Bizi Takip Edin

Amerika

Senato Demokratları DHS çıkmazında iç bölünmeden kaygılı

Yayınlanma

ABD Senatosu’ndaki Demokratlar, İç Güvenlik Bakanlığı’nın 40 günü aşan kapanmasını sonlandırmaya yönelik müzakerelerde kendi içlerindeki görüş ayrılığının derinleşmesinden kaygı duyuyor. Merkez çizgideki bazı senatörlerin Cumhuriyetçilerle uzlaşmaya açık olması, parti liderliğinin reform taleplerini zayıflatabileceği endişesini artırıyor.

ABD’de Senato Demokratları, İç Güvenlik Bakanlığı’nın 40 gündür süren kapanmasını sona erdirmek karşılığında Trump yönetiminin göç uygulamalarında kapsamlı değişiklikler talep ederken, çıkmazı sonlandırmak isteyen merkez kanattaki isimlerin bu stratejiyi zayıflatabileceğinden endişe duyuyor.

Senato’daki Demokratların neredeyse tamamı, çarşamba günü Temsilciler Meclisi’nde kabul edilen ve DHS’ye eylül ayına kadar finansman sağlayacak tasarının ilerletilmesini bir kez daha engellemek için oy kullandı. Parti yönetimi bu süreyi Beyaz Saray’dan ek tavizler almak amacıyla kullanmak istiyor.

Pennsylvania Senatörü John Fetterman ise kapanma oylamalarında ve diğer başlıklarda partisiyle sık sık farklı yönde oy kullanan tutumunu sürdürdü ve teklifin ilerletilmesi yönünde oy veren tek Demokrat oldu.

Merkez Demokratlar ile Beyaz Saray temasları kaygı yaratıyor

Bazı Demokrat senatörler, sonbaharda yaşanan ve 43 gün süren hükümet kapanmasını sona erdirmek için parti yönetimine karşı oy kullanan merkez kanat üyelerinin yeniden benzer bir tutum alabileceğini değerlendiriyor. Havalimanlarında maaş alamayan Ulaştırma Güvenliği İdaresi çalışanlarının iş bırakmasıyla oluşan yoğunluk bu baskıyı artırıyor.

Sonbahardaki kapanma sürecinde Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer’a karşı oy kullanan bazı Demokrat senatörler, geçen hafta Beyaz Saray’ın sınır politikası sorumlusu Tom Homan ile bir araya geldi. Bu isimler arasında Catherine Cortez Masto, Maggie Hassan ve Demokratlarla birlikte hareket eden bağımsız senatör Angus King yer aldı.

Bu görüşmeler, Demokratlar arasında, Başkan Donald Trump’ın desteklediği ve DHS’ye finansman sağlarken Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu’nun (ICE) sınır dışı operasyonlarına ayrılan bütçeyi dışarıda bırakan bir teklifin kabul edilebileceği yönünde kaygıya yol açtı.

Bir Demokrat senatör, parti içinde “iki ayrı hat” bulunduğunu belirterek bazı üyelerin ICE’in ikiye ayrılabileceğini düşündüğünü söyledi.

ICE bütçesi tartışması parti içinde ayrışma yaratıyor

Aynı senatör, bazı Demokratların insan kaçakçılığı, uyuşturucu ticareti ve siber suçlarla mücadele gibi ICE’in belirli faaliyetlerine finansman sağlanmasını savunabileceklerini ifade etti. Bu yaklaşım, Cumhuriyetçi senatörlerin Beyaz Saray’a sunduğu ve ICE bütçesinin yaklaşık yarısını finanse eden ancak sınır dışı operasyonlarını dışarıda bırakan teklife destek verilmesinin önünü açabilir.

Buna karşı çıkan Demokratlar ise ICE’in farklı işlevleri arasında bütçe ayrımı yapılamayacağını belirtiyor. Aynı senatör, Trump yönetiminin insan kaçakçılığıyla mücadele için ayrılan fonları dahi göçmenlerin gözaltına alınması ve sınır dışı edilmesi için kullanabileceğini ifade etti. Kaynak, “Bu yönetim altında buna güven yok” değerlendirmesini aktardı.

TSA krizi siyasi baskıyı artırıyor

Her iki partiden senatörler, TSA ve diğer kritik kurumların finansmanının sağlanması yönünde artan baskıyla karşı karşıya. Bazı havalimanlarında güvenlik kontrolünden geçiş süresi saatleri buluyor.

