Rusya
Putin: Bizim 300 milyarımızı dondurdular, bizim ise 500 milyarımız var

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu kapsamında düzenlenen panelde ülkesine yönelik ekonomik yaptırımları, savunma stratejilerini ve küresel ortaklıkları değerlendirdi.
Rusya’nın St. Petersburg kentinde düzenlenen St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu, küresel siyaset ve ekonomi gündemini belirleyen önemli tartışmalara ev sahipliği yaptı.
Forumun en çok ilgi gören bölümü olan ana genel kurul oturumu, katılımcıların geniş yelpazesi ve yapılan açıklamaların niteliğiyle uzun ve dinamik bir seyre sahne oldu.
Kommersant gazetesinin özel muhabiri Andrey Kolesnikov’un gözlemlerine ve aktardığı bilgilere göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, forumun bu oturumu için bazı özel anlatıları ve dikkat çekici ayrıntıları sakladı. Bu kapsamda Rusya Devlet Başkanı’nın, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy’i Kiev’de ziyaret eden ve kimliği açıklanmayan Rus iş insanına dair yaptığı tasvirler oturumun en çok konuşulan konuları arasında yer aldı.
Oturumun moderatörlüğünü üstlenen Hindistanlı gazeteci Gita Mohan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e, Batı dünyasının uyguladığı yoğun ekonomik yaptırımlar altında Rusya ekonomisini nasıl geliştirmeyi hedeflediğini sordu.
Rus lider, yatırım forumunun getirdiği atmosferle uyumlu bir iyimserlik sergileyerek yaptırımların Rusya’dan ziyade bu kararları alan ülkelere zarar verdiğini ifade etti.
“Bizim 300 milyarımızı dondurdular, bizim ise 500 milyarımız var”
Yaptırımların Rusya üzerindeki etkilerini rakamlarla değerlendiren Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, şu ifadeleri kullandı:
“Yaptırımlara gelecek olursak, dürüst olmak gerekirse yaptırımların en çok bunları uygulayan taraflara zarar verdiğini düşünüyorum. Yaptırımlardan kaynaklanan bir zararımız var mı? Elbette var. Bizim 300 milyar dolarımızı dondurdular ama şu anda bizim halihazırda, dolar cinsinden hesaplandığında, 500 milyar doların üzerinde rezervimiz var. Bizim 300 milyarımızı dondurdular, bizim ise halihazırda 500 milyarın üzerinde rezervimiz mevcut. İşte size somut sonuç.”
Konuşmasında yaptırımların çift taraflı etkilerine değinen Rusya Devlet Başkanı, Batılı ülkelerin kendi kararları nedeniyle uğradıkları ekonomik kayıplara dikkat çekti.
Yaptırımları uygulayan ülkelerin büyük bir mali yük altına girdiğini belirten Putin, değerlendirmelerini şu sözlerle sürdürdü:
“Bize zarar veriyorlar mı? Veriyorlar. Peki bu yaptırımları uygulayanlar zarar görüyor mu? Elbette, hem de nasıl. Çeşitli tahminlere göre, avro bölgesine bakacak olursanız, bize karşı yaptırım uygulanmasının avro bölgesine verdiği zarar 1,5 ila 2,5 trilyon avro arasında değişiyor. Ancak şu anda bu durumun yeniden değerlendirilmesi süreci yaşanıyor. Bu yeniden değerlendirme süreci de pek çok kişiyi, Rus ortaklarla yeniden işbirliğine dönmenin belki de daha iyi olacağı düşüncesine sevk ediyor.”
Oturumda küresel ticaretin yeni rotaları ve yaptırımların aşılması konusu ele alınırken, moderatör Gita Mohan tartışmaya Tanzanya Cumhurbaşkanı Samia Suluhu Hassan’ı da dahil etti.
Mohan, Tanzanya liderine, mevcut yaptırım sarmalı içinde Rusya ile ticari ilişkileri geliştirme konusundaki ilgilerini ve bu yaptırımları nasıl aşmayı planladıklarını sordu.
Tanzanya Cumhurbaşkanı Samia Suluhu Hassan, ülkesinin bu konudaki kararlılığını vurgulayarak, “Sizi temin etmek isterim ki yaptırımların üstesinden gelebiliriz, yaptırımlardan korkmuyoruz” şeklinde konuştu. Tanzanya liderinin bu açıklaması salondaki katılımcılardan büyük alkış aldı.
“Nazi işbirlikçileri askeri törenlerle yeniden defnediliyor”
Hindistanlı gazeteci Gita Mohan, oturumun ilerleyen bölümlerinde sorulan soruları Ukrayna’daki özel askeri harekatın nihai hedeflerine ve Rusya’nın bu süreçteki kırmızı çizgilerine getirdi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, özellikle müzakere sürecinde ısrarla üzerinde duracakları konulardan birinin Ukrayna’nın de-nazifikasyonu olduğunu belirtti. Rus lider, Batılı ülkelerin bu kavrama yönelik yaklaşımlarını eleştirerek şunları söyledi:
“Bazı diğer hedeflerimiz gibi, de-nazifikasyon konusunu da müzakere sürecinde mutlaka neticeye ulaştıracağız. Bize sürekli olarak ‘Ne de-nazifikasyonu? Neden bahsediyorsunuz? Ne kadar saçma bir şey!’ dediler. Nasıl saçma olabilir? Daha çok yakın bir zamanda, Nazi suçlularının Ukrayna’nın kahramanları olarak askeri törenlerle ve saygı atışlarıyla yeniden defnedilmesine tanıklık ettik. Peki bunu kim yapıyor? Kiev rejiminin başındaki, Yahudi kökenli o kişi yapıyor. Bu gerçekten tam bir dehşet verici durum. Bu duruma sadece Polonyalılar biraz, o da oldukça cılız bir şekilde tepki gösterdi. Peki neden tepki gösterdiler? Çünkü İkinci Dünya Savaşı sırasında bu Naziler tarafından öncelikle Yahudiler, Polonyalılar, tabii ki Ruslar ve Romanlar katledildi. Tam bir milyon insan öldürüldü.”
Tarihsel gerçeklerin ve trajedilerin unutulmaması gerektiğini vurgulayan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Dün de ifade ettim ancak bunu tekrar hatırlatmakta fayda var. Bu, Holokost olarak adlandırılan büyük trajedinin devasa bir parçasıdır. Bir milyon insandan bahsediyoruz, anlıyor musunuz? Çocuklar, kadınlar dirgenlerle katledildi, evlerinde diri diri yakıldı. Şimdi ise bu Nazi suçluları askeri törenlerle yeniden defnediliyor, mevcut rejimin lideri de bu törenlerde hazır bulunuyor. Onlara selam duruluyor, askeri saygı gösteriliyor ve Naziler kahramanlaştırılıyor. İşte biz bu yüzden böyle bir hedef koyduk, de-nazifikasyonu sağlamayı amaçlıyoruz ve bu konuda uluslararası toplumun desteğine güveniyoruz.”
Moderatör Gita Mohan’ın küresel enerji ve teknoloji dengelerine yönelik soruları ise salonda farklı tartışmaları beraberinde getirdi. Mohan, Rusya’nın Çin’e enerji kaynakları sağlarken karşılığında teknoloji ve ekipman aldığını belirterek, “Bu denge bir yönüyle sömürgeci bir ilişki olarak tanımlanamaz mı?” sorusunu yöneltti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bu soruya gülerek yanıt verdi ve “Bu konuda konuşmak bana komik geliyor” dedi. Putin, iki ülke arasındaki ilişkilerin niteliğine dair şu açıklamayı yaptı:
“Çinli ortaklarımız ve dostlarımızla tamamen eşit haklara dayalı ilişkilerimiz var. Dahası, Çin’e yönelik yüksek teknoloji içeren ihracatımızın payı da düzenli olarak artış gösteriyor.”
Moderatör Mohan ayrıca Rusya’nın karşı karşıya kaldığı finansal kısıtlamaları gündeme getirdi. Rusya’nın rezervlerinin dondurulmasının yanı sıra SWIFT küresel ödeme sisteminden de çıkarıldığını hatırlatan Mohan, bu senaryoyla nasıl başa çıkılacağını ve diğer ülkelerin Rusya’yı nasıl güvenilir bir ortak olarak görmeye devam edebileceğini sordu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, petrol fiyatları ve enerji piyasalarına dair soruya yanıt verirken salonda dinleyiciler arasında oturan Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman’ı doğrudan konuşmaya davet etti. Salonda bakan için mikrofon arayışı kısa süreli bir hareketliliğe neden oldu. Moderatörün bakanı sahneye davet etmesine rağmen, salondaki görevliler hızlıca hareket ederek mikrofonu dinleyici sırasına ulaştırdı.
Mikrofonu alan Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman, “Saygıdeğer konuklar, mikrofonu getirdiler. Bu gerçekten bir sihir gibi” diyerek espri yaptı.
Rusya Devlet Başkanı Putin ise “Rusya’dasınız” karşılığını verdi. Suudi Bakan konuşmasında iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın gücünü şu sözlerle dile getirdi:
“Bu, Ocak 2015’te başlayan ve o zamandan beri karşılaştığımız tüm zorlukları, koronavirüs salgınından başlayarak başarıyla aşmamıza yardımcı olan bir ortaklıktır. Dünyanın her yerinde esen ve her zaman arkamızdan esmeyen bu fırtınalara, rüzgarlara ve kasırgalara rağmen ortaklığımız başarıyla devam ediyor. Tüm zorlukları başarıyla aşıyoruz çünkü birbirimize bağlıyız. Ben bir Müslümanım, Saygıdeğer Devlet Başkanı ve Rusya Federasyonu ise Ortodoks bir Hristiyan ülkesidir. Ancak buna rağmen ölüm bizi ayırana dek birlikte olacağız.”
Suudi Arabistan Enerji Bakanı’nın bu samimi açıklamalarından etkilenen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bakana teşekkür ederek şu önemli bilgiyi ekledi:
“Rusya Federasyonu vatandaşlarının yüzde 10 ila 15’inin, hatta muhtemelen yüzde 15’ine yakın bir kısmının İslam dinine mensup olduğunu ve onların Rusya’dan başka bir vatanı olmadığını belirtmek isterim.”
“Hava savunma sistemlerimizi güçlendirmek için çalışıyoruz”
Oturumun ilerleyen dakikalarında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, salonda bulunan Batılı ülkelerin temsilcilerine söz hakkı verilmesini önerdi.
