Rusya
Rusya-Ukrayna savaşı: Yanlış teşhis konulan hasta bitkisel hayatta

Editörün notu: George Beebe, Quincy Institute’ta Büyük Strateji Direktörü. Yirmi yılı aşkın süre boyunca hükümette istihbarat analisti, diplomat ve politika danışmanı olarak görev yaptı; CIA’in Rusya analiz bölümünü yönetti ve Başkan Yardımcısı Cheney’e Rusya konularında danışmanlık yaptı. 2019 tarihli The Russia Trap: How Our Shadow War with Russia Could Spiral into Nuclear Catastrophe adlı kitabın yazarı. Beebe, son makalesinde Batı’nın Ukrayna’daki savaşı yanlış teşhis ettiğini ve Rusya’yı irrasyonel bir saldırgan olarak görmekle sorunun özünü kaçırdığını vurguluyor. Beebe’ye göre Putin’in işgal kararı, toprak hırsından çok NATO’nun genişlemesine karşı bir güvenlik tepkisiydi ve kalıcı çözüm, tarafların güvenlik endişelerini karşılayan karşılıklı tavizlerle mümkün olabilir.
***
Rusya-Ukrayna savaşı: Yanlış teşhis konulan hasta bitkisel hayatta
George Beebe
27 EKim 2025
ABD’nin Rus petrol üreticilerine yeni yaptırımlar uygulaması ve Hazine Bakanı Scott Bessent’in, Washington’u ziyaret eden Rus temsilci Kirill Dmitriyev’i “propagandacı” diye nitelendirerek geri çevirmesi, Trump yönetiminin Ukrayna’daki savaşı bitirme çabalarının pamuk ipliğine bağlı olduğunu gösteriyor.
Bu çabaların başarılı olup olmayacağı, basit bir önermeye dayanıyor: Bir sorunu çözmek için önce doğru anlamak gerekir. Ne yazık ki Batı, on yılı aşkın süredir Ukrayna’daki sorunu yanlış teşhis ediyor; bunun sonucu da giderek büyüyen trajediler oluyor. Başkan Trump’ın bu teşhisi -ve buna bağlı politika reçetesini- düzeltmek için zamanı hızla tükeniyor.
En az 2014’ten beri, yani Ukrayna’daki Maydan Devrimi’nden ve Rusya’nın Kırım’ı ilhak edip Donbass’taki ayrılıkçı güçleri destekleme kararından bu yana, Batı’nın dış politika çevreleri Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik askeri eylemlerini, Başkan Putin’in “sebepsiz” biçimde toprak kazanma ve imparatorluğu yeniden kurma hevesinin, otoriter dürtülerinin bir sonucu olarak gördü.
Bu teşhis doğrultusunda Batı, Putin’in savaş yürütmesinin maliyetini artırmaya, Rus ekonomisine baskı kurmaya, ordusuna ağır insan ve teçhizat kayıpları verdirmeye ve Rusları uluslararası alanda dışlanmış hale getirmeye odaklandı. Bu yaklaşımın mantığı şuydu: Putin, güç ve prestij kazanma girişiminin yalnızca zayıflık ve aşağılanma getirdiğini görürse, işgal gücünü geri çekecek veya Ukrayna’nın barış koşullarına boyun eğecekti.
Bu teşhis, savaş sonrası düzen tasavvurunu da biçimlendirdi. Ukrayna’ya NATO’nun Beşinci Maddesi benzeri bir güvence verilmesi veya ülke topraklarında bir Avrupa “güvence gücü” konuşlandırılması ısrarı buna dayanıyor. Aksi halde, Rusya’nın yeniden toparlanıp herhangi bir anlaşmadan sonra Ukrayna’yı ikinci kez işgal etmeye kalkışacağı düşünülüyor.
