Diplomasi
Suudi Arabistan’dan petrol resti: OPEC+ üretim artışında Rusya’yı dinlemedi

OPEC’in en büyük petrol üreticisi Suudi Arabistan, son yıllarda yüksek petrol fiyatlarını destekleme stratejisini değiştirerek ortaklarıyla müzakere etmek yerine ültimatom diline geçti. Riyad, iki ay içinde üçüncü kez üretim kotalarında önemli bir artış sağlayarak Rusya’nın tepkisini çekti; Moskova’nın petrol fiyatları bütçe beklentisinin yaklaşık yüzde 40 altına düştü.
OPEC‘in en büyük petrol üreticisi Suudi Arabistan, son yıllarda yüksek petrol fiyatlarını destekleme hedefini terk ederek stratejisini değiştirdi ve ortaklarıyla müzakere etmek yerine ültimatomlarla hareket etmeye başladı.
Riyad, cumartesi günü OPEC+ ülkelerini günlük ortalama petrol üretimini temmuz ayı için 411 bin varil artırmaya zorlayarak iki ay içinde üçüncü kez önemli bir kota artışını kabul ettirdi.
Bu durum, petrol fiyatları bütçede öngörülenin yaklaşık yüzde 40 altına düşen Rusya’da memnuniyetsizlik yaratırken, Moskova’nın bu duruma karşı koyacak gücü bulunmuyor.
Bloomberg‘in eski ve mevcut OPEC ülke delegeleri, hükümet yetkilileri ve sektör uzmanlarıyla yaptığı görüşmelere dayandırdığı haberine göre, Suudi Arabistan’ın bu adımları, küresel pazardaki payını geri kazanma çabasının bir parçası.
Strateji değişikliği, nisan ayında petrol vadeli işlem kontratlarının varil başına 60 doların altına düşerek son dört yılın en düşük seviyesine gerilemesine yol açmıştı.
Müzakerelerden ültimatoma geçiş
OPEC+ temsilcilerine göre, Suudiler son aylarda ortaklarını hazırlıksız video konferanslara çağırarak üretim artışı planlarını sadece birkaç gün, hatta saatler öncesinden bildiriyor.
Bu yaklaşım, OPEC+ temsilcilerinin Viyana’daki kartel merkezinde toplandığı ve uzlaşmaya varmak için bazen bütün gece, hatta günlerce süren tartışmalar yürüttüğü önceki yıllardaki müzakerelerle keskin bir tezat oluşturuyor.
Irak’ın 2018-2020 yılları arasında enerji işlerinden sorumlu eski başbakan yardımcısı ve petrol bakanı Tamir Gadhban, Bloomberg‘e yaptığı açıklamada, “Elbette daha büyük üreticinin daha fazla gücü var, ancak diğer [OPEC+] üyelerinin de söz hakkı olduğunu ve rollerini oynadıklarını kabul ediyorlardı. Bizim de söz hakkımız vardı. Tartışıyorduk, aynı fikirde olmuyorduk,” dedi.
Rusya ile derinleşen anlaşmazlık
Ancak bu dönem sona erdi. 3 Nisan’da Suudiler, mayıs ayında günlük arzı planlananın yaklaşık üç katı olan 411 bin varil artıracaklarını açıklayarak piyasayı şaşırttı.
Bu karar, Donald Trump’ın tüm ülkelere yüzde 10 ithalat vergisi ve yaklaşık 60 ülkeye daha yüksek oranlar getiren “misilleme gümrük vergilerini” duyurmasından bir gün sonra geldi ve küresel ekonominin resesyona sürükleneceği yönündeki bahisleri alevlendirdi.
OPEC+, nisan ayında birkaç yıllık kısıtlamaların ardından üretimi yeni artırmaya başlamıştı ve o ay için kota sadece günlük 138 bin varil yükseltilmişti.
Mayıs ayında da benzer temkinli bir artış bekleniyordu. Ancak bu gerçekleşmedi ve petrol fiyatı birkaç gün içinde 75 dolardan 60 doların altına düştü.
Mayıs başında OPEC+, haziran kotasının günlük 411 bin varil daha artırılacağını duyurdu. Geçtiğimiz cumartesi günü yapılması planlanan ve OPEC+’nın önde gelen üyelerinin katılacağı çevrim içi toplantı öncesinde ise görüş ayrılıkları belirginleşti.
Rusya, Umman ve Cezayir ile birlikte temmuz üretiminin mevcut seviyede tutulmasını ve önceki artışların sonuçlarının değerlendirilmesini önerdi.
Fakat toplantıdan bir gün önce Reuters, delegelere dayanarak daha büyük bir hacmin tartışılabileceğini bildirmişti.
Sonuç olarak, Rusya öncülüğündeki muhaliflerin gücü yetersiz kaldı ve Suudi Arabistan’ın üretimi günlük 411 bin varil daha artırma teklifi onaylandı.
Bloomberg, Rusya ve diğer ülkelerin kararı desteklemesine ve delegelerin bölünme iddialarını reddetmesine rağmen, kimin üstün geldiği konusunda hiçbir şüphe olmadığını belirtti.
Riyad’ın strateji değişikliğinin arkasındaki nedenler
Diğer OPEC+ ülkelerinin temsilcileri, Suudi Arabistan’ın pozisyonunu neden değiştirdiğinin gerçek nedenlerini bilmediklerini söylüyor.
Tahminler arasında Riyad’ın, petrol fiyatlarının düşürülmesi çağrısında bulunan ve mayıs ayında Körfez ülkelerine bir tur düzenleyerek şeyhleri öven ve onlarla milyarlarca dolarlık anlaşmalar yapan Trump’ı yatıştırma isteği bulunuyor.
Diğerleri ise krallığın sabrının taştığını ve aylardır kendilerine ayrılan kotalardan fazla üretim yapan Kazakistan ve Irak gibi ülkeleri disipline etmeye çalıştığını düşünüyor.
Riyad’daki duruma aşina kaynaklara göre, krallık yetkilileri, son yıllarda kaya gazı devrimi sayesinde ABD’de günlük ortalama üretimi mart ayında rekor seviye olan 13,5 milyon varile çıkaran Amerikan şirketlerine kaptırdığı pazar payını geri almak istiyor.
Son iki aydaki petrol fiyatlarındaki düşüş nedeniyle ABD şirketleri şimdiden üretim ve sermaye yatırımlarını sınırlamaya başladı; sondaj kulesi sayısı üst üste beşinci haftada da azaldı.
S&P Global Commodity Insights, bu yıl ABD üretiminde yüzde 1,1’lik bir düşüş öngörüyor; eğer bu gerçekleşirse, bu (Kovid salgınının yaşandığı 2020 hariç) 2015’ten bu yana ilk düşüş olacak.
Üretimde zamanından önce artış
Rystad Energy analisti Jorge Leon, “Suudi Arabistan şu anda gerçekten süreci yönetiyor. Bu sadece arz yönetimi değil, jeopolitik niyetleri olan stratejik bir yeniden düzenleme,” diyor.
Riyad’ın eylemleri sonucunda OPEC+, temmuz ayı itibarıyla toplam günlük ortalama üretimini 1,37 milyon varil artırmış olacak. ING emtia piyasaları strateji direktörü Warren Patterson, 18 ayda gerçekleştirilmesi planlanan 2,2 milyon varillik arz artışının yüzde 60’ından fazlasının dört ay içinde piyasaya döneceğini belirtiyor.
Patterson, OPEC+’nın aynı hızda üretim artırmaya devam etmesini ve 2,2 milyon varillik artışa planlanandan 12 ay önce, yani üçüncü çeyreğin sonunda ulaşmasını bekliyor.
