Amerika
Petrol devlerine 51 milyar dolarlık iklim davası açan avukata Kongre sorgusu

ABD’de petrol ve doğalgaz endüstrisine karşı yürütülen çok milyar dolarlık iklim davasının merkezindeki avukatlardan Roger Worthington, Kongre bünyesinde Cumhuriyetçilerin yürüttüğü soruşturma kapsamında kapalı kapılar ardında ifade verecek. Oregon eyaletinin Multnomah ilçesi adına açılan 51 milyar dolarlık tazminat davasını üstlenen 65 yaşındaki avukat, iklim davalarına bakan hakimleri etkilemeye çalışmakla suçlanıyor.
Petrol ve doğalgaz endüstrisine karşı yürütülen dev iklim davasının merkezindeki avukat Roger Worthington, ABD Kongresinin denetimiyle karşı karşıya.
Serbest çalışan avukatların Kongre komisyonu önüne çağrılarak ifadelerinin alınması nadir görülen durum olsa da iklim ve enerji davalarının yoğun siyasi atmosferinde Roger Worthington sıradan avukat profili çizmiyor.
Çevre aktivistleri arasında öncü, Donald Trump yönetimi ve Kongredeki cumhuriyetçiler nezdinde ise muhalif figür olarak görülen hırslı avukat, son hamlesiyle tepkileri üzerine çekti.
Oregon eyaletinin Multnomah bölgesini temsil eden Worthington, petrol ve doğalgaz şirketlerini 2021 yılında 69 kişinin ölümüne yol açan aşırı sıcak dalgasına zemin hazırlamakla suçlayan 51,5 milyar dolarlık davayı üstlendi. Bu adım, kendisini Temsilciler Meclisi Yargı Komisyonunun hedefi haline getirdi.
Meslek hayatında asbest üreticilerine karşı açtığı davalarla tanınan 65 yaşındaki Worthington, Portland kentini de kapsayan bölge adına üç hukuk firmasının ortaklaşa açtığı davada yargıçları etkileme çabalarını araştıran cumhuriyetçilerin sorularını yanıtlayacak.
İklim davalarında yeni cephe
Kongre mahkemesi celbiyle gerçekleşecek bu ifade süreci, yerel yönetimlerin petrol ve doğalgaz üreticilerini küresel ısınmadan mali olarak sorumlu tutmak amacıyla açtığı iki düzineden fazla davanın siyasi ve hukuki savaşında yeni gerilim hattı oluşturuyor.
Enerji sektörü, bu davaların milyarlarca dolarlık kayba yol açabileceği uyarısı yapıyor. Temsilciler Meclisi ve Senatodaki cumhuriyetçiler ise bu davaları tamamen düşürecek yasa tasarıları hazırlıyor.
Trump yönetiminin iklim girişimlerini engelleme çabalarında, bu davaların önünün kesilmesi öncelikli başlıklar arasında yer alıyor.
ABD Adalet Bakanlığı, daha önce Hawaii ve Michigan eyaletlerinde açılan davaları engellemek için başarısız girişimlerde bulunurken, Minnesota’daki davayı da akamete uğratmaya çalıştı.
ABD Yüksek Mahkemesi ise bu sonbaharda sektörün davaları düşürme talebine ilişkin sözlü savunmaları dinleyecek.
Worthington, Multnomah bölgesi yetkililerinin Haziran 2023 tarihinde Portland adliyesi önünde davanın başladığını duyurduğu andan itibaren başroldeydi.
Siyasetçilerin yanında söz alan Worthington, “Yerin altından karbonu çıkarıp gaza dönüştürme ve gökyüzümüzü kirletme işindeler, bedelini ise biz ödüyoruz. Artık buna izin vermeyeceğiz, ne burada ne de şimdi” diyerek tavrını ortaya koymuştu.
Bu, Worthington’ın büyük şirketlerle ilk mücadelesi değil. Asbest üreticilerini yirmi yıldan fazla süre mahkemeye taşıyan avukat, kanser hastası müvekkilleri için 1 milyar dolardan fazla tazminat kazandı.
Bu deneyimin iklim davasındaki bakış açısını şekillendirdiğini belirten Worthington, sürecin kolay olmayacağını ve fosil yakıt sektörünün kendini korumak için sert şekilde savaşacağını öngörmüştü.
