Bizi Takip Edin

Amerika

Senato Demokratları DHS çıkmazında iç bölünmeden kaygılı

Yayınlanma

ABD Senatosu’ndaki Demokratlar, İç Güvenlik Bakanlığı’nın 40 günü aşan kapanmasını sonlandırmaya yönelik müzakerelerde kendi içlerindeki görüş ayrılığının derinleşmesinden kaygı duyuyor. Merkez çizgideki bazı senatörlerin Cumhuriyetçilerle uzlaşmaya açık olması, parti liderliğinin reform taleplerini zayıflatabileceği endişesini artırıyor.

ABD’de Senato Demokratları, İç Güvenlik Bakanlığı’nın 40 gündür süren kapanmasını sona erdirmek karşılığında Trump yönetiminin göç uygulamalarında kapsamlı değişiklikler talep ederken, çıkmazı sonlandırmak isteyen merkez kanattaki isimlerin bu stratejiyi zayıflatabileceğinden endişe duyuyor.

Senato’daki Demokratların neredeyse tamamı, çarşamba günü Temsilciler Meclisi’nde kabul edilen ve DHS’ye eylül ayına kadar finansman sağlayacak tasarının ilerletilmesini bir kez daha engellemek için oy kullandı. Parti yönetimi bu süreyi Beyaz Saray’dan ek tavizler almak amacıyla kullanmak istiyor.

Pennsylvania Senatörü John Fetterman ise kapanma oylamalarında ve diğer başlıklarda partisiyle sık sık farklı yönde oy kullanan tutumunu sürdürdü ve teklifin ilerletilmesi yönünde oy veren tek Demokrat oldu.

Merkez Demokratlar ile Beyaz Saray temasları kaygı yaratıyor

Bazı Demokrat senatörler, sonbaharda yaşanan ve 43 gün süren hükümet kapanmasını sona erdirmek için parti yönetimine karşı oy kullanan merkez kanat üyelerinin yeniden benzer bir tutum alabileceğini değerlendiriyor. Havalimanlarında maaş alamayan Ulaştırma Güvenliği İdaresi çalışanlarının iş bırakmasıyla oluşan yoğunluk bu baskıyı artırıyor.

Sonbahardaki kapanma sürecinde Senato Azınlık Lideri Chuck Schumer’a karşı oy kullanan bazı Demokrat senatörler, geçen hafta Beyaz Saray’ın sınır politikası sorumlusu Tom Homan ile bir araya geldi. Bu isimler arasında Catherine Cortez Masto, Maggie Hassan ve Demokratlarla birlikte hareket eden bağımsız senatör Angus King yer aldı.

Bu görüşmeler, Demokratlar arasında, Başkan Donald Trump’ın desteklediği ve DHS’ye finansman sağlarken Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu’nun (ICE) sınır dışı operasyonlarına ayrılan bütçeyi dışarıda bırakan bir teklifin kabul edilebileceği yönünde kaygıya yol açtı.

Bir Demokrat senatör, parti içinde “iki ayrı hat” bulunduğunu belirterek bazı üyelerin ICE’in ikiye ayrılabileceğini düşündüğünü söyledi.

ICE bütçesi tartışması parti içinde ayrışma yaratıyor

Aynı senatör, bazı Demokratların insan kaçakçılığı, uyuşturucu ticareti ve siber suçlarla mücadele gibi ICE’in belirli faaliyetlerine finansman sağlanmasını savunabileceklerini ifade etti. Bu yaklaşım, Cumhuriyetçi senatörlerin Beyaz Saray’a sunduğu ve ICE bütçesinin yaklaşık yarısını finanse eden ancak sınır dışı operasyonlarını dışarıda bırakan teklife destek verilmesinin önünü açabilir.

Buna karşı çıkan Demokratlar ise ICE’in farklı işlevleri arasında bütçe ayrımı yapılamayacağını belirtiyor. Aynı senatör, Trump yönetiminin insan kaçakçılığıyla mücadele için ayrılan fonları dahi göçmenlerin gözaltına alınması ve sınır dışı edilmesi için kullanabileceğini ifade etti. Kaynak, “Bu yönetim altında buna güven yok” değerlendirmesini aktardı.

TSA krizi siyasi baskıyı artırıyor

Her iki partiden senatörler, TSA ve diğer kritik kurumların finansmanının sağlanması yönünde artan baskıyla karşı karşıya. Bazı havalimanlarında güvenlik kontrolünden geçiş süresi saatleri buluyor.

John Fetterman, iki maaşını alamayan TSA çalışanlarının ciddi mali ve psikolojik baskı altında olduğunu belirterek “Bu durum sona ermeli” dedi. Fetterman, havalimanlarındaki uzun kuyruklara rağmen DHS’nin yeniden açılması yönünde oy veren tek Demokrat olmasına dikkat çekerek “Neden sadece ben? Bu noktada gerçekten anlamıyorum” ifadelerini kullandı.

Fetterman, kapanmanın ICE üzerinde etkisi olmadığını ancak TSA ve diğer çalışanları cezalandırdığını ve birçok havalimanında seyahati fiilen zorlaştırdığını söyledi. Ayrıca eyaletindeki TSA çalışanlarından “öfke, umutsuzluk ve hayal kırıklığı” duyduğunu aktardı.

Cumhuriyetçi Senatör Ron Johnson ise ulaştırma güvenliği görevlilerini temsil eden sendika yetkililerinden, bazı çalışanların federal hayat sigortalarının intiharı kapsayıp kapsamadığını sorduğuna dair bilgi aldığını belirtti.

Schumer parti içi kopuşu önlemeye çalışıyor

Demokratlar içindeki görüşmelere yakın kaynaklar, Chuck Schumer’ın parti içindeki olası kopuşları önlemek için yoğun çaba harcadığını belirtiyor. Bir Demokrat senatör, “Cumhuriyetçilerle birlikte oy kullanacak 10 kişinin ortaya çıkmasını engellemeye çalışıyor” dedi.

Başka bir Demokrat senatör ise Beyaz Saray’ın ICE bütçesinin tamamını tasarıdan çıkarmayı kabul etmesi ve buna karşılık Demokratların da finansmanını kesmek istediği Gümrük ve Sınır Koruma Ajansı’na kaynak bırakılması halinde DHS’nin yeniden açılması için yeterli desteğin sağlanabileceğini söyledi.

Önceki anlaşmalar ve güven sorunu yeniden gündemde

Ocak ayında süresi dolan Affordable Care Act kapsamındaki sağlık sigortası prim sübvansiyonları, sekiz Demokratın parti yönetimine karşı oy vererek hükümetin yeniden açılmasını sağlayan anlaşmanın parçasıydı. Buna karşılık Senato Çoğunluk Lideri John Thune, sübvansiyonların uzatılması için oylama sözü vermişti. Ancak bu teklif 51’e karşı 48 oyla reddedildi ve yalnızca dört Cumhuriyetçi destek verdi.

Bu anlaşmayı destekleyen Cortez Masto, Hassan ve King geçen hafta Beyaz Saray yetkilileriyle görüşen isimler arasında yer aldı.

John Thune, Demokratların ICE’in sınır dışı operasyonlarına ayrılan bütçeyi dışarıda bırakan bir DHS finansman teklifini kabul edilebilir bir uzlaşma olarak değerlendirdiklerini söyledi. Thune, “Toplantı öncesinde Demokratlardan aldığımız mesaj buydu. Bu nedenle teklif başkana sunuldu” dedi.

Thune ayrıca Minneapolis’te federal göç görevlilerinin iki ABD vatandaşını öldürdüğü olayın ardından yönetimin bazı Demokrat taleplerini karşıladığını, ICE içinde personel değişiklikleri yapıldığını ve eski DHS Bakanı Kristi Noem’in görevden alındığını belirtti.

Senato Demokratları ise bu iddiaya sert şekilde karşı çıktı ve söz konusu teklifi hiçbir zaman onaylamadıklarını ifade etti.

Demokratlar reform taleplerinde ısrarcı

Schumer, kamuoyuna yaptığı açıklamalarda parti içindeki birliğin sürdüğünü vurguladı. Schumer, “Demokratlar, gruptaki her üye için geçerli olmak üzere, başından beri tutarlı bir çizgi izliyor. ICE üzerinde denetimi güçlendirmeli ve şiddeti durdurmalıyız. Reform gerekli” dedi.

Nevada’nın eski başsavcısı olan Cortez Masto, federal görevlilerin özel konutlara girebilmesi için yargı kararı zorunluluğu getirilmesini savunan isimler arasında yer aldı. Ancak ICE bütçesinin bölünmesine yönelik Beyaz Saray destekli teklif hakkında yorum yapmadı.

Demokratlar çarşamba sabahı Cumhuriyetçi müzakerecilere, haftalardır talep ettikleri reformları içeren bir karşı teklif sundu. Müzakerelere yakın bir kaynak, bu teklifin yeni olmadığını belirterek, “Teklif, aylardır tartışılan temel reformları içeriyor. Buna görevli kimliklerinin görünür olması, vücut kamerası kullanımı, hassas alanların korunması ve temel eğitim standartları gibi başlıklar da dahil” dedi.

Senato Demokratları, DHS finansmanını sağlayan Temsilciler Meclisi tasarısını ilerletmek için çarşamba günü altıncı kez oylama yaptı. Cumhuriyetçiler oylama öncesinde ICE’in sınır dışı operasyonlarına ayrılan fonu tasarıdan çıkarma sözü vermesine rağmen, Fetterman dışında tüm Demokratlar tasarıya karşı oy kullandı.

Amerika

Trump, Exxon ve Chevron’a çattı

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, yüksek benzin fiyatları nedeniyle Exxon Mobil ve Chevron’a yönelik baskıyı artırdı.

Başkan, Amerikalılar benzin istasyonlarındaki yüksek fiyatlarla boğuşurken, uzun süredir sektörde müttefiki olan bu şirketleri “çok fazla para kazanmakla” suçladı.

Büyük petrol şirketleri, Orta Doğu’daki arz kesintileri nedeniyle yükselen ham petrol fiyatları ve rafinerilerin hızla artan kâr marjlarının desteğiyle rekor düzeyde çeyrek kârları açıkladı.

Bu durum, şirketleri hedef tahtasına oturtmuş durumda; zira Trump yönetimi, ara seçimler öncesinde yüksek benzin fiyatlarını düşürmek için çaba gösterdiğini kanıtlama konusunda artan bir baskı ile karşı karşıya.

Trump, pazartesi günü Oval Ofis’te gazetecilere yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Bir kıtlığı bahane ederek çok fazla para kazanıyorlar. Bundan hoşlanmıyorum ve bunu söyleyecek en son kişi ben olmalıyım çünkü ben serbest piyasa ekonomisinin en büyük savunucusuyum; benden daha büyük kimse yok.”

Trump, cuma günü her ikisi de güçlü kazançlar açıkladığı için ABD’nin en büyük iki petrol üreticisini isimleriyle özellikle hedef aldı.

Başkan, “Chevron, çok fazla para. Exxon Mobil, çok fazla, çok fazla para. Bunun bir kısmını halka geri vermeliler ve perakende fiyatını, tüketici fiyatını düşürseler iyi olur,” dedi.

ABD’deki ortalama perakende benzin fiyatı, geçtiğimiz hafta boyunca galon başına 4,10 dolar civarında seyretti.

Bu fiyat, şubat ayında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını başlatmasından önce 3 doların altındaydı.

Haziran sonunda Trump, ham petrol fiyatları düştüğü halde benzin fiyatlarını yeterince hızlı düşürmedikleri gerekçesiyle büyük petrol şirketleri hakkında soruşturma açılması için Adalet Bakanlığı’na talimat vermişti.

Benzin fiyatları genellikle büyük petrol üreticileri tarafından değil, benzin istasyonlarının sahibi olan ve çoğu zaman tek başına faaliyet gösteren perakendeciler tarafından belirleniyor.

İki şirketin CEO’ları cuma günü yapılan kazanç açıklamalarında, rafineri kapasitesi yetersizliğinin sonbahar boyunca benzin fiyatlarını yüksek tutabileceğini belirtti.

Büyük petrol üreticilerini temsil eden Amerikan Petrol Enstitüsü’nün sözcüsü Andrea Woods, yaptığı açıklamada, yüksek fiyatların “tek bir şirketten değil, küresel arz, talep ve Hürmüz Boğazı ile diğer kritik nakliye rotaları etrafındaki süregelen belirsizlikten kaynaklandığını” belirtti.

Woods, “Sektörümüz, tüketicilere uygun fiyatlı ve güvenilir enerji sunma hedefini paylaşıyor,” dedi.

Trump ayrıca pazartesi sabahı bir sosyal medya paylaşımında, şirketin rekor kıran çeyreğini kendi yönetiminin politikalarına atfetmemesi nedeniyle Chevron CEO’su Mike Wirth’i eleştirdi.

Trump, “Onun bahsetmeyi uygun bir şekilde unuttuğu tek şey, TRUMP Yönetimi’nin dehası, öngörüsü, gücü ve istikrarı olmasaydı, Petrol Sektörü’nün ve ülkemizin kendisinin ÖLMÜŞ olacağıdır!” diye yazdı ve tüm petrol şirketlerinin “tüketicilerin (perakende!) petrol fiyatlarını HEMEN DÜŞÜRMELERİ” gerektiğini ekledi.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de TPS kararının ardından Haitililer için sınırdışı süreci yaklaştı

Yayınlanma

ABD Yüksek Mahkemesi’nin Geçici Koruma Statüsü’nü (TPS) kaldırma kararının ardından 330 binden fazla Haitili sınırdışı edilme riskiyle karşı karşıya kaldı. Karar Cumhuriyetçi Parti içinde derin bir bölünmeye yol açarken, Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) Haitilileri çağırmaya başladı. Demokratlar ve bazı Cumhuriyetçiler uygulamanın insanı kriz yaratacağını savunarak karara tepki gösterdi.

ABD Yüksek Mahkemesi’nin haziran ayında aldığı kararın ardından, yasal statülerini kaybeden 300 binden fazla Haitilinin sınırdışı edilme süreci ABD siyasetini böldü.

Kararın yürürlüğe girmesiyle birlikte Cumhuriyetçi Parti içindeki bazı isimler sınırdışı adımlarını memnuniyetle karşılarken, diğer üyeler esneklik gösterilmesi çağrısında bulundu.

Yüksek Mahkeme kararı, mahkemelerin ABD İç Güvenlik Bakanlığı’nın (DHS) koruma statüsünü iptal etme kararlarını inceleme yetkisi olmadığına hükmederek hem Haitililer hem de Suriyeliler için Geçici Koruma Statüsü’nü (TPS) sona erdirdi.

Pazartesi gününden itibaren statüleri sona erebilecek 330 binden fazla Haitili TPS sahibi, rakip çetelerin kontrolünde olan ve devlet başkanı 2021’de suikasta uğradığından bu yana istikrarlı bir hükümeti bulunmayan ülkelerine geri gönderilme riski taşıyor.

Kararın yürürlüğe girdiği geçen pazartesi günü Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi Üyesi Lauren Boebert sosyal medyada, “Kutlayan herkesin Ulusal Haitilileri Gönderme Haftası kutlu olsun!” mesajını paylaştı.

DHS Baş Hukuk Müşaviri James Percival ise karara atıfta bulunarak Semisonic grubunun 1998 yılına ait şarkısından alıntı yaptı ve “Yüksek Mahkeme’de TPS davalarını kazandığımızda nettik. ‘Kapanış saati geldi. Eve gitmek zorunda değilsiniz ama burada kalamazsınız'” ifadelerini kullandı.

Bakanlık ayrıca Haitililere yönelik “Amerika ücretsiz denemeniz sona erdi” yazılı bir görsel hazırladı.

Kongre’deki Demokratlar ve Haitili toplum liderleri ise karara tepki gösterdi. Senatör Chris Murphy, “Trump yönetimi, onlarca yıl önce TPS programını ilk başlattığımızda Kongre’de var olan partiler üstü uzlaşıyı çiğniyor. Bu programın amacı, menşe ülkeleri büyük bir tehlike alanına dönen insanların ABD’de güvende kalmasını sağlamak ve onları yeniden tehlikenin içine itmemektir” dedi.

Murphy, eylemi “vicdansızca” olarak niteledi.

İç Güvenlik Bakanı Markwayne Mullin yayınladığı videoda Haitilileri ülkeyi terk etmeye teşvik ederek, “Geçici koruma statüsü. İlk kelimeye vurgu yapayım: Geçici. Eğer Trump yönetiminin geçmesini bekleyeceğinizi düşünüyorsanız, bu işe yaramayacak” ifadelerini kullandı.

Programın savunucuları ise koşullar değişmediği sürece korumanın uzatılması gerektiğini savundu.

Temsilciler Meclisi Üyesi LaMonica McIver, “Mahalle sakinleri, iş yeri sahipleri ve aileler; hepsi ABD hükümeti tarafından ‘ziyaret etmek için çok tehlikeli’ kabul edilen bir ülkeye sınırdışı edilme riskiyle karşı karşıya” değerlendirmesinde bulundu.

Haiti, TPS programına ilk olarak 200 bin ila 300 bin kişinin öldüğü tahmin edilen 2010 yılındaki 7,0 büyüklüğündeki depremin ardından dahil edilmişti.

Ülke, 2021 yılında Devlet Başkanı Jovenel Moïse’in suikasta uğramasıyla yeni bir krize girdi. ABD Dışişleri Bakanlığı, Haiti’yi “Seyahat Etmeyin” kategorisinde Seviye 4 olarak listeliyor ve çetelerin başkent Port au Prince’in yüzde 85’ini kontrol ettiğini belirtiyor.

Tüm bunlara rağmen ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) sınırdışı işlemlerine başladı.

Haitian Bridge Alliance kurucusu Guerline Jozef, Ohio eyaletinin Springfield kentinde yaşayan 50 Haitilinin ICE ofisine çağrılarak ayak bileklerine elektronik kelepçe takıldığını aktardı.

Jozef, “ICE strateji değiştiriyor. Mahallelere baskın yapmak yerine insanları çağırıp kelepçe takıyorlar ve kendi istekleriyle gitmezlerse bir ay içinde tekrar çağrılacaklarını söylüyorlar” dedi.

Süreç Cumhuriyetçi Parti içerisinde de görüş ayrılıklarına neden oldu. Temsilciler Meclisi Üyesi Mike Lawler, Haiti için TPS’yi 18 ay uzatacak tasarıya destek verdi ancak tasarı Senato’daki Cumhuriyetçilerin itirazı nedeniyle takıldı.

Temsilciler Meclisi Üyesi Nicole Malliotakis, “TPS’nin uzatılması yönünde oy kullanan az sayıdaki üyeden birçoğu bölgelerindeki işverenlerden endişe duyuyor” diyerek tarım, sağlık ve hizmet sektörlerinin çalışan kaybına uğrayacağını kaydetti.

Ohio Valisi Mike DeWine da Springfield’daki Haitililerin durumuna dikkat çekerek, “Haiti şu an bir cehennem. İnsanları kelimenin tam anlamıyla cehenneme geri gönderiyorsunuz. ABD bile Port au Prince’e ticari uçuşları yasakladı çünkü çeteler uçaklara ateş açıyor. Bu karar bir hatadır; ne ABD’ye ne de Ohio eyaletine faydası var” şeklinde konuştu.

Haitililere yönelik uzatma ve vatandaşlık yolu açan iki ayrı yasa tasarısı ise Missouri Cumhuriyetçi Senatörü Eric Schmitt tarafından engellendi.

Schmitt, Senato’da yaptığı konuşmada, “Demokratlar geçici koruma statüsünü kalıcı hale getirmeye çalışıyor. Amerika bir ulustur; küresel bir bekleme salonu veya mülteci kampı değildir. Göçmenlik yasalarımız Amerikan halkına hizmet etmek için vardır” dedi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Beyaz Saray kritik yapay zeka planını tamamladı

Yayınlanma

Beyaz Saray, gelişmiş yapay zeka modellerinin nasıl inceleneceğine ilişkin denetim çerçevesini tamamladı. Yönetim, ABD’nin önde gelen yapay zeka geliştiricileriyle bu kapsamda Kritik Ulusal Siber Direktörlük Ofisi çatısı altında bir araya geliyor.

Beyaz Saray, gelişmiş yapay zeka modellerinin inceleme süreçlerini belirleyen denetim çerçevesine son şeklini verdi. Sürece ilişkin bilgi veren bir yönetim yetkilisi planın tamamlandığını aktardı.

Beyaz Saray, çalışmanın detaylarını paylaşmadı ve metnin kamuoyuna açıklanıp açıklanmayacağını belirtmedi.

İç görüşmeleri aktarmak amacıyla isimlerinin gizli tutulmasını isteyen konuya vakıf beş kaynak, Politico’ya yaptıkları açıkalamada, yapay zeka şirketlerinin salı günü Ulusal Siber Direktörlük Ofisi (ONCD) ile yapılacak toplantıda taslağı incelemesinin beklendiğini ifade etti.

Söz konusu çerçeve, en gelişmiş modeller kullanıma sunulmadan önce ve sunulduktan sonra federal hükümetin ülkenin önde gelen yapay zeka geliştiricileriyle nasıl çalışacağını belirleyecek.

Düzenleme, Trump yönetiminin teknolojiye genel olarak esnek bir hukuki denetim anlayışıyla yaklaşırken, olası güvenlik ve ulusal güvenlik risklerini ele alma çabası kapsamında geliyor.

Şirketlerle temas sürüyor

İç politika değerlendirmelerini aktarmak için isminin açıklanmasını istemeyen bir Beyaz Saray yetkilisi, “2 Haziran tarihli başkanlık kararnamesinde anahatları çizilen gönüllü çerçeve, belirlenen son tarihe kadar tamamlandı” ifadesini kullandı.

Yetkili ayrıca, “Sektör temsilcileriyle atılacak sonraki adımlara ilişkin görüşmeler devam ediyor” dedi.

Geçtiğimiz birkaç hafta boyunca çerçevenin sınırları üzerinde Beyaz Saray ile yakın işbirliği içinde çalışan sektöre henüz metin sunulmadı. Çerçevenin kamuoyuna açıklanıp açıklanmayacağı ise belirsizliğini koruyor. Başkanlık kararnamesi bu konuda açık bir zorunluluk getirmiyor.

Ancak düzenlemenin gönüllülük esasına dayanması, metnin geniş çapta yayımlanmaması halinde Beyaz Saray tarafından bilgilendirilmeyen şirketlerin sisteme nasıl dahil olacağı sorusunu gündeme getiriyor.

Kararnameye göre çerçevenin tamamlanması için son tarih, kararnamenin imzalanmasından 60 gün sonra olan 1 Ağustos olarak belirlenmişti.

Kaynaklardan dördü; Anthropic, Google, Meta ve OpenAI şirketlerinin Ulusal Siber Direktörlük Ofisi’ndeki toplantıya katılacak kurumlar arasında yer aldığını söyledi.

Google, OpenAI ve Anthropic Temmuz ayı sonlarında bir taslağı ortaklaşa inceleyerek değişiklik önerilerini sundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English