Diplomasi
Rubio, El Salvador ile anlaşmak için muhbirlerini satma sözü vermiş

Marco Rubio yüzlerce Venezuelalı göçmeni El Salvador’daki kötü şöhretli bir hapishaneye sınır dışı etmeden önceki günlerde, ABD’li muhbirleri “satma” sözünü vermiş.
Washington Post’a (WP) göre mart ayında El Salvador lideri Nayib Bukele, ABD’nin gözaltında tuttuğu dokuz MS-13 çete liderinin iadesini istedi.
Dışişleri Bakanı Rubio, Bukele ile yaptığı telefon görüşmesinde, bu talebin yerine getirileceğini vaat etti. Fakat bir engel vardı: Bukele’nin istediği MS-13 üyelerinden bazıları, ABD hükümetinin koruması altındaki muhbirlerdi.
Onları El Salvador’a sınır dışı etmek için, Başsavcı Pam Bondi’nin Adalet Bakanlığının bu kişilerle yaptığı anlaşmaları feshetmesi gerekecekti. Rubio, Bondi’nin bu süreci tamamlayacağını ve Washington’un MS-13 liderlerini teslim edeceğini Bukele’ye garanti etti.
WP’ye göre, Rubio’nun olağanüstü taahhüdü, Trump yönetiminin, Başkanın görevdeki ilk aylarında imzalanan anlaşmayı müzakere ederken Bukele’nin taleplerini ne ölçüde karşılamaya istekli olduğunu gösteriyor.
Karşılıklı tavizlerin ana hatları aylardır kamuoyuna açık olsa da, Trump yönetiminin ABD’nin soruşturmalarına yardımcı olan muhbirlerle yapılan gizli anlaşmalardan cayma isteği daha önce haber yapılmamıştı.
Rubio ve Bukele arasındaki anlaşma, yönetimin, Trump’ın “Amerikan tarihinin en büyük sınır dışı etme” çabalarının ayrılmaz bir parçası olacak olan, Terörist Tutuklama Merkezi (CECOT) olarak adlandırılan geniş bir yabancı hapishaneye erişimini sağladı.
Yetkililer, anlaşma ile Bukele’nin, El Salvador’da şiddetin tarihi düzeyde azalmasını sağlamak için hükümetinin MS-13 ile yaptığı iddia edilen anlaşmaları ifşa etmekle tehdit eden kişileri ele geçireceğini söylediler.
Salvadorlu başkan için, muhbirlerin geri dönüşü, suçla sert mücadele eden itibarını korumak açısından kritik öneme sahipti. Bu aynı zamanda, ABD ve diğer ülkelerde aşırı şiddet eylemleriyle ünlü bir çete olan MS-13 ile hükümetinin ilişkisini soruşturmak üzere devam eden ABD soruşturmasını engellemek için de önemli bir adımdı.
Fakat bilgi verenlerle yapılan anlaşmaları sonlandırma sözü vererek, mevcut ve eski Adalet Bakanlığı yetkilileri, Rubio’nun, dünyanın en ölümcül çetelerinden birinin üst düzey üyelerini yakalamak ve işbirliğini sağlamak için ABD kolluk kuvvetlerinin yıllardır sürdürdüğü çalışmaları baltalamakla tehdit ettiğini söylüyor.
Yetkililer, anlaşmaların iptal edilmesinin, yüksek düzeydeki suçlular aleyhine davalar açmak için rutin olarak muhbirlere güvenen Adalet Bakanlığı’nın güvenilirliğini de zedeleyebileceğini belirttiler.
Muhbir anlaşmaları, işbirliği yapanların ABD tarafından korunacağına dair güvencelere dayanıyor. Bilgi karşılığında verilen sözlerin tutulmaması, ABD kolluk kuvvetlerinin gelecekte potansiyel işbirlikçilerle ilişkiler kurma yeteneğini engelleyebilir.