Yıllar sonra, tütün ve opioid davalarında deneyimli isimlerin de yer aldığı hukuk ekibiyle birlikte Washington’daki kapalı kapılar ardındaki sorguya gelirken, öngörüleri tahmin etmediği şekilde gerçekleşti. Siyaseten karşı çıktıkları aktif davada görev yapan avukat, milletvekillerinin kıskacına girdi.
Worthington, kendisini ifadeye çağıran milletvekillerini “büyük petrol şirketlerinin önüne kemirecekleri kemik atmakla” suçladı. Mahkemeler üzerinde yetkisi olan Yargı Alt Komisyonunun Başkanı Cumhuriyetçi Milletvekili Darrell Issa ise komisyonun petrol sektörünün talimatıyla hareket ettiğini öne sürenlerin tamamen yanıldığını savundu.
Issa, “Yalan söylüyorlar. Milletvekilleri gerçeği duymak istiyor. İfade yemin altında gerçekleşecek. Ya anayasal haklarını kullanarak susacaklar ya da gerçeği söyleyecekler” dedi.
Worthington’ın yakın çevresi ise onun bu mücadeleye hazır olduğunu belirtiyor. Worthington’ı 1997 yılından beri tanıyan Matt Bergman, “Dostlarınız kadar düşmanlarınız da sizi onurlandırır. Roger’ın hedef alınması, onun hukuki mücadelesinin yerleşik güçler için ne kadar büyük tehdit oluşturduğunu gösteriyor” değerlendirmesini yaptı.
Worthington’ın geçmişi dikkat çekici ayrıntılar barındırıyor. Üniversite yıllarında yaz tatilinde Exxon Mobil petrol rafinerisinde çalışan Worthington, Oregon’un Bend kentinde Worthy Brewing adında bir bira imalathanesi kurdu. Tesis bünyesinde 16 inçlik Ritchey-Chrétien teleskobuna sahip gözlemevi de yer alıyor.
Şerbetçiotu yetiştiriciliği yapan Worthington, aynı zamanda ekolojik tarım çiftliği ve yerel bitki bahçelerini yöneten, çevre eğitimleri veren Worthy Garden Club organizasyonunu yürütüyor.
Worthington, uzun yıllardır Demokrat adayları açıkça destekliyor. Oregon’da Senatör Ron Wyden gibi Demokrat siyasetçilere on binlerce dolar bağış yapan avukat, iklim davasına onay veren ve 2024 yılında Temsilciler Meclisi seçimlerinde aday olan Susheela Jayapal’a da 2 bin dolar katkı sağladı.
Susheela Jayapal’ın kız kardeşi Pramila Jayapal ise Kongre İlerici Grubu eski başkanlığı görevini yürütmüştü. Worthington ayrıca Oregon’daki orman yangınlarının ardından bölgenin toparlanması için 1 milyon kozalaklı ağaç dikme taahhüdüyle 1 milyon dolar bağış sözü verdi.
Bisiklet sporuyla ilgilenen Worthington, şimdiki hukuk ortağı John Caron ile 1990’lı yıllarda bisiklet yarışları esnasında tanıştı.
Worthington ile ortak çalıştığı Thomas, Coon, Newton & Frost ve Simon Greenstone Panatier firmalarından oluşan hukuk ekibi, iklim davaları alanında yeni sayılıyor.
İlk iklim davalarının çoğunu Sher Edling hukuk firması ile Demokrat eğilimli kent ve eyaletlerdeki çevre örgütleri ile başsavcılar yürütmüştü.
San Francisco merkezli Sher Edling firması, Sierra Club Hukuki Savunma Fonu (şimdi Earthjustice) eski başkanı Vic Sher ve çevre avukatı Matt Edling tarafından kurulmuştu.
Sher Edling de cumhuriyetçi milletvekillerinin hedefi haline geldi. Firmayı temsil eden avukat, mayıs ayında Temsilciler Meclisi Yargı Komisyonuna yaptığı açıklamada, yargıçları etkileme çabalarının müvekkilinden değil, ezici çoğunlukla petrol şirketleri ve onların avukatlarından geldiğini belirtti.