Putin, moderatör Gita Mohan’a hitaben, “Salonda hem Avrupa Birliği ülkelerinden hem de Amerika Birleşik Devletleri’nden temsilcilerin bulunduğunu söylediniz. Belki el kaldırıp bir şeyler söylemek isterler. Bu çok iyi olurdu. Sürekli onlar hakkında konuşuyoruz, belki kendileri hakkında bir şeyler söylerler” teklifinde bulundu.
Bu sırada salondaki ön sıralarda oturan Amerikalı iş insanı Rodney Cook söz aldı. Cook, St. Petersburg şehrine olan sevgisini dile getirerek, “St. Petersburg’u çok seviyorum ve bunu sizin de iyi bildiğinizi düşünüyorum. Otuz yıldır bu şehre geliyorum” dedi. Putin ise bu sözlere “Harika, ben de St. Petersburg’u çok seviyorum” diyerek karşılık verdi.
Amerikalı iş insanı Rodney Cook, memleketi Atlanta ile St. Petersburg arasında tarihi benzerlikler kurarak konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Kendi memleketim olan Atlanta ile St. Petersburg’un pek çok ortak yönü olduğunu her zaman söylerim. Ben, ne yazık ki Amerikan İç Savaşı sırasında yerle bir edilen, tamamen haritadan silinen bir şehirden geliyorum. İkinci Dünya Savaşında ise St. Petersburg, uygulanan ağır ablukayı aşmayı başardı ve liderlerin şehrin sokaklarında yürüyerek kontrolü ele geçirmesine izin vermedi. Maalesef benim memleketimin başına bu felaket geldi ama St. Petersburg bu büyük baskıya direnebildi. Dün benim talebim üzerine orkestranın Şostakoviç’in Leningrad Senfonisi’ni çalması benim için büyük bir onurdu. Bunu özellikle rica ettim çünkü bu şehrin sadece halkının cesareti ve kararlılığıyla değil, aynı zamanda kültürü ve müziği sayesinde ayakta kaldığını biliyorum. Eğer benim memleketim Atlanta’nın da kendine has bir Şostakoviç’i olsaydı, belki de benim güzel şehrim bugün St. Petersburg’un geliştiği gibi varlığını koruyabilirdi.”
Konuşmasının sonunda siyasi bir mesaj da ileten Rodney Cook, “Elbette size iyi dostunuz Başkan Donald Trump’ın da selamlarını iletmek isterim” dedi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise bu mesaja tebessüm ederek, “Washington’dan gelen bu selam için teşekkür ederim. Siz de Başkan Trump’a bizim mukabil selamımızı iletin” şeklinde yanıt verdi.
Daha sonra Avrupa Parlamentosu’nun Romanyalı Üyesi Diana Iovanovici-Șoșoacă söz alarak salondaki katılımcılara hitap etti. Romanya halkının Rusya’ya karşı düşmanlık beslemediğini savunan Iovanovici-Șoșoacă, şu ifadeleri kullandı:
“Romanya’dan geliyorum ve sanırım bu salondaki tek Romanya temsilcisiyim. Romanya halkının sizden nefret etmediğini söylemek isterim. Sizi temin ederim ki Romanya halkı Rusya ile barış içinde yaşamak istiyor. Ukrayna’ya yardım etmek, onlara para ya da silah göndermek istemiyoruz. Ancak ne yazık ki şu anda Romanya, Brüksel tarafından yönetiliyor. Cumhurbaşkanımızın sıcak selamlarını size iletemiyorum çünkü bizim aslında gerçek bir cumhurbaşkanımız yok.”
Romanyalı parlamenter, geçmiş dönemde Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin Romanya Parlamentosu’nda konuşma yapmasını engellediğini de hatırlatarak, “Sayın Başkan, 2023 yılında Avrupa Parlamentosu’nda görev yaparken Zelenskiy’nin Romanya Parlamentosu’nda konuşma yapma girişimine izin vermedim ve onu parlamentodan dışarı çıkardım” dedi. Iovanovici-Șoșoacă ayrıca Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in de yakın zamanda görevden ayrılmasını umduğunu sözlerine ekledi.
Oturumda söz alan bir diğer önemli isim ise eski Avusturya Dışişleri Bakanı Karin Kneissl oldu. Kneissl, iki buçuk yıl önce Lübnan’dan Rusya’ya taşındığını belirterek, Rusya’da yaşama ve çalışma fırsatına sahip olduğu için minnettar olduğunu ifade etti. Batı medyasında kendisi hakkında kırk yıldır Rusya için çalıştığı yönünde asılsız iddiaların yer aldığını söyleyen Kneissl, modern savaş teknolojileri hakkında teknik ve etik bir soru yöneltti:
“Modern savaş yöntemlerinden, insansız hava araçlarının kullanımından bahsedecek olursak, bu araçlar artık çok uzun mesafeleri kat edebiliyor. Artık kurban ile her zaman bir asker bile olmayan operatör arasındaki bu büyük mesafeden bahsediyoruz. Bu durum tamamen yeni bir gerçeklik yaratıyor. Birinci Dünya Savaşı’nda bile var olan taraflar arasındaki o askeri onur kuralları artık mevcut değil. Bu yeni silahlar hakkında ne söyleyebilirsiniz? Bunların kullanımı nasıl kontrol altına alınabilir veya nasıl durdurulabilir?”
