Rusya
Putin: Bizim 300 milyarımızı dondurdular, bizim ise 500 milyarımız var

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu kapsamında düzenlenen panelde ülkesine yönelik ekonomik yaptırımları, savunma stratejilerini ve küresel ortaklıkları değerlendirdi.
Rusya’nın St. Petersburg kentinde düzenlenen St. Petersburg Uluslararası Ekonomi Forumu, küresel siyaset ve ekonomi gündemini belirleyen önemli tartışmalara ev sahipliği yaptı.
Forumun en çok ilgi gören bölümü olan ana genel kurul oturumu, katılımcıların geniş yelpazesi ve yapılan açıklamaların niteliğiyle uzun ve dinamik bir seyre sahne oldu.
Kommersant gazetesinin özel muhabiri Andrey Kolesnikov’un gözlemlerine ve aktardığı bilgilere göre, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, forumun bu oturumu için bazı özel anlatıları ve dikkat çekici ayrıntıları sakladı. Bu kapsamda Rusya Devlet Başkanı’nın, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy’i Kiev’de ziyaret eden ve kimliği açıklanmayan Rus iş insanına dair yaptığı tasvirler oturumun en çok konuşulan konuları arasında yer aldı.
Oturumun moderatörlüğünü üstlenen Hindistanlı gazeteci Gita Mohan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e, Batı dünyasının uyguladığı yoğun ekonomik yaptırımlar altında Rusya ekonomisini nasıl geliştirmeyi hedeflediğini sordu.
Rus lider, yatırım forumunun getirdiği atmosferle uyumlu bir iyimserlik sergileyerek yaptırımların Rusya’dan ziyade bu kararları alan ülkelere zarar verdiğini ifade etti.
“Bizim 300 milyarımızı dondurdular, bizim ise 500 milyarımız var”
Yaptırımların Rusya üzerindeki etkilerini rakamlarla değerlendiren Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, şu ifadeleri kullandı:
“Yaptırımlara gelecek olursak, dürüst olmak gerekirse yaptırımların en çok bunları uygulayan taraflara zarar verdiğini düşünüyorum. Yaptırımlardan kaynaklanan bir zararımız var mı? Elbette var. Bizim 300 milyar dolarımızı dondurdular ama şu anda bizim halihazırda, dolar cinsinden hesaplandığında, 500 milyar doların üzerinde rezervimiz var. Bizim 300 milyarımızı dondurdular, bizim ise halihazırda 500 milyarın üzerinde rezervimiz mevcut. İşte size somut sonuç.”
Konuşmasında yaptırımların çift taraflı etkilerine değinen Rusya Devlet Başkanı, Batılı ülkelerin kendi kararları nedeniyle uğradıkları ekonomik kayıplara dikkat çekti.
Yaptırımları uygulayan ülkelerin büyük bir mali yük altına girdiğini belirten Putin, değerlendirmelerini şu sözlerle sürdürdü:
“Bize zarar veriyorlar mı? Veriyorlar. Peki bu yaptırımları uygulayanlar zarar görüyor mu? Elbette, hem de nasıl. Çeşitli tahminlere göre, avro bölgesine bakacak olursanız, bize karşı yaptırım uygulanmasının avro bölgesine verdiği zarar 1,5 ila 2,5 trilyon avro arasında değişiyor. Ancak şu anda bu durumun yeniden değerlendirilmesi süreci yaşanıyor. Bu yeniden değerlendirme süreci de pek çok kişiyi, Rus ortaklarla yeniden işbirliğine dönmenin belki de daha iyi olacağı düşüncesine sevk ediyor.”
Oturumda küresel ticaretin yeni rotaları ve yaptırımların aşılması konusu ele alınırken, moderatör Gita Mohan tartışmaya Tanzanya Cumhurbaşkanı Samia Suluhu Hassan’ı da dahil etti.
Mohan, Tanzanya liderine, mevcut yaptırım sarmalı içinde Rusya ile ticari ilişkileri geliştirme konusundaki ilgilerini ve bu yaptırımları nasıl aşmayı planladıklarını sordu.