Worthington gibi şirketlerin usulsüzlüklerini ifşa etme konusunda uzmanlaşmış kişisel zarar avukatları, uzun ve maliyetli davaları finanse edecek güçleri sayesinde 2023 yılından itibaren iklim alanına yöneldi.
Multnomah bölgesini temsil eden üç hukuk firması, davayı başarı şartına bağlı ücret anlaşmasıyla yürütüyor ve kazanmadıkları takdirde herhangi bir ücret alamıyor. Bölge yönetimi, altyapıyı ve kamu sağlığı hizmetlerini gelecekteki aşırı hava olaylarına karşı dayanıklı hale getirmek amacıyla 51,5 milyar dolar tazminat talep ediyor.
Ortak asbest davalarında servet kazandıktan sonra kalıcı bir miras bırakmak istediklerini belirten Bergman, kendisinin sosyal medya platformlarının çocuklara verdiği zararlar nedeniyle aileleri temsil ettiğini, Worthington’ın ise çevre konusuna odaklandığını ifade etti.
Bergman, Worthington’ın iklim değişikliği araştırmaları dahil çevre projelerine on binlerce dolar bağışladığını aktardı.
Bu kapsamda, Yüksek Mahkeme tarafından 2025 yılında reddedilen gençlik iklim davası Juliana v. United States davasının hukuki temelini oluşturan akademisyen Mary Wood’un çalışmalarını desteklemek amacıyla Oregon Üniversitesi Hukuk Fakültesine bağış yapıldı.
Bilimsel çalışmalara olan ilgisini aile ortamına borçlu olduğunu belirten Worthington’ın üvey babası, NASA’da radyasyon biyoloğu olarak görev yapmış ve ozon tabakasını koruyan 1987 Montreal Protokolü’ne zemin hazırlayan verilerin toplanmasına katkı sağlamıştı.
Ancak Multnomah davasındaki bazı bilimsel bağlantılar, ekim ayında bir yargıcın Worthington’ı kamuoyu önünde azarlamasına neden oldu ve onu Kongre soruşturmasının içine çekti.
Tartışma, petrol ve doğalgaz şirketlerinin Temmuz 2025 tarihinde davanın düşürülmesi yönünde dilekçe vermesiyle başladı. Şirketler davanın ifade özgürlüğü haklarını ihlal ettiğini savundu.
Bölge yönetimi ise sektörün yanıltıcı reklam faaliyetlerini kanıtlamak amacıyla belgeler sundu. Ancak Chevron, Worthington’ı “mahkemeyi dolandırmakla” suçlayarak uzmanların kullandığı iki iklim araştırmasının dikkate alınmamasını talep etti.
Chevron, Worthington’ın bilimsel makalelerden birine yayımlanmadan önce erişim sağladığını ve bu çalışmanın zamanla davaya odaklı hale geldiğini öne sürdü. Ayrıca Worthington’ın diğer makaleyi fonladığını mahkemeye bildirmediğini savundu.
Orman yangınlarının yol açtığı ölümlerle ilgili olan ikinci makalede Worthington’a kısmi destek teşekkürü yer alsa da bu ilişki mahkemeye sunulmadı. Şirket ayrıca Worthington’ın yerel gazetelerde davayı destekleyen yazılar yazarken kendisini avukat olarak değil, bira imalathanesi sahibi olarak tanıttığını belirtti.
Bölge Yargıcı Benjamin Souede, araştırmaları davadan çıkarmayı reddetmesine rağmen, Worthington’ı mahkemeyi bilgilendirmediği için sert bir dille eleştirdi.
Yargıç Souede, “Bu bilerek bilgi gizleme çabasıyla ne amaçlandığını anlamıyorum. Oregon eyalet mahkemelerinde bu şekilde avukatlık yapılamaz” dedi.
Chevron temsilcileri Worthington hakkında açıklama yapmazken, şirketi savunan avukat Ted Boutrous, davanın eyalet haksız fiil yasalarının sınırlarını aştığını ve küresel emisyonlara odaklandığı için düşürülmesi gerektiğini savundu.
Kongre kıskacındaki bilimsel çalışmalar
Worthington, 2017 yılında 15 binden fazla bilim insanının imzaladığı uyarı mektubunu gördükten sonra, dilekçeyi düzenleyen Oregon Eyalet Üniversitesi Profesörü William Ripple ile iletişime geçtiğini belirtti.
