Amerika
Robert Fort yazdı: İsrail lobisi solcu Demokratları böyle hedef alıyor

The Guardian gazetesi geçen haftalarda yayınladığı analizinde, Gazze’ye yönelik saldırılarında İsrail’i destekleyen bazı ABD Kongresi üyelerine, İsrail yanlısı lobilerce para verildiği ortaya koymuştu. Analize göre, yüksek meblağlarda bağış alanlar, çoğunlukla ABD’nin Tel Aviv’e askeri desteğinin sürdürülmesini talep ediyor ve İsrail’in Gazze’ye saldırılarını destekliyordu.
Aşağıda çevirisini okuyacağınız makale de seçim dönemine giren ABD’de İsrail lobisinin Filistin’e sempati duyan demokrat adaylara karşı İsrail’e yakın demokratları nasıl desteklediğini açıklıyor. Makalenin yazarı, ABD’nin son Suriye büyükelçisi Robert Ford. Ford’a göre lobinin etkinliği, İsrail’e yapılacak ek yardım oylaması ve İsrail’in Gazze’deki eylemlerini eleştiren Demokrat Parti’nin sol kanadından Kongre üyelerinin seçimlerdeki akıbeti belli edecek.
***
AIPAC giderek daha eleştirel hale gelen Amerikan solu ile mücadele ediyor
İsrail yanlısı lobi grupları, İsrail’i eleştiren siyasetçilerin peşine düşme konusunda köklü bir geçmişe sahip. Ancak yıldırma taktikleri hız mı kaybediyor?
Robert Ford
Önümüzdeki birkaç ay içerisinde Amerika Birleşik Devletleri’ndeki İsrail yanlısı lobinin etkisinin iki kez sınanacağını göreceğiz. İlk sınav önümüzdeki haftalarda, 7 Ekim’den sonra İsrail’e yapılacak ek Amerikan yardım paketinin Washington’daki akıbeti üzerine olacak.
İkincisi ise İsrail’in Gazze’deki eylemlerini eleştiren ve bu yıl yeniden seçilmek için yarışan Demokrat Parti’nin sol kanadından Kongre üyelerinin akıbeti olacak.
22 Ocak’ta Amerikan-İsrail Halkla İlişkiler Komitesi (AIPAC) destekçilerinden bir kez daha İsrail’e yeni özel yardımlar yapılması için Kongre’ye baskı yapmalarını istedi.
Geçen Kasım ayında Temsilciler Meclisi, İsrail’e 2024 bütçesinde alması planlanan yaklaşık 4 milyar dolarlık yardıma ek olarak 14 milyar dolarlık ekstra askeri yardım sağlayacak bir tasarıyı kabul etti.
Ancak, özel yardım tasarısı lehinde oy kullanan 226 Kongre üyesinin çoğu, tasarılarına siyasi zehir katan Cumhuriyetçilerdi. Tasarı, Biden yönetiminin İsrail için ekstra 14 milyar doları finanse etmek için hükümetin diğer bölümlerinden -özellikle Hazine Bakanlığı’nın vergi müdürlüğünden- fon almasını gerektiriyordu.
Biden yönetimi ve Kongre’deki Demokratlar buna karşı çıkıyor; Demokrat Parti’nin istediği hükümet programlarını ödemek için daha fazla vergi toplamak üzere vergi müdürlüğüne ihtiyaçları var.
Cumhuriyetçiler ve Demokratlar arasındaki müzakereler artık İsrail’e yapılacak acil yardıma değil, sınır güvenliği, vergi müdürlüğü ve Ukrayna’ya yardım da dahil olmak üzere diğer programlara yapılacak harcamalara odaklanıyor. Donald Trump Cumhuriyetçileri uzlaşmayı reddetmeye çağırıyor ve bu nedenle İsrail’e yapılacak yardımın üzerinde anlaşılmış bir fonu yok.
İki parti arasındaki bu tartışmaya beklenmedik bir çözüm bulunması halinde İsrail’e yapılacak yardımın, İsrail’e destek ve İsrail’in Gazze’deki askeri operasyonlarına yönelik eleştirilerin kesişme noktası haline gelen Senato’dan onay alması gerekiyor.