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, insansız hava araçlarının modern savaşın kaçınılmaz bir gerçeği olduğunu belirterek soruyu şu şekilde yanıtladı:
“Sorduğunuz soruyu anladım. İnsansız hava araçları da dahil olmak üzere modern askeri araçlara gelecek olursak, evet, ne yazık ki bunlar yeni gerçekliklerdir. Ukrayna’ya bu araçlar esas olarak Batılı ülkelerden tedarik ediliyor, orada sadece montaj işlemleri gerçekleştiriliyor. Kendileri de bazı geliştirmeler yapmaya çalışıyorlar ancak bundan pek bir sonuç alamıyorlar. Buna nasıl tepki vermeliyiz ve nasıl tepki vereceğiz? Dün haber ajanslarının yöneticileriyle yaptığım toplantıda da belirttiğim gibi, hava savunma sistemlerimizi güçlendirmeli ve Rusya Federasyonu topraklarının güvenliğini sağlamak için her şeyi yapmalıyız. Şu anda bu yönde çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”
Rus lider konuşmasının son bölümünde İran’daki iç gelişmelere ve toplumsal dinamiklere de değindi. Batılı analistlerin İran konusundaki tahminlerinin hatalı olduğunu belirten Putin, “Çatışmalar başladığında Batı’da bazıları İran’ın içeriden çökeceğini varsayıyordu. Ancak bu analizde büyük bir hata yapıldı. Tam tersine, şu anda İran toplumunun büyük bir konsolidasyon içinde olduğunu gözlemliyoruz. Çatışmalar ilk başladığında İran liderliğinin çağrısıyla kısa sürede milyonlarca insanın gönüllü olarak ülkesi için canını vermeye hazır olduğunu beyan ettiğini gördük. Bu, çok şey anlatan ve her zaman göz önünde bulundurulması gereken önemli bir faktördür” dedi.
Oturumun kapanışında söz alan moderatör Gita Mohan, foruma katılan tüm liderlere ve katılımcılara teşekkür ederek, devletlerin kendi egemenliklerini koruma konusundaki kararlılıklarının önemini vurguladı ve oturumu başarıyla tamamladıklarını ilan etti.
Rusya
Rusya’da kamu ihalelerinde kuralları esnetecek tasarıya kabine desteği

Rusya’da hükümet yasama komisyonu, kamu alımlarını ve ihale süreçlerini kolaylaştırmayı amaçlayan yasa tasarısı değişikliklerini onayladı. Federasyon Konseyi Başkanı Valentina Matviyenko ve Devlet Duması Başkanı Vyaçeslav Volodin’in de aralarında yer aldığı parlamento üyelerince hazırlanan tasarı, teklif sorgulama limitlerinin artırılmasını ve ürün değişim kolaylıklarını içeriyor.
Rusya’da hükümetin yasama faaliyetleri komisyonu, 20 Temmuz’da yaptığı toplantıda, devlet ve belediye ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik mal, iş ve hizmet alımlarındaki sözleşme sistemini düzenleyen 44-Fiziki nolu kanunda kolaylıklar öngören değişiklik tasarısını onayladı.
Vedomosti gazetesine konuşan ve görüşmelere katılan bir kaynak ile hükümete yakın bir başka yetkili bu bilgiyi doğruladı.
Parlamanterler ve her iki meclisin başkanları Vyaçeslav Volodin ile Valentina Matviyenko tarafından hazırlanan belge, komisyon toplantısı sonucunda, ikinci okuma sürecine kadar üzerinde çalışılması şartıyla hükümet tarafından desteklendi.
Kaynaklar, mevcut itirazların tasarının esasına yönelik olmadığını belirtti.
Yasama faaliyetleri portalında yer alan bilgiye göre, belgenin 21 Temmuz’da Devlet Duması’nda ilk okumada ele alınması planlanıyor.
Yasa tasarısı, elektronik ortamda yapılan ihale teklif sorgulamalarında sözleşme başlangıç azami bedel limitinin 2027 yılı sonuna kadar 10 milyon rubleden 20 milyon rubleye çıkarılmasını öngörüyor.
Ayrıca küçük ve orta büyüklükteki işletmelerle (KOBİ) yapılan sözleşmelerde bu limitin 20 milyon rubleden 30 milyon rubleye yükseltilmesi planlanıyor. Böylece basitleştirilmiş ihale usullerinin kapsamına daha fazla sözleşme dahil edilecek.
Düzenleme ayrıca, tek tedarikçiden yapılan alımlar da dahil olmak üzere, ihale konusu malların benzer özelliklere sahip başka ürünlerle değiştirilmesine olanak tanıyor.
Rus ürünlerine yönelik koruyucu önlemlere uyulması kaydıyla, ürünün menşe ülkesinin değiştirilmesi de mümkün hale geliyor.
Tasarı, Rusya Maliye Bakanlığına sözleşme sistemi mevzuatının uygulanmasına ilişkin zorunlu açıklamalar yapma yetkisi veriyor ve ihale katılımcılarının çalışmalarında bu açıklamalara uymasını zorunlu kılıyor.