Bu yaklaşım sonuç vermedikçe, savunucuları Moskova’ya iktisadi, askeri ve diplomatik baskıyı artırma çağrılarını yükseltti. Bu yüzden Rusya’ya yönelik yaptırımların sertleştirilmesi, Ukrayna’ya verilen Batı silahlarının menzil ve yıkıcılık sınırlarının kaldırılması istendi. Bu yüzden son olarak, Ukrayna’ya “oyun değiştirici” olacağı iddia edilen bir silah daha -bu kez Tomahawk seyir füzeleri- sağlama önerisi geldi. Umut, bunun sonunda Putin’i aklı başına getirmesiydi.
Fakat bu reçete yetersiz dozdan değil, yanlış teşhisten dolayı başarısız oldu. Batı’nın dış politika mimarları çözmeye çalıştıkları sorunu temelden yanlış anladı.
Rusya’nın Ukrayna’yı işgali, Nazi Almanyası’nı andıran saldırgan yayılmacılığın yeniden sahnelenmesinden çok, bir tırmanma sarmalı, yani “güvenlik ikilemi” denilen durumun ürünüdür. Taraflar kendi eylemlerini ihtiyatlı savunma önlemleri olarak görürken, karşı taraf bunları tehdit olarak algılar. Böylece her iki taraf da savunmada olduğunu sanarak bir eylem-tepki döngüsüne girer; bu da I. Dünya Savaşı öncesinde olduğu gibi çatışmaya sürüklenmeye yol açar.
Başka bir deyişle, Putin’in Ukrayna’yı işgal etmesinin asıl nedeni toprak hırsı ya da Moskova’nın kayıp imparatorluğunu yeniden kurma arzusu değildi. Eğer amacı bu olsaydı, 2014’te Kırım’la birlikte Donbass’ı da ilhak edebilirdi; o dönemde Ukrayna çok daha zayıf bir askeri kapasiteye sahipti. Ancak Putin, Rus milliyetçilerin ve Donbass’taki ayrılıkçıların sert eleştirilerine rağmen bunu sekiz yıl boyunca yapmadı. Çünkü Donetsk ve Lugansk’ın Ukrayna içinde kalmasının, ülkenin NATO’ya katılımına karşı içeriden bir muhalefet bloğu yaratacağına inanıyordu.
Putin’in asıl motivasyonu, ABD ve NATO’nun giderek artan biçimde Ukrayna’nın güvenlik yapısına nüfuz ettiğine, Batı’nın bu adımlarının Rusya’yı caydırmak yerine kışkırttığına ve Ukrayna’yı Moskova’ya karşı kullanılacak bir “batmaz uçak gemisine” -Batı’nın askeri ve istihbarat operasyonları için bir üsse- dönüştürdüğüne olan inancıydı.
İşgalden önce Rus yetkililer, Amerika Birleşik Devletleri ve NATO’ya taslak antlaşmalar sundu; bu belgelerde ittifakın genişlemesinin durdurulması ve Batı’nın askeri kuvvetlerini Rus sınırlarından uzaklaştırması talep edildi. ABD ve Avrupa yetkilileri bu talepleri reddetti; Ukrayna’nın bir gün NATO’ya katılacağını ve Rusya’nın bu kararı veto etme hakkı bulunmadığını ısrarla vurgulamayı sürdürdüler.
Başkan Biden’a, Rusya’nın Ukrayna’daki NATO genişlemesine dair itirazlarının nasıl ele alınacağı sorulduğunda, “kimsenin kırmızı çizgisini tanımayacağını” söyledi. Haftalar içinde Putin işgal emrini verdi.