Ocak ayında, Amerika’daki sol kanat politikacıların liderlerinden Senatör Bernie Sanders, İsrail’e askeri yardım yapılmadan önce ABD Dışişleri Bakanlığı’nın İsrail’in insan hakları siciliyle ilgili bir rapor hazırlaması yönündeki talebine Kongre’den fazla destek alamadı.
AIPAC, Sanders’ın önerisine şiddetle karşı çıktı ve Senato’daki oylamayı kaybetti; 72 senatör karşı çıkarken sadece 11 senatör destekledi. Ancak Demokrat Parti’nin sol kanadından başka senatörler de İsrail’e askeri yardım konusunda yeni kısıtlamalar öneriyor.
Maryland Senatörü Van Hollen, Dışişleri Bakanlığı’nın İsrail’in savaş hukukuna ilişkin Amerikan ve uluslararası hukuku ihlal ettiğini tespit etmesi halinde İsrail’e yapılan tüm askeri yardımların durdurulmasını öngören bir yasa değişikliği teklifinde bulundu.
On sekiz senatör- Senato’daki Demokratların üçte birinden fazlası- Van Hollen’in önerisini destekliyor. Bu arada Senatör Tim Kaine (Hillary Clinton’ın 2016’daki başkan yardımcısı adayı), Biden yönetiminin Kongre’nin İsrail’e yapılan tüm askeri yardımları gözden geçirmesine izin vermesini gerektiren bir karar tasarısı sundu- bu da teslimatları geciktirecek.
AIPAC her iki tedbire de karşı çıkıyor ve İsrail’e yardım tasarısı Senato’ya gelirse Cumhuriyetçilerden destek alamayacaklar.
Kampanya bağışları
AIPAC, İsrail’i eleştiren Demokrat Partili adaylara karşı yarışacak olan Demokrat Partili adaylara yaptığı bağışları artırarak karşılık veriyor. 2022’deki kongre seçimlerinden önce AIPAC, Amerikan yasalarının gerektirdiği şekilde siyasi kampanyalara para aktarmak üzere yeni kuruluşlar oluşturdu.
Bunlardan biri AIPAC-PAC, diğeri ise bir adaya yasal olarak sınırsız miktarda para verebilen bir Süper Siyasi Eylem Komitesi olan Birleşik Demokrasi Projesi’dir (United Democracy Project). Birleşik Demokrasi Projesi, 2022 Demokrat Parti ön seçimlerinde kampanya finansmanının en büyük kaynağıydı.
İsrail yanlısı bu kampanya finansmanı kuruluşları, bazı Demokrat Parti adaylarına gözdağı veriyor. Özellikle, John Fetterman 2022’de Senato için yarışırken, İsrail-Filistin çatışması konusundaki pozisyonunu AIPAC ile çalışan bir başka İsrail yanlısı siyasi eylem komitesiyle müzakere etmişti.
Fetterman’ın pozisyonunda yaptığı değişiklikler onları tatmin edince Mayıs 2022 Demokrat Parti ön seçimlerinde Fetterman’ın rakibine yardım etmekten kaçındılar. Fetterman daha sonra Kasım 2022 seçimlerinde Cumhuriyetçi adayı yendi ve şimdi Senato’da İsrail’in en büyük destekçilerinden biri.
Elbette AIPAC’in lobicilik faaliyetleri ve seçim kampanyalarına mali katkıları ABD’de yasal, normal ve nispeten şeffaf. Yüzlerce siyasi eylem komitesi seçim kampanyalarına mali katkı sağlıyor.
Birleşik Demokrasi Projesi’ne 2022 yılında para verenler arasında WhatsApp’ın kurucusu Jan Koum, büyük bir yatırım şirketini yöneten Paul Singer ve büyük bir perakende mağaza zinciri olan Home Depot’un kurucusu Bernie Marcus da vardı.
Bu zengin Cumhuriyetçi işadamları asla Demokrat adaylara oy vermezler ama Demokrat Parti’nin iç siyasetine müdahalede bulunuyor ve solcu Demokratlara karşı merkezcilere yardım ediyorlar.
The Intercept haber sitesinde çalışan gazeteci Ryan Grim, zengin işadamlarının Birleşik Demokrasi Projesi’ne kısmen İsrail’e yardım etmek için para verdiğini belirtti. İşadamları aynı zamanda zenginlerden daha yüksek vergi alınmasını ve büyük şirketlere yönelik daha fazla hükümet düzenlemesini destekleyen solcu Kongre üyelerini de yenmek istiyor.
Birleşik Demokrasi Projesi gibi kuruluşların finanse ettiği televizyon reklamları, bazı Demokrat seçmenlerin sempati duymadığı İsrail’e odaklanmıyor. Bunun yerine solcu Demokratlara polisin finansmanı ve suç gibi yerel konularda saldırıyorlar.
Demokrat Parti’nin sol kanadı, Demokrat Parti liderlerini zengin Cumhuriyetçilerin kendi adaylarını parti içine empoze etmeye çalıştıkları konusunda uyardı.
Bernie Sanders, 2022’de AIPAC ve İsrail dostu bazı sol eğilimli Demokratlar reddetse de AIPAC’i Demokrat Parti’nin sol kanadını yok etmeye çalışmakla suçlamıştı. Ancak pek çok solcu Demokrat, AIPAC’e karşı giderek daha öfkeli hale geliyor.
Irkçılık suçlamaları
Özellikle Demokrat Parti’nin sol kanadının gözdesi olan Kongre Üyesi Summer Lee, Temsilciler Meclisi’nde Gazze’de ateşkes çağrısında bulunan kararı destekleyen ilk Kongre üyelerinden biriydi.
Bu yıl kendi şehri Pittsburg’da 23 Nisan’da yapılacak ön seçimlerde iki Demokrat Partili rakiple karşılaşacak. AIPAC ve müttefikleri 2022’de Lee’ye karşı büyük miktarda para harcamış ve Lee o seçimi %1’den daha az oyla kazanmıştı.
Lee, AIPAC’in sıklıkla Kongre’nin siyahi üyelerine karşı olan muhalifleri finanse ettiğini vurguluyor. Aralık 2023’te AIPAC’i ırkçı olarak nitelendirerek, AIPAC’i ve zengin beyaz bağışçılarını siyahi toplulukların kendi kaderlerini tayin etmelerini engellemeye çalışmakla suçladı. (2024 ön seçimlerindeki rakiplerinden hiçbiri siyahi değil).
St. Louis kentinden siyahi Kongre üyesi olan Temsilci Cori Bush, siyahilerin baskı konusunda özel bir anlayışa sahip olduğunu ve Gazze’de ateşkes çağrısında bulunan kararın sponsorlarından olduğunu söylüyor.
AIPAC ve müttefikleri, Demokrat Parti ön seçimlerinde ona karşı yarışacak bir başka Demokrata yardım ederek karşılık veriyor.
Cori Bush’un rakibi Wesley Bell, ki kendisi de siyahidir, St. Louis’de bölge savcısı olarak görev yapıyor. Adaylığını açıkladığında İsrail’e verdiği desteğin altını çizmişti.
Amerika Birleşik Devletleri’nde yerel bir bölge savcısının St. Louis gibi şehirlerin başına bela olan büyük sorunlar yerine dış politika konularına vurgu yapması alışılmadık bir durum. Kendisinin 2017 yılında AIPAC’e bağlı bir kuruluşun davetlisi olarak İsrail’i ziyaret ettiğini de belirtmek gerekir.
Birleşik Demokrasi Projesi şimdiden YouTube’da Cori Bush’un Gazze savaşı konusundaki tutumuna saldıran bir reklam yayınladı. Kampanya parasından Kocasına “güvenlik hizmetleri” için ödeme yaptığı gibi başka kampanya sorunları da var, 6 Ağustos’taki ön seçimi kaybedebilir.
İzlenmesi gereken bir diğer ilginç Demokrat Parti önseçimi de New York’ta, siyahi Kongre üyesi Jamaal Bowman’ın beyaz rakibi George Latimer ile karşılaşacağı seçim olacak.
AIPAC, Latimer’i 25 Haziran’daki ön seçimde Bowman’a meydan okuması için teşvik etti ve onu destekleme sözü verdi. Latimer’in adaylığını açıklamadan bir hafta önce İsrail’i ziyaret etmesi dikkat çekici.
Buna karşılık Bowman, İbrahim Anlaşmalarını öven kongre kararını desteklemeyi reddetti ve Cori Bush’un Gazze’de ateşkes kararını destekledi. Bowman’ın sözcüsü aralık ayında yaptığı açıklamada AIPAC’ın Kongre’nin siyahi üyelerine karşı muhalifleri teşvik ettiğinin ve muhafazakâr finansörlere güvendiğinin bilindiğini söyledi.
AIPAC’e karşı durmak
AIPAC ve müttefiklerinin 2022 seçimlerinde desteklediği adayların çoğu kazandı, ancak Summer Lee örneğinin gösterdiği gibi hepsi değil. 2024 yılında Senatör Van Hollen’in değişikliğini destekleyen 18 Demokrat Partili senatörden beşi bu yıl yeniden seçilmek için yarışıyor.
AIPAC korkusu onların pozisyonlarını değiştirmedi. Senato’daki 50 Demokrat’tan 49’u da Başbakan Netanyahu’nun bu fikri reddetmesinin ardından iki devletli çözümü destekleyen bir mektup imzaladı.
Demokrat Parti’nin Temsilciler Meclisi’ndeki lideri New Yorklu Hakeem Jeffries, AIPAC’e yakın bir isim. Yine de ocak ayında Summer Lee’nin yeniden seçilmesini desteklediğini açıkladı, tıpkı AIPAC’ın bir başka dostu olan Kaliforniya’dan Peter Aguilar gibi.
Ayrıca, AIPAC’in bir aday bulmaya çalışmasına rağmen, İsrail’i çok eleştiren Filistin asıllı bir Amerikalı olan Kongre Üyesi Rashida Tlaib’e karşı 6 Ağustos’ta Michigan’da yapılacak Demokrat Parti ön seçimlerinde Demokrat bir rakip çıkmadı.
Son olarak, şu ana kadar İsrail’i güçlü bir şekilde destekleyen Cumhuriyetçi Parti’nin bile 7 Ekim’den sonra İsrail’e acil yardım yerine hükümet harcamalarını sınırlamaya öncelik verdiğini belirtmek önemli.
İronik olan ise AIPAC’in 2022 seçimlerinde bu Cumhuriyetçilerin birçoğunu desteklemiş olmasıdır. Joe Biden’ın başkan olarak seçilmesini onaylamayı reddeden 109 Cumhuriyetçiyi desteklediler.
Aralarında Senatör Bernie Sanders’ın da bulunduğu Demokrat Parti’den pek çok kişi AIPAC’ın Amerika’da demokrasiyi tehdit eden siyasetçilere yardım ettiği uyarısında bulundu. AIPAC, desteğini İsrail’in Amerikan Kongresinde mümkün olduğunca çok sayıda dosta ihtiyacı olduğunu söyleyerek gerekçelendirdi.
Ancak AIPAC’ın en büyük zorluğu genç Demokratlar arasında olacak. Birçok kamuoyu araştırması genç Amerikalıların genel olarak Filistinlilere daha çok sempati duyduğunu gösteriyor.
Bu genç seçmenlerin çoğu, Amerikan demokrasisine veya sola maliyeti ne olursa olsun, İsrail’in daha fazla desteğe ihtiyacı olduğu yönündeki AIPAC argümanına ikna olmuyor. Irkçılık suçlamaları genç Demokratlar arasında da daha yüksek sesle yankılanacak.
Sonuç olarak, AIPAC ve müttefikleri zengin işadamlarını popüler genç, solcu Demokrat Parti liderlerine karşı kullanmaya devam ederse, Demokrat Parti’nin gelecekteki liderlerini yabancılaştıracak ve siyasi nüfuzlarını kaybedecekler.
Amerika
Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.
ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.
ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.
Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.
Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.
Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.
Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.
Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.
Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.
Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.
Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.
Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.
Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.
Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.
Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.
Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.
Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.
Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.
Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.
Amerika
ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.
ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.
Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.
NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.
Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.
Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.
Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.
NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”
Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.
Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.
ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.
ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.
Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.
Amerika
Pentagon’dan Boeing’e 20 milyar dolarlık yeni nesil savaş uçağı sözleşmesi

ABD Donanması, uçak gemisi filosunun yeni nesil muharip uçağı F/A-XX için Boeing ile 20 milyar doları aşan bir geliştirme sözleşmesi imzaladı. 2030’lu yıllarda envantere girmesi hedeflenen sistem, Super Hornet uçaklarının yerini alacak ve insansız hava araçlarıyla koordineli görev yapacak.
ABD Donanması, uçak gemisi filosunda görev yapacak altıncı nesil F/A-XX savaş uçağının kapsamlı geliştirme süreci için havacılık şirketi Boeing ile 20 milyar doları aşan bir sözleşme imzaladı.
29 Eylül’de duyurulan anlaşma uyarınca üretici firma, donanmanın gelecek nesil hava muharebe filosunu şekillendirecek.
Pentagon yetkilileri, geliştirilecek uçağın çekişmeli hava sahalarında üstünlük sağlama ve uçak gemisi görev gruplarının operasyon menzilini artırma hedefi taşıdığını bildirdi.
Pentagon’un tedarik ve idame işlerinden sorumlu müsteşarı Michael P. Duffey, askeri personelin caydırıcılık, güç gösterisi ve hava hakimiyeti için yüksek ateş gücüne sahip ağ bağlantılı sistemlerle donatılacağını belirtti.
Duffey, programı ABD’nin ulusal güvenliği ve hava muharebe kabiliyeti açısından vazgeçilmez bir yatırım olarak tanımladı.
Donanma Bakan Vekili Hung Cao ise işbirliğinden duyulan memnuniyeti dile getirerek hedeflerinin hava sahasındaki hakimiyeti sürdürmek olduğunu kaydetti.
Yeni Nesil Hava Üstünlüğü programı çerçevesinde imzalanan sözleşme; yer testleri, uçuşa elverişlilik denetimleri ile silah ve sistem entegrasyonunda kullanılacak birden fazla test platformunu kapsıyor.
F/A-XX modelinin 2030’lu yıllardan başlayarak hizmetteki F/A-18E/F Super Hornet ve EA-18G Growler filolarını desteklemesi, sonraki aşamada ise bu uçakların yerini alması öngörülüyor.
Uçak, mevcut F-35C filolarıyla ortak görev icra edecek; insanlı ve insansız hava araçlarının birlikte kullanıldığı müşterek harekâtlarda görev üstlenecek.
Bu anlaşma, Boeing’in üstlendiği ikinci altıncı nesil muharip uçak projesi oldu. ABD Hava Kuvvetleri, 2025 yılındaki F-47 projesi için de aynı üreticiyi tercih etmişti.
Şirket, ulusal güvenlik ve ihracat mevzuatı gerekçesiyle F/A-XX’in teknik verilerinin gizli tutulduğunu açıkladı.
Gelişmenin ardından şirketin New York borsasındaki hisseleri yaklaşık yüzde 2 değer kazandı.
Boeing, aynı süreçte İsrail ordusunun hava unsurlarına yönelik tedarik faaliyetlerini de sürdürüyor.
İsrail Savunma Bakanlığı, 3 Mayıs’ta Boeing yapımı F-15IA modellerinden oluşan ikinci bir filonun yanı sıra Lockheed Martin üretimi F-35’lerden oluşan dördüncü filonun alımına onay verdi.
Toplam 119 milyar dolarlık savunma planı kapsamında konuşan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, adımın hava sahasındaki operasyonel üstünlüğü pekiştireceğini ifade etti.
Ekim 2023’ten bu yana İsrail ordusu Gazze Şeridi, Lübnan, Suriye ve İran’da geniş kapsamlı hava saldırıları düzenliyor.
Gazze’de büyük bir yıkıma ve çoğunluğunu kadın ile çocukların oluşturduğu on binlerce sivilin ölümüne yol açan saldırılarda ABD menşeli savaş uçaklarının yanı sıra Boeing üretimi güdümlü mühimmatın okul binaları ve çadır kampları hedef alan operasyonlarda kullanıldığı kaydedildi.
Washington yönetimi, çatışma sürecinde İsrail’e aralarında F-15 uçakları ve hassas güdümlü bombaların da yer aldığı milyarlarca dolarlık askeri sevkiyat anlaşmalarını onaylamayı sürdürdü.
Diplomasi2 hafta önceKanada, Birleşik Krallık liderliğindeki askeri koalisyona katılmak istiyor
Asya2 hafta önceÇin yapay zekâ, çipler ve akıllı fabrikalara büyük yatırım yapıyor
Asya2 hafta önceHindistan ve Vietnam, ‘Çin artı bir’ rekabetini ticari kazanıma dönüştürmeyi hedefliyor
Asya2 hafta önceFed’in faiz artışının ardından Çin parasal gevşemeye devam edecek mi?
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceABD, Yemen ile görüştü iddiası









