Bizi Takip Edin

Amerika

Palantir, “karanlık manifesto” yayınladı

Yayınlanma

ABD’li büyük veri analitiği şirketi Palantir, X’te yayınladığı bir “manifesto” ile neden Batı medeniyetinin sert güç yoluyla kazanması gerektiğini yazdı.

Peter Thiel’in kurucuları arasında yer aldığı, Alex Karp’ın CEO’luğunu üstlendiği teknoloji şirketi, geçen sene Karp ve Nicholas W. Zamiska tarafından yayımlanan Teknoloji Cumhuriyeti kitabından alınan pasajlardan oluşan uzun bir X gönderisi paylaştı.

Silikon Vadisi’nin, gelişimini sağlayan ülkeye, yani ABD’ye karşı “ahlaki bir borcu” olduğunu savunan Palantir, Silikon Vadisi’nin mühendislik elitinin, “ulusun savunmasına katılma konusunda kesin bir yükümlülüğü” bulunduğunu öne sürdü.

Yumuşak gücün sınırlarının ortaya çıktığını yazan şirket, “Özgür ve demokratik toplumların galip gelebilmesi için ahlaki çağrılardan daha fazlası gereklidir. Bunun için sert güç gereklidir ve bu yüzyılda sert güç, yazılım [software] üzerine inşa edilecektir,” dedi.

Palantir, Almanya ve Japonya’nın demilitarize edilmesinin “aşırı” olduğunu savunarak bunun tersine çevrilmesini isterken, Silikon Vadisi’nin “suçla mücadele”ye katılmasını, “dine karşı yaygın hoşgörüsüzlüğe” karşı çıkılması gerektiğini kaydetti. 

Yarbay Palantir ve kişisel verilerin Batının hizmetine sunulması

Teknoloji Cumhuriyeti’nden alınan 22 maddelik manifesto şöyle:

  1. Silikon Vadisi’nin, yükselişini mümkün kılan ülkeye ahlaki bir borcu vardır. Silikon Vadisi’nin mühendislik elitinin, ulusun savunmasına katılma konusunda kesin bir yükümlülüğü bulunmaktadır.
  2. Aplikasyonların zorbalığına karşı ayaklanmalıyız. iPhone, bir medeniyet olarak en büyük yaratıcı başarımız, hatta en büyük zaferimiz değil mi? Bu cihaz hayatımızı değiştirdi, fakat artık “mümkün olan” algımızı sınırlayıp kısıtlıyor olabilir.
  3. Ücretsiz e-posta yeterli değildir. Bir kültürün veya medeniyetin, hatta yönetici sınıfının çöküşü, ancak o kültür halk için iktisadi büyüme ve güvenlik sağlayabiliyorsa affedilebilir.
  4. Yumuşak gücün, sadece yüksekten uçan retoriğin sınırları ortaya çıkmıştır. Özgür ve demokratik toplumların galebe çalma yeteneği, ahlaki çekicilikten daha fazlasını gerektirir. Sert güç gerektirir ve bu yüzyılda sert güç, yazılım üzerine inşa edilecektir.
  5. Soru, yapay zeka silahlarının üretilip üretilmeyeceği değil; bunları kimin ve ne amaçla üreteceğidir. Düşmanlarımız, kritik askeri ve ulusal güvenlik uygulamalarına sahip teknolojilerin geliştirilmesinin yararları hakkında teatral tartışmalara dalmak için duraksamayacaklardır. Devam edeceklerdir.
  6. Ulusal hizmet genel bir görev olmalıdır. Toplum olarak, tamamen gönüllülerden oluşan bir ordudan uzaklaşmayı ciddi olarak düşünmeli ve bir sonraki savaşa herkes risk ve maliyeti paylaşırsa girmeliyiz.
  7. Bir ABD Deniz Piyadesi daha iyi bir tüfek isterse, onu üretmeliyiz; aynısı yazılım için de geçerlidir. Ülke olarak, yurtdışındaki askeri harekatların uygunluğu hakkında tartışmaya devam ederken, tehlikeye atılmalarını istediğimiz kişilere olan bağlılığımızdan asla sapmamalıyız.
  8. Kamu görevlileri bizim rahiplerimiz olmak zorunda değildir. Çalışanlarına federal hükümetin kamu görevlilerine ödediği şekilde ödeme yapan herhangi bir işletme, hayatta kalmakta zorlanırdı.
  9. Kendilerini kamu hayatına adayanlara karşı çok daha fazla hoşgörü göstermeliyiz. Affetmeye yer kalmaması, yani insan ruhunun karmaşıklığına ve çelişkilerine karşı her türlü hoşgörünün bir kenara atılması, sonunda pişman olacağımız bir yönetici kadrosuyla baş başa kalmamıza neden olabilir.
  10. Modern siyasetin psikolojikleştirilmesi bizi yanlış yola sürüklüyor. Ruhlarını ve benlik duygularını beslemek için siyasi arenaya bakanlar, iç dünyalarının asla tanışmayacakları insanlarda ifade bulmasına aşırı güvenenler, hayal kırıklığına uğrayacaklardır.
  11. Toplumumuz, düşmanlarının yok oluşunu aceleye getirmek konusunda fazla hevesli hale geldi ve çoğu zaman bundan keyif alıyor. Bir rakibin yenilgisi, sevinme değil, es verme anıdır.
  12. Atom çağı sona eriyor. Bir caydırıcılık çağı olan atom çağı sona eriyor ve yapay zeka üzerine kurulu yeni bir caydırıcılık dönemi başlamak üzere.
  13. Dünya tarihinde hiçbir ülke, ilerici değerleri bu ülke kadar ilerletmemiştir. Amerika Birleşik Devletleri mükemmel olmaktan uzaktır. Fakat bu ülkede, gezegendeki diğer hiçbir ülkede olmadığı kadar, kalıtsal elitler dışındaki insanlar için ne kadar çok fırsat olduğunu unutmak kolaydır.
  14. Amerikan gücü, olağanüstü uzun bir barışı mümkün kılmıştır. Çok fazla kişi, büyük güçler arasında askeri bir çatışma olmadan dünyada neredeyse bir asırdır bir tür barışın hüküm sürdüğünü unutmuş ya da belki de bunu doğal kabul etmiştir. En az üç nesil –milyarlarca insan, onların çocukları ve şimdi de torunları– hiçbir dünya savaşı yaşamamıştır.
  15. Savaş sonrası Almanya ve Japonya’nın etkisiz hale getirilmesi geri alınmalıdır. Almanya’nın etkisiz hale getirilmesi, Avrupa’nın şu anda ağır bir bedel ödediği aşırı bir düzeltmeydi. Japon pasifizmine yönelik benzer ve son derece teatral bir taahhüt sürdürülürse, Asya’daki güç dengesini de tehdit edecektir.
  16. Piyasanın harekete geçemediği alanlarda bir şeyler inşa etmeye çalışanları alkışlamalıyız. Kültür, [Elon] Musk’ın büyük anlatılara olan ilgisini adeta alaycı bir şekilde karşılıyor, sanki milyarderler sadece kendilerini zenginleştirme yolunda kalmalıymış gibi… Onun yarattığı şeyin değerine yönelik herhangi bir merak ya da samimi ilgi, esasen göz ardı ediliyor ya da belki de ince bir örtüyle gizlenmiş bir küçümsemenin altında gizleniyor.
  17. Silikon Vadisi, şiddet suçlarıyla mücadelede rol oynamalıdır. ABD’deki birçok politikacı, şiddet suçları söz konusu olduğunda esasen omuz silkip geçiyor; sorunu çözmek için ciddi çabaları terk ediyor ya da hayat kurtarmak için çaresiz bir girişim olması gereken çözümler ve deneyler üretirken seçmenleri veya bağışçıları nezdinde herhangi bir risk almayı göze almıyor.
  18. Kamuoyunda tanınan kişilerin özel hayatlarının acımasızca ifşa edilmesi, çok fazla yeteneği kamu hizmetinden uzaklaştırıyor. Kamu arenası –ve kendilerini zenginleştirmekten başka bir şey yapmaya cesaret edenlere yönelik sığ ve önemsiz saldırılar– o kadar acımasız hale gelmiştir ki, cumhuriyet, içinde gerçek bir inanç yapısı gizli olsaydı hırslarını affedebileceğimiz, etkisiz, içi boş bir kadroyla baş başa kalmıştır.
  19. Kamu yaşamında farkında olmadan teşvik ettiğimiz ihtiyat, yıpratıcıdır. Yanlış bir şey söylemeyenler, genellikle pek bir şey söylemezler.
  20. Bazı çevrelerdeki dini inançlara karşı yaygın hoşgörüsüzlüğe karşı çıkılmalıdır. Elitlerin dini inançlara karşı hoşgörüsüzlüğü, belki de siyasi projesinin, içindeki pek çok kişinin iddia ettiğinden daha az açık bir entelektüel hareket olduğunu gösteren en belirgin işaretlerden biridir.
  21. Bazı kültürler hayati ilerlemeler kaydetmiştir; diğerleri ise işlevsiz ve regresif kalmıştır. Artık tüm kültürler eşittir. Eleştiri ve değer yargıları yasaktır. Oysa bu yeni dogma, belirli kültürlerin ve hatta alt kültürlerin… harikalar yarattığı gerçeğini göz ardı etmektedir. Diğerleri ise vasat, hatta daha kötüsü, regresif ve zararlı olduklarını kanıtlamıştır.
  22. Boş ve içi boş bir çoğulculuğun sığ cazibesine direnmeliyiz. Biz, Amerika’da ve daha geniş anlamda Batı’da, son yarım yüzyıldır kapsayıcılık adına ulusal kültürleri tanımlamaya direndik. İyi ama neyi kapsamak adına?

Amerika

New York eyaleti Kalshi platformuna 36 milyar dolarlık dava açtı

Yayınlanma

ABD’de New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, tahmin pazarı platformu Kalshi’ye lisanssız ve yasa dışı kumar oynattığı gerekçesiyle dava açtı. Eyalet yönetimi, şirketin New York’taki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının iade edilmesini ve en az 36 milyar dolar ceza ödenmesini talep ediyor.

New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, en büyük tahmin pazarı platformlarından biri olan Kalshi’ye karşı lisanssız yasa dışı şans oyunları düzenlediği suçlamasıyla dava açtı.

Eyalet yetkilileri, servisin eyaletteki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının geri ödenmesini ve şirketten en az 36 milyar dolar tahsil edilmesini talep ediyor.

New York yetkililerinin değerlendirmesine göre Kalshi, eyalet sakinlerinin eyalet şans oyunları komisyonundan lisans almadan spor, kültür olayları ve seçimler üzerine bahis oynamasına izin verdi.

Dava dilekçesinde ayrıca şirketin yasalarla öngörülen vergileri ödemediği ileri sürülüyor.

Tahmin pazarları (prediction markets), kullanıcıların “evet” veya “hayır” jeton-bahisleri satın alarak spor, siyaset ve daha birçok olayın sonucu üzerine bahis oynadığı platformlar olarak tanımlanıyor.

Bahsin piyasa fiyatı, olasılığa dair kolektif değerlendirmeyi yansıtıyor. Örneğin 0,20 dolar, olayın gerçekleşme şansının yüzde 20 olduğunu gösteriyor.

Kazanan jetonlar her biri için 1 dolar kazandırırken, kaybeden jetonlar sıfırlanıyor. Jetonlar, sonuç gerçekleşene kadar platformların içinde bir borsadaki gibi takas edilebiliyor.

Kalshi ve Polymarket bu alandaki en büyük iki platform konumunda. Kalshi, ABD Emtia Vadeli Ticaret Komisyonu (CFTC) lisansına, New York Menkul Kıymetler Borsasının (NYSE) işletmeci şirketinin desteğine ve televizyon kanalları, medya, spor birlikleri ile büyük kripto borsalarıyla ortaklıklara sahip.

Blokzincir üzerinde çalışan Polymarket ise başlangıçta kripto para ortamından çıktı. Her iki servis de milyarlarca dolarlık değerlemelere ve onlarca milyon dolarlık yatırımlara sahip.

New York yetkilileri davayla eş zamanlı olarak mahkemeden, yargılama sona erene kadar Kalshi’nin eyalet sakinlerine ilgili olay sözleşmelerini sunmasının yasaklanmasını istedi.

Eyalet yönetimi ayrıca, şirketin kullanıcılara fonlarını tamamen tazmin etmesini, bu ürünlerden elde edilen tüm geliri iade etmesini, yasa dışı yollardan elde edilen hasılatın üç katı tutarında ceza ve bu tür sözleşmelerin her bir teklifi için 100 bin dolar ödemesini talep ediyor.

