Bizi Takip Edin

Rusya

Yaptırım altındaki Lukoil, yurt dışı varlıklarını nasıl satacak?

Yayınlanma

Uluslararası petrol tüccarı Gunvor, ABD Hazine Bakanlığının lisans vermeyi reddetmesi üzerine, Lukoil’in yurt dışı varlıklarını elinde bulunduran iştirakini satın alma teklifini geri çekti. Yaptırımlar nedeniyle zorlaşan satış sürecinin daha da karmaşıklaşacağı ve Lukoil’in varlıklarını parça parça, daha yüksek bir indirimle elden çıkarmak zorunda kalabileceği belirtiliyor.

Geçen hafta uluslararası petrol tüccarı Gunvor, Lukoil’in yurt dışı varlıklarını elinde bulunduran iştiraki Lukoil International GmbH’yi satın alma teklifini geri çektiğini duyurdu.

Şirket, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, karara gerekçe olarak ABD Hazine Bakanlığının kendilerine lisans vermeyi reddetmesini gösterdi.

Gunvor, Hazine Bakanlığının kararını “temelden hatalı” olarak niteledi ve “Bu açık yanlış anlamanın düzeltilmesi için fırsat bulduğumuza memnunuz” ifadelerini kullandı.

ABD Hazine Bakanlığı ise 7 Kasım’da yaptığı açıklamada, Ukrayna’daki savaş sona ermeden Gunvor’a ticari faaliyet izni verilmeyeceğini bildirmişti.

Lukoil, Gunvor’dan satın alma teklifini 30 Ekim’de aldığını açıklamıştı. Bu teklif, ABD Hazine Bakanlığının Lukoil’i ve diğer bazı Rus şirketlerini yeni yaptırım listesine eklemesinden yaklaşık bir hafta sonra yapılmıştı.

Petrol şirketi ve altı iştiraki, en sert abluka tedbirlerini içeren yaptırım listesine alınmış ve bu şirketlerle yapılacak tüm işlemlerin 21 Kasım’a kadar tamamlanması gerektiği belirtilmişti.

Analistler, Lukoil’in yurt dışı varlıklarının değerini yaklaşık 12 milyar dolar olarak tahmin ederken, yaptırımlar nedeniyle Gunvor’un çok daha düşük bir bedel ödemesi bekleniyordu.

Kommersant gazetesinin verilerine göre, Lukoil International’ın 2023 sonu itibarıyla bilanço değeri 19,14 milyar avro düzeyindeydi.

ABD Hazine Bakanlığı lisansı neden gerekli?

NSP hukuk bürosu ortağı İlya Raçkov, Vedomosti gazetesine verdiği demeçte ABD Hazine Bakanlığının Amerikalıların yaptırım listesindeki şirketler ve iştirakleriyle işlem yapabilmesi için lisans verdiğini belirtti.

Raçkov’a göre Lukoil’in yurt dışı varlıkları söz konusu olduğunda, bu varlıkların bulunduğu ülkelerin hükümetlerinin Washington’a giderek Donald Trump yönetiminden kendi ülkelerindeki iştiraklere uygulanan yaptırımların askıya alınmasını talep etmesi gerekecekti.

Avukat, Almanya hükümetinin de 2022’de benzer bir yol izlediğini, ancak oradaki Rus varlıklarının fiilen zaten devlet kontrolüne geçtiğini hatırlattı.

Raçkov, ABD ve Avrupa ülkeleri açısından Rusya bağlantılı herhangi bir yatırımcının kabul edilemez olduğunu ifade etti.

Raçkov ayrıca, ABD Hazine Bakanlığının bu hamlesiyle Lukoil’i, tıpkı ABD’nin TikTok’un Amerikan koluna uyguladığı baskıya benzer biçimde, varlıklarını Amerikalı yatırımcılara satmaya zorladığı görüşünü paylaştı.

Satış süreci daha zor olacak

Bununla birlikte Enerji ve Finans Enstitüsü Araştırma Direktörü Aleksey Belogoryev, Gunvor gibi büyük bir alıcının çekilmesiyle Lukoil’in yeni alıcılar aramaya devam edeceğini söyledi.

Ancak Belogoryev, ABD’nin sert tavrının ardından tüm varlıkları tek kalemde almak isteyen yatırımcı sayısının oldukça az olacağını belirtti.

Belogoryev, “Böyle bir anlaşma açıkça itibar riski taşır. Bu nedenle muhtemelen varlıkların parça parça satılması gerekecek. Bu da süreci hem karmaşıklaştırır hem uzatır. Bu yüzden ABD Hazine Bakanlığından lisans alınması yine de zorunlu olacaktır” diye konuştu.

