Bizi Takip Edin

Diplomasi

Rusya’nın Ukrayna için hazırladığı ateşkes memorandumunun tam metni yayımlandı

Yayınlanma

TASS ajansı, Rusya’nın bugün İstanbul’daki müzakerelerde sunduğu Ukrayna’da ateşkese ilişkin memorandumun tam içeriğini kamuoyuyla paylaştı. Memorandum, Ukrayna güçlerinin belirli bölgelerden çekilmesini öngören birinci seçenek ile asker sevkiyatının yasaklanması, dış yardımın durdurulması ve Kiev’in ‘yıkıcı faaliyetlerden’ vazgeçmesini içeren kapsamlı bir ikinci paket teklif sunuyor. Nihai çözüm için ise Kırım, Donbass ve Novorusya’nın Rusya toprağı olarak tanınması gibi şartlar sıralanıyor.

TASS ajansı, Rusya’nın Ukrayna’da çatışmaların durdurulması amacıyla bugün İstanbul’da gerçekleştirilen müzakerelerde sunduğu memorandumun tam metnini yayımladı.

Memorandumda, ateşkesin sağlanması için iki farklı seçenek sunulurken, nihai bir çözüme ulaşılması için de bir dizi koşul sıralanıyor.

Bu koşullar arasında Ukrayna’nın belirli bölgelerden askerlerini çekmesi, yabancı askeri yardımların durdurulması, Ukrayna’nın tarafsızlığı ve bazı bölgelerin Rusya toprağı olarak tanınması gibi maddeler bulunuyor.

Ateşkes için iki farklı yol haritası

Rusya tarafından sunulan memorandumda Kiev yönetimine iki ateşkes seçeneği öneriliyor.

İlk seçenek, Ukrayna ordusunun Donetsk Halk Cumhuriyeti (DHC), Lugansk Halk Cumhuriyeti (LHC), Zaporojye ve Herson oblastlarından tamamen çekilmesini içeriyor. Bu çekilme, taraflarca üzerinde anlaşmaya varılacak bir mesafeye kadar Rusya sınırlarından uzaklaşmayı kapsıyor.

İkinci seçenek ise “paket teklif” olarak adlandırılıyor ve daha kapsamlı maddeler içeriyor. Bu seçeneğe göre, asker sevkiyatının yasaklanması, Ukrayna’ya yönelik dış askeri yardım ve istihbarat paylaşımının sonlandırılması, seferberliğin durdurularak terhis işlemlerinin başlatılması ve üçüncü ülkelerin Ukrayna topraklarındaki askeri varlığının ortadan kaldırılması talep ediliyor.

Ayrıca, Kiev’in Rusya ve vatandaşlarına yönelik “yıkıcı ve bozguncu faaliyetlerden” vazgeçmesi de garanti altına alınması istenen şartlar arasında yer alıyor.

Ateşkesin detayları ve kontrol mekanizması

Memorandumun ateşkes koşulları bölümünde, Ukrayna ordusunun Donetsk, Lugansk, Herson ve Zaporojye oblastlarından çekilmesi ilk opsiyon olarak belirtiliyor.

Ukrayna ordusunun, Rusya’nın Donbass ve Novorusya dahil kendi toprağı olarak tanımladığı bölgelerden çekilmeye başlamasıyla birlikte 30 günlük bir ateşkes rejiminin kurulacağı ifade ediliyor. Çekilmenin de bu 30 günlük süre zarfında tamamlanması öngörülüyor.

İkinci “paket” opsiyon ise 10 maddelik bir çözüm önerisi sunuyor. Bu öneri, Ukrayna ordusunun Rusya sınırlarından üzerinde anlaşılan mesafeye çekilmesi dışındaki tüm yer değiştirmelerinin yasaklanmasını içeriyor.

Batı ülkelerinden Ukrayna’ya silah ve istihbarat sağlanmasının durdurulması, yabancı uzmanların Ukrayna safındaki askeri faaliyetlere katılımının sonlandırılması ve Kiev tarafından sıkıyönetimin kaldırılması da bu paketin önemli maddeleri arasında.

Ateşkes rejiminin denetlenmesi ve kontrolü için ise iki taraflı bir Merkez kurulması planlanıyor. Kiev’e, nihai çözüme ilişkin hükümleri yerine getirmek üzere bir anlaşma imzalaması teklif ediliyor.

İstanbul görüşmelerinde Rusya’dan Ukrayna’ya memorandum ve kısmi ateşkes teklifi

Nihai çözümün şartları belirlendi

Memorandumda, nihai bir çözüme ulaşılması için Ukrayna’nın kabul etmesi beklenen şartlar da detaylandırılıyor.

Bu şartların başında Kırım, Donbass ve Novorossiya’nın uluslararası alanda Rusya’nın bir parçası olarak tanınması geliyor.

Rusça konuşan nüfusun tüm hak, özgürlük ve çıkarlarının güvence altına alınması, Rusçaya resmi dil statüsü verilmesi, Nazizm ve neo-Nazizm’in propagandası ile yüceltilmesinin yasalarla yasaklanması da talep ediliyor.

Ayrıca, Ukrayna Ortodoks Kilisesi (UOK) üzerindeki tüm kısıtlamaların kaldırılması, Ukrayna’daki milliyetçi oluşumların dağıtılması, “siyasi tutuklular” için karşılıklı af ilan edilmesi ve alıkonulan askerler ile sivil şahısların serbest bırakılması da çözüm koşulları arasında sıralanıyor.

Belgede, Ukrayna topraklarına nükleer silahların kabulü, sevkiyatı ve konuşlandırılmasının kesin bir dille yasaklanması ve Ukrayna’nın tarafsız statüye sahip olması gerektiği vurgulanıyor.

Ukrayna ordusunun personel sayısı, silah ve askeri teçhizat miktarına sınırlama getirilmesi, Ukrayna’nın Rusya’ya yönelik mevcut tüm yaptırımlarını kaldırması ve yenilerini uygulamaktan vazgeçmesi de isteniyor.

Çatışmalardan kaynaklanan zararlar için karşılıklı tüm hak iddialarından vazgeçilmesi ve doğalgaz sevkiyatı da dahil olmak üzere diplomatik ve ekonomik ilişkilerin aşamalı olarak yeniden tesis edilmesi öngörülüyor.

Barışa giden adımlar ve takvim

Memorandumun üçüncü bölümünde, adımların sırası ve uygulama takvimi de belirleniyor. Buna göre, Rusya’nın hayatını kaybetmiş 6 bin Ukraynalı askerin naaşını Ukrayna tarafına teslim etmesinin hemen ardından, “tüm hükümlerinin uygulanmasına yönelik somut tarihlerin ve gelecekteki Nihai Çözüm Anlaşması’nın imza tarihinin belirlendiği Ateşkes Memorandumu’nun imzalanması” aşamasına geçilecek. Bunu takiben 30 günlük bir ateşkes rejimi ilan edilecek.

Sonraki aşamalar ise “Ukrayna topraklarında seçimlerin yapılması, yönetim organlarının oluşturulması” ve ardından “anlaşmanın imzalanması” olarak sıralanıyor.

Ukrayna makamlarının, sıkıyönetimin kaldırılmasından sonra en geç 100 gün içinde yapılması gereken cumhurbaşkanlığı ve Verhovna Rada (parlamento) seçimlerinin tarihini ilan etmesi gerekiyor.

Rusya ile Ukrayna arasındaki barış anlaşmasının, Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyi’nin yasal olarak bağlayıcı bir kararıyla onaylanması da memorandumda yer alan son koşul olarak dikkat çekiyor.

Diplomasi

Vişegrád Dörtlüsü yeniden bir araya geldi

Yayınlanma

Visegrád Dörtlüsü liderleri salı günü bölgesel ittifaklarını yeniden canlandırdıklarını açıkladı.

Çekya, Macaristan, Polonya ve Slovakya’dan oluşan bölgesel ittifak, göç, endüstriyel rekabet gücü ve AB’nin bir sonraki uzun vadeli bütçesi konularında daha sıkı bir koordinasyon içinde olacaklarına söz verdi.

Gödöllő’de düzenlenen zirvede Macaristan Başbakanı Péter Magyar, 65 milyonluk bloğun iktisadi gücünü vurgulayarak, dört ülkenin Almanya ile toplam ticaret hacminin Fransa’nınkini aştığını belirtti.

Yenilenen işbirliğinin bir sembolü olarak, Macyar, Çekya, Polonya ve Slovakya liderlerine Budapeşte, Bratislava, Prag ve Varşova’yı birbirine bağlayacak bir yüksek hızlı demiryolu ağı projesinin taslağını sundu ve Slovakya’nın yaklaşan V4 başkanlığı döneminde proje için AB fonu talep etmeleri konusunda liderleri teşvik etti.

Magyar, ittifakın son dönemdeki zorluklarını önceki Macar hükümetine yükleyerek, eski Başbakan Viktor Orbán’ın “Rusya yanlısı” tutumu ve aranan Polonyalı siyasetçilere sığınma hakkı verme kararının Budapeşte ile Varşova arasındaki ilişkileri ciddi şekilde zedelediğini savundu.

“Artık geçmişi geride bırakmanın zamanı geldi,” diyen Magyar, grubun 35 yıl önce Lech Wałęsa, Václav Havel ve József Antall tarafından kurulduğunu hatırlattı.

Polonya Başbakanı Donald Tusk, Macaristan’ın diplomatik ilişkileri yeniden canlandırmasını memnuniyetle karşıladı ve Magyar’ın seçim zaferini övdü.

Otuz yıldır tanıdığını söylediği Orbán ile bir karşılaştırma yapan Tusk, eski Macar liderin jeopolitik bakış açısının kökten değiştiğini, bu nedenle işbirliğinin imkansız hale geldiğini savundu.

Slovakya, 1 Temmuz’da V4’ün dönem başkanlığını devralmaya hazırlanırken, Slovakya Başbakanı Robert Fico, endüstriyel rekabet gücünün en önemli önceliği olacağını belirtti.

Fico, yüksek elektrik fiyatlarının Avrupa sanayisini zayıflattığı uyarısında bulunarak, dört ülkenin AB’nin emisyon ticareti sisteminde değişiklik yapılması için ortaklaşa baskı uygulayacağını söyledi.

Liderler ayrıca, bloğun 2028-34 bütçesi üzerindeki müzakerelerde, sosyal uyumun korunması ve tarım fonlarına odaklanarak yakın işbirliği içinde hareket etme konusunda anlaştılar.

Dört hükümet, bloğun dış sınırlarının güçlendirilmesinin öncelik olmaya devam etmesi gerektiğini savunarak, AB’nin yeni Göç Paktı’na karşı olduklarını yineledi.

Genişleme konusunda liderler, Batı Balkanlara yönelik AB genişlemesini destekledi. Fakat jeopolitik hususların bazı aday ülkeler için daha hızlı entegrasyonu haklı kılıp kılmadığına dair blok içinde daha geniş bir tartışma sürerken, Ukrayna da dahil olmak üzere tüm aday ülkelerin mevcut katılım kriterlerini karşılaması gerektiği konusunda ısrar ettiler.

Çek Cumhuriyeti Başbakanı Andrej Babiš, ortak çıkarları savunma konusunda bölge liderlerinin “yine aynı gemide” olduklarını söyledi.

Liderler, V4’ü dört üyeli bir yapı olarak sürdürme konusunda mutabık kalırken, belirli politika konularında diğer ülkeleri de sürece dahil etmek için daha geniş kapsamlı “V4+” çerçevesini kullanmaya karar verdiler.

Fico ve Babiš, bütçe müzakerelerine İrlanda’yı, endüstriyel rekabet gücü ve karbon fiyatlandırma politikalarına ise Avusturya ve Almanya’yı dahil etmek için V4+ formatının kullanılmasını önerdiler.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Taliban, Brüksel’de 15 AB ülkesiyle bir araya geldi

Yayınlanma

15 AB üyesi ülke, 23 Haziran günü Brüksel’de Taliban ile bir araya gelerek Afganları Afganistan’a sınır dışı etme konusunu görüştü.

Avrupa Komisyonu’ndan bir sözcü salı günü yaptığı açıklamada, toplantının İsveç ile ortak başkanlıkta yürütüldüğünü belirtti. Belçika ve Hollanda da toplantıya katıldı.

Komisyon, toplantının öncelikle sabıka kaydı bulunan ve güvenlik tehdidi oluşturan Afgan vatandaşlarının geri dönüşüyle ilgili olduğunu vurguladı.

Görüşmelerde, geri gönderilecek kişilerin kimlik tespiti, seyahat belgelerinin düzenlenmesi ve geri dönüş süreçleri gibi her türlü konu ele alındı.

Fakat ocak ayında Kabil’e giden üst düzey bir AB Komisyonu yetkilisi olan Johannes Luchner, daha önce bu kapsamın suçlu olmayan Afganları da içerebileceğini belirtmişti.

Ocak ayı sonunda Avrupalı milletvekillerine yaptığı açıklamada, “Öncelikli ilgilendiğimiz konu suçluların geri dönüşü, fakat geri dönüş emri bulunan suçlu olmayan Afganların sayısı da giderek artıyor,” demişti.

Başka bir AB kaynağı da şimdi aynı görüşü dile getiriyor. Bu kaynak, salı günü ve toplantı öncesinde EUobserver’a yaptığı açıklamada, görüşmelerin sığınma başvurusunda bulunup reddedilenlerin geri dönüşünü de kapsayacağını belirtti.

Komisyon, günün erken saatlerinde toplantıyla ilgili herhangi bir ayrıntı vermeyi reddetmişti.

Bu da Taliban heyetinin seyahat masraflarını kimin karşıladığı, toplantının nerede yapılacağı, toplantıya kadınların katılıp katılmayacağı ve Taliban’ın AB’nin Afgan vatandaşlarını sınır dışı etmesine yardım etmenin karşılığında ne istediği gibi soruların cevapsız kalmasına neden oldu.

AB ve üye ülkeleri, beş yıl önce yeniden iktidara gelmesinden bu yana Taliban hükümetini tanımıyor.

Brüksel, suç işleyen veya tehlikeli olduğu değerlendirilen sığınma başvurusu reddedilen kişilerin sınır dışı edilmesi için gerekli olduğu gerekçesiyle, Afganistan’ın “fiili yetkilileriyle” sınırlı görüşmeler yapma kararını savundu.

Avrupa Komisyonu’nun bir sözcüsü, Komisyon ve 15 AB üye ülkesinden yetkililerin, ocak ayında Kabil’de düzenlenen bir önceki toplantının devamı niteliğindeki Brüksel toplantısına katıldığını belirtti.

Komisyon sözcüsü, “Komisyon birimleri ve İsveç, bugün Brüksel’de, geri dönüş ve yeniden kabul konularından sorumlu Afganistan’ın fiili yetkililerinin teknik düzeydeki temsilcileriyle birlikte teknik düzeyde bir toplantıya eş başkanlık etti” dedi.

Afganistan Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ise gündemin daha geniş olduğunu belirterek, bunun AB’de olası bir konsolosluk varlığını, orada yaşayan Afganlar için konsolosluk hizmetlerinin yeniden başlatılmasını ve “güven oluşturma tedbirlerine duyulan ihtiyacı” içerdiğini söyledi.

Sözcü Abdülkahar Balki, toplantının “yurtdışında ikamet eden Afganların konsolosluk haklarını korumak için olumlu bir ivme yaratma umudu” uyandırdığını da sözlerine ekledi.

Balki’ye hitaben yazılan ve Reuters tarafından incelenen bir Komisyon mektubunda, görüşmelerin “AB’de ikamet hakkı bulunmayan Afgan vatandaşlarının geri dönüşü ve yeniden kabulü” üzerine odaklanacağı belirtildi.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

Yayınlanma

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.

İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.

ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.

ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.

The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.

ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.

Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.

Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.

OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.

Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English