Bizi Takip Edin

Diplomasi

Tayvan, nükleer silahlanma ve Rusya: Pentagon’un 2025 Çin raporunda neler var?

Yayınlanma

ABD Savaş Bakanlığının Kongreye sunduğu 2025 yılı Çin raporu, Pekin’in 2049 yılına kadar “dünya standartlarında” bir ordu kurarak ABD’nin küresel gücünü yerinden etmeyi hedeflediğini ortaya koydu. Raporda, Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun nükleer başlık sayısını 2030’a kadar 1000’in üzerine çıkaracağı ve Tayvan’a güç kullanarak müdahale etmek için amfibi harekât dahil dört ana askeri senaryo üzerinde çalıştığı vurgulandı.

ABD Savaş Bakanlığı (Pentagon), Çin Halk Cumhuriyeti’nin askeri ve güvenlik alanındaki gelişmelerini ele alan yıllık raporunu Kongreye sundu.

“Çin Halk Cumhuriyeti ile İlgili Askeri ve Güvenlik Gelişmeleri 2025” başlıklı çalışmada, Pekin’in askeri kapasitesini artırarak küresel güç dengesini lehine çevirme çabaları detaylandırıldı.

Pentagon, Çin’in 2049 yılına kadar “Çin ulusunun büyük canlanışı” hedefine ulaşmak için ulusal gücünü seferber ettiğini bildirdi. Raporda, bu hedefin merkezinde Çin Halk Kurtuluş Ordusu’nun (ÇHKO) “dünya standartlarında” bir güce dönüştürülmesinin yer aldığı belirtildi.

Bakanlığa göre Çin, ABD’yi “güçlü düşman” olarak tanımlıyor ve stratejilerini bu rekabet üzerine kuruyor. Raporda, “ÇHKO, konseptlerini ve kabiliyetlerini ABD’nin ‘güçlü düşman’ profiline göre ölçüyor. Dahası, Çin’in en üst düzey askeri stratejisi, Pekin’in ‘ulusal topyekûn savaş’ olarak adlandırdığı, tüm ulusun seferber edildiği bir çabayla ABD’nin üstesinden gelmeye odaklanıyor” ifadelerine yer verildi.

“Nükleer başlık sayısı 1000’i aşacak”

Raporun en dikkat çekici bölümlerinden birini Çin’in nükleer silahlanma programı oluşturuyor. Pentagon, Çin’in nükleer savaş başlığı stokunun 2024 yılı itibarıyla 600’lü sayılarda olduğunu, ancak üretimin hız kesmeden devam ettiğini kaydetti.

ABD Savunma Bakanlığı, Çin’in nükleer genişleme hızına ilişkin öngörüsünü korudu. Raporda, “ÇHKO, 2030 yılına kadar 1000’den fazla savaş başlığına sahip olma yolunda ilerliyor” değerlendirmesi yapıldı.

Ayrıca Çin’in Eylül 2024’te, 1980’den bu yana ilk kez Pasifik Okyanusu’na silahsız bir Kıtalararası Balistik Füze (ICBM) fırlattığı bilgisi paylaşıldı.

Raporda bu denemeyle ilgili, “Eylül 2024’teki fırlatma, ÇHKO’nun barış zamanında bu tür bir operasyonun prosedürleri ve taktikleri üzerinde eğitim yapmasını sağladı.

Çin 1980’den beri ICBM’leri neredeyse sadece kendi sınırları içinde test etmişti; bu fırlatma, tam menzilli yörünge ile ICBM performansını doğrulama fırsatı sundu” denildi.

Tayvan için dört askeri seçenek

Pentagon, Çin’in Tayvan üzerindeki baskısını artırdığını ve adayı ana karaya bağlamak için güç kullanma seçeneğini masada tuttuğunu bildirdi. Rapora göre Pekin, Tayvan’ı birleştirmek için dört ana askeri harekat tarzı üzerinde duruyor:

  • Savaş dışı zorlama: Ekonomik ambargolar, siber saldırılar ve diplomatik izolasyon ile Tayvan hükümetini teslim olmaya zorlamak.
  • Müşterek saldırı: Hava üsleri, radar sahaları ve iletişim merkezleri gibi kritik hedefleri vurarak Tayvan’ın savunma direncini kırmak.
  • Müşterek abluka: Deniz ve hava trafiğini keserek adayı tecrit etmek.
  • Müşterek çıkarma: Tayvan’a yönelik en karmaşık ve riskli seçenek olarak tanımlanan amfibi harekat.

Raporda, Çin’in 2027 yılına kadar Tayvan’a müdahale kabiliyetine ulaşmayı hedeflediği belirtildi. Xi Jinping yönetiminin orduya, “2027’ye kadar Tayvan’a karşı stratejik mutlak zafer kazanacak kabiliyetlere ulaşma” talimatı verdiği aktarıldı.

Pentagon, “Çin, 2027 sonuna kadar Tayvan’da savaşma ve kazanma kabiliyetine sahip olmayı bekliyor” tespitinde bulundu.

Uzay ve siber alanda “bilgi hakimiyeti”

Çin’in modern savaşın yeni cepheleri olan uzay ve siber alandaki faaliyetleri de raporda geniş yer buldu. Pekin’in, Nisan 2024’te Stratejik Destek Kuvvetlerini lağvederek yerine Bilgi Destek Kuvvetleri, Havacılık ve Uzay Kuvvetleri ve Siber Uzay Kuvvetlerini kurduğu hatırlatıldı.

Pentagon, Çin’in siber casusluk faaliyetlerinin ABD altyapısını hedef aldığını vurguladı. Raporda şu ifadelere yer verildi:

“Çinli siber aktörler, 2024 yılında Volt Typhoon gibi kampanyalarla ABD’nin kritik altyapısına sızdı. Bu durum, bir çatışma anında ABD ordusunu sekteye uğratabilecek ve Amerikan çıkarlarına zarar verebilecek kabiliyetleri ortaya koydu.”

Çin’in uzaydaki askeri varlığını da güçlendirdiği belirtilen raporda, Pekin’in yörüngedeki istihbarat, gözetleme ve keşif (ISR) uydu sayısını 2018’den bu yana üç katına çıkararak 359’un üzerine taşıdığı kaydedildi.

Çin’in askeri gücünü kendi sınırlarının ötesine taşıma çabası, raporun bir diğer odak noktası oldu. Cibuti’deki askeri üsse ek olarak, Kamboçya’daki Ream Deniz Üssü’nün genişletildiği ve Çin donanmasının burayı kalıcı olarak kullanmaya başladığı ifade edildi.

Pentagon, Çin’in Afrika, Orta Doğu ve Pasifik’te yeni üsler kurma arayışında olduğunu belirtti. Raporda, “Çin; Angola, Bangladeş, Burma, Küba, Ekvator Ginesi, Endonezya, Kenya, Mozambik, Namibya, Nijerya, Pakistan, Papua Yeni Gine, Seyşeller, Solomon Adaları, Sri Lanka, Tacikistan, Tayland, Tanzanya, Birleşik Arap Emirlikleri ve Vanuatu’da üs kurmayı değerlendiriyor” bilgisi paylaşıldı.

Rusya ile derinleşen ortaklık

Raporda, Çin ve Rusya arasındaki savunma ilişkilerinin 2024 yılında daha da derinleştiği, ancak tarafların resmi bir savunma ittifakı kurmaktan kaçındığı belirtildi. İki ülkenin ortak askeri tatbikatlarının kapsamını genişlettiğine dikkat çekilen raporda, şu tespitlere yer verildi:

“Çin ve Rusya, stratejik ortaklıklarını derinleştirdi; bu durum neredeyse kesinlikle ABD’ye karşı koyma yönündeki ortak çıkardan kaynaklanıyor. Temmuz 2024’te Çin ve Rusya, ilk kez ABD Alaska Hava Savunma Tanımlama Sahası’nda (ADIZ) müşterek bombardıman devriyesi icra etti.”

Orduda yolsuzlukla mücadele

Xi Jinping’in ordu içindeki yolsuzlukla mücadele kampanyasının etkileri de raporda ele alındı. Savunma Bakanı Li Shangfu ve Füze Kuvvetleri komutanlarının görevden alınması gibi üst düzey tasfiyelerin, ordunun savaşa hazırlık durumunu kısa vadede etkilese de uzun vadede sadakati artırmayı amaçladığı vurgulandı.

Raporda, “Yolsuzluk soruşturmaları, ÇHKO’nun operasyonel etkinliğinde kısa vadeli aksamalar yaratma riski taşıyor. Ancak ÇHKO, mevcut kampanyayı yolsuzluğa zemin hazırlayan sistemsel sorunları ortadan kaldırmak için kullanırsa, gelecekte daha yetkin bir savaş gücü olarak ortaya çıkabilir” denildi.

Diplomasi

Ukrayna’nın bütçe açığı 2027’de beklenenden yüksek olabilir

Yayınlanma

Ukrayna, savaşın uzaması ve Batılı donörlerle yürütülen müzakereler kapsamında savunma harcamalarındaki finansman açığının büyümesi riskiyle karşı karşıya. Bloomberg’in aktardığına göre, ülkenin 2027 yılı bütçe açığının önceki tahminlerin üzerine çıkması bekleniyor.

Ukrayna, savaşın uzaması ve Batılı donörlerle süren müzakereler paralelinde savunma alanında giderek büyüyen bir finansman açığıyla karşı karşıya.

Bloomberg’in konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre, Ukrayna’nın 2027 yılı bütçe açığının daha önce yapılan tahminlerin üzerinde gerçekleşmesi bekleniyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF), haziran ayında çatışmaların 2026 yılı sonunda biteceği varsayımına dayanarak Ukrayna’nın 2027 yılındaki finansman açığını gayrisafi yurt içi hasılasının (GSYİH) yüzde 17,8’i seviyesinde öngörmüştü.

Ancak ek açığın boyutu ve bunun hangi kaynaklarla karşılanacağı henüz netleşmiş değil.

Ajansa konuşan bir kaynak, çatışmalar uzadıkça bu oranın yukarı yönlü revize edileceğini, açığı kapatacak finansman kaynakları üzerinde ise henüz uzlaşma sağlanamadığını aktardı.

IMF ve AB yardımları vergi düzenlemesine bağlı

Tüm bu gelişmeler yaşanırken Kiev yönetimi IMF ile yeni bir müzakere turuna başladı. Görüşmelerdeki temel anlaşmazlık noktalarından birini, düşük tutarlı yurt dışı posta gönderilerine uygulanan vergi muafiyetlerinin kaldırılmasını öngören yasa tasarısı oluşturuyor.

Tasarının yasalaşması, IMF’den sağlanacak yaklaşık 700 milyon dolarlık dilim ile AB’nin üçüncü çeyrekte Ukrayna’ya aktarmayı planladığı yaklaşık 4 milyar avroluk yardım paketi için şart koşuluyor.

Yükümlülüklerin yerine getirilememesi halinde Kiev, IMF ve AB’nin toplamda yaklaşık 5 milyar dolarlık ortak mali desteğini kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacak.

Ortaya çıkan ek açığın, dondurulan Rus varlıklarının kullanılması konusunu yeniden gündeme getirebileceği belirtiliyor. Habere göre İspanya, Polonya, Hollanda ve İsveç dışişleri bakanları daha önce bu öneriye dönülmesi çağrısında bulunmuştu. Euractiv sitesi de AB içinde Kiev’in finansman açığını kapatmak amacıyla dondurulan Rus varlıklarının kullanılması konusunun yeniden tartışıldığını aktarmıştı.

AB, Belçika merkezli takas kurumu Euroclear bünyesinde bulunan 210 milyar avro tutarındaki Rus varlığını Aralık 2025’te süresiz olarak dondurmuştu.

Bu karardan önce varlıkların dondurulması işlemi altı ayda bir uzatılıyor ve tüm AB üyesi ülkelerin oy birliğini gerektiriyordu.

Söz konusu adımın ardından Rusya Merkez Bankası, oluşan zararın tazmini talebiyle Euroclear aleyhine 18,2 trilyon rublelik dava açtı. Moskova Tahkim Mahkemesi mayıs ayında Merkez Bankasının taleplerini kabul etti ve 3 Haziran’da icra takibi belgesini düzenledi.

Moskova yönetimi, yurt dışındaki varlıklarına yönelik her türlü müdahaleyi yasadışı olarak tanımlıyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Batı’nın Rus varlıklarına el koyma girişimlerinin hırsızlık sayılacağını ve karşılıksız kalmayacağını ifade etmişti.

Finansman ihtiyacı sürüyor

Ukrayna Maliye Bakanlığı haziran ayı sonunda yaptığı açıklamada, ülkenin 2026-2029 döneminde ihtiyaç duyduğu toplam dış finansman miktarının 145,9 milyar dolar olduğunu bildirmişti.

Bakanlık, 90 milyar avroluk kredi dahil Batılı müttefiklerin sağladığı desteğe rağmen finansman ihtiyacının yüksek seviyesini koruduğunu kaydetti.

AB, Ukrayna’ya yönelik 90 milyar avroluk kredi paketini 22 Nisan’da onaylamıştı. Söz konusu tutarın 30 milyar avroluk kısmı bütçe desteği, 60 milyar avroluk bölümü ise savunma harcamaları için tahsis edildi.

Evropeyska Pravda’nın aktardığına göre bu kredi, ülkenin iki yıllık ihtiyacının yaklaşık üçte ikisini karşılamayı hedefliyor.

Kiev, bütçe desteği kapsamındaki 3,2 milyar avroluk ilk dilimi 25 Haziran’da teslim alırken yaklaşık 6 milyar avroluk askeri finansmanın daha sonra ödenmesi planlanıyor.

Ukrayna’nın 2026 yılı bütçesi yaklaşık 1,9 trilyon grivna (47,5 milyar dolar) açıkla kabul edilmişti. Kyiv Independent ise Avrupa Komisyonunun bir sunumuna dayandırdığı haberinde, AB kredisinin devreye girmesine rağmen Ukrayna ordusunun 19,6 milyar avroluk bir askeri finansman açığıyla karşı karşıya kalabileceğini aktarmıştı.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Colby: Kıtanın savunmasının Avrupa öncülüğünde yapılmasını istiyoruz

Yayınlanma

Pentagon’un politika müsteşarı Elbridge Colby, kıtanın savunmasının daha fazla Avrupalı NATO üyeleri öncülüğünde yürütülmesini istiyor.

Colby, bu hedefe ulaşmak amacıyla yapıldığını belirttiği Avrupa’daki ABD kuvvetlerine ilişkin gözden geçirme sürecinin bir parçası olarak müttefiklerin görüşlerini almak istediğini söyledi.

Washington, Haziran ayında Avrupa’daki ABD askerlerinin konuşlandırılmasına ilişkin altı aylık bir gözden geçirme sürecini duyurmuş ve son haftalarda NATO üyelerine, savunma harcamalarından stratejiye, tedarikten ABD’nin dış politika önceliklerine verilen desteğe kadar çeşitli konuları kapsayan bir anket göndermişti.

Pentagon tarafından yayınlanan konuşma metnine göre, ABD Savunma Bakanlığı Politika Müsteşarı Elbridge Colby, Perşembe günü Brüksel’deki NATO genel merkezinde düzenlenen toplantı sırasında NATO ülkelerini temsil eden büyükelçilere, “Hayatta kalmak ve gerçekten gelişmek için NATO’nun değişmesi gerektiğine inanıyoruz,” dedi.

“Bu, yalnızca mekanlar ve üslerle ilgili dar kapsamlı bir inceleme değildir; elbette bunlar da önemlidir. Daha ziyade, buradaki stratejik duruşumuza daha geniş bir bakış açısıyla ele alınmaktadır,” diyen Colby, “bu incelemenin, kıtanın daha kalıcı ve güçlü, Avrupa öncülüğündeki konvansiyonel savunmasına geçişi teşvik edeceğini, mümkün kılacağını ve hızlandıracağını” da sözlerine ekledi.

Colby ayrıca ittifak içindeki ilerlemeyi övdü ve Avrupa’nın ABD için kritik bir bölge olmaya devam ettiğini söyledi.

NATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby

Müsteşar, “Danışmak ve işbirliği, bu gözden geçirmenin hayati bir parçasıdır. Sizden görüşlerinizi duymak istiyoruz,” dedi.

Diplomatlar, Pentagon politika şefiyle yapılan görüşmeyi olumlu ama ön hazırlık niteliğinde olarak nitelendirdiler.

Bir NATO diplomatı, toplantının “oldukça iyi geçtiğini ve müttefiklerin yük paylaşımına yönelik çabalarının ve katkılarının yolunda olduğunu gösterdiğini” belirtti.

Bir Avrupalı diplomat ise görüşmeyi “esas olarak nabız yoklama” olarak nitelendirdi ve “Müttefiklerden gelen genel mesaj oldukça netti: Avrupa sorumluluklarını artırıyor ve birlik kilit öneme sahip. Bunun iyi anlaşıldığına inanıyorum,” dedi.

Reuters’ın elde ettiği bir belgeye göre, bu inceleme, Aralık ayındaki son tarihinden çok önce, 6 Kasım’a kadar Savunma Bakanı Pete Hegseth için en az dört farklı seçenek seti ortaya koyacak.

Bu süreç, Avrupa’daki yetkililer arasında ABD yönetiminin bu incelemeyi gerçek bir istişare, sembolik bir jest mi yoksa bir müzakere taktiği olarak kullanmaya çalıştığına dair soruları gündeme getirdi.

NATO müttefikleri, Haziran ayında duyurulan altı aylık gözden geçirme sürecinin, Avrupa genelinde bulunan yaklaşık 80.000 kişilik ABD askeri gücünde büyük çaplı kesintilere yol açacağından ve Başkan Donald Trump’ın, ABD-İsrail’in İran’a karşı savaşını desteklemediklerini düşündüğü ülkeleri cezalandıracağından endişe duyuyor.

Trump’a yakın Elbridge Colby: Tüm askeri gücümüzü Doğu Avrupa’ya aktarmayacağız

Daha önce ayrıntılı olarak açıklanmamış olan Pentagon’un “Görev Tanımı”, iç incelemenin izleyeceği adımları ve Avrupa genelindeki ABD üsleme kararlarını değerlendirmek için kullanılacak bazı kriterleri açıklıyor.

Belgede yer alan önemli bir açıklama, Avrupa’daki en üst düzey ABD generalinin 18 Eylül’e kadar Elbridge Colby ile bir karar brifingine katılması planına ilişkin.

Belgeye göre, bu brifing Hegseth için geliştirilecek seçeneklerin netleştirilmesinde kilit rol oynayacak.

Görev Tanımı hakkında sorulan bir soruya yanıt veren üst düzey bir Pentagon yetkilisi, çok çeşitli seçeneklerin ayrıntılı bir şekilde ortaya konacak olmasının sürecin ciddiyetini vurguladığını belirtti.

Yetkili, Reuters’a, “Çeşitli farklı kuvvet seviyeleri veya konuşlandırma seçeneklerinin artılarını ve eksilerini ayrıntılı bir şekilde tartışabilmek istiyoruz,” dedi.

Fakat bu ayrıntıların, gözden geçirme sürecine şüpheyle yaklaşan ve Washington’un kararını neredeyse çoktan vermiş olmasından endişe duyduklarını özel olarak dile getiren Avrupalı yetkilileri ikna edip etmeyeceği belirsiz.

Pentagon yetkilisi, Trump yönetiminin “müttefiklerin öncülüğünde kritik ve daha sınırlı bir destek sağlamaya doğru geçiş yaptığımızı” açıkça belirttiğini söyledi:

“Başkan Trump da son aylarda bazı müttefiklerin davranışlarından oldukça haklı ve açık bir şekilde rahatsızlık duymuştur. Dolayısıyla, Avrupa’daki asker sayımızı azaltacağımızı gösteren seçeneklere yönelik en azından bir miktar talep olduğu açık.”

Yine de yetkili, gözden geçirmenin amacının, ”şu anki durumumuzdan, gözden geçirmenin bizi götüreceği her yere kadar” geniş bir seçenek yelpazesi sunmak olduğunu belirtti.

Trump’ın dış siyaset danışmanı Colby: Çin, Rusya’dan daha tehlikeli

Haziran ayında yapılan gözden geçirmeyi duyururken Hegseth, bazı “bedavacı” NATO müttefiklerini eleştirmiş ve bu gözden geçirmenin ABD ordusunun “erişim, üs kullanımı ve hava sahası geçiş haklarının net bir şekilde tanımlanmasını” sağlayacağını söylemişti.

Görev Tanımı ise bunun ötesine geçiyor. Belgede, müttefik NATO ülkelerinde “ABO” olarak adlandırılan güvenilir erişim, üs kurma ve hava sahası geçiş haklarının sağlanmasının ötesinde, uzay, siber alan ve “ABD’nin küresel güç projeksiyonunu mümkün kılan istihbarat mimarileri ve altyapıları”nın da incelendiği belirtiliyor.

Üst düzey yetkili, Pentagon’un, ABD’nin NATO müttefiklerinin sağladığı her türlü desteği dikkate almasını sağlamak amacıyla ABO’nun tanımını genişlettiğini belirtti.

Görev Tanımı, müttefiklerin değerlendirileceği diğer yollara da değiniyor ve üst düzey yetkililer tarafından daha önce yapılan açıklamalarla uyumlu görünüyor.

Belgede, Pentagon’un, bu yılın başlarında ABD’nin kesintileri açıklanmasının ardından, müttefiklerin NATO harcama taahhütlerini yerine getirmek ve NATO kriz güçlerindeki boşlukları doldurmak için (NATO Kuvvet Modeli olarak bilinen) inandırıcı bir yol izleyip izlemediklerini belirlemeye çalışacağı belirtiliyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Üst düzey NATO rolü için Almanya ve Kanada yarışıyor

Yayınlanma

19 Eylül’de Danimarka’da yapılacak oylamada NATO Askeri Komitesi liderliği için Almanya ve Kanada temsilcileri yarışacak.

32 müttefik ülkenin savunma kuvvetleri komutanlarının, mevcut başkan Amiral Giuseppe Cavo Dragone’nin halefini seçmesi bekleniyor. Kazanan kişinin Ocak 2028’de göreve başlaması öngörülüyor.

Berlin, Almanya’nın savunma kuvvetleri komutanı Carsten Breuer için aktif bir kampanya yürütüyor ve Avrupalı müttefiklerini onun adaylığını desteklemeye çağırırken, Kanada ise General Jennie Carignan’ı aday gösterdi.

Almanya Dış İlişkiler Konseyi’nde (DGAP) güvenlik uzmanı olan Aylin Matlé, Euractiv’e yaptığı açıklamada, “Başkan seçilmek, NATO içindeki herhangi bir ülke için bir ilerleme anlamına gelir,” dedi.

Matlé, Avrupa’nın ve özellikle Almanya’nın NATO içindeki savunma duruşunu güçlendirme ihtiyacından dolayı Breuer’in seçilmesinin daha büyük bir öneme ve ağırlığa sahip olacağını da sözlerine ekledi.

Başkan, NATO’nun siyasi ve askeri kademeleri arasında kilit bir bağlantı görevi görür; ittifakın en üst düzey siyasi organı olan Kuzey Atlantik Konseyi’ne ve Nükleer Planlama Grubu’na danışmanlık yapar.

ABD’nin Avrupalı müttefiklerine kıtanın savunması konusunda daha fazla sorumluluk üstlenmeleri için baskı uyguladığı bir dönemde, Berlin’in kendisini Avrupa güvenliğinin önde gelen sağlayıcısı olarak konumlandırma çabaları, Almanya’nın bu konudaki girişimlerine ivme kazandırdı.

Almanya ayrıca Washington’a güvenilir bir ortak olabileceği konusunda güvence vermeye çalıştı.

Bir NATO diplomatının aktardığına göre Ankara’daki NATO zirvesinde Berlin, ABD’nin Avrupa’dan geri çekmeyi planladığı askeri kapasitelerin yerine geçme sorumluluğunun büyük bir kısmını üstlenmeye hazır olduğunu söyledi.

Diplomat, Avrupa savunmasında Almanya’nın rolünü artırmaya yönelik bu daha geniş çaplı çabanın, NATO başkanlığı için yürüttüğü kampanyaya da katkı sağladığını belirtti.

Almanya, Şubat 2026’da Breuer’in adaylığını açıklayarak, adayını nispeten erken bir aşamada ortaya koydu.

Matlé şöyle konuştu:

“Almanya, en azından o dönemde müttefiklerin büyük çoğunluğunun, özellikle de ABD, Birleşik Krallık ve Fransa’nın Breuer’i desteklediğini bilmiyor olsaydı, adaylığını bu kadar erken açıklamazdı. NATO diplomatlarına göre, ABD’nin bu yılın başında Almanya lehine tavır alması da kesinlikle onun lehine bir faktör.”

Kanada ile Almanya arasındaki güvenlik ilişkilerinin yakın zamanda imzalanan denizaltı anlaşmasıyla daha da güçlenmesine rağmen, Ottawa Mayıs ayında kendi adayını ortaya koydu.

Ottawa ile Washington arasındaki ilişkilerin gergin olduğu bir ortamda, Kanada’nın Carignan’ı destekleme kampanyası daha karmaşık bir siyasi ortamla karşı karşıya.

ABD yönetiminin Avrupa’nın yük paylaşımını artırması yönünde baskı yapması nedeniyle, bu durum destek kazanmayı zorlaştırabilir.

Kanada Savunma Bakanlığı’ndan bir sözcü, Euractiv’e yaptığı açıklamada, “Onun adaylığı, Kanada’nın NATO’ya ve kolektif savunma ile transatlantik güvenliğin güçlendirilmesine yönelik kalıcı taahhüdünü yansıtıyor,” dedi.

Kanada ile karşılaştırıldığında, Almanya savunma harcamalarında önemli ölçüde daha fazla para harcamış ve son dönemde NATO’da çok daha belirgin bir rol oynamış durumda.

Matlé, bunun Breuer’in şansını önemli ölçüde artırdığını belirtti.

Fakat başka bir NATO yetkilisi, şu anda açık ara önde giden bir aday olmadığını ve tahminlerde bulunmanın zor olduğunu belirtti.

Bununla birlikte, söz konusu yetkili, Kanadalı adayın şu ana kadar Alman adaydan daha aktif olduğunu vurguladı.

İkinci NATO yetkilisi, “O, adaylığını desteklemek için birkaç mektup gönderirken, Alman aday ise kampanyasının başlangıcından bu yana sadece bir mektup gönderdi,” dedi.

Aynı yetkiliye göre, Carignan NATO’nun askeri yapısı için daha geniş kapsamlı bir vizyon ortaya koyarken, Breuer daha çok Ukrayna konusuna odaklandı.

Bununla birlikte, Breuer siyasi açıdan daha elverişli bir ortamla karşı karşıya kalabilir.

Yetkili, “Kanada ile ABD arasında tırmanan siyasi gerilimler, nihayetinde Alman adayın lehine işleyebilir,” dedi.

Seçim üç hafta sonra yapılacak olsa da, seçilen adayın, görev süresi 2028’in başına kadar sürecek olan Cavo Dragone’nin yerini hemen alması beklenmiyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English