Bizi Takip Edin

Diplomasi

SIPRI raporu uyardı: Dünya yeni bir nükleer silahlanma yarışına girdi

Yayınlanma

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) yeni raporuna göre, nükleer silahsızlanma dönemi sona erdi ve dünya yeni bir silahlanma yarışına girdi. Raporda, çatışma sayısı azalmasına rağmen can kayıplarının arttığı ve küresel askeri harcamaların Soğuk Savaş’tan bu yana en yüksek seviyeye ulaştığı belirtildi.

Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü (SIPRI), “Silahlanma, Silahsızlanma ve Uluslararası Güvenlik” başlıklı yeni raporunda, Soğuk Savaş’ın sona ermesinden bu yana devam eden nükleer silahların azaltılması döneminin fiilen sona erdiğini duyurdu.

Rapora göre, 2024 yılında dünyadaki askeri çatışmaların sayısı azalırken, bu çatışmalarda hayatını kaybedenlerin sayısı arttı. Küresel askeri harcamalar ve uluslararası silah transferleri de Soğuk Savaş’tan bu yana rekor seviyelere ulaştı.

Nükleer silahsızlanma dönemi sona erdi

SIPRI raporunun yazarları, “nükleer silahların azaltılması döneminin açıkça sona erdiğini” ve nükleer silahsızlanma ihtimalinin Soğuk Savaş’ın bitiminden bu yana en zayıf seviyede olduğunu belirtiyor.

Bu durumun temel tetikleyicisi olarak, ABD ve Rusya arasında 2026’ya kadar yürürlükte olan Yeni START (СНВ-III) Anlaşması çerçevesindeki karşılıklı denetim krizinin yaşanması gösteriliyor.

Moskova, NATO’yu Ukrayna’nın stratejik havaalanlarına yönelik saldırılara karışmakla suçlayarak Şubat 2023’te anlaşmaya katılımını askıya almıştı. Bu gelişme, Avrupa ve Orta Doğu’da nükleer statü tartışmalarını ve bu tür silahların yayılması olasılığına karşı stratejilerin güncellenmesini yeniden canlandırıyor.

Raporda, Donald Trump’ın 2025’te yeniden ABD başkanı seçilmesi durumunda, ilk dönemindeki “paradoksal durumun” tekrarlanacağı ve kilit nükleer güçlerden hiçbirinin “dünya düzenini savunma taahhüdü altına girmeyeceği” öngörülüyor.

ABD, Çin ve Rusya’nın cephaneliklerini modernize etmeye başladığı, Rusya’nın doktrinini, ABD’nin ise savaş başlıklarını güncellediği belirtiliyor.

Raporda, “Kısıtlamalar dönemine geri dönmek, üç nükleer gücün anlaşmasını gerektirecektir,” deniliyor. SIPRI, ABD’nin Çin ile bu konudaki temaslarını daha olumlu değerlendirse de bu temasların “Tayvan’a destek ve yaptırımlar tarafından baltalandığını” ifade ediyor.

Çatışma sayısı azaldı, can kaybı arttı

SIPRI’nin hesaplamalarına göre, 2023 yılında 51 devlet çatışmalara dahil olurken, bu sayı 2024’te 49’a düştü. Can kaybı sayısının 10 bini aştığı çatışmaların sayısı ise 20’den 19’a geriledi.

En büyük çatışmalar Rusya-Ukrayna, İsrail-Hamas, Sudan ve Myanmar’daki iç savaşlar ile Etiyopya’nın Tigray bölgesindeki isyan olarak sıralandı.

Buna karşın, çatışmalardaki toplam can kaybı 2023’te 188 bin iken 2024’te 239 bine yükseldi. Ukrayna’daki çatışma nedeniyle Avrupa, en çok can kaybının yaşandığı bölge oldu.

Avrupa dışında ise çatışmaların çoğunun “devletler içinde veya geçirgen sınırlara sahip devlet kümeleri arasında” yaşandığı, Gazze’deki savaşın da bu kategoriye dahil olduğu kaydedildi.

