Rusya
Rusya İktisadi Kalkınma Bakanlığı devlet şirketlerine yönelik gecikme cezalarını artırmaya hazırlanıyor

Rusya İktisadi Kalkınma Bakanlığı, devlet şirketlerinin KOBİ tedarikçilerine yönelik ödeme yükümlülüklerini ihlal etmesi sorununun çözümü için özel çalışma grubu oluşturdu. Gündeme alınan yeni tedbirler arasında, ihlal durumunda uygulanan cezaların piyasa koşullarına göre artırılması ve sözleşme süreçlerinin elektronik onay sistemiyle takip edilmesi yer alıyor.
Rusya İktisadi Kalkınma Bakanlığı, belirli tüzel kişilerin Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelere (KOBİ) yönelik ödeme yükümlülüklerini ihlal etmesi konusunu ele almak üzere kurulan çalışma grubunun ilk toplantısını gerçekleştirdi.
KOBİ Kurumu (KMSP) temsilcisinin Vedomosti’ye verdiği bilgiye göre, Bakan Maksim Reşetnikov başkanlığında yapılan toplantıda mevcut ödeme krizleri ve işletmelerin çözüm önerileri görüşüldü.
Söz konusu girişimler arasında, gecikme cezalarının belirgin oranda artırılması yer alıyor. Rusya İktisadi Kalkınma Bakanlığı temsilcisi, çalışma grubu toplantısında bu konunun uygulanabilirliğinin tartışıldığını doğruladı.
Ayrıca yetkililer, devlet ihalelerini düzenleyen 44-FZ sayılı kanundaki mekanizmaya benzer şekilde, devlet şirketlerinin alımlarını kapsayan 223-FZ sayılı kanun çerçevesinde elektronik onay sistemine geçiş yapmayı değerlendiriyor.
Şikayetler ve borç miktarı artış gösteriyor
Devlet şirketlerinin yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle kötüleşen durum, İktisadi Kalkınma Bakanlığını özel çalışma grubu kurmaya yöneltti.
Bakanlığın aktardığına göre toplantıda konuşan Reşetnikov, girişimcilerden gelen şikayetlerin 2,5 kat, toplam borç miktarının ise 3 kat arttığını belirtti.
Reşetnikov, ödeme yapılmadığına dair şikayetlerin toplam tutarının 2024 yılında 1,5 milyar ruble seviyesindeyken, 2025 yılında 4,1 milyar rubleye ulaştığı bilgisini paylaştı.
İşletmeler için hassasiyet taşıyan bu alandaki sorunlu noktaların zamanında tespit edilmesi gerektiğini vurgulayan Reşetnikov, müşteri konumundaki kurumların yetkiyi kötüye kullanmasını önlemek amacıyla mevcut mekanizmanın hızla yeniden düzenlenmesi gerektiğini kaydetti.
KMSP Genel Müdürü Aleksandr İsayeviç, kurumun yürüttüğü izleme faaliyetlerinin ödeme ihlallerindeki artış eğiliminin 2026 yılında da sürdüğünü gösterdiğini ifade etti.
İsayeviç’in verdiği bilgiye göre, yılın ilk ayında KMSP’ye girişimcilerden toplam 101 milyon ruble tutarında 34 şikayet ulaştı. Geçen yılın ocak ayında ise 21 milyon ruble tutarında 13 başvuru yapılmıştı.
Müşteri konumundaki devlet şirketlerinin ödeme yapmamasına yönelik şikayetler üzerinde çalışmaların sürdüğünü belirten İsayeviç, “Her vaka ayrı ayrı inceleniyor, karşı tarafın bilgisini almak ve ortaklaşa dengeli çözüm bulmak için devlet şirketiyle iletişime geçiyoruz” diye konuştu.
KMSP verilerine göre, bu çalışmalar neticesinde 2024 yılından bu yana 72 başvuru üzerinden 855 milyon ruble tutarındaki borç tahsil edildi.