Yetkililer, Bukele’nin talep ettiği MS-13 liderlerinden en az üçünün, çeteyle anlaşma yaptığı şüphelenilen hükümet üyeleri hakkında suçlayıcı bilgiler ifşa ettiğini söyledi.
Bunlardan biri, geçen yıl ABD savcıları tarafından MS-13’ün ABD’deki faaliyetlerini yönettiği suçlamasıyla yargılanan César López Larios, Rubio-Bukele telefon görüşmesinden iki gün sonra El Salvador’a geri gönderildi.
Diğerleri ise ABD’de kalarak, kendilerinin de işbirliği yaptıkları hükümete teslim edilip edilmeyeceklerini öğrenmeyi bekliyorlar.
Dışişleri Bakanlığı, Rubio’nun anlaşma yapma biçimine yönelik eleştirileri reddederek, bakanın diplomasi sayesinde ABD’nin Tren de Aragua (TdA) çetesinin yüzlerce üyesini El Salvador’a sınır dışı edebildiğini ve bu kişilerin daha sonra çetenin kurulduğu Venezuela’ya nakledildiğini belirtti.
Adalet Bakanlığı sözcüsü Gates McGavick, bakanlığın MS-13’ü çökertmek için Dışişleri Bakanlığı ile işbirliği yapmaktan “gurur duyduğunu” söyledi. Yetkili, “Bu yönetim, benzeri görülmemiş bir başarıyla önemli yabancı teröristleri soruşturmuş, yargılamış ve gözaltına almıştır,” dedi.
ABD’de Biden döneminde hazırlanan bir iddianamede, MS-13’ün Bukele hükümetiyle olan bağları hakkında çarpıcı iddialar ortaya atılmıştı.
Savcılar Bukele’yi veya El Salvador’daki herhangi bir yetkiliyi suçlamamış, hatta isimlerini bile vermemiş olsalar da, onun yönetiminin kimliği belirsiz üyelerinin El Salvador’daki hapishanede MS-13 liderleriyle “defalarca” gizlice görüştüğünü iddia ettiler.
ABD’nin iddianamesine göre, Bukele hükümeti, MS-13’ün “kamusal cinayet” sayısını azaltma sözü karşılığında onlara mali avantajlar ve daha az kısıtlayıcı hapishane koşulları sağlamayı kabul etmişti. Böylece, ülkenin cinayet oranı düşüyor gibi görünecekti.
Mahkeme belgelerine göre, Bukele’nin yönetimindeki yetkililer, bu gelişmenin cumhurbaşkanı ve partisini seçimlerde destekleyeceğini umuyorlardı.
Bukele, çete üyeleriyle müzakere ettiğini defalarca reddetti. Biden yönetimi altındaki Hazine Bakanlığı, çete müzakerelerinde rol aldıkları iddiasıyla iki Salvadorlu yetkiliye yaptırım uyguladıktan sonra, Bukele Twitter’da “Nasıl olur da kimse sorgulamadan bu kadar bariz bir yalanı yayabilirler?” diye yazmıştı.
Fakat ABD’nin MS-13’e yönelik ilk iddianamesinin ardından geçen aylarda, Salvador hükümeti çetenin suçlanan liderlerinden en az dördünü hapishaneden salmıştı.
Adalet Bakanlığı’nın 2022 tarihli iddianamesine göre, bu adamlardan biri olan Elmer Canales Rivera, namı diğer “Crook de Hollywood”, MS-13’ün Bukele hükümetiyle yaptığı anlaşmanın baş müzakerecilerinden biriydi.
Diplomasi
NATO üyeleri, Hürmüz Boğazı’na ilişkin seçenekleri görüşüyor

NATO, Hürmüz Boğazı’nda seyir özgürlüğünü desteklemek amacıyla olası katkıları kolaylaştırmak için bu hafta başında bir video konferans düzenledi.
Avrupa Yüksek Müttefik Komutanı (SACEUR) Alexus Grynkewich’in sözcüsü Reuters’a yaptığı açıklamada, bunun bir NATO misyonu olmadığını da söyledi.
Sözcü cuma günü yaptığı açıklamada, “Avrupa Müttefik Kuvvetler Yüksek Karargahı, Hürmüz Boğazı’nda seyrüsefer özgürlüğünü desteklemek amacıyla müttefiklerin olası katkılarını kolaylaştırmak için 19 Ağustos 26 Çarşamba günü savunma şefleri düzeyinde ilgilenen müttefiklerin katılımıyla bir toplantı düzenledi,” dedi ve şöyle devam etti:
“Açıkça belirtmek gerekirse, bu bir NATO görevi değil. Fakat NATO’nun müttefikleri bir araya getirme ve onların ortaya koyduğu yetenekleri anlama konusundaki benzersiz gücü göz önüne alındığında, NATO’nun bu şekilde kolaylaştırıcı bir rol üstlenmesi mantıklıdır.”
NATO müttefikleri, İran çatışmasına doğrudan dahil olmaktan kaçınmaya çalışırken, bunun yerine Şubat ayından önce tüm petrol ticaretinin yaklaşık beşte birini taşıyan boğazın yeniden açılmasına yönelik ittifak dışı planlara odaklandılar.
Fransa ve Britanya, gerginlikler azaldığında veya çatışma çözüldüğünde boğazdan güvenli geçişi garanti altına almak için yaklaşık bir düzine ülke arasında bir koalisyon oluşturma çabalarına öncülük etti.
Fakat herhangi bir uzun vadeli düzenleme, nihai olarak İran’ın rızasını gerektiriyor.
Diplomasi
Çin ve Arap ülkeleri kuraklık ve çölleşme ile mücadele için beş yıllık eylem planı başlattı

Çin ve Arap ülkeleri, kuraklık, çölleşme ve arazi bozulmasıyla mücadele amacıyla beş yıllık bir eylem planı başlattı. Çin Ulusal Ormancılık ve Çayır İdaresi’nin (NFGA) pazar günü Global Times’a verdiği bilgiye göre plan, taraflar arasındaki işbirliğini geleneksel çölleşmeyle mücadele çalışmalarının ötesine taşıyarak çayırların korunması, havza yönetimi ve sulak alanların korunması gibi alanlarda teknolojik inovasyonu da kapsayacak.
Plan, halen Moğolistan’ın başkenti Ulan Batur’da devam eden Birleşmiş Milletler Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi Taraflar Konferansı’nın 17. oturumu (COP17) kapsamında düzenlenen bir toplantıda başlatıldı.
NFGA’nın Global Times’a gönderdiği basın açıklamasına göre eylem planı kapsamında Çin ve Arap ülkeleri önümüzdeki beş yıl boyunca çölleşme ve bozulmuş arazilerin restorasyonu, kum ve toz fırtınalarının izlenmesi ve erken uyarı sistemleri, çayır yönetimi, biyolojik çeşitliliğin korunması ile sulak alanların korunması ve restorasyonu gibi kilit alanlarda uygulamaya dönük işbirliğini derinleştirecek.
İki taraf ayrıca teknoloji, veri ve araştırma sonuçlarının paylaşılmasına yönelik platformlar geliştirerek, disiplinler arası araştırmalar yürüterek ve uzaktan algılama ile arazi bozulmasının akıllı değerlendirilmesi gibi teknolojiler geliştirerek teknolojik inovasyonu ve araştırma sonuçlarının uygulamaya geçirilmesini hızlandıracak. Plan ayrıca BM Çölleşmeyle Mücadele Sözleşmesi’nin uygulanmasını destekleyecek demonstrasyon üslerinin kurulmasını öngörüyor.
Plan kapsamında çölleşmeyle mücadelede Çin-Arap işbirliği ağlarının güçlendirilmesi, politika, teknoloji ve araştırma sonuçlarının paylaşım mekanizmalarının geliştirilmesi ve Çin’in önerdiği Kuşak ve Yol Girişimi çerçevesindeki ortaklıkların genişletilmesi de hedefleniyor. Hükümetlerin, araştırma kuruluşlarının, şirketlerin, toplumsal kuruluşların ve yerel toplulukların sürece katılımı teşvik edilecek.
Genç uzmanlar arasındaki değişim programları, ortak araştırmalar, saha demonstrasyonları ve teknik eğitimler yoluyla kapasite geliştirme alanındaki işbirliği de genişletilecek.
Toplantı, Çin Ulusal Ormancılık ve Çayır İdaresi ile Arap Birliği Sekretaryası tarafından ortaklaşa düzenlenirken, organizasyonu Çin Ormancılık Akademisi ile Çin-Arap Ülkeleri Kuraklık, Çölleşme ve Arazi Bozulması Uluslararası Araştırma Merkezi üstlendi.
Çin Ormancılık Akademisi Başkan Yardımcısı Cui Lijuan, bazı girişimlerin şimdiden somutlaşmaya başladığını belirtti. Örneğin Çin ve Mısır, ekolojik koruma ve bütünleşik havza yönetimi konularında deneyim paylaşımı amacıyla Sarı Nehir ile Nil Nehri havzalarını karşılaştırmalı olarak inceleyecek bir çalışma yürütme imkanını araştırıyor.
Cui’ye göre söz konusu girişim Çin Ormancılık Akademisi’nin desteğini aldı ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarının da ilgisini çekti.
Çin ile Arap ülkeleri arasındaki gelecekteki işbirliği ayrıca çölleşmenin izlenmesi ve erken uyarı sistemleri, ekolojik teknolojiler ile genç uzmanlara yönelik değişim ve eğitim programlarına odaklanacak.
Cui, iki tarafın ayrıca halen ağırlıklı olarak devlet kurumlarının öncülük ettiği işbirliği çerçevesine şirketleri, toplumsal kuruluşları ve uluslararası kurumları da dahil ederek katılımı genişletmeyi amaçladığını söyledi.
Xinhua’ya göre 2023 yılında, çölleşmeyle mücadele konulu uluslararası bir forum sırasında Çin-Arap Kuraklık, Çölleşme ve Arazi Bozulması Uluslararası Araştırma Merkezi açılmıştı. Merkezin kurulması, Çin’in Kubuqi Çölü’ndeki çölleşmeyle mücadele çalışmalarından edindiği uzmanlığı paylaşma konusundaki kararlılığının bir göstergesi olarak değerlendirilmişti.
NFGA’ya göre merkez, son üç yılda Çin ile Arap ülkeleri arasındaki düzenli işbirliği mekanizmalarını istikrarlı biçimde güçlendirdi. İki taraf arazi bozulmasına yönelik yer gözlem sistemleri ve akıllı karar destek araçlarını ortaklaşa geliştirirken Çin, Arap ülkelerinde uygulanmaya uygun altı kategoride 30 pratik çölleşmeyle mücadele teknolojisini derledi.
Merkez ayrıca Suudi Arabistan ve Mısır dahil çeşitli ülkelerle düzenli iletişim ve değişim kanalları oluşturdu. Bunun yanı sıra, Arap ülkelerinde sürdürülebilir teknik işbirliğini ve mesleki eğitimi desteklemek amacıyla başlangıç aşamasında bir Çin-Arap çölleşmeyle mücadele ağı ve uzman havuzu kurdu.
Çin, Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan paktından nasıl fayda sağlayabilir?
Diplomasi
ABD sınır dışı edilen göçmenler için Liberya’ya 5 milyon dolar ödeyecek

ABD, sınır dışı edilen göçmenlerin kabulü kapsamında Liberya’ya 5 milyon dolar ödeme yapacak. Liberya makamları gelecek bir yıl içinde ABD’den sınır dışı edilen 1200’e kadar göçmeni kabul etmeye hazır olduğunu bildirdi. İlk göçmen kafilesi 20 Ağustos’ta başkent Monrovia’ya ulaştı.
The New York Times (NYT) gazetesinin haberine göre ABD, sınır dışı edilen göçmenlerin kabulüne yönelik anlaşma kapsamında Liberya’ya 5 milyon dolar ödeyecek.
ABD Dışişleri Bakanlığı belgeleri, bakanlığının bu ödemeyi geçen yılın aralık ayında onayladığını gösteriyor. Liberya bu karardan iki ay önce başka ülkelerden gelen göçmenleri kabul etme ihtimalini değerlendirme taahhüdünde bulundu.
Liberya makamları ülkeye gelecek göçmenlerin ırk veya din gerekçesiyle herhangi bir baskı ve takibata maruz kalmayacağı konusunda ABD’ye güvence verdi. Dışişleri Bakanlığı bu taahhütleri güvenilir buldu.
Tahsis edilen mali kaynak Liberya’nın göç sisteminin desteklenmesi ve göçmenlere yardım sağlanması amacıyla kullanılabilir. Bu kapsamda ödenek barınma, beslenme ve mesleki eğitim harcamalarını içeriyor.
NYT’nin aktardığına göre ABD Başkanı Donald Trump yönetimi, doğrudan kendi menşe ülkelerine sınır dışı edilemeyen göçmenleri nakletmek amacıyla başka ülkelerle benzer anlaşmalar imzalıyor.
İnsan hakları örgütleri, göçmenlerin hiç tanımadıkları ve aralarında insan hakları sorunları bulunan ülkelerin de yer aldığı coğrafyalara gönderilmesi nedeniyle bu uygulamaya karşı çıkıyor.
Gazetenin verilerine göre Liberya makamları, gelecek bir yıl içinde ABD’den sınır dışı edilen 1200’e kadar göçmeni kabul etmeye hazır olduğunu bu hafta duyurdu. İlk göçmen grubu 20 Ağustos’ta Liberya’nın başkenti Monrovia’ya ulaştı.
Öte yandan ABD Dışişleri Bakanlığı yabancılara ait 175 binden fazla vizeyi iptal etti.
Trump, 2024 yılındaki seçim kampanyası sırasında düzensiz göçmenleri milyonlar halinde sınır dışı etme vaadinde bulunmuştu.
NBC’nin aktardığı hesaplamalara göre sınır dışı edilenlerin sayısının yılda en az 1 milyona ulaşabilmesi için her gün 2,7 binden fazla kişinin ülkeden çıkarılması gerekiyor.
Daha önce, nisan ayında Kongo Demokratik Cumhuriyeti de ABD’den sınır dışı edilen üçüncü ülke vatandaşlarını kabul etmek üzere Washington ile anlaşmaya vardı.
İlk sınır dışı edilen kafile 17 Nisan’da Kinşasa’ya ulaştı; bu kişiler Kolombiya, Peru ve Ekvador vatandaşlarından oluşuyordu.
Anlaşma çerçevesinde Kongo’ya kaç kişinin gönderilebileceğine ilişkin toplam sayı kamuoyuna açıklanmadı.
Göçmenlerin barınması amacıyla Kinşasa yakınlarında tesisler hazırlandı ve sınır dışı işlemlerine dair maliyetleri ABD üstlendi.
Dünya Basını2 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Ortadoğu2 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Diplomasi2 hafta önce‘İslami NATO’ mu? Yeni savunma paktı Hindistan’ı neden tedirgin ediyor?
Diplomasi2 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı
Dünya Basını6 gün önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Amerika3 gün önceSteve Jobs’ı iflastan kurtaran gizli CIA anlaşması gün yüzüne çıktı
Rusya1 hafta önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Asya2 hafta önceVietnam, yerli üretim en büyük denizaltı savunma gemisinin inşasına başladı