Savunma harcamaları rekor kırdı

SIPRI’nin nisan ayındaki raporunda, 2024 yılında devletlerin askeri harcamalarındaki artış oranının (yüzde 9,4) ve toplam tutarın (2,7 trilyon dolar) Soğuk Savaş’ın bitiminden bu yana rekor seviyede olduğu belirtilmişti. Avrupa’da savunma ödenekleri yüzde 17, Ukrayna’da ise yüzde 3,9 arttı.

Harcamalarda ikinci sırada yer alan Çin, 2024’te harcamalarını yüzde 7 artırırken, Rusya da harcamalarını yükseltti. Dünya lideri ABD’nin harcamaları ise yüzde 5,7 arttı.

Orta Doğu’da ise 2023’ten beri savaşta olan İsrail’in harcamalarını yüzde 65, yeniden silahlanan Türkiye’nin ise yüzde 12 artırmasıyla bölgedeki toplam artış yüzde 9,4 oldu.

SIPRI, askeri harcamalarda lider olan ülkeleri açıkladı

Silah şirketlerinin gelirleri artıyor

SIPRI, en büyük savunma sanayii şirketlerine ilişkin verileri 2023 yılı için sunuyor. Dünyanın en büyük 100 savunma sanayii şirketinin geliri, 2022’den 2023’e yüzde 2,8 artarak 632 milyar dolara ulaştı.

İlk 100’deki şirketlerden 75’i gelirini artırırken, 39’u gelirini ikiye katladı. Gelire göre en büyük 100 şirket listesinde 41 ABD şirketi yer alırken, ikinci sırada dokuz şirketle Çin bulunuyor.

En yüksek gelirli ilk 10 şirketin yarısı ABD’den. Amerikalı silah üreticilerinin toplam geliri, dünya toplamının yarısını oluşturarak 315 milyar dolara ulaştı.

Uluslararası silah ticareti zirvede

SIPRI raporuna göre, 2020-2024 dönemi, uluslararası silah transferleri açısından Soğuk Savaş’ın son alevlendiği 1980-1984 döneminden sonraki en yoğun ikinci beş yıllık dönem oldu.

Raporda, en büyük ihracatçıların geleneksel olarak ABD, Fransa, Rusya, Çin ve Almanya (küresel ihracatın yüzde 71’i) olduğu belirtiliyor.

En büyük alıcılar ise Ukrayna, Hindistan, Katar, Suudi Arabistan ve Pakistan (ithalatın yüzde 35’i) oldu. Çin, son 10 yılda dış alımlarını üçte iki oranında azaltarak ithalatçıdan ihracatçı konumuna geçti.

Diplomasi

Gönüllüler koalisyonu Ukrayna için çok uluslu güç hazırlığını sürdürüyor

Yayınlanma

Aralarında Fransa ve İngiltere’nin de yer aldığı gönüllüler koalisyonu liderleri, Ukrayna’da olası bir konuşlandırma için çok uluslu güçlerin hazırlıklarına devam etme kararı aldı. İngiltere hükümetinin internet sitesinde yayımlanan ortak bildiride, askeri desteğin süreceği ve Rusya’ya yönelik yaptırımların sıkılaştırılacağı belirtildi.

Ukrayna’ya yönelik olası bir barış gücü misyonunu değerlendiren ülkelerin oluşturduğu “gönüllüler koalisyonu”, çatışmaların sona ermesinin ardından Ukrayna’da görevlendirilmek üzere çok uluslu güçlerin hazırlıklarını sürdürme kararı aldı.

Koalisyon liderlerinin imzasını taşıyan ortak açıklama, İngiltere hükümetinin resmi internet sitesinde yayımlandı.

Yayımlanan bildiride, “Koalisyon, ateşkes rejiminin yürürlüğe girmesinin ardından Ukrayna’nın gelecekteki güvenliğini ve refahını temin etmeyi amaçlayan siyasi ve hukuki açıdan bağlayıcı kapsamlı güvenlik garantileri çerçevesinde, çatışmaların güvenilir biçimde durdurulması sağlandığı anda Ukrayna çok uluslu güçlerinin konuşlandırılmasına yönelik hazırlıkları sürdürecektir” ifadesine yer verildi.

Koalisyon liderleri ayrıca Kiev yönetimine sağlanan askeri desteğin kesintisiz süreceğini teyit etti. Bu kapsamda Ukrayna’nın hava savunmasının güçlendirilmesi, savunma sanayisi alanındaki işbirliğinin genişletilmesi ve teknoloji paylaşımının artırılması hedefleniyor.

Zirveye katılan liderler, Rusya savunma sanayii ve bu yapıyla bağlantılı şirketlere yönelik yaptırımların sertleştirilmesine hazır olduklarını da kaydetti.

Açıklamada liderlerin, yaptırımlar, daha geniş kapsamlı ekonomik adımlar, yaptırımların delinmesine karşı denetimlerin artırılması ve Rusya’nın gölge filosuna yönelik tedbirler yoluyla Rusya’nın askeri kapasitesini sınırlandırma çabalarını sürdürme konusunda anlaştıkları bildirildi.

Liderler, yaklaşan kış mevsimi öncesinde Ukrayna’ya yardım sağlanması gerekliliğinin altını çizdi. Bu doğrultuda, Ukrayna Enerji Destek Fonu ve özel ekipman tedariki de dahil olmak üzere ülkenin enerji sektörüne destek verileceği belirtildi.

Çoğunluğu Avrupa ülkelerinden oluşan 30’u aşkın ülkenin yer aldığı gönüllüler koalisyonu, Ukrayna’da muhtemel bir barış gücü operasyonunda görev almayı kabul eden devletleri kapsıyor.

Koordinasyonunu Fransa ve İngiltere’nin üstlendiği koalisyonun kuruluşu, Mart 2025 başında İngiltere Başbakanı Keir Starmer tarafından ilan edilmişti.

Daha önce 13 Temmuz’da düzenlenen gönüllüler koalisyonu zirvesinin ardından konuşan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, bir barış anlaşmasına varılması halinde Ukrayna’da konuşlandırılması planlanan Avrupalı barış gücü askerlerinin önümüzdeki aylarda tatbikatlara başlayacağını duyurmuştu.

Macron, askerlerin “birlik konuşlandırma planlarını doğrulamak, hazırlık, kararlılık ve güveni göstermek amacıyla Ukrayna’ya komşu ülkelere gönderileceğini” dile getirmişti.

Polonya Başbakanı Donald Tusk da Fransız ve İngiliz birliklerinin katılacağı ilk ortak tatbikatların sonbaharda Polonya’da icra edileceğini açıklamıştı.

Gelişmeleri değerlendiren Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Avrupalı askeri unsurların Ukrayna topraklarında konuşlandırılmasının, Rusya sınırlarında bir NATO birliğinin ortaya çıkması olarak değerlendirileceğini ifade etmişti.

Rusya Dışişleri Bakanlığı ise yabancı birliklerin konuşlandırılmasını, Rusya’nın güvenliğine tehdit oluşturan bir dış müdahale olarak göreceklerini bildirmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ermenistan’da eski Cumhurbaşkanı Koçaryan ve oğlunun evine baskın yapıldı

Yayınlanma

Ermenistan kolluk kuvvetleri, 25 Ağustos sabahı eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan ve milletvekili oğlu Levon Koçaryan’ın evlerinde arama yaptı. Operasyon kapsamında Robert Koçaryan gözaltına alınarak Yolsuzlukla Mücadele Komitesine götürüldü.

Ermenistan kolluk kuvvetleri, 25 Ağustos sabahı eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan’ın oğlu ve Ermenistan Partisi milletvekili Levon Koçaryan’ın evinde arama yaptı. Gelişmeyi News.am haber portalı duyurdu.

Ermenistan Yolsuzlukla Mücadele Komitesi Basın Sözcüsü Marina Ogancanyan konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Yolsuzluk niteliğindeki suç iddialarına dair Yolsuzlukla Mücadele Komitesinde soruşturulan ceza davası kapsamında onlarca adreste arama ve diğer usul işlemleri gerçekleştirilmektedir” ifadelerini kullandı.

Haberde, aramaların eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan’ın evinde de yapıldığı, Koçaryan’ın gözaltına alınarak Yolsuzlukla Mücadele Komitesine götürüldüğü aktarıldı.

Eski Cumhurbaşkanına yurt dışına çıkış yasağı getirilmişti

Ermenistan makamları, haziran ayında muhalefetteki Ermenistan blokunun lideri olan eski Cumhurbaşkanı Robert Koçaryan’a yurt dışına çıkış yasağı koymuştu.

Babasına yönelik yurt dışı çıkış yasağını açıklayan Levon Koçaryan, Ermenistan’ın devlet kurumlarının amaç dışı kullanıldığını belirtmişti.

Koçaryan, yetkilileri seçim sürecini etkilemek amacıyla kamu kaynaklarını ve güvenlik güçlerini kullanmakla suçlayarak bu durumun “seçim sonuçlarına olan güveni sarstığını” ifade etmişti.

Robert Koçaryan, ülkede 7 Haziran’da yapılan parlamento seçimlerinin ardından Başbakan Nikol Paşinyan’ın zafer ilan etmesi üzerine yaşananları iktidarı ele geçirme girişimi olarak nitelemişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

ABD söz verdiği ağır yaptırımları devreye sokamadı, İran genişletilmiş yaptırımlara misilleme sözü verdi

Yayınlanma

İran, Washington’ın ülkenin “ekonomik can damarını” keseceğini söylediği genişletilmiş ABD yaptırımlarına misillemede bulunacağını açıkladı. Tahran aynı zamanda başlıca ticaret ortaklarının Washington’ın baskı kampanyasına direneceğine güvendiğini belirtti.

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent pazartesi günü yeni önlemleri açıkladı ancak en ağır yaptırımları devreye sokmaktan kaçındı. Bessent, İran’la ticarete devam eden ülkelerin dolar temelli finans sisteminin dışına itilme riskiyle karşı karşıya kalacağını söyledi.

Bessent, hedef alınacak ülkelerin isimlerini vermeyi veya yaptırımların ne zaman yürürlüğe gireceğini açıklamayı reddetti; bunun yerine ülkelere yeni direktife uyum sağlamaları için zaman tanıyacağını söyledi.

ABD Hazine Bakanlığı 60 kişi, kuruluş ve gemiye yönelik yeni yaptırımlar açıkladı ancak listede İran’ın petrol ticaretini kolaylaştırdığı düşünülen herhangi bir Çinli finans kuruluşu yer almadı.

Açıklama öncesinde İran, herhangi bir ABD ekonomik önlemine karşı hem olası bir askeri yanıt hem de Körfez’den petrol ihracatının daha da azaltılması tehdidinde bulunmuştu.

Yaptırımlar açıklandıktan sonra İran Ekonomi Bakanı Ali Madanizadeh, “ABD yaptırımlarına karşı tamamen hazırlıklıyız” dedi.

Devlet televizyonuna konuşan Madanizadeh, “Doğal olarak düşmanlar bize karşı ekonomik bir terör saldırısı başlatmayı amaçlıyor ancak bizim de kendi araçlarımız var ve oyunun nasıl oynanacağını biliyoruz. Savunmamız artık o kadar da savunmacı değil; düşmanlar saldırımızı beklesin” ifadelerini kullandı.

Madanizadeh, ne Çin’in ne de Rusya’nın ABD’nin önlemlerini “kabul ettiğini” belirterek diğer ülkelerin de bunlara direneceği öngörüsünde bulundu.

Press TV’nin haberine göre İran İslam Devrim Muhafızları Ordusu Sözcüsü Tuğgeneral Hüseyin Muhebbi de İran’ın altyapısının tehdit edilmesi halinde ABD’nin hayati çıkarlarına ve enerji geçiş noktalarına ağır darbeler vuracaklarını söyledi.

İran ve ABD haziran ayında geçici bir barış anlaşması imzaladı ancak İslamabad Memorandumu olarak bilinen anlaşma kısa sürede aksadı.

Pakistan ordusu salı günü yaptığı açıklamada, arabulucu Pakistan’ın Tahran’la yürüttüğü son görüşmelerde çatışmanın daha fazla tırmanmasının önlenmesi ve Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması gibi önlemlere odaklanarak “önemli ilerleme” sağladığını bildirdi.

Genelkurmay Başkanı Asım Münir’e Tahran ziyaretinde eşlik eden İçişleri Bakanı Mohsin Naqvi, X hesabında, “İran Cumhurbaşkanı hükümetinin bakış açısını açık bir şekilde paylaştı ve gündemdeki konular hakkında son derece yapıcı bir görüş alışverişinde bulunduk” dedi.

DİPLOMATİK ÇÖZÜME DAİR PEK İŞARET YOK

Enerji fiyatlarını yükselten ve kamuoyunda destek görmeyen savaşı sona erdirmekte zorlanan Başkan Donald Trump yönetimi, İran’ın onlarca yıldır ekonomisini ağır şekilde yıpratan ancak ülke liderliğini caydırmayan ABD ve uluslararası yaptırımlarının birçok katmanına maruz kalmış olmasına rağmen, daha fazla ekonomik baskıya bel bağlıyor gibi görünüyor.

Tarafların haftalardır büyük çaplı saldırılar gerçekleştirmemesine rağmen savaşın diplomatik bir çözüme ulaşacağına dair çok az işaret var. ABD, İran’ın Körfez’de ve daha yakın zamanda müttefikleri aracılığıyla Kızıldeniz’de gemilere yönelik saldırılarını sona erdirmenin yeni yollarını arıyor.

ABD ve İsrail’in İran’a saldırılar başlatmasının üzerinden neredeyse altı ay geçti. Çoğu İran ve Lübnan’da olmak üzere binlerce kişi hayatını kaybetti.

Savaş İran’ın konvansiyonel askeri kapasitesinin önemli bir bölümünü zayıflatmış, ülkeye ekonomik zarar vermiş ve dönemin Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney’in ölümüne yol açmış olsa da İran, Körfez’deki ABD müttefiklerine ve üslerine saldırabilecek ve Hürmüz Boğazı’ndaki petrol tankerlerini tehdit edebilecek ölçüde füze ve insansız hava aracı kapasitesini korudu.

ABD ve İsrail’in ortadan kaldırmayı amaçladığı İran’ın nükleer programının mevcut durumu ise tam olarak bilinmiyor.

Pazartesi günkü gelişmelere rağmen petrol fiyatları varil başına 2 dolardan fazla geriledi. Bununla birlikte yatırımcılar Orta Doğu’dan kaynaklanabilecek yeni arz kesintileri ihtimaline karşı hazırlıklı olmaya devam etti.

ÇİN’İN PETROL TİCARETİ

İran’a yönelik daha ağır yaptırımlar uygulamaktan neden kaçındığı ve hedef alınacak ülkeleri neden açıklamadığı sorulan Bessent, “Küresel finans sistemini neden havaya uçurmak isteyeyim?” yanıtını verdi.

Bessent, ülkelere ve şirketlere İran’la bağlarını koparmaları için zaman tanımak istediğini söyledi.

Bessent daha önce, birkaç yıldır İran petrolünün en büyük alıcısı olan Çin’den işbirliği talep etmişti. Bununla birlikte İran limanlarına yönelik ABD ablukasının temmuz ortasında yeniden başlatılması, İran’ın Çin’e petrol akışını şimdiden azaltmış durumda.

Uzmanlara göre Washington, gelecek ay Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping arasında yapılması beklenen görüşmeler öncesinde Çin bankalarına yönelik herhangi bir yaptırıma Pekin’in karşılık vermesinden çekiniyor. Özellikle Çin’in kritik mineral ihracatına getirebileceği kısıtlamalar hassas bir konu olarak görülüyor.

Pazartesi günü Çin bankaları hakkında sorulan bir soruya Bessent, “Bugün burada hiç kimsenin ABD yaptırımlarının erişiminin üzerinde olmadığını açıkça belirtmek istiyoruz” dedi.

Çin Dışişleri Bakanlığı ise yaptırım ve baskı taktiklerinin fayda sağlamadığını belirterek Pekin’in Çin’in çıkarlarını korumak için gerekli olanı yapacağını açıkladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English