Bilim insanları ve siyasetçilerle konferans turları düzenlediklerini aktaran Worthington, asbest davalarında da aynı yöntemi izlediğini ve en iyi bilimsel verileri politika yapıcılara sunmayı amaçladığını söyledi. Kongredeki iklim politikasının tıkanması nedeniyle artık kararı jürinin vermesi gerektiğini savundu.
Fosil yakıt sektörü ise iklim davalarındaki ilişkilendirme bilimini hedef alıyor.
Şirketler bu alanın sadece davaları desteklemek için geliştirildiğini iddia ederken, Kongre’deki yasa tasarıları da bu bilimin güvenilirliğini sarsmayı amaçlıyor.
Geçen ay Politico, muhafazakar bir araştırma grubunun, Ulusal Bilimler, Mühendislik ve Tıp Akademilerinin yayımlayacağı raporun güvenilirliğini sarsmak amacıyla bilim insanlarının e-postalarını incelediğini yazmıştı. Worthington, bu tür girişimleri “açık bir yıldırma ve taciz biçimi” olarak nitelendirdi.
Chevron’un şikayetinde e-postaları talep edilen Oxford Üniversitesi Öğretim Üyesi Benjamin Franta’nın ismi de yer aldı. Ayrıca Worthington’ın internet sitesinde, Çevre Hukuku Enstitüsünün (ELI) yargıçlara yönelik iklim eğitimi modülünün taslak sürümünün yer alması cumhuriyetçilerin Kongre soruşturmasının odağına oturdu.
Chevron, bu durumun mahkemeleri etkileme çabası olduğunu savunurken, bölge yönetimi Worthington’ın ELI üyesi olmadığını ve ELI etkinliklerine katılmadığını bildirdi. Ayrıca davanın savunma tarafındaki birçok hukuk firmasının ELI’ye mali destek sağladığına dikkat çekildi.
Worthington’ın taktikleri ilk kez tartışma konusu olmuyor. Wall Street Journal gazetesi 2013 yılında Worthington ve diğer asbest avukatlarının kanser doktorlarına mali destek sağlayarak müvekkil edinme çabalarının etik sınırları aşıp aşmadığını araştırmıştı.
Tıbbi araştırmalara 1 milyon dolar bağışta bulunduğunu belirten Worthington, iddiaları reddederek sadece katkı sağlamayı amaçladığını söylemişti.
Bu kez Kongre düzeyinde riskler daha yüksek. Temsilciler Meclisi Yargı Komisyonu Başkanı Jim Jordan ve Darrell Issa liderliğindeki soruşturma, ELI’nin eğitim modülünde yer alan Michael Wehner imzalı makalenin Worthington’ın sitesinde nasıl yer aldığına odaklanıyor.
Cumhuriyetçiler ELI’yi yargıçları etkilemeye çalışmakla suçlarken, enstitü yönetimi Kongre ile işbirliği yaptıklarını ve davalara müdahil olmadıklarını açıkladı.
Komisyonun kıdemli Demokrat üyesi Jamie Raskin ise cumhuriyetçilerin bu soruşturmayı siyasi rakiplerini hedef almak için kullandığını belirterek, durumu “gücün açıkça kötüye kullanılması” olarak nitelendirdi.
Amerika
Trump yönetiminden Brezilya ithalatına yüzde 25 ek gümrük vergisi

ABD yönetimi, yürütülen soruşturmada bu ülkenin haksız ticaret uygulamaları yürüttüğünün belirlenmesi üzerine Brezilya’dan ithal edilen bazı ürünlere yüzde 25 ek gümrük tarifesi uygulayacağını duyurdu. ABD Ticaret Temsilciliği, bir yıl süren inceleme sonucunda Brezilya’nın dijital ticaret politikaları, zayıf yolsuzlukla mücadele uygulamaları ve gümrük tarifelerinin Amerikan üreticilerine makul olmayan yükler getirdiğini açıkladı.
ABD yönetimi, Güney Amerika ülkesinin haksız ticaret uygulamaları yürüttüğünü tespit eden bir soruşturmanın ardından Brezilya’dan ithal edilen belirli mallara yüzde 25 oranında gümrük tarifesi uyguluyor.
ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer’ın ofisi tarafından çarşamba günü yapılan açıklamada, Brezilya’nın uygulamalarına yönelik bir yıl süren incelemenin, ülkenin dijital ticaret politikaları, yetersiz yolsuzlukla mücadele denetimleri ve kendi uyguladığı gümrük tarifeleri gibi önlemlerinin Amerikan çiftçileri, işçileri, yenilikçileri ve ihracatçıları üzerinde “makul olmayan” yükler oluşturduğunu ortaya koyduğu belirtildi.
ABD, söz konusu ithalat vergilerini, federal hükümete yabancı ülkelerin haksız ticaret uygulamalarına karşı tarifelerle misilleme yapma yetkisi veren 1974 Ticaret Yasası‘nın 301. maddesi uyarınca yürürlüğe koyuyor.
Federal kayıt sisteminde yayımlanan ve tarifelerin çerçevesini çizen tebliğin bir kopyasına göre Greer; alüminyum hidroksit, sanat eserleri, belirli hayvan derileri ve bazı ilaç bileşenleri dahil olmak üzere bazı ürünleri bu vergilerden muaf tutuyor.
Ticaret Temsilciliği ofisi, yeni vergilerin Brezilya hükümetiyle “yoğun şekilde yürütülen müzakerelerin” ardından geldiğini kaydetti. ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise çarşamba gecesi yaptığı açıklamada, Brezilya Devlet Başkanı Luiz Inácio Lula da Silva ve ekibinin ABD yönetimiyle “iyi niyetle müzakere etmediğini” ifade etti.
Rubio, sosyal medya platformu X üzerinden Brezilya liderine yönelik yaptığı paylaşımda, “Onun ekonomi politikaları hem Amerikalılar hem de Brezilyalılar için kötü. Lula geçen yıl boyunca Brezilya halkının refahı için bir anlaşma yapmak yerine kendi egosunu ön planda tuttu ve bu tarifeler de bunun bedelidir” değerlendirmesini yaptı.
ABD Nüfus Sayım Bürosu verilerine göre, ABD’nin Brezilya ile ticaret hacmi 2025 yılında toplam 94,2 milyar doları aştı. 2008 yılından bu yana, ABD’nin Brezilya’ya yaptığı ihracat, bu Güney Amerika ülkesinden yapılan ithalatın değerinden daha yüksek bir maliyete sahip oldu.
Greer, ofisinin yayımladığı bildiride, yüzde 25’lik tarifelerin “Amerikalı işçilerin ve şirketlerin Brezilyalı rakipleriyle eşit şartlarda rekabet edebilmesini sağlamak” için gerekli olduğunu vurguladı.
Greer, konuya ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Siyasi söylemleri sansürlemeyi reddettikleri için ABD teknoloji şirketlerini cezalandırmak, yolsuzlukla mücadele uygulamalarında geri adım atmak veya Brezilyalı çiftçilerin Amerikalı çiftçilere karşı avantaj elde etmek için yasa dışı kesilen orman arazilerini kullanmalarına izin vermek olsun, Brezilya’nın haksız ticaret uygulamaları, ABD’li işçilerin ve üreticilerin 210 milyondan fazla tüketicisi olan bu önemli pazara erişmesini engelledi.”
ABD’li ticaret yetkilisi ayrıca, “Brezilya ile geçen yıl boyunca yapılan kapsamlı görüşmeler bu sorunları çözmedi, ancak bu soruşturmada tespit edilen problemlerde uzun süredir ihtiyaç duyulan değişiklikleri gerçekleştirmek üzere Brezilya ile müzakereleri sürdürmeye açığız” sözlerini ekledi.
Amerika
ABD’de Lindsey Graham’in koltuğu için yarışan adaylar başa baş

ABD’nin Güney Carolina eyaletinde hayatını kaybeden Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham’in yerine geçecek ismi belirlemek için yapılacak ön seçim öncesinde yürütülen ankete göre yarışta belirgin bir favori aday öne çıkmadı. Emerson College ve Nexstar Media ortaklığıyla yayımlanan ankette, potansiyel adaylardan hiçbirinin yüzde 20 barajını aşamadığı ve yüzde 17,9 ile en yüksek oranı kararsız seçmenlerin oluşturduğu görüldü.