Ukrayna’daki savaşın temel nedenini nasıl teşhis ettiğimiz son derece önemli. Yayılmacı bir zorba devletle karşı karşıya olunduğunda uzlaşma arayışı gerçekten de ters etki yaratır; zira bu tür “yatıştırma” çabaları, yalnızca saldırganları cesaretlendiren bir zayıflık ve çekingenlik göstergesi olarak algılanır. Fakat caydırıcılığı artırma stratejisi, bir güvenlik ikilemi söz konusu olduğunda durumu iyileştirmek yerine kötüleştirir. Her iki tarafın da karşısındaki düşmanı uzlaşmaz biçimde tehditkâr gördüğü ve yalnızca güç kullanarak durdurabileceğine inandığı bir döngüyü besler; tırmanma merdiveninde yeni basamaklar yaratır.
Eğer Ukrayna’daki bu tırmanma döngüsünden çıkmanın tek yolu müzakereyle ulaşılan bir uzlaşmaysa, bu süreç nasıl işleyecektir?
Başlangıç noktası, tartışmalı toprakları bölüştürmek olmamalıdır; çünkü bu mesele savaşın asıl nedeni değildir. Süreç, tarafların temel güvenlik kaygılarını, hiçbirinin aşırı tehdit altında hissetmeyeceği biçimde ele almakla başlamalıdır. Batı, Ukrayna’yı NATO’ya dahil etmeyeceğini, bir anlaşmadan sonra Ukrayna’ya Batılı muharip birlikler göndermeyeceğini ve Kiev’e uzun menzilli taarruz silahları sağlamayacağını taahhüt etmelidir.
Buna karşılık Rusya, Ukrayna’nın Avrupa Birliği üyeliğini kabul etmeli, Ukrayna’nın etkili bir öz savunma kapasitesine sahip olma hakkını tanımalı ve Kiev’in Batı’dan silah, eğitim ve askeri bakım desteği almasına razı olmalıdır.
Bu tür bir güvenlik düzenlemesinin ayrıntıları müzakere ve ince ayar gerektirse de, Trump yönetimi böyle bir süreci başlatırsa bu uzlaşma yakın zamanda mümkün olabilir. Putin, Rusya’nın Ukrayna’nın AB üyeliğine karşı çıkmayacağını kamuoyu önünde dile getirdi; Alaska zirvesinde yaptığı açıklamada “Ukrayna’nın güvenliği de (Rusya’nınki kadar) sağlanmalıdır” diyerek “bunun üzerinde çalışmaya hazır olduklarını” söyledi. Öte yandan Ukraynalı yetkililer de giderek NATO üyeliğinin gerçekçi olmadığını, özellikle ABD’nin Ukrayna için savaşmayacağını defalarca açıkça ifade etmesiyle birlikte, anlamaya başlamış görünüyor. Bu durumda Ukrayna için en iyi seçenek, otomatik yaptırım mekanizmaları ve Batı’dan garanti altına alınmış askeri destek görünüyor.
Bu tür bir uzlaşmayı çerçeve anlaşması biçiminde resmileştirmek, savaşı tek başına bitirmeye yetmeyecektir. Ancak bu adım, savaşı kapsamlı bir çözüm yoluna sokacak önemli bir başarı olur. Tarafların toprak konusundaki anlaşmazlıklarını çözmesini, ateşkes ve barış gücü operasyonlarıyla ilgili konularda uzlaşmasını çok daha kolaylaştırırdı. Ve belki de her şeyden önemlisi -bu savaşa eşlik eden güvensizlik ortamı göz önüne alındığında- tarafların birbirini teslim olmaya zorlamak yerine karşılıklı kabul edilebilir bir uzlaşma arayışında olduklarını gösterebilirdi.
Bekleneceği üzere, son birkaç on yıldır ABD dış politikasına yön veren hükümet ve medya çevreleri, Rusya ile her türlü uzlaşmaya hâlâ karşı çıkıyor. Fakat bu tutumları, çatışmanın başlamasının başlıca nedenlerinden biri.