Rusya Federasyonu Hükümetine bağlı Finans Üniversitesinden uzman İgor Yuşkov ise Gunvor’un Lukoil için uygun bir alıcı olduğunu ve her iki tarafın da kaçınılmaz indirim oranından memnun kaldığını düşündüğünü ifade etti.

Yuşkov, mevcut koşullarda sonraki muhtemel alıcıların, ister tüm varlıkları ister sadece bir kısmını alsın, çok daha yüksek bir indirim talep edeceğini vurguladı.

Yuşkov’a göre büyük anlaşmanın bozulmasıyla ortaya çıkan tüm senaryolar Lukoil açısından olumsuz sonuçlar doğuracak.

Bulgaristan, Lukoil’in rafinerisine kayyum atamaya hazırlanıyor

Amerikalı şirketler devrede mi?

İgor Yuşkov, ABD yönetiminin bu yolla Lukoil’i bazı varlıklarını Amerikalı şirketlere daha düşük fiyattan satmaya zorlayabileceğini de belirtti.

Örneğin Lukoil International, Chevron’un yüzde 15, ExxonMobil’in ise yüzde 7,5 paya sahip olduğu Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu’nda yüzde 12,5 hisse bulunduruyor.

ExxonMobil, bir süredir Irak’ın Basra vilayetindeki Mecnun sahasında yeniden faaliyet göstermeye hazırlanırken, Lukoil de dünyanın en büyük ikinci rezervine sahip Batı Kurna-2 sahasında üretim yapıyor.

Yuşkov, “Amerikan şirketlerinin, hükümetlerinin siyasi kaldıraçlarını iktisadi çıkarlar için kullanmak amacıyla lobi kaynaklarını devreye sokmuş olması ihtimal dışı değil” dedi.

Hukuki süreç nasıl ilerleyecek?

Pen & Paper avukatlar kurulunun danışmanı Roman Kuzmin, ABD Hazine Bakanlığının şu ana kadar sadece Donald Trump’ın açıklamasını X platformundaki paylaşımında alıntıladığını ve bu konuda kendi ayrıntılı açıklamasını yapmadığını belirtti.

Kuzmin, mevcut 126 numaralı genel lisansın Lukoil ile ilişkilerin sonlandırılmasına yönelik işlemlere 21 Kasım 2025’e kadar izin verdiğini, ancak Gunvor’un satın alma kararını geri çekmesiyle artık bu lisans kapsamında bir satış işleminin fiilen imkânsız hâle geldiğini ifade etti.

Lukoil’in başlıca yurt dışı varlıkları arasında Irak’taki Batı Kurna-2 (yüzde 75) ve Eridu (yüzde 60) petrol sahalarındaki paylar ile Avrupa’daki rafineri yatırımları bulunuyor.

Bu yatırımlar Romanya’daki Petrotel Lukoil, Bulgaristan’daki Neftohim Burgas ve Hollanda’daki Zeeland rafinerisindeki yüzde 45’lik hisseden oluşuyor.

Bunlara ek olarak Rus şirketi, Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkeleri, Meksika, Mısır, Gana, Kongo, Nijerya ve Kamerun’da petrol arama ve üretim projelerinde de pay sahibi.

Lukoil ayrıca petrol ticareti yapan Litasco şirketine, Avusturya, Finlandiya, Romanya, Türkiye ve Kazakistan’daki endüstriyel sıvı üretim tesislerine (Lukoil Lubricants) ve 2024 sonu itibarıyla 20 ülkede yaklaşık 2 bin 400 istasyondan oluşan bir akaryakıt ağına sahip.

Yuşkov, Lukoil’in yurt dışı varlıklarının satışının ABD Hazine Bakanlığının belirlediği takvime yetişmeyeceğini öngördü.

Bu durumda Bulgaristan ve Romanya’daki rafinerilerin otomatik olarak yaptırım kapsamına gireceğini belirten uzman, bu tesislerin çalışmaya devam edebilmesi için ilgili ülkelerin ya yaptırımların ertelenmesini talep etmesi ya da Lukoil’e biçimsel bir tazminat ödeyerek tesisleri kamulaştırması gerekeceğini söyledi.

Yuşkov, bu tazminatın Avrupa’daki bloke bir hesaba aktarılacağını ve şirketin bu parayı fiilen alamayacağını da sözlerine ekledi.

Kuzmin ise “(Satış için) izin verilmesi her durumda ABD Hazine Bakanlığının siyasi iradesine ve takdirine bağlı. Ayrıca Lukoil’in varlıklarının bulunduğu ülkeler, bunların bölgesel enerji ve toplumsal istikrar açısından önem taşıması hâlinde gerçekten de dış yönetim uygulayabilir” diye ekledi.

