Bizi Takip Edin

Rusya

Rusya’nın Çasov Yar’ı ele geçirmesi ne anlama geliyor?

Yayınlanma

Eski Rus askeri istihbarat görevlisi Yevgeniy Krutikov, Rus ordusunun Çasov Yar’ı ele geçirmesinin büyük operasyonel başarı olduğunu belirtti. Krutikov, bu hamlenin Donbass’taki son büyük Ukrayna savunma hattı olan Kramatorsk-Slavyansk bölgesine yönelik doğrudan ilerlemenin önünü açtığını ve Ukrayna’nın lojistik hatlarını altüst edeceğini ifade etti.

Eski Rus askeri istihbarat görevlisi Yevgeniy Krutikov, Rusya’nın önde gelen diplomasi yayınlarından Vzglyad için kaleme aldığı analizde, Rus ordusunun aylarca süren şiddetli çatışmaların ardından Çasov Yar kentini ele geçirmesinin sonuçlarını değerlendirdi.

Krutikov, bu gelişmenin Rusya için büyük operasyonel başarı olduğunu ve muharebe sahasında önemli sonuçlar doğuracağını vurguladı.

Rusya Savunma Bakanlığı, Donetsk Halk Cumhuriyeti’nde (DHC) bulunan Çasov Yar kentinin kontrol altına alındığını resmen duyurmuştu.

Krutikov, kentin eski idari sınırları içindeki tüm yapıların ve arazilerin Rusya Silahlı Kuvvetlerinin tam kontrolü altında olduğunu, ancak çevre bölgelerde hâlâ hasım unsurların bulunabileceğini belirtti.

Krutikov, nihai taarruzda 98. Hava İndirme Tümenine bağlı paraşütçülerin yer aldığını ve bu birliklerin, Kral Danylo’nun adını taşıyan 24. Mekanize Tugay ile Ukrayna Ulusal Muhafızlarının 16. Tugayını bozguna uğratarak kent sınırlarının dışına sürdüğünü aktardı.

Kramatorsk ve Slavyansk’a giden yol açıldı

Krutikov, Çasov Yar’ın Slavyansk-Kramatorsk hattında Ukrayna ordusunun en müstahkem savunma noktalarından biri olduğuna dikkat çekti.

Krutikov, “Kentin ele geçirilmesiyle, ilk olarak Rusya Silahlı Kuvvetleri Konstantinovka üzerindeki baskıyı doğudan artırma imkânı buluyor. İkinci ve belki de daha önemlisi, Donbass topraklarındaki son büyük hasım mevzisi olan Kramatorsk-Slavyansk aglomerasyonuna doğru doğrudan ilerleme hattı açılıyor,” ifadelerini kullandı.

Krutikov’a göre, Çasov Yar’daki Ukrayna varlığı, kuzeybatıya, yani Kramatorsk ve Slavyansk’a yönelik ilerlemeyi sürekli bir kanat tehdidi oluşturarak engelliyordu.

Krutikov, “Ayrıca, Çasov Yar lojistik merkez olarak kullanılmadan batı ve kuzeybatıya hareket etmek zorlaşacağı için lojistik sorunları ortaya çıkacaktı,” diye yazdı.

WSJ, Ukrayna’nın savunma hattını İkinci Dünya Savaşı’ndaki Majino Hattı’na benzetti

2014’ten beri kilit bir kale

Krutikov, Çasov Yar’ın 2014’ten beri Donbass’taki tüm Ukrayna güçlerinin ana karargâhı olarak hizmet verdiğini hatırlattı. Kent, 2022’de Rusya’nın özel askeri harekâtının başlamasıyla Artyomovsk (Bahmut) ve Soledar’da konuşlu büyük Ukrayna birliğinin operasyonel geri üssü hâline gelmişti.

Krutikov, “Burası, Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin bu yöndeki tüm savunma hattı için lojistik ve en önemlisi onarım merkeziydi. Zamanla kentin etrafında ve içinde birkaç ek savunma hattı inşa edildi,” dedi.

Beton hendekler ve yeraltı sığınakları

Kentin coğrafi konumu da savunma için büyük avantaj sağlıyordu. Krutikov, Çasov Yar’ın ovadan 200 metreden daha yüksekte bulunduğunu ve Siverskiy Donets-Donbass sulama kanalının kenti ikiye böldüğünü belirtti.

Krutikov, kanalın 2014’ten beri susuz bırakıldığını ancak bu hâliyle derin, beton bir hendek işlevi gördüğünü ifade etti.

Krutikov, “Hendek, bazı kesimlerde 6 ila 30 metre arasında değişen derinliğe ve 30 metre genişliğe sahip olup özel türde betonla inşa edilmişti,” diye ekledi.

Ukrayna ordusu, kanalın doğu yakasındaki Kanal adlı yüksek binalardan oluşan mahalleyi öncü tahkimata dönüştürmüştü. Rus birlikleri, geçen yaz ortasında bu mahalleyi ele geçirerek kanalı kuzey ve güneyden kurulan iki geçişle aşmayı başardı.

Krutikov, Ukrayna güçlerinin merkezi kısımdaki nükleer savaş ihtimaline karşı inşa edilmiş Sovyet dönemi yeraltı sığınaklarını da modern muharebe yöntemlerine göre yeniden düzenleyerek güçlü savunma mevzileri oluşturduğunu belirtti.

Krutikov, “Yani bunlar, esasen Sovyet mevzileri değil, modern savaş yöntemlerine göre donatılmış yeni mevzilerdi,” diye yazdı.

Ormanlık alanlarda yabancı milisler

Kentin içindeki ve çevresindeki geniş ormanlık alanlar da çatışmaları zorlaştıran unsurlardandı. Krutikov, “Hasım, eski öncü kampları ve sendika tatil köylerini kullanarak bu ormanlık alanlarda müstahkem savunma noktaları organize etti. Bu tür orman mevzilerinde genellikle yabancı milislerin üsleri bulunuyordu,” dedi.

Krutikov, Rus paraşütçülerin beklenmedik hamlelerle hasım savunmasının derinliklerine sızmayı başardığını ve bu tür kanat atılımları olmadan merkezi kısma yönelik taarruzun sorunlu olacağını vurguladı.

Cephe hattı yeniden şekilleniyor

Başlangıçta iki tugayı aşan Ukrayna birliğinin, çatışmalar sırasında dört-beş tugaya kadar çıkarıldığını belirten Krutikov, Ukrayna ordusunun ilk başlarda Konstantinovka, Drujkovka ve Kramatorsk’tan tam manevra, rotasyon ve ikmal özgürlüğüne sahip olduğunu, ancak bu durumun son aylarda değiştiğini kaydetti.

Krutikov, analizini şu sözlerle tamamladı:

“Şimdi düşmanın bu yöndeki lojistik yollarını tamamen yeniden inşa etmesi zaman alacak. Konstantinovka yavaş yavaş yarım çember içine alınıyor. Artık tam teşekküllü Kramatorsk-Slavyansk yönünün oluşturulmasından ve güneydeki birliklerin kuzeybatıya yeniden formatlanmasından bahsedilecek. Tüm bunlar, yakın gelecekte muharebe temas hattının konfigürasyonunun eski lojistik zincirlerinin varlığını sona erdirecek şekilde değişeceği ve hasmın yeni mevziler seçmek zorunda kalacağı anlamına geliyor. Bunu yapacak gücü, kaynağı ve zamanı olup olmadığı ise büyük soru işareti.”

Rusya

Rusal yıllık 800 milyon dolarlık zarar nedeniyle dört fabrikasını kapatıyor

Yayınlanma

Rus alüminyum üreticisi Rusal, yıllık 800 milyon dolar zarar getiren dört boksit ve alümina tesisini geçici olarak kapatmayı planlıyor. Kararın tek sanayili kentlerde istihdam kaybına yol açabileceği belirtilirken şirket hükümetten destek talep ediyor.

Rus milyarder Oleg Deripaska tarafından kurulan alüminyum üreticisi Rusal, bünyesindeki dört boksit ve alümina tesisinde üretimi geçici olarak durdurmayı planlıyor. Şirket verilerine göre söz konusu işletmeler Rusal’a yıllık 800 milyon dolar zarar getiriyor.

Kommersant gazetesinin kaynaklara dayandırdığı haberine göre şirket, tesislerin geçici olarak korumaya alınması planını Rusya Başbakanı Mihail Mişustin’e bildirdi. Olası kapatma kararının Pikalevo Alümina Fabrikası, Severouralsk Boksit Madeni ile Bogoslovsk ve Ural alümina fabrikalarını kapsaması bekleniyor.

Pikalevo, Bogoslovsk ve Ural fabrikaları 2025 yılında 2,1 milyon ton alümina üreterek şirketin bu hammaddedeki toplam üretiminin yaklaşık yüzde 30,7’sini karşıladı. Bu tesislerde hammadde işlemeden kaynaklanan zararın üretilen her bir ton alüminyum başına 400 dolar düzeyinde olduğu hesaplanıyor.

Kommersant’a konuşan metalurji sektörü kaynakları, temel riskin söz konusu işletmelerin yer aldığı tek sanayili şehirlerde yaşanabilecek işten çıkarmalar olduğuna dikkat çekiyor.

Rusal, planlanan üretim durdurma kararı nedeniyle hükümetten hem bölgelere yönelik destek hem de tesislerin modernizasyonu için finansal katkı talep etti. Sosyo-ekonomik sonuçları en aza indirme taahhüdünde bulunan Rusal, konuya ilişkin resmi bir yorum yapmadı.

T-Investitsii kıdemli analisti Ahmed Aliyev, işletmelerin tamamen durdurulması halinde Rusal’ın hammaddeyi dış pazarlardan temin etme yoluna gidebileceğini ve mevcut düşük alümina fiyatları dikkate alındığında bunun daha karlı olacağını ifade etti.

Rusal, 2025 yılı sonuçlarına göre gelirini yüzde 22,6 artırarak 14,81 milyar dolara yükseltmesine rağmen 455 milyon dolar net zarar açıkladı. Şirketin 2026 yılının ilk altı ayındaki net karı ise bir önceki yılın aynı dönemindeki 87 milyon dolarlık zarara kıyasla 419 milyon dolar olarak gerçekleşti.

Buna karşın şirket hissedarlarına gelir sağlamamaya devam ediyor. Hissedarlar 26 Haziran’da, 2025 yılı sonuçlarına göre temettü dağıtılmaması yönündeki kararı onayladı. Şirket ortakları en son 2022 yılının ilk yarısı için temettü almıştı.

Metalurji sektöründe maliyet kısıtlamaları

Gelirlerde yaşanan sıkıntılar sektördeki diğer metalurji şirketlerini de harcamalarını kısmaya yöneltti. Milyarder Aleksey Mordaşov, mayıs ayında yaptığı açıklamada sahibi olduğu Severstal şirketinin işe alımları durdurduğunu ve sektördeki kriz nedeniyle işten çıkarma olasılığını değerlendirdiğini duyurmuştu.

Mordaşov, şirketin bu yılki yatırım programını yüzde 24 oranında daralttığını, gelecek yıl ise harcamalarda daha sert kesintilere gitmeyi planladığını belirterek negatif nakit akışıyla karşı karşıya kaldıklarını kaydetmişti.

Çin dışındaki en büyük alüminyum üreticisi konumundaki Rusal’ın yüzde 56,88’i En+ grubuna ait. Oleg Deripaska ise şirketteki oy hakkına sahip hisselerin yüzde 35’ini kontrol ediyor.

2025 verilerine göre küresel alüminyum üretiminin yüzde 5,3’ünü, alümina üretiminin ise yüzde 4,7’sini Rusal gerçekleştirdi.

Şirketin Rusya, İrlanda, İtalya, Gine ve Jamaika’da 11 alümina tesisi bulunuyor. Rusal ayrıca Çin’deki Wenfeng fabrikasında yüzde 30, Hindistan’daki Pioneer fabrikasında yüzde 26 ve Avustralya’daki QAL fabrikasında yüzde 20 hisseye sahip.

Okumaya Devam Et

Rusya

Lavrov, CIA Direktörü Ratcliffe’in Moskova ziyaretini değerlendirdi

Yayınlanma

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, CIA Direktörü John Ratcliffe’in Moskova ziyaretine ilişkin açıklamalarda bulunarak istihbarat servislerinin kendi kuralları çerçevesinde temas kurduğunu söyledi. Ratcliffe’in Rus mevkidaşı Sergey Narışkin ile gerçekleştirdiği görüşme Washington ve Moskova tarafından çalışma ziyareti olarak nitelendirilirken, NATO konusundaki uyarı iddiaları yalanlandı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, RBK meda kuruluşuna verdiği mülakatta, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) Direktörü John Ratcliffe’in 25 Ağustos’ta Moskova’ya gerçekleştirdiği ziyareti değerlendirdi.

Amerikan basınında yer alan iddiaları yorumlayan Lavrov, istihbarat servislerinin işbirliği kurallarına dikkati çekerek “Biliyorsunuz, ben orada değildim. Bütün dünyada olduğu gibi bizde de özel servislerin birbirleriyle etkileşim kurduğu kurallar vardır. Bunda olağandışı bir durum yok ve bu çalışmaları sessizlik içinde yürütmelerinde de şaşılacak bir şey bulunmuyor. Biz de diplomaside büyük ölçüde sessiz çalışıyoruz. Ancak diplomatlar gelenekleri ve mesleklerinin gereği olarak bir şeyler anlatmak zorundadır” ifadelerini kullandı.

Lavrov, diplomaside ve müzakerelerde henüz üzerinde çalışılan, olası uzlaşı ve tavizleri riske atmamak adına hassas ayrıntıların kamuoyuna açıklanmadığını vurguladı.

Ratcliffe’in yanı sıra Vatikan Devletler ve Uluslararası Örgütlerle İlişkiler Sekreteri Başpiskopos Paul Richard Gallagher’ın ziyaretine de değinen Lavrov, her iki temasın da Moskova’ya gelen tarafların doğrudan görüşme isteğinden kaynaklandığını kaydetti.

Öte yandan The Wall Street Journal gazetesi, ABD’li yetkililere dayandırdığı haberinde Ratcliffe’in Moskova’ya bizzat ABD Başkanı Donald Trump tarafından gönderildiğini yazdı.

Haberde, görevin son derece hassas olması nedeniyle Beyaz Saray’daki bazı üst düzey yetkililerin dahi seyahatten önceden haberdar edilmediği aktarıldı.

Ratcliffe’in Letonya’dan ABD’ye ait bir C-17 askeri nakliye uçağıyla Moskova’ya geçtiği, temasın duyulmasının ardından Avrupalı yetkililerin alelacele bilgi edinmeye çalıştığı kaydedildi.

Amerikan basınında, Ratcliffe’in Moskova’ya Rusya’yı NATO ülkelerine, özellikle Estonya, Letonya ve Litvanya’ya yönelik gerilimi tırmandırmaması konusunda uyarmak amacıyla gittiği iddiaları yer aldı.

Politico da CIA Direktörünün Moskova’ya ittifak üyelerine yönelik olası adımlar konusunda uyarı ilettiğini yazdı.

ABD Başkanı Donald Trump ise bu iddiaları reddederek seyahati “yarı rutin” bir çalışma ziyareti olarak tanımladı. Trump, Ratcliffe’in Moskova’ya herhangi bir uyarı mesajı iletmediğini belirterek “Hiçbir mesaj verilmedi ve olağandışı bir şey yaşanmadı” dedi.

Ratcliffe’in Rusya Dış İstihbarat Servisi (SVR) Direktörü Sergey Narışkin ile altı ayda bir veya yılda bir görüştüğünü ve ikili arasında çok iyi ilişkiler bulunduğunu kaydeden Trump, Rusya’nın NATO’ya saldıracağı yönündeki kaygılara katılmadığını ifade etti.

Rusya Dış İstihbarat Servisi Başkanı Sergey Narışkin de Ratcliffe ile Moskova’da görüştüğünü doğruladı. Dünyanın tüm kıtalarından istihbarat başkanlarıyla neredeyse her hafta bir araya geldiğini belirten Narışkin, “Dolayısıyla John Ratcliffe ile gerçekleşen görüşme de bir çalışma formatıydı” açıklamasını yaptı.

Narışkin, görüşmede doğrudan özel servislerin yetki alanındaki konuların ele alındığını bildirdi.

Kremlin Sözcüsü Dmitri Peskov ise temasın istihbarat birimleri hattında gerçekleştiğini, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ratcliffe ile görüşmediğini ancak gelişmelerin derhal Putin’e rapor edildiğini duyurdu.

Peskov, Batı basınında çıkan haberleri “asılsız iddialar” ve “gerçekliğin çarpıtılması” olarak nitelendirdi. Putin’in daha önce dile getirdiği ifadelere atıfta bulunan Rus yetkililer, Moskova’nın NATO ülkeleriyle savaşmak için jeopolitik, ekonomik, siyasi ya da askeri hiçbir gerekçesi ve çıkarı bulunmadığını vurguladı.

Okumaya Devam Et

Rusya

Küresel buğday fiyatları Karadeniz düğümüyle üç yılın zirvesinde

Yayınlanma

Karadeniz ve Azak Denizi’ndeki sevkiyatın kesintiye uğramasıyla küresel buğday fiyatları haziran ayından bu yana yüzde 30 artarak Temmuz 2023’ten bu yana görülen en yüksek seviyeye çıktı. Chicago Ticaret Borsası’nda günlük üst limit olan 0,45 dolar sıçrayan kote fiyatlar bushel başına 7,62 dolara yükselirken, piyasa aktörleri Karadeniz’deki emniyet riski çözülmediği takdirde tırmanışın süreceğini belirtiyor.

Küresel buğday fiyatları haziran ayından bu yana yüzde 30 oranında tırmanarak Temmuz 2023’ten bu yana kaydedilen en yüksek seviyeye ulaştı.

Chicago Ticaret Borsası’nda gerçekleşen işlemlerde kote fiyatlar, gün içinde izin verilen en yüksek artış limiti olan 0,45 dolar yükselerek bushel başına 7,62 doları gördü.

Piyasa katılımcıları, Rusya ile Ukrayna arasında Karadeniz ve Azak Denizi’nde yaşanan gerilimin küresel gıda piyasasında yaklaşık üç yıldır devam eden dengeleri sarsmasından endişe duyuyor.

Dünya buğday ihracatının çeyrekten fazlasını tek başına karşılayan Rusya ve Ukrayna; arpa, mısır ve ayçiçeği yağı tedarikinde de küresel ölçekte sürükleyici rol oynuyor.

İki ülkenin sunduğu nispeten ucuz tarım ürünleri, Afrika ve Asya’daki dar gelirli ülkelerin gıda güvenliği açısından hayati önem taşıyor.

Advantage Grain Genel Müdürü Chris Nicolaou, Bloomberg’e yaptığı değerlendirmede, “Karadeniz’de bir uzlaşıya varılamaz ve deniz taşımacılığının güvenliği sağlanamazsa fiyatlardaki tırmanış devam edecektir” ifadelerini kullanarak tedarik zincirindeki aksamaların piyasayı derinden korkuttuğuna dikkati çekti.

“Tarihte eşi benzeri görülmemiş bir arz şoku”

Tarım danışmanlık firması SovEcon’un Direktörü Andrey Sizov, mevcut durumu “Rusya ve Ukrayna’nın Karadeniz ile Azak Denizi’ndeki limanlarının durması nedeniyle yaşanan, eşi benzeri görülmemiş bir arz şoku” olarak nitelendirdi.

Piyasa dinamiklerini değerlendiren Sizov, “Modern tahıl piyasası tarihinde böyle bir tablo yaşanmadı; ne Rusya’nın tahıl ihracatına ambargo koyduğu 2010 yılında ne de savaşın başladığı 2022’nin ilk yarısında buna benzer bir süreç görüldü” değerlendirmesinde bulundu.

Saha şartlarındaki ağırlaşmanın ihracat rakamlarına doğrudan yansıması bekleniyor. Ukrayna’nın tarımsal ihracatının bu sezonda, Temmuz 2025’te başlayan tırmanış öncesinde Tarım Bakanlığınca açıklanan öngörülerin yarısından bile az seviyede kalabileceği belirtiliyor. Rusya’nın buğday ihracatının ise ağustos ayında, 2025 yılının aynı dönemine kıyasla yüzde 50’den fazla düşeceği tahmin ediliyor.

Sevkiyat noktalarındaki kilitlenme fiilen başlamış durumda. Novorossiysk’teki tahıl terminalleri Ukrayna’ya ait insansız hava araçlarının saldırıları nedeniyle faaliyetlerini durdururken, Odessa limanlarına ise Rusya’nın füze atışları yüzünden ticari gemiler artık uğramıyor.

Piyasanın mevcut tehlikeyi “felaket düzeyinde” hafif kurguladığını savunan Sizov, Avrupa’da buğday ton fiyatının 300 dolara doğru dayandığına işaret etti.

Durumun bir şekilde düzeleceğine son ana kadar inanan ithalatçıların artık tedirgin olmaya başladığını vurgulayan Sizov, küresel tahıl fiyatlarında çok daha yüksek seviyelerin gündeme gelebileceği uyarısında bulundu.

Öte yandan, küresel piyasalardaki bu yükselişin Rusya ve Ukrayna’daki üreticilere bir fayda sağlamadığı belirtiliyor.

Hasat döneminin sürmesi, iç pazara ürün girişinin devam etmesi ve dış satım imkanlarının neredeyse tamamen tıkanması nedeniyle her iki ülkede de yerel tahıl fiyatları sert düşüş kaydediyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English