Amerika
Senato Demokratları DHS çıkmazında iç bölünmeden kaygılı

ABD Senatosu’ndaki Demokratlar, İç Güvenlik Bakanlığı’nın 40 günü aşan kapanmasını sonlandırmaya yönelik müzakerelerde kendi içlerindeki görüş ayrılığının derinleşmesinden kaygı duyuyor. Merkez çizgideki bazı senatörlerin Cumhuriyetçilerle uzlaşmaya açık olması, parti liderliğinin reform taleplerini zayıflatabileceği endişesini artırıyor.
ABD’de Senato Demokratları, İç Güvenlik Bakanlığı’nın 40 gündür süren kapanmasını sona erdirmek karşılığında Trump yönetiminin göç uygulamalarında kapsamlı değişiklikler talep ederken, çıkmazı sonlandırmak isteyen merkez kanattaki isimlerin bu stratejiyi zayıflatabileceğinden endişe duyuyor.
Senato’daki Demokratların neredeyse tamamı, çarşamba günü Temsilciler Meclisi’nde kabul edilen ve DHS’ye eylül ayına kadar finansman sağlayacak tasarının ilerletilmesini bir kez daha engellemek için oy kullandı. Parti yönetimi bu süreyi Beyaz Saray’dan ek tavizler almak amacıyla kullanmak istiyor.
Pennsylvania Senatörü John Fetterman ise kapanma oylamalarında ve diğer başlıklarda partisiyle sık sık farklı yönde oy kullanan tutumunu sürdürdü ve teklifin ilerletilmesi yönünde oy veren tek Demokrat oldu.
Merkez Demokratlar ile Beyaz Saray temasları kaygı yaratıyor
Bazı Demokrat senatörler, sonbaharda yaşanan ve 43 gün süren hükümet kapanmasını sona erdirmek için parti yönetimine karşı oy kullanan merkez kanat üyelerinin yeniden benzer bir tutum alabileceğini değerlendiriyor. Havalimanlarında maaş alamayan Ulaştırma Güvenliği İdaresi çalışanlarının iş bırakmasıyla oluşan yoğunluk bu baskıyı artırıyor.
Sonbahardaki kapanma sürecinde Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer’a karşı oy kullanan bazı Demokrat senatörler, geçen hafta Beyaz Saray’ın sınır politikası sorumlusu Tom Homan ile bir araya geldi. Bu isimler arasında Catherine Cortez Masto, Maggie Hassan ve Demokratlarla birlikte hareket eden bağımsız senatör Angus King yer aldı.
Bu görüşmeler, Demokratlar arasında, Başkan Donald Trump’ın desteklediği ve DHS’ye finansman sağlarken Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu’nun (ICE) sınır dışı operasyonlarına ayrılan bütçeyi dışarıda bırakan bir teklifin kabul edilebileceği yönünde kaygıya yol açtı.
Bir Demokrat senatör, parti içinde “iki ayrı hat” bulunduğunu belirterek bazı üyelerin ICE’in ikiye ayrılabileceğini düşündüğünü söyledi.
ICE bütçesi tartışması parti içinde ayrışma yaratıyor
Aynı senatör, bazı Demokratların insan kaçakçılığı, uyuşturucu ticareti ve siber suçlarla mücadele gibi ICE’in belirli faaliyetlerine finansman sağlanmasını savunabileceklerini ifade etti. Bu yaklaşım, Cumhuriyetçi senatörlerin Beyaz Saray’a sunduğu ve ICE bütçesinin yaklaşık yarısını finanse eden ancak sınır dışı operasyonlarını dışarıda bırakan teklife destek verilmesinin önünü açabilir.
Buna karşı çıkan Demokratlar ise ICE’in farklı işlevleri arasında bütçe ayrımı yapılamayacağını belirtiyor. Aynı senatör, Trump yönetiminin insan kaçakçılığıyla mücadele için ayrılan fonları dahi göçmenlerin gözaltına alınması ve sınır dışı edilmesi için kullanabileceğini ifade etti. Kaynak, “Bu yönetim altında buna güven yok” değerlendirmesini aktardı.
