Bizi Takip Edin

Diplomasi

Rusya ve Çin, ABD’nin kıta sahanlığını genişletmesine karşı çıkıyor

Yayınlanma

Rusya ve Çin hükümetleri, ABD’nin Bering Denizi, Pasifik Okyanusu, Atlantik Okyanusu ve Meksika Körfezi deniz yatağının bir kısmı ve buralardaki potansiyel kaynaklar üzerindeki hak iddialarının hiçbir temeli olmadığını ve reddedilmesi gerektiğini duyurdu.

Aralık 2023’te Washington yönetimi, tek taraflı olarak kıta sahanlığının dış sınırlarını esas hatlardan itibaren 200 deniz milinin ötesinde onaylamıştı.

Bloomberg‘in haberine göre Moskova ve Pekin, Jamaika’nın Kingston kentinde düzenlenen Uluslararası Deniz Yatağı Otoritesi toplantısında görüşlerini kamuoyuna bildirdi.

Haberde, 1982 BM Deniz Hukuku Sözleşmesini onaylayan ülkelerin, denizaltı kıta sahanlıklarının sınırlarının nereden geçtiği konusunda anlaşmaya varmak için uzun tartışmalar yürüttükleri bilgisine verildi.

Rus tarafı, ABD’nin BM Sözleşmesini onaylamadığını hatırlattı. Bu bağlamda ismi belirtilmeyen Rus yetkili, ABD’nin tek taraflı iddialarının ‘kırılgan uluslararası dengeyi ve sözleşmenin bütünlüğünü tehlikeye attığı’ görüşünde.

Yetkili, Moskova’nın ‘Washington’un uluslararası hukuka yönelik seçici yaklaşımını reddettiğini’ vurguladı. Çin yetkilisi de ABD’nin tek taraflı olarak bu tür taleplerde bulunmaya hakkı olmadığını ve ‘sözleşmeyi onaylamadan sözleşmeden yararlanmayı bekleyemeyeceğini’ söyledi.

Yetkili, uluslararası deniz yatağı kaynaklarını ‘insanlığın ortak mirası’ olarak nitelendirdi ve bunu tehlikeye atacak herhangi bir eylemin onaylanmaması gerektiğini vurguladı.

Bloomberg, Deniz Yatağı Otoritesinin, ülkeleri adına konuşan delegelerin isimlerini vermediğine, fakat her iki ülkeden yetkililerin de kendi pozisyonlarını savunmakta ‘ısrarcı’ olduklarına dikkat çekti.

ABD Temsilcisi Gregory O’Brien iddialara yanıt vererek Washington yönetiminin kıta sahanlığı iddialarında bulunurken konvansiyonun kurallarına uyduklarını iddia etti.

Geçen yıl aralık ayında ABD, dünya okyanusunun yedi bölgesinde kıta sahanlığında bir artış olduğunu bildirdi. Tahsis edilen deniz yatağı alanının toplam alanı yaklaşık 1 milyon kilometrekare.

Bloomberg‘e göre, bu genişleme sayesinde devlet, elektrikli otomobiller için batarya üretimine yönelik minerallerin yanı sıra petrol ve doğalgaz  yataklarına da erişim sağlamayı planlıyor.

Söz konusu Arktik bölge, Rusya ve Kanada tarafından hak iddia edildiği için stratejik bir öneme sahip. Bunun üzerine Rusya Dışişleri Bakanlığı, Washington’a ihtarname göndermişti.

Diplomasi

Hürmüz Boğazı için hazırlanan anlaşma taslağının ayrıntıları sızdı

Yayınlanma

İran ile Umman’ın Hürmüz Boğazı’nda serbest seyrüseferin yeniden başlatılması için müzakere ettiği anlaşma taslağının ayrıntıları ortaya çıktı. Financial Times’ın kaynaklarına dayandırdığı habere göre taslak, ABD yaptırımları ile İran limanlarına yönelik blokajın kaldırılmasını ve İran petrolüne uygulanan kısıtlamaların esnetilmesini öngörüyor. Müzakereleri süren anlaşmanın henüz Tahran’daki üst yönetim tarafından onaylanmadığı bildirildi.

İran ile Umman’ın Hürmüz Boğazı üzerinden serbest seyrüseferin yeniden başlatılması amacıyla yürüttüğü müzakerelerin ayrıntıları belli oldu.

Financial Times’ın (FT) konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre anlaşma taslağı, ABD’nin yaptırımları ile İran limanlarına uygulanan blokajın kaldırılmasını ve İran petrolüne yönelik kısıtlamaların esnetilmesini öngörüyor.

Gazeteye konuşan kaynaklar, taslağın henüz Tahran’daki üst yönetim tarafından onaylanmadığını kaydetti. Ön mutabakatlara göre gemilerin boğaza İran karasularından girmesi, çıkışta ise ağırlıklı olarak Umman karasularını kullanması planlanıyor.

Kaynaklardan biri, boğazın kalan alanları deniz mayınlarından temizlenene kadar İran’ın petrol tankerlerini ve diğer gemileri ilk etapta bu güzergahtan yönlendireceğini, ardından su yolunun diğer tüm gemilerin geçişine açılacağını söyledi.

Taraflar arasında boğazdan geçiş rejimi konusunda ise görüş ayrılıkları bulunuyor. Tahran yönetimi, zaman içinde Hürmüz Boğazı’ndan geçişlerin ücrete tabi tutulmasında ısrar ediyor.

Umman ise Güneydoğu Asya’daki Malakka Boğazı’nda uygulanan modele benzer şekilde ücretsiz bir geçiş düzeni önerdi.

Umman’ın teklifi, “seyrüsefer güvenliği ile çevrenin korunmasını” desteklemek amacıyla gönüllü bağış yapılması yönünde bir tavsiyeyi içeriyor.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, tarafların Hürmüz Boğazı’nın açılması konusunda 4 veya 5 Ağustos tarihlerinde bir anlaşmaya varabileceğini ifade etmişti.

Daha önce Axios’ta yer alan haberde de ABD, İran ve Umman’ın Hürmüz Boğazı’nda seyrüseferin yeniden başlamasına ilişkin geçici bir anlaşmaya varmak üzere olduğu aktarılmıştı.

Eldeki verilere göre haftalardır süren müzakerelerin ardından Washington yönetimi, anlaşmayı 5 Ağustos’ta duyurmayı hedefliyordu.

ABD Başkanı Donald Trump aynı gün yaptığı açıklamada, Hürmüz Boğazı’nın seyrüsefere “çok yakında” yeniden açılacağını, aksi takdirde İran’ın yeni ve “çok şiddetli bir darbeyle” karşı karşıya kalacağını öne sürdü.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

İddia: Avrupalı ve Rus eski diplomatlar barış şartlarını görüştü

Yayınlanma

Bloomberg’in kaynaklarına dayandırdığı haberine göre Rusya, İngiltere, Almanya ve Fransa’dan eski üst düzey yetkililer, temmuz ayında Viyana’da gizlice bir araya gelerek Rusya-Ukrayna çatışmasına yönelik olası barış müzakerelerinin koşullarını ele aldı. Gayriresmi nitelikteki bu görüşmede taraflar, daha sonra hükümetlere iletilebilecek çözüm fikirlerini değerlendirdi.

Bloomberg’in konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberine göre Rusya, İngiltere, Almanya ve Fransa’dan eski üst düzey yetkililer, temmuz ayında Viyana’da bir araya gelerek Rusya-Ukrayna çatışmasına yönelik olası barış müzakerelerinin koşullarını görüştü.

Ajansın aktardığına göre müzakere grubunda İngiltere’nin eski Ulusal Güvenlik Danışmanı Tim Barrow, Almanya’nın eski Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Markus Ederer ve Fransız diplomat Pierre Vimont yer aldı. Kaynaklar, toplantıya katılan Rus eski yetkilinin kimliğini açıklamayı reddetti.

Bloomberg, eski yetkililerin ve düşünce kuruluşu çalışanlarının karmaşık uluslararası sorunlara çözüm yolları aramak amacıyla bu tür temaslarda bulunmasının yaygın bir uygulama olduğunu kaydetti.

Özel girişim niteliğindeki bu ikinci hat görüşmelerinin resmi bir yetki taşımadığı ve uzman düzeyinde tartışmalar şeklinde yürütüldüğü belirtildi.

Tarafların bu toplantılarda daha sonra resmi makamlara aktarılabilecek fikirleri ele aldığı aktarıldı.

Bakü’deki gizli temas iddiası

Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de geçen hafta Bakü’de Rusya ve Almanya’dan eski yetkililer arasında gizli bir görüşme gerçekleştiğini açıklamıştı.

Aliyev konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Topraklarımız haberimiz olmadan böyle bir toplantı için kullanıldı. Görüşmede yer almadığımız için ayrıntılar hakkında yorum yapamam. Ancak uçuş verileri, Bakü’deki gizli toplantının gerçekten yapıldığını doğrulamama imkan tanıyor” ifadelerini kullanmıştı.

Kremlin ise Aliyev’in bu açıklaması hakkında yorum yapmaktan kaçındı. Rusya Devlet Başkanı Basın Sözcüsü Dmitriy Peskov, “Bu toplantı hakkında herhangi bir bilgiye sahip değilim, dolayısıyla size söyleyecek bir şeyim yok” dedi.

Peskov, mayıs ayında yaptığı bir başka açıklamada, Rusya ile Ukrayna arasında olası müzakerelerin zorlu geçeceğini ve çok sayıda ayrıntının tartışılmasını gerektireceğini belirtmişti.

Moskova, ateşkesin sağlanması ve kapsamlı bir diyaloğa geçilmesi için Ukrayna birliklerinin Donbas ve yeni bölgelerden çekilmesini şart koşmuştu.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin daha sonra yaptığı açıklamada, ülkesinin Ukrayna ile İstanbul’da varılan mutabakatlar temelinde müzakere yürütmeye hazır olduğunu dile getirdi. Putin; tarafların ayrıca Moskova ile Washington arasında Anchorage’da sağlanan anlayış birliğini, çatışma hattındaki mevcut durumu ve Rusya’nın daha önce dile getirdiği hususları dikkate alması gerektiğini kaydetti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Sudan’dan çalınan 1,5 ton altın BAE’ye kaçırıldı

Yayınlanma

Sudan’da Nisan 2023’te başlayan iç savaşın ilk haftalarında Merkez Bankasından çalınan en az 1,5 ton altın, Çad ve Güney Sudan üzerinden Birleşik Arap Emirlikleri’ne kaçırıldı. Financial Times’ın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Sudan ordusuyla çatışan paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri, altınla birlikte ticari bankalardaki kasalardan mücevherleri de gasp etti.

Financial Times gazetesi, konuya vakıf kaynaklara dayandırdığı haberinde, Sudan ordusuna karşı savaşan paramiliter Hızlı Destek Kuvvetlerinin (RSF) Nisan 2023’te başlayan iç savaşın başında Sudan Merkez Bankasından en az 1,5 ton altın çaldığını bildirdi.

Habere göre piyasa değeri yaklaşık 100 milyon doları bulan altın rezervinin bir kısmı Birleşik Arap Emirlikleri’ne (BAE) nakledildi.

Sudan ordusu ile paramiliter Hızlı Destek Kuvvetleri arasındaki çatışmalar sırasında başkent Hartum’daki devlete ait altın tasfiye tesisi ele geçirildi. Saldırganlar ardından Sudan Merkez Bankasına girdi.

Baskında 1,5 ton altının yanı sıra ticari bankaların kasalarında bulunan mücevherler de gasp edildi.

Gazeteye konuşan ve operasyon hakkında bilgi sahibi üç kişinin ifadeleriyle doğrulandığı belirtilen bir kaynak, Hızlı Destek Kuvvetlerinin altını sınırlar üzerinden Çad ve Güney Sudan’a çıkardığını söyledi.

Haberde, Güney Sudan’daki havalimanında yüklenen altınların uçaklarla BAE’ye sevk edildiği kaydedildi.

Sudan’da Nisan 2019’da başlayan kitlesel protestoların ardından ordu, Cumhurbaşkanı Ömer el-Beşir’i görevden uzaklaştırarak yönetime el koymuştu. Geçiş sürecinde ordu komutanı Abdulfettah el-Burhan ile Egemenlik Konseyi Başkan Yardımcılığı görevini üstlenen Hızlı Destek Kuvvetleri Komutanı Muhammed Hamdan Dagalo (Hamiyti) kilit konumları paylaştı.

Ekim 2021’de Burhan ve Hemedti ortak bir darbe yaparak sivil hükümeti devirdi. Ancak iki isim arasında Hızlı Destek Kuvvetlerinin düzenli orduya katılım takvimi nedeniyle anlaşmazlık çıktı. Bu gerilim, 15 Nisan 2023’te taraflar arasında silahlı çatışmaya dönüştü.

Hızlı Destek Kuvvetleri güncel durumda Omdurman kentinin yalnızca doğu ve batı dış mahallelerinde kontrolü elinde tutuyor. Buna karşın paramiliter güçler, Birleşmiş Milletler (BM) tarafından tanınan askeri hükümetin konuşlandığı Port Sudan’daki altyapı tesislerine insansız hava araçlarıyla saldırılar düzenlemeyi ve Kordofan bölgesinde hükümet birliklerinin ilerleyişini durdurmayı sürdürüyor.

BM verilerine göre, iç savaş nedeniyle yaklaşık 14 milyon insan evlerini terk etmek zorunda kaldı; bu kişilerin 4,4 milyonu ülke dışına kaçtı. BM hesaplamalarına göre en fazla mülteciyi 1,3 milyon kişiyle Çad kabul etti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English