ABD yaptırımları Lukoil’in yurt dışı operasyonlarını felç etti

Rusya

Rusya’da akaryakıt krizi kamu hizmetlerini vurdu

Yayınlanma

Rusya’da yaşanan akaryakıt krizi, hastaneler, itfaiye ve belediye hizmetleri için yapılan kamu ihalelerinin iptal edilmesine yol açıyor. İzvestiya gazetesinin araştırmasına göre, Mayıs ve Haziran aylarında iptal edilen veya yinelenen akaryakıt ihalelerinin sayısı geçen yıla göre üç kat arttı.

Rusya’da yaşanan akaryakıt sıkıntısı, kamu kurumlarının benzin ve motorin alımlarına yönelik ihalelerini doğrudan etkilemeye başladı. İzvestiya gazetesinin haberine göre, Mayıs ve Haziran aylarında sağlık kurumları, belediye hizmetleri ve acil durum ekipleri için düzenlenen akaryakıt ihalelerinde iptal edilen, gerçekleştirilemeyen veya yeniden ilan edilenlerin sayısı geçen yılın aynı dönemine kıyasla üç katına çıktı.

Piyasa uzmanları, akaryakıt tedarikçilerinin sabit fiyatlı kamu sözleşmelerine katılmayı karlı bulmadığını ifade ediyor. İhale süreci devam ederken akaryakıtın piyasa fiyatı hızla yükseldiği için şirketler, kamu ihalelerine girmek yerine ellerindeki ürünü perakende ağlarında veya ticari müşterilere satmayı tercih ediyor.

İhalelere teklif veren çıkmıyor

Tedarik sorunları nedeniyle birçok bölgede kamu kurumları akaryakıt temin edemiyor. Samara Bölge Tıp Merkezi Dinastiya, 580 bin ruble değerindeki 8 bin 500 litrelik AI-92 tipi benzin ihalesine hiç başvuru alamadı. Leningrad Bölgesi’ndeki Darina rehabilitasyon merkezi için planlanan 28 bin litrelik AI-95 tipi benzin alımı da aynı nedenle gerçekleştirilemedi.

Tambov belediye yönetiminin araç filosu için açtığı 2 milyon ruble tutarındaki benzin ve motorin ihalesi de tedarikçi bulunamadığı için sonuçsuz kaldı. Vladimir Bölgesi’nde ise Gorelektroset şirketinin 2,2 milyon rublelik ihalesi iptal edilenler arasında yer alıyor.

Stavropol’deki yangın söndürme ve arama kurtarma hizmetleri, akaryakıt ihalesini defalarca yeniden ilan etmek zorunda kaldıktan sonra sözleşmeyi tek bir tedarikçiyle imzalayabildi. Krasnodar Bölgesi’ndeki Tuapse Sosyal Hizmet Merkezi de benzer bir yöntemle yakıt tedarik edebildi.

Hastaneler, itfaiye teşkilatları, toplu taşıma araçları ve belediye hizmetleri şu an için mevcut rezervler ve öncelikli sevkiyatlar sayesinde faaliyetlerini sürdürüyor. Ancak uzmanlar, akaryakıt açığının sürmesi durumunda bütçe harcamalarının artacağı ve tekrarlanan ihale sayısının çoğalacağı yönünde uyarıda bulunuyor.

Rusya’daki yakıt krizi Orta Asya’ya yayılıyor

“Uzak bölgelerde kesintiler düzenli hale gelebilir”

Freedom Global analisti Vladimir Çernov, kamu kurumlarının yükselen piyasa fiyatlarını takip ederek ihale başlangıç bedellerini artırmak zorunda kalacağını öngörüyor. Çernov, özellikle uzak bölgelerin bu durumdan daha fazla etkileneceğini ve buralarda tedarik kesintilerinin kronikleşebileceğini değerlendiriyor. Bu durumun belediye hizmetlerinde aksamalara, acil olmayan ulaşım seferlerinin iptaline ve toplu taşıma sıklığının azalmasına yol açabileceği belirtiliyor.

Finam Grubu analisti Sergey Kaufman da akaryakıt fiyatlarındaki keskin artışa dikkat çekiyor. Rusya Federal Devlet İstatistik Servisi (Rosstat) verilerine göre, yıl başından bu yana benzin fiyatları yüzde 13,9, motorin fiyatları ise yüzde 14,7 oranında yükseldi. Bazı bölgelerde artış oranının çok daha yüksek olduğu ve AI-92 tipi benzinin litre fiyatının 80 rubleyi aştığı kaydediliyor. Kaufman, mevcut koşullarda tedarikçilerin kamu ihalelerine katılmak yerine endüstriyel müşterilere ve bağımsız akaryakıt istasyonlarına satış yapmayı daha avantajlı bulduğunu ifade ediyor.