John Fetterman, iki maaşını alamayan TSA çalışanlarının ciddi mali ve psikolojik baskı altında olduğunu belirterek “Bu durum sona ermeli” dedi. Fetterman, havalimanlarındaki uzun kuyruklara rağmen DHS’nin yeniden açılması yönünde oy veren tek Demokrat olmasına dikkat çekerek “Neden sadece ben? Bu noktada gerçekten anlamıyorum” ifadelerini kullandı.

Fetterman, kapanmanın ICE üzerinde etkisi olmadığını ancak TSA ve diğer çalışanları cezalandırdığını ve birçok havalimanında seyahati fiilen zorlaştırdığını söyledi. Ayrıca eyaletindeki TSA çalışanlarından “öfke, umutsuzluk ve hayal kırıklığı” duyduğunu aktardı.

Cumhuriyetçi Senatör Ron Johnson ise ulaştırma güvenliği görevlilerini temsil eden sendika yetkililerinden, bazı çalışanların federal hayat sigortalarının intiharı kapsayıp kapsamadığını sorduğuna dair bilgi aldığını belirtti.

Schumer parti içi kopuşu önlemeye çalışıyor

Demokratlar içindeki görüşmelere yakın kaynaklar, Chuck Schumer’ın parti içindeki olası kopuşları önlemek için yoğun çaba harcadığını belirtiyor. Bir Demokrat senatör, “Cumhuriyetçilerle birlikte oy kullanacak 10 kişinin ortaya çıkmasını engellemeye çalışıyor” dedi.

Başka bir Demokrat senatör ise Beyaz Saray’ın ICE bütçesinin tamamını tasarıdan çıkarmayı kabul etmesi ve buna karşılık Demokratların da finansmanını kesmek istediği Gümrük ve Sınır Koruma Ajansı’na kaynak bırakılması halinde DHS’nin yeniden açılması için yeterli desteğin sağlanabileceğini söyledi.

Önceki anlaşmalar ve güven sorunu yeniden gündemde

Ocak ayında süresi dolan Affordable Care Act kapsamındaki sağlık sigortası prim sübvansiyonları, sekiz Demokratın parti yönetimine karşı oy vererek hükümetin yeniden açılmasını sağlayan anlaşmanın parçasıydı. Buna karşılık Senato Çoğunluk Lideri John Thune, sübvansiyonların uzatılması için oylama sözü vermişti. Ancak bu teklif 51’e karşı 48 oyla reddedildi ve yalnızca dört Cumhuriyetçi destek verdi.

Bu anlaşmayı destekleyen Cortez Masto, Hassan ve King geçen hafta Beyaz Saray yetkilileriyle görüşen isimler arasında yer aldı.

John Thune, Demokratların ICE’in sınır dışı operasyonlarına ayrılan bütçeyi dışarıda bırakan bir DHS finansman teklifini kabul edilebilir bir uzlaşma olarak değerlendirdiklerini söyledi. Thune, “Toplantı öncesinde Demokratlardan aldığımız mesaj buydu. Bu nedenle teklif başkana sunuldu” dedi.

Thune ayrıca Minneapolis’te federal göç görevlilerinin iki ABD vatandaşını öldürdüğü olayın ardından yönetimin bazı Demokrat taleplerini karşıladığını, ICE içinde personel değişiklikleri yapıldığını ve eski DHS Bakanı Kristi Noem’in görevden alındığını belirtti.

Senato Demokratları ise bu iddiaya sert şekilde karşı çıktı ve söz konusu teklifi hiçbir zaman onaylamadıklarını ifade etti.

Demokratlar reform taleplerinde ısrarcı

Schumer, kamuoyuna yaptığı açıklamalarda parti içindeki birliğin sürdüğünü vurguladı. Schumer, “Demokratlar, gruptaki her üye için geçerli olmak üzere, başından beri tutarlı bir çizgi izliyor. ICE üzerinde denetimi güçlendirmeli ve şiddeti durdurmalıyız. Reform gerekli” dedi.

Nevada’nın eski başsavcısı olan Cortez Masto, federal görevlilerin özel konutlara girebilmesi için yargı kararı zorunluluğu getirilmesini savunan isimler arasında yer aldı. Ancak ICE bütçesinin bölünmesine yönelik Beyaz Saray destekli teklif hakkında yorum yapmadı.

Demokratlar çarşamba sabahı Cumhuriyetçi müzakerecilere, haftalardır talep ettikleri reformları içeren bir karşı teklif sundu. Müzakerelere yakın bir kaynak, bu teklifin yeni olmadığını belirterek, “Teklif, aylardır tartışılan temel reformları içeriyor. Buna görevli kimliklerinin görünür olması, vücut kamerası kullanımı, hassas alanların korunması ve temel eğitim standartları gibi başlıklar da dahil” dedi.

Senato Demokratları, DHS finansmanını sağlayan Temsilciler Meclisi tasarısını ilerletmek için çarşamba günü altıncı kez oylama yaptı. Cumhuriyetçiler oylama öncesinde ICE’in sınır dışı operasyonlarına ayrılan fonu tasarıdan çıkarma sözü vermesine rağmen, Fetterman dışında tüm Demokratlar tasarıya karşı oy kullandı.

Amerika

ABD’de göçmenlik operasyonunda bir ölüm daha

Yayınlanma

ABD’nin Florida eyaletinde federal göçmenlik memurlarından kaçmaya çalışan bir kişi, otoyolda tırın çarpması sonucu hayatını kaybetti. St. Augustine kentindeki bir akaryakıt istasyonunda ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) memurlarıyla karşılaşan araçtaki dört şüpheli yaya olarak kaçmaya başladı. Florida Otoyol Devriyesi Sözcüsü Dylan Bryan, yola fırlayan şüphelilerden birine tırın çarptığı olayla ilgili soruşturmanın sürdüğünü bildirdi.

ABD’nin Florida eyaletindeki St. Augustine kentinde salı günü federal göçmenlik memurlarının dahil olduğu olayda, tırın çarptığı bir kişi yaşamını yitirdi.

Florida Otoyol Devriyesi Sözcüsü Çavuş Dylan Bryan, NewsNation televizyonuna yaptığı açıklamada, sabah saat 06.42 sularında bir akaryakıt istasyonunun otoparkında İç Güvenlik Soruşturmaları ve ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) memurlarıyla yaşanan karşılaşmanın ardından, araçtaki dört kişinin yaya olarak kaçtığını belirtti.

Sözcü Bryan, araçtaki kişilerden birinin eyalet otoyoluna fırlayarak tırın önüne atladığını bildirdi. Tır sürücüsünün durarak ilk yardım müdahalesinde bulunmasına rağmen, aracın çarptığı şüpheli kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Bryan, olayla ilgili soruşturmanın devam ettiğini sözlerine ekledi.

ABD İç Güvenlik Bakanlığından NewsNation’a yapılan açıklamada, Florida’nın St. Johns bölgesi yakınlarında bir operasyon yürütüldüğü ve bir Meksika vatandaşının ölümüyle sonuçlanan olayın inceleme altında olduğu kaydedildi.

Olay öncesinde araçta yer alan diğer üç kişiye ne olduğu henüz netlik kazanmadı. Bryan, New York Times gazetesine yaptığı açıklamada, şüphelilerin içinde bulunduğu aracın soruşturma kapsamında çekildiğini ifade etti.

Son olay, 7 Temmuz tarihinden bu yana ICE memurlarının karıştığı üçüncü ölüm vakası olarak kayıtlara geçti.

Geçen hafta salı günü Teksas eyaletinin Houston kentinde, üç ABD vatandaşı çocuğun babası olan ve ülkede yasal statüsü bulunmayan Meksikalı göçmen Lorenzo Salgado Araujo, trafik çevirmesinde ICE memurları tarafından öldürüldü.

ICE sözcüsü, Araujo’nun gözaltından kaçmaya çalıştığını savunmuştu. Araujo’nun ölümü, ICE uygulamalarına yönelik protestolara ve tepkilere yol açtı.

ABD’de ICE memurunun ateş açması sonucu ölüm

Pazartesi günü ise Maine eyaletinin Biddeford kentinde ICE memurları, yasal statüsü olmayan bir göçmenin bilinen son adresinde hedefli gözetleme faaliyeti yürüttükleri sırada Joan Sebastian Guerrero’yu ateş ederek öldürdü. Olaydan 12 saat sonra açıklama yapan kurum, Guerrero’nun kaçarak kamu güvenliğine tehdit oluşturduğunu ve memurların bu gerekçeyle ateş açtığını bildirdi.

Konuya vakıf kaynaklar, salı günü NewsNation’a yaptıkları açıklamada, ICE yönetiminin ilk iki ölümün ardından memurlara trafik çevirmelerini geçici olarak durdurma talimatı verdiğini doğruladı.

Ancak ICE, kurumsal taktiklerde önemli bir değişikliğe işaret eden bu kararı doğrulamaktan kaçındı.

Kurumdan yapılan açıklamada, “Memurlarımızın güvenliğini sağlamak ve suçluları sokaklarımızdan uzak tutmak için prosedürlerimizi sürekli değerlendiriyoruz. Kolluk kuvveti taktiklerini ifşa etmeyiz veya tartışmayız” ifadesi kullanıldı.

Eski ICE Vekil Direktörü John Sandweg ise salı günü CNN’e yaptığı açıklamada, kurumun trafik çevirmelerine ara vermesi gerektiğini belirtti.

Sandweg, “Benzer olayların tekrarlanmasını önlemek için ne yapmamız gerektiğine karar verene kadar, araç durdurma uygulamalarına tamamen ara verilmeli ve bu durum derinlemesine incelenmelidir” değerlendirmesinde bulundu.

Okumaya Devam Et

Amerika

Trump, veri merkezi taahhüdünü eyaletler ve şirketlerle büyütüyor

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, yapay zekanın yol açtığı enerji talebi artışı karşısında elektrik fiyatlarının yükselmesine yönelik endişeleri gidermek amacıyla başlattığı Tüketiciyi Koruma Taahhüdü’nü Cumhuriyetçi valiler ve büyük enerji şirketleriyle genişletiyor. Montana, Wyoming ve Missouri valilerinin imzaladığı taahhüdün, veri merkezlerinin kullandıkları enerji ve suyun yanı sıra şebeke geliştirme maliyetlerini de üstlenmesini öngördüğü belirtiliyor.

ABD Başkanı Donald Trump, eyalet yetkilileri ve sektör yöneticilerinden edinilen bilgilere göre, veri merkezlerine yönelik taahhüdünü bazı Cumhuriyetçi valileri ve birkaç büyük enerji şirketini kapsayacak şekilde genişletiyor.

Montana Valisi Greg Gianforte, Wyoming Valisi Mark Gordon ve Missouri Valisi Mike Kehoe, Beyaz Saray’ın Tüketiciyi Koruma Taahhüdü adını verdiği belgeyi imzaladı.

Eyalet yetkilileri, bu taahhüdün veri merkezi geliştiricilerinin kullandıkları enerji ve suyun yanı sıra elektrik şebekesinin iyileştirilmesi ve bakımı için adil pay ödemelerini güvence altına alan bir ilkeler bütününü içerdiğini aktardı.

Politico’ya konuşan konuya vakıf yedi kaynak da elektrik dağıtım şirketlerinin de taahhüdü imzalamasının beklendiğini bildirdi.

Beyaz Saray imza atan tarafları doğrulamayı reddetti ancak taahhüdün yeni destekçiler kazandığını açıkladı. Bir Beyaz Saray yetkilisi yaptığı açıklamada, “Şu an için duyurulacak yeni bir gelişme yok ancak Başkan Trump’ın Tüketiciyi Koruma Taahhüdü o kadar etkili oldu ki diğer paydaşlar da buna imza atmak istiyor” ifadesini kullandı.

Bu adım, Trump yönetiminin yapay zeka ve artan enerji fiyatları konusundaki toplumsal endişeleri yatıştırmaya yönelik son girişimi olarak öne çıkıyor.

ABD Çalışma İstatistikleri Bürosu verilerine göre, elektrik faturalarındaki artış geçen ay yavaşlamış olsa da ortalama elektrik fiyatları son 12 ayda yüzde 4 artarak ABD’deki genel enflasyon oranını geride bıraktı. Federal tahminler de maliyetlerin önümüzdeki yıllarda daha da yükseleceğine işaret ediyor.

Cumhuriyetçi valilerin Trump ile birlikte bu sürece dahil olması, veri merkezlerinin ülke genelindeki seçilmiş yetkililer için oluşturduğu siyasi riski ortaya koyuyor.

Bazı Demokrat valilerin çalışma ekibi üyeleri, Beyaz Saray’ın taahhüdü imzalamaları için kendileriyle iletişime geçmediğini belirtti.

Eyaletteki yeni büyük ölçekli veri merkezi inşaatlarının çoğunu durdurmak amacıyla salı günü bir kararname imzalayan New York’un Demokrat Valisi Kathy Hochul’un sözcüsü Ken Lovett, Beyaz Saray’ı iki partiden seçilmiş yetkilileri de harekete geçiren bir konuyu siyasallaştırmakla suçladı.

Lovett yaptığı açıklamada, “Bu yönetimin böylesine kritik bir meselede partizan siyaset yapması maalesef şaşırtıcı değil. Washington’daki Cumhuriyetçiler siyaset yapıp tutmayacakları sözler verirken, Vali Hochul New Yorklular için elektrik kesintilerini önlemek ve maliyetleri düşürmek adına somut adımlar atıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Bağlayıcılığı olmayan taahhüt, ilk olarak mart ayında Beyaz Saray’da düzenlenen bir etkinlikte, veri merkezlerinin enerji maliyetlerini tamamen üstlenmeyi taahhüt eden yedi teknoloji şirketinin yöneticileri tarafından imzalanmıştı.

Kamuya açık olmayan planlama hakkında bilgi sahibi olan ve isimlerinin açıklanmasını istemeyen dört kişi, yeni imzacı taraflar için bu hafta yapılması planlanan etkinliğin ertelendiğini aktardı.

Bu kişilerle birlikte süreçten haberdar olan diğer üç kaynak, büyük elektrik şirketlerinin taahhüdü imzalamasının beklendiğini kaydetti.

Southern Co., Duke Energy ve Exelon gibi şirketler, ülkede veri merkezlerinin en yoğun olduğu ve bu durumun elektrik fiyatlarında artış endişesi yarattığı bölgesel şebekelerde faaliyet gösteriyor.

Yatırımcılara ait elektrik şirketlerini temsil eden lobi grubu Edison Elektrik Enstitüsü Sözcüsü Dani Marx, üyelerinin katılıp katılmayacağına yönelik soruları Beyaz Saray’a yönlendirdi.

Yeni imzacılardan bazıları Beyaz Saray’ın takviminden önce hareket etti. Montana Valisi Gianforte geçen hafta taahhüdü imzaladığını duyurdu. Valilik sözcülerine göre Gordon ve Kehoe de belgeye imzalarını attı.

Colorado’nun Demokrat Valisi Jared Polis’in ofisi, taahhüdün içeriğini olumlu bulmalarına rağmen Beyaz Saray’dan kendilerine herhangi bir talep gelmediğini açıkladı. Sözcü Eric Maruyama, “Bu taahhüt olsun ya da olmasın, valimizin önceliği her zaman veri merkezi yatırımlarının Coloradolular için enerji maliyetlerini düşürmesi ve tasarruf sağlaması olmuştur” dedi.

Kuzey Carolina Valisi Josh Stein’ın sözcüsü Kate Schmidt de gönderdiği e-postada, Trump yönetiminden kendilerine bir bildirim ulaşmadığını belirtti.

Schmidt, Beyaz Saray’ın taahhüdünün Stein’ın Enerji Politikası Görev Gücü ile uyumlu olduğunu ve Demokrat valinin, Kuzey Carolina sakinlerinin yüksek enerji tüketim maliyetlerini yüklenmemesi için veri merkezlerinin kendi masraflarını karşılaması gerektiğine inandığını ifade etti.

Çoğunluğu Demokrat valilerden oluşan ABD İklim İttifakı’nın sözcüsü Nikki Burnett ise koalisyon üyesi eyaletlerin, Trump’ın taahhüdünü aşan politikalar uyguladığını ve yükümlülükler üstlendiğini dile getirdi.

Burnett, Vali Hochul’un New York’taki adımının yanı sıra Arizona, Illinois, Massachusetts, New Jersey, Oregon, Pennsylvania ve Virginia’daki girişimleri örnek gösterdi.

Bazı Demokrat valiler, Trump yönetiminin maliyet sorunlarını birlikte çözme çağrılarına daha önce olumlu yanıt vermişti.

Trump ve her iki partiden valilerden oluşan bir grup, ocak ayında ABD’nin en büyük elektrik şebekesi işletmecisi PJM Interconnection’a doğrudan çağrıda bulunarak, bölgedeki aşırı fiyat artışlarını kontrol altına almak amacıyla teknoloji şirketlerine yönelik acil bir elektrik satışı ihalesi düzenlenmesini istemişti.

Mart ayında Amazon, Google, Meta ve Microsoft gibi teknoloji şirketlerinin yöneticileri, veri merkezlerinin elektrik altyapı maliyetlerinin tamamını ödemeyi taahhüt eden kendi belgelerini imzalamıştı.