Mahkeme belgelerine göre, talep edilen toplam tazminat miktarı en az 36 milyar doları bulabilir. Nihai miktar, tam finansal hesaplamanın ardından belirlenecek.

New York Eyaleti Valisi Kathy Hochul konuya ilişkin açıklamasında, “Kalshi, tüketicileri koruyan, sorunlu kumarın gelişmesini önleyen, önemli devlet programlarının finansmanını sağlayan ve tüm şirketlerin tek bir kurala göre çalışmasını garanti eden New York’un kumar yasalarını göz ardı etmeyi seçti” dedi.

CoinDesk’in hesaplamalarına göre, son Dünya Kupası sırasında Kalshi, Polymarket ve onların daha küçük ölçekli rakipleri 50 milyar dolardan fazla bahis işledi.

Bu miktar, tüm Amerikalı bahis şirketlerinin toplamından katbekat fazla bir büyüklüğe karşılık geliyor.

New York eyaletinin davası, düzenleyici kurum CFTC’nin mahkeme yoluyla ayrı eyaletlerin yetkililerinin CFTC onaylı tahmin pazarı platformlarına karşı tedbir uygulamasının yasaklanmasını talep etmesinin ertesi günü açıldı.

Daha önce ABD’nin diğer eyaletlerinin yetkilileri de Kalshi ve Polymarket ile mahkemelik olmuştu.

Tahmin pazarlarındaki kripto para bahisleri son iki yılda büyük popülerlik kazandı. Ancak ülkeler birbiri ardına tahmin pazarlarını yasa dışı kumar kapsamına alıyor.

Bu tür bahislerin yasa dışı olduğunu belirten ve Polymarket’i engelleyen son ülkelerden biri Çekya oldu.

Daha önce benzer tedbirler Almanya, Belçika, Romanya, İsviçre, Polonya, Yunanistan, Kıbrıs, Portekiz, İspanya ve Ukrayna tarafından alındı.

Hollanda, Fransa ve Birleşik Krallık da platformun faaliyetlerinin kumar mevzuatına girebileceğini bildirdi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Cumhuriyetçi senatörler Trump’ın Adalet Bakanı adayı Blanche’a karşı

Yayınlanma

ABD’de Cumhuriyetçi Senatörler John Cornyn ve Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması planlanan fonun iptal edildiğine dair yazılı garanti verilene kadar Todd Blanche’ın adalet bakanlığı adaylığını desteklemeyeceklerini bildirdi. İki senatörün muhalefeti üzerine Senato Yargı Komisyonundaki oylama iptal edilirken ABD Başkanı Donald Trump adaylığı geri çekebileceğini açıkladı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın bir sonraki adalet bakanı olarak belirlediği ve halen bakan vekili olarak görev yapan Todd Blanche’ın adaylığı, Senato Yargı Komisyonundaki iki Cumhuriyetçi üyenin muhalefeti nedeniyle belirsizliğe girdi.

Teksas Senatörü John Cornyn ve Kuzey Karolina Senatörü Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması önerilen “hukukun araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonunun tamamen kaldırıldığına dair yazılı bir garanti talep ediyor.

Senato Yargı Komisyonunda yer alan Cornyn veya Tillis’ten gelecek tek bir “hayır” oyu, Blanche’ın adaylık sürecini engelleme gücüne sahip bulunuyor. Komisyon, iki senatörün karşı duruşu nedeniyle perşembe sabahı yapılması planlanan oylamayı iptal etti.

İki senatörün Trump ile görüş ayrılığı yaşadığı tek konu Blanche’ın adaylığı değil. Kongre’den ayrılmaya hazırlanan ve Trump yönetimiyle sorun yaşayan diğer bazı Cumhuriyetçi milletvekilleri de başkanın çeşitli pozisyonlarına karşı tavır alıyor.

“YOLO” grubu ve Kongre’deki dengeler

Kongre çevrelerinde şakayla karışık “YOLO” grubu olarak adlandırılan bu yapı, ocak ayında görev süreleri dolacak olan ve artık Trump’a siyasi bir bağımlılığı kalmadığı belirtilen Cumhuriyetçilerden oluşuyor.

İngilizce “sadece bir kez yaşarsın” (you only live once) ifadesinin kısaltması olan “YOLO”, gelecekteki sonuçları önemsemeden hareket eden tavırları tanımlamak için kullanılıyor.

Bu gruptaki isimlerin bir kısmı emekli olmayı tercih ederken, bir kısmı ise Cumhuriyetçi Parti içindeki ön seçimlerde Trump’ın desteklediği adaylara karşı kaybetti.

Senatoda bu grupta yer alan isimler arasında, bu yılki ön seçimleri kaybeden Teksas Senatörü Cornyn ve Louisiana Senatörü Bill Cassidy ile Trump’ın “Tek Büyük, Güzel Yasa” tasarısı nedeniyle başkanla ters düşerek geçen yıl emekli olacağını açıklayan Kuzey Karolina Senatörü Tillis bulunuyor. Her üç isim de önemli konularda başkanla görüş ayrılığı yaşadı.

Temsilciler Meclisinde ise Trump’ın müttefiki bir adaya ön seçimi kaybeden Kentakki Temsilcisi Thomas Massie ile yıl sonunda emekliye ayrılacak olan Nebraska Temsilcisi Don Bacon bu grupta yer alıyor.

Trump adaylığı geri çekebileceğini belirtti

YOLO grubunun farklı üyeleri başka konularda Trump’a karşı gelse de Blanche’ın adaylığının onaylanmasında kilit rolü Cornyn ve Tillis elinde tutuyor.

Senato Yargı Komisyonu Başkanı Chuck Grassley’nin, Blanche’ın Adalet Bakanlığına kalıcı olarak atanmasını değerlendirmek üzere yapılması planlanan toplantıyı iptal etmesinin ardından Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada adaylığı geri çekmeyi değerlendireceğini söyledi.

Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda Cornyn ve Tillis’in Blanche’ın adaylığı konusunda net bir tutum sergilemekten kaçındığını vurguladı.

Trump paylaşımında, “Todd Blanche bir YILDIZ ve herkes bunu biliyor! Tüm zamanların en büyük adalet bakanlarından biri olma potansiyeline sahip” ifadelerini kullandı.

Açıklamasına devam eden Trump, “Ancak Teksaslı John Cornyn ve Kuzey Karolina’dan Thom Tillis -ki her ikisini de desteklemeyi reddettim ve siyasi kariyerleri benim bu hareketimle sona erdi- her durumda bakan vekili olarak kalacak olan bu harika adaya oy vermeyi reddediyorlar” diye yazdı.

1,8 milyar dolarlık fon tartışması

İki senatörün muhalefetinin merkezinde, Adalet Bakanlığının “taraflı tutumunun” mağduru olduğunu iddia eden kişilere ödeme yapması öngörülen 1,8 milyar dolarlık “adaletin araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonu yer alıyor.

Kongre’deki her iki partiden eleştirmenler, bu fonun 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınına katılanlar da dahil olmak üzere Trump’ın müttefiklerine para aktarma aracı olacağını belirterek fona karşı çıkıyor.

Trump, Adalet Bakanlığı ve ABD İç Gelir Servisi (IRS) arasındaki bir uzlaşmanın parçası olarak gündeme gelen fon hakkında Blanche, konunun artık “hükümsüz” olduğunu ve fonun gündemden kalktığını savundu. Ancak Cornyn, bu ayın başlarında Yargı Komisyonundaki onay oturumunda Blanche’ın bu iddiasına şüpheyle yaklaştı.

Cornyn, 15 Temmuz’da oturum salonunun dışında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Uzlaşma anlaşması tarafların yazılı izni olmadan değiştirilemez. Tarafların böyle bir yazılı izni yok ve kendisi de bunun bir sözleşme unsuru olarak yürürlüğe konulabileceğini kabul etti” dedi.

Teksas senatörü sözlerini şöyle sürdürdü: “Düzeltmeye çalıştığım kayıtlara geçmesi açısından bunun gerçekten önemli olduğunu düşünüyorum. Sorularıma dürüstçe yanıt verdi ancak bu yanıtlar inevitably konunun kapandığı sonucuna varılmasını sağlamıyor. İleride tekrar gündeme getirilebilir.”