Rusya
Rusya’da sanal bahisi yasallaştırma planı gündemde

Rusya Maliye Bakanlığı, yasadışı internet kumarhanelerinin yasal çerçeveye alınması halinde bütçeye yılda 100 milyar ruble ek gelir sağlanabileceğini hesaplıyor. Yasal bahis sektörünün bütçeye ve spora yıllık katkısının da 100 milyar rubleye ulaştığını belirten yetkililer, kumar bağımlılığına karşı kişisel erişim kısıtlamaları üzerinde duruyor.
Rusya Maliye Bakanlığı, internet üzerinden faaliyet gösteren yasadışı kumarhanelerin yasal zemine çekilmesinin devlet bütçesine yılda yaklaşık 100 milyar ruble ek gelir sağlayabileceğini hesaplıyor.
İstanbul’da düzenlenen Verona Avrasya Ekonomik Forumu sırasında gazetecilere konuşan Rusya Maliye Bakan Yardımcısı İvan Çebeskov, bakanlığın bu alana yönelik farklı düzenleme seçeneklerini masaya yatırdığını açıkladı.
Çebeskov, yasal bahis pazarının bu yıl yürürlüğe giren artırılmış vergi oranları, vergiler ve hedefe yönelik kesintilerle birlikte bütçeye ve spora halihazırda yılda yaklaşık 100 milyar ruble kazandırdığını belirtti.
Yasadışı pazarın hacim bakımından yasal sektörle denk düzeyde olduğunu kaydeden Çebeskov, bütçeye aktarılabilecek potansiyel gelirin de benzer bir büyüklüğe ulaştığını dile getirdi.
Devletin şu anda bu kaynağı kasasına koyamadığını vurgulayan Bakan Yardımcısı, “Bu, doğal olarak bütçenin mahrum kaldığı ve aralarında çeşitli suç şebekelerinin de yer aldığı alanlara giden devasa bir para” değerlendirmesini yaptı.
Maliye Bakanlığı yasadışı pazara karşı düzenleme seçeneklerini inceliyor
Maliye Bakanlığı, kayıt dışı faaliyet gösteren çevrimiçi kumarhanelerin denetim altına alınması ihtimalini diğer resmi kurumlar ve yasal pazar temsilcileriyle birlikte değerlendirmeye aldı.
Kısa süre önce düzenlenen şans oyunları forumunda sektör bileşenlerinin yasadışı internet kumarhanelerini hem ekonomi hem de yasal bahis kuruluşları açısından büyük bir sorun olarak nitelediğini aktaran Çebeskov, yasal işletmeciler dahil çeşitli taraflardan düzenleme ve mücadele önerileri aldıklarını, bakanlığın bütün olasılıkları incelediğini ifade etti.
Şans oyunlarının ekonomik getirisinin yanında toplumsal riskler de barındırdığına dikkat çeken Çebeskov, kumar bağımlılığı sorununun mutlaka hesaba katılması gerektiğini vurguladı.
Bakan Yardımcısı, yurttaşların korunması için şans oyunlarına kişisel erişim yasağı getirilmesi gibi mekanizmaların devreye sokulmasının zorunlu olduğunu kaydetti.
Rusya Maliye Bakanlığı Finans Politikası Dairesi Başkan Yardımcısı Aleksandr Hristoforov, 29 Eylül’de yaptığı açıklamada 64 binden fazla Rusya vatandaşının kumar oyunlarına yönelik kişisel men kısıtlaması koydurduğunu duyurmuştu.
Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma ise 9 Haziran’da yasadışı şans oyunları sitelerine erişimin hızla engellenmesini öngören yasayı kabul etmiş ve bildirimleri inceleme süresini beş iş gününden iki iş gününe indirmişti.
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Maliye Bakanlığının internet kumarhanelerinin yasallaştırılmasına dönük önerisinin Kremlin’e ulaştığını 28 Ocak’ta teyit etmiş, girişimin üzerinde çalışılması gerektiğini belirtmişti.
