehennem. İnsanları kelimenin tam anlamıyla cehenneme geri gönderiyorsunuz. ABD bile Port au Prince’e ticari uçuşları yasakladı çünkü çeteler uçaklara ateş açıyor. Bu karar bir hatadır; ne ABD’ye ne de Ohio eyaletine faydası var” şeklinde konuştu.
Haitililere yönelik uzatma ve vatandaşlık yolu açan iki ayrı yasa tasarısı ise Missouri Cumhuriyetçi Senatörü Eric Schmitt tarafından engellendi.
Schmitt, Senato’da yaptığı konuşmada, “Demokratlar geçici koruma statüsünü kalıcı hale getirmeye çalışıyor. Amerika bir ulustur; küresel bir bekleme salonu veya mülteci kampı değildir. Göçmenlik yasalarımız Amerikan halkına hizmet etmek için vardır” dedi.
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi5 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Dünya Basını1 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Avrupa1 hafta önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını2 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü
Asya1 hafta önceÇin, ileri düzey çip üretimi açısından kritik önemedeki yerli litografi makinelerinin seri üretimine başladı