Sözleşme fiyatının, diğer esaslı koşullar korunarak en fazla yüzde 10 oranında değiştirilmesi konusunda hem alıcıya hem de yükleniciye daha geniş haklar tanıyan tasarı, belirli alım türlerinin yetkili kurumlarla koordinasyon sürelerinin de kısaltılmasını içeriyor.
Vedomosti’nin konuyla ilgili görüş talep ettiği Başbakan Yardımcısı Dmitri Grigorenko’nun ofisi ile Maliye Bakanlığı temsilcileri ise henüz dönüş yapmadı.
Maliye Bakanlığının 2025 yılı ihale izleme raporu verilerine göre, alımların en büyük kısmını yüzde 26 ile (24 bin 338 adet) bölgesel ve yüzde 66,8 ile (62 bin 475 adet) belediye düzeyindeki alımlar oluşturuyor. Federal düzeydeki alımlar ise toplam hacmin yalnızca yüzde 7,1’ine (6 bin 671 adet) karşılık geliyor.
Rusya Sanayi ve Ticaret Bakan Yardımcısı Aleksey Matuşanski’nin paylaştığı verilere göre, 2025 yılı sonuçları itibarıyla, kamu katılımı olan şirketlerin sözleşmelerini düzenleyen 44 ve 223 nolu kanunlar kapsamındaki toplam alım hacmi 6,1 trilyon ruble olarak gerçekleşti.
Bu tutarın 4,6 trilyon rublelik kısmını Rus üreticilerin ürünleri oluşturdu.
Yasa tasarısının getirdiği avantajlar ve riskler
Rusya Halk Sağlığı ve Kamu Yönetimi Akademisi (RANHiGS) Bölgesel Politika Merkezi Direktörü Vladimir Klimanov, mevcut devlet alım prosedürlerinin hızla değişen toplumsal koşullar karşısında aşırı katı kaldığını belirterek bu girişimin son derece gerekli olduğunu ifade etti.
Mevcut bilgi sisteminin yüklenicileri, geçmiş iş deneyimlerini ve ürün özelliklerini takip etmeye yeterli olduğunu kaydeden Klimanov, bu sayede prosedürlerin kolaylaştırılabileceğini aktardı.
Klimanov, bu değişiklik ihtiyacının, sorunların daha hızlı ve alışılagelmişin dışında çözülmesini gerektiren Ukrayna’daki savaş ile de bağlantılı olduğunu belirtti.
Birçok prosedür için başlangıç azami sözleşme bedellerinin mutlak değerler olarak belirlendiğine işaret eden Klimanov, birikmiş enflasyon koşullarında bu sınırların yükseltilmesinin ve belirli aralıklarla gözden geçirilmesinin mantıklı olduğunu vurguladı.
Kulik & Partners Law.Economics Kamu Alımları ve Zorunlu İhaleler Bölüm Başkanı Dmitri Pavlovski de limit artışının temel olarak değişen ekonomik koşullardan ve mal, iş ile hizmet maliyetlerindeki artıştan kaynaklandığı görüşüne katılıyor.
Pavlovski, gerekli güncellemeler yapılmadığı takdirde kolaylaştırılmış usullerle daha az alım yapılabileceğini, bunun da ihale sürelerini uzatarak hem alıcılar hem de piyasa oyuncuları üzerindeki idari yükü artıracağını ifade etti.
Kontur.Zakupki projesi uzmanı Yevgeniya Sergiyenko, önerilen değişikliklerin operasyonel yükü azaltmak ve alım süreçlerini hızlandırmak amacıyla getirildiğini söyledi.
Hız artışının yanı sıra bu normların alımların şeffaflığı ve nesnelliği açısından riskler barındırdığını dile getiren Sergiyenko, plansız denetimler ve yetki suistimallerine yönelik yaptırımlar dahil olmak üzere kontrolün sıkılaştırılması gerekebileceğini bildirdi.
Sergiyenko, kolaylaştırılmış usullerin kullanımına ilişkin şeffaf istatistiklere ihtiyaç duyulacağını ve tüm bunların idari yükün artmasına yol açma ihtimalinin yüksek olduğunu belirtti.
Diğer taraftan Sergiyenko, tasarıda öngörülen tek tip resmi açıklamaların, kanun ve ilgili mevzuat hükümlerinin farklı yorumlanması riskini azaltabileceğini ve alıcıların hata yapma ihtimalini düşürebileceğini sözlerine ekledi.
Rusya Devlet Sosyal Üniversitesi Rektör Danışmanı Konstantin Pozdnyakov, Devlet Duması’na sunulan tasarının, süreçlerde hız eksikliği yaşayan bölgesel alıcıların talepleriyle doğrudan bağlantılı olduğunu belirtti.
Elektronik teklif sorgulama sınırının 20 milion rubleye çıkarılmasının orta bütçeli alımları hızlandıracağını ifade eden Pozdnyakov, bu prosedürün tam kapsamlı ihaleler gerektirmediğini ve en düşük fiyatı veren tedarikçinin hızla belirlenmesine imkan tanıdığını açıkladı.
Pozdnyakov, KOBİ’lerle yapılan sözleşmelerde limitin 30 milyon rubleye yükseltilmesinin küçük şirketlerin daha büyük devlet projelerine erişmesini sağlayacağını ve bölgelerdeki rekabeti güçlendireceğini savundu.
Ayrıca, ihale konusu ürünlerin benzer özellikli mallarla değiştirilebilmesi imkanının, başlangıçta beyan edilen ürünün piyasadan çekilmesi durumunda sözleşmelerin iptal edilmesi problemini ortadan kaldıracağını ekledi.
Klimanov ise prosedürlerin kolaylaştırılmasının getirdiği risklere dikkat çekerek, bu durumun teslim edilen ürünlerin kalitesinde düşüşe veya teslimat sürelerinin uzamasına neden olabileceğini aktardı.
Alım kurallarının esnetilmesinin her zaman şeffaflık ve rekabetin korunması konularında soru işaretleri yarattığını belirten Pozdnyakov, ihale sisteminin etkinliğinin bürokratik engellerin sayısıyla değil, denetim kalitesiyle belirlendiğini, bu nedenle prosedürlerin serbestleştirilmesinin denetim organlarının izleme faaliyetlerinin güçlendirilmesiyle eş zamanlı yürütülmesi gerektiğini ifade etti.
Rusya
Rusya hazine tahvili ihraçlarını durdurdu

Rusya Maliye Bakanlığı, bütçe açığının finansmanında kullandığı federal borç tahvili ihalelerini piyasadaki çöküş gerekçesiyle belirsiz bir süre için durdurduğunu açıkladı. Geleneksel olarak çarşamba günleri düzenlenen devlet tahvili ihraçları, piyasa durumunun istikrara kavuşmasına yardımcı olmak amacıyla askıya alındı.
Rusya Maliye Bakanlığı, bütçe açığını finanse etmek amacıyla kullandığı federal borç tahvili (OFZ) ihalelerini piyasadaki çöküş nedeniyle belirsiz bir süre için durdurma kararı aldı.
Bakanlık tarafından yapılan açıklamada, geleneksel olarak çarşamba günleri gerçekleştirilen devlet tahvili ihraçlarının, “piyasa durumunun istikrara kavuşmasına yardımcı olmak amacıyla” sonlandırıldığı bildirildi.
Federal borç tahvili fiyatları haziran ayının ortasından bu yana hızla düşüş gösteriyor. RGBI endeksi 119 puan seviyesinden yılın en düşük seviyesi olan yaklaşık 110 puan seviyelerine gerilerken vadesi 10 yılı aşan uzun vadeli tahvillerin getirileri yıllık yüzde 16,5’in üzerine çıktı.
Bu süreçte gerçekleştirilen son dört ihale başarısızlıkla sonuçlandı. Maliye Bakanlığı 24 Haziran’daki ihraç işlemini iptal etti.
1 Temmuz’da tahvil satışı yapmayı deneyen bakanlık, talep edilen 110 milyar rublelik tutarın yalnızca yüzde 10’una karşılık gelen 10,3 milyar rublelik kısmı elden çıkarabildi.
8 Temmuz’daki ihaleyi yeniden iptal eden bakanlık, 15 Temmuz’daki ihraç girişimini ise kabul edilebilir fiyat seviyelerinde teklif gelmemesi nedeniyle geçersiz saydı.
Vektor Kapital analistlerinin verilerine göre Maliye Bakanlığı, haziran sonu itibarıyla 5,7 trilyon rubleye ulaşan bütçe açığını kapatabilmek için üçüncü çeyrekte borçlanma piyasasından 1,5 trilyon ruble kaynak sağlamayı hedefliyordu.
Ancak kurum şimdiye kadar net fiyatlarla yalnızca 8,8 milyar ruble borçlanabildi. İhalelerin ne zaman yeniden başlayacağına yönelik bilgi vermeyen Maliye Bakanlığı, sürecin tekrar başlamasına ilişkin kararın ayrıca duyurulacağını belirtti.
Rikom-Trast yatırım şirketinin kurumsal finansman direktörü Nikolay Leonenkov, Rus devlet tahvillerindeki çöküşün arkasındaki temel etkenin yükselen enflasyon ve Merkez Bankasının politika faizi indirimlerine ara vereceğine yönelik beklentiler olduğunu ifade etti.
RSHB Upravlenie Aktivami şirketinin kredi analizi ve makroekonomi bölüm başkanı Pavel Paevskiy ise piyasanın, federal bütçe açığının daha da genişlemesinden ve bu durumun piyasaya yeni federal borç tahvili arzı getirmesinden endişe duyduğunu aktardı.
Bloomberg’in verilerine göre Maliye Bakanlığı, planlananı 4-5 trilyon ruble aşacak olan askeri harcamaları karşılamak amacıyla bu yıl 2 ila 3 trilyon ruble düzeyinde ek borçlanmaya gitmeyi planlıyor.
Ajansın kaynakları, hükümetin kalan bütçe ihtiyacını sivil harcama kalemlerinde kesinti yaparak bulmaya çalışacağını belirtiyor.
Avrupa Politika Analiz Merkezi (CEPA) kıdemli uzmanı Aleksandr Kolyandr, Maliye Bakanlığının mevcut piyasa faizleriyle borçlanmak istemediğini, çünkü bu oranların “yüksek maliyetli” olduğunu kaydetti.
Kolyandr, bankaların devlete borç vermeye razı olduğu faiz oranını gösteren tahvil getirilerinin on yıllık borçlanmada yüzde 16 seviyesine yükseldiğini, bunun yüksek bir oran olduğunu ve Maliye Bakanlığının bu faiz seviyesinden borçlanmaya istekli görünmediğini vurguladı.
Rusya
Rus e-ticaret devi Wildberries depolarına İHA saldırısı: Zarar devasa

Rusya’da Wildberries lojistik merkezlerine düzenlenen İHA saldırılarında 7 çalışan hayatını kaybetti, 40’tan fazla kişi yaralandı. Sektör uzmanları, 350 bin metrekarelik alanın kaybıyla toplam zararın 50 milyar rubleye ulaşabileceğini tahmin ediyor. Rusya Soruşturma Komitesinin terör soruşturması başlattığı olay sonrası şirket, hukuki muafiyete rağmen satıcılara destek sağlayacağını açıkladı.
Ukrayna Silahlı Kuvvetlerine ait insansız hava araçlarının 18 Temmuz gecesi Rusya’nın birkaç bölgesine düzenlediği saldırılarda, ünlü e-ticaret platformu Wildberries’in lojistik merkezleri hedef alındı.
Moskova bölgesindeki Elektrostal ile Tambov bölgesindeki Kotovsk şehirlerinde yer alan depolarda ağır hasar meydana geldi. Kotovsk’taki tesiste 7 şirket çalışanı yaşamını yitirirken, 40’ı aşkın kişi yaralandı.
Rusya Federal Soruşturma Komitesi, yaşanan can kayıpları ve yıkımın ardından Rusya Ceza Kanunu’nun 205. maddesinde yer alan terör eylemi kapsamında cezai soruşturma başlattı.
Wildberries, her iki tesiste de çalışanların hızlıca tahliye edildiğini bildirdi. Kotovsk’taki depoda saldırı sonrası çıkan yangın kontrol altına alınarak açık alevler söndürüldü; Elektrostal’de ise itfaiye ekipleri ve acil durum servislerinin çalışmaları sürüyor.
Wildberries kurucusu Tatiana Kim, kişisel Telegram kanalında yaptığı paylaşımda yaşananları “dehşet verici bir gece” olarak nitelendirdi ve ölenlerin ailelerine taziyelerini iletti.
Şirket ayrıca Kotovsk ve Elektrostal depolarında görev yapan çalışanların ve yüklenicilerin yakınları için acil yardım hattı kurdu.
Şirket yetkilileri, tahliye esnasında bazı çalışanların iletişim imkanından yoksun kaldığını, bu nedenle yakınlarının destek ekibine internet sitesindeki sohbet paneli üzerinden ulaşabileceğini açıkladı.
Yapılan açıklamada, acil durum servisleriyle sürekli iletişim halinde kalındığı, çalışanlara ve ailelerine gerekli her türlü yardımın sağlandığı belirtildi.
Toplam hasar 50 milyar rubleye ulaşabilir
Vedomosti gazetesi için özel olarak hesaplama yapan iki gayrimenkul danışmanı, saldırılar sonucunda Wildberries’in yaklaşık 350 bin metrekarelik lojistik alanını kaybettiğini belirtiyor. Bu miktar, şirketin ülke genelindeki toplam depo kapasitesinin yaklaşık yüzde 7’sine denk düşüyor.
Sektör danışmanları, lojistik parkların kendi değerinin 20 milyar rubleyi aştığını, içindeki ekipmanlar ve ürün stokları da dahil edildiğinde toplam kaybın 50 milyar rubleye kadar çıkabileceğini öngörüyor.
Altyapının eski haline getirilmesinin ise bir ila iki yıl süreceği ifade ediliyor. Görüşlerine başvurulan Rusya’nın en büyük emlak brokerlerinin tamamı resmi açıklama yapmaktan kaçınırken, Wildberries temsilcisi ise olası zarar tahminlerine ilişkin yorum yapmayı reddetti.
“Vançugov ve Ortakları” şirketinin yönetici ortağı Aleksey Vançugov ile NF Group ortağı Konstantin Fomiçenko, kesin hasar boyutunun ancak teknik incelemelerin ardından netleşeceğini belirtiyor.
Aleksey Vançugov, tesisin İHA enkazı düşmesi gibi riskleri de kapsayacak şekilde sigortalanmış olması durumunda zararın bir kısmının tazmin edilebileceğini kaydediyor.
Uzmana göre en ciddi kayıp, depo binasındaki hasardan ziyade lojistik süreçlerin kesintiye uğramasından kaynaklanacak.
Şirketin kalan stokları diğer dağıtım merkezlerine taşıması muhtemelen iki ila dört hafta alacak. Bu süreç hizmet verimliliğini düşürebilir ve siparişlerin alıcılara teslimatında gecikmelere yol açabilir.
Vançugov, bu arka planda Wildberries’in lojistik giderlerinin önümüzdeki bir ay içinde en az iki katına çıkabileceğini tahmin ediyor.
Büyük pazaryerlerinin lojistik altyapısının bir dağıtım ağı prensibine göre kurulduğunu belirten Konstantin Fomiçenko ise bu sayede belirli merkezler geçici olarak devre dışı kalsa bile şirketin ürün akışını diğer tesislere hızla kaydırabileceğini vurguluyor.