Tanzanya Cumhurbaşkanı Samia Suluhu Hassan, ülkesinin bu konudaki kararlılığını vurgulayarak, “Sizi temin etmek isterim ki yaptırımların üstesinden gelebiliriz, yaptırımlardan korkmuyoruz” şeklinde konuştu. Tanzanya liderinin bu açıklaması salondaki katılımcılardan büyük alkış aldı.
“Nazi işbirlikçileri askeri törenlerle yeniden defnediliyor”
Hindistanlı gazeteci Gita Mohan, oturumun ilerleyen bölümlerinde sorulan soruları Ukrayna’daki özel askeri harekatın nihai hedeflerine ve Rusya’nın bu süreçteki kırmızı çizgilerine getirdi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, özellikle müzakere sürecinde ısrarla üzerinde duracakları konulardan birinin Ukrayna’nın de-nazifikasyonu olduğunu belirtti. Rus lider, Batılı ülkelerin bu kavrama yönelik yaklaşımlarını eleştirerek şunları söyledi:
“Bazı diğer hedeflerimiz gibi, de-nazifikasyon konusunu da müzakere sürecinde mutlaka neticeye ulaştıracağız. Bize sürekli olarak ‘Ne de-nazifikasyonu? Neden bahsediyorsunuz? Ne kadar saçma bir şey!’ dediler. Nasıl saçma olabilir? Daha çok yakın bir zamanda, Nazi suçlularının Ukrayna’nın kahramanları olarak askeri törenlerle ve saygı atışlarıyla yeniden defnedilmesine tanıklık ettik. Peki bunu kim yapıyor? Kiev rejiminin başındaki, Yahudi kökenli o kişi yapıyor. Bu gerçekten tam bir dehşet verici durum. Bu duruma sadece Polonyalılar biraz, o da oldukça cılız bir şekilde tepki gösterdi. Peki neden tepki gösterdiler? Çünkü İkinci Dünya Savaşı sırasında bu Naziler tarafından öncelikle Yahudiler, Polonyalılar, tabii ki Ruslar ve Romanlar katledildi. Tam bir milyon insan öldürüldü.”
Tarihsel gerçeklerin ve trajedilerin unutulmaması gerektiğini vurgulayan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, sözlerine şu şekilde devam etti:
“Dün de ifade ettim ancak bunu tekrar hatırlatmakta fayda var. Bu, Holokost olarak adlandırılan büyük trajedinin devasa bir parçasıdır. Bir milyon insandan bahsediyoruz, anlıyor musunuz? Çocuklar, kadınlar dirgenlerle katledildi, evlerinde diri diri yakıldı. Şimdi ise bu Nazi suçluları askeri törenlerle yeniden defnediliyor, mevcut rejimin lideri de bu törenlerde hazır bulunuyor. Onlara selam duruluyor, askeri saygı gösteriliyor ve Naziler kahramanlaştırılıyor. İşte biz bu yüzden böyle bir hedef koyduk, de-nazifikasyonu sağlamayı amaçlıyoruz ve bu konuda uluslararası toplumun desteğine güveniyoruz.”
Moderatör Gita Mohan’ın küresel enerji ve teknoloji dengelerine yönelik soruları ise salonda farklı tartışmaları beraberinde getirdi. Mohan, Rusya’nın Çin’e enerji kaynakları sağlarken karşılığında teknoloji ve ekipman aldığını belirterek, “Bu denge bir yönüyle sömürgeci bir ilişki olarak tanımlanamaz mı?” sorusunu yöneltti.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bu soruya gülerek yanıt verdi ve “Bu konuda konuşmak bana komik geliyor” dedi. Putin, iki ülke arasındaki ilişkilerin niteliğine dair şu açıklamayı yaptı:
“Çinli ortaklarımız ve dostlarımızla tamamen eşit haklara dayalı ilişkilerimiz var. Dahası, Çin’e yönelik yüksek teknoloji içeren ihracatımızın payı da düzenli olarak artış gösteriyor.”