Bu taahhütle şirketler, şebeke güvenilirliğine katkıda bulunmak ve kesintileri önlemek amacıyla yedek güç sağlamak için şebeke işletmecileriyle işbirliği yapmayı da kabul etmişti.

Veri merkezlerinin tetiklediği enerji talebi karşısında tüketicileri elektrik faturası artışlarından korumayı amaçlayan bu çerçevenin uygulanması, büyük ölçüde eyalet meclislerinin ve kamu hizmetleri komisyonlarının kararlarına bağlı bulunuyor.

Taahhüt kapsamındaki teknoloji şirketlerine, elektrik dağıtım şirketleri ve eyalet yönetimleriyle tarife yapıları üzerinde müzakere etme görevi de verildi.

ABD Temsilciler Meclisi’ndeki milletvekilleri ise başkanın bu taahhüdünü yasalaştırmak için çalışmalar yürütüyor. Bazı Demokrat kongre üyeleri ise daha ileri giderek ülke genelinde veri merkezi inşaatlarına geçici durdurma kararı getirilmesi çağrısında bulunuyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

Telegram kısa linklerinin kesilme nedeni ABD yaptırımları

Yayınlanma

Telegram’ın “t.me” uzantılı kısa link hizmetinde yaşanan erişim kesintisinin, ABD Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisinin yaptırım kuralları nedeniyle gerçekleştiği açıklandı. Karadağ merkezli “.me” alan adı yöneticisi, Telegram kurucusu Pavel Durov’un çağrısı üzerine yaptığı açıklamada, hizmetin yaptırım uyumu sebebiyle geçici olarak durdurulduğunu ve sorunun giderilerek erişimin yeniden sağlandığını bildirdi.

Telegram’ın “t.me” uzantılı kısa linklerinin tarayıcılarda açılmamasıyla başlayan küresel erişim sorununun arkasından ABD yaptırımları çıktı.

Karadağ’ın ulusal internet alan adı olan “.me” uzantısının yöneticileri, Telegram kurucusu Pavel Durov’a verdikleri yanıtta kesintinin ABD Hazine Bakanlığı taleplerinden kaynaklandığını bildirdi.

Telegram kurucusu Pavel Durov, sosyal medya platformu X üzerinden Karadağ alan adı tescil kuruluşuna seslenerek, “t.me linki çalışmayı durdurdu. Buna bir bakabilir misiniz?” çağrısında bulundu.

Yetkili kurumun X hesabından Durov’a verilen yanıtta, “Sabrınız için teşekkür ederiz. t.me adresinin faaliyeti, OFAC kurallarına uyum çerçevesinde geçici olarak durduruldu ancak servis şu an yeniden erişime açıldı” ifadeleri kullanıldı.

OFAC, ABD Hazine Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren ve ABD’nin ulusal güvenliği ile dış politikasına tehdit oluşturduğu değerlendirilen yabancı ülkeler, rejimler, şirketler ve kişilere yönelik ekonomik yaptırımları yöneten Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi olarak biliniyor.

Erişim kesintisi öncesinde, tarayıcılar üzerinden Telegram kanallarına, paylaşımlara ve kullanıcı profillerine yönlendiren kısa linkler açılmıyordu.

Rus teknoloji portalı Kod Durova, sorunun alan adının DNS sisteminden çıkarılmasına yol açan “serverHold” statüsünden kaynaklandığını duyurdu.

Rus bilişim şirketi Timeweb’in Genel Müdürü Andrey Başirov da t.me alan adının Karadağ’ın ulusal internet bölgesinde yer aldığını, sorunun alan adı sahibi kuruluştan kaynaklanması nedeniyle adresin DNS sisteminin dışına çıkarıldığını teyit etti.

TechCrunch internet sitesinin siber güvenlik uzmanı John Aragon’un değerlendirmelerine dayandırdığı analizine göre, t.me adresinin durdurulması, ABD Hazine Bakanlığının fidye yazılımı saldırılarında kullanıldığı belirtilen bir VPN sağlayıcısını yaptırım listesine aldığı günle eş zamanlı gerçekleşti. ABD’nin yaptırım listesinde (SDN) ilgili servisin Telegram kanalının bağlantı adresi de yer alıyordu.

Alan adı kayıt otoritesinin, listedeki spesifik bağlantıyı engellemek yerine yaptırım kurallarına uyum sağlama gerekçesiyle Telegram’a ait tüm t.me alan adının faaliyetini askıya aldığı değerlendiriliyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English