ABD’de geçen günlerde hayatını kaybeden Cumhuriyetçi Güney Carolina Senatörü Lindsey Graham’in Kongre’nin üst kanadı Senatodaki koltuğunu devralacak adayın belirleneceği ön seçim yarışı öncesinde yapılan yeni bir anket, seçmenlerin net bir favorisinin olmadığını ortaya koydu.
Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham, Senatodaki beşinci dönemi için kampanya yürüttüğü sırada, aort yırtılması nedeniyle 71 yaşında ani bir şekilde yaşamını yitirmişti.
Emerson College Polling ve Nexstar Media tarafından perşembe günü yayımlanan anket sonuçlarına göre, potansiyel adayların hiçbiri katılımcılar arasında belirgin bir üstünlük sağlayamadı ve hiçbir isim yüzde 20 oranına ulaşamadı.
Ankette en çok tercih edilen yanıt, yüzde 17,9 ile “kararsızım” seçeneği oldu.
Aday adayları arasında Temsilciler Meclisi Üyesi Cumhuriyetçi Ralph Norman yüzde 16,4 destekle yarışı önde götürürken iş insanı ve kilise diyakozu Mark Lynch yüzde 12,5 destek oranıyla ikinci sırada yer aldı.
Diğer aday adaylarından Temsilciler Meclisi Üyesi Nancy Mace yüzde 10,1, Vali Yardımcısı Pamela Evette yüzde 9,9, Temsilciler Meclisi Üyesi Russell Fry yüzde 9,4, Güney Carolina Valisi Henry McMaster yüzde 7,7 ve eski Temsilciler Meclisi Üyesi Mark Sanford ise yüzde 5,4 oranında destek topladı.
Vali McMaster tarafından pazartesi günü ölen ağabeyinin yerine geçici olarak atanan ve görev süresi 3 Ocak 2027 tarihine kadar devam edecek olan mevcut Senatör Darline Graham Nordone ise ankete katılanların yüzde 5,9’unun desteğini aldı.
Güney Carolina seçmenlerinin kasım ayındaki genel seçim pusulasında yer alacak yeni Cumhuriyetçi adayı belirlemesi amacıyla 11 Ağustos tarihinde özel bir ön seçim gerçekleştirilecek.
Adaylardan hiçbirinin gerekli çoğunluğu sağlayamaması durumunda ise 25 Ağustos’ta ikinci tur oylamaya gidilecek.
Emerson College Polling ve Nexstar Media ortaklığıyla 14 ve 15 Temmuz tarihlerinde düzenlenen kamuoyu araştırması, Güney Carolina’da ön seçime katılması muhtemel 500 Cumhuriyetçi seçmenle yapıldı.
Çalışmanın hata payı ise artı veya eksi yüzde 4,3 olarak açıklandı.
Amerika
Anthropic CEO’sundan yapay zeka düzenlemeleri için büyük bağış

Yapay zeka şirketi Anthropic’in Üst Yöneticisi Dario Amodei, yapay zekaya yönelik güvenlik düzenlemelerini savunan adayları destekleyen Public First adlı siyasi eylem komitesine mayıs ayında 1 milyon dolar bağışladı. ABD Federal Seçim Komisyonunun açıkladığı yeni kayıtlarda yer alan bu miktar, Amodei’nin kayıtlara geçen ilk yedi haneli siyasi bağışı oldu.
Yapay zeka şirketi Anthropic’in Üst Yöneticisi (CEO) Dario Amodei, şirketin yapay zekaya yönelik güvenlik düzenlemeleri getirilmesi hedefiyle aynı görüşleri paylaşan adayları destekleyen Public First adlı süper PAC’e (siyasi eylem komitesi) mayıs ayında 1 milyon dolar bağışladı.
ABD Federal Seçim Komisyonunun (FEC) çarşamba gecesi geç saatlerde yayımladığı kayıtlara göre, bu destek Amodei’nin kayıtlara geçen ilk yedi haneli siyasi bağışı niteliğini taşıyor.
Anthropic CEO’su, daha önce Demokrat siyasetçilere daha düşük miktarlarda bağışlar yapmıştı.
Yapay zeka yöneticisinin yaptığı bu büyük finansal destek, Anthropic ile yapay zeka kurallarını destekleyen adayları öne çıkarmak için kurulan harcama grupları ağı arasındaki bağı daha da güçlendirdi.
