Rusya
Rusya’nın ihracatında düşüş: Merkez Bankası sebepleri açıkladı

Rusya Merkez Bankası, 2024’ün dördüncü çeyreğinde Rusya ihracatının yüzde 7 azaldığını ve cari işlemler fazlasının yarıdan fazla düşüş gösterdiğini açıkladı. İhracattaki düşüşün nedenleri arasında düşük petrol fiyatları, OPEC+ kısıtlamaları ve yaptırımlar yer alıyor. Uzmanlar, ihracatın gelecekteki dinamiklerinin zayıf kalmaya devam edeceğini öngörüyor.
Rusya Merkez Bankası’nın tahminlerine göre, Rusya’nın maliyet bazlı mal ihracatı 2024 yılının dördüncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 7 azalarak 99,6 milyar dolar oldu. Bir önceki çeyrekte ise ihracat değişmemişti.
Merkez Bankası’nın ödemeler dengesine ilişkin analitik yorumunda belirtildiği üzere, ihracattaki düşüş ve ithalattaki yıllık yüzde 5’lik maliyet artışı nedeniyle cari işlemler hesabı fazlası 2024’ün dördüncü çeyreğinde 5 milyar dolara geriledi.
Karşılaştırma için, cari işlemler hesabı fazlası 2024’ün üçüncü çeyreğinde 8 milyar dolar, 2023’ün dördüncü çeyreğinde ise 11 milyar dolar seviyesindeydi. Dolayısıyla, 2024’ün dördüncü çeyreğindeki gösterge yıllık bazda yarıdan fazla azalmış oldu.
Rusya Merkez Bankası’nın tahminlerine göre, cari işlemler hesabı fazlası 2024 yılının tamamında 54 milyar dolara yükseldi (2023’te 50 milyar dolar idi).
Merkez Bankası, Rusya’dan yapılan mal ihracatının 417,2 milyar dolar olduğunu ve 2023’e göre yüzde 2 daha az gerçekleştiğini tahmin ediyor.
İhracat azalışın nedenleri
Merkez Bankası analistleri, geçen yılın sonunda ihracattaki düşüşün birkaç nedenini sıralıyor.
Talep endişeleri nedeniyle dünya petrol fiyatlarındaki düşüş. Merkez Bankası, Dünya Bankası verilerine atıfta bulunarak, Brent petrolün varil fiyatının 2024’ün dördüncü çeyreğinde yıllık bazda yüzde 11 ve üçüncü çeyreğe göre yüzde 7 düşerek ortalama 75 dolar olduğunu belirtiyor. Örneğin, Hindistan hükümetinin ticaret istatistiklerine göre (Aralık verileri henüz mevcut değil), Hindistan Ekim-Kasım 2024’te Rus petrolünü varili ortalama 75,6 dolardan ithal ederken, bu rakam Ekim-Kasım 2023’te 86,5 dolardı.
OPEC+ anlaşmasındaki kısıtlamalar. OPEC+ anlaşmaları Rusya’daki petrol üretim hacmini kısıtladı ve bu da petrol ihracatının fiziksel hacmini sınırladı. Aralık ayında OPEC+ ülkeleri gönüllü petrol üretim kesintilerini günlük 2,2 milyon varil olarak Mart 2025’in sonuna kadar uzattı. Rusya Merkez Bankası, aynı zamanda OPEC+’ın kararının petrol fiyatlarını desteklediğini belirtiyor.
Kurum, Dünya Bankası verilerine göre, Brent petrolün ortalama varil fiyatının geçen yıl ortalama 81 dolar olduğunu ve yıllık bazda sadece yüzde 2 düştüğünü belirtiyor. Merkez Bankası, Dünya Bankası ve Rusya Maliye Bakanlığı verilerine dayanarak, Rus Ural petrolünün ortalama yıllık fiyatının 2024’te varil başına 68 dolara yükseldiğini ve Brent petrol fiyatına göre iskontosunun 2023’e kıyasla daraldığını tahmin ediyor.
Merkez Bankası ayrıca, olumsuz hava koşulları ve yerli petrol rafinerilerinin iç talebindeki artışın yanı sıra “lojistik maliyetlerindeki artışın” Rusya’dan deniz yoluyla yapılan petrol sevkiyatı üzerinde aşağı yönlü baskı oluşturduğunu belirtiyor.
Diğer emtia fiyatlarındaki düşüş. Merkez Bankası’nın materyallerinde, dünya ekonomisindeki büyümenin yavaşlaması koşullarında, Rusya’nın petrol ve gaz dışı ihracatının birçok kaleminde dünya fiyatlarının dördüncü çeyrekte 2023’ün ilgili döneminin altında gerçekleştiği belirtiliyor. Dünya Bankası’nın tahıl ve gübre fiyat endeksleri yıllık bazda sırasıyla yüzde 11 ve yüzde 17, demir cevheri ve nikel fiyatları ise yüzde 21 ve yüzde 7 düştü.
Yaptırımlar ve diğer kısıtlamalar. Merkez Bankası, ABD’nin Kasım ayında dış ticaret ödemelerine katılan bir dizi Rus finans kuruluşuna yaptırım uyguladığını ve AB’nin Aralık ortasında Rusya’ya karşı 15’inci yaptırım paketini kabul ettiğini hatırlatıyor. Özellikle, Rus gazının yabancı alıcılarıyla yapılan ödemelerde kilit rol oynayan Gazprombank, ABD’nin yaptırım listesine girdi. AB ise “gölge filo”ya yönelik kısıtlamalar çerçevesinde, aralarında tahıl taşıyanların da bulunduğu 50’den fazla gemiyi yaptırım listesine ekledi.
Merkez Bankası, ayrıca, ABD ve İngiltere’nin 2024 baharında uygulamaya koyduğu yaptırımların Rusya’nın demir dışı metaller ihracatını kısıtlamaya devam ettiğini ve Türkiye’nin buğday ithalatına uyguladığı moratoryum ile AB’nin yüksek ithalat vergilerinin tahıl ihracatının dinamiklerini olumsuz etkilediğini belirtiyor. Türkiye, Haziran 2024’te buğday ithalatını askıya almıştı, ancak daha sonra pazarı kademeli olarak açtı: şu anda ithalat kotası yüzde 25 seviyesinde.
İthalat dinamikleri
Mal ithalatı maliyet bazında 2024’ün dördüncü çeyreğinde 2023’ün aynı dönemine göre yüzde 5 arttı. Rusya Merkez Bankası, ithalattaki artışın iç talepteki genişlemeden kaynaklandığını açıklıyor.
Aynı zamanda, “yaptırımların mal akışları üzerindeki etkisi de dâhil olmak üzere” aylara göre ithalatta düzensizlik gözlendi. İthalat eğilimi, ithalattaki artıştan (ekim ayında yıllık yüzde 18) düşüşe (aralık ayında yıllık bazda yüzde 7) doğru değişti. 2024 yılının tamamında, mal ithalatının maliyet hacmi yüzde 3 azalarak 294,5 milyar dolara geriledi.
Merkez Bankası verilerine göre, iç talepteki büyümenin desteği, lojistik sorunları ve rublenin 2023 ortalama kuruna göre zayıflamasıyla dengelendi. Merkez Bankası verilerine göre, 2024 yılında ortalama dolar/ruble kuru 92,4 ruble, dördüncü çeyrekte ise 99,6 ruble oldu.
Ayrıca, yurt dışından mal ithalatı kısmen iç üretimdeki artışla da sınırlandırıldı. Rusya Merkez Bankası, Rosstat verilerine atıfta bulunarak, geçen yılın ocak-kasım döneminde Rusya’da birçok ithal ikamesi gıda ürününün üretim hacminin arttığını belirtiyor.
Merkez Bankası, hükümetin dış ticaret politikasının ithalat vergileri konusundaki önlemlerinin geçen yıl ithal ikamesi süreçlerini desteklediğini vurguluyor. Özellikle, dost olmayan ülkelerden yapılan sert alkollü içeceklerin ithalat vergileri yüzde 20’ye ve şarap ithalat vergileri yüzde 25’e yükseltildi.
Merkez Bankası analistleri, ithalatın emtia yapısının önemli ölçüde değişmediğini, çünkü ithalat düşüşünün çoğu emtia grubunda gözlendiğini belirtiyor. Rusya Federal Gümrük Teşkilatı verilerine göre, Ocak-Ekim 2024’te mal ithalatının yaklaşık yarısı makine, ekipman ve ulaşım araçlarından oluştu.
Hangi eğilimler devam edecek?
RBK gazetesine konuşan Makroekonomik Analiz ve Kısa Vadeli Tahmin Merkezi (TsMAKP) baş uzmanı Andrey Gnidçenko, “Merkez Bankası’nın sunduğu ödemeler dengesi tahmini öncü nitelikte olup, özellikle mal ihracatı kısmında veriler önemli ölçüde netleşebilir,” diyor.
Gnidçenko, “Aralık ayına ilişkin nihai gümrük istatistikleri ocak ayında henüz mevcut olamazdı, bu nedenle Aralık ve muhtemelen Kasım ayı ihracat tahminleri henüz revize edilecek. Dolaylı veriler –Rusya ihracatının yarısından fazlasının gittiği Çin, Hindistan ve Türkiye’nin gümrük istatistikleri– bu kadar keskin bir düşüşe işaret etmediği için tahminin biraz yükseltileceğini bekliyorum,” öngörüsünde bulunuyor.
Bununla birlikte uzman, “bir miktar düşüşün yine de bir dizi faktörün etkisiyle, öncelikle dördüncü çeyrekteki nispeten düşük petrol fiyatları nedeniyle kaydedileceği” konusunda hemfikir.
Gazprombank Private Banking Genel Müdürü Yegor Susin, şu anda ticaretin fiziksel hacimleri ve para akışlarının büyük ölçüde farklılık gösterebileceğine dikkat çekiyor. Susin, “Gecikmeler 2-3 aya kadar çıkabilir, bu nedenle kur dalgalanmaları ve ticaret verileri anlık olarak bağlantılı olmayabilir. Ayrıca, ihracattan döviz gelirleri ve ihracatçılar tarafından döviz satışları da zaman gecikmeleri ile karakterize edilebilir,” diyor.
Rusya Bilimler Akademisi Ulusal Ekonomi ve Kamu Yönetimi Akademisi Baş Araştırmacısı Aleksandr Firançuk, Merkez Bankası tarafından açıklanan ihracattaki düşüş nedenleri listesini kapsamlı olarak nitelendiriyor.
Firançuk, “İhracatın gelecekteki dinamikleri muhtemelen zayıf kalmaya devam edecek,” görüşünü belirtiyor. Firançuk, hidrokarbonların Rusya’nın mal ihracatındaki payının yüzde 60 seviyesinde kaldığını, dolayısıyla “maliyet hacimlerinin öncelikle dünya piyasalarındaki fiyat dinamikleri tarafından belirlendiğini” ve petrol kotasyonlarını tahmin etmenin “pek umut verici bir iş olmadığını” açıklıyor.
Firançuk, petrol fiyatlarının geçen yılki seviyelerde kalması halinde, Rus tanker filosuna, Gazprom Neft ve Surgutneftegaz’a yönelik yaptırımlar nedeniyle 2025’in ilk ve ikinci çeyreklerinde ihracatın muhtemelen 2024’ün aynı dönemine göre daha düşük olacağını öngörüyor.
Firançuk, “Bu tür kısıtlamaların ihracat üzerinde kayda değer, ancak azalan bir etkisi olacaktır. Mevcut yaptırımlar, petrol sevkiyatında gecikmelere ve 2024 sonuna doğru neredeyse ortadan kalkan Rus petrolüne yönelik iskontoların artmasına yol açabilir. Önceki yaptırım dalgalarının deneyimi, lojistiğin yeniden yapılandırılmasının ve alternatif satış pazarlarına çıkışın bir ila iki çeyrek sürdüğünü, iskontoların ise daha yavaş azaldığını ve bir yıldan uzun süre devam edebileceğini gösteriyor,” şeklinde değerlendiriyor.
Firançuk ayrıca, Ukrayna üzerinden gaz sevkiyatının durdurulmasının, bu hacimlerin tamamen başka güzergâhlara yönlendirilmesi mümkün olmadığından, Rusya’nın toplam ihracat hacimleri üzerinde ek olumsuz bir etkiye sahip olacağını belirtiyor.
İthalatla ilgili olarak, uzman aralık ayındaki bazı tedarik hacmi düşüşlerini Rus bankalarına yönelik yaptırımlarla ilişkilendiriyor. Uzman, “Bu, ertelenmiş talebe ve yeni ödeme kanalları kurulduğunda 2025’in ilk çeyreğinde tedarik hacimlerinde artışa yol açabilir,” ihtimalini göz ardı etmiyor.
AKRA Egemen ve Bölgesel Derecelendirme Grubu Direktörü Dmitriy Kulikov’a göre, ticaret savaşlarının aktivite düzeyi ve gelecekteki ticaret blokları ile aralarındaki engellere ilişkin beklentiler dinamikleri dolaylı olarak etkileyebilir.
Kulikov, “Rusya üzerindeki etkisi ticaret yönlerini etkilemekten ziyade fiyatlar yoluyla daha olasıdır, ancak yine de ihracat ve ithalat maliyetini potansiyel olarak etkileyecektir,” değerlendirmesinde bulunuyor.
Rusya
Rusya’da akaryakıt krizi kamu hizmetlerini vurdu

Rusya’da yaşanan akaryakıt krizi, hastaneler, itfaiye ve belediye hizmetleri için yapılan kamu ihalelerinin iptal edilmesine yol açıyor. İzvestiya gazetesinin araştırmasına göre, Mayıs ve Haziran aylarında iptal edilen veya yinelenen akaryakıt ihalelerinin sayısı geçen yıla göre üç kat arttı.
Rusya’da yaşanan akaryakıt sıkıntısı, kamu kurumlarının benzin ve motorin alımlarına yönelik ihalelerini doğrudan etkilemeye başladı. İzvestiya gazetesinin haberine göre, Mayıs ve Haziran aylarında sağlık kurumları, belediye hizmetleri ve acil durum ekipleri için düzenlenen akaryakıt ihalelerinde iptal edilen, gerçekleştirilemeyen veya yeniden ilan edilenlerin sayısı geçen yılın aynı dönemine kıyasla üç katına çıktı.
Piyasa uzmanları, akaryakıt tedarikçilerinin sabit fiyatlı kamu sözleşmelerine katılmayı karlı bulmadığını ifade ediyor. İhale süreci devam ederken akaryakıtın piyasa fiyatı hızla yükseldiği için şirketler, kamu ihalelerine girmek yerine ellerindeki ürünü perakende ağlarında veya ticari müşterilere satmayı tercih ediyor.
İhalelere teklif veren çıkmıyor
Tedarik sorunları nedeniyle birçok bölgede kamu kurumları akaryakıt temin edemiyor. Samara Bölge Tıp Merkezi Dinastiya, 580 bin ruble değerindeki 8 bin 500 litrelik AI-92 tipi benzin ihalesine hiç başvuru alamadı. Leningrad Bölgesi’ndeki Darina rehabilitasyon merkezi için planlanan 28 bin litrelik AI-95 tipi benzin alımı da aynı nedenle gerçekleştirilemedi.
Tambov belediye yönetiminin araç filosu için açtığı 2 milyon ruble tutarındaki benzin ve motorin ihalesi de tedarikçi bulunamadığı için sonuçsuz kaldı. Vladimir Bölgesi’nde ise Gorelektroset şirketinin 2,2 milyon rublelik ihalesi iptal edilenler arasında yer alıyor.
Stavropol’deki yangın söndürme ve arama kurtarma hizmetleri, akaryakıt ihalesini defalarca yeniden ilan etmek zorunda kaldıktan sonra sözleşmeyi tek bir tedarikçiyle imzalayabildi. Krasnodar Bölgesi’ndeki Tuapse Sosyal Hizmet Merkezi de benzer bir yöntemle yakıt tedarik edebildi.
Hastaneler, itfaiye teşkilatları, toplu taşıma araçları ve belediye hizmetleri şu an için mevcut rezervler ve öncelikli sevkiyatlar sayesinde faaliyetlerini sürdürüyor. Ancak uzmanlar, akaryakıt açığının sürmesi durumunda bütçe harcamalarının artacağı ve tekrarlanan ihale sayısının çoğalacağı yönünde uyarıda bulunuyor.
“Uzak bölgelerde kesintiler düzenli hale gelebilir”
Freedom Global analisti Vladimir Çernov, kamu kurumlarının yükselen piyasa fiyatlarını takip ederek ihale başlangıç bedellerini artırmak zorunda kalacağını öngörüyor. Çernov, özellikle uzak bölgelerin bu durumdan daha fazla etkileneceğini ve buralarda tedarik kesintilerinin kronikleşebileceğini değerlendiriyor. Bu durumun belediye hizmetlerinde aksamalara, acil olmayan ulaşım seferlerinin iptaline ve toplu taşıma sıklığının azalmasına yol açabileceği belirtiliyor.
Finam Grubu analisti Sergey Kaufman da akaryakıt fiyatlarındaki keskin artışa dikkat çekiyor. Rusya Federal Devlet İstatistik Servisi (Rosstat) verilerine göre, yıl başından bu yana benzin fiyatları yüzde 13,9, motorin fiyatları ise yüzde 14,7 oranında yükseldi. Bazı bölgelerde artış oranının çok daha yüksek olduğu ve AI-92 tipi benzinin litre fiyatının 80 rubleyi aştığı kaydediliyor. Kaufman, mevcut koşullarda tedarikçilerin kamu ihalelerine katılmak yerine endüstriyel müşterilere ve bağımsız akaryakıt istasyonlarına satış yapmayı daha avantajlı bulduğunu ifade ediyor.
Energy Intelligence analizlerine göre, Ukrayna’nın gerçekleştirdiği saldırılar nedeniyle Rusya’nın rafinaj kapasitesinin yarısı devre dışı kalmış durumda.
Temmuz ayının ilk haftasında rafinerilerin günlük üretimi 3,53 milyon tona geriledi.
Reuters ajansının verilerine göre ise Temmuz ayının ikinci haftasında günlük benzin üretimi yüzde 35 azalarak 75 bin ila 80 bin ton seviyesine düştü. Rusya’da yaz dönemindeki günlük iç tüketimin 115 bin ila 120 bin ton arasında olduğu biliniyor.
Rusya
Rusya’daki yakıt krizi Orta Asya’ya yayılıyor

Rusya’da insansız hava aracı saldırıları sonucu büyük rafinerilerin devre dışı kalmasıyla başlayan yakıt krizi, petrol ürünleri ithalatına bağımlı olan Orta Asya ülkelerini etkilemeye başladı. Moskova’nın iç piyasayı korumak amacıyla haziran ayında bölgeye yönelik benzin ve jet yakıtı sevkiyatını keskin şekilde düşürmesi, özellikle havacılık sektöründe ciddi sıkıntılara yol açıyor. Bölge ülkeleri, Rusya’dan yapılan ithalatın azalması üzerine Çin, Belarus ve Azerbaycan gibi alternatif tedarikçilerle görüşmeler yürüterek krize karşı çözüm arıyor.
Rusya’nın büyük bölümünü etkisi altına alan yakıt krizi, petrol ürünleri ithalatına bağımlı olan Orta Asya ülkelerine sirayet ediyor.
Bölge ülkelerinin yöneticileri ve piyasa temsilcileri, Rusya’nın iç piyasada oluşan açığı kapatmak amacıyla haziran ayında Orta Asya ve Afganistan yönündeki demiryolu benzin ve jet yakıtı ihracatını mayıs ayına kıyasla sert şekilde düşürdüğünü bildirdi. Rusya’daki iç piyasa açığının, insansız hava araçlarının düzenlediği saldırılar sonucu büyük petrol rafinerilerinin faaliyetlerinin durmasından kaynaklandığı belirtiliyor.
Tarihsel olarak Rus yakıtına bağımlı olan Orta Asya ülkelerinin henüz bu tedarik için tam bir alternatif bulamadığı kaydedildi. Sektör temsilcileri, transit taşımacılık yapan şirketlerin yoğun talebi ve artan uçak seferleri nedeniyle bu durumdan en çok havacılık sektörünün olumsuz etkilendiğini ifade ediyor.
Treyderler, Rusya’da benzin, jet yakıtı ve dizel ihracatına yönelik genel bir yasak uygulandığına dikkat çekiyor. Orta Asya ülkeleri, Moskova ile imzalanan hükümetlerarası anlaşmalar uyarınca bu ihracat ambargosundan muaf tutulsa da piyasada sevk edilecek serbest ürün hacminin kalmaması nedeniyle fiilen tedarik sıkıntısı yaşanıyor.
Bölge ülkeleri alternatif arıyor
Rusya’dan yapılan ithalatın düşmesi karşısında Orta Asya ülkeleri alternatif çözümler üretmeye çalışıyor. Kazakistan, benzin ve jet yakıtı üretimini rekor seviyelere çıkarırken Çin, Türkmenistan ve diğer ülkelerden yakıt alımı için görüşmeler yürütüyor.
Kırgızistan yönetimi, temmuz ayı başında istikrarlı benzin tedariki sağlamak amacıyla Kazakistan, Belarus, Azerbaycan, Özbekistan ve Türkmenistan’dan yardım talep etti. Petrol ürünlerinde açık yaşayan Kırgızistan, Çin ve Belarus’tan da sevkiyat bekliyor.
Tacikistan Enerji ve Su Kaynakları Bakanı Daler Cuma, geçen hafta yaptığı açıklamada, ülkede 60 günlük yakıt stoku kaldığını belirterek ithalat için Rusya, Kazakistan, Türkmenistan, İran, Irak ve Belarus ile görüşmelerin sürdüğünü bildirdi.
Sevkiyat verilerinde keskin düşüş
Treyderlerin verilerine göre, haziran ayında Rusya’dan Orta Asya ülkelerine yapılan jet yakıtı ihracatı, mayıs ayına kıyasla 13 kat azalarak 3 bin 800 tona geriledi. Benzin sevkiyatı ise yüzde 34 düşüşle 99 bin 300 ton oldu.
Buna karşılık dizel yakıt sevkiyatı mayıs ayındaki 167 bin 500 ton seviyesinden haziran ayında 237 bin 700 tona yükseldi.
Haziran ayında Rus jet yakıtı yalnızca Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan’a düşük miktarlarda sevk edildi.
Rusya’nın haziran ayındaki benzin ihracatının yüzde 46’sı Moğolistan’a, yüzde 25’i Kırgızistan’a, yüzde 19’u Tacikistan’a ve yüzde 10’u Özbekistan’a yapıldı.
Dizel ihracatı ise yüzde 59 oranında Moğolistan’a, yüzde 28 Kırgızistan’a, yüzde 9 Tacikistan’a ve yüzde 4 Özbekistan’a yönlendirildi.
2026 yılının ilk yarısında Rus üreticilerin Orta Asya ve Afganistan’a yönelik motor yakıtı sevkiyatı, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7 artış göstererek 3,56 milyon tondan 3,82 million tona yükseldi.
Rusya, 2025 yılında ise Orta Asya ve Afganistan’a yönelik benzin, dizel ve jet yakıtı ihracatını 2024 yılındaki 6,3 milyon ton seviyesinden 7,5 milyon tona çıkarmıştı.
Rusya, akaryakıt piyasasını ihracat yasağıyla dengelemeye çalışıyor
Belarus sevkiyatı da geriledi
Treyder verilerine göre, Belarus üretimi benzin ve jet yakıtının Orta Asya ve Afganistan’a sevkiyatı haziran ayında beş kat düşerek 27 bin tona geriledi. Belarus’un haziran ayında kendi petrol ürünlerini Rusya iç piyasasına yönlendirerek bu ülkeye rekor düzeyde sevkiyat yaptığı bildirildi.
Haziran ayında Belarus’tan Kazakistan’a yaklaşık 6 bin 600 ton jet yakıtı gönderilirken bölgeye yapılan benzin sevkiyatı mayıs ayındaki 132 bin 400 ton seviyesinden 20 bin 350 tona düştü.
Yerel üretim verilerine göre, 2026 yılının ilk beş ayında Kırgızistan’da 101 bin 218 ton benzin ve 102 bin 829 ton dizel üretildi.
Özbekistan’daki rafineriler ise aynı dönemde 502 bin 200 ton benzin ve 476 bin 400 ton dizel üretti. Sektör kaynaklarından edinilen bilgiye göre, Tacikistan’ın yılın ilk yarısındaki benzin üretimi 341 ton, dizel üretimi ise bin 301 ton seviyesinde kaldı.
Hükümetlerarası anlaşmalar kapsamında Rusya’dan Orta Asya ülkelerine 2026 yılında gümrüksüz olarak sevk edilmesi öngörülen petrol ürünleri kotaları ton cinsinden şu şekildedir:
Kazakistan:
- Benzin: 285.000
- Dizel: 450.000
- Jet Yakıtı: 300.000
- Mazot: 85.000
- Bitüm: 100.000
- Petrol Koku: 80.000
- Toplam petrol ürünü: 1.600.000
Tacikistan:
- Benzin: 420.000
- Dizel: 450.000
- Jet Yakıtı: 40.000
- Mazot: 30.000
- Bitüm: 50.000
- Likit Petrol Gazı (LPG): 50.000
- Ham Petrol: 50.000
- Toplam: 1.110.000
Kırgızistan:
- Benzin: 650.000
- Dizel: 650.000
- Jet Yakıtı: 150.000
- Bitüm: 40.000
- Mazot: 50.000
- Gudron: 280.000
- Toplam: 1.820.000
Rusya genelinde valiler akaryakıt krizini yönetmeye çalışıyor
Rusya
Milyarder Melniçenko, The Economist’e konuştu: Rusya için sessiz kalma dönemi sona erdi

Rus sanayici Andrey Melniçenko, Ukrayna savaşı ve Batı yaptırımlarının ardından Kremlin’le yürüttüğü özel temasları ve ülkenin geleceğine dair The Economist dergisine özel mülakat verdi. Nükleer çatışma uyarısı yapan Melniçenko, Rusya’nın Çin uydusu olmasını veya Kuzey Koreleşmesini önleyecek yeni bir elitler egemenliği modeli önerdi.
Rus sanayi sektörünün en önemli aktörlerinden, mineral gübre üreticisi EuroChem ile kömür ve enerji devi SUEK şirketlerinin kurucusu Andrey Melniçenko, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile Kremlin’de gerçekleştirdiği teke tek görüşmenin ardından, ülkenin jeopolitik konumu ve ekonomik geleceğine dair analizlerini paylaştı.
The Economist dergisine mülakat vererek, Rusya gayri safi yurtiçi hasılasının yaklaşık yüzde 1’ini üreten bir sanayi imparatorluğunun kurucusu olan Melniçenko, son yıllarda yaşanan jeopolitik kırılmaların ardından Rus iş dünyasının ve devlet aygıtının yeni bir rasyonel zemine oturması gerektiğini belirtti.
Sanayici, Kremlin’de gerçekleşen ve bir saatten fazla süren kabulde, Rusya’nın küresel pazarlardaki rolünü ve Batı yaptırımlarının iş dünyasındaki etkilerini doğrudan Rusya Devlet Başkanı Putin’e aktardı.
Görüşmede elitlerin tarihi hatalarına dikkat çeken Melniçenko, iş dünyasının kendi geleceğini Rusya’nın kaderinden ayıramayacağını ifade etti.
“Para kazanmak için ayrı, güvenlik için ayrı ülke olamaz”
Kremlin’deki üst düzey kabulde Rusya Devlet Başkanı Putin ile yaptığı görüşmenin ayrıntılarını paylaşan sanayici Melniçenko, Batı dünyasının mülkiyet haklarına dair sunduğu garantilerin yanıltıcı olduğunun son yaptırımlarla kanıtlandığını vurguladı.
Rus elitlerinin uzun yıllar boyunca servetlerini yurt dışında tutarak güvenlik arayışına girmesini eleştiren iş insanı, Rusya Devlet Başkanı Putin’e hitaben şu ifadeleri kullandı:
“Yıllarca Batı’nın mülkiyet haklarını koruyacağına inandık ancak bu durum neredeyse tüm servetimize mal oluyordu. Artık net bir gerçeği kabul etmek zorundayız: Para kazanmak için ayrı bir ülkeye, güvenlik, ailenizin geleceği ve gerçek hayat için başka bir ülkeye sahip olamazsınız.”
Melniçenko, Ukrayna savaşıyla başlayan sürecin küresel ticaret kurallarını tamamen ortadan kaldırdığını kaydetti. Kendi inşa ettiği küresel sanayi yapısının bu süreçten nasıl etkilendiğini anlatan iş insanı, “Bizler uluslararası kurallara dayalı küresel bir dünya olduğuna inanıyorduk. Ancak dünya bizim düşündüğümüz gibi bir yer çıkmadı. Küresel bir dünya yok, küresel kurallar yok. Siz devlet yönetimi olarak bunu bizden çok daha önce anladınız” dedi.
Savaşın ilk günlerinde Avrupa Birliği ve ABD tarafından yaptırım listesine alınan Melniçenko, hukuki zorunluluklar nedeniyle dünyanın en büyük ikinci gübre üreticisi konumundaki EuroChem şirketinin mülkiyet haklarını devretmek zorunda kaldığını anımsattı.
Batı yargısının tarafsızlığını yitirdiğini ifade eden sanayici, Avrupa Adalet Divanı nezdinde başlattığı yasal girişimlerin tamamen siyasi gerekçelerle reddedildiğini kaydetti.
“Sessizce boyun eğmenin dışındaki her adım risk taşır”
Rusya’nın güvenlik bürokrasisinin bağımsız hareket eden aktörleri bir tehdit olarak algıladığına değinen Melniçenko, bir iş insanı olarak kamusal alanda inisiyatif almanın taşıdığı risklerin farkında olduğunu belirtti.
Sanayici, güvenlik elitlerinin kurduğu baskı ortamına rağmen ülkenin geleceği için fikir üretmenin kaçınılmaz bir sorumluluk olduğunu şu sözlerle açıkladı:
“Mevcut sistemde sessizce boyun eğmenin dışındaki her adım doğal olarak büyük risk taşır. Tabii ki kafayı öne eğip beklemek en kolay yoldur. Ancak şu an Rusya için ortaya konan bahisler çok yüksek. Eğer bu süreçte ülkenin geleceğini şekillendirmek için sorumluluk almaz ve katılım sağlamazsanız, kendinizi kendi geleceğinizden tamamen dışlamış olursunuz.”
Uzun yıllar İsviçre’de yaşayan ve küresel teknoloji liderleriyle yakın ilişkiler geliştiren Melniçenko, Rusya ile olan bağını bir dış yatırımcı mantığıyla sürdürdüğü dönemin kapandığını ilan etti.
“Hayatımda ilk kez Rusya’dan başka bir ülkem olmadığını derinden hissediyorum” diyen iş insanı, Rus elitlerinin sermayeleriyle birlikte hırslarını ve entelektüel enerjilerini de ülkelerine geri getirmesi gerektiğinin altını çizdi.
Mevcut güç yapısına doğrudan meydan okumak gibi bir niyetinin olmadığını dile getiren sanayici, amacının devlete rasyonel bir dönüşüm mimarisi sunmak olduğunu ifade etti. Melniçenko, ideolojilerden arınmış, fiziksel gerçekliğe ve ekonomik verilere dayanan bir yönetim yaklaşımının Rusya’yı mevcut çıkmazdan kurtarabileceğini savundu.
“Savaşın diğer ülkelere sıçrama riski endişe verici derecede yüksek”
Rusya topraklarının uzun bir aradan sonra doğrudan askeri saldırılara maruz kaldığına dikkat çeken sanayici, Ukrayna’nın Rus rafinerilerine yönelik drone operasyonlarının sanayide ve enerji tedarikinde ciddi aksamalara yol açtığını kaydetti.
Ekonominin büyük bir baskı altında olduğunu ve elitler arasında ülkenin bir çıkmaza girdiğine dair ortak bir kanaatin oluştuğunu belirten Melniçenko, askeri çatışmanın küresel bir savaşa evrilme ihtimaline karşı uyardı:
“Ukrayna’daki savaş artık tartışmasız bir şekilde Rusya ile Batı dünyası arasında topyekun bir çatışma olarak görülüyor. Bu savaşın diğer ülkelere sıçrama riski endişe verici derecede yüksek. Nükleer silahların kullanılması ihtimalini bile dışlayamayız. Bizleri bu noktaya getiren nedenler her ne olursa olsun, kimin haklı ya da kimin haksız olduğunu tartışmayı bir kenara bırakıp mevcut gerçekliği kabul etmek zorundayız: Şu an tamamen haritalandırılmamış, belirsiz ve tehlikeli bir bölgedeyiz.”
Kaos dönemlerinin aynı zamanda yeni sistemler kurmak için bir laboratuvar işlevi gördüğünü dile getiren iş insanı, modern Rusya’nın Sovyetler Birliği’nin yıkılış sürecindeki büyük dönüşümden doğduğunu hatırlattı.
Toplumun ve iş dünyasının şu an en çok düzen, öngörülebilirlik ve net bir gelecek vizyonuna ihtiyaç duyduğunu söyleyen Melniçenko, “İnsanlar özgürlükten korkmaz, insanlar kaostan korkar” değerlendirmesini yaptı.
“Kuantum dünyasında hiçbir şey kesin değildir ve her şey ihtimal dahilindedir”
Eğitimini aldığı kuantum istatistiği ve alan teorisinin dünyaya bakışını şekillendirdiğini belirten Melniçenko, fiziksel dünyanın akışkan yapısının kendisine dogmatik olmayan bir düşünce esnekliği kazandırdığını kaydetti.
Sanayici, bu felsefeyi iş dünyasına ve ülke yönetimine nasıl uyarladığını şu sözlerle anlattı:
“Kuantum dünyasında hiçbir şey kesin değildir ve her şey ihtimal dahilindedir. Gerçeklik akışkandır. Eğer bir gelişme, bir olay ya da bir olgu sizin hayata dair yerleşik görüşlerinizi çürütüyorsa, bu bir trajedi değil, aksine yeni bir fırsattır. Ben katı kuralları olan bir insan değilim. Bugün, dünden daha farklı bir stratejiye inanabilirim ve bu durum değişen koşullara uyum sağlamanın tek yoludur.”
Bu esnek vizyon sayesinde 2000’li yılların başında Çin’in ekonomik büyümesini önceden analiz ederek kömür ve gübre sektöründe devasa yatırımlar yaptığını belirten Melniçenko, Rusya’nın özelleştirme döneminde atıl kalan demiryolu hatlarını ve limanlarını küresel ticaret rotalarına entegre ettiğini anımsattı.
Dönemin Rusya Elektrik Monopolü RAO UES Başkanı Anatoliy Çubays ile gerçekleştirdiği hisse alım ortaklığını örnek göstererek, devlet kurumlarıyla kavga etmeden, pazar reformlarına inanarak büyük sanayi entegrasyonları gerçekleştirdiğini ifade etti.
“Rusya kalıcı bir kale zihniyetine hapsolursa dış çatışmayı iç politika aracı yapar”
Makalesinde Rusya’nın önündeki dört olası gelecek senaryosunu analiz eden Melniçenko, bu yollardan ilk üçünün ülke için yıkıcı sonuçlar doğuracağını savundu.
İlk senaryoda Rusya’nın Batı sistemine çevre bir ülke olarak yeniden entegre edilmesini “vasallık” olarak nitelendiren iş insanı, gururu kırılmış ve yenilmiş bir Rusya’nın kaçınılmaz olarak daha saldırgan bir rövanşizm üreteceğini belirtti.
İkinci senaryo olan Çin’in yörüngesine tamamen girme ihtimalini de değerlendiren sanayici, Pekin’in Rusya’yı sadece bir hammadde deposu ve tampon bölge olarak kullanmak isteyeceğini, ancak Rusya’nın iç sorunlarının sorumluluğunu üstlenmeyeceğini yazdı. Melniçenko, bu iki senaryo arasındaki tek farkın “derebeyinin kimliği” olacağını vurguladı.
Üçüncü tehlikenin, ülkenin nükleer silahların kontrolsüz dağıldığı bir iç çatışma ve bölünme sürecine girmesi olduğunu belirten sanayici, dördüncü ve en olası tehlikeye karşı ise şu uyarıyı yaptı:
“Güvenlik servislerinin desteklediği ve Kremlin’de ciddi şekilde tartışılan Kuzey Kore tarzı bir içe kapanma modeli, hem elitler hem de halk için büyük bir tehdittir. Rusya eğer kalıcı bir kale zihniyetine hapsolursa, dış çatışmayı kalıcı bir iç politika aracı haline getirir. Bu model askeri baskıyı, ekonomik rasyonelleşmeden uzaklaşmayı, karne uygulamasını ve istikrarsızlık ihracını beraberinde getirir.”
Melniçenko, bu karanlık senaryolardan çıkışın tek yolunun, devletin mülkiyet haklarını bir lütuf olarak değil, anayasal bir yükümlülük olarak koruduğu “gerçek egemenlik” modeli olduğunu kaydetti.
“Amacımız Rusya’yı insanların gitmek istemeyeceği kadar cazip bir yer yapmak olmalı”
Önerdiği egemen devlet modelinin sadece siyasi bir söylemden ibaret olmadığını, ekonomik rasyonaliteye dayanması gerektiğini belirten Melniçenko, Rusya’nın eski Sovyet cumhuriyetlerinden nitelikli iş gücünü çekebilmesi ve ülkeden kaçan eğitimli nüfusu geri kazanabilmesi için yaşam standartlarının yükseltilmesinin zorunlu olduğunu ifade etti.
Sanayici, tarihi referanslarla desteklediği vizyonunu şu şekilde özetledi:
“Bizim temel amacımız Rusya’yı insanların gitmek istemeyeceği, yaşamak için can atacağı kadar cazip, güvenli, öngörülebilir ve müreffeh bir yer yapmak olmalıdır. Ancak o zaman insanların ülkeden kaçması için bir neden kalmaz. Bu Rusya, ne Batı ne de Çin için dikte edilebilir bir ortak olmak zorundadır. Kendi vatandaşlarının konforunu ve güvenliğini öncelikli kılan, dış dünya için ise öngörülebilir ve rasyonel hareket eden bir devlet yapısı inşa edilmelidir. Batı için zor bir ortak olabiliriz ama en azından bir kara delik olmayız. Çin için bir uydu devletten daha az kullanışlı olabiliriz ama büyük ve istikrarsız bir vasaldan çok daha güvenli bir komşu oluruz.”
Tarihsel dönüşümlerin her zaman elitlerin uzlaşısıyla yukarıdan aşağıya doğru gerçekleştiğini belirten Melniçenko, Rusya’nın geleceğini inşa edecek kadroların sanayiciler, teknokratlar ve sivil toplum liderlerinden oluşması gerektiğini savundu.
Egemenlik ve katılım hakkı verilen elitlerin, kendi çıkarlarını korumak adına devlet mekanizmasını rasyonel bir çizgide tutacağını ifade etti.
Sanayici, değişimin zamanını tahmin etmenin imkansız olduğunu ancak o an geldiğinde hazırlıklı olmak gerektiğini belirterek sözlerini tamamladı:
“Kuantum fiziğinde olduğu gibi, sadece bir gözlemcinin ortaya çıkışı bile dünyaya ve sisteme yeni bir anlam kazandırmaya yeterlidir.”
Görüş1 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Diplomasi6 gün önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Ann Pettifor: Faiz sistemi ekolojiyi tahrip ediyor
Amerika6 gün önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Görüş6 gün önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Dünya Basını2 hafta önceİran Ali Hamaney’e veda ediyor: Yas, hafıza ve sessizlik
Diplomasi2 hafta önceAB, Çin’e karşı gümrük vergileri koymaktan vazgeçti
Diplomasi6 gün önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti









