Rusya
Şaraa’nın Moskova turu: Rusya ne istiyor, Şam ne alacak?

Suriye’nin “geçici cumhurbaşkanı” Ahmed eş-Şaraa (eski adıyla Ebu Muhammed el-Colani), dün Moskova’ya ilk resmi ziyaretini gerçekleştirdi.
Kremlin’de gerçekleşen görüşmede Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, Savunma Bakanı Andrey Belousov, Devlet Başkanı Danışmanı Yuriy Uşakov ve Devlet Başkanlığı İdaresi Başkan Yardımcısı Maksim Oreşkin eşlik etti.
Görüşmelerin basına açık bölümünde konuşan Vladimir Putin, Moskova ile Şam arasındaki ilişkilerin 1944’te diplomatik bağların kurulmasından bu yana “siyasi konjonktüre veya özel çıkarlara” bağlı olmadığını söyledi.
Vedomosti‘nin haberine göre Putin, “Bu on yıllar boyunca tek bir şeye göre, yani Suriye halkının çıkarlarına göre hareket ettik” dedi.
Rusya lideri, iki ülke arasındaki ilişkilerin daima dostane bir nitelik taşıdığını belirterek, 4 binden fazla Suriyeli öğrencinin Rus üniversitelerinde eğitim gördüğünü ve bu gençlerinin ülkenin yeniden imarında önemli rol oynayacaklarını dile getirdi.
Putin ayrıca, 5 Ekim’de yapılan parlamento seçimlerine değinerek sonuçları Şaraa açısından “büyük bir başarı” olarak nitelendirdi.
Devlet Başkanı, “Bu, toplumu birleştiriyor. Suriye zor bir dönemden geçse de tüm siyasi güçler arasındaki ilişkileri ve işbirliğini güçlendirecek” diye konuştu.
Putin, sözlerini “Rusya’ya hoş geldiniz” diyerek tamamladı.
Ahmed eş-Şaraa ise Rusya liderine teşekkür ederek Moskova’ya gelmekten memnuniyet duyduğunu ifade etti. Rusya’nın Suriye’nin kalkınmasına yaptığı “ciddi katkıyı” vurgulayan Şaraa, iki ülkeyi birbirine bağlayan “sağlam işbirliği köprülerinden” söz etti.
Şaraa, “Bundan sonra da birlikte çalışacağız. İlişkilerimizi yeniden canlandırıp sizi yeni Suriye’yle tanıştırmaya çalışacağız. Rusya, yeni Suriye’nin inşasında ciddi bir rol oynayacak” dedi.
Rus askeri üslerinin akıbeti de gündemdeydi
İki saatten uzun süren görüşmelerin ardından liderler basına ortak açıklama yapmadı. Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, tarafların iki ülke ilişkilerinin mevcut durumunu, ticari, iktisadi ve insani alanlardaki işbirliğini ele aldığını bildirdi.
Peskov’un açıklamasına göre liderler ayrıca Ortadoğu’daki son gelişmeleri ve Suriye’deki Rus askeri üslerinin durumunu da görüştü.
Kremlin, sabah saatlerinde yaptığı açıklamada gündemin ana başlıklarından birinin Hmeymim hava üssü ile Tartus’taki 720. donanma ikmal noktasının geleceği olacağını duyurmuştu.
Moskova, 2017’de imzaladığı anlaşmayla bu üslerdeki varlığını 49 yıllığına güvence altına almıştı.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova, tarafların kapalı oturumlarda “Rus askeri tesislerinin işlevlerinin olası yeniden düzenlenmesi” konusunu ele aldığını açıkladı.
Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da bu üslerin Afrika’ya insani yardım sevkiyatında lojistik merkezlere dönüştürülebileceğini belirtti.
RBK‘nın aktardığına göre Lavrov, “Suriye tarafı, Tartus ve Hmeymim’deki üslerimizin korunmasından yana. Biz de, devlet başkanının söylediği üzere, ev sahibi ülkenin menfaatlerini gözetiyoruz” diye konuştu.
Yeni Suriye yönetimi, Rus birliklerinin ülkede kalmasına kendi çıkarlarına uygun koşullarda izin vereceğini taahhüt etmişti.
Bunun yanı sıra Putin, iki ülke arasındaki hükümetler arası komisyonun kısa süre önce yeniden çalışmaya başladığını hatırlatarak, eylül ayında Rus heyetinin Şam ziyaretinde “pek çok ilginç ve faydalı girişimin” görüşüldüğünü belirtti.
Şaraa’nın gündeminde Esad’ın iadesi de vardı
Reuters ajansına konuşan kaynaklara göre Ahmed eş-Şaraa, Kremlin’deki görüşmelerde Beşar Esad’ın iadesini de talep etmeyi planladı. Eylül sonunda Şam’daki bir mahkeme, eski cumhurbaşkanı hakkında 2011’de Deraa’daki protestolar sırasında “işkence ve kasten öldürme” suçlamalarıyla yakalama kararı çıkarmıştı.
Ahmed eş-Şaraa, bu yılın ocak ayında kendini geçici cumhurbaşkanı ilan etmesinin ardından lideri olduğu Heyet Tahrir eş-Şam (HTŞ) örgütünün himayesindeki hükümetinin uluslararası sahada kabul görmesi için yoğun bir diplomasi trafiği başlattı.
Şaraa, mart ayında Kahire’de düzenlenen Filistin konulu olağanüstü zirvede uluslararası arenaya ilk kez çıktı. Eylül ortasında ise Doha’da düzenlenen Arap-İslam Olağanüstü Zirvesi’ne katılarak Katar Emiri Şeyh Temim bin Hamad es-Sani ve Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’la görüştü.
Aynı zamanda Şaraa, iki kez Ankara’ya giderek Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la sınır güvenliği ve Kürt bölgelerindeki durumu ele aldı. Bu temaslar, Türkiye ve Suriye liderleri arasında uzun yıllar sonra gerçekleşen ilk doğrudan görüşmeler oldu.
Eylül sonunda BM Genel Kurulu’nda da bir konuşma yapan Şaraa, yaklaşık 60 yıl aradan sonra kürsüye çıkan ilk Suriye lideri olarak uluslararası topluma “Suriye halkının üzerindeki yaptırım zincirlerinin kaldırılması” çağrısında bulundu. Şaraa, “Suriye, uluslar arasında hak ettiği yeri yeniden alıyor” dedi.
New York’taki temasları sırasında Trump, Erdoğan, BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Ukrayna Devlet Başkanı ve AB liderleriyle de bir araya geldi.
Bu diplomatik adımların sonucunda yılın başından itibaren Avrupa Birliği, Birleşik Krallık ve İsviçre, Suriye’ye yönelik yaptırımları kaldırma veya hafifletme kararı aldı. Körfez ülkeleri de savaş sonrası yeniden imar sürecinin başlıca finansörleri hâline geldi.
Katarlı bir konsorsiyum enerji projeleri için 7 milyar dolar, Suudi Arabistan inşaat yatırımları için 6,4 milyar dolar taahhüt etti. Birleşik Arap Emirlikleri merkezli bir şirket ise Tartus Limanı’nın yenilenmesine 800 milyon dolar yatırım yapacağını duyurdu.
Colani’yi hatırlatmak gerekirse…
Uluslararası alanda meşruiyet kazanmaya çalışan Şaraa’nın çoğu kişinin vakıf olduğu sabıka kaydı kabarık. Mayıs ayında Bağdat’taki Arap Birliği zirvesine davet edilmesine rağmen Şam’da kalmayı tercih etti. Bazı Iraklı siyasetçiler, Şaraa’nın geçmişte Irak el-Kaidesi saflarında yer alması nedeniyle bu davete karşı çıktı. Söz konusu örgüt daha sonra IŞİD’e dönüşmüştü.
The Economist dergisine göre, 2006’da Amerikan askerleri Şaraa’yı Musul yakınlarında yola bomba yerleştirirken yakaladı. Şaraa, yaklaşık beş yılını aralarında Ebu Gureyb’in de bulunduğu Irak hapishanelerinde geçirdi.
Buna rağmen Şaraa, mayıs ayında Riyad’da ABD Başkanı Donald Trump’la bir araya geldi. Bu, 2000’den beri iki ülke liderleri arasında yapılan ilk görüşmeydi. Görüşme öncesinde Trump, Suriye’ye uygulanan yaptırımların kaldırılacağını açıklamış, ilgili kararname 30 Haziran’da imzalanmıştı.
Trump görüşmeden sonra, “Genç, çekici bir adam, tam bir mücadeleci. Çetin bir mazisi var ama güçlü biri, her şeyi kontrol altına alma şansı yüksek” ifadesini kullandı. Ancak ABD, 2024 sonuna kadar Şaraa’nın yeri hakkında bilgi getirene 10 milyon dolar ödül vaat ediyordu.
Moskova-Şam hattındaki trafik
Şaraa’nın Moskova ziyareti, son aylarda iki ülke arasında artan temasların ardından geldi. 28 Ocak 2025’te Dışişleri Bakan Yardımcısı Mihail Bogdanov başkanlığındaki Rus heyeti Şam’ı ziyaret etti. 12 Şubat’ta Putin ile Şaraa arasında ilk telefon görüşmesi yapıldı.
31 Temmuz’da Suriye Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani, Rus mevkidaşı Sergey Lavrov’la görüşmek üzere Moskova’ya gitti. Aynı dönemde HTŞ yönetiminin Savunma Bakanı Murhef Ebu Kasra da Moskova’da temaslarda bulundu.
9 Eylül’de Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak liderliğindeki bir Rus heyeti Şam’a gitti. 25 Eylül’de Lavrov ve eş-Şeybani, BM Genel Kurulu sırasında New York’ta bir araya geldi.
Son olarak 2 Ekim’de Suriye Genelkurmay Başkanı Ali Naasan başkanlığındaki askeri heyet Moskova’yı ziyaret etti.
Ziyaret öncesinde CBS News‘e mülakat veren Şaraa, Rusya ile ilişkilerin Batı’yla ilişkilerle çelişmediğini söylemişti. Aynı röportajda, Rusya ve Çin’le işbirliğinin “sakin bir karakter” taşıdığını belirterek, Moskova ve Pekin’in Şam’a “olumlu sinyaller” gönderdiğini ifade etmişti.

“Zelenskiy’nin seçimleri ertelemesi onun yetkisini geçersiz kılıyorsa, Colani’nin darbesi nasıl meşru?”
Şaraa’nın mazisi ve Şam’da kurulan yeni yönetimin iktidarı tesis etme biçimine bakılırsa, Moskova’nın Kiev’deki Vladimir Zelenskiy yönetiminin sıkıyönetim altında seçimlere ertelemek suretiyle gayri meşru hale geldiği söylemi -ki haklı bir söylem- arasında bir çelişki var. Suriyeli gazeteci Kevork Almassian, Twitter hesabında yaptığı paylaşımda şöyle izah ediyor:
“Rusya’nın 2015’te Suriye’ye müdahalesinin stratejik gerekçesi açıktı: Dost bir rejimi ayakta tutmak, Tartus Limanı üzerinden Akdeniz’e deniz erişimini güvenceye almak ve İslamcı tekfirci militanlığın Orta Doğu, Orta Asya ve Kafkasya’ya yayılmasını engellemek. Müdahale, bir süreliğine Moskova’nın bölgedeki nüfuzunu yeniden tesis etmesini sağladı.
Fakat bugünkü tablo, bu başarının ne kadar kırılgan olduğunu gösteriyor. Cihatçı aşırılığı ortadan kaldırmak için savaş gerekçesi sunan Moskova, şimdi o hareketin eski bir temsilcisini meşrulaştırıyor. Colani’nin seçim olmadan, halkın onayı veya meşru bir yetki olmadan kendisini cumhurbaşkanı ilan etmesi, Moskova’da diplomatik bir kabulle karşılandı.
Bu çelişki daha keskin olamazdı. Moskova’nın Ukrayna konusundaki resmi tutumu tek bir iddiaya dayanıyor, yani Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy’nin savaş koşullarında seçimleri ertelemesi nedeniyle meşruiyetini yitirdiğine. Ancak Kremlin şimdi, darbeyle iktidarı ele geçirip kendisini fermanla cumhurbaşkanı ilan eden Colani’yi ağırlıyor.
Bu tutum, Rusya’nın kendi egemenlik ve meşruiyet söylemini zedeliyor. Eğer Zelenskiy’nin seçimleri ertelemesi onun yetkisini geçersiz kılıyorsa, Colani’nin darbesi nasıl meşru sayılabilir?
Moskova’nın etkilemeyi en çok arzuladığı kitle olan Küresel Güney için bu sahne ibret verici. Uluslararası hukukun ve egemen meşruiyetin savunucusu rolünü üstlenen bir devlet, şimdi seçim yapılmadan yönetimi ele geçiren bir savaş ağasını kucaklıyor.
Bu tutarsızlıktan jeopolitik kazanç sağlayan aktörler belli. Uzun süredir NATO ile bölgedeki İslamcı ağlar arasında manevra yapma becerisine sahip Türkiye, Suriye’nin yeni gerçekliğinin sessiz mimarı olarak öne çıktı. Ankara’nın İdlib’deki gerilimi azaltma bölgelerine öncülük etmesi ve muhalif grupları denetim altında tutması, Colani’ye iktidarını pekiştirebileceği bir alan sağladı.
Washington ise kendi açısından, yirmi yıllık doğrudan müdahaleyle başaramadığını, yani Batı ve Türkiye’nin stratejik öncelikleriyle uyumlu bir Suriye yönetimini, dolaylı yollarla elde ediyor.
Suriye’deki geçiş sürecinin en önemli sonuçlarından biri, Türkiye’nin hızla bölgesel bir güç merkezi haline gelmesi. NATO’nun en büyük ordusuna sahip ve askeri güç kullanmaktan çekinmeyen Ankara, artık Orta Doğu ile Avrasya arasındaki yeniden yapılanmanın merkezinde duruyor.
Suriye, Türkiye’nin nüfuzunun başlıca sahnesine dönüştü. Ankara, ülke genelindeki varlığını güçlendirerek başlangıçta bir güvenlik tamponu olarak kurduğu alanı kalıcı siyasi ve ekonomik denetim alanına dönüştürdü. Colani yönetimindeki yeni Suriye rejimini destekleyerek Türkiye, Akdeniz ile Bilad’uş Şam arasındaki ticaret, enerji ve yeniden imar sözleşmelerinin akışını fiilen kontrol eder hale geldi.
Bu, duygusal anlamda bir imparatorluk dönüşü değil, yapısal bir yeniden doğuş. Türkiye’nin politikası, ekonomik bütünleşmeyi, askeri yerleşimi ve ideolojik yumuşak gücü -diplomasi kadar sahadaki varlıkla da genişleyen modern bir Osmanlıcılık biçimi- bir araya getiriyor. Türk askerlerinin, istihbarat ağlarının ve yüklenicilerin varlığı, yeni rejim altındaki Suriye devletinin Ankara’nın stratejik yörüngesinde kalmasını garanti ediyor.
Fakat Suriye bu genişlemenin yalnızca bir ekseni. Diğeri, Güney Kafkasya üzerinden kuzeydoğuya uzanıyor. Ermenistan’ı aşarak Türkiye’yi Azerbaycan’a, oradan Orta Asya’daki Türk cumhuriyetlerine bağlayan yeni koridor -Zengezur koridoru- Avrasya’daki bağlantı yapısında tarihi bir kaymaya işaret ediyor. Uzun süredir Ankara’nın hedefi olan bu güzergah, Türkiye’ye Hazar Denizi’ne ve ötesine kara üzerinden doğrudan erişim sağlıyor.
Türkiye açısından bu, Akdeniz’den Orta Asya’ya kesintisiz bir nüfuz hattı demek. NATO açısından ise Avrupa’nın güneydoğu kanadını Avrasya’nın zengin enerji havzasına bağlayan sürekli bir jeopolitik kuşak açılıyor. Rusya içinse bu, yani güney sınırlarının bir NATO üyesi tarafından çevrelenmesi stratejik bir kabus.
Ankara’nın üstünlüğü, tutarlılığında yatıyor. Moskova’nın aşırı genişlediği, Pekin’in tereddüt ettiği yerde Türkiye çok boyutlu bir strateji izledi; NATO’daki konumunu, enerji diplomasisini ve Türk dünyasıyla kültürel bağlarını ustaca birleştirdi. Batı’nın onayladığı Ermenistan koridoru bu üstünlüğü kalıcılaştıracak; Türkiye’yi yalnızca savaş sonrası Suriye’nin başlıca bölgesel aktörü değil, aynı zamanda Avrupa, Orta Doğu ve Orta Asya arasında -hem Rusya’nın hem İran’ın aleyhine- vazgeçilmez bir bağlantı noktası haline getirecek.
Çin’in tutumu da en az Rusya’nınki kadar açıklayıcı. Egemenliğe ve içişlerine karışmama ilkesine dair söylemine rağmen Pekin, Suriye’yi istikrara kavuşturma veya yeniden inşa etme konusunda anlamlı bir rol üstlenmedi. Kuşak ve Yol gibi ekonomik girişimleri, siyasi nüfuza dönüşmedi. Esad’ın devrilmesinin ardından gelen sessizlik, Çin’in Batı ya da Türkiye’nin üstünlüğüyle yüzleşme konusundaki isteksizliğini açıkça ortaya koyuyor.
Ortada kalan ise bir boşluk: Rusya ve Çin’in, temkinlilikleri, tutarsızlıkları ve stratejik geri çekilmeleriyle bizzat yarattıkları bir boşluk.
Bir zamanlar Orta Doğu, yükselen çok kutuplu düzenin sınav alanı olarak görülüyordu; Rusya ve Çin’in pragmatik ittifaklar ve alternatif kurumlar inşa edebileceği bir saha. Bu vizyon gerçekleşmedi.
Colani’nin kendi kendini ataması ve Moskova’nın bunu kabul etmesi, bu iddianın çözülüşünü simgeliyor. Çok kutuplu denge yerine, Türkiye ve İsrail stratejik alanlarını genişletiyor, ABD sessizce nüfuzunu yeniden kuruyor, Rusya ise kalan mevzilerini savunmaya çalışan tepkisel bir aktöre dönüşüyor.
Rusya açısından kayıp yalnızca jeopolitik değil, itibari de. Müttefiklerini koruyamayan, yatırımlarını sürdüremeyen ve kendi meşruiyet standartlarını savunamayan bir güç, artık küresel siyasette alternatif bir kutup olma iddiasını sorgulatıyor. Moskova, başkalarının tasarımına katılan edilgen bir oyuncuya dönüşüyor.
Colani’nin kendi kendine ilan ettiği cumhurbaşkanlığının Rusya tarafından tanınması, Moskova’nın Suriye stratejisinin -bir zamanlar Orta Doğu’daki yeniden yükselişinin merkezinde yer alan politikanın- sonuna gelindiğini gösteriyor. Batı hegemonyasından bağımsızlık iddiasıyla başlayan süreç, giderek tepkisel uyumun kalıbına dönüştü.
Putin ile Colani’nin Moskova’daki tokalaşması, her seferinde biraz daha pragmatik bir tavizle çok kutuplu düzenin vaatlerinin içini boşaltan dönüm noktası olarak hatırlanacak.”
“Dekor değişti ama Rusya’nın pozisyonu aynı kaldı”: Moskova’daki uzman topluluğu ne söylüyor?
Rusya’nın önde gelen diplomasi yayınlarından Vzglyad‘a görüş bildiren Rus siyaset bilimciler de durumu başka bir açıdan değerlendirmiş. Ortadoğu Enstitüsü’nden Sergey Balmasov şu ifadeleri kullanıyor:
“Bu görüşmenin önemi her şeyden önce Rusya’nın Suriye’den ayrılmayı düşünmemesinde yatıyor. İktidar değişikliğinden sonra da çıkarlarımız zarar görmedi. Başka bir yönetimle de çalışabileceğimizi gösteriyoruz. Ayrıca Suriye’deki Rus askeri üslerinin kira süresinin uzatılması konusunda da anlaşmaya varacağız.
Esad rejiminin çöküşünü Batı, Moskova’nın yenilgisi olarak adlandırmıştı ama yeni Suriye liderinin ziyareti bunun tersini gösteriyor. Dekor değişti ama Rusya’nın pozisyonu aynı kaldı, Moskova hiçbir şey kaybetmedi. Batı’nın yenilgimiz hakkındaki sözleri birer hayaldi; biz bir yere gitmedik, gerekirse Suriye’deki konumumuzu daha da güçlendireceğiz.
Rus askeri üsleri Suriye’yi koruyabilir. Rusya, ABD’nin etkisi altında olmayan özgür Arap dünyasıyla dost. Dahası, ülkemiz dostlarını asla yarı yolda bırakmaz, her zaman yardım eder. Amerikalılar ise esasen Suriye’nin harap halde kalmasıyla ilgileniyor.
Rusya’yı Suriye’den çıkarmak isteyenler var, bunun ideolojik nedenleri de bulunuyor. Bizi müttefik rejimi koruyamaz durumda göstermek istiyorlar. Ama görüyoruz ki durum böyle değil, Rus üsleri hâlâ Suriye’de.
Rusya’nın Şam’la ilişkilerini geliştirmesini asıl engelleyenler Avrupa ve Türkiye oldu. Rus üsleri Süveyş Kanalı’nın hemen yakınında yer alıyor ve Avrupa’ya hâlâ büyük miktarda petrol ve doğalgaz sevkiyatı bu hat üzerinden yapılıyor.
İsrail ve Körfez monarşileri ise Rusya ile Suriye arasındaki ilişkilerin gelişmesine karşı çıkmıyor. Suriye’de yabancı çıkarlar ne kadar çeşitli olursa, Türkiye’nin bu ülkeyi İsrail’e karşı kullanma olasılığı o kadar azalır.”
“Şaraa ikili oynamazsa…”
Siyaset bilimci ve analist Mais Kurbanov ise şunları söylemiş:
“Geçici cumhurbaşkanı en çok ekonomik yardımla ilgileniyor. Halep ve diğer şehirlerin altyapısı ciddi biçimde zarar gördü. Ayrıca İsrail ülkenin neredeyse tüm askeri cephaneliğini yok etti, hava savunma sistemi imha edildi. Yeni yönetimin elinde hiçbir şey yok.
Ahmed Şaraa’nın niyetlerinin ne kadar samimi olduğunu zaman gösterecek. Fakat kendisi artık dost bir ülkenin lideri olarak en üst düzeyde kabul edildi. Bugün tarihi bir an yaşandı. Bu, Rusya’nın Orta Doğu’daki rolünün ne kadar önemli olduğunu gösterecek.
Amerikalılar, Şaraa Şam’a döndükten sonra ona baskı yapmaya çalışacak ama başarılı olamayacaklar. Suriye’de Amerikan ve İsrail yanlısı gruplar var. ABD, eğer Şaraa’nın Moskova’yla dostluğu ciddiye binerse ülkede kaos yaratmaya çalışabilir. Avrupa da iki ülkenin yakınlaşmasını engellemeye uğraşacak. Buna ancak Şaraa ikili oynamazsa karşı konulabilir. Suriye Rusya’yla ilişkilerini geliştirirse eskisinden bile daha güçlü hale gelir.”
Rusya
Wildberries depolarına drone saldırıları sonrası telefon kısıtlaması geldi

Rus e-ticaret devi Wildberries ve Russ ortak şirketi RWB, lojistik merkezlerinde akıllı telefon kullanımının yasaklanmasını ek güvenlik önlemleriyle açıkladı. Şirket, depolara yalnızca kamerasız tuşlu telefonlarla girilmesine izin verildiğini duyurdu. Kararın, tesislere yönelik insansız hava aracı saldırıları sırasında yapılan izinsiz çekimleri engellemek amacıyla alındığı bildirildi.
Rus online ticaret devi Wildberries ile Russ grubunun birleşik şirketi RWB, lojistik tesislerinde akıllı telefon kullanımına getirilen kısıtlamalara ilişkin açıklama yaptı.
Şirket basın servisinden RBK medya kuruluşuna yapılan bilgilendirmede, depolara telefon sokma kurallarının özünde değişmediği, kamerasız ve tuşlu cihazların kullanımına izin verilmeye devam edildiği belirtildi. Şirket yetkilileri, uygulamanın ek bir güvenlik adımı olduğunu vurguladı.
RWB basın servisinden yapılan açıklamada, “Söz konusu gereklilikler, lojistik tesislerin sınırları içinde izinsiz fotoğraf ve video çekimini önlemeye yönelik ek güvenlik tedbirlerinin bir parçasıdır” ifadelerine yer verildi.
Drone görüntülerinin çekilmesi yasağı getirdi
Süreç, “Klub partnerov na marketpleysah” adlı Telegram kanalının Wildberries’in kurum içi talimatına dayanarak yaptığı haberle gündeme geldi. İlgili belgede, 3 Ağustos itibarıyla depo alanlarına yalnızca kamerasız tuşlu cep telefonlarıyla girilmesine izin verildiği aktarıldı.
Kanalın ulaştığı belgede, akıllı telefonlara izin verilen dönemde insansız hava araçlarının uçuşlarının ve “yaşanan olayların” kayda alındığı vakaların tespit edildiği kaydedildi.
Talimatta ayrıca hava tehlikesi alarmı sırasında çekim yapmanın kesinlikle yasak olduğu hatırlatıldı.
Çok sayıda bölgede depolar hedef oldu
Ukrayna Silahlı Kuvvetleri’nin 18 Temmuz’dan itibaren düzenlediği saldırılarda Tambov, Moskova, Vladimir, Volgograd, Penza ve Samara bölgeleri ile çok sayıda farklı bölgedeki Wildberries depoları isabet aldı. Saldırılar sonucunda şirket çalışanları hayatını kaybetti, onlarca kişi yaralandı.
Tesislerde yangınlar çıkarken, bazı depolar faaliyetlerini geçici olarak durdurmak ve personeli tahliye etmek zorunda kaldı.
Saldırıların ardından Wildberries lojistik zincirlerini yeniden yapılandırdığını, tesis korumasını artırdığını, çalışanlara ve satıcılara destek önlemleri sağladığını duyurdu.
Wildberries Yöneticisi Tatyana Kim, şirkete ait depoların mevcut tüm koruma araçlarıyla donatıldığını açıkladı.
Tesislerdeki yangın güvenliği sistemlerinin 2024 yılı itibarıyla tamamen yenilendiğini belirten Kim, saldırıların başladığı ilk günden bu yana savunma tedbirlerinin her gün artırıldığını bildirdi.
Kim, yoğunluğu giderek artan saldırıların büyük bölümünün başarıyla püskürtüldüğünü sözlerine ekledi.
Rusya’da asimetrik İHA saldırılarının makroekonomik sonuçları
Rusya
Rus milyarderler 2026 yılında 5 milyar dolar kaybetti

Rus milyarderlerin toplam serveti 2026 yılının başından bu yana 5 milyar dolardan fazla eridi. En ağır kaybı servetinin üçte birini kaybeden Mihail Prohorov yaşarken, küresel piyasalarda tam tersi bir hareketlilik kaydedildi. Bloomberg verilerine göre dünyadaki en zengin 500 kişinin serveti aynı dönemde rekor artışlar gördü.
Rusya’nın en zengin iş insanlarının toplam serveti yıl başından bu yana 5,02 milyar dolar azaldı. Bloomberg Milyarderler Endeksi verilerine göre hazırlanan liste, iş insanlarının sahip olduğu halka açık varlıkların borsa kote değerleri esas alınarak oluşturuldu.
Sıralamaya göre, Rus katılımcılar arasında serveti en çok gerileyen isim Mihail Prohorov oldu. Prohorov’un sermayesi 5,66 milyar dolar azalarak 10,9 milyar dolara geriledi.
Telegram’ın kurucusu Pavel Durov’un serveti 1,86 milyar dolar kayıpla 12,5 milyar dolara düştü. Nornikel Başkanı Vladimir Potanin’in sermayesi 3,44 milyar dolar eriyerek 23 milyar dolara, NLMK Yönetim Kurulu Başkanı Vladimir Lisin’in serveti 1,16 milyar dolar kayıpla 22,6 milyar dolara, Lukoil’in kurucusu Vagit Alekperov’un sermayesi ise 1,41 milyar dolar azalarak 21,2 milyar dolara geriledi.
Kazananlar tarafında Mordaşov öne çıktı
Sermaye değişiminde zıt bir dinamik sergileyen Severstal’in ana hissedarı Aleksey Mordaşov ise servetini 1,79 milyar dolar artırarak 28,1 milyar dolara çıkardı.
Novatek Başkanı Leonid Mihelson’un serveti 1,48 milyar dolar artışla 25,2 milyar dolara, Yevrohim ve SUEK’in kurucusu Andrey Melniçenko’nun sermayesi 1,18 milyar dolar artışla 20,1 milyar dolara ulaştı.
Novatek ve Sibur’un ortaklarından Gennadiy Timçenko servetini 1,15 milyar dolar artırarak 15,4 milyar dolara, UGMK’nin kurucusu Iskander Mahmudov ise 700 milyon dolar artışla 8,58 milyar dolara yükseltti.
Ayrıca RWB CEO’su Tatyana Kim’in sermayesi 418 milyon dolar artışla 8,3 milyar dolara, Senatör Suleyman Kerimov’un serveti 358 milyon dolar artışla 10,8 milyar dolara çıktı. Monaco futbol kulübünün başkanı Dmitriy Rıbolovlev servetini 247 milyon dolar artırarak 10 milyar dolara, Alfa-Group’un kurucularından Mihail Fridman ise 162 milyon dolar artışla 10,2 milyar dolara ulaştırdı.
Küresel ölçekte tarihi servet rekoru
Rusya’daki erimenin aksine, Bloomberg versiyonuna göre dünyanın en zengin 500 insanının toplam serveti 15 Haziran’da tek bir günde 336 milyar dolar arttı.
Ajansın verilerine göre bu durum, tarihteki en büyük günlük artış olarak kayıtlara geçti ve söz konusu kişilerin toplam serveti 13,3 trilyon dolara ulaştı.
Bu rekor artıştan birkaç gün önce, 12 Haziran’da Amerikalı milyarder Elon Musk, uzay ve havacılık şirketi SpaceX’in halka arzının (IPO) ardından dünyanın ilk trilyoneri oldu.
Forbes verilerine göre iş insanının serveti o tarihte yaklaşık 1,1 trilyon dolara yükselirken, Bloomberg Musk’ın servetini yaklaşık 1,05 trilyon dolar olarak tahmin etti.
Zirve noktasında 1,4 trilyon dolara kadar ulaşan Musk’ın sermayesi, 1 Ağustos itibarıyla yarıdan fazla azalarak 684 milyar dolara geriledi.
Rusya
Ukrayna İHA’larının hedefi olan Wildberries lojistiği yeniliyor

Rus e-ticaret devi Wildberries kurucusu Tatyana Kim, şirketin lojistik merkezlerini hedef alan insansız hava aracı saldırılarına ilişkin açıklamalarda bulundu. Dokuz ayrı bölgedeki ana dağıtım merkezlerini vuran saldırıların sivilleri hedef aldığını belirten Kim, zarar gören satıcılar için hükümetle devlet desteği paketinin hazırlandığını ve lojistik altyapısının hızla yeniden yapılandırıldığını duyurdu.
Rus e-ticaret devi Wildberries’in kurucusu Tatyana Kim, şirketin lojistik merkezlerine yönelik insansız hava aracı (İHA) saldırıları hakkında açıklama yaptı.
Kim, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri tarafından düzenlenen saldırıların birden fazla ülkenin sivil vatandaşlarını hedef aldığını söyledi.
Tesislerin korunması için alınan güvenlik önlemlerini detaylandıran Kim, zarar gören satıcılar için devlet desteği paketi hazırlandığını ve lojistik ağının tamamen yeniden yapılandırıldığını ilan etti.
Lojistik merkezleri dokuz bölgede insansız hava araçlarının hedefi oldu
Wildberries’in lojistik merkezleri, insansız hava araçlarıyla düzenlenen emsalsiz bir saldırı dalgasının hedefi haline geldi.
Ukrayna İHA’larının vurduğu tesisler arasında Moskova, Voronej, Penza, Volgograd, Ryazan ve Leningrad bölgeleri ile Krasnodar ve Stavropol krayları ve Udmurtya Cumhuriyeti’nde yer alan ana dağıtım merkezleri ve kritik bölgesel depolar bulunuyor.
Depolara yapılan vuruşları terör saldırısı olarak nitelendiren Kim, bu eylemlerin durumu istikrarsızlaştırmayı ve çok sayıda insanı korkutmayı amaçladığını vurguladı.
Ukrayna İHA’larının düzenlediği saldırıların ekosistemdeki herkesi etkilendiğini belirten Kim; çalışanların, satıcıların, üreticilerin, lojistikçilerin ve sipariş teslim noktası sahiplerinin zarar gördüğünü ifade etti.
RWB Başkanı Kim açıklamasında, “Wildberries altyapısına yapılan saldırılar, sivil vatandaşlara yapılan saldırılardır. Ve tekrar ediyorum; sadece Ruslara değil” dedi.
Şirket ekosisteminde Kırgızistan, Belarus, Kazakistan, Ermenistan, Özbekistan ve Çin’den yaklaşık 10 bin kişinin iş yürüttüğünü açıklayan Kim, bu ülkelerdeki girişimcilerin de milyarlarca rublelik zarara uğradığına dikkat çekti.
Askeri nitelikteki malların ticaretinin yapıldığı yönündeki suçlamalara yanıt veren Kim, ürün çeşitliliğinin diğer küresel pazaryerleriyle karşılaştırılmasını önerdi.
Kim, “Teröristlerin eylemlerinde hiçbir mantık, sağduyu ve rasyonellik yoktur ve olamaz. Düşman, Wildberries’e yönelik saldırıların sıradan Rus vatandaşlarını hedef aldığına dair kendisi kamuoyuna açıklamalarda bulundu” ifadelerini kullandı.
Şirket tesislerinin mevcut tüm koruma araçlarıyla donatıldığını ve güvenlik sistemlerinin her geçen gün güçlendirildiğini aktaran Kim, “Saldırıların büyük bölümünü başarıyla püskürtüyor olmamız bunun doğrudan kanıtıdır” diye konuştu.
RWB Başkanı, birleşmenin gerçekleştiği 2024 yılından itibaren depolardaki yangın güvenliği sisteminin tamamen yenilendiğini bildirdi. Bu süreçte özel yangın söndürme ekiplerinin kurulduğunu, modern yangın söndürme sistemlerinin devreye alındığını ve düzenli tahliye tatbikatlarının yapıldığını aktardı.
Tüm depolarda yangın güvenliğini sağlamak amacıyla her gün yaklaşık 2 bin kişinin görev yaptığını belirten Kim, “Bu durum, depolardaki insanların güvenliğini sağlamamıza, yangını hızla kontrol altına almamıza ve mümkün mertebe satıcılarımızın mallarını bütün olarak korumamıza imkan tanıdı ve tanımaya devam ediyor” dedi.
Ayrıca haberde, Wildberries’in malları zarar gören 97 binden fazla mağdur satıcıya ikinci dilim destek ödemelerini aktardığı bilgisi yer aldı.
Rusya’da asimetrik İHA saldırılarının makroekonomik sonuçları
Saldırılar mücbir sebep sayılarak hukuki uyarı yapıldı
Girişimcileri hukuki durum konusunda uyaran Kim, söz konusu saldırıların mücbir sebep (önlenemez durum) niteliği taşıdığını bildirdi.
Bu maddenin kullanıcı sözleşmelerine eklenmiş olmasının ya da bulunmamasının hukuken bir önemi olmadığını kaydeden Kim, kanun gereği zararların bu yolla tazmin edilmediğini söyledi. Kim, sorunları çözme vaadiyle hizmet sunan avukatlara itibar edilmemesi gerektiğinin altını çizdi.
İnternet ortamındaki risklere dikkat çeken Kim, “Ne yazık ki internette ortak felaketimizden haksız kazanç sağlamak isteyen çok sayıda dolandırıcı ve avukat türedi” diyerek yalnızca resmi kanallardan yapılan açıklamalara güvenilmesini tavsiye etti.
Zarar gören satıcılar için hükümetle devlet desteği hazırlanıyor
Ukrayna saldırılarında ürünleri zarar gören satıcılar için iki kademeli destek ödemesinin tamamlandığını vurgulayan Kim, ikinci destek dalgasından yaklaşık 100 bin küçük ve orta ölçekli işletme temsilcisinin yararlandığını aktardı.
Devlet nezdindeki girişimlere değinen Kim, “Küçük ve orta ölçekli işletmelerin çıkarlarının temsilcisi olarak hareket ettik ve ülke hükümetiyle zarar gören tüm girişimcilere yönelik kapsamlı destek tedbirlerini şimdiden görüştük. Şu anda herkesin yardım alacağı genel bir sistem geliştiriliyor” açıklamasını yaptı.
Büyük ortaklar için ilave kolaylıklar sağlandığını belirten Kim, masrafları şirket tarafından karşılanan artırılmış daimi müşteri indirimi ve “WB Bank” üzerinden kredi erteleme imkanı sunulduğunu kaydetti.
Kim, önümüzdeki haftadan itibaren saldırılardan en çok etkilenen bölgelerdeki girişimcilerle yüz yüze görüşmelerin planlandığını duyurdu.
Şirket yurtiçinde ve yurtdışında yeni lojistik alanları kiralıyor
Wildberries’in lojistik altyapısını hızla yeniden yapılandırdığını ve ürünleri alternatif tesislere yönlendirdiğini belirten Kim, “Rusya içinde ve dışında lojistik kapasite kiralanmasına yönelik onlarca teklif var elimizde, sözleşmelerin bir kısmı imzalandı bile. Bunun yanı sıra faaliyette bulunduğumuz ülkelerde inşa ettiğimiz kendi tesislerimizi de yakında hizmete açacağız” dedi.
Girişimcilik topluluğuna mevcut şartlara uyum sağlama çağrısında bulunan Kim, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:
“Şu anda yapılabilecek tek şey, Rusya girişimcilik camiası olarak hepimizin soğukkanlılıkla yakın gelecek için bir yeniden yapılanma planına sahip olması, uyum sağlaması ve dönüşmesidir.”
Dünya Basını1 hafta önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi4 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Dünya Basını1 hafta önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Avrupa6 gün önce‘Yeraltı ülkesi’ geri geliyor: İsviçre sığınaklarında yeni ‘savaş düzenlemesi’