Bu bağış, Public First ve Anthropic çizgisine yakın diğer organizasyonların, ağır yapay zeka düzenlemelerine karşı çıkan rakip sanayi süper PAC ağı Leading the Future ile mücadele ettiği bir dönemde yapıldı.
Her iki taraf, emekli olacak Demokrat Milletvekili Jerry Nadler’ın New York’taki koltuğu için yapılan ve yakından takip edilen ön seçimde karşı karşıya gelen adaylara milyonlarca dolar akıttı.
Amodei’nin yaptığı bağış, Public First’ün kendi çatısı altında yer alan Jobs and Democracy süper PAC’ine 3 milyon dolardan fazla kaynak aktarmasından birkaç hafta önce gerçekleşti.
Jobs and Democracy, New York Eyalet Meclisi Üyesi Demokrat Alex Bores’un Nadler’ın koltuğu için yürüttüğü ön seçim kampanyasına destek amacıyla toplam 12 milyon dolar harcadı.
Bores’un haziran ayında az farkla kaybettiği bu seçim yarışı, yapay zeka endüstrisi içindeki savaşan gruplar arasında bir vekalet savaşı işlevi gördü.
Bores’un eyalette bir yapay zeka güvenlik yasası kaleme almış olması, OpenAI Başkanı Greg Brockman ile risk sermayesi şirketi Andreessen Horowitz’in finansal olarak desteklediği Leading the Future grubunun Bores’un kaybetmesi için 8 milyon dolar harcamasına yol açtı.
FEC’in çarşamba günü yayımladığı kayıtlar, diğer beş Anthropic çalışanının da New York’taki ön seçimden önceki günlerde Public First grubuna toplamda 2 milyon dolardan fazla bağış yaptığını gösterdi.
Kayıtlarda ayrıca, Google DeepMind bünyesindeki bir çalışandan gelen 250 bin dolarlık bir bağış ile Anthropic’in en büyük rakibi olarak görülen OpenAI’daki bir çalışandan gelen 5 bin dolarlık bağış da yer aldı.
Public First, eski Oklahoma Demokrat Milletvekili Brad Carson tarafından yönetilen ve bir 501(c)(4) (sosyal refah örgütü) statüsünde yer alan Public First Action çatı grubunun bünyesinde faaliyet gösteriyor.
Anthropic, şubat ayında Public First Action’a 20 milyon dolar aktarmıştı ancak grup, bu fonun yalnızca yapay zeka politikası konusunda kamuoyunu bilgilendirme amacıyla sınırlandırıldığını ve siyasi amaçlarla kullanılamayacağını belirtiyor.
Bores’un seçimi kaybetmesine rağmen Public First, Leading the Future ile giriştiği bu mücadeleden, kamuoyunun algısını daha sıkı yapay zeka kuralları lehine çevirmeyi başardığı inancıyla ayrıldı.
Ancak FEC kayıtları, grubun tüm kaynaklarını Bores’a yatırma stratejisinin, gelecekteki mücadelelerde kendisini mali açıdan zayıf bırakabileceğine işaret ediyor.
Leading the Future grubunun beyanlarına göre, yapay zeka yanlısı endüstri grubu daha önce topladığı 75 milyon doların üzerinde yeni bir kaynak yaratmadı. Buna karşın haziran ayının sonunda grubun kasasında hala 31 milyon dolar bulunuyordu ve bağlı iki süper PAC bünyesinde de milyonlarca dolar daha saklanıyordu.
Public First Action ile bağlantılı üç süper PAC’in banka hesaplarındaki toplam miktar ise yalnızca 1,8 milyon dolar seviyesinde kaldı.
Public First Action geçen yılın sonlarında kurulmasından bu yana 80 milyon dolar topladığını belirtse de bu kaynağın bir kısmı halihazırda harcandı ve kalan payın bir kısmının da siyasi kampanyalarda kullanılmasına yönelik kısıtlamalar mevcut.
Görüş2 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Diplomasi1 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Görüş1 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Amerika1 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Dünya Basını2 hafta önceİran Ali Hamaney’e veda ediyor: Yas, hafıza ve sessizlik
Asya1 hafta önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Dünya Basını1 hafta önceABD, Venezuela’daki depremi fırsata çeviriyor
Diplomasi1 hafta önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti












