Bizi Takip Edin

Diplomasi

Suudi Arabistan’dan petrol resti: OPEC+ üretim artışında Rusya’yı dinlemedi

Yayınlanma

OPEC’in en büyük petrol üreticisi Suudi Arabistan, son yıllarda yüksek petrol fiyatlarını destekleme stratejisini değiştirerek ortaklarıyla müzakere etmek yerine ültimatom diline geçti. Riyad, iki ay içinde üçüncü kez üretim kotalarında önemli bir artış sağlayarak Rusya’nın tepkisini çekti; Moskova’nın petrol fiyatları bütçe beklentisinin yaklaşık yüzde 40 altına düştü.

OPEC‘in en büyük petrol üreticisi Suudi Arabistan, son yıllarda yüksek petrol fiyatlarını destekleme hedefini terk ederek stratejisini değiştirdi ve ortaklarıyla müzakere etmek yerine ültimatomlarla hareket etmeye başladı.

Riyad, cumartesi günü OPEC+ ülkelerini günlük ortalama petrol üretimini temmuz ayı için 411 bin varil artırmaya zorlayarak iki ay içinde üçüncü kez önemli bir kota artışını kabul ettirdi.

Bu durum, petrol fiyatları bütçede öngörülenin yaklaşık yüzde 40 altına düşen Rusya’da memnuniyetsizlik yaratırken, Moskova’nın bu duruma karşı koyacak gücü bulunmuyor.

Bloomberg‘in eski ve mevcut OPEC ülke delegeleri, hükümet yetkilileri ve sektör uzmanlarıyla yaptığı görüşmelere dayandırdığı haberine göre, Suudi Arabistan’ın bu adımları, küresel pazardaki payını geri kazanma çabasının bir parçası.

Strateji değişikliği, nisan ayında petrol vadeli işlem kontratlarının varil başına 60 doların altına düşerek son dört yılın en düşük seviyesine gerilemesine yol açmıştı.

Müzakerelerden ültimatoma geçiş

OPEC+ temsilcilerine göre, Suudiler son aylarda ortaklarını hazırlıksız video konferanslara çağırarak üretim artışı planlarını sadece birkaç gün, hatta saatler öncesinden bildiriyor.

Bu yaklaşım, OPEC+ temsilcilerinin Viyana’daki kartel merkezinde toplandığı ve uzlaşmaya varmak için bazen bütün gece, hatta günlerce süren tartışmalar yürüttüğü önceki yıllardaki müzakerelerle keskin bir tezat oluşturuyor.

Irak’ın 2018-2020 yılları arasında enerji işlerinden sorumlu eski başbakan yardımcısı ve petrol bakanı Tamir Gadhban, Bloomberg‘e yaptığı açıklamada, “Elbette daha büyük üreticinin daha fazla gücü var, ancak diğer [OPEC+] üyelerinin de söz hakkı olduğunu ve rollerini oynadıklarını kabul ediyorlardı. Bizim de söz hakkımız vardı. Tartışıyorduk, aynı fikirde olmuyorduk,” dedi.

Rusya ile derinleşen anlaşmazlık

Ancak bu dönem sona erdi. 3 Nisan’da Suudiler, mayıs ayında günlük arzı planlananın yaklaşık üç katı olan 411 bin varil artıracaklarını açıklayarak piyasayı şaşırttı.

Bu karar, Donald Trump’ın tüm ülkelere yüzde 10 ithalat vergisi ve yaklaşık 60 ülkeye daha yüksek oranlar getiren “misilleme gümrük vergilerini” duyurmasından bir gün sonra geldi ve küresel ekonominin resesyona sürükleneceği yönündeki bahisleri alevlendirdi.

OPEC+, nisan ayında birkaç yıllık kısıtlamaların ardından üretimi yeni artırmaya başlamıştı ve o ay için kota sadece günlük 138 bin varil yükseltilmişti.

Mayıs ayında da benzer temkinli bir artış bekleniyordu. Ancak bu gerçekleşmedi ve petrol fiyatı birkaç gün içinde 75 dolardan 60 doların altına düştü.