İsayeviç, kurumun halihazırda toplam 3 milyar rubleyi aşan 321 şikayeti incelediğini, bunlardan 90’ının Rusya Federal Tekelcilikle Mücadele Kurumunda (FAS) değerlendirme aşamasında olduğunu, 37’sinde ise ödemelerin mutabık kalınan takvime göre yapıldığını aktardı.
Cezaların piyasa seviyesine çıkarılması talep edildi
İş dünyası temsilcileri, yükümlülüklerin zamanında yerine getirilmesi için gecikme cezalarının ve faiz oranlarının belirgin şekilde artırılmasının ek teşvik sağlayacağını öngörüyor.
Rusya Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Yardımcısı Yelena Dıbova, Vedomosti’ye yaptığı açıklamada, söz konusu cezaların katlanarak artırılması ve piyasa seviyesine çıkarılması yönünde teklifte bulunduklarını söyledi.
Bu adımın devlet şirketlerinin suistimallerini tamamen engelleyemese bile KOBİ tedarikçilerinin kayıplarını kısmen telafi etmelerine yardımcı olacağını belirten Dıbova, mevcut durumda sözleşme ihlalinin sonuçları açısından müşteriler lehine açık dengesizlik bulunduğunu ve devlet şirketlerinin cüzi miktardaki cezaları ödemesinin kendileri için sorun teşkil etmediğini vurguladı.
KMSP temsilcisi, Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanlığı yönetimindeki toplantıda ele alınan bir diğer tedbirin de iş dünyasının önerisi doğrultusunda bu tür sözleşmeler için 44-FZ sayılı kanuna benzer şekilde elektronik onay sisteminin getirilmesi olduğunu aktardı.
Dıbova, elektronik onay mekanizmasının müşteri ile tedarikçi arasında İhale Alanında Birleşik Bilgi Sistemi (EİS) üzerinden elektronik kapanış belgelerinin değişimini öngördüğünü açıkladı.
Belgelerin sisteme gönderilmesinin ardından bilgilerin Rusya Federal Hazinesine iletildiğini ve böylece müşterinin ödeme sürelerine uyup uymadığının takip edilebildiğini belirten Dıbova, bu önlemin tek başına sorunu çözmeyeceğini ancak denetim ve analiz mekanizması sağlayacağını kaydetti.
Kayıt dışı kara liste uygulamasına son verilmesi isteniyor
İşletmeler ödeme ihlalleri sorununun çözümü için daha önce de Rusya Ekonomik Kalkınma Bakanlığına çeşitli teklifler sundu. Rusya Sanayiciler ve Girişimciler Birliği (RSPP) ile Opora Rossii, devlet şirketlerinin KOBİ’lerle yaptığı sözleşmelerde yedi günlük ödeme süresinin uygulanmasına yönelik hükümet talimatı hazırlanmasını ve devlet şirketi üst düzey yöneticilerinin performans göstergelerine (KPI) KOBİ tedarikçilerine borçsuzluk şartının eklenmesini talep etti.
İş dünyasının bir diğer talebi ise devlet şirketlerinin ödeme sürelerine uymamasından şikayetçi olan tedarikçilerin alındığı gayriresmi kara liste uygulamasının durdurulması oldu. Mevcut durumda söz konusu tedarikçilere yönelik kayıt dışı işbirliği yasağı uygulanıyor.
Devlet şirketlerinin alımlarının küçük işletmeler için önemli satış kanalı olduğunu vurgulayan İsayeviç, geçen yıl yaklaşık 239 bin KOBİ’nin tedarikçi konumuna geldiğini ve 2,8 trilyon rublesi imalat sanayii ürünleri olmak üzere toplam 9,55 trilyon rublelik alım yapıldığını ifade etti.