Moderatör Mohan ayrıca Rusya’nın karşı karşıya kaldığı finansal kısıtlamaları gündeme getirdi. Rusya’nın rezervlerinin dondurulmasının yanı sıra SWIFT küresel ödeme sisteminden de çıkarıldığını hatırlatan Mohan, bu senaryoyla nasıl başa çıkılacağını ve diğer ülkelerin Rusya’yı nasıl güvenilir bir ortak olarak görmeye devam edebileceğini sordu.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, petrol fiyatları ve enerji piyasalarına dair soruya yanıt verirken salonda dinleyiciler arasında oturan Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman’ı doğrudan konuşmaya davet etti. Salonda bakan için mikrofon arayışı kısa süreli bir hareketliliğe neden oldu. Moderatörün bakanı sahneye davet etmesine rağmen, salondaki görevliler hızlıca hareket ederek mikrofonu dinleyici sırasına ulaştırdı.
Mikrofonu alan Suudi Arabistan Enerji Bakanı Prens Abdülaziz bin Selman, “Saygıdeğer konuklar, mikrofonu getirdiler. Bu gerçekten bir sihir gibi” diyerek espri yaptı.
Rusya Devlet Başkanı Putin ise “Rusya’dasınız” karşılığını verdi. Suudi Bakan konuşmasında iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın gücünü şu sözlerle dile getirdi:
“Bu, Ocak 2015’te başlayan ve o zamandan beri karşılaştığımız tüm zorlukları, koronavirüs salgınından başlayarak başarıyla aşmamıza yardımcı olan bir ortaklıktır. Dünyanın her yerinde esen ve her zaman arkamızdan esmeyen bu fırtınalara, rüzgarlara ve kasırgalara rağmen ortaklığımız başarıyla devam ediyor. Tüm zorlukları başarıyla aşıyoruz çünkü birbirimize bağlıyız. Ben bir Müslümanım, Saygıdeğer Devlet Başkanı ve Rusya Federasyonu ise Ortodoks bir Hristiyan ülkesidir. Ancak buna rağmen ölüm bizi ayırana dek birlikte olacağız.”
Suudi Arabistan Enerji Bakanı’nın bu samimi açıklamalarından etkilenen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, bakana teşekkür ederek şu önemli bilgiyi ekledi:
“Rusya Federasyonu vatandaşlarının yüzde 10 ila 15’inin, hatta muhtemelen yüzde 15’ine yakın bir kısmının İslam dinine mensup olduğunu ve onların Rusya’dan başka bir vatanı olmadığını belirtmek isterim.”
“Hava savunma sistemlerimizi güçlendirmek için çalışıyoruz”
Oturumun ilerleyen dakikalarında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, salonda bulunan Batılı ülkelerin temsilcilerine söz hakkı verilmesini önerdi.
Putin, moderatör Gita Mohan’a hitaben, “Salonda hem Avrupa Birliği ülkelerinden hem de Amerika Birleşik Devletleri’nden temsilcilerin bulunduğunu söylediniz. Belki el kaldırıp bir şeyler söylemek isterler. Bu çok iyi olurdu. Sürekli onlar hakkında konuşuyoruz, belki kendileri hakkında bir şeyler söylerler” teklifinde bulundu.
Bu sırada salondaki ön sıralarda oturan Amerikalı iş insanı Rodney Cook söz aldı. Cook, St. Petersburg şehrine olan sevgisini dile getirerek, “St. Petersburg’u çok seviyorum ve bunu sizin de iyi bildiğinizi düşünüyorum. Otuz yıldır bu şehre geliyorum” dedi. Putin ise bu sözlere “Harika, ben de St. Petersburg’u çok seviyorum” diyerek karşılık verdi.
Amerikalı iş insanı Rodney Cook, memleketi Atlanta ile St. Petersburg arasında tarihi benzerlikler kurarak konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Kendi memleketim olan Atlanta ile St. Petersburg’un pek çok ortak yönü olduğunu her zaman söylerim. Ben, ne yazık ki Amerikan İç Savaşı sırasında yerle bir edilen, tamamen haritadan silinen bir şehirden geliyorum. İkinci Dünya Savaşında ise St. Petersburg, uygulanan ağır ablukayı aşmayı başardı ve liderlerin şehrin sokaklarında yürüyerek kontrolü ele geçirmesine izin vermedi. Maalesef benim memleketimin başına bu felaket geldi ama St. Petersburg bu büyük baskıya direnebildi. Dün benim talebim üzerine orkestranın Şostakoviç’in Leningrad Senfonisi’ni çalması benim için büyük bir onurdu. Bunu özellikle rica ettim çünkü bu şehrin sadece halkının cesareti ve kararlılığıyla değil, aynı zamanda kültürü ve müziği sayesinde ayakta kaldığını biliyorum. Eğer benim memleketim Atlanta’nın da kendine has bir Şostakoviç’i olsaydı, belki de benim güzel şehrim bugün St. Petersburg’un geliştiği gibi varlığını koruyabilirdi.”
Konuşmasının sonunda siyasi bir mesaj da ileten Rodney Cook, “Elbette size iyi dostunuz Başkan Donald Trump’ın da selamlarını iletmek isterim” dedi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise bu mesaja tebessüm ederek, “Washington’dan gelen bu selam için teşekkür ederim. Siz de Başkan Trump’a bizim mukabil selamımızı iletin” şeklinde yanıt verdi.
Daha sonra Avrupa Parlamentosu’nun Romanyalı Üyesi Diana Iovanovici-Șoșoacă söz alarak salondaki katılımcılara hitap etti. Romanya halkının Rusya’ya karşı düşmanlık beslemediğini savunan Iovanovici-Șoșoacă, şu ifadeleri kullandı:
“Romanya’dan geliyorum ve sanırım bu salondaki tek Romanya temsilcisiyim. Romanya halkının sizden nefret etmediğini söylemek isterim. Sizi temin ederim ki Romanya halkı Rusya ile barış içinde yaşamak istiyor. Ukrayna’ya yardım etmek, onlara para ya da silah göndermek istemiyoruz. Ancak ne yazık ki şu anda Romanya, Brüksel tarafından yönetiliyor. Cumhurbaşkanımızın sıcak selamlarını size iletemiyorum çünkü bizim aslında gerçek bir cumhurbaşkanımız yok.”
Romanyalı parlamenter, geçmiş dönemde Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy’nin Romanya Parlamentosu’nda konuşma yapmasını engellediğini de hatırlatarak, “Sayın Başkan, 2023 yılında Avrupa Parlamentosu’nda görev yaparken Zelenskiy’nin Romanya Parlamentosu’nda konuşma yapma girişimine izin vermedim ve onu parlamentodan dışarı çıkardım” dedi. Iovanovici-Șoșoacă ayrıca Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in de yakın zamanda görevden ayrılmasını umduğunu sözlerine ekledi.
Oturumda söz alan bir diğer önemli isim ise eski Avusturya Dışişleri Bakanı Karin Kneissl oldu. Kneissl, iki buçuk yıl önce Lübnan’dan Rusya’ya taşındığını belirterek, Rusya’da yaşama ve çalışma fırsatına sahip olduğu için minnettar olduğunu ifade etti. Batı medyasında kendisi hakkında kırk yıldır Rusya için çalıştığı yönünde asılsız iddiaların yer aldığını söyleyen Kneissl, modern savaş teknolojileri hakkında teknik ve etik bir soru yöneltti:
“Modern savaş yöntemlerinden, insansız hava araçlarının kullanımından bahsedecek olursak, bu araçlar artık çok uzun mesafeleri kat edebiliyor. Artık kurban ile her zaman bir asker bile olmayan operatör arasındaki bu büyük mesafeden bahsediyoruz. Bu durum tamamen yeni bir gerçeklik yaratıyor. Birinci Dünya Savaşı’nda bile var olan taraflar arasındaki o askeri onur kuralları artık mevcut değil. Bu yeni silahlar hakkında ne söyleyebilirsiniz? Bunların kullanımı nasıl kontrol altına alınabilir veya nasıl durdurulabilir?”
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, insansız hava araçlarının modern savaşın kaçınılmaz bir gerçeği olduğunu belirterek soruyu şu şekilde yanıtladı:
“Sorduğunuz soruyu anladım. İnsansız hava araçları da dahil olmak üzere modern askeri araçlara gelecek olursak, evet, ne yazık ki bunlar yeni gerçekliklerdir. Ukrayna’ya bu araçlar esas olarak Batılı ülkelerden tedarik ediliyor, orada sadece montaj işlemleri gerçekleştiriliyor. Kendileri de bazı geliştirmeler yapmaya çalışıyorlar ancak bundan pek bir sonuç alamıyorlar. Buna nasıl tepki vermeliyiz ve nasıl tepki vereceğiz? Dün haber ajanslarının yöneticileriyle yaptığım toplantıda da belirttiğim gibi, hava savunma sistemlerimizi güçlendirmeli ve Rusya Federasyonu topraklarının güvenliğini sağlamak için her şeyi yapmalıyız. Şu anda bu yönde çalışmalarımızı sürdürüyoruz.”
Rus lider konuşmasının son bölümünde İran’daki iç gelişmelere ve toplumsal dinamiklere de değindi. Batılı analistlerin İran konusundaki tahminlerinin hatalı olduğunu belirten Putin, “Çatışmalar başladığında Batı’da bazıları İran’ın içeriden çökeceğini varsayıyordu. Ancak bu analizde büyük bir hata yapıldı. Tam tersine, şu anda İran toplumunun büyük bir konsolidasyon içinde olduğunu gözlemliyoruz. Çatışmalar ilk başladığında İran liderliğinin çağrısıyla kısa sürede milyonlarca insanın gönüllü olarak ülkesi için canını vermeye hazır olduğunu beyan ettiğini gördük. Bu, çok şey anlatan ve her zaman göz önünde bulundurulması gereken önemli bir faktördür” dedi.
Oturumun kapanışında söz alan moderatör Gita Mohan, foruma katılan tüm liderlere ve katılımcılara teşekkür ederek, devletlerin kendi egemenliklerini koruma konusundaki kararlılıklarının önemini vurguladı ve oturumu başarıyla tamamladıklarını ilan etti.
Rusya
Rusya’da Emekliler Partisi seçim programını açıkladı

Rusya’da Emekliler Partisi, eylül ayında yapılacak Devlet Duması seçimleri için aday listesini belirleyerek seçim programını kamuoyuna sundu. Partinin genel listesinde tıp dünyasından isimler ve emekli bir general yer alırken, programda emeklilere ücretsiz diş protezi ve öğrencilere ev ödevi zorunluluğunun kaldırılması gibi vaatler öne çıkıyor.
Rusya’da Emekliler Partisi, eylül ayında yapılacak Devlet Duması seçimlerinde üç hekim ve bir emekli tuğgenerali aday göstereceğini duyurdu.
RBK medya kuruluşunun aktardığına göre, aday listesine ilişkin karar partinin kurultayında alındı.
Listenin genel federal kısmında parti genel başkanı, tıp bilimleri doktoru ve profesör Erik Prazdnikov, Rusya Sağlık Bakanlığı baş koloproktoloji uzmanı Yuriy Şeligin, Novosibirsk Yasama Meclisi üyesi ve emekli Tuğgeneral Vladimir Vorojtsov, Rusya Bilimler Akademisi üyesi beyin cerrahı Aleksandr Potapov ve Pensioner TV televizyon kanalının yöneticisi Anna Barabanova yer alıyor.
Mevcut Devlet Duması milletvekili Andrey Svintsov da seçimlerde partinin adayı olarak yarışmayı planlıyor. Svintsov, Moskova Bölgesi’ndeki bölgesel grubun başında yer alacak.
2011 yılında Liberal Demokrat Parti’den (LDPR) parlamentoya seçilen Svintsov, 2021 seçimlerinde yeterli oyu alamamış, ancak 2022 yazında partinin hayatını kaybeden kurucusu Vladimir Jirinovski’nin milletvekilliği koltuğunu devralarak yeniden meclise girmişti.
Svintsov, Mart 2026’da LDPR’nin mevcut lideri Leonid Slutski ile yaşadığı anlaşmazlığın ardından partiden ihraç edilmişti.
Svintsov, adaylık kararına ilişkin yaptığı açıklamada, “Benim için şu an en yakın parti, Emekliler Partisi’dir. Jirinovski’nin savunduğu her şey artık Emekliler Partisi’nde bulunuyor” ifadelerini kullandı.
Kurultay, partinin dijital maskotu olan “Torun Varya” adlı yapay zeka karakterinin video mesajıyla başladı.
Temsilcilere seçmenlerin taleplerini ileten dijital karakter, “Ülkede bazı insanların bolluk içinde yaşarken, diğerlerinin sürekli biraz daha sabretmek zorunda kalmasını doğru bulmuyorum. Hayatın normal olabileceğine inanıyorum” dedi.
Genel Başkan Erik Prazdnikov, dijital maskot Varya’nın ardından yaptığı konuşmada, eylül seçimleri öncesinde partiyi konumlandırırken ileri yaş grubundaki insanların çıkarlarını savunduklarını vurguladı.
Emekliliğin insan yaşamının bir sonucu olduğunu belirten Prazdnikov, Emekliler Partisi’nin tüm nesillerin partisi olduğunu ifade etti.
Kurultay salonunun bir bölümünde delegelerin tansiyon ölçümü yaptırabileceği bir alan yer alırken, diğer tarafta sanal gerçeklik gözlükleriyle sanal bir cerrahi operasyona katılma imkanı sunuldu.
Prazdnikov, partinin seçimlerde savunacağı ve “Normal Bir Yaşam Programı” adını verdikleri hükümet programını da açıkladı. Toplumun öncelikli talebinin normal bir yaşam olduğunu belirten parti lideri, insanların belirsizlikten, kaygılardan, sürekli artan fiyatlardan ve sürekli uyum sağlama zorunluluğundan yorulduğunu dile getirdi.
Prazdnikov, “Her insan hayatta kalma mücadelesi vermek yerine normal bir şekilde yaşama hakkına sahiptir” dedi.
RFKP aday listesinde revizyon: 6 tanınmış vekil liste dışı kaldı
Partinin seçim programı yedi ana başlıktan oluşuyor: Sağlık; emeklilik, çalışma hayatı ve ekonomi; aile; eğitim; gençlik; yönetim; gaziler ve kamu hizmeti çalışanları. Her başlık altında “normal yaşama giden adımlar” olarak nitelendirilen hedefler sunuluyor.
Bunlar arasında emekliler için ücretsiz ve kaliteli diş protezi sağlanması, hekimlerin haksız cezai kovuşturmalardan korunması, bölgesel ortalama maaşlar göz önünde bulundurularak temel bir emeklilik geliri sistemine geçilmesi, çok çocuklu ailelere yönelik indirimli konut imkanları, öğretmenlerin üzerindeki bürokratik yükün ve idari baskının azaltılması yer alıyor.
Programda ayrıca öğrencilere yönelik ev ödevlerinin kaldırılması hedefleniyor. Bu maddeye ilişkin konuşan Prazdnikov, “Tüm ev ödevleri okulda tamamlanmalıdır. Aileyle geçirilen zaman, çocukla iletişim kurma zamanıdır” dedi.
Diğer vaatler arasında gençlik projelerine bölgesel düzeyde hibeler verilmesi, Gaziler Bakanlığı kurulması ve milletvekillerinin Devlet Duması’ndaki görev süresinin tek bir dönemle sınırlandırılması bulunuyor.
Kurultayda partinin gençlik hareketi Torunlar temsilcileri Mihail, İlya ve Arina da birer konuşma yaptı. Mihail, “büyükannelerine ve büyükbabalarına bakan torunlardan daha normal bir şey olmadığını” kendi örneğiyle göstermek istediği için partiyi desteklediğini belirtti.
İlya, gençlik hareketinin nesiller arasındaki yalnızlık ve iletişimsizlik sorununu çözmeyi amaçladığını ifade etti.
Arina ise projenin uzun süredir planlandığını belirterek, “Şimdi torunların zamanıdır” diye konuştu.
2021 yılında yapılan son Devlet Duması seçimlerinde Emekliler Partisi, liste usulü oylamada yüzde 2,45 oy alarak katılan tüm siyasi oluşumlar arasında altıncı sırada yer almıştı.
Tek isimli seçim bölgelerinde ise parti hiçbir milletvekilliği kazanamadı. Günümüzde 25 bölgesel parlamentoda grubu bulunan Emekliler Partisi, bu sayede imza toplama zorunluluğu olmaksızın genel seçimlere katılma hakkına sahip bulunuyor.
Parti yönetimi, bu seçimlerde yüzde 5’lik barajı aşarak parlamentoya girmeyi ve yerel meclislerdeki grup sayılarını 30’un üzerine çıkarmayı hedefliyor.
Rusya
Rusya 2036 yılına kadar Ay’da nükleer santral kurmak istiyor

Rusya, 2036 yılına kadar Ay’da nükleer güç santrali kurmayı, otomatik istasyonlarla örnek toplamayı ve derin uzay için nükleer enerjili ulaşım araçları geliştirmeyi planlıyor. Hazırlanan yeni devlet politikası taslağına göre, Mars ve Venüs araştırmaları ile asteroit madenciliği projeleri de 2036 sonrasındaki dönemde hayata geçirilecek.
Rusya, önümüzdeki on yıl içinde Ay üzerinde bir nükleer güç santrali kurmayı planlıyor.
Rusya mevzuat taslakları portalında yayımlanan “2036 Yılına Kadar ve Gelecek Perspektifinde Rusya Federasyonu’nun Uzay Faaliyetleri Alanındaki Devlet Politikasının Temelleri” başlıklı başkanlık kararnamesi taslağında konuya ilişkin ayrıntılar yer aldı.
Hazırlanan resmi belgeye göre, Rusya’nın 2036 yılına kadar gerçekleştirmeyi hedeflediği öncelikli görevler arasında yeni bir Rus yörünge istasyonunun konuşlandırılması bulunuyor.
Bunun yanı sıra, Ay’ın otomatik uzay araçlarıyla incelenmesi ve buralardan toplanacak toprak örneklerinin Dünya’ya ulaştırılması da hedefler arasında yer alıyor.
Strateji belgesinde, Ay nükleer güç santralinin kurulma amacı, “Rusya’nın Ay programı ve uluslararası işbirliği projeleri çerçevesinde, Ay yüzeyindeki altyapının enerji ihtiyacını karşılamak” olarak açıklandı.
Taslakta ayrıca, uzay araçlarında gerçekleşen uçuşlar sırasında canlı organizmaları etkileyen faktörlerin incelenmesi ve organizmaların bu uçuşlarda uzun yıllar kalabilme olasılığına dair bilimsel verilerin elde edilmesi görevi de tanımlandı.
Rusya’nın 2036 yılından sonraki döneme ilişkin planladığı ana projeler arasında ise Venüs ve Mars’ın otomatik uzay araçlarıyla araştırılması, nükleer enerji santraliyle donatılmış uzay taşıma araçlarının üretilmesi ve uzaya fırlatılması ile Ay ve asteroitlerdeki kaynakların aranarak işletilmesi yer alıyor.
Rusya Bilimler Akademisi Başkan Yardımcısı Sergey Çernışev, nisan ayında yaptığı açıklamada “Luna-28”, “Luna-29” ve “Luna-30” misyonlarının 2032-2036 yıllarına ertelendiğini bildirmişti.
Çernışev, “Luna-26” misyonunun fırlatılışının 2028 yılı için planlandığını, “Luna-27/1” ve “Luna-27/2” araçlarının ise sırasıyla 2029 ve 2030 yıllarında uzaya gönderileceğini aktarmıştı.
Rusya Federal Uzay Ajansı (Roskosmos) Stratejik Kalkınmadan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Boris Glazkov da ilkbahar aylarında katıldığı bir radyo yayınında, Ay’ın asıl olarak iki potansiyel amaç doğrultusunda geliştirilmek istendiğini açıklamıştı.
Glazkov, bu amaçları orada bulunan nadir toprak elementlerinin çıkarılması ve düşük yer çekimi nedeniyle nesnelerin uzaya fırlatılmasının kolaylaştırılması olarak sıralamıştı.
Gelecekteki enerji projeksiyonlarına değinen Glazkov, “İnsanlık, 15-20 yıl içinde Dünya’da termonükleer enerjinin ortaya çıkmasını bekliyor ve bu termonükleer reaktörler için yakıta ihtiyaç duyulacak. İşte helyum-3, bu potansiyel ve verimli yakıt türlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Sembolik olarak ifade etmek gerekirse, bir çay kaşığı helyum-3 ile neredeyse tüm Dünya bir yıl boyunca termonükleer enerjiyle ısıtılabilir” değerlendirmesinde bulunmuştu.
Rusya
Çin, Rusya’dan kereste ithalatını yüzde 30 azalttı

Rusya’nın en büyük kereste alıcısı konumundaki Çin, bu ülkeden yaptığı ithalatı yılın ilk dört ayında yüzde 30 oranında azalttı. Sektör analistleri ve iktisatçılar, lojistik maliyetlerdeki artış, rublenin değer kazanması ve yaptırımların etkisiyle Rus ormancılık endüstrisinin derin bir krizle karşı karşıya olduğunu belirtiyor.
Rusya’nın işlenmiş kereste ürünlerinde en büyük müşterisi olan Çin, bu ülkeden yaptığı ithalatı keskin bir şekilde düşürdü.
Rus iş gazetesi Vedomosti’nin analiz şirketi Lesprom Network verilerine dayandırdığı haberine göre, 2026 yılının ocak-nisan döneminde Rusya’nın Çin’e kereste ihracatı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 30 azalarak 2,6 milyon metreküpe geriledi.
İhracatın parasal değeri ise yüzde 26 oranında düşüşle 603,7 milyon dolar seviyesine indi.
Rusya’nın toplam kereste ihracatı da 2026’nın ilk dört ayında yüzde 32 gerileyerek yaklaşık 4 milyon metreküp olarak kayıtlara geçti.
Çin, 2025 yılında 11,2 milyon metreküplük alımla Rusya’nın toplam kereste ihracatının yaklaşık yarısını tek başına gerçekleştirmişti.
Sevkiyattaki düşüşün temel nedenleri arasında Çin inşaat sektöründeki kriz, alıcıların daha ucuz ürünlere yönelmesi, artan lojistik maliyetler ve rublenin değer kazanması gösteriliyor.
Çin Ulusal İstatistik Bürosu verilerine göre, ülkede konut satışları 2025 yılında yüzde 9,5 gerileyerek 2009’dan bu yana en düşük seviyeye ulaştı.
Satılan gayrimenkul alanı 2026’nın ocak-mayıs döneminde de yüzde 11 oranında daralmaya devam etti.
Rusya’nın ihracatındaki düşüş diğer Asya pazarlarında da kendisini gösterdi. Lesprom Network verileri, Rus kereste ürünlerinin Japonya’ya sevkiyatının yüzde 19, Güney Kore’ye ise yüzde 18 oranında azaldığını ortaya koydu.
Danışmanlık şirketi Strategy Partners’ın öngörüsüne göre, Rusya’nın kereste ihracatı bu yıl genelinde yüzde 7 ila 10 arasında bir düşüş kaydedebilir.
Sektörde iflas beklentileri artıyor
Rusya Bilimler Akademisi Sibirya Şubesi Ekonomi Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırma, Rus ormancılık endüstrisinin aşılması uzun yıllar alabilecek sistemik bir krizin eşiğinde olduğunu gösteriyor.
Araştırmaya göre, sektördeki işletmelerin gelirleri düşerken borç yükleri arttı ve geçmişte biriktirilen finansal kaynaklar tükendi. Yüksek kredi faizleri sebebiyle şirketlerin yeni likiditeye erişimi de zorlaştı.
Küçük ölçekli işletmelerin durumunun özellikle ağır olduğu belirtilen araştırmada, “Onlarca şirketin iflas sürecinden geçmesi bekleniyor.
Sektördeki kayıpların cephe geneline yayılmış olması, darbe etkisini hafifletecek bir konsolidasyona gitmeyi de imkansız kılıyor” ifadelerine yer verildi.
Ormancılık sektörünün 2021 yılında 24,3 milyar ruble olan net kârı, 2024 yılı itibarıyla 11,1 milyar ruble zarara dönüştü.
Şirketlerin toplam borcu ise bu süreçte 1,6 kat arttı. Geçen yıl sektördeki her iki şirketten birinin zarar ettiği bildirildi.
Rus ormancılık sektörü, Moskova’nın Ukrayna’ya yönelik askeri harekatı sonrasında yaptırımların hedefi olan ilk alanlardan biri olmuştu.
Avrupa Birliği, Nisan 2022’de Rus ahşap ve kereste ürünlerinin ithalatını tamamen yasaklamıştı.
Amerika2 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Avrupa4 gün önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Asya2 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Ortadoğu2 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz iktisatçı Pettifor: Yapay zeka çöküşü kaçınılmaz bir krize yol açacak
Görüş1 hafta önceHeidegger’in kulübesindeki Avrupa solu
Dünya Basını2 hafta önceForeign Policy: İran, Vietnam’dan Daha Ağır Bir Yenilgi












