Bizi Takip Edin

Avrupa

Starmer: ABD ve Çin arasında seçim yapmaya zorlanamayız

Yayınlanma

Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, bu hafta Pekin’e yapacağı ziyaret öncesinde İngiliz şirketleri için “önemli fırsatlar” olduğunu duyururken, Birleşik Krallık’ın ABD ve Çin arasında seçim yapmak zorunda kalmayacağını söyledi.

Çin’e gitmeden önce Bloomberg’e verdiği röportajda Starmer, Birleşik Krallık’ın en yakın müttefikleriyle ilişkilerini feda ederek Çin ile daha güçlü bağlar kurmaya çalıştığı yönündeki iddiaları reddetti.

Starmer’ın Çin ziyareti (sekiz yıldır bir İngiliz başbakanın yaptığı ilk ziyaret) Kanadalı mevkidaşı Mark Carney’nin ABD Başkanı Donald Trump’tan yeni gümrük vergisi tehditleri alması üzerine Pekin ile el sıkışmasının hemen ardından geliyor.

Starmer şunları kaydetti:

“Sık sık ülkeler arasında seçim yapmam isteniyor. Ben bunu yapmıyorum. ABD ile ticaret anlaşması yaparken, herkesin bana ABD ve Avrupa arasında bir seçim yapmam gerektiğini söylediğini hatırlıyorum ve ben de ‘Bu seçimi yapmayacağım’ demiştim.”

Uzun zamandır beklenen Çin gezisi, ülkesindeki kamuoyu yoklamalarında geride kalan ve bu yıl liderlik mücadelesiyle karşı karşıya kalan Starmer için bir nebze rahatlama sağlayabilir.

Starmer’ın Pekin ziyareti, Hong Kong, Covid-19 ve casusluk konusundaki çatışmalar nedeniyle gerginleşen ilişkileri yeniden düzeltme yönündeki İşçi Partisi’nin seçim vaadinin bir parçası.

Starmer hükümeti, son aylarda iki taraf arasındaki anlaşmazlıkları gidermeye çalıştı ve özellikle geçen hafta Çin’in Londra’da büyük bir elçilik kurma planını onaylayarak ziyaretin önünü açtı.

Starmer, ülkesinin Trump’ı kızdırmadan veya ABD ile ilişkileri bozmadan Başkan Xi Jinping ile görüşebileceğini vurgulayarak, iki ülkeye yaklaşımında taviz vermek zorunda olduğu fikrini reddetti.

ABD ile İngiltere arasında ‘sessiz savaş’

Ayrıca, geçen hafta Davos’ta orta güçteki ülkeleri, “büyük güçlerin rekabetinin yeni dönemi” olarak adlandırdığı dönemde hayatta kalmak için bir araya gelmeye çağıran Carney ile aynı tür bir mesaj vermek istemediğini de açıkça belirtti.

Starmer, “ABD ile çok yakın ilişkilerimiz var … ve güvenlik ve savunmanın yanı sıra bu ilişkileri de sürdüreceğiz,” diyerek, Krallık’ın her iki dünyadan da en iyisini elde edebileceğini savundu.

Başbakan, “Aynı şekilde, dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan ve iş fırsatları sunan Çin’i görmezden gelmek ve kafanızı kuma gömmek de mantıklı olmaz,” dedi.

Birleşik Krallık’ın AB’den ayrılmasına karşı olmasına rağmen Brexit’i geri almayacağına söz vererek iktidara gelen Starmer, aynı anda birden fazla ticaret bloğu ile ilişkileri genişletmeye çalıştı.

Bu sayede Londra, hızla büyüyen eski sömürgesi Hindistan ile tarihi bir ticaret anlaşması imzaladı ve AB ile bürokratik engelleri azalttı, fakat Starmer ve Trump’ın mayıs ayında duyurduğu ABD ile çerçeve anlaşması uzun süren müzakereler nedeniyle tıkanmış durumda.

2010’larda eski Başbakan David Cameron Çin ile “altın çağ” vaat etmiş ama bu on yılın sonlarına doğru ilişkiler bozulmuştu. 

Birleşik Krallık’ın 2024 yılında Çin ile 93 milyar dolarlık ticareti vardı, buna karşılık ABD ile 141 milyar dolarlık ticareti vardı.

Starmer, ulusal güvenlik veya insan hakları konusunda devam eden anlaşmazlıkları, örneğin Çin’in yabancı güçlerle işbirliği yaptığı iddiasıyla İngiliz vatandaşı eski gazete patronu Jimmy Lai’yi hapse atması gibi konuları önemsiz göstermeyi tercih etti.

Starmer, bu hafta Çin Devlet Başkanı Xi Jinping dahil Çinli liderlerle görüşeceği zaman bu tür endişeleri dile getireceğini söylüyor, fakat iktisadi ilişkilere açıkça öncelik veriyor. Başbakan, Pekin ve Şanghay ziyaretinde şirketler, üniversiteler ve kültür kurumlarından yaklaşık 60 lideri beraberinde götürüyor.

Starmer, heyet hakkında, “Onlar mevcut fırsatları anlıyorlar. Bu, ulusal güvenlikten ödün vermek anlamına gelmiyor, tam tersine,” diye konuştu.

Trump’ın Grönland konusunda İngiltere ve diğer Avrupa ülkelerine gümrük vergileriyle tehdit etmesiyle başlayan ve daha sonra yumuşayan ABD ile geçen haftaki çalkantılı diplomatik gelişmeleri değerlendiren Starmer, başkanla “olgun” bir ilişkisi olduğunu söyledi.

Cuma günü Starmer, ABD başkanının 2001’deki Afganistan işgalinde NATO birliklerinin rolünü küçümseyen ve onların “cepheden biraz uzak kaldıklarını” söylediği yorumlarını “korkunç” olarak kınamıştı.

ABD başkanı daha sonra bir sosyal medya paylaşımında, Starmer’ın istediği özürden kaçınsa da, İngiliz ordusunu övdü.

Starmer, “Geçen hafta bir dizi zorluk yaşandı. Bunlara İngiliz pragmatizmi, İngiliz sağduyusu ve İngiliz ilke ve değerlerine bağlılığımızla yaklaştık, bunun sonucunda hafta sonu hafta başından daha iyi geçti,” dedi.

Yine de başbakan, Trump yönetiminin kıtadan uzaklaşmasıyla Birleşik Krallık’ın Avrupa ile daha yakın askeri bağlar kurması gerektiğini belirtti ve savunma harcamalarının artırılmasını isteyenleri dinleyeceğinin sinyalini verdi.

“Avrupa’nın kendi savunma ve güvenliği konusunda daha güçlü olması gerektiğini düşünüyorum,” diyen Starmer, kıtanın orduları arasında daha yakın bir işbirliği çağrısında bulundu. 

Starmer, hafta sonu Trump ile Ukrayna hakkında telefonda görüştüğünü ve hem Kiev’in hem de Avrupa’nın güvenliğini sağlamak için Amerika’nın desteğine ihtiyaç duyduğunu söyledi.

Ukrayna’nın, Britanya ile ABD arasında çok yakın bir ilişki sürdürmek gerektiğinin “çok iyi bir örneği” olduğunu savunan İngiliz lider, Kiev’in müttefiklerinin ABD ile güvenlik garantilerini ilerleterek ”bu yıl ilerleme kaydettiğini“ vurguladı, fakat Rusya ile toprak konusunda müzakerelerin ”zorluk” olmaya devam ettiğini söyledi.

Avrupa

ASML başkanı, AB’yi çip tedarikini yönlendirmemesi konusunda uyardı

Yayınlanma

Avrupa’nın en değerli şirketi ASML’nin başkanı, yabancı teknolojiye olan bağımlılığı azaltmak için kıtada daha güçlü şirketler kurulması gerektiğini savunarak, AB’yi yarı iletken tedarik zincirlerine doğrudan müdahale etmekten kaçınması konusunda uyardı.

Hollandalı çip ekipmanı üreticisi ASML’nin CEO’su Christophe Fouquet, Financial Times’a (FT) verdiği demeçte, “Kendi tedarik zinciriniz yoksa, [tedarik zincirine] nasıl müdahale edebilirsiniz?” diye sordu.

ASML’nin satışlarının sadece yaklaşık yüzde 1’i Avrupa’da gerçekleşirken, bu oran Asya’da yaklaşık yüzde 80.

Fouquet, bunun ASML’yi çok “savunmasız” hale getirdiğini, “çünkü işin doğası gereği müşteriye çok yakın olmak gerekeceğini” kaydetti.

Fouquet’nin bu yorumları, AB’nin darboğaz dönemlerinde tedariki yönlendirmek için acil durum yetkileri ve Avrupa’nın yarı iletken endüstrisini güçlendirmeyi amaçlayan önlemleri içeren yeni bir çip stratejisi planlarını açıklamasından birkaç gün sonra geldi.

Brüksel, ABD’li teknoloji şirketlerine ve Asyalı üreticilere olan bağımlılığını azaltmaya çalışırken, politika yapıcılar, Avrupa şirketlerinin büyümesi ve küresel olarak rekabet edebilmesi için gerekli koşulları yaratma çabalarıyla endüstriyel müdahaleyi giderek daha fazla tartıyor.

2024 yılında ASML’nin başına geçen Fouquet, “İnsanlar ‘önce Avrupa’dan alalım’ diyor. Bence bu harika, ama satın alacak bir şeyin olması gerekiyor,” dedi.

Fransa ve diğer ülkeler de kamu alımlarında daha fazla “Avrupalı ürünleri satın al” maddesi eklenmesi için baskı yaparken, eleştirmenler ise Avrupa’nın rekabetçi yerli alternatifleri yoksa Avrupa’ya öncelik vermenin pek bir etkisi olmayacağını savunuyor.

Fouquet, Avrupa’nın yarı iletken tedarik zinciri boyunca “mümkün olduğunca çok sayıda lider şirket” oluşturması ve Avrupa’nın küresel çip faaliyetlerindeki payını, dünya GSYİH’sindeki yaklaşık yüzde 18’lik payına yaklaştırması gerektiğini söyledi.

Fakat Fouquet, Avrupa’nın gelecek vaat eden şirketleri yurt dışına iten düzenlemelerden de kaçınması gerektiğini vurguladı.

ASML, özellikle yapay zeka alanında düzenleyici yüklerin hafifletilmesi için Brüksel’e lobi yapan bir grup Avrupalı teknoloji şirketi arasında yer alıyor.

Fouquet, uzun izin prosedürlerini, sermayeye erişimi ve AB’nin yapay zeka düzenlemesini işinin önündeki engeller olarak vurguladı.

Fouquet, veri merkezleri ve çip üretim tesisleri geliştirme planlarına atıfta bulunarak, “Komisyon’un sektörün işini yapmaya çalışması için çok güçlü bir cazibe” olduğunu söyledi.

AI veri merkezlerinden gelen talep, üreticilerin üretim kapasitesini aşıyor. Dünyanın en gelişmiş yongalarının üretiminde kullanılan aşırı ultraviyole (EUV) litografi makinelerinin tedarikçisi olan Fouquet, şirketin talep artışına hazırlandığını ve makinelerinin verimliliğini artırırken daha da genişlemeyi planladığını söyledi.

Şirket, Hollanda’nın Veldhoven kentindeki genel merkezinin yakınında genişliyor ve bu yıl en yeni EUV makinelerinin üretimini yüzde 50 artırmayı planlıyor.

Öte yandan Fouquet, planlama kısıtlamaları ve uzun izin süreçleri nedeniyle Avrupa’da bir fabrika kurmanın hâlâ yaklaşık dört yıl sürdüğünü belirtti.

Başkan, personel bulma ve eğitme ile tedarik ağını genişletmenin de büyümeyi kısıtladığını ekledi.

Fransız CEO, üretimin genişletilmesinin ötesinde, ASML’nin Avrupa’nın teknoloji sahnesinde bir yatırımcı olarak daha büyük bir rol oynayabileceğini söyledi.

Fransız yapay zeka şirketi Mistral ve Alman optik şirketi Zeiss’e yatırım yaptıktan sonra Fouquet, şirketin geleneksel tedarik zincirlerinin hem içinde hem de dışında daha fazla fırsat aradığını söyledi:

“Şirket zenginleştikçe, elbette bunu yapmak için daha fazla imkânımız oluyor. Size söz verebilirim ki, bunu yapmak için daha fazla fırsat arayacağız çünkü bu iyi bir şey. Öncelikle şirket için, insanlar için ve nihayetinde Avrupa için.”

Okumaya Devam Et

Avrupa

Ukrayna ve AB arasında müzakere takvimi çatlağı

Yayınlanma

Politico’nun haberine göre Ukrayna’nın Avrupa Birliği’ne hızlı katılım çabaları Kiev ile Brüksel ve üye ülkeler arasında derin görüş ayrılıklarına yol açıyor. Fransa ve Almanya’nın tam üyelik yerine ara çözümler önermesi ve Kiev’in müzakere takvimini hızlandırma talebi, üyelik sürecinin geleceği konusunda belirsizlik yaratıyor.

Ukrayna makamlarının Avrupa Birliği’ne (AB) katılım prosedürlerini hızlandırma yönündeki yoğun çabaları, Kiev ile birlik yönetimi ve bazı Avrupa başkentleri arasında görüş ayrılıklarına neden oluyor.

Politico’nun kaynaklara dayandırdığı habere göre, Fransa ve Almanya Ukrayna’nın tam üyeliğini hemen kabul etmeye hazır değil.

Brüksel ve Kiev’in 15 Haziran’da ilk müzakere kümesinin açılmasını kamuoyu önünde onaylamasına rağmen Ukrayna, AB içindeki siyasi süreçler nedeniyle adaylığının “kenara itilmesinden” endişe ediyor.

Kaynaklara göre Kiev, gelecek yıl Fransa’da yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri gibi unsurlar nedeniyle sürecin aksamasını istemiyor ve yaz sonuna kadar birden fazla müzakere kümesinin açılmasını hedefliyor.

Brüksel ise Ukrayna’nın üyelik için tamamlaması gereken reformların hızı ve geleceği konusunda çekinceler taşıyor. Kaynaklar, Verhovna Rada’daki (Ukrayna Parlamentosu) boş koltuklar nedeniyle son aylarda yasa yapım sürecinin yavaşladığını belirtiyor.

Birlik yönetimi, bazı kritik reformların oylamaya sunulması halinde gerekli çoğunluğu sağlayamayabileceğinden endişe ediyor.

Fransa ve Almanya’nın Ukrayna’yı tam üye olarak kabul etmeye henüz hazır olmadığı, bunun yerine “ortak üyelik” veya benzeri ara formüller önerdiği kaydedildi.

Ukrayna’nın AB Nezdindeki Daimi Temsilcisi Vsevolod Çentsov, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Pratikte Ukrayna’ya tam üyelik dışında her şey teklif ediliyor” ifadelerini kullandı.

Kiev’in bu önerileri kesin bir dille reddetmediği, ancak kabul etmeleri durumunda yolun sonuna dair daha net garantiler beklediği bildirildi.

AB Genişlemeden Sorumlu Komiseri Marta Kos, birliğin Ukrayna için iki senaryo üzerinde durduğunu açıkladı. İlk senaryo, mevcut kurallar çerçevesinde tam üyelik sonrası entegrasyonu kapsıyor.

İkinci senaryo ise Norveç ve İsviçre modeline benzer şekilde, belirli alanlardaki şartların yerine getirilmesiyle “kısmi sektörel entegrasyonu” öngörüyor. Kos, Ukrayna’nın “avans” niteliğinde birliğe alınmasını içeren “tersine üyelik” fikrinin ise reddedildiğini ekledi.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz’in Mayıs ayında gündeme getirdiği “ortak üyelik” statüsü önerisini değerlendiren Kos, bunun henüz sadece bir fikir olduğunu belirtti.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ise Merz’in önerisini “adaletsiz” bularak, Kiev’in Avrupa’yı “yarım önlemlerle değil, bütünüyle” savunduğunu vurguladı.

Haziran 2022’den bu yana aday ülke statüsünde olan Ukrayna’da Zelenskiy, ülkenin 2027 yılına kadar tam üyelik için “teknik olarak hazır” olacağını ifade etmişti.

Ancak Komiser Kos, mevcut prosedürler dahilinde 2027’de üyeliğin imkansız olduğunu dile getirdi. Merz de Kiev’in 1 Ocak 2027, hatta 1 Ocak 2028 tarihlerinde birliğe katılımının gerçekçi olmadığını belirtmişti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Avrupa Komisyonu savunma ve dijital kadrolarını genişletiyor

Yayınlanma

Avrupa Komisyonu, savunma sanayii ve dijital politika birimlerini genişletme kararı aldı. Bu kapsamda yeni bütçe döneminde 2 bin 400 ek personelin istihdam edilmesi ve stratejik birimlere kurum içi transferler yapılması planlanıyor.

Politico’nun kaynaklara dayandırdığı habere göre, Avrupa Komisyonu savunma ve dijital departmanlarının kadrosunu genişletme kararı aldı. Kurumun, gelecek dönemde personel sayısını toplamda yaklaşık 2 bin 400 kişi daha artırmayı planladığı bildirildi.

Avrupa Komisyonu, Savunma Sanayii ve Uzay Genel Müdürlüğü (DG DEFIS) ile Dijital Politika Genel Müdürlüğü’nün (DG CONNECT) kadrolarında artışa gitmeyi hedefliyor. Kaynaklar, resmi atamaların bu hafta içinde duyurulmasının beklendiğini aktardı.

DG DEFIS’teki genişlemenin, “SAFE” kredilerinin dağıtılmasına yönelik yeni görev tanımlarıyla ilişkili olduğu belirtildi. Birimin yönetim düzeyinde de güçlendirilmesi öngörülürken, AB diplomatik biriminde halihazırda yönetici direktör olarak görev yapan Alman bürokrat Benedikta von Seherr-Thoss’un üst düzey bir pozisyona geçme ihtimalini değerlendirdiği ifade edildi.

DG CONNECT tarafındaki personel artışının ise Yapay Zeka Yasası (AI Act) dahil olmak üzere kapsamlı düzenleyici yasaların hayata geçirilmesi gerekliliğinden kaynaklandığı bildirildi.

Söz konusu değişikliklerin yıllık rotasyon prosedürünün bir parçasını oluşturduğu kaydedildi. Mevcut kurallara göre, Avrupa Komisyonu personelinin yaklaşık yüzde 1’inin, yani yaklaşık 330 kişinin, iş yükü yüksek olan departmanlara kurum içinde transfer edilmesi gerekiyor.

Çok yıllı bütçe kapsamında 2 bin 400 yeni istihdam planlanıyor

Politico, Avrupa Komisyonu’nun uzun vadeli bir genişleme öngördüğünü ve bir sonraki çok yıllı bütçe çerçevesinde yaklaşık 2 bin 400 yeni personeli istihdam etmeyi planladığını belirtti.

AB Bütçe Komiseri Peter Serafin, bu önlemlerin savunma ve güvenlik alanındaki görevlerin yerine getirilmesi için gerekli olduğunu vurguladı. Mevcut personel düzenlemelerinin, 2014-2020 dönemindeki kadro daralmalarının ardından çalışma verimliliğini artırmayı amaçladığı kaydedildi.

Brüksel’in bu planları Avusturya’nın tepkisini çekti. Avusturya Avrupa İşleri Bakanı Claudia Bauer, ulusal hükümetlerin personel kesintisine gitmek zorunda kaldığı bir dönemde Avrupa Komisyonu’nun idari harcamalarını artırmaması gerektiğini ifade etti.

DG DEFIS, AB üyesi ülkeler arasında savunma araştırma ve geliştirme faaliyetlerini desteklemenin yanı sıra birliğin Ukrayna’ya yönelik askeri yardım faaliyetlerini koordine ediyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English