Energy Intelligence analizlerine göre, Ukrayna’nın gerçekleştirdiği saldırılar nedeniyle Rusya’nın rafinaj kapasitesinin yarısı devre dışı kalmış durumda.

Temmuz ayının ilk haftasında rafinerilerin günlük üretimi 3,53 milyon tona geriledi.

Reuters ajansının verilerine göre ise Temmuz ayının ikinci haftasında günlük benzin üretimi yüzde 35 azalarak 75 bin ila 80 bin ton seviyesine düştü. Rusya’da yaz dönemindeki günlük iç tüketimin 115 bin ila 120 bin ton arasında olduğu biliniyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya’daki yakıt krizi Orta Asya’ya yayılıyor

Yayınlanma

Rusya’da insansız hava aracı saldırıları sonucu büyük rafinerilerin devre dışı kalmasıyla başlayan yakıt krizi, petrol ürünleri ithalatına bağımlı olan Orta Asya ülkelerini etkilemeye başladı. Moskova’nın iç piyasayı korumak amacıyla haziran ayında bölgeye yönelik benzin ve jet yakıtı sevkiyatını keskin şekilde düşürmesi, özellikle havacılık sektöründe ciddi sıkıntılara yol açıyor. Bölge ülkeleri, Rusya’dan yapılan ithalatın azalması üzerine Çin, Belarus ve Azerbaycan gibi alternatif tedarikçilerle görüşmeler yürüterek krize karşı çözüm arıyor.

Rusya’nın büyük bölümünü etkisi altına alan yakıt krizi, petrol ürünleri ithalatına bağımlı olan Orta Asya ülkelerine sirayet ediyor.

Bölge ülkelerinin yöneticileri ve piyasa temsilcileri, Rusya’nın iç piyasada oluşan açığı kapatmak amacıyla haziran ayında Orta Asya ve Afganistan yönündeki demiryolu benzin ve jet yakıtı ihracatını mayıs ayına kıyasla sert şekilde düşürdüğünü bildirdi. Rusya’daki iç piyasa açığının, insansız hava araçlarının düzenlediği saldırılar sonucu büyük petrol rafinerilerinin faaliyetlerinin durmasından kaynaklandığı belirtiliyor.

Tarihsel olarak Rus yakıtına bağımlı olan Orta Asya ülkelerinin henüz bu tedarik için tam bir alternatif bulamadığı kaydedildi. Sektör temsilcileri, transit taşımacılık yapan şirketlerin yoğun talebi ve artan uçak seferleri nedeniyle bu durumdan en çok havacılık sektörünün olumsuz etkilendiğini ifade ediyor.

Treyderler, Rusya’da benzin, jet yakıtı ve dizel ihracatına yönelik genel bir yasak uygulandığına dikkat çekiyor. Orta Asya ülkeleri, Moskova ile imzalanan hükümetlerarası anlaşmalar uyarınca bu ihracat ambargosundan muaf tutulsa da piyasada sevk edilecek serbest ürün hacminin kalmaması nedeniyle fiilen tedarik sıkıntısı yaşanıyor.

Bölge ülkeleri alternatif arıyor

Rusya’dan yapılan ithalatın düşmesi karşısında Orta Asya ülkeleri alternatif çözümler üretmeye çalışıyor. Kazakistan, benzin ve jet yakıtı üretimini rekor seviyelere çıkarırken Çin, Türkmenistan ve diğer ülkelerden yakıt alımı için görüşmeler yürütüyor.

Kırgızistan yönetimi, temmuz ayı başında istikrarlı benzin tedariki sağlamak amacıyla Kazakistan, Belarus, Azerbaycan, Özbekistan ve Türkmenistan’dan yardım talep etti. Petrol ürünlerinde açık yaşayan Kırgızistan, Çin ve Belarus’tan da sevkiyat bekliyor.

Tacikistan Enerji ve Su Kaynakları Bakanı Daler Cuma, geçen hafta yaptığı açıklamada, ülkede 60 günlük yakıt stoku kaldığını belirterek ithalat için Rusya, Kazakistan, Türkmenistan, İran, Irak ve Belarus ile görüşmelerin sürdüğünü bildirdi.

Sevkiyat verilerinde keskin düşüş

Treyderlerin verilerine göre, haziran ayında Rusya’dan Orta Asya ülkelerine yapılan jet yakıtı ihracatı, mayıs ayına kıyasla 13 kat azalarak 3 bin 800 tona geriledi. Benzin sevkiyatı ise yüzde 34 düşüşle 99 bin 300 ton oldu.

Buna karşılık dizel yakıt sevkiyatı mayıs ayındaki 167 bin 500 ton seviyesinden haziran ayında 237 bin 700 tona yükseldi.

Haziran ayında Rus jet yakıtı yalnızca Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan’a düşük miktarlarda sevk edildi.

Rusya’nın haziran ayındaki benzin ihracatının yüzde 46’sı Moğolistan’a, yüzde 25’i Kırgızistan’a, yüzde 19’u Tacikistan’a ve yüzde 10’u Özbekistan’a yapıldı.

Dizel ihracatı ise yüzde 59 oranında Moğolistan’a, yüzde 28 Kırgızistan’a, yüzde 9 Tacikistan’a ve yüzde 4 Özbekistan’a yönlendirildi.

2026 yılının ilk yarısında Rus üreticilerin Orta Asya ve Afganistan’a yönelik motor yakıtı sevkiyatı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7 artış göstererek 3,56 milyon tondan 3,82 million tona yükseldi.

Rusya, 2025 yılında ise Orta Asya ve Afganistan’a yönelik benzin, dizel ve jet yakıtı ihracatını 2024 yılındaki 6,3 milyon ton seviyesinden 7,5 milyon tona çıkarmıştı.

Rusya, akaryakıt piyasasını ihracat yasağıyla dengelemeye çalışıyor

Belarus sevkiyatı da geriledi

Treyder verilerine göre, Belarus üretimi benzin ve jet yakıtının Orta Asya ve Afganistan’a sevkiyatı haziran ayında beş kat düşerek 27 bin tona geriledi. Belarus’un haziran ayında kendi petrol ürünlerini Rusya iç piyasasına yönlendirerek bu ülkeye rekor düzeyde sevkiyat yaptığı bildirildi.

Haziran ayında Belarus’tan Kazakistan’a yaklaşık 6 bin 600 ton jet yakıtı gönderilirken bölgeye yapılan benzin sevkiyatı mayıs ayındaki 132 bin 400 ton seviyesinden 20 bin 350 tona düştü.

Yerel üretim verilerine göre, 2026 yılının ilk beş ayında Kırgızistan’da 101 bin 218 ton benzin ve 102 bin 829 ton dizel üretildi.

Özbekistan’daki rafineriler ise aynı dönemde 502 bin 200 ton benzin ve 476 bin 400 ton dizel üretti. Sektör kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Tacikistan’ın yılın ilk yarısındaki benzin üretimi 341 ton, dizel üretimi ise bin 301 ton seviyesinde kaldı.

Hükümetlerarası anlaşmalar kapsamında Rusya’dan Orta Asya ülkelerine 2026 yılında gümrüksüz olarak sevk edilmesi öngörülen petrol ürünleri kotaları ton cinsinden şu şekildedir:

Kazakistan:

  • Benzin: 285.000
  • Dizel: 450.000
  • Jet Yakıtı: 300.000
  • Mazot: 85.000
  • Bitüm: 100.000
  • Petrol Koku: 80.000
  • Toplam petrol ürünü: 1.600.000

Tacikistan:

  • Benzin: 420.000
  • Dizel: 450.000
  • Jet Yakıtı: 40.000
  • Mazot: 30.000
  • Bitüm: 50.000
  • Likit Petrol Gazı (LPG): 50.000
  • Ham Petrol: 50.000
  • Toplam: 1.110.000

Kırgızistan:

  • Benzin: 650.000
  • Dizel: 650.000
  • Jet Yakıtı: 150.000
  • Bitüm: 40.000
  • Mazot: 50.000
  • Gudron: 280.000
  • Toplam: 1.820.000

Rusya genelinde valiler akaryakıt krizini yönetmeye çalışıyor

Okumaya Devam Et

Rusya

Milyarder Melniçenko, The Economist’e konuştu: Rusya için sessiz kalma dönemi sona erdi

Yayınlanma

Rus sanayici Andrey Melniçenko, Ukrayna savaşı ve Batı yaptırımlarının ardından Kremlin’le yürüttüğü özel temasları ve ülkenin geleceğine dair The Economist dergisine özel mülakat verdi. Nükleer çatışma uyarısı yapan Melniçenko, Rusya’nın Çin uydusu olmasını veya Kuzey Koreleşmesini önleyecek yeni bir elitler egemenliği modeli önerdi.

Rus sanayi sektörünün en önemli aktörlerinden, mineral gübre üreticisi EuroChem ile kömür ve enerji devi SUEK şirketlerinin kurucusu Andrey Melniçenko, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Kremlin’de gerçekleştirdiği teke tek görüşmenin ardından, ülkenin jeopolitik konumu ve ekonomik geleceğine dair analizlerini paylaştı.

The Economist dergisine mülakat vererek, Rusya gayri safi yurtiçi hasılasının yaklaşık yüzde 1’ini üreten bir sanayi imparatorluğunun kurucusu olan Melniçenko, son yıllarda yaşanan jeopolitik kırılmaların ardından Rus iş dünyasının ve devlet aygıtının yeni bir rasyonel zemine oturması gerektiğini belirtti.

Sanayici, Kremlin’de gerçekleşen ve bir saatten fazla süren kabulde, Rusya’nın küresel pazarlardaki rolünü ve Batı yaptırımlarının iş dünyasındaki etkilerini doğrudan Rusya Devlet Başkanı Putin’e aktardı.

Görüşmede elitlerin tarihi hatalarına dikkat çeken Melniçenko, iş dünyasının kendi geleceğini Rusya’nın kaderinden ayıramayacağını ifade etti.

“Para kazanmak için ayrı, güvenlik için ayrı ülke olamaz”

Kremlin’deki üst düzey kabulde Rusya Devlet Başkanı Putin ile yaptığı görüşmenin ayrıntılarını paylaşan sanayici Melniçenko, Batı dünyasının mülkiyet haklarına dair sunduğu garantilerin yanıltıcı olduğunun son yaptırımlarla kanıtlandığını vurguladı.

Rus elitlerinin uzun yıllar boyunca servetlerini yurt dışında tutarak güvenlik arayışına girmesini eleştiren iş insanı, Rusya Devlet Başkanı Putin’e hitaben şu ifadeleri kullandı:

“Yıllarca Batı’nın mülkiyet haklarını koruyacağına inandık ancak bu durum neredeyse tüm servetimize mal oluyordu. Artık net bir gerçeği kabul etmek zorundayız: Para kazanmak için ayrı bir ülkeye, güvenlik, ailenizin geleceği ve gerçek hayat için başka bir ülkeye sahip olamazsınız.”

Melniçenko, Ukrayna savaşıyla başlayan sürecin küresel ticaret kurallarını tamamen ortadan kaldırdığını kaydetti. Kendi inşa ettiği küresel sanayi yapısının bu süreçten nasıl etkilendiğini anlatan iş insanı, “Bizler uluslararası kurallara dayalı küresel bir dünya olduğuna inanıyorduk. Ancak dünya bizim düşündüğümüz gibi bir yer çıkmadı. Küresel bir dünya yok, küresel kurallar yok. Siz devlet yönetimi olarak bunu bizden çok daha önce anladınız” dedi.

Savaşın ilk günlerinde Avrupa Birliği ve ABD tarafından yaptırım listesine alınan Melniçenko, hukuki zorunluluklar nedeniyle dünyanın en büyük ikinci gübre üreticisi konumundaki EuroChem şirketinin mülkiyet haklarını devretmek zorunda kaldığını anımsattı.

Batı yargısının tarafsızlığını yitirdiğini ifade eden sanayici, Avrupa Adalet Divanı nezdinde başlattığı yasal girişimlerin tamamen siyasi gerekçelerle reddedildiğini kaydetti.

“Sessizce boyun eğmenin dışındaki her adım risk taşır”

Rusya’nın güvenlik bürokrasisinin bağımsız hareket eden aktörleri bir tehdit olarak algıladığına değinen Melniçenko, bir iş insanı olarak kamusal alanda inisiyatif almanın taşıdığı risklerin farkında olduğunu belirtti.

Sanayici, güvenlik elitlerinin kurduğu baskı ortamına rağmen ülkenin geleceği için fikir üretmenin kaçınılmaz bir sorumluluk olduğunu şu sözlerle açıkladı:

“Mevcut sistemde sessizce boyun eğmenin dışındaki her adım doğal olarak büyük risk taşır. Tabii ki kafayı öne eğip beklemek en kolay yoldur. Ancak şu an Rusya için ortaya konan bahisler çok yüksek. Eğer bu süreçte ülkenin geleceğini şekillendirmek için sorumluluk almaz ve katılım sağlamazsanız, kendinizi kendi geleceğinizden tamamen dışlamış olursunuz.”

Uzun yıllar İsviçre’de yaşayan ve küresel teknoloji liderleriyle yakın ilişkiler geliştiren Melniçenko, Rusya ile olan bağını bir dış yatırımcı mantığıyla sürdürdüğü dönemin kapandığını ilan etti.

“Hayatımda ilk kez Rusya’dan başka bir ülkem olmadığını derinden hissediyorum” diyen iş insanı, Rus elitlerinin sermayeleriyle birlikte hırslarını ve entelektüel enerjilerini de ülkelerine geri getirmesi gerektiğinin altını çizdi.

Mevcut güç yapısına doğrudan meydan okumak gibi bir niyetinin olmadığını dile getiren sanayici, amacının devlete rasyonel bir dönüşüm mimarisi sunmak olduğunu ifade etti. Melniçenko, ideolojilerden arınmış, fiziksel gerçekliğe ve ekonomik verilere dayanan bir yönetim yaklaşımının Rusya’yı mevcut çıkmazdan kurtarabileceğini savundu.

“Savaşın diğer ülkelere sıçrama riski endişe verici derecede yüksek”

Rusya topraklarının uzun bir aradan sonra doğrudan askeri saldırılara maruz kaldığına dikkat çeken sanayici, Ukrayna’nın Rus rafinerilerine yönelik drone operasyonlarının sanayide ve enerji tedarikinde ciddi aksamalara yol açtığını kaydetti.

Ekonominin büyük bir baskı altında olduğunu ve elitler arasında ülkenin bir çıkmaza girdiğine dair ortak bir kanaatin oluştuğunu belirten Melniçenko, askeri çatışmanın küresel bir savaşa evrilme ihtimaline karşı uyardı:

“Ukrayna’daki savaş artık tartışmasız bir şekilde Rusya ile Batı dünyası arasında topyekun bir çatışma olarak görülüyor. Bu savaşın diğer ülkelere sıçrama riski endişe verici derecede yüksek. Nükleer silahların kullanılması ihtimalini bile dışlayamayız. Bizleri bu noktaya getiren nedenler her ne olursa olsun, kimin haklı ya da kimin haksız olduğunu tartışmayı bir kenara bırakıp mevcut gerçekliği kabul etmek zorundayız: Şu an tamamen haritalandırılmamış, belirsiz ve tehlikeli bir bölgedeyiz.”

Kaos dönemlerinin aynı zamanda yeni sistemler kurmak için bir laboratuvar işlevi gördüğünü dile getiren iş insanı, modern Rusya’nın Sovyetler Birliği’nin yıkılış sürecindeki büyük dönüşümden doğduğunu hatırlattı.

Toplumun ve iş dünyasının şu an en çok düzen, öngörülebilirlik ve net bir gelecek vizyonuna ihtiyaç duyduğunu söyleyen Melniçenko, “İnsanlar özgürlükten korkmaz, insanlar kaostan korkar” değerlendirmesini yaptı.

“Kuantum dünyasında hiçbir şey kesin değildir ve her şey ihtimal dahilindedir”

Eğitimini aldığı kuantum istatistiği ve alan teorisinin dünyaya bakışını şekillendirdiğini belirten Melniçenko, fiziksel dünyanın akışkan yapısının kendisine dogmatik olmayan bir düşünce esnekliği kazandırdığını kaydetti.

Sanayici, bu felsefeyi iş dünyasına ve ülke yönetimine nasıl uyarladığını şu sözlerle anlattı:

“Kuantum dünyasında hiçbir şey kesin değildir ve her şey ihtimal dahilindedir. Gerçeklik akışkandır. Eğer bir gelişme, bir olay ya da bir olgu sizin hayata dair yerleşik görüşlerinizi çürütüyorsa, bu bir trajedi değil, aksine yeni bir fırsattır. Ben katı kuralları olan bir insan değilim. Bugün, dünden daha farklı bir stratejiye inanabilirim ve bu durum değişen koşullara uyum sağlamanın tek yoludur.”

Bu esnek vizyon sayesinde 2000’li yılların başında Çin’in ekonomik büyümesini önceden analiz ederek kömür ve gübre sektöründe devasa yatırımlar yaptığını belirten Melniçenko, Rusya’nın özelleştirme döneminde atıl kalan demiryolu hatlarını ve limanlarını küresel ticaret rotalarına entegre ettiğini anımsattı.

Dönemin Rusya Elektrik Monopolü RAO UES Başkanı Anatoliy Çubays ile gerçekleştirdiği hisse alım ortaklığını örnek göstererek, devlet kurumlarıyla kavga etmeden, pazar reformlarına inanarak büyük sanayi entegrasyonları gerçekleştirdiğini ifade etti.

“Rusya kalıcı bir kale zihniyetine hapsolursa dış çatışmayı iç politika aracı yapar”

Makalesinde Rusya’nın önündeki dört olası gelecek senaryosunu analiz eden Melniçenko, bu yollardan ilk üçünün ülke için yıkıcı sonuçlar doğuracağını savundu.

İlk senaryoda Rusya’nın Batı sistemine çevre bir ülke olarak yeniden entegre edilmesini “vasallık” olarak nitelendiren iş insanı, gururu kırılmış ve yenilmiş bir Rusya’nın kaçınılmaz olarak daha saldırgan bir rövanşizm üreteceğini belirtti.

İkinci senaryo olan Çin’in yörüngesine tamamen girme ihtimalini de değerlendiren sanayici, Pekin’in Rusya’yı sadece bir hammadde deposu ve tampon bölge olarak kullanmak isteyeceğini, ancak Rusya’nın iç sorunlarının sorumluluğunu üstlenmeyeceğini yazdı. Melniçenko, bu iki senaryo arasındaki tek farkın “derebeyinin kimliği” olacağını vurguladı.

Üçüncü tehlikenin, ülkenin nükleer silahların kontrolsüz dağıldığı bir iç çatışma ve bölünme sürecine girmesi olduğunu belirten sanayici, dördüncü ve en olası tehlikeye karşı ise şu uyarıyı yaptı:

“Güvenlik servislerinin desteklediği ve Kremlin’de ciddi şekilde tartışılan Kuzey Kore tarzı bir içe kapanma modeli, hem elitler hem de halk için büyük bir tehdittir. Rusya eğer kalıcı bir kale zihniyetine hapsolursa, dış çatışmayı kalıcı bir iç politika aracı haline getirir. Bu model askeri baskıyı, ekonomik rasyonelleşmeden uzaklaşmayı, karne uygulamasını ve istikrarsızlık ihracını beraberinde getirir.”

Melniçenko, bu karanlık senaryolardan çıkışın tek yolunun, devletin mülkiyet haklarını bir lütuf olarak değil, anayasal bir yükümlülük olarak koruduğu “gerçek egemenlik” modeli olduğunu kaydetti.

“Amacımız Rusya’yı insanların gitmek istemeyeceği kadar cazip bir yer yapmak olmalı”

Önerdiği egemen devlet modelinin sadece siyasi bir söylemden ibaret olmadığını, ekonomik rasyonaliteye dayanması gerektiğini belirten Melniçenko, Rusya’nın eski Sovyet cumhuriyetlerinden nitelikli iş gücünü çekebilmesi ve ülkeden kaçan eğitimli nüfusu geri kazanabilmesi için yaşam standartlarının yükseltilmesinin zorunlu olduğunu ifade etti.

Sanayici, tarihi referanslarla desteklediği vizyonunu şu şekilde özetledi:

“Bizim temel amacımız Rusya’yı insanların gitmek istemeyeceği, yaşamak için can atacağı kadar cazip, güvenli, öngörülebilir ve müreffeh bir yer yapmak olmalıdır. Ancak o zaman insanların ülkeden kaçması için bir neden kalmaz. Bu Rusya, ne Batı ne de Çin için dikte edilebilir bir ortak olmak zorundadır. Kendi vatandaşlarının konforunu ve güvenliğini öncelikli kılan, dış dünya için ise öngörülebilir ve rasyonel hareket eden bir devlet yapısı inşa edilmelidir. Batı için zor bir ortak olabiliriz ama en azından bir kara delik olmayız. Çin için bir uydu devletten daha az kullanışlı olabiliriz ama büyük ve istikrarsız bir vasaldan çok daha güvenli bir komşu oluruz.”

Tarihsel dönüşümlerin her zaman elitlerin uzlaşısıyla yukarıdan aşağıya doğru gerçekleştiğini belirten Melniçenko, Rusya’nın geleceğini inşa edecek kadroların sanayiciler, teknokratlar ve sivil toplum liderlerinden oluşması gerektiğini savundu.

Egemenlik ve katılım hakkı verilen elitlerin, kendi çıkarlarını korumak adına devlet mekanizmasını rasyonel bir çizgide tutacağını ifade etti.

Sanayici, değişimin zamanını tahmin etmenin imkansız olduğunu ancak o an geldiğinde hazırlıklı olmak gerektiğini belirterek sözlerini tamamladı:

“Kuantum fiziğinde olduğu gibi, sadece bir gözlemcinin ortaya çıkışı bile dünyaya ve sisteme yeni bir anlam kazandırmaya yeterlidir.”

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English