TSA krizi siyasi baskıyı artırıyor
Her iki partiden senatörler, TSA ve diğer kritik kurumların finansmanının sağlanması yönünde artan baskıyla karşı karşıya. Bazı havalimanlarında güvenlik kontrolünden geçiş süresi saatleri buluyor.
John Fetterman, iki maaşını alamayan TSA çalışanlarının ciddi mali ve psikolojik baskı altında olduğunu belirterek “Bu durum sona ermeli” dedi. Fetterman, havalimanlarındaki uzun kuyruklara rağmen DHS’nin yeniden açılması yönünde oy veren tek Demokrat olmasına dikkat çekerek “Neden sadece ben? Bu noktada gerçekten anlamıyorum” ifadelerini kullandı.
Fetterman, kapanmanın ICE üzerinde etkisi olmadığını ancak TSA ve diğer çalışanları cezalandırdığını ve birçok havalimanında seyahati fiilen zorlaştırdığını söyledi. Ayrıca eyaletindeki TSA çalışanlarından “öfke, umutsuzluk ve hayal kırıklığı” duyduğunu aktardı.
Cumhuriyetçi Senatör Ron Johnson ise ulaştırma güvenliği görevlilerini temsil eden sendika yetkililerinden, bazı çalışanların federal hayat sigortalarının intiharı kapsayıp kapsamadığını sorduğuna dair bilgi aldığını belirtti.
Schumer parti içi kopuşu önlemeye çalışıyor
Demokratlar içindeki görüşmelere yakın kaynaklar, Chuck Schumer’ın parti içindeki olası kopuşları önlemek için yoğun çaba harcadığını belirtiyor. Bir Demokrat senatör, “Cumhuriyetçilerle birlikte oy kullanacak 10 kişinin ortaya çıkmasını engellemeye çalışıyor” dedi.
Başka bir Demokrat senatör ise Beyaz Saray’ın ICE bütçesinin tamamını tasarıdan çıkarmayı kabul etmesi ve buna karşılık Demokratların da finansmanını kesmek istediği Gümrük ve Sınır Koruma Ajansı’na kaynak bırakılması halinde DHS’nin yeniden açılması için yeterli desteğin sağlanabileceğini söyledi.
Önceki anlaşmalar ve güven sorunu yeniden gündemde
Ocak ayında süresi dolan Affordable Care Act kapsamındaki sağlık sigortası prim sübvansiyonları, sekiz Demokratın parti yönetimine karşı oy vererek hükümetin yeniden açılmasını sağlayan anlaşmanın parçasıydı. Buna karşılık Senato Çoğunluk Lideri John Thune, sübvansiyonların uzatılması için oylama sözü vermişti. Ancak bu teklif 51’e karşı 48 oyla reddedildi ve yalnızca dört Cumhuriyetçi destek verdi.
Bu anlaşmayı destekleyen Cortez Masto, Hassan ve King geçen hafta Beyaz Saray yetkilileriyle görüşen isimler arasında yer aldı.
John Thune, Demokratların ICE’in sınır dışı operasyonlarına ayrılan bütçeyi dışarıda bırakan bir DHS finansman teklifini kabul edilebilir bir uzlaşma olarak değerlendirdiklerini söyledi. Thune, “Toplantı öncesinde Demokratlardan aldığımız mesaj buydu. Bu nedenle teklif başkana sunuldu” dedi.
Thune ayrıca Minneapolis’te federal göç görevlilerinin iki ABD vatandaşını öldürdüğü olayın ardından yönetimin bazı Demokrat taleplerini karşıladığını, ICE içinde personel değişiklikleri yapıldığını ve eski DHS Bakanı Kristi Noem’in görevden alındığını belirtti.
Senato Demokratları ise bu iddiaya sert şekilde karşı çıktı ve söz konusu teklifi hiçbir zaman onaylamadıklarını ifade etti.
Demokratlar reform taleplerinde ısrarcı
Schumer, kamuoyuna yaptığı açıklamalarda parti içindeki birliğin sürdüğünü vurguladı. Schumer, “Demokratlar, gruptaki her üye için geçerli olmak üzere, başından beri tutarlı bir çizgi izliyor. ICE üzerinde denetimi güçlendirmeli ve şiddeti durdurmalıyız. Reform gerekli” dedi.