Rusya
Rusya Merkez Bankası faizi yüzde 14 seviyesinde sabit tuttu

Rusya Merkez Bankası, kalıcı fiyat baskısı ve yüksek enflasyon beklentilerini gerekçe göstererek politika faizini yıllık yüzde 14 seviyesinde sabit tuttu. Yıllık enflasyonun yüzde 7 bandında seyrettiği ülkede piyasa uzmanları, bütçe açığı ve akaryakıt maliyetlerinin fiyatlar üzerindeki yukarı yönlü baskıyı canlı tuttuğuna dikkat çekiyor.
Rusya Merkez Bankası Yönetim Kurulu, 23 Ekim’deki toplantısında politika faizini yıllık yüzde 14 seviyesinde sabit tuttu.
Vedomosti gazetesinin görüştüğü 26 ekonomistten 25’i bu kararı beklerken, yalnızca bir uzman faizin yüzde 13,75’e çekilebileceği tahmininde bulunmuştu.
Fiyat baskısının yüksek seyrettiğini, enflasyon beklentilerinin de üst seviyelerde kaldığını duyuran Merkez Bankası, ekonominin yılın ikinci yarısında ılımlı bir hızla büyüdüğünü kaydetti.
Kalıcı fiyat artışının yavaşlamadığına işaret eden düzenleyici kurum, yıllıklandırılmış bazda bu oranın yüzde 5 ila 6 aralığında seyrettiğini hesaplıyor.
Merkez Bankası bu tablonun temel nedeni olarak kimi sektörlerdeki üretim kapasitelerinin geçici biçimde daralmasını gösteriyor. Açıklamada, kalıcı enflasyondaki düşüş eğiliminin yeniden başlaması için toplam talep artışının sınırlı tutulması gerektiği vurgulanıyor.
Kurulun sonraki faiz kararlarını ise enflasyonun seyrine, enflasyon beklentilerine, iç ve dış koşullardan kaynaklanan risk değerlendirmelerine göre belirleyeceği aktarılıyor.
Rusya Merkez Bankası, 11 Eylül’deki önceki toplantısında para politikasındaki gevşeme sürecine yaklaşık bir buçuk yıl aradan sonra ilk kez ara vermişti.
Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina o dönem yaptığı değerlendirmede, bu duraklamanın para politikasının doğrudan etki edemeyeceği tek seferlik etkenlerden kaynaklandığını anlatmıştı.
Nabiullina, tüketici enflasyonundaki yıllıklandırılmış artışın öncelikle kimi sektörlerdeki geçici üretim kapasitesi kısıtlarından hız aldığını, akaryakıt fiyatlarındaki yükselişin de tabloda belirgin bir rol oynadığını söylemişti.
Kurum başkanı, fiyatlardaki tek seferlik ivmelenmenin kalıcı bir eğilime dönüşmemesi adına ölçülü sıkı para politikası koşullarının zorunlu olduğunu savunmuştu.
Rusya Federal Devlet İstatistik Servisi’nin (Rosstat) verilerine göre Rusya’da haftalık enflasyon, 6-12 Ekim haftasındaki yüzde 0,11 seviyesinin ardından 13-19 Ekim haftasında yüzde 0,05 olarak ölçüldü.
Fiyatlardaki artış ay başından bu yana yüzde 1,06’ya, yıl başından bu yana ise yüzde 6,15’e ulaştı.
Haftalık tüketici enflasyonu 29 Eylül-5 Ekim döneminde yüzde 0,96, 22-28 Eylül döneminde yüzde 0,12, 15-21 Eylül döneminde yüzde 0,06, 8-14 Eylül döneminde yüzde 0,02 ve 1-7 Eylül döneminde yüzde 0,05 düzeyinde gerçekleşmişti.
İnterfaks’ın Merkez Bankası yöntemine dayanarak yaptığı hesaplamalara göre yıllık enflasyon 12 Ekim’deki yüzde 7,02 seviyesinden 19 Ekim’de yüzde 6,84’e gerilerken, Ekonomik Kalkınma Bakanlığı’nın yönteminde bu oran yüzde 7,22’den yüzde 7,15’e indi.
Uzmanlar faiz kararının gerekçelerini değerlendirdi
Stratejik Araştırmalar Merkezi (CSR) Genel Direktörü Pavel Smelov, Vedomosti’ye yaptığı açıklamada, Merkez Bankası’nın faize ara vermesindeki temel gerekçelerin enflasyondaki yeni yükseliş dalgası ile enflasyonist risklerin ağır basması olduğunu kaydetti.
Ekim ayı başında fiyat artışını tetikleyen başlıca etkenler arasında, temmuzdan bu yana ertelenen konut ve kamu hizmetleri tarifelerindeki artışın yer aldığını söyledi.
Tarifelerde ekim başında yapılan yüzde 9,9’luk planlı endekslenmenin ayın ilk haftasında haftalık enflasyonu tek seferde yüzde 0,96’ya fırlattığını hatırlatan Smelov, bu artışın beklenen ve tek seferlik bir sıçrama olduğunu dile getirdi.
Sovcombank Başanalisti Mihail Vasilyev ise akaryakıt piyasasındaki zorlu koşulların ve artan ulaşım maliyetlerinin enflasyonu yıl sonuna kadar yüksek tutabileceğini değerlendirdi.
Vasilyev, şirketlerin yükselen nakliye ve tarife maliyetlerini tüketici fiyatlarına yansıtabileceğine, bunun da canlı tüketici talebi ve yüksek seyreden enflasyon beklentileri ortamında hız kazanabileceğine dikkat çekti.
Bütçe politikasının bir diğer kritik etken olduğunu belirten Gazprombank Başekonomisti Pavel Biryukov da bütçe dengelerine işaret etti.
Mevcut bütçe yasasındaki 3,79 trilyon rublelik (milli gelirin yüzde 1,6’sı) açığa karşılık güncellenen bütçede 2026 yılı için 7,34 trilyon ruble, 2027 yılı için ise 5,4 trilyon ruble açık öngörüldüğünü anımsatan Biryukov, bu tablonun Merkez Bankası’nın önceki varsayımlarına kıyasla enflasyonu daha fazla körükleyici nitelikte olduğunu vurguladı.
Faizin yüzde 13,75’e indirilmesini bekleyen tek isim olan Truevalue Telegram kanalının yazarı ekonomist Viktor Tunev, olası bir indirimin ekonomi ile bütçe politikasında giderek daha görünür hale gelen sıkı para politikasının enflasyonist risklerini hafifletebileceğini savundu. Ankete katılan hiçbir uzman ise faiz artırımı beklemiyordu.
Stolıpin Ekonomik Büyüme Enstitüsü Başekonomisti Boris Kopeykin, ekonomide son beş çeyrektir süren yatırım daralması ortamında faiz artırmanın son derece riskli bir adım olacağını kaydetti.
Kopeykin, böylesi bir hamlenin ekonomide ve finans piyasalarında olumsuz bir zincirleme reaksiyona yol açabileceği uyarısında bulundu.
Rusya
ABD Rus dizeline kapıyı açtı: İlk tanker yola çıktı

Rusya’nın Primorsk Limanı’ndan 22 Ekim’de yüklenen dizel tankeri, Washington ile Moskova arasındaki tedarik mutabakatının ardından New York’a doğru yola çıktı. Geminin 7 Kasım’da ABD’ye varması beklenirken, iki ülke arasındaki planlama ilk etapta 300 bin tonu aşkın yakıt teslimatını öngörüyor.
Rus dizeli taşıyan bir tanker, Baltık Denizi kıyısındaki Primorsk Limanı’ndan yola çıkarak New York rotasına girdi.
