Amerika
ABD ordusu ve Teksaslı Bandidoslar Ukrayna’da

ABD askerlerinin Ukrayna’daki varlığını doğrulayan Pentagon, Doğu Avrupa’da silah karaborsasını engelleme gerekçesiyle üç aşamalı eylem planı hazırladı. Planda sadece Ukrayna değil, karadan ve denizden Ukrayna’ya komşu olan devletler de ABD’nin teftiş ağına dahil ediliyor. Planda kurulacak ağın kapsadığı ülke adları zikredilmezken Orta Doğu ve Balkanlardakine benzer bir silah karaborsası oluştuğu gerçeği örtük bir şekilde itiraf ediliyor.
ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon), ABD askerlerinin Ukrayna’daki faaliyetlerine ilişkin resmi bir açıklamasına görei ABD ordusundan uzman personeller Ukrayna’da silah teftişi yapacak. İncelemenin konusu özetle; ABD ve Batı menşeili silahların akıbeti. Yüksek teknoloji ürünü konvansiyonel silahların uygun bir şekilde kullanılıp kullanılmadığı. En önemlisi; silahların Rusya’nın eline geçmediğinden emin olmak ve silah karaborsasının yayılmasını “engellemek.”
31 Ekim tarihinde gazetecilere konuya ilişkin bilgilendirme toplantısı yapan Pentagon, Ukrayna’ya gönderilen uzman askeri personelin sayısına ve nerede görev yapacaklarına ilişkin bilgi paylaşmadı. Yetkili, müfettişlerin “cephe hattına yakın olmayacaklarını” söyledi.
Bu açıklamayla Kiev’deki ABD diplomatik personelini koruyan askeri personelin dışında ABD ordusunun Ukrayna’daki varlığı ve faaliyetleri resmen teyit edilmiş oldu. Pentagon çatışmaların başlamasından 10 gün önce 14 Şubat tarihinde ülkedeki ABD askerlerini tahliye etmişti.
Pentagon: Kanıt yok şüphe var
Ukrayna’ya gönderilen ABD silahlarının yasadışı kullanımına ilişkin “güvenilir kanıt” görmediklerini de dile getiren Pentagon yetkilisi, “Yine de olası yasadışı yönlendirme (kaçakçılık) olasılığının farkındayız. Bunun gerçekleşmesini önlemek için proaktif olarak mevcut bütün adımları atıyoruz” dedi.
İnceleme sürecine giden yolda Cumhuriyetçi kanadın Ukrayna’ya gönderilen silahların akıbeti konusunda yaptığı eleştiriler de etkili oldu. Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçilerin Lideri Kevin McCarty, Ekim ayında yaptığı bir konuşmada Cumhuriyetçilerin Ukrayna’ya “açık çek” vermeyeceklerini söylemişti.
McCarty’nin Twitter hesabına 8 Ekim tarihinde sabitlediği iletide Biden ailesinin Ukrayna ile olan özel ilişkisine de dikkat çekiliyor:
“Gerçek: Joe Biden’ın aile üyeleri O’nun başkan yardımcısı olarak nüfuz sahibi olduğu yabancı bölgelerden kar elde etti. Hunter Biden, hiç deneyiminin olmadığı bir sektörde Ukraynalı bir şirketin yönetim kurulunda yer aldı. Tek özelliği babasının ABD’nin izlediği Ukrayna politikasını eleştirmesiydi.”
Silah karaborsası itirafı
Ukrayna’ya gönderilen silahların karaborsada satılması, terör gruplarının bu gelişmiş silahları edinebileceği “kara borsalar” kurulması Orta Doğu’daki tecrübelerden de hareketle son derece olası. Bu riskler, ABD Savunma Bakanlığının hazırladığı ve 27 Ekim’de duyurduğu “ABD’nin, Doğu Avrupa’daki Bazı Gelişmiş Konvansiyonel Silahların Yasadışı Yönlendirilmesiyle Mücadele Planı”nda açıkça belirtildi:
“Savaşlar, silahların hırsızlık ya da yasadışı satış yoluyla özel kişi ve grupların eline geçmesine olanak sağlayabilir. Savaşlar bazen de on yıllarca devam eden silah kara borsaları yaratabilir. 1990’larda Balkan Savaşlarından sonra olduğu gibi kriminal ve devlet dışı aktörler Ukrayna’daki kaynaklardan çatışma esnasında ya da sonrasında silah temin etmeye girişebilir.”
Pentagon planına göre özellikle elle taşınabilir küçük silahlar, MANPAD’ler ve anti-tank füzelerine karşı özel önlemler alınması gerekiyor. Bu tip silahların sivil uçakları hedef alan terör saldırılarında kullanılması da olasılık dahilinde.
Pentagon’un Doğu Avrupa için önleyici “kapasite inşa” planı
Biden yönetiminin Ukrayna’ya askeri uzman ve müfettişleri göndermesini sadece Cumhuriyetçi kanattan ve Rusya’dan gelen eleştirilere verilen bir yanıt olarak okuma ABD devletinin yaklaşımını tam olarak açıklamıyor. Pentagon, ilgili plan belgesinde gönderilen silahların Rus ordusunun eline geçmesi durumunda Moskova’nın bunu “karşı önlemler geliştirmek, propaganda yapmak veya yanıltma operasyonları yürütmek” için kullanacağı değerlendirmesi yapıyor.
Silah kaçakçılığı önleme planı, Pentagon’un çizdiği yol haritasına göre Ukrayna ile sınırlı değil. “Eylem planı” yakın, orta ve uzun dönem olmak üzere üç aşamalı ve Doğu Avrupa’da geniş bir denetleme ağı örülmesini kapsıyor:
- “Ukrayna ve komşusu olan ülkelerin silahlı güçlerinin, silahlarını transfer, depolama ve konuşlandırma aşamalarında hesap verebilir olmasını sağlanması ve koruma becerisinin güçlendirmesi
- Ukrayna ve komşu devletlerde sınır yönetimini ve güvenliğin güçlendirilmesi
- Belirli gelişmiş konvansiyonel silahların yasadışı ticaretini caydırmak, tespit etmek ve yasaklamak için Ukrayna ve komşu devletlerin güvenlik güçlerinin, kolluk kuvvetlerinin ve sınır muhafaza kurumlarının kapasitesini geliştirmesi.”
Belgede öngörülen plana göre eş güdüm mekanizmaları ise “Şüpheli silah kaçakçılarının izlemek ve soruşturmak, Ukrayna ve komşu ülkelerdeki kolluk kuvvetleri mensuplarının ve analistlerin yasaklanmış ya da ele geçirilmiş silahlarla ilgili bilgileri işleme ve paylaşma kapasitesini geliştirmek” olarak tanımlanmış.
“Azov Taburları kontrolden çıkabilir”
Europol teşkilatı da geçtiğimiz yaz Ukrayna’daki silahların Avrupa’ya yayılımı konusunda uyarıda bulunmuştu. 27 Ekim tarihinde ilgili AB Komisyonu da Ukrayna savaşı nedeniyle artan silah kaçakçılığı iddiaları üzerine yeni bir yasa tasarısı hazırladı. Komisyon, Ukrayna savaşının Avrupa’daki silah kara borsasına yeni bir kaynak teşkil ettiğini de not etti.
Rakamlar da tehlikenin boyutlarını gösteriyor. Pentagon, geçtiğimiz Şubat ayından bu yana Ukrayna’ya füze lançerlerini de içeren 10.000 silah ve 64 milyon küçük silah mühimmatı gönderdi.
2020 tarihli bir pentagon raporuna göre ABD, 2013’te Kiev’e yaptığı 30 milyon dolarlık askeri yardımı 2019 yılında 400 milyon dolara çıkardı. Pentagon’un sadece son sekiz ayda Kiev