İsayeviç, elektronik onay sisteminin devreye alınmasıyla sözleşmenin ifa tarihinin kesin olarak kayıt altına alınacağını, böylece KOBİ’ler için yasayla belirlenen yedi günlük ödeme süresinin başlayacağını ve müşterilerin ödeme disiplininin artacağını kaydetti.
Opora Rossii Başkanı Aleksandr Kalinin, özellikle bilişim, inşaat ve sanayi üretimi alanlarında faaliyet gösteren küçük işletmeler için ödemelerin aylarca gecikmesinin, çalışmaların fiilen durması ve büyük müşterilerin tedarikçiler üzerinden ücretsiz kredilendirilmesi anlamına geldiğini belirtti.
Delovaya Rossiya Koordinasyon Kurulu Üyesi ve AİR Şirketler Grubu Kurucusu Aleksey Kuçmin ise bu yılın başında büyük müşteriler tarafında ödemelerin geciktirildiğinin tespit edildiğini bildirdi.
44-FZ sayılı kanuna benzer elektronik onay sisteminin uygulanmasının zorunlu karar olduğunu belirten Kuçmin, bu adımın belgenin müşteri tarafından alınma tarihinin kesinleşmesini, imza veya gerekçeli ret için net sürelerin belirlenmesini ve yolsuzluk unsurunun azaltılmasını sağlayarak şeffaf ortam yaratacağını ifade etti.
Devlet şirketlerine yönelik ceza ve faizlerin artırılmasını gecikmiş tedbir olarak nitelendiren Kuçmin, bu uygulamanın ancak cezanın kaçınılmazlığı ilkesiyle birleştiğinde sonuç vereceğini vurguladı.
Kuçmin, 223-FZ sayılı kanun kapsamındaki ödeme gecikmelerinin, ceza ödemekten daha dezavantajlı hale gelmesinin ekonomik açıdan şart olduğunu sözlerine ekledi.
Rusya
Rusya Merkez Bankası faiz indirimlerine ara verdi

Rusya Merkez Bankası, bir buçuk yıldır devam eden parasal gevşeme adımlarını durdurarak politika faizini yüzde 14 seviyesinde sabit tuttu. Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, 2027 yılındaki yüzde 4 enflasyon hedefine bağlı kalabilmek adına para politikasındaki sıkı duruşun korunacağını açıkladı.
Rusya Merkez Bankası, bugünkü yönetim kurulu toplantısında politika faizini yıllık yüzde 14 seviyesinde sabit bıraktı. Bu adım, bankanın bir buçuk yıldır sürdürdüğü parasal gevşeme döngüsündeki ilk duraklama oldu.
Vedomosti gazetesinin anketine katılan 30 ekonomistin 23’ü faizin sabit tutulacağını öngörmüştü. Geriye kalan uzmanların yedisi 25 baz puanlık indirimle faizin yüzde 13,75’e çekilmesini beklerken, bir analist 50 baz puanlık daha sert bir indirim olasılığına işaret etmişti.
Merkez Bankası yayımladığı karar metninde, ülke ekonomisinin üçüncü çeyrek genelinde ılımlı bir hızla büyüdüğünü ancak son aylarda fiyat baskılarının hissedilir derecede arttığını belirtti.
Yıllıklandırılmış baz enflasyon artışının yüzde 5 ila 6 bandına tırmandığını hesaplayan regülatör, bu gelişmede bazı sektörlerdeki üretim kapasitelerinin geçici kaybı ile motorin, benzin ve sebze-meyve fiyatlarındaki sert dalgalanmaların belirleyici olduğunu bildirdi. Kurumun verilerine göre yıllık enflasyon 7 Eylül itibarıyla yüzde 6,3 düzeyine ulaştı.
Karar metninde, orta vadeli projeksiyonlarda enflasyonu yukarı çeken unsurların dezenflasyonist etkilere ağır bastığı kaydedildi.
İç talebin beklenenden güçlü seyretmesi durumunda arz-talep dengesizliğinin büyüyeceğini vurgulayan banka, ücret artışlarının emek verimliliğini aşması, jeopolitik gerginlikler ve küresel ekonomideki zayıflamanın maliyetleri artırdığına dikkat çekti.
Tüketici, iş dünyası ve piyasa aktörlerinin enflasyon beklentilerinin yüksek kalmaya devam ettiği, bu durumun da maliyetlerin etiketlere doğrudan yansımasını hızlandırabileceği ifade edildi.
Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina, kararın ardından düzenlediği basın toplantısında yaz aylarında fiyat artışlarının hız kazandığını söyledi.
Haziran ayında akaryakıt fiyatlarının doğrudan yarattığı etkinin daha sonra şirket maliyetleri üzerinden dolaylı bir baskıya dönüştüğünü belirten Nabiullina, “Para politikasının tek seferlik etkenleri kontrol etme gücü yok; ancak bu faktörlerin kalıcı hale gelmesini engellemek için ılımlı sıkı parasal koşulları sürdürmek zorundayız” dedi.
Nabiullina, faiz indirimlerinin otomatik gerçekleşmeyeceğini, atılacak adımların enflasyon beklentileri ile risk dengelerine bağlı kalacağını ve nihai hedefin 2027’de yüzde 4 enflasyona ulaşmak olduğunu dile getirdi.
Merkez Bankası, bütçe politikasının geleceğine dair riskleri de hatırlattı.
Temmuz ayındaki temel senaryo, faiz dışı yapısal bütçe açığının 2029 yılına kadar kademeli biçimde sıfırlanmasını öngörüyordu.
Hükümetin parlamentonun alt kanadı Devlet Duması’na sunacağı yeni orta vadeli bütçe taslaklarında daha yüksek bir açık öngörülmesi halinde, temel senaryodan daha sıkı bir para politikası uygulanabileceği kaydedildi.
Rusya Federal İstatistik Servisi (Rosstat) verileri, 1-7 Eylül haftasında tüketici fiyatlarının yüzde 0,05 arttığını gösterdi. Fiyatlar 25-31 Ağustos haftasında yüzde 0,01 gerilemiş, 18-24 Ağustos haftasında ise yüzde 0,01 yükselmişti.
Yılbaşından 7 Eylül’e kadar olan dönemde kümülatif fiyat artışı yüzde 4,72 olarak kaydedildi; bu oran geçen yılın aynı döneminde yüzde 4,03 seviyesindeydi.
Ağustos ayında halkın enflasyon beklentisi yüzde 14,7’den yüzde 13,7’ye inse de geçmiş yılların yüksek seyrini korudu. İş dünyasının önümüzdeki üç aya ilişkin fiyat artışı beklentisi ise yüzde 5,8’den yüzde 6,2’ye çıktı.
Piyasa uzmanları, faiz indirimine verilen aranın regülatöre lojistik ve yakıt altyapısındaki aksaklıkların enflasyonist etkilerini tartma fırsatı sunacağı görüşünde birleşiyor.
Vedomosti gazetesine konuşan İK Region Analiz Departmanı Direktörü Valeriy Vaysberg, bütçe kuralı belirsizliği, akaryakıt piyasasındaki hassas denge ve 1 Ekim’de yürürlüğe girecek kamu hizmeti tarife zamlarının karar üzerinde etkili olduğunu belirtti.
Sberbank Makroekonomik Araştırmalar Merkezi ile VTB analistleri, yıl sonuna kadar politika faizinin yüzde 13,5 ila 13,75 seviyelerine çekilebileceğini tahmin ediyor.
Sovcombank Başanalisti Mihail Vasilyev ise jeopolitik risklerin sürmesi ve rubledeki değer kaybının devamı halinde bankanın yılı yüzde 14 faizle kapatabileceğini savundu.
Rusya
Bir komplonun anatomisi

Rus istihbaratının İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik hazırlanan suikast girişimini engellemesi, Londra’nın kurguladığı Ukrayna politikasının kontrol edilemez bir aşamaya sürüklendiğini gösteriyor. Geçmişin imparatorluk refleksleriyle şekillenen bu hamle, İngiliz dış politikasında bugüne dek az maliyetle yüksek etki üretme aracı olarak görülüyordu. Moskovskiy Komsomolets gazetesinin genel yayın yönetmeni ve başyazarı Mihail Rostovskiy, Rusya ile Batı arasında doğrudan savaş zemini arayan Ukraynalı odakların provokasyonlarının, Londra’yı kendi planladığı stratejinin kurbanı olma ihtimaliyle karşı karşıya bıraktığına dikkat çekiyor. Rostovskiy’e göre diplomatik misyona dönük bu son tertip, söz konusu bölgesel politikanın artık İngiltere açısından denetlenemez güvenlik riskleri taşıdığının somut bir işareti.
Bir komplonun anatomisi: İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik suikast girişimi neye işaret ediyor?
Mihail Rostovskiy
Moskovskiy Komsomolets
10 Eylül 2026
Londra’dan bakıldığında dünya şöyle görünür: Birinci evren kuralı; Ukrayna iyidir, Rusya kötü. İkinci evren kuralı; Moskova daima yalan söyler, Kiev daima doğruyu. Üçüncü evren kuralı; şayet gerçekler birinci ve ikinci kuralla uyuşmuyorsa, kuralları bir kez daha oku ve gerçeğe bakışını bu kurallara göre yeniden şekillendir.
Hayır, bu bir “felsefe yapma” çabası değil. FSB’nin, Ukraynalı bir blog yazarının Moskova’daki İngiliz Büyükelçiliği bünyesinde devşirdiği bir güvenlik görevlisi aracılığıyla misyon şefini ve beraberindeki bazı elçilik çalışanlarını öldürmeyi planladığı yönündeki açıklamasına, İngiliz siyasi zümresinin nasıl bir tepki vereceğini önceden kestirme denemesidir.
Şayet olgular belirlenmiş “doğru” ideolojiyle örtüşmüyorsa, vay olguların haline… Onları derhal yalan, provokasyon, dezenformasyon ve benzeri yaftalarla geçiştirirler. Yine de Londra’da karar verici konumda bulunanların zihninde bir çentik, bir tortu kalacağını umut ediyorum. Zira işin doğrusu, Britanya’da “bilmesi gerekenler”, ellerinin altındaki Ukraynalı himayelilerinin ne mal olduğunu gayet iyi bilir.
Bunların neye muktedir olduklarını bilmemek ya da bu konuda samimi bir yanılgıya düşmek için İngilizlerin elinde türlü “mini imparatorluklar” kurma, entrikalar çevirme ve “etki operasyonları” yürütme hususunda fazlasıyla tecrübe birikimi var. Emekli ABD Dışişleri Bakanı Dean Acheson, 1962 yılında Amerikan ordusunun subay ocağı West Point’te yaptığı konuşmada, “Büyük Britanya bir imparatorluk kaybetti, fakat henüz kendine uygun yeni bir rol bulamadı” demişti.
Resmi Londra’nın en geç bu yüzyılın başlarında, hatta belki çok daha evvel başlattığı Ukrayna projesi, İngiliz dış politika seçkinlerinin kendilerine o “uygun yeni rolü” bulma arayışlarının bir parçası. Ada’nın siyaset sınıfı penceresinden bakıldığında bu projenin bir hayli cazip yönü var (ya da vardı).
İngilizler devamlılığı, gelenekleri ve “üzerinde güneş batmayan imparatorluk” günlerine yapılan atıfları sever. Ukrayna’yı Rusya’dan koparmayı hedefleyen bir proje; Lord Palmerston, Benjamin Disraeli ya da Lord Salisbury gibi 19. yüzyılın önde gelen Londralı devlet adamlarınca da gayet iyi anlaşılırdı.
Bu yüzyılın önemli bir kesitinde Sisli Albion tahtında oturan Kraliçe Victoria, Rus imparatorluk ailesinin yakın bir akrabası olmasına karşın iflah olmaz bir Rus karşıtıydı. Bu gelenekler ölmedi; İngiliz siyaset sınıfının bilinçaltında pusuda bekliyor ve nispeten elverişli ilk fırsatta gün yüzüne çıkıyor.
Dışişleri, ordu ve benzeri kurumların bütçelerinde sürekli kısıntıya giden bugünün Londrası için “nispeten elverişli fırsat”, çoğunlukla dış politikada çok az masrafla son derece mühim işler başarma imkânı anlamına gelir. İngilizler de Ukrayna projelerini işte böyle, “az maliyetli ama son derece etkili” bir hamle olarak görüyordu. Acaba hâlâ öyle mi görüyorlar, yoksa durum geçmişte mi kaldı? Asıl can alıcı soru burada düğümleniyor.
2022’de, askeri harekâtın öncesinde ve sonrasında, hem emekli hem muvazzaf bir dizi İngiliz generali, Londra ile Moskova arasında doğrudan bir askeri çatışma ihtimaline dair peş peşe karanlık kehanetlerde bulundu. Sözgelimi o yılın haziran ayında Genelkurmay Başkanı Sır Patrick Sanders, “Avrupa’da yeniden savaşmaya” hazır olmaları gerektiğini söyleyerek İngiliz askerlerinin “içini kararttı”.
Sanders’a göre, “müttefiklerle omuz omuza savaşabilecek ve Rusya’yı muharebede mağlup edebilecek bir orduyu gecikmeksizin inşa etme zarureti” vardı. Bu tür sert çıkışları tamamen mutlak gerçek saymak gerekmez. Britanya silahlı kuvvetlerinin mevcudu bugünlerde 140 bin sınırında geziniyor.
Eski dönemlerle kıyaslandığında bu rakam devede kulak kalır. Haliyle İngiliz ordu lobicileri, en azından bu mütevazı sayının daha da erimesini önlemek, hatta mümkünse savunma harcamalarındaki kısıntı eğilimini tersine çevirmek için “Rus tehdidi” söylemini sürekli devreye sokuyor.
Ne var ki belirli bir gaye uğruna başlatılan siyasi süreçler, bir noktadan sonra denetimden çıkarak kendi iç dinamiklerini üretme eğilimi taşır. İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik engellenen suikast planı, Londra’nın yürüttüğü Ukrayna projesinde tam olarak bu kırılmanın yaşandığına dair bir başka işarettir.
İngiliz çıkarları zaviyesinden bakıldığında bu proje, şimdiye dek çoğunlukla “her kazancı elde edelim ama hiçbir bedel ödemeyelim” mantığıyla sürdürüldü. Ancak mevcut dönemin ayırt edici vasfı, Rusya ile Batılı devletler arasındaki kontrolsüz gerilim riskinin giderek tırmanmasıdır.
Bu devletlerin arasında yalnızca Büyük Britanya yok; fakat Londra’nın listenin en tepelerinde yer aldığı kesin. Bu durum da onu, Rusya ile Batı arasındaki doğrudan askeri çatışma ihtimalini bir emrivakiye dönüştürmek isteyen Ukraynalı çevreler için cazip bir hedef haline getiriyor.
İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine yönelik önlenen suikast girişimini bir uyarı levhası olarak okumak gerekir. Londra’nın Ukrayna projesi artık “ucuza kapatılmış verimli bir yatırım” olmaktan çıkmıştır. Projenin o pek övülen “ucuzluğu”, her an etraftaki her şeyi havaya uçurabilecek bir tehlike barındırıyor.
Rusya
FSB: Ukrayna İngiltere’nin Moskova Büyükelçisine saldırı planladı

Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey ve diğer diplomatlara saldırı hazırlığı yaptığı gerekçesiyle bir güvenlik görevlisini gözaltına aldı. Şüphelinin Ukrayna istihbaratı adına hareket eden bir yayıncıya bilgi sızdırdığı ve vatana ihanet suçlamasıyla soruşturulduğu açıklandı.
Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), Ukrayna’nın İngiltere’nin Moskova Büyükelçisi Nigel Casey’ye yönelik bir saldırı hazırlığı içinde olduğunu açıkladı.
Kurum, başkent Moskova’daki İngiltere Büyükelçiliğini koruyan güvenlik şirketinde görev yapan 45 yaşındaki bir Rus vatandaşını gözaltına aldığını açıkladı.
FSB, şüphelinin Ukrayna Güvenlik Servisi (SBU) ile işbirliği yaptığını savunuyor. Rus istihbaratının iddiasına göre zanlı, Büyükelçi Nigel Casey ve elçilik bünyesindeki diğer diplomatik temsilcilere yönelik saldırılarda kullanılmak üzere bilgi topladı.
FSB, gözaltına alınan şahsın diplomatların ikametgah adreslerini, büyükelçiliğin güvenlik sistemine ilişkin verileri ve burada düzenlenen etkinliklere dair detayları karşı tarafa aktardığını bildirdi.
Açıklamada, şüphelinin talimatları SBU adına hareket eden ve “Apostol Dmitriy” takma adıyla bilinen Ukraynalı internet yayıncısı Dmitriy Karpenko üzerinden aldığı kaydedildi.
Rus istihbaratı, planlanan eylemlerin ardından suçun Moskova yönetimine yıkılmasının hedeflendiğini kaydetti. FSB’ye göre amaç; İngiltere’yi Rusya ile doğrudan silahlı bir çatışmaya çekmek, Kiev’e yönelik silah sevkiyatını artırmak ve Rusya’ya karşı yaptırımları sertleştirmekti.
Zanlı hakkında Rusya Ceza Kanunu’nun vatana ihanet suçunu düzenleyen 275. maddesi kapsamında ceza davası açıldı ve ön soruşturma süreci başlatıldı.
Rus istihbarat servisi, güvenlik görevlisi ile Karpenko arasında geçtiği iddia edilen yazışmaların ekran görüntülerini de kamuoyuyla paylaştı.
Söz konusu kayıtlarda elçilik korumasının; büyükelçilik konutunda yaşayanların listesini, telefon numaralarını, misyon şefinin programını, geliş-gidiş saatlerini ve aralarında İsrail ile İsveç büyükelçileriyle yapılan görüşmelerin de yer aldığı etkinlik planlarını ilettiği görülüyor. FSB ayrıca zanlının istihbaratın öne sürdüğü iddiaları yinelediği bir video kaydı da yayımladı.
Açıklamasının sonunda Rus vatandaşlarına uyarıda bulunan FSB, Karpenko ve diğer Ukrayna yanlısı yayıncılarla her türlü temasın kesilmesini istedi.
Servis, bu kişilerin Rusya vatandaşlarını müebbet hapis cezası gerektiren vatana ihanet ve diğer ağır suçlara alet ettiğini savundu.
Avrupa6 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa5 gün önceKoçbaşı olarak AfD
Görüş2 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa6 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor
Asya2 hafta önceHindistan’ın 2047 gelişmiş ekonomi hedefi zora girdi
Asya2 hafta önceABD’nin baskısıyla karşı karşıya kalan Japonya Merkez Bankası kritik bir karar aşamasında
Asya4 gün önceÇin’in HQ-17AE kısa menzilli hava savunma sistemi Pakistan’ın İHA savunmasını güçlendirecek
Asya2 hafta önceÇin insansı robot pazarında liderliği hedefliyor