Mayıs başında OPEC+, haziran kotasının günlük 411 bin varil daha artırılacağını duyurdu. Geçtiğimiz cumartesi günü yapılması planlanan ve OPEC+’nın önde gelen üyelerinin katılacağı çevrim içi toplantı öncesinde ise görüş ayrılıkları belirginleşti.

Rusya, Umman ve Cezayir ile birlikte temmuz üretiminin mevcut seviyede tutulmasını ve önceki artışların sonuçlarının değerlendirilmesini önerdi.

Fakat toplantıdan bir gün önce Reuters, delegelere dayanarak daha büyük bir hacmin tartışılabileceğini bildirmişti.

Sonuç olarak, Rusya öncülüğündeki muhaliflerin gücü yetersiz kaldı ve Suudi Arabistan’ın üretimi günlük 411 bin varil daha artırma teklifi onaylandı.

Bloomberg, Rusya ve diğer ülkelerin kararı desteklemesine ve delegelerin bölünme iddialarını reddetmesine rağmen, kimin üstün geldiği konusunda hiçbir şüphe olmadığını belirtti.

Riyad’ın strateji değişikliğinin arkasındaki nedenler

Diğer OPEC+ ülkelerinin temsilcileri, Suudi Arabistan’ın pozisyonunu neden değiştirdiğinin gerçek nedenlerini bilmediklerini söylüyor.

Tahminler arasında Riyad’ın, petrol fiyatlarının düşürülmesi çağrısında bulunan ve mayıs ayında Körfez ülkelerine bir tur düzenleyerek şeyhleri öven ve onlarla milyarlarca dolarlık anlaşmalar yapan Trump’ı yatıştırma isteği bulunuyor.

Diğerleri ise krallığın sabrının taştığını ve aylardır kendilerine ayrılan kotalardan fazla üretim yapan Kazakistan ve Irak gibi ülkeleri disipline etmeye çalıştığını düşünüyor.

Riyad’daki duruma aşina kaynaklara göre, krallık yetkilileri, son yıllarda kaya gazı devrimi sayesinde ABD’de günlük ortalama üretimi mart ayında rekor seviye olan 13,5 milyon varile çıkaran Amerikan şirketlerine kaptırdığı pazar payını geri almak istiyor.

Son iki aydaki petrol fiyatlarındaki düşüş nedeniyle ABD şirketleri şimdiden üretim ve sermaye yatırımlarını sınırlamaya başladı; sondaj kulesi sayısı üst üste beşinci haftada da azaldı.

S&P Global Commodity Insights, bu yıl ABD üretiminde yüzde 1,1’lik bir düşüş öngörüyor; eğer bu gerçekleşirse, bu (Kovid salgınının yaşandığı 2020 hariç) 2015’ten bu yana ilk düşüş olacak.

Üretimde zamanından önce artış

Rystad Energy analisti Jorge Leon, “Suudi Arabistan şu anda gerçekten süreci yönetiyor. Bu sadece arz yönetimi değil, jeopolitik niyetleri olan stratejik bir yeniden düzenleme,” diyor.

Riyad’ın eylemleri sonucunda OPEC+, temmuz ayı itibarıyla toplam günlük ortalama üretimini 1,37 milyon varil artırmış olacak. ING emtia piyasaları strateji direktörü Warren Patterson, 18 ayda gerçekleştirilmesi planlanan 2,2 milyon varillik arz artışının yüzde 60’ından fazlasının dört ay içinde piyasaya döneceğini belirtiyor.

Patterson, OPEC+’nın aynı hızda üretim artırmaya devam etmesini ve 2,2 milyon varillik artışa planlanandan 12 ay önce, yani üçüncü çeyreğin sonunda ulaşmasını bekliyor.

Öte yandan Goldman Sachs, OPEC+’nın ağustos ayında üretimi 411 bin varil daha artırmasını ve eylülde duraklamasını bekliyor. Ancak banka analistleri, kartelin durmayabileceği riskinin de bulunduğunu belirtiyor.

Patterson, Ukrayna ile Rusya arasındaki çatışmanın tırmanması (Ukrayna’nın stratejik bombardıman uçaklarının bulunduğu havaalanlarına büyük ve başarılı bir saldırı düzenlemesi) ve ABD’nin Rus petrolü alıcılarına karşı yüzde 500’lük gümrük vergileri getiren yaptırımlar uygulama olasılığının (tasarının yazarları senatörler Lindsey Graham ve Richard Blumenthal, tasarının haziran ortasındaki G7 zirvesine kadar kabul edilmesini umuyor) şimdilik petrol fiyatlarını desteklediğini belirtiyor.

Pazartesi günü Brent petrolün varil fiyatı yaklaşık yüzde 4 artarak 65,2 dolara yükseldi.

Ancak ING, dördüncü çeyrekte Brent petrolün ortalama fiyatının 59 dolar olmasını bekliyor.

Goldman Sachs ise yılın geri kalanı için ortalama 60 dolar, 2026 yılı için ise varil başına 56 dolar fiyat öngörüyor.

Tüm bunlar Rus ekonomisini olumsuz etkiliyor. Reuters hesaplamalarına göre, vergilendirme amacıyla hesaplanan Rus petrolünün ortalama fiyatı mayıs ayında varil başına 4 bin 195 ruble oldu.

Bu, Nisan 2023’ten bu yana en düşük seviye ve 2025 yılı bütçe gelirlerinin planlanmasında kullanılan seviyenin yüzde 38 altında.

Rusya, pandemiden bu yana en düşük petrol fiyatlarına hazırlanıyor

Diplomasi

Five Eyes, gelişmiş yapay zeka için acil önlem çağrısı yaptı

Yayınlanma

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’dan oluşan Five Eyes istihbarat ittifakı, hükümetlerin ve şirketlerin savunmalarını aşabilecek yapay zeka modellerinin yıllar değil, aylar içinde ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu. İttifak, hükümetler ile şirket yöneticilerini “hemen harekete geçmeye” çağırdı.

ABD, Birleşik Krallık, Kanada, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın oluşturduğu Five Eyes (FVEY) istihbarat ittifakı, geniş ölçekli siber saldırılar gerçekleştirebilen ve hükümetler ile şirketlerin savunmalarını aşabilen yapay zeka modellerinin yıllar içinde değil, birkaç ay içinde ortaya çıkmasının beklendiğini açıkladı.

İttifakın ortak açıklamasında, hükümetler ve şirket yöneticileri “hemen harekete geçmeye” çağrılırken, “Gelişmiş yapay zeka modellerinin mevcut sektör beklentilerini aşması bekleniyor. Bu sürecin zaman çizelgesi yıllar değil, aylardır” ifadelerine yer verildi.

ABD yönetimi haziran ayının başında, ulusal güvenliğe yönelik olası tehditler nedeniyle Anthropic tarafından geliştirilen Mythos modeline yabancı ülke vatandaşlarının erişiminin durdurulmasını istemişti.

ABD makamlarının talebinin ardından şirket, en güçlü yapay zeka modelleri olarak tanımlanan Mythos 5 ve Fable 5’i tüm kullanıcılar için devre dışı bıraktı.

The New York Post’un haberine göre Anthropic, ABD makamlarıyla işbirliği yapmayı kabul etti.

ABD Senatosu İstihbarat Komisyonu Başkan Yardımcısı Mark Warner da haziran ayında yaptığı açıklamada, Mythos’un ABD Ulusal Güvenlik Ajansının (NSA) gizli sistemlerinin neredeyse tamamını “haftalar içinde değil, saatler içinde” aştığını söyledi.

Daha önce Financial Times, kaynaklarına dayandırdığı haberinde NSA’nın siber operasyonlarda Claude Mythos’u kullanabileceğini yazmıştı.

Gazeteye konuşan kaynaklardan biri, bu teknolojinin Çin ve İran gibi ülkelerin ağlarına sızmak için kullanılabileceğini belirtmişti.

OpenAI ise mayıs ayında, yapay zekanın yönetimi ve düzenlenmesi için ABD liderliğinde, Çin’in de katılımıyla küresel bir yapı oluşturulmasını savundu.

Şirket, söz konusu yapının işleyiş ve amaç bakımından, nükleer silahların yayılmasını önlemek amacıyla küresel güvenlik standartları belirleyen Uluslararası Atom Enerjisi Ajansına (UAEA) benzer şekilde tasarlanabileceğini ifade etmişti.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

NATO yeni bir ‘Baltık Muharebesi’ne hazırlanıyor

Yayınlanma

The Telegraph, ABD ve NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir Rusya çatışmasına karşı lojistik hazırlıklarını yoğunlaştırdığını yazdı. Gazeteye göre BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD birlikleri hızlı üs konuşlandırma ve ikmal altyapısı kurma kabiliyetlerini test etti.

The Telegraph gazetesi, ABD ve diğer NATO ülkelerinin Baltık bölgesinde olası bir çatışmaya yönelik lojistik hazırlıklar yürüttüğünü ve bölgenin Rusya ile yaşanabilecek yeni bir küresel karşılaşmanın merkezlerinden biri olarak değerlendirildiğini yazdı.

Gazetenin aktardığına göre, 4-19 Haziran tarihleri arasında düzenlenen BALTOPS tatbikatı kapsamında ABD Deniz Kuvvetleri’nin mühendis birlikleri Seabees, Baltık kıyısında tekne rampaları ve çeşitli yapılar inşa ederek üslerin hızlı şekilde konuşlandırılmasına yönelik çalışmalar gerçekleştirdi.

ABD’li Teğmen Cody Robertson, “Belirlenen bir bölgeye ulaşma, kamp kurma ve bu merkezi savaş gücümüzü yansıtabileceğimiz bir nokta olarak kullanma kabiliyetimizi test ediyoruz” dedi.

The Telegraph, 1942 yılında kurulan Seabees birliğinin, eski ABD Başkanı ve General Dwight Eisenhower’ın “Muharebeler, harekatlar ve hatta savaşlar öncelikle lojistik nedeniyle kazanıldı ya da kaybedildi” sözüyle özetlenen anlayış doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti.

Haberde, Baltık Denizi’nin sekiz NATO ülkesi ile Rusya tarafından çevrelendiği ve İsveç’e bağlı Gotland ile Danimarka’ya bağlı Bornholm gibi stratejik öneme sahip adalarla çevrili olduğu kaydedildi.

Gazeteye göre NATO, bu adaları olası bir saldırının püskürtülmesinde ve karşı harekatlar için ileri üs olarak kullanmayı planlıyor.

Baltık’ın doğu kıyısında ise Rusya Baltık Filosu’nun konuşlu bulunduğu Kaliningrad bölgesi yer alıyor.

The Telegraph, Finlandiya ve İsveç’in 2023 ve 2024 yıllarında NATO’ya katılmasının ardından bölgenin kolektif savunmasının daha da öncelikli hale geldiğini yazdı.

Robertson da gazeteye yaptığı açıklamada, “Finlandiya ve İsveç’in NATO’ya katılması, buradaki koşulları iyi tanımamızı daha da önemli hale getiriyor” ifadelerini kullandı.

Bununla birlikte gazetenin aktardığına göre, Letonya Güvenlik Kurumu’nun (SAB) eski başkanı Janis Kazocins, Rusya ile NATO arasında tam ölçekli bir çatışma yaşanma ihtimaline kuşkuyla yaklaştı.

Kazocins, Rusya’nın Ukrayna’daki savaşının henüz sona ermediğine işaret etti ancak Baltık ülkelerinin enerji altyapısına yönelik olası sabotajlara karşı kırılgan olmaya devam ettiği uyarısında bulundu.

Baltık Denizi’nde Kasım 2024 ile Şubat 2026 arasında bir dizi denizaltı kablosu arızası ve hasarı meydana geldi. Finlandiya ile Almanya arasındaki C-Lion1 kablosu Kasım 2024, Aralık 2024 ve Şubat 2026’da olmak üzere üç kez koptu. EstLink 2 enerji kablosu Ocak ve Aralık 2025’te devre dışı kaldı.

Litvanya ile İsveç arasındaki BCS East-West Interlink Kasım 2024’te, Letonya ile İsveç arasındaki fiber optik kablo Ocak 2025’te ve Rusya’ya ait Baltika kablosu ise Şubat 2026’da zarar gördü. Avrupa’daki bazı yetkililer bu olaylarda Rusya’dan şüphelendiklerini açıklamıştı.

Rus yetkililer ise kablo kopmaları ve NATO ülkelerindeki diğer sabotaj eylemleriyle bağlantılı oldukları yönündeki tüm suçlamaları reddediyor. Kremlin, Rusya’nın başka ülkelerin iç işlerine müdahale etmediğini belirtiyor.

Washington Post, 19 Ocak’ta yayımladığı haberinde ABD ve bazı Avrupa ülkelerinin istihbarat servislerinin, Moskova’nın söz konusu olaylarla bağlantılı olmadığı yönündeki değerlendirmeye eğilim gösterdiğini yazmıştı.

Letonya Dışişleri Bakanı Bayba Braze de gazeteye yaptığı açıklamada, Baltık’taki tatbikatların ABD’nin müttefiklerine bağlılığını ortaya koyduğunu belirterek, “BALTOPS-26’nın ölçeği her şeyi anlatıyor. Güçlü transatlantik işbirliği NATO’nun kolektif savunmasının temelini oluşturuyor ve mevcut güvenlik ortamında her zamankinden daha önemli” dedi.

Daha önce The Economist de Baltık Denizi’nin Rusya ile NATO arasında yaşanabilecek olası bir karşılaşmanın kilit alanlarından biri haline geldiğini yazmış, denizaltı altyapısının kırılganlığına ve bunun korunmasının ittifak açısından yarattığı zorluklara dikkat çekmişti.

Politico ise İsveç’in Gotland Adası’nı güçlendirerek adayı bir savunma merkezine dönüştürmeye çalıştığını aktarmıştı.

Rusya Devlet Başkanı Yardımcısı ve Denizcilik Kurulu Başkanı Nikolay Patruşev, Baltık bölgesinde çok uluslu NATO grubunun ortaya çıkmasının ardından bölgede “karmaşık bir durum” oluştuğunu söylemişti.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise birçok kez Rusya’nın NATO ile savaşmak için herhangi bir nedeni ya da çıkarı bulunmadığını ifade etti.

Putin, “Rusya’nın NATO’ya saldırmak istediğini uydurdular. Aklınızı mı kaçırdınız? Şu masa kadar bile akıllı değil misiniz?” sözlerini kullanmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Hindistan, Rusya’dan petrol alımında rekor kırdı

Yayınlanma

Kpler verilerine göre Hindistan’ın Rusya’dan petrol ve kömür ithalatı, Ortadoğu’daki savaş ve sevkiyat aksaklıkları nedeniyle haziran ayında rekor seviyelere ulaştı. Rusya’dan yapılan günlük petrol sevkiyatının haziranda 2,55 milyon varile çıkması beklenirken, Moskova Avustralya’yı geride bırakarak Hindistan’ın ikinci en büyük kömür tedarikçisi konumuna yükseliyor.

Hindistan, İran’da yaşanan gerilim nedeniyle tedarik zincirinde meydana gelen aksamalar ve yükselen fiyatlar karşısında Rusya’dan petrol ve kömür ithalatını artırıyor.

Reuters haber ajansının uluslararası analiz şirketi Kpler verilerine dayandırdığı habere göre, Rusya’dan Hindistan’a yapılan sevkiyatlar haziran ayında rekor düzeylere ulaştı.

Kpler tahminlerine göre, Rusya’nın Hindistan’a petrol sevkiyatı haziran ayında günlük 2,55 milyon varille rekor düzeye yükselecek.

Bu miktar, mayıs ayındaki günlük 2,13 milyon varillik sevkiyatı ve Mayıs 2023’teki günlük 2,16 milyon varillik düzeyi geride bırakıyor.

Rusya’nın Hindistan’ın haziran ayındaki toplam ithalatı içindeki payı ise yüzde 50’nin hemen altında gerçekleşecek. Bu oran, Ortadoğu’daki çatışmanın başladığı 28 Şubat öncesindeki üç aylık dönemde ortalama yüzde 23 seviyesindeydi.

Hindistan’ın Rus petrolüne yönelmesi, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı fiilen kapatmasının ardından piyasadaki arzı artırmak amacıyla ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin alımlara yönelik yaptırımları geçici olarak kaldırmasını izledi.

Ancak yaptırımlardan muafiyet süresi 17 Haziran’da sona erdi ve ABD Hazine Bakanlığı tarafından uzatılmadı.

Reuters, bu durumun Rus petrolü alımlarında azalmaya yol açabileceğini, ancak sürecin gidişatının Hindistan rafinerilerinin ve yetkililerinin Ortadoğu ülkelerinden sevkiyatlara dönme konusundaki istekliliğine bağlı olacağını belirtiyor.

Kpler öngörülerine göre, Suudi Arabistan’dan yapılan ithalatın haziran ayında günlük 349 bin varil seviyesinde kalması bekleniyor. Bu miktar, savaş öncesindeki üç aylık dönemde günlük ortalama 832 bin varil düzeyindeydi.

İthalat artışı Rus kömüründe de gözleniyor. Haziran ayında tüm kalitelerde Rus kömürü ithalatının, mayıs ayındaki 3,27 milyon tona kıyasla 3,16 milyon ton olarak gerçekleşmesi bekleniyor.

Her iki ay da geçen yılın mayıs ayında kaydedilen 3,76 milyon tonluk zirvenin ardından sırasıyla tarihin en yüksek ikinci ve üçüncü değerleri olarak kayda geçecek.

Rusya’nın haziran ayında Avustralya’yı geride bırakarak, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci kömür ithalatçısı olan Hindistan’a en çok kömür sağlayan ikinci ülke konumuna geleceği tahmin ediliyor.

Ajansın değerlendirmesine göre Rusya, Hindistan’ın temel kömür tedarikçisi olma rolünü korumaya devam edecek; ancak Rus petrolünün gelecekteki alımları, ABD’nin Moskova’ya yönelik yaptırım politikasını olası sıkılaştırma adımlarına bağlı olacak.

Yeni Delhi petrol sevkiyatının yaptırımlardan etkilenmeyeceğini açıkladı

Hindistan Dışişleri Bakanı Subrahmanyam Jaishankar, haziran ayı ortasında yaptığı açıklamada, ülkesinin 2022 yılından bu yana küresel fiyatları dizginlemek amacıyla ABD’nin talebi doğrultusunda Rus petrolü alımlarını artırdığını belirtmişti.

Jaishankar, Rus hammaddesine yönelik Amerikan kısıtlamalarını eleştirerek, bu önlemlere büyük ilkeler süsü verilmemesi çağrısında bulunmuştu.

Hindistan Petrol ve Doğalgaz Bakanlığı Temsilcisi Sujata Sharma da mayıs ayında yaptığı açıklamada, Rusya’dan sevkiyatların devam ettiğini ve ABD’nin yaptırım muafiyetlerine ilişkin kararlarından bağımsız olarak süreceğini kaydetmişti.

Hindistan rafinerileri, 2025 yılında ABD baskısı ve Hindistan mallarına yönelik yüzde 25’lik gümrük tarifesi tehdidi nedeniyle Rusya’dan yaptıkları ithalatı azaltarak Suudi Arabistan ve Irak’a yönelmişti.

Ancak Reuters’ın verilerine göre, Ortadoğu’daki savaşın ve Hürmüz Boğazı’ndaki ablukanın ardından Hindistan firmaları mart ayı başında Rus petrolü alımlarını yeniden artırdı.

Rusya’nın Yeni Delhi Büyükelçisi Denis Alipov nisan ayı sonunda yaptığı açıklamada, Hindistan’ın kabul etmeye hazır olduğu miktarda hammaddeyi tedarik etmeye hazır olduklarını duyurmuştu.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da daha sonra yaptığı açıklamada, Moskova’nın Hindistan’a enerji taşıyıcıları sevkiyatına ilişkin anlaşmalara bağlı kaldığını doğrulamıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English