Cornyn, bu yılın başlarında Teksas’taki Cumhuriyetçi ön seçiminde Trump’ın desteklediği Teksas Başsavcısı Ken Paxton’a kaybettikten sonra Beyaz Saray’a yönelik eleştirilerini daha yüksek sesle dile getirmeye başladı.

Komisyondaki diğer Cumhuriyetçi senatör Tillis ise Blanche’ın adaylığına karşı çıkmasının Trump ile yaşadığı anlaşmazlıklardan kaynaklandığı yönündeki iddiaları reddetti.

The Independent gazetesinin haberine göre Kuzey Karolina senatörü perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Gerçek şu ki, başkandan hiçbir zaman destek talep etmedim, buna rağmen bana destek verdi. Başkan bu tür bir aracı kullandığı anda karşısında Tillis’in yanıtını bulurdu ama bunu hiçbir zaman yapmadı” diye konuştu.

Her iki senatör de fonun resmi ve kalıcı olarak iptal edildiğine dair güvence almadıkları sürece Blanche’ın komisyondan geçmesi yönünde oy kullanmayacaklarını bildirdi.

Blanche komisyondan geçse dahi göreve atanabilmek için Senato genel kurulunda basit çoğunluğun desteğine ihtiyaç duyacak.

Adalet Bakanlığına yönelik eleştiriler sürüyor

Senatör Cassidy, perşembe günü CBS News’ten Nikole Killion’a yaptığı açıklamada, Adalet Bakanlığının mevcut tutumundan “büyük endişe duyduğunu” belirtti. Cassidy, eski Beyaz Saray çalışanı ve 6 Ocak olaylarının kilit tanıklarından Cassidy Hutchinson hakkında soruşturma yürütmek üzere bir büyük jüri oluşturulduğuna dikkati çekti.

Cassidy, “Her Amerikalı Adalet Bakanlığının bir silah gibi kullanılmasından korkmamalı mı? Buna tatmin edici yanıtlar verilemiyorsa, o zaman muhtemelen başka birinin bu göreve gelmesi gerekir” dedi. Cassidy, Blanche’ın “iyi yanıtlar verebilmesi, Tillis ve Cornyn’e bu taahhüdü sunabilmesi ve Hutchinson’a bu süreçlerin neden yürütüldüğünü açıklayabilmesi durumunda yola devam edilebileceğini” ekledi.

Mayıs ayında yapılan ön seçimlerde Trump’ın desteklediği Temsilciler Meclisi Üyesi Julia Letlow’a kaybeden Cassidy, yenilgisinden bu yana geçen aylarda Trump yönetimini ve karşı çıktığı bazı Cumhuriyetçi politikaları açıkça eleştiriyor.

Louisiana senatörü, Blanche’ın adaylığına destek verip vermeyeceği konusunda renk vermeyerek perşembe günü gazetecilere “halen bilgi toplama aşamasında olduğunu” söyledi.

Diğer bazı Cumhuriyetçi senatörler de bu hafta yaptıkları değerlendirmelerde, tartışmanın ön planında Cornyn ve Tillis yer alsa da kendilerinin de adaylık ve fon konusunda endişeleri bulunduğunu bildirdi.

Cornyn ve Tillis perşembe günü Blanche ile bir görüşme gerçekleştirdi, bu nedenle taraflar arasında bir uzlaşma sağlanabileceği belirtiliyor.

Ancak Trump’ın adaylığı geri çekme düşüncesini hayata geçirmesi ihtimaline değinen Cornyn, ön seçimi kazanan Paxton’ın kasım ayındaki genel seçimi kazanmasının kesin olmadığını hatırlattı. Teksas Başsavcısı Paxton, seçilmesi halinde Trump yönetiminin yasama önceliklerine güçlü destek vereceğini taahhüt etmişti.

Buna karşın Paxton, kasım ayındaki seçimlerde Demokrat Eyalet Temsilcisi James Talarico karşısında zorlu bir yarışla karşı karşıya bulunuyor. Cook Political Report, Cornyn’in mayıs ayındaki ikinci tur yenilgisinin ardından bu yarışa ilişkin değerlendirmesini “Muhtemel Cumhuriyetçi” seviyesinden “Cumhuriyetçilere Kayıyor” seviyesine revize etti. Son anketlerde Demokrat adayın farkı açtığı görülüyor.

Cornyn perşembe günü yaptığı açıklamada, “Yani bizi istediği noktada getirdiğini düşünebilir. Ancak gerçek şu ki, Senatör Tillis ve benim yerimizi kimin alacağına dair bir garanti yok. Gelecek yıl elindeki kozlar şu ankinden daha zayıf olabilir. Bu talihsiz bir durum çünkü biz bu kavgayı büyütmemeye çalıştık” ifadelerini kullandı.

Kendi koltuğu “Demokratlara kayıyor” kategorisinde değerlendirilen Tillis de benzer bir uyarıda bulunarak sürecin ters tepebileceğini söyledi.

Tillis, fonun artık yürürlükte olmadığına dair beklentilerin karşılanması durumunda kendisini onaylamaya hazır bir grupla çalışmak yerine, Trump’ın bir sonraki Kongre’deki sandık sayılarını hesaba katması gerektiğini vurguladı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Minnesota’da 30’dan fazla su tesisine siber saldırı

Yayınlanma

ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları araştırıyor. İncelemelerde olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntılara ulaşıldığı bildirildi. Eyalet ve federal kurumlar, kamu hizmetlerinin aksamaması ve sistemlerin emniyete alınması için ortak çalışma yürütüyor.

ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları inceliyor. Soruşturmada olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntıların yer aldığı belirtildi.

Minnesota Bilişim Teknolojileri (MNIT) kurumu Salı günü saldırılara ilişkin bir uyarı yayımladı.

Kurum; ABD Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı (CISA), ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) ve Federal Soruşturma Bürosu (FBI) dahil olmak üzere federal kurumlarla koordineli bir inceleme yürüttüklerini duyurdu.

Uyarda yer alan bilgilere göre yetkililer, devam eden soruşturma nedeniyle “faaliyeti henüz belirli bir aktöre bağlamadıklarını” veya saldırıların tek bir aktöre atfedilemeyeceğini kaydetti.

Araştırmacılar, Minnesota genelindeki vakalar arasında saldırı zamanlamaları ve “kullanılan teknoloji türleri” de dahil olmak üzere benzerlikler tespit etmeyi başardı.

MNIT, Minnesota Sağlık Bakanlığının yerel su sistemleri üzerindeki etkileri araştırdığını ekledi. Kurum, şehirlerden “içme suyu kullanımlarını değiştirme” yönünde gelen “herhangi bir aktif talep” bulunmadığını bildirdi.

Pazar ve Pazartesi günleri gerçekleşen saldırılarda, operatörlerin kullandığı bilgisayar ekranları olan “programlanabilir mantıksal denetleyiciler” (PLC) ile “insan-makine arayüzleri” (HMI) hedef alındı.

Minnesota Bilgi Güvenliği Başkanı John Israel, eyaletin bilgileri federal kurumlara ilettiğini ve bu kurumların “bu faaliyeti daha geniş bir ulusal bağlamda değerlendirdiğini” söyledi.

CISA, FBI ve diğer federal kurumlar tarafından 22 Temmuz’da yayımlanan ortak bir uyarıda, İranlı bilgisayar korsanlarının su sistemlerini ve diğer PLC’leri hedef aldığı konusunda uyarıda bulunulmuştu.

Açıklamada ayrıca operasyonel teknoloji (OT) sahipleri ve operatörlerinin “doğrudan internet erişimini sınırlandırmalarının ve güvenli PLC kurulumunu sağlamalarının” önemi vurgulanmıştı.

FBI Siber Bölümü Direktör Yardımcısı Brett Leatherman söz konusu uyarıda, İranlı aktörlerin “ABD’nin kritik altyapısını hedef almaya” ve “Amerikalıların bağımlı olduğu temel hizmetleri aksatmaya devam ettiğini” ifade etmişti.

Bu durum, İran savaşı sırasında ABD’nin ülkedeki kritik altyapıyı hedef alan saldırılarını takip ediyor. ABD ordusu İran’daki bir liman tesisine, enerji altyapısına ve köprülere saldırılar düzenlemişti.

MNIT; su ve atıksu sistemlerine, internetten erişilebilen operasyonel teknolojileri tespit etmeleri ve tesislerdeki uzaktan erişim imkanlarını kontrol etmek gibi adımları derhal atarak sistem güvenliğini sağlamaları tavsiyesinde bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English