Fomiçenko, bazı bölgelerde güzergah değişiklikleri gerekse de bu modelin teslimat sürelerindeki etkiyi asgari düzeyde tutmaya imkan tanıdığını ifade ediyor.
Satıcılara ait ürünlerin tazminat konusunun sadece pazaryeri sözleşmesiyle değil, Rusya Federasyonu Medeni Kanunu’nun 901. maddesi hükümleri başta olmak üzere yürürlükteki mevzuatla da düzenlendiğini sözlerine ekleyen uzman, bu tür risklerin her büyük lojistik operatörü için geçerli olduğunu, kritik faktörün ise ağın olağan işleyişine ne kadar hızlı döneceği olduğunu belirtiyor.
Satıcılara yönelik yeni sevkiyat düzeni
Saldırının ardından Wildberries her iki tesisteki operasyonları askıya alarak buradaki ürünleri hasar tespit çalışmaları tamamlanana dek satıştan kaldırdı.
Şirket, satıcılar için çalışma şemasını revize etti. Kotovsk için planlanan teslimatların ceza uygulanmaksızın Ryazan ve Voronej’e; Elektrostal teslimatlarının ise ürün grubuna göre Ryazan, Vladimir, Tula ve Tver’e yönlendirilmesine izin verildi.
Hasar gören depolara daha önce tanımlanmış tüm sevkiyatların cezai yaptırım olmadan iptal edilebileceği aktarıldı. Bununla birlikte şirket, teslimatların başka lojistik merkezlerine yönlendirilmesi durumunda uygulanan ek lojistik ve depolama katsayılarını sıfırladı.
Rusya Ticaret ve Sanayi Odası Elektronik Ticaret Konseyi Başkanı Aleksey Fedorov, Wildberries bünyesindeki satıcılar için fiilen iki koruma mekanizmasının devrede olduğunu belirtiyor.
Bunlardan ilki, depodaki yangın, su baskını veya hırsızlık gibi durumlarda platformun kendi kusurundan kaynaklanan kayıplar için uyguladığı temel tazminat programı. Ancak pazaryerinin 1 Temmuz’da yayımlanan ve 7 Temmuz’da yürürlüğe giren güncel kullanıcı sözleşmesinde mücbir sebep hallerinin kapsamı ciddi ölçüde genişletildi.
Yeni düzenlemeyle birlikte silah ve insansız hava araçlarının kullanımı, savaş hali, olağanüstü hal ilanı ve diğer özel hukuki rejimlerin sonuçları mücbir sebep sayılıyor.
Bu gibi durumlarda platform, ürünlerin zarar görmesi veya kaybolması konusundaki sorumluluktan muaf tutuluyor. Eski sözleşmede bu yönde detaylı bir liste yer almıyordu.
Diğer yöntem ise Wildberries’in 2025 yılı sonunda SberStrahovaniye ile ortaklaşa başlattığı isteğe bağlı sigorta sistemi. Fedorov, bu programın depolama ve nakliye esnasındaki kayıpları kapsadığını ve mevcut durumu da karşılaması gerektiğini ifade ediyor.
Ancak SberStrahovaniye temsilcisi Vedomosti’ye yaptığı açıklamada, satıcılara sunulan sigorta ürününün İHA kaynaklı zararları kapsamadığını vurguladı. Poliçenin yalnızca nakliye sırasındaki hasar, ürün değişimi, kayıp veya teslimat noktalarındaki depolama gibi operasyonel riskleri teminat altına aldığı belirtildi.
Ayrıca alıcının ürünü teslim almaması veya iade etmesi durumunda, ürünün dağıtım merkezine geri gönderim maliyetlerinin de bu poliçeyle karşılandığı eklendi.
Buna rağmen Fedorov, devletin konuya müdahil olması ihtimali nedeniyle satıcılara ödeme yapılacağı görüşünü koruyor. Daha sonra açıklama yapan Tatiana Kim, ölen çalışanların ailelerine 2’şer milyon ruble, durumu ağır olan yaralılara ise 1’er milyon ruble ödeneceğini bildirdi.
Kim, zarar gören lojistik merkezlerindeki ürünler için satıcılara yönelik bir tazminat formülü üzerinde çalıştıklarını da aktardı.
Olağanüstü hal koşullarında kaybolan ürünler için ödeme yapma yükümlülükleri olmamasına karşın satıcılara finansal destek sunmaya hazır olduklarını ve ödeme sürecine dair detayların ilerleyen süreçte paylaşılacağını ekledi.
Alışveriş Dernekleri Federasyonu Başkanı Artem Sokolov ise tesis güvenliğinin güncel koşullar çerçevesinde ve ilgili kurumların katılımıyla çözülmesi gereken çok boyutlu bir konu olduğunu ifade ediyor.
Sokolov, mevcut gerçeklikte depoların güvenliğini sağlama meselesinin artık sadece pazaryerlerinin kendi sorumluluk sınırlarını aştığı değerlendirmesini yapıyor.
Görüş2 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Diplomasi2 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Amerika2 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Asya2 hafta önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Diplomasi1 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Diplomasi2 hafta önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti
Görüş1 hafta önceTahran’da iki kritik isimle konuştum: İran kendisini nasıl görüyor?
Diplomasi2 hafta önceAnkara’daki NATO zirvesinde hangi silah anlaşmaları yapıldı?