Öte yandan Goldman Sachs, OPEC+’nın ağustos ayında üretimi 411 bin varil daha artırmasını ve eylülde duraklamasını bekliyor. Ancak banka analistleri, kartelin durmayabileceği riskinin de bulunduğunu belirtiyor.
Patterson, Ukrayna ile Rusya arasındaki çatışmanın tırmanması (Ukrayna’nın stratejik bombardıman uçaklarının bulunduğu havaalanlarına büyük ve başarılı bir saldırı düzenlemesi) ve ABD’nin Rus petrolü alıcılarına karşı yüzde 500’lük gümrük vergileri getiren yaptırımlar uygulama olasılığının (tasarının yazarları senatörler Lindsey Graham ve Richard Blumenthal, tasarının haziran ortasındaki G7 zirvesine kadar kabul edilmesini umuyor) şimdilik petrol fiyatlarını desteklediğini belirtiyor.
Pazartesi günü Brent petrolün varil fiyatı yaklaşık yüzde 4 artarak 65,2 dolara yükseldi.
Ancak ING, dördüncü çeyrekte Brent petrolün ortalama fiyatının 59 dolar olmasını bekliyor.
Goldman Sachs ise yılın geri kalanı için ortalama 60 dolar, 2026 yılı için ise varil başına 56 dolar fiyat öngörüyor.
Tüm bunlar Rus ekonomisini olumsuz etkiliyor. Reuters hesaplamalarına göre, vergilendirme amacıyla hesaplanan Rus petrolünün ortalama fiyatı mayıs ayında varil başına 4 bin 195 ruble oldu.
Bu, Nisan 2023’ten bu yana en düşük seviye ve 2025 yılı bütçe gelirlerinin planlanmasında kullanılan seviyenin yüzde 38 altında.
Rusya, pandemiden bu yana en düşük petrol fiyatlarına hazırlanıyor
Diplomasi
Çin, AB’nin dış destek kurallarını sert bir şekilde eleştirdi

Çin, AB’nin yabancı sübvansiyon kurallarının Brüksel ile arasındaki daha geniş kapsamlı ticaret anlaşmazlığının parçası olduğu mesajını verdi.
Çin Adalet Bakanlığı, Çinli şirketlere, Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) kapsamında yürütülen soruşturmalarda AB yetkililerine bilgi vermemeleri talimatını verdi.
Bu düzenleme, tek pazardaki aktörlerin yurt dışından haksız destek almamasını sağlamak için AB’nin kullandığı bir araç.
Bildirimde, Avrupa Komisyonu’nun, tüketici elektroniği perakendecisi MediaMarkt’ın ana şirketi olan Alman Ceconomy’yi 2 milyar avroluk bir anlaşma ile satın almaya çalışan Çinli e-ticaret devi JD.com’a yönelik derinlemesine soruşturmasından açıkça bahsedildi.
Bu hamle, AB ile Çin arasında yeniden başlayan ticaret diyaloğunun ortasında Brüksel’e baskı uygulamayı amaçlıyor gibi görünüyor.
Müzakereciler, AB’nin Çin ile olan günlük 1 milyar avroluk mal ticaret açığını nasıl azaltacakları konusunda yoğun kapalı kapı görüşmeleri yürütüyorlar.
Komisyon’un eylül ayında Çin Ticaret Bakanlığı ile bir video konferans düzenlemesi ve bu konferansın, Ticaret Sorumlusu Maroš Šefčovič’in ekim başında Pekin’e yapacağı ziyaretin önünü açması bekleniyor.
Komisyon, birkaç gün sonra düzenlenecek bir zirvede AB liderlerine durum değerlendirmesi sunacak.
Bu, blok için ticaret ilişkilerini yeniden dengelemek için yapıcı bir yaklaşımın yeterli olup olmadığına ya da Brüksel’in Avrupa’nın ticari çıkarlarını daha kararlı bir şekilde savunması gerekip gerekmediğine karar vermesi açısından bir dönüm noktası olabilir.
Çin Ticaret Bakanlığı sözcüsü perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Çin, AB’nin Çinli şirketleri baskı altına almak için Yabancı Sübvansiyonlar Yönetmeliği (FSR) gibi tek taraflı araçları kötüye kullanmasına sürekli olarak karşı çıkmıştır,” dedi.
Sözcü şöyle devam etti:
“Çin ve AB’nin bir Ticaret ve Yatırım Danışma (TIC) mekanizması kurduğunu ve farklılıkların diyalog ve danışma yoluyla yönetilmesi konusunda bir uzlaşmaya vardığını vurgulamak isterim. AB’nin, FSR soruşturmasındaki hatalı uygulamalarını derhal düzeltmek ve hükümetler arası diyalog yoluyla iletişimi güçlendirmek için Çin ile işbirliği yapmasını umuyoruz. Çin, AB’nin adımlarını yakından takip edecek ve ulusal güvenliği ile işletmelerin meşru hak ve çıkarlarını kararlılıkla korumak için gerekli önlemleri alacaktır.”
Komisyon, FSR’nin şirketlere merkezlerinin bulunduğu yere göre ayrımcılık yapmadığını savunuyor.
Sözcü Ricardo Cardoso perşembe günü Brüksel’de gazetecilere yaptığı açıklamada, “FSR, milliyetlerine bakılmaksızın tüm şirketlere uygulandığı için DTÖ kurallarına tamamen ve tam olarak uygundur; amacı, Çinli şirketler de dahil olmak üzere AB’de faaliyet gösteren tüm şirketlerin eşit muamele görmesini ve eşit şartlarda rekabet etmesini sağlamaktır,” dedi.
Pekin’e göre, AB, JD.com’un anlaşmasının Çin devlet desteği ile haksız bir şekilde desteklenip desteklenmediğini araştırırken çok fazla bilgi talep ediyor.
Ticaret Bakanlığı sözcüsü, “JD.com davasında AB, yine keyfi ve mantıksız bir şekilde, soruşturmayla ilgisi olmayan çok çeşitli bilgileri ilgili Çinli bankalardan talep etmiştir,” dedi.
Komisyon, JD.com’un Çin hükümeti tarafından sağlanan tercihli finansman, vergi teşvikleri ve hibeler şeklinde haksız avantajlardan yararlanıyor olabileceğinden endişe duyuyor.
Bu durum, işlem tamamlandığında şirkete AB pazarında rekabet avantajı sağlayabilir.
JD.com, bu hafta Komisyon’un endişelerini gidermek için düzeltici önlemler sundu. Bu durum genellikle görüşmelerin ileri bir aşamada olduğunun işareti olarak kabul edilir.
Konuyu yakından takip eden Hollandalı Avrupa Parlamentosu üyesi ve Avrupa Parlamentosu Uluslararası Ticaret Komitesi üyesi Dirk Gotink’e göre, Pekin’in müdahalesi satın almayı tehlikeye bile atabilir.
“Siyasi bir sürecin rehineleri haline geliyorlar,” diyen Gotink, Pekin’in hamlesini “tek taraflı bir tırmanış” olarak nitelendirdi.
Diplomasi
ABD’nin yol açtığı istikrarsızlık ortamında Ürdün Kralı Abdullah, Çin’i ziyaret ediyor

İran savaşının sona ereceğine dair bir işaret bulunmaması ve İsrail’in bölge genelindeki politikasının denetimsiz biçimde sürmesi, Ürdün’ü gelecekteki belirsizliklere ve daha az öngörülebilir bir ABD politikasına karşı alternatiflerini artırmaya yöneltiyor. Ürdün Kralı bu atmosferde Çin’i ziyaret ediyor.
Orta Doğu, ABD-İsrail-İran savaşının devam eden sonuçlarıyla mücadele ederken, Çin’in cazibesi Washington’ın bölgedeki en yakın ortakları arasında bile giderek artıyor.
Bölge genelindeki hükümetler yatırım, teknoloji ve giderek daha fazla ölçüde güvenlik işbirliği için Pekin’e yöneliyor. Mısır, Çin ile savunma ilişkilerini genişletirken Körfez ülkeleri de Çin ile askeri ve ekonomik anlaşmalar peşinde.
Bu hafta Ürdün Kralı II. Abdullah da bu eğilime katılarak bir haftalık ziyaret için Çin’e gitti. Bu, Abdullah’ın on yıldan uzun bir süredir Çin’e gerçekleştirdiği ilk devlet ziyareti.
Ziyaret, Ürdün’ün ABD’den uzaklaşarak Çin’e yöneldiği anlamına gelmiyor. Daha ziyade bölge genelindeki daha kapsamlı bir yeniden dengeleme sürecini yansıtıyor. ABD’nin ortakları, giderek daha belirsiz hale gelen bölgesel ortamda daha fazla ekonomik seçenek ve daha geniş bir stratejik hareket alanı arıyor.
Çin’de bir hafta
Kral Abdullah’ın 18-24 Ağustos tarihleri arasındaki ziyareti Şanghay’da başladı ve Pekin ile Shenzhen’i de kapsıyor. Bu, 1999’da tahta çıkmasından bu yana Çin’e yaptığı dokuzuncu ziyaret ve Ürdün ile Çin’in stratejik ortaklık kurduğu 2015’ten bu yana gerçekleştirdiği ilk ziyaret.
Kraliyet Sarayı’nın açıklamasına göre Ürdün Kralı salı günü Şanghay’da ilaç, gıda, mühendislik, tarım ve havacılık sektörlerinde faaliyet gösteren Çinli şirketlerin yöneticileriyle bir araya geldi. Ayrıca Çin’in önde gelen robotik şirketlerinden AgiBot’u ziyaret etti ve burada imalat ve lojistikten konaklama ve güvenliğe kadar uzanan robotik uygulamalar hakkında bilgi aldı.
Xinhua’ya göre Ürdün Kralı Abdullah perşembe günü Pekin’e ulaştı. Burada Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Başbakan Li Qiang ile görüşmesi bekleniyor. Ayrıca yasama organının başkanı Zhao Leji ile görüşme gerçekleştirdi. Ürdün’ün resmi haber ajansı Petra, iki tarafın çeşitli sektörlerde işbirliği anlaşmaları ve mutabakat zabıtları imzalamasının beklendiğini bildirdi. Çin’in teknoloji ve üretim merkezi Shenzhen’e gerçekleştireceği ziyaret ise gezinin ticari ağırlığını ortaya koyuyor.
İstihdam, enerji ve teknoloji
Amman’ın Çin’e yönelik en acil ilgisi ekonomik alanda. ABD-İsrail-İran savaşı Ürdün üzerindeki ekonomik baskıyı daha da artırarak yatırım çekme ve ekonomiyi çeşitlendirme ihtiyacını daha acil hale getirdi. GSYH’nin yüzde 10 ila 15’ini oluşturan turizm, bölgesel istikrarsızlıktan darbe alırken yükselen enerji maliyetleri ile ticaret ve hava ulaşımındaki aksamalar, ithalata büyük ölçüde bağımlı olan ekonomi üzerindeki baskıyı artırdı.
Kral Abdullah pazartesi günü Çin devlet haber ajansı Xinhua’ya verdiği röportajda ekonomik işbirliği fırsatlarını özellikle vurguladı. Abdullah, Ürdün’ün “bölgesel bir üretim ve ihracat merkezi olarak hizmet vermek için son derece elverişli bir konumda olduğunu” belirterek şöyle dedi:
“Çin’in imalat yatırımları, doğal kaynaklarımızdan, nitelikli iş gücümüzden, istikrarlı iş ortamımızdan, stratejik konumumuzdan ve geniş ticaret anlaşmaları ağımızdan yararlanarak bu konumu değerlendirebilir.”
Jordan Times’ın verilerine göre Ürdün ile Çin arasındaki ticaret 2025’te yaklaşık 6,7 milyar dolara ulaştı ancak ticaret ilişkisi büyük ölçüde Pekin’in lehine. Çin’in Ürdün’e ihracatı yaklaşık 6,29 milyar dolar olurken Ürdün’ün Çin’e ihracatı yalnızca 430 milyon dolar seviyesinde kaldı. Bu dengesizlik, Amman’ın yalnızca ticareti genişletmek yerine neden yatırım, teknoloji ve üretim kapasitesi çekmeye odaklandığını da açıklıyor.
Çin, Ürdün’ün uzun vadede büyümeyi hızlandırmayı ve 2033 yılına kadar en az 1 milyon yeni genç çalışanı iş gücü piyasasına dahil etmeyi amaçlayan Ekonomik Modernizasyon Vizyonu’nda daha büyük bir rol oynayabilir. Enerji, bu işbirliğinin halihazırda somutlaşmaya başladığı alanlardan biri.
Ürdün, Eylül 2025’te Çinli UEG Green Hydrogen Development Holding Limited şirketiyle 1,155 milyar dolarlık önerilen bir yeşil hidrojen projesini incelemek üzere anlaşma imzaladı. Projenin amacı, ihracat için yılda yaklaşık 200 bin ton yeşil amonyak üretmek.
Ancak Ürdün açısından Çin’in cazibesi yalnızca potansiyel yatırımlarla sınırlı değil. Üretim alanındaki uzmanlık, yenilenebilir enerji teknolojileri ve Çin tedarik zincirlerine erişim de Amman’ın yerli sanayi kapasitesini geliştirmesine ve özel sektörde istihdam yaratmasına yardımcı olabilir.
“Zamanlama her şeyi anlatıyor”
Uzun yıllardır Amman’da yaşayan gazeteci ve The Christian Science Monitor’ün kıdemli Orta Doğu muhabiri Taylor Luck, kralın ziyaretinin öneminin zamanlamasında yattığını söyledi.
Luck, Al-Monitor’a, “Kral Abdullah’ın Çin’e gitmesi tek başına haber değeri taşıyan bir gelişme değil ancak zamanlaması her şeyi anlatıyor” dedi.
Luck’a göre ziyaret, Amman’da tek bir ekonomik ve güvenlik ortağına aşırı bağımlı olmanın risk taşıdığı yönündeki farkındalığın giderek arttığını gösteriyor.
Luck, “Bu Washington’a yönelik bir tepki olmasa da derin bir bölgesel krizin yaşandığı bir dönemde Kral Abdullah’ın Çin’e bir haftalık ziyaret gerçekleştirmesi, Ürdün’de Amerika’ya aşırı bağımlılığın uzun vadede sürdürülebilir olmadığı ve giderek kısa vadede bile sürdürülemez hale geldiği yönündeki farkındalığa işaret ediyor” dedi.
Luck, Ürdün’deki Çin yatırımlarının yaklaşık 3,56 milyar dolar seviyesinde olduğunu tahmin ediyor. Bu önemli bir miktar olsa da Pekin’in Mısır ve Irak gibi bölgedeki daha büyük pazarlardaki ekonomik varlığının oldukça gerisinde kalıyor.
Uzman ayrıca Ürdün’ün daha geniş kapsamlı bir stratejik hesap yaptığını ve kendisini “krallığın ekonomik geleceğini mevcut savaştan doğabilecek tedarik zincirlerine ve Hürmüz’e alternatif koridorlara bağlayacak” şekilde konumlandırmaya çalıştığını düşünüyor. Yenilenebilir enerji bu konuda olası alanlardan biri.
Ürdün, güneş panellerinde kullanılan silikonun temel hammaddelerinden biri olan önemli silis yataklarına sahip. Çin, küresel güneş enerjisi üretim tedarik zincirinin büyük bölümüne hakim durumda ve sahip olduğu uzmanlık, Ürdün’ün bu sektörde daha büyük bir rol edinmesine potansiyel olarak yardımcı olabilir.
Çin, Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan paktından nasıl fayda sağlayabilir?
Diplomasi
UEFA ve CONCACAF 96 takımlı ortak Uluslar Ligi için masaya oturdu

UEFA ve CONCACAF, 96 ülkenin mücadele edeceği ortak bir Uluslar Ligi turnuvası kurmak amacıyla resmi müzakereler yürütüyor. Yeni turnuvanın 2028 yılındaki bir sonraki Avrupa Şampiyonası’nın ardından başlaması ve iki yılda bir düzenlenmesi planlanıyor.
The Guardian gazetesinin haberine göre Avrupa Futbol Federasyonları Birliği (UEFA) ile Kuzey, Orta Amerika ve Karayipler Futbol Konfederasyonu (CONCACAF), bünyelerindeki 96 ülkenin katılımıyla ortak bir Uluslar Ligi turnuvası düzenlemek üzere müzakereler yürütüyor.
İngiliz gazetesinin ulaştığı bilgilere göre yeni turnuvanın, bir sonraki Avrupa Futbol Şampiyonası’nın hemen ardından, en erken 2028 yılında hayata geçirilmesi ve iki yılda bir organize edilmesi öngörülüyor.
Turnuvanın formatı, UEFA ve CONCACAF’ın halihazırda uyguladığı Uluslar Ligi modellerini temel alacak. Şampiyonun belirlenmesi için eleme turlarının ardından dört takımlı bir final aşaması oynanması planlanıyor.
En üst lig kategorisinde İspanya, Fransa, İngiltere ve Almanya gibi Avrupa’nın en güçlü milli takımları ile Meksika, ABD ve Kanada gibi CONCACAF bölgesinin önde gelen ekipleri mücadele edecek.
Kendi bünyesinde bir Uluslar Ligi turnuvası bulunmayan Asya Futbol Konfederasyonu (AFC) da gelecekte bu küresel organizasyona dahil olma yönündeki ilgisini iletti.
Karşılaşmaların daha önceden takvime bağlanmış mevcut uluslararası milli maç pencerelerinde oynanacak olması sebebiyle, yeni turnuvanın Uluslararası Futbol Federasyonları Birliğinin (FIFA) onayına ihtiyaç duyup duymayacağı belirsizliğini koruyor.
The Guardian, FIFA Başkanı Gianni Infantino ve Dünya Kupası’nın bir hissesini dış yatırımcılara satma planı nedeniyle kurumun derin bir kriz içinde olduğunu, bu durumun onay meselesini ikincil plana itebileceğini aktardı.
FIFA, “FIFA Forward Enterprise” (FFE) adıyla bir iştirak şirketi kurmayı ve bu şirketin dörtte birini 4,2 milyar dolar karşılığında dış yatırımcılara satmayı planlıyordu.
Söz konusu girişim üzerine UEFA ve bünyesindeki 55 üye ülke federasyonunun tamamı, FIFA çatısı altındaki organizasyonları boykot edeceklerini duyurmuştu.
Infantino’ya yönelik tutumda ortak hareket eden UEFA, CONCACAF ve AFC, yayımladıkları ortak bildiride FIFA Başkanı’nın eylemlerine yönelik bağımsız bir inceleme başlatılması çağrısında bulunarak hazırlanan planı FIFA kurumlarına karşı “güvenin temelden sarsılması” olarak nitelendirdi.
Görüş2 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Dünya Basını2 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Ortadoğu2 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Diplomasi2 hafta önce‘İslami NATO’ mu? Yeni savunma paktı Hindistan’ı neden tedirgin ediyor?
Diplomasi2 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı
Rusya6 gün önceDört AB ülkesi daha Rus pasaportlarına kısıtlama getiriyor
Dünya Basını5 gün önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Asya2 hafta önceVietnam, yerli üretim en büyük denizaltı savunma gemisinin inşasına başladı










