Rusya
Rusya’da ‘kaygılı’ seçmen muhalefete, ‘neşeli’ grup iktidara yöneliyor

Rusya Kamuoyu Araştırmaları Merkezi (VTsIOM), Rus toplumunun psiko-duygusal durumunu dört ana kategoride inceleyen “Duygusal Tonometre” çalışmasının ilk sonuçlarını yayımladı. Araştırma verilerine göre, kendisini “neşeli” ve “heyecanlı” olarak tanımlayan gruplar ağırlıklı olarak iktidar partisi Birleşik Rusya’yı desteklerken, “kaygılı” olarak nitelendirilen seçmen bloku muhalefet partilerine yönelim gösteriyor.
Rusya Kamuoyu Araştırmaları Merkezi (VTsIOM), Rus toplumunun psiko-duygusal durumunu ölçmek amacıyla geliştirdiği “Duygusal Tonometre” endeksinin ilk verilerini 28 Ocak’ta kamuoyuyla paylaştı.
Düzenli aralıklarla yayımlanması planlanan endeksin ilk sonuçları, Rus halkının dört temel kategoriye ayrıldığını gösteriyor: “Neşeli” (yüzde 34), “Temkinli” (yüzde 25), “Kaygılı” (yüzde 23) ve “Heyecanlı” (yüzde 18).
RBK’nın haberine göre araştırmanın metodolojisi hakkında bilgi veren VTsIOM Siyasi Araştırmalar Departmanı Uzmanı Kristina Cgamadze, katılımcılara son iki-üç gün içinde hissettikleri duygulara ilişkin 12 kapalı uçlu soru yöneltildiğini belirtti.
Yanıtların analizi sonucunda katılımcılar, “pozitif-negatif” ve “dışavurumcu (heyecanlı)-içedönük (temkinli)” eksenlerinde sınıflandırıldı.
Cgamadze, grupların tanımlanmasına ilişkin şu ifadeleri kullandı:
“Pozitif ekseni ‘neşeli’ grubu temsil ediyor. Bu grubu; coşku, sevinç, güven, umut, iyi niyet ve sükûnet gibi değerler üzerinden tanımlıyoruz. Negatif eksende ise ‘kaygılı’ grup yer alıyor. Bu grubu ise öfke, rahatsızlık, korku, endişe, üzüntü ve şaşkınlık gibi duygular üzerinden analiz ettik.”
İktidar ve muhalefet tercihlerinde duygusal ayrışma
VTsIOM Başkanı Valeriy Fyodorov, tespit edilen dört grubun demografik özelliklerini ve siyasi eğilimlerini detaylandırdı. Verilere göre, “neşeli” grubun çoğunluğunu 18-24 yaş aralığındaki bireyler oluşturuyor.
Kendi ifadelerine göre iyi bir maddi duruma sahip olan bu kesim, Devlet Başkanı Vladimir Putin’in politikalarını onaylıyor ve oylarını Birleşik Rusya partisinden yana kullanma eğilimi gösteriyor.
Ağırlıklı olarak büyük ve orta ölçekli şehirlerde yaşayan erkeklerden oluşan “temkinli” grup ise siyasi konularda daha mesafeli bir duruş sergiliyor.
Bu gruptaki bireyler, Devlet Başkanı’nın faaliyetlerini değerlendirmekte zorlanıyor ve parlamento seçimlerinde oy kullanmayacaklarını beyan ediyor.
Fyodorov, bu grubun genel olarak sakin bir profil çizdiğini belirterek, “Bu insanlar büyük ölçüde kapalı bir yapıya sahip. İç dünyalarında mutlak bir karanlık mı yoksa aydınlık mı olduğunu bilemiyoruz” dedi.
Fyodorov, bu davranış kalıbının kökenlerinin, erkeklerin duygularını belli etmemesi gerektiğinin öğretildiği çocukluk dönemine dayanabileceğini ifade etti.
“Kaygılı” grup muhalefete, “heyecanlı” grup iktidara yakın
Araştırma sonuçlarına göre, “kaygılı” kategorisinde en yoğun nüfusu 25-34 yaş aralığındaki “küçük milenyum kuşağı” oluşturuyor.
Yoğun internet kullanıcısı olan ve sıklıkla Moskova ile St. Petersburg’da yaşayan bu grup, maddi durumunu “kötü” olarak tanımlıyor.
Diğer gruplara kıyasla Devlet Başkanı’nın faaliyetlerine daha az onay veren “kaygılı” seçmenler, oylarını Yeni İnsanlar, Rusya Federasyonu Komünist Partisi (RFKP) ve Yabloko gibi muhalefet partilerine vereceklerini beyan ediyor. Bu gruptaki bireylerin korku duygusuna daha yatkın olduğu ve protesto potansiyeli taşıdığı belirtiliyor.
VTsIOM verilerine göre, “heyecanlı” grupta ise kadınlar ve 60 yaş üzeri bireyler çoğunlukta bulunuyor. Devlet Başkanı’nın politikalarını büyük ölçüde destekleyen bu kesim, Birleşik Rusya ve Adil Rusya partilerine oy verme eğilimi taşıyor.
Toplumsal yorgunluk ve “alışılmış” zorluklar
Valeriy Fyodorov, toplumun son yedi yıldır içinden geçtiği zorlu süreçler göz önüne alındığında, sonuçların genel hatlarıyla pozitif olduğunu savundu.
“Neşeli” grubun toplam örneklem içinde baskın olmasa da en büyük paya sahip olduğuna işaret eden Fyodorov, bu durumun söz konusu grubun sorun yaşamadığı anlamına gelmediğini, sadece olaylara daha iyimser yaklaştıklarını vurguladı.
“Kaygılı” grubun durumunu da değerlendiren Fyodorov, bu kesimin zorluklar karşısında iradesinin felç olmadığını, aksine duruma alıştığını belirtti.
Fyodorov, bu gruptaki baskın duyguların korku ve şaşkınlıktan ziyade, üzüntü ve rahatsızlık olduğunu ifade ederek şunları söyledi:
“Artık zorluklarla başa çıkmak istemiyoruz çünkü uzun süredir bunu yapıyoruz. Bu yük, başlangıca göre daha ağır geliyor. Ne yapacağımızı bilmediğimizden değil, yorulduğumuz için.”
Askeri operasyon yorgunluğu
Rusya Bilimler Akademisi Psikoloji Enstitüsü Sosyal ve Ekonomik Psikoloji Laboratuvarı Başkanı Timofey Nestik, depresif ruh halinin son yıllarda tüm Avrupa genelinde artış gösterdiğine dikkat çekti.
Nestik, Aralık 2024 itibarıyla yaptıkları araştırmalarda, askeri operasyona yönelik yorgunluğun zirve noktasına ulaştığını tespit ettiklerini aktardı.
Nestik ayrıca, otosansürde artış ve bireylerin kendi hayatlarını kontrol etme inancında düşüş gözlemlediklerini belirterek, “Eş zamanlı olarak bilişsel tamamlanma ihtiyacı artıyor. Bu durum, karmaşık sorulara basit yanıtlar bulma arayışı olarak tezahür ediyor” değerlendirmesinde bulundu.
Buna karşın Nestik, Rusların yüzde 40’ının çocuklarının kendilerinden daha iyi yaşayacağına inandığını, gelişmiş ülkelerde ise bu oranın ortalama yüzde 36 seviyesinde olduğunu kaydetti.
Siyaset Danışmanı Yevgeniy Minçenko ise milenyum kuşağındaki yüksek kaygı seviyesine ilişkin “sosyal asansörlerin tıkanıklığı” hipotezini öne sürdü.
Minçenko, “Bu durum, gelişmiş tıp ve sağlıklı yaşam standartlarıyla bağlantılı. Kabaca ifade etmek gerekirse, önceki nesiller hiçbir yere gitmeye niyetli değil. Kendilerini iyi hissediyorlar ve bu da yeni nesil için kariyer basamaklarında tıkanıklığa yol açıyor” dedi.
Siyaset Bilimci Aleksandr Nemtsev ise sosyolojik ve psikolojik yöntemlerin bir arada kullanılmasının metodolojik zorluklarına değindi.
Nemtsev, kaygının Rus toplumunda bir “virüs” gibi yayıldığını ve artık devlet memurlarından iş insanlarına kadar neredeyse tüm sosyal grupları etkisi altına aldığını vurguladı.
Rusya
Fransa, Sicilya açıklarında Rus petrol tankerine el koydu

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Rusya’nın “gölge filosu” bünyesinde yer alan “Deliver” adlı tankerin Sicilya açıklarında Fransız deniz kuvvetleri tarafından durdurulduğunu açıkladı. Bu operasyonla birlikte Fransa, yıl başından bu yana Rusya ile bağlantılı dördüncü tankere müdahale etmiş oldu.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Rusya’nın “gölge filosu”na ait “Deliver” adlı petrol tankerinin Sicilya açıklarında durdurulduğunu açıkladı.
Bu müdahaleyle birlikte Fransa, yıl başından bu yana Rusya ile bağlantılı dördüncü tankeri alıkoymuş oldu.
Macron, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı açıklamada, “Ulusal donanmamız salı günü, deniz hukukunu ihlal ederek Sicilya kıyılarından geçiş yapan Deliver tankerine çıkarma yaptı” ifadesini kullandı.
Fransız askeri personelinin gemiye biniş ve denetim anlarına ait görüntüleri de paylaşan Macron, bu operasyonun Avrupa’nın kararlı duruşunu gösterdiğini vurguladı.
Fransa lideri, “Bu filonun yaptırımları delmesine ve Rusya’nın savaş çabalarını finanse etmesine izin vermeyeceğiz” dedi.
Ukrayna Savunma Bakanlığı İstihbarat Başmüdürlüğü verilerine göre, Kamerun bayrağı altında çalışan Deliver tankeri, 2024 yılından bu yana Rus petrolünün ihracatında kullanılıyor.
Ağırlıklı olarak Baltık ve Karadeniz limanları üzerinden faaliyet gösteren tanker, Rus petrolü taşıdığı gerekçesiyle Avrupa Birliği’nin yaptırım listesinde.
Deliver operasyonu, Fransız ordusunun Rusya bağlantılı gemilere yönelik gerçekleştirdiği son müdahale olarak kayda geçti.
Fransa Deniz Kuvvetleri, 31 Mayıs’ta Atlantik Okyanusu’nda, Brittany bölgesinin 740 kilometre batısında “Tagor” adlı tankeri durdurmuştu.
Rusya’dan yola çıkan ve Avrupa Birliği yaptırımları kapsamında olan bu geminin de Ukrayna’ya karşı yürütülen savaşı finanse etmek amacıyla kullanıldığı Macron tarafından belirtilmişti.
Fransız yetkililer, sahte Kamerun bayrağı taşıyan Tagor tankerinin dur ihtarına uymadığını kaydetmişti.
Fransa, yıl başından bu yana iki tankeri daha alıkoymuştu. Ocak 2026’da “Grinch” ve Mart 2026’da “Deyna” tankerleri Fransız güçlerince durdurulmuş, ancak bu iki gemi daha sonra serbest bırakılmıştı.
Rusya
Medvedev: Batılı elitler üstünlük fikrinden vazgeçmedi

Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev, St. Petersburg Uluslararası Hukuk Forumu’nda yaptığı konuşmada uluslararası hukuk sisteminin derin bir kriz içinde olduğunu belirtti. Batılı ülkelerin neo-kolonyal politikalarını sert bir dille eleştiren Medvedev, Rusya’nın egemenlik ve eşitlik mücadelesini kararlılıkla sürdüreceğini vurguladı.
St. Petersburg Uluslararası Hukuk Forumu genel kurul toplantısında konuşan Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı Dmitriy Medvedev, uluslararası hukuk sisteminin mevcut durumu, Batılı elitlerin politikaları, sömürgecilik mirası, Ukrayna’daki çatışmalar ve küresel askeri üslerin yarattığı güvenlik tehditlerine ilişkin açıklamalarda bulundu.
Medvedev, uluslararası hukukun küresel bir krizle karşı karşıya olduğunu belirterek, sömürgeciliğin insanlığa karşı işlenmiş bir suç olarak kabul edilmesi gerektiğini ve Rusya’nın küresel düzeyde tam eşitliği sağlamak için mücadele etmeye hazır olduğunu ifade etti.
2026 yılının başından itibaren insanlığın uluslararası hukuk alanında son derece ciddi ve yapısal sınamalarla karşı karşıya kaldığını dile getiren Medvedev, yaşanan bu tarihsel süreçlerin sadece hukuk sistemini değil, mesleki sorumluluklarına sadık kalan tüm hukukçuları da zorlu bir sınavdan geçirdiğini vurguladı.
Mevcut uluslararası hukuk kurumlarının derin bir işlevsizlik ve güven bunalımı yaşadığına dikkat çeken Medvedev, bu durumun temel nedeninin uluslararası hukuku sadece belirli ülkelerin çıkarlarına hizmet eden dar bir azınlığın ayrıcalığı haline getirme çabaları olduğunu belirtti.
“Batılı elitler ırksal ve ulusal üstünlük fikirlerini koruyor”
Batılı ülkelerin bu tek taraflı ve dayatmacı yaklaşımı onlarca yıldır sistematik olarak küresel siyasete yerleştirmeye çalıştığını ifade eden Medvedev, Batı dünyasının uluslararası hukukun temel ilkelerini aşındırmak ve bütünlüğünü ortadan kaldırmak için bilinçli adımlar attığını kaydetti.
Bu aşındırma sürecinin özellikle Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından büyük bir ivme kazandığını belirten Medvedev, küresel güvenlik mimarisinin tek taraflı çıkarlar doğrultusunda yeniden şekillendirilmeye çalışılmasının tehlikelerine işaret etti.
Batılı yönetici elitlerin zihin dünyasında sömürgeci reflekslerin ve üstünlük iddialarının hala canlı olduğunu savunan Medvedev, konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Birleşmiş Milletler Şartı’nın o büyük ve tarihi cümlelerini okurken hiçbirimiz hayallere kapılmamalıyız. Bu güzel yazılmış metinler, ne yazık ki onlarca yıl boyunca Batılı elitlerin zihninden ırksal ve ulusal üstünlük fikirlerini söküp atmaya yetmedi.”
Rusya’nın neo-kolonyal pratiklerin tamamen ortadan kaldırılması ve uluslararası alanda gerçek anlamda egemen eşitliğin tesis edilmesi için ödün vermez bir mücadeleye hazır olduğunu bildiren Medvedev, sömürgeciliğin uluslararası hukukta insanlığa karşı işlenmiş bağımsız bir suç kategorisi olarak tescil edilmesi gerektiğini vurguladı.
Bu bağlamda Rusya’nın yakın gelecekte, kendi sınırları dışındaki soydaşlarının haklarını korumak amacıyla uluslararası adımları sıkılaştıracağını açıklayan Medvedev, Baltık ülkelerinde Rusça konuşan nüfusa yönelik sistematik ayrımcılık ve hak ihlalleri nedeniyle Birleşmiş Milletler Uluslararası Adalet Divanı’na resmi başvuru yapmaya hazırlandıklarını ilan etti.
“Böyle bir Ukrayna artık kendi rızasıyla durmayacaktır”
Ukrayna’daki mevcut askeri ve siyasi duruma da değinen Medvedev, Batılı devletlerin bu çatışmayı mümkün olan en uzun süreye yaymak ve krizi derinleştirmek için ellerindeki tüm imkanları seferber ettiklerini savundu.
Kiev rejiminin çok büyük finansal kaynaklar karşılığında kendi ülke topraklarını yabancı güçlerin kullanımına açtığını ve burayı Rusya’ya karşı askeri bir köprübaşı haline getirdiğini ifade eden Medvedev, mevcut Ukrayna yönetimiyle doğrudan müzakere yürütmenin anlamsız olduğunu dile getirdi.
Medvedev, konuya ilişkin değerlendirmesinde, “Bir vasalla konuşmanın hiçbir anlamı yoktur, görüşmeler ancak onun süzereni ile yürütülmelidir” diyerek Kiev’in karar alma mekanizmalarındaki bağımsızlığını tamamen yitirdiğini ileri sürdü.
Rusya’nın, Kiev rejimi ve bu rejimi destekleyen dost olmayan ülkeler tarafından işlenen suçların dökümünü tutmak amacıyla kapsamlı bir kayıt mekanizması oluşturacağını açıklayan Medvedev, savaşın mevcut Kiev yönetimi için iktidarda kalmanın yegane yolu haline geldiğini ifade etti.
Medvedev, Ukrayna’daki siyasi yapının çatışmasız bir ortamda varlığını sürdüremeyeceğini belirterek, “Asıl sorun şu ki, kendi rızasıyla böyle bir Ukrayna artık durmayacaktır” şeklinde konuştu.
Görev süresi dolan Vladimir Zelenskiy’nin hukuki statüsüne ilişkin de sert eleştirilerde bulunan Medvedev, cumhurbaşkanlığı görev süresinin sona ermiş olmasının Zelenskiy’yi her türlü diplomatik ve hukuki dokunulmazlıktan mahrum bıraktığını savundu.
Ukrayna devlet mekanizmasının yasal zeminini kaybettiğini ileri süren Medvedev, “Cumhurbaşkanlığı koltuğu, yetki süresi çoktan sona ermiş olan bir figür tarafından gasp edilmiştir” diyerek Kiev’deki mevcut yönetimin meşruiyet krizini derinleştirdiğini iddia etti.
“Yabancı askeri üsler ev sahibi ülkeleri hedef haline getiriyor”
Dünya genelinde konuşlandırılan yabancı askeri üslerin küresel istikrarsızlığın en önemli kaynaklarından biri olduğunu savunan Medvedev, Batılı devletlerin askeri altyapılarını diğer ülkelerin egemenlik alanlarına yaymasının kolektif güvenlik sistemini çökerttiğini ifade etti.
Bu tür askeri yapılanmaların bulundukları bölgelerde güvenliği sağlamak bir yana, gerilimi tırmandırdığını kaydeden Medvedev, “Açıkça söylemek gerekirse, bu üsler uluslararası ve bölgesel gerilimleri doğrudan provoke etmektedir” değerlendirmesinde bulundu.
Ortadoğu’da yakın dönemde yaşanan askeri hareketlilikleri ve çatışmaları bu duruma somut bir örnek olarak gösteren Medvedev, bölgedeki gelişmelerin askeri üs barındıran ülkeler için ciddi güvenlik riskleri doğurduğunu belirtti.
Yabancı askeri varlığın koruma sağlamadığını, aksine tehdit oluşturduğunu vurgulayan Medvedev, “Tam aksine, bu üsler ev sahibi ülkeleri karşı askeri saldırıların doğrudan hedefi haline getirmektedir” diyerek yabancı askeri güçlerin konuşlandırılmasının egemen devletlerin güvenliğini nasıl sabote ettiğini ifade etti.
St. Petersburg Uluslararası Hukuk Forumu’ndaki konuşmasını tamamlayan Rusya Güvenlik Konseyi Başkan Yardımcısı, Rusya’nın çok kutuplu yeni bir dünya düzeninin inşası için gelişmekte olan ülkelerle ittifaklarını güçlendireceğini ve Batı dışı dünyayla hukuki, ekonomik ve siyasi işbirliklerini derinleştireceğini belirterek sözlerine son verdi.
Rusya
Rusya’da rekabet kurumu, akaryakıt piyasasında fiyat artışlarını incelemeye aldı

Rusya Federal Rekabet Kurumu (FAS), 26 sektör birliği ve derneğine gönderdiği yazıyla benzin ve motorin fiyatlarında gerekçesiz artışlardan kaçınılması çağrısında bulundu. Kurum, bağımsız akaryakıt istasyonları ve tarım sektörüne yakıt satan küçük toptan satış segmentindeki önde gelen şirketlerin fiyatlandırmalarını analiz ettiğini açıkladı.
Rusya Federal Rekabet Kurumu (FAS), yakıt alanında faaliyet gösteren dernek ve birliklere akaryakıtta sorumlu fiyatlandırma ilkelerine uyma çağrısında bulundu.
Kurumun basın servisinin RBK medya kuruluşuna verdiği bilgiye göre FAS, 26 birlik ve derneğe gönderdiği yazıda perakende ve küçük toptan satış segmentlerinde benzin ve motorin fiyatlarının gerekçesiz şekilde artırılmaması gerektiğini hatırlattı.
FAS, bağımsız akaryakıt istasyonları ile tarım sektörüne yakıt satan küçük toptan satış segmentindeki önde gelen şirketlerin fiyatlandırma uygulamalarını analiz ettiğini de bildirdi.
Rusya’nın dörtte birinde akaryakıt satışına sınırlama getirildi
Yakıt piyasası ilkbahardan bu yana yetkililerin yakın takibinde bulunuyor. FAS, mayıs ayında petrol şirketlerinin yöneticilerine gönderdiği mektupta petrol ürünlerinde sorumlu fiyatlandırma ilkelerine uyulmasını tavsiye etmişti.
Öte yandan Rusya Enerji Bakanlığı, iç yakıt piyasasındaki durumun istikrarlı ve kontrol altında olduğunu açıkladı. Kremlin de bölgelerin yakıt tedarikinde herhangi bir risk görmediğini bildirdi.
24 Haziran’da Rusya Maliye Bakanı Anton Siluanov, ülkede yakıt fiyatlarında sıçrama yaşanmadığını söyledi.
Gazeteci Aleksandr Yunaşev’in, “Benzin fiyatlarındaki sıçramalar nedeniyle hükümetin bütçede ek harcamalar öngörmesi gerekip gerekmediği” yönündeki sorusuna yanıt veren Siluanov, genel olarak fiyat artışı olduğu görüşüne katılmadığını ifade etti.
Amerika1 hafta öncePeter Thiel’in gizli cemiyeti: “Dialog”
Avrupa1 gün önceKuzey Akım sabotajında ‘porno filmi kılıfı’ iddiası
Görüş2 hafta önceYeni Delhi’den Yükselen Ses: BRICS’in Yeni Dünya Düzeni Manifestosu
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 5
Asya1 hafta önceÇKP, ‘Xi Jinping’in Parti İnşası Üzerine Düşüncesi’ni resmi doktrin ilan etti
Ortadoğu1 hafta önceİran, ABD ile varılan anlaşmanın detaylarını açıkladı
Asya2 hafta önceGüney Kore’de askeri istihbarat teşkilatına tarihi darbe
Görüş2 hafta önceSavaşın kısa tarihi ve senaryolar – 4










