Diplomasi
Ramstein toplantısında Ukrayna’ya 3 milyar avroluk silahı fonu oluşturuldu

Brüksel’de toplanan Ukrayna Savunma Temas Grubu, Kiev’e Amerikan silahları alınması için yaklaşık 3 milyar avroluk fon oluşturdu. Almanya’nın 500 milyon dolarla başı çektiği ve 16 ülkenin katıldığı plan, Avrupa’nın savaşın mali sorumluluğunu üstlenmesini amaçlıyor.
Ukrayna Savunma Temas Grubu, 15 Ekim’de Brüksel’deki NATO karargahında toplandı. Ramstein formatındaki toplantıya Almanya Savunma Bakanı Boris Pistorius ve Birleşik Krallık Savunma Bakanı John Healey eş başkanlık etti.
Toplantıdan bir gün önce açıklama yapan ABD’nin NATO Daimi Temsilcisi Matthew Whitaker, “Ukrayna’ya silah tedariki konusunda önemli bir duyuru” yapılacağını söylemişti.
ABD Başkanı Donald Trump da ekim ayı başında, Kiev’e Tomahawk füzeleri gönderme kararını “vermek üzere olduğunu” belirtmişti.
Ancak NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Brüksel’deki toplantının açılışında yaptığı konuşmada, uzun menzilli füzelerin teslimatının gündemde olmadığını belirtti. Rutte, bu konunun iki ülke arasındaki ikili anlaşmalar çerçevesinde ele alınacağını ifade etti.
Avrupa’dan 3 milyar avroluk fon
NATO ülkelerinin savunma bakanları, temmuz ayında ABD ile üzerinde anlaşılan Ukrayna’nın Öncelikli İhtiyaçlar Listesi (PURL) adlı tedarik planını görüştü. Bu plan, Avrupalı ülkelerin Ukrayna’ya silah tedarikini kendi bütçelerinden finanse etmesini öngörüyor.
Plana Almanya, Hollanda, Danimarka, Norveç, İsveç, Letonya ve Kanada şimdiden katıldı. Rutte, bugüne kadar yaklaşık 2 milyar dolar ayrıldığını açıkladı.
ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth ise Brüksel’deki toplantı öncesinde yaptığı açıklamada, Washington’un müttefiklerinden Ukrayna için silah alımlarını artırmasını beklediğini söyledi.
Hegseth, barışın tesis edilmesi için bunun gerekli olduğunu belirterek, “Trump döneminden öğrendiğimiz bir şey varsa o da ‘güç yoluyla barış’ ilkesidir. Barış, güçlü olduğun zaman sağlanır” diye konuştu.
Katılımcı ülke sayısı artıyor
Ukrayna’nın NATO Daimi Temsilcisi Alena Hetmançuk, toplantıdan önce en az yedi ülkenin daha PURL’a katkı açıklamayı planladığını duyurdu. Rutte de girişime katılan ülke sayısının artacağını doğruladı.
Slovenya Başbakanı Robert Golob, 13 Ekim’de ülkesinin PURL’a katılma niyetinde olduğunu açıkladı ancak ayrılacak miktarı belirtmedi.
Golob, “Şu anda bunu açıklama yetkim yok. Fakat savunma bakanlığının 2025 bütçesinde bu kaynak yer alıyor. Dolayısıyla ek bir harcama söz konusu değil; bunun altını çizmek isterim” dedi.
Finlandiya Savunma Bakanı Antti Häkkänen de 15 Ekim’de ülkesinin PURL’a katılacağını doğruladı.
Häkkänen, “ABD, Avrupa’da yürütülen savaşın mali sorumluluğunun Avrupa’ya geçtiğini açıkladı. Bu nedenle artık Avrupalı ülkeler gerekli Amerikan silahlarının finansmanını üstlenmek zorunda” diye konuştu.
Ülkelerden gelen katkılar
Litvanya Savunma Bakanı Dovile Šakalienė, Brüksel’de yaptığı açıklamada, ülkesinin PURL kapsamında silah alımı için 30 milyon dolar ayıracağını bildirdi.
Šakalienė, “Gerekirse bu parayı bugün bile aktarabiliriz. Bir sonraki paketin en kısa sürede oluşturulmasını umuyoruz” ifadelerini kullandı.
Estonya Savunma Bakanı Hanno Pevkur ise ülkesinin Ukrayna’ya 12 milyon dolar değerinde silah göndereceğini, ayrıca Kiev’e “on milyonlarca dolar” tutarında insansız hava aracı sevk edeceğini söyledi. Pevkur, Ukrayna’ya yönelik askeri yardımın azaldığına dikkat çekti.
Almanya Savunma Bakanı Pistorius, ülkesinin Ukrayna için ABD’den silah alımına 500 milyon dolar ayıracağını açıkladı.
Paket; hava savunma sistemleri, Patriot füzeleri, radar istasyonları, güdümlü çok namlulu roketatar mühimmatı ve diğer cephaneleri içeriyor.
Hollanda Savunma Bakanı Ruben Brekelmans da ülkesinin Ukrayna’daki tesislerde keşif ve taarruz dronlarının üretimine 90 milyon avro yatırmaya hazır olduğunu belirtti.
Polonya ise PURL’a katılıp katılmayacağına henüz karar vermedi. Savunma Bakanı Władysław Kosiniak-Kamysz, “Polonya farklı bir yol izliyor; bu konuda (ABD’den silahı alımı) karar henüz alınmadı” dedi.
Rusya’nın dondurulan varlıkları da gündemde
Toplantının ardından düzenlenen basın toplantısında Rutte, PURL’a 16 NATO ülkesinin dahil olduğunu açıkladı.
Alman Savunma Bakanı Pistorius, gazetecilerin toplam harcama miktarıyla ilgili sorusuna, “Şu anda rakam yaklaşık 3 milyar avro civarında, ancak ayrıntılar henüz netleşmediği için kesin bir sayı vermek güç” yanıtını verdi.
Ukrayna Savunma Bakanı Denis Şmıgal, PURL kapsamında Rusya’nın dondurulan varlıklarının kullanılmasının da değerlendirildiğini belirtti.
Şmıgal, “Eğer dondurulan Rus varlıklarını kullanabilirsek, bir kısmı Avrupalı müttefiklere, bir kısmı Ukraynalı üreticilere, bir kısmı da önümüzdeki yıl PURL’ın eş finansmanına aktarılacak” diye konuştu.
Öte yandan 13 NATO ülkesi (Kanada, Çekya, Danimarka, Finlandiya, Fransa, Almanya, Yunanistan, İtalya, Hollanda, Norveç, İspanya, Türkiye ve Birleşik Krallık) 15 Ekim’de ortak bir eğitim merkezi kurulması konusunda anlaştı.
Merkezin, savaş simülasyonu yapılmasına imkân tanıyacağı ve eğitim ile tatbikatlarda kullanılacağı planlanıyor.
Tomahawk tartışması
Son haftalarda Trump, Rusya’ya yönelik söylemini yeniden sertleştirdi. Geçen ay BM Genel Kurulu marjında Vladimir Zelenskiy ile yaptığı görüşmede uzun menzilli silah teslimatlarını ve bu silahların menzil kısıtlamalarının kaldırılmasını ele aldı.
The Wall Street Journal gazetesine konuşan kaynaklara göre Trump, bu fikre karşı olmadığını ancak henüz taahhütte bulunmadığını söyledi.
Trump, 6 Ekim’de ise Tomahawk füzelerinin teslimine ilişkin “kararını büyük ölçüde verdiğini” belirtti fakat çatışmanın daha fazla tırmanmasını istemediğini ekledi.
Trump, “Ne yapacaklarını öğrenmek istiyorum. Bu füzeleri nereye gönderecekler? Bunu sormam gerekecek” dedi.
Trump, 12 Ekim’de basın mensuplarına yaptığı açıklamada, bu konuyu Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin dahil Rusya yönetimiyle görüşmek istediğini belirtti.
Trump, “Ona şöyle diyebilirim: ‘Bak, bu savaş bitmezse onlara Tomahawk göndereceğim.’ ‘Tomahawk’ olağanüstü güçlü bir taarruz silahı ve açık konuşayım, Rusya’nın böyle bir şeye ihtiyacı yok” diye konuştu.
Brüksel’deki toplantıda gazetecilerin sorusunu yanıtlayan Şmıgal, Kiev’in ABD’den Tomahawk teslimatıyla ilgili bir sinyal alıp almadığı sorulduğunda, bu konunun devlet başkanları düzeyinde ele alınacağını söyledi.
Bu meselenin, 17 Ekim’de Trump ile Zelenskiy arasındaki görüşmenin ana gündem maddesi olacağı belirtiliyor.
The Washington Post muhabirlerine konuşan Avrupalı diplomatlar, ABD yönetiminin Ukrayna’ya desteği artırma kararının son aylarda şekillendiğini ancak Washington’un nihai kararını henüz vermediğini belirtti.
Olası teslimatları yorumlayan Whitaker, adımın “Rusları barış müzakeresi masasına oturmaya zorlayabileceğini” öne sürdü. Hegseth de Brüksel’de ABD yönetiminin barış arayışında olduğunu vurguladı.
Tomahawk füzesi nedir?
Tomahawk (Tomahawk Land Attack Missile – TLAM), yer hedeflerini vurmak için tasarlanmış, düşük irtifada uçan bir ABD yapımı seyir füzesi.
Komuta merkezleri, radarlar, hava savunma bataryaları ve hava üsleri gibi hedeflere karşı kullanılıyor. Menzili modeline göre 1.200 ila 2.500 kilometre arasında değişiyor.
Esas olarak deniz konuşlu bir silah olan Tomahawk, gemilerden ve denizaltılardan fırlatılıyor. Bununla birlikte Typhon adlı kara konuşlu mobil fırlatma sistemleri de bulunuyor.
Füzeler 1970’lerde General Dynamics tarafından geliştirildi ve ilk modeli 1983’te hizmete girdi. 1997’den itibaren üretimi savunma sanayi devi RTX (önceki adıyla Raytheon Technologies) tarafından üstlenildi.
Bu yıl itibarıyla beş farklı versiyonu bulunan füzenin en yeni modellerinden Block IV Tactical Tomahawk (TACTOM), havada birkaç saat kalabiliyor ve uçuş sırasında hedef değiştirmeyi sağlayan veri aktarım sistemine sahip.
Block V ise TACTOM’un modernize edilmiş versiyonu olup, kısa süre içinde ABD donanmasının envanterine girecek.
Uzmanlar ne diyor?
ABD eski Savunma Bakanlığı yetkilisi ve askeri analist Mark Kansian’a göre, ABD’nin cephaneliğinde 4 bin 150 Tomahawk bulunuyor. The Financial Times gazetesine göre bunların yalnızca birkaçının Ukrayna’ya verilmesi bekleniyor.
Kansian, 2022’den bu yana Pentagon’un 200 füze satın aldığını, bunların 120’sinin halihazırda kullanıldığını, 2026 bütçesinde ise 57 füze alımı için kaynak talep edildiğini belirtiyor.
Yeni Amerikan Güvenliği Merkezi’nin savunma programı direktörü Stacie Pettijohn da Washington’un Ukrayna’ya 20 ila 50 füze gönderebileceğini ve bunun “savaşın gidişatında belirleyici değişiklik yaratmayacağını” söylüyor.
Diplomasi
AB’nin LNG ithalatının yüzde 60’ından fazlası ABD’den

ABD, şu anda Avrupa’nın toplam LNG ithalatının yaklaşık %60’ını oluşturuyor ve bu oran tüm zamanların en yüksek seviyesine yakın.
Bu rakam, Katar ve BAE’den gelen tedarikin kesilmesine yol açan Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasının ardından nisan ayında yaklaşık %64’e ulaşarak zirveye çıkmıştı.
Bu oran, 2022’de Rusya’nın Ukrayna’yı işgal etmesinden bu yana %20 artmıştı. Avrupa ayrıca Ukrayna savaşından sonra Rus boru hattı gazını ABD’den sevk edilen LNG ile ikame etmeye zorlanmıştı.
Ayrıca, ABD, LNG ve boru hattı gazı dahil olmak üzere toplam AB doğalgaz ithalatının %26’sını oluşturuyor ve bu alanda Norveç’ten sonra ikinci sırada yer alıyor.
Avrupa, kış öncesi depolama tanklarını doldurmak için de ABD’den gelen gaza ihtiyaç duyuyor; bu da söz konusu bağımlılığın önümüzdeki aylarda daha da derinleşeceği anlamına geliyor.
LNG’nin en büyük avantajı, gazın yaklaşık eksi 160 santigrat dereceye kadar aşırı soğutulduktan sonra sıvıya dönüşmesi ve tıpkı petrol gibi tankerlere yüklenip dünyanın dört bir yanına sevk edilebilmesi. Bu da boru hatlarına olan ihtiyacı ortadan kaldırıyır ve böylece Amerikan LNG’si Avrupa kıyılarına ulaşıyor.
Bloomberg’e göre büyük emtia piyasalarında, toplam alımların %30 ila %40’undan fazlasını tek bir kaynağa bağlamak yaygın değil; %60’tan fazlasını tek bir tedarikçiye bağlamak ise son derece nadir.
Avrupa’nın tek bir kaynağa bu kadar bağımlı olduğu durumlar yalnızca bazı “niş” piyasalarda (örneğin nadir toprak elementleri, galyum veya tungsten gibi ikincil metaller) görülüyor.
Avrupalı yetkililer, bir süredir kapalı kapılar ardında ABD’den gelenLNG konusunda endişe duyuyorlardı.
Bu endişe, 28 Şubat’ta İsrail ve ABD’nin İran’a saldırmasından hemen önce, özel görüşmelerden kamuoyu tartışmalarına taşındı.
AB’nin rekabetten sorumlu baş yetkilisi Teresa Ribera, ocak ayında “Rus gazına güvenemeyeceğimizi ve Amerikan gazına fazla bağımlı olmamaya dikkat etmemiz gerektiğini biliyoruz,” demişti.
Birkaç gün sonra, AB Enerji Komiseri Dan Jorgensen daha da açık sözlü oldu ve “Bir bağımlılığı başka bir bağımlılıkla değiştirme riskiyle karşı karşıyayız,” dedi.
Öte yandan iktisadi açıdan bakıldığında, akışları hükümetler değil, piyasa belirliyor.
New York’taki Küresel Enerji Politikası Merkezi’nde gaz uzmanı olan Anne-Sophie Corbeau, “ABD’den Avrupa’ya LNG geliyorsa, bunun nedeni İktisat 101’dir: Fiyat açısından bakıldığında, bu Amerikan üreticiler için en iyi varış noktasıdır,” diyor.
Bloomberg yazarına göre ideal olarak, Avrupa’nın ABD’den gelen LNG’nin payını daha güvenli seviyelere, kesinlikle %50’nin altına indirmesi gerekiyor.
Fakat mevcut piyasa ve siyasi dinamikler göz önüne alındığında, tam tersinin gerçekleşme riski bulunuyor.
Avrupa, Trump’a daha fazla Amerikan malı satın alacağına söz verdi; 2027’den itibaren Rus LNG’sini yasaklıyor ve Katar ile BAE’den gelecek tedarikler hâlâ belirsiz görünüyor.
Bölge dikkatli davranmazsa, çok da uzak olmayan bir gelecekte LNG ihtiyacının %75’inden fazlasını ABD’ye bağımlı hale gelebilir.
Diplomasi
Vişegrád Dörtlüsü yeniden bir araya geldi

Visegrád Dörtlüsü liderleri salı günü bölgesel ittifaklarını yeniden canlandırdıklarını açıkladı.
Çekya, Macaristan, Polonya ve Slovakya’dan oluşan bölgesel ittifak, göç, endüstriyel rekabet gücü ve AB’nin bir sonraki uzun vadeli bütçesi konularında daha sıkı bir koordinasyon içinde olacaklarına söz verdi.
Gödöllő’de düzenlenen zirvede Macaristan Başbakanı Péter Magyar, 65 milyonluk bloğun iktisadi gücünü vurgulayarak, dört ülkenin Almanya ile toplam ticaret hacminin Fransa’nınkini aştığını belirtti.
Yenilenen işbirliğinin bir sembolü olarak, Macyar, Çekya, Polonya ve Slovakya liderlerine Budapeşte, Bratislava, Prag ve Varşova’yı birbirine bağlayacak bir yüksek hızlı demiryolu ağı projesinin taslağını sundu ve Slovakya’nın yaklaşan V4 başkanlığı döneminde proje için AB fonu talep etmeleri konusunda liderleri teşvik etti.
Magyar, ittifakın son dönemdeki zorluklarını önceki Macar hükümetine yükleyerek, eski Başbakan Viktor Orbán’ın “Rusya yanlısı” tutumu ve aranan Polonyalı siyasetçilere sığınma hakkı verme kararının Budapeşte ile Varşova arasındaki ilişkileri ciddi şekilde zedelediğini savundu.
“Artık geçmişi geride bırakmanın zamanı geldi,” diyen Magyar, grubun 35 yıl önce Lech Wałęsa, Václav Havel ve József Antall tarafından kurulduğunu hatırlattı.
Polonya Başbakanı Donald Tusk, Macaristan’ın diplomatik ilişkileri yeniden canlandırmasını memnuniyetle karşıladı ve Magyar’ın seçim zaferini övdü.
Otuz yıldır tanıdığını söylediği Orbán ile bir karşılaştırma yapan Tusk, eski Macar liderin jeopolitik bakış açısının kökten değiştiğini, bu nedenle işbirliğinin imkansız hale geldiğini savundu.
Slovakya, 1 Temmuz’da V4’ün dönem başkanlığını devralmaya hazırlanırken, Slovakya Başbakanı Robert Fico, endüstriyel rekabet gücünün en önemli önceliği olacağını belirtti.
Fico, yüksek elektrik fiyatlarının Avrupa sanayisini zayıflattığı uyarısında bulunarak, dört ülkenin AB’nin emisyon ticareti sisteminde değişiklik yapılması için ortaklaşa baskı uygulayacağını söyledi.
Liderler ayrıca, bloğun 2028-34 bütçesi üzerindeki müzakerelerde, sosyal uyumun korunması ve tarım fonlarına odaklanarak yakın işbirliği içinde hareket etme konusunda anlaştılar.
Dört hükümet, bloğun dış sınırlarının güçlendirilmesinin öncelik olmaya devam etmesi gerektiğini savunarak, AB’nin yeni Göç Paktı’na karşı olduklarını yineledi.
Genişleme konusunda liderler, Batı Balkanlara yönelik AB genişlemesini destekledi. Fakat jeopolitik hususların bazı aday ülkeler için daha hızlı entegrasyonu haklı kılıp kılmadığına dair blok içinde daha geniş bir tartışma sürerken, Ukrayna da dahil olmak üzere tüm aday ülkelerin mevcut katılım kriterlerini karşılaması gerektiği konusunda ısrar ettiler.
Çek Cumhuriyeti Başbakanı Andrej Babiš, ortak çıkarları savunma konusunda bölge liderlerinin “yine aynı gemide” olduklarını söyledi.
Liderler, V4’ü dört üyeli bir yapı olarak sürdürme konusunda mutabık kalırken, belirli politika konularında diğer ülkeleri de sürece dahil etmek için daha geniş kapsamlı “V4+” çerçevesini kullanmaya karar verdiler.
Fico ve Babiš, bütçe müzakerelerine İrlanda’yı, endüstriyel rekabet gücü ve karbon fiyatlandırma politikalarına ise Avusturya ve Almanya’yı dahil etmek için V4+ formatının kullanılmasını önerdiler.
Diplomasi
Taliban, Brüksel’de 15 AB ülkesiyle bir araya geldi

15 AB üyesi ülke, 23 Haziran günü Brüksel’de Taliban ile bir araya gelerek Afganları Afganistan’a sınır dışı etme konusunu görüştü.
Avrupa Komisyonu’ndan bir sözcü salı günü yaptığı açıklamada, toplantının İsveç ile ortak başkanlıkta yürütüldüğünü belirtti. Belçika ve Hollanda da toplantıya katıldı.
Komisyon, toplantının öncelikle sabıka kaydı bulunan ve güvenlik tehdidi oluşturan Afgan vatandaşlarının geri dönüşüyle ilgili olduğunu vurguladı.
Görüşmelerde, geri gönderilecek kişilerin kimlik tespiti, seyahat belgelerinin düzenlenmesi ve geri dönüş süreçleri gibi her türlü konu ele alındı.
Fakat ocak ayında Kabil’e giden üst düzey bir AB Komisyonu yetkilisi olan Johannes Luchner, daha önce bu kapsamın suçlu olmayan Afganları da içerebileceğini belirtmişti.
Ocak ayı sonunda Avrupalı milletvekillerine yaptığı açıklamada, “Öncelikli ilgilendiğimiz konu suçluların geri dönüşü, fakat geri dönüş emri bulunan suçlu olmayan Afganların sayısı da giderek artıyor,” demişti.
Başka bir AB kaynağı da şimdi aynı görüşü dile getiriyor. Bu kaynak, salı günü ve toplantı öncesinde EUobserver’a yaptığı açıklamada, görüşmelerin sığınma başvurusunda bulunup reddedilenlerin geri dönüşünü de kapsayacağını belirtti.
Komisyon, günün erken saatlerinde toplantıyla ilgili herhangi bir ayrıntı vermeyi reddetmişti.
Bu da Taliban heyetinin seyahat masraflarını kimin karşıladığı, toplantının nerede yapılacağı, toplantıya kadınların katılıp katılmayacağı ve Taliban’ın AB’nin Afgan vatandaşlarını sınır dışı etmesine yardım etmenin karşılığında ne istediği gibi soruların cevapsız kalmasına neden oldu.
AB ve üye ülkeleri, beş yıl önce yeniden iktidara gelmesinden bu yana Taliban hükümetini tanımıyor.
Brüksel, suç işleyen veya tehlikeli olduğu değerlendirilen sığınma başvurusu reddedilen kişilerin sınır dışı edilmesi için gerekli olduğu gerekçesiyle, Afganistan’ın “fiili yetkilileriyle” sınırlı görüşmeler yapma kararını savundu.
Avrupa Komisyonu’nun bir sözcüsü, Komisyon ve 15 AB üye ülkesinden yetkililerin, ocak ayında Kabil’de düzenlenen bir önceki toplantının devamı niteliğindeki Brüksel toplantısına katıldığını belirtti.
Komisyon sözcüsü, “Komisyon birimleri ve İsveç, bugün Brüksel’de, geri dönüş ve yeniden kabul konularından sorumlu Afganistan’ın fiili yetkililerinin teknik düzeydeki temsilcileriyle birlikte teknik düzeyde bir toplantıya eş başkanlık etti” dedi.
Afganistan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ise gündemin daha geniş olduğunu belirterek, bunun AB’de olası bir konsolosluk varlığını, orada yaşayan Afganlar için konsolosluk hizmetlerinin yeniden başlatılmasını ve “güven oluşturma tedbirlerine duyulan ihtiyacı” içerdiğini söyledi.
Sözcü Abdülkahar Balki, toplantının “yurtdışında ikamet eden Afganların konsolosluk haklarını korumak için olumlu bir ivme yaratma umudu” uyandırdığını da sözlerine ekledi.
Balki’ye hitaben yazılan ve Reuters tarafından incelenen bir Komisyon mektubunda, görüşmelerin “AB’de ikamet hakkı bulunmayan Afgan vatandaşlarının geri dönüşü ve yeniden kabulü” üzerine odaklanacağı belirtildi.
Amerika1 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Görüş1 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4
Dünya Basını6 gün önceİngiliz iktisatçı Pettifor: Yapay zeka çöküşü kaçınılmaz bir krize yol açacak