Reuters’ın gemi takip hizmeti veren LSEG verilerine dayandırdığı haberine göre, sevkiyat için yükleme işlemi 22 Ekim’de yapıldı. Geminin 7 Kasım’da ABD kıyılarına ulaşması bekleniyor.
Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) Başkanı ve Rusya Devlet Başkanı’nın yabancı ülkelerle yatırım ve ekonomik işbirliğinden sorumlu özel temsilcisi Kirill Dmitriyev, ilk tankerin 22 Ekim’de yola çıktığını daha önce duyurmuştu. İnterfaks’ın aktardığına göre Dmitriyev, ilk sevkiyatın ardından ABD’ye yönelik yeni ve yüksek hacimli sevkiyatların süreceğini kaydetti.
ABD Başkanı Donald Trump, 9 Ekim’de yaptığı açıklamada Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Rus dizel yakıtının dünya pazarlarına ulaştırılması konusunda anlaştıklarını ilan etmişti. Trump, mutabakat uyarınca Rusya’nın ilk etapta 300 bin tonun üzerinde dizel tedarik edeceğini, kasım ayında 500 bin tonluk yeni bir partinin geleceğini ve hemen ardından 1 milyon tonluk teslimat yapılacağını ifade etmişti.
Trump, Rus petrol rafinerilerinin durumuna bağlı şekilde 3 milyon tonluk ek bir yakıt hacminin daha devreye girebileceğini dile getirmişti. Bu uzlaşmanın ardından ABD Hazine Bakanlığı, söz konusu sevkiyatları Nisan 2027’ye kadar yaptırım kapsamı dışına çıkarırken, Rusya hükümeti de dizel ihracatına getirdiği kısıtlamaları kısmen esnetti.
Washington yaptırımlardan geri adım atarken Moskova iç piyasayı koruma sözü veriyor
Trump, 16 Ekim tarihli başkanlık kararnamesiyle, merhum senatör Lindsey Graham’in adını taşıyan ve kamuoyunda ağır yaptırım paketi olarak bilinen yasadaki kimi kısıtlamaları uygulamama kararı aldı. Rus ürünlerine yönelik yüzde 500 oranındaki ilave gümrük vergilerini de içeren bu tedbirleri rafa kaldıran Trump, gerekçe olarak ABD’nin ulusal çıkarlarını gösterdi.
Moskova yönetimi ise Batılı ülkelerin uyguladığı yaptırımları etkisiz ve gayrimeşru gördüğünü yineliyor.
Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, 14 Ekim’de yaptığı değerlendirmede sevkiyatların doğrudan sözleşmeler üzerinden yürütüleceğini vurgulamıştı. Novak daha sonra yaptığı açıklamada, yıl sonuna doğru Rusya’nın dizel ihracatını aylık 3 ila 3,5 milyon tona kadar çıkarabileceğini belirtti.
İhracat artışına rağmen Rusya iç piyasasının yakıt ihtiyacının eksiksiz karşılanacağını savunan Novak, dış pazara yönelik kararın Rus tüketicilerin çıkarlarına zarar vermeyeceğini söyledi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio ise Rusya ile varılan dizel mutabakatını savunurken, bu yakıtın her koşulda küresel piyasalara ulaşacağını kaydetti. Rubio, “Aralarındaki tek fark, bundan Birleşik Devletler’in ne kadar pay alacağıydı” ifadesini kullandı.
Rubio ayrıca, Hürmüz Boğazı çevresindeki durum nedeniyle ABD yönetiminin ilkbahar aylarında da Rus petrolüne yönelik 60 günlük bir yaptırım muafiyeti uyguladığını hatırlattı.
Amerika6 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBurnham: Brexit oylamasında Rus müdahalesi var
Rusya2 hafta önceRosatom davasında mahkeme Finlandiya’nın sözleşme feshini hukuka aykırı gördü
Ortadoğu2 hafta önceIsrael Hayom yazdı: İsrailli istihbaratçılar yıllardır Riyad’da