Nevada’nın eski başsavcısı olan Cortez Masto, federal görevlilerin özel konutlara girebilmesi için yargı kararı zorunluluğu getirilmesini savunan isimler arasında yer aldı. Ancak ICE bütçesinin bölünmesine yönelik Beyaz Saray destekli teklif hakkında yorum yapmadı.
Demokratlar çarşamba sabahı Cumhuriyetçi müzakerecilere, haftalardır talep ettikleri reformları içeren bir karşı teklif sundu. Müzakerelere yakın bir kaynak, bu teklifin yeni olmadığını belirterek, “Teklif, aylardır tartışılan temel reformları içeriyor. Buna görevli kimliklerinin görünür olması, vücut kamerası kullanımı, hassas alanların korunması ve temel eğitim standartları gibi başlıklar da dahil” dedi.
Senato Demokratları, DHS finansmanını sağlayan Temsilciler Meclisi tasarısını ilerletmek için çarşamba günü altıncı kez oylama yaptı. Cumhuriyetçiler oylama öncesinde ICE’in sınır dışı operasyonlarına ayrılan fonu tasarıdan çıkarma sözü vermesine rağmen, Fetterman dışında tüm Demokratlar tasarıya karşı oy kullandı.
Amerika
Musk ara seçimler için Cumhuriyetçilere 445 milyon dolar bağışladı

Milyarder Elon Musk, ABD’de düzenlenecek Kongre ara seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Parti’ye 445 milyon dolardan fazla bağış yaptı. Bütçesinin 158 milyon dolarını Teksas’taki Senato yarışına aktaran Musk, Demokrat finansör George Soros’un harcamalarını geride bıraktı.
Milyarder Elon Musk, ABD’de yapılacak Kongre ara seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Parti’ye 445 milyon dolardan fazla bağış yaptı.
Bloomberg’in haberine göre bu harcama, Musk’ı seçim tarihinin en büyük siyasi bağışçılarından biri konumuna getirdi.
Federal Seçim Komisyonu verilerine göre Musk, yalnızca ekim ayının ilk iki haftasında Cumhuriyetçi adayları destekleyen America PAC adlı siyasi eylem komitesine 77 milyon dolar aktardı.
Musk’ın mali desteği, Demokrat Parti’ye kaynak sağlayan finansör George Soros gibi geleneksel bağışçıların harcamalarını geride bıraktı.
America PAC, Cumhuriyetçi adayların yarıştığı kritik eyaletlerdeki Senato seçimleri için 71 milyon dolar harcadı.
Bu kaynak Ohio, Michigan, Iowa ve Maine eyaletlerindeki yarışların yanı sıra Temsilciler Meclisi’ndeki 30’u aşkın çekişmeli bölgeye dağıtıldı.
En büyük harcama Teksas’taki Senato yarışı için yapıldı
Musk bütçesindeki en büyük payı Teksas eyaletindeki Senato seçimine ayırdı.
Eylül ayında Senate Leadership Fund adlı fona 158 milyon dolar aktaran Musk, bu kaynağın Texas PAC üzerinden Cumhuriyetçi Başsavcı Ken Paxton’a ulaştırılmasını sağladı.
Paxton’ın Demokrat rakibi James Talarico, seçim kampanyasında Musk’ın finansal gücünü gündeme taşıyarak milyarderi “Senato koltuğunu satın almaya çalışmakla” suçladı.
Seçim sonuçları, faaliyetleri federal düzenleyici kurumların denetimine bağlı şirketleri yöneten Musk için önem taşıyor.
SpaceX, Tesla, Boring Company ve Neuralink’in sahibi olan Musk’ın hükümet verimliliği birimindeki (DOGE) görevi, Demokratların Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu kazanması durumunda Kongre denetimine takılabilir.
The New York Times daha önce Musk’ı “tarihin en büyük Cumhuriyetçi bağışçısı” olarak nitelendirmişti.
Musk da ara seçimlerde partisinin adaylarına en az 100 milyon dolar harcayacağını açıklamıştı.
Kongre ara seçimleri 3 Kasım 2026’da yapılacak.
Seçmenler, 100 üyeli Senato’nun 35 koltuğunu ve 435 sandalyeli Temsilciler Meclisi’nin tamamını yenilemek üzere sandık başına gidecek, ayrıca 36 eyalette vali seçecek.
Amerika
ABD’de birbiri ardına sahte seçim anketi itirafları

ABD’de Wedgewood Polls adlı araştırma kuruluşu, son bir yılda Michigan’dan Maine’e kadar birçok kritik seçim anketinde verileri uydurduğunu itiraf etti. Büyük medya kuruluşlarının ortalamalarına giren ve adayların yarıştan çekilmesine yol açan sahte anketler, sektörde yıl içindeki ikinci vaka olarak kayıtlara geçti.
ABD’de kamuoyu araştırması kuruluşu Wedgewood Polls, son bir yılda yayımladığı bir dizi ankette verileri uydurduğunu itiraf etti. Salı akşamı yapılan bu açıklamayla birlikte sektörde yıl içinde ikinci kez bir şirketin sahte veri ürettiği belgelendi.
Wedgewood tarafından üretilen anket sonuçları The Hill, The New York Times ve Decision Desk HQ (DDHQ) dahil olmak üzere çok sayıda medya kuruluşu tarafından haberleştirilmişti.
DDHQ ve diğer anket derleme platformları sahte sonuçları hızla ortalamalarından çıkardı ancak olay, kamuoyu güveniyle zaten sorun yaşayan sektördeki belirsizliği artırdı.
Anket derleme ve siyasi analiz platformu FiftyPlusOne’ın kurucusu G. Elliott Morris, yaşananları “Bu, anketçilik için yeni bir tehdit” sözleriyle değerlendirdi.
Morris, metodolojik açıdan kamuoyu araştırmalarının sürekli bir yenilik tarihi olduğunu belirterek artık anketleri tüketenlerin de yenilikçi yöntemler geliştirmek zorunda kalacağı bir döneme girildiğini söyledi.
Wedgewood, X platformundaki hesabından paylaştığı açıklamada, bu girişimin sahte bir anket şirketinin siyasi tartışmalarda derin bir denetim görmeden zemin kazanıp ciddiye alınıp alınamayacağını test etmek üzere kurgulanmış bir “deney” olduğunu öne sürdü.
Şirketin paylaşımında, “Wedgewood Polling hiçbir zaman bir seçimi etkileme veya kamuoyunu kalıcı olarak yanıltma amacı taşımadı; bu bir uyarı zili olarak tasarlandı” ifadelerine yer verildi.
Açıklamada, sektör emektarlarından oluşan küçük bir grubun yönettiği hayali bir yapının ana anket ortalamalarına girebilmesi ve büyük haber kuruluşlarınca alıntılanabilmesi durumunda verilerin doğrulanma, derlenme ve haberleştirilme standartlarının değişmesi gerektiği savunuldu.
Eleştirmenler ise Michigan’dan Maine’e kadar Senato yarışlarını kapsayan sahte verilerin siyasi sahada çok somut sonuçlar doğurduğuna dikkat çekiyor.
Wedgewood’un haziran ayında Michigan Demokrat Parti ön seçimi için yayımladığı sahte ankette Abdul El-Sayed yüzde 46 ile önde gösterilirken Temsilciler Meclisi üyesi Haley Stevens yüzde 39’da kalmıştı. Aynı araştırma, eyalet senatörü Mallory McMorrow’un yüzde 9 destek alarak yarışın tamamen gerisine düştüğünü öne süren ilk anketler arasındaydı.
McMorrow, kendisini geride gösteren birkaç anketin ardından adaylıktan çekilme kararı aldı.
McMorrow, yarıştan çekilmesi yönündeki baskıların artmasında ve bağış kaynaklarının kesilmesinde söz konusu anket sonucunun belirleyici bir etken olduğunu dile getirdi.
McMorrow’u destekleyen bağımsız harcama komitesini (Super PAC) yöneten Jennifer Holdsworth da X platformunda yaptığı paylaşımda, rakiplerin harcama üstünlüğü kurduğu kritik bir dönemde birçok bağışçının bu anketi gerekçe göstererek maddi desteği kestiğini aktardı.
Wedgewood’un ürettiği sahte anketlerin büyük bölümünün Demokrat adayları avantajlı gösterdiği görülüyor. Veriler meşru anket şirketlerinin bulgularından bütünüyle kopuk olmasa da Demokratların güçlü bir konumda olduğu yönündeki anlatıyı pekiştirdi.
Yayımlanan veriler arasında, Maine eyaletinde Demokrat Senato adayı Troy Jackson’ın Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins’in 4 puan önünde yer aldığı iddiası bulunuyordu. Genel seçim anketinde ise El-Sayed, eski Temsilciler Meclisi üyesi Cumhuriyetçi Mike Rogers karşısında 6 puan önde gösterilerek diğer şirketlerin bulgularının oldukça üzerinde bir fark yaratıldı.
Gerçek olması halinde şaşkınlık yaratacak bir diğer sahte veri Mississippi eyaletinden geldi; Demokratlar lehine genel bir dalga yaşansa dahi kazanılması imkansıza yakın görülen yarışta, Cumhuriyetçi Senatör Cindy Hyde-Smith’in Demokrat rakibi Scott Colom karşısında yalnızca 4 puan önde olduğu öne sürüldü.
Bu gelişme, yıl içinde geniş yankı uyandıran ilk sahte anket vakası değil. Ağustos ayında Median Strategies adlı bir başka sahte şirket, Wisconsin Demokrat Parti Senato ön seçimi ile Los Angeles belediye başkanlığı yarışı için yayımladığı iki anketin sahte olduğunu kabul etmişti.
The Guardian, söz konusu anketlerin kaynağının 21 yaşındaki üniversite mezunu Rahil Prakash olduğunu ortaya çıkarmış, Prakash da gazeteye bu sahte verileri sosyal bir deney çerçevesinde paylaştığını söylemişti.
Wedgewood’un arkasında gerçekte kimlerin yer aldığı ise henüz netlik kazanmadı.
The Hill’in Wedgewood yetkililerine ek açıklama için ulaşma girişimleri sonuçsuz kaldı. Şirketin X hesabında listelenen e-posta adresine gönderilen iletiler teslim edilemeyerek geri dönerken internet sitesinin de kapatıldığı görüldü; platformdaki X hesabı ise mesaj göndermek için özel bir kod talep ediyor.
Wedgewood itirafı kendisi yapmış olsa da bu adımın arkasında Morris’in yönettiği FiftyPlusOne platformunun yürüttüğü incelemenin yattığı anlaşılıyor. Morris ve FiftyPlusOne ekibi, yayımladıkları blog yazısında geçen hafta Wedgewood’un sahte veri ürettiğine işaret eden kanıtlarla birlikte anonim bir ihbar aldıklarını belirtti.
Ekip, kendi araştırmasını tamamlayıp Wedgewood’u ifşa eden bir dosya hazırladıktan sonra yorum almak üzere şirketle iletişime geçti. Blog paylaşımına göre Wedgewood bu temasın hemen ardından itiraf açıklamasını yayımladı ve FiftyPlusOne ekibine küfür içeren bir yanıt gönderdi.
Morris, The Hill’e yaptığı değerlendirmede, yaşananların doğru sonuçlar üretmek için çaba gösteren meşru anket şirketlerini zaten zorlayan güven erozyonunu daha da ağırlaştırdığını kaydetti.
İtiraf, anketlerin çoğunlukla Demokratların seçim günü büyük kazanımlar elde edeceğini gösterdiği ve Cumhuriyetçilerin kamuoyu araştırmalarına yönelik şüphelerini artırdığı bir süreçte geldi. Cumhuriyetçiler, anketlere güvenilemeyeceğini savunmak için Wedgewood’un itirafını gecikmeden kullandı.
Senato Cumhuriyetçilerinin kampanya biriminin ulusal basın sözcüsü Bernadette Breslin, konuya ilişkin açıklama yaptı. Breslin, “Sol eğilimli medya kuruluşları, bu sahte anketleri üreten Demokrat aparatlar kadar sahte anketlere alan açmaktan da sorumludur. Abdul El-Sayed ve Troy Jackson ön seçimlerde basını kandırmış olabilir ancak radikal ve vergi artıran gündemleri kasım ayında seçmenleri kandıramayacak” dedi.
ABD Federal İletişim Komisyonu (FCC) Başkanı Brendan Carr ise X platformunda gazetecileri ve yayıncıları “temel gazetecilik etiğini gözetmeksizin bu anketleri yaymaktan veya ekrana taşımaktan” kaçınmaları konusunda uyardı.
Tümüyle sahte anketlerde belirgin bir artış yaşandığını kaydeden Carr, FCC’nin bu meseleleri ciddiyetle ele aldığını belirterek “Yayıncıların, federal lisans şartları uyarınca haberleri çarpıtması veya asılsız yayın kurgularını teşvik etmesi yasaktır” hatırlatmasını yaptı.
Morris ve diğer uzmanlar, bu tür olayların sahadaki tabloyu çarpıttığını, buna karşılık anketlerin ezici çoğunluğunun meşru verilerden oluştuğunu vurguladı. Uzmanlar, güvenilir olanla şüpheyle yaklaşılması gereken veriyi ayırt etmeye yarayan yöntemlerin mevcut olduğunu yineliyor.
Kamuoyu araştırmaları şirketi Verasight’ın kurucu ortağı ve icra kurulu başkanı Ben Leff, Amerikan Kamuoyu Araştırmaları Derneği’nin (AAPOR) süreçlerini belirli asgari kriterlere göre yürüten şirketler için akreditasyon standartları uyguladığını hatırlattı. Leff, bu standartların verilerin nasıl toplandığını açıklayan açık ve şeffaf bir metodoloji raporunu da zorunlu kıldığını vurguladı.
Leff, “Ruhsatı olmayan bir doktora ya da baroyu geçmemiş bir avukata gitmezsiniz; medya kuruluşları da anket şirketlerine aynı standardı uygulamalıdır” diyerek bir anketörün AAPOR sertifikasına sahip olup olmadığını denetlemenin iyi bir ilk adım olduğunu ifade etti.
Bununla birlikte, Wedgewood örneğinde görüldüğü gibi metodoloji raporunun da bütünüyle uydurulabileceği gerçeği zorluk yaratmayı sürdürüyor.
Anket derleme platformu VoteHub’ın veri bilimi yöneticisi Zachary Donnini, “Dürüst olacağım. Ne yazık ki belirli bir noktadan sonra her şeyi yakalamanız mümkün olmuyor” dedi. Donnini, herhangi bir kişinin aniden şirket itibarını hiçe sayıp sırf kötü niyetli mali gerekçelerle bile sahte anket yayımlamaya başlayabileceğini belirtti.
Donnini, güvenilirliklerini sorgulamak amacıyla daha önce Wedgewood ile doğrudan temas kurduğunu dile getirdi.
Donnini’nin aktardığına göre yapının tespitini güçleştiren temel unsur, Wedgewood ile bağlantılı görünen isimlerin daha önce meşru bir araştırma kuruluşu olan SoCal Strategies bünyesinde çalışmış olmasıydı.
Donnini, “Hiçbir yerden çıkıp gelen rastgele insanlar değildi; daha önce gerçekten meşru anketler yapmışlardı” değerlendirmesinde bulundu.
Leff, sahte anketlerin gerçek kamuoyu araştırma sektörüyle hiçbir bağı bulunmadığını anlatmanın hayati ama meşakkatli bir iş olduğunu belirtti.
Leff, “Haber kanalları insanların tükettiği içeriğin yalnızca küçük bir bölümünü oluşturuyor; bu nedenle kamuoyunun sosyal medyada ve internette çok dikkatli olması, anketlere atıf yapan içerikleri okurken bu kurumların meşru olup olmadığını mutlaka kontrol etmesi gerekecek” uyarısını yaptı.
Amerika
ABD bankalarında yapay zeka paniği: Müşteri hesaplarına eriştiler

Axios’un haberine göre yapay zeka ajanları ABD’nin önde gelen bankalarında müşterilerin hesaplarına girerek kullanıcı onayı dışındaki işlemleri denedi. Morgan Stanley ve JPMorgan gibi finans devleri erişim engelleri getirirken Hazine ve Fed yetkilileri sistemik öneme sahip bankalarla acil güvenlik toplantısı yaptı.
ABD’nin en büyük bankalarında, yetkisiz yapay zeka ajanlarının müşterilerin hesaplarına erişim sağladığı olaylar tespit edildi.
Axios’un kaynaklarına dayandırdığı haberine göre bu yapay zeka ajanlarından bazıları, kullanıcı talimatlarında yer almayan adımları atmaya kalkıştı.
Bu tür ajanlardan kaynaklanan risklerle yüz yüze gelen kurumlar arasında Morgan Stanley, Bank of America, JPMorgan, Wells Fargo ve Citi gibi önde gelen bankalar yer alıyor.
Bazı vakalarda yapay zeka yazılımları, kullanıcı adı ve parolalarını kullanarak müşteri hesaplarına doğrudan kullanıcıların onayıyla girdi.
Buna karşılık çoğu bankanın güvenlik kuralları, kullanıcıların hesaplarına bizzat giriş yapmasını zorunlu kılıyor.
Axios’un aktardığına göre diğer bazı örneklerde ise müşteriler adına görev yürütmek üzere tasarlanan yapay zeka ajanları, doğrudan bankaların çağrı merkezleriyle irtibat kurdu veya kullanıcıdan herhangi bir talimat almaksızın bağımsız adımlar atmaya çalıştı.
Banka yöneticileri, kimlik bilgilerine erişimi olan bu tür yazılımların yetkisiz biçimde alışveriş yapmasından ya da para transferi gerçekleştirmesinden endişe duyuyor.
Söz konusu risklerin ardından bankalar, üçüncü taraf yapay zeka ajanlarının platformlarına erişimini kısıtlama yoluna gidiyor. Morgan Stanley bu tür yazılımları engellemeye başlarken JPMorgan, Bank of America ve Citi de benzer kısıtlamalar getiriyor.
Bankalar aynı zamanda yapay zeka ajanlarına yalnızca okuma yetkisi veren, işlem yapma olanağını ise tamamen kapatan bir finansal erişim modeli sunmayı değerlendiriyor.
Axios’a konuşan kaynaklar, bir ajanın kullanıcının talimatıyla mı hareket ettiğini yoksa hesaba tamamen kendi inisiyatifiyle mi eriştiğini tespit etmenin bankalar açısından son derece güç olduğuna dikkat çekiyor.
Düzenleyiciler sistemik risk taşıyan bankalarla acil gündemle toplandı
Bloomberg ve Financial Times’ın kaynaklarına dayandırdığı haberlere göre ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ve ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell, Anthropic şirketinin geliştirdiği yeni yapay zeka modelinin yaratabileceği siber tehdit endişeleri nedeniyle nisan ayında ülkenin en büyük bankalarının tepe yöneticileriyle olağanüstü bir toplantı yaptı.
Görüşmeye ilişkin bilgi veren kaynaklar, ABD’li yetkililerin Claude Mythos modeliyle bağlantılı riskler konusunda bankaların farkındalığını ölçmek ve sistemlerini korumak için aldıkları önlemleri denetlemek istediğini belirtti.
Toplantıda Citigroup Inc., Bank of America Corp., Wells Fargo & Co., Goldman Sachs Group Inc. ve Morgan Stanley’nin üst düzey yöneticileri hazır bulundu.
Kısa sürede organize edilen bu zirve, denetleyici kurumların söz konusu yeni nesil siber saldırı tipini finans sektörü için en büyük tehditlerden biri olarak gördüğüne işaret etti.
Masada temsil edilen bankaların tamamı, küresel finans yapısı içinde sistemik öneme sahip kuruluşlar sınıfında yer alıyor.
Axios, aralarında Anthropic ve OpenAI’ın da yer aldığı öncü yapay zeka şirketlerinin önümüzdeki 6 ila 12 aylık süreçte yapay zeka kaynaklı “yıkıcı bir olay” yaşanabileceği yönünde endişeler taşıdığını aktardı.
Amerika4 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBerlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi
Avrupa2 hafta önceBurnham: Brexit oylamasında Rus müdahalesi var
Avrupa2 hafta önceLe Pen ve Mélenchon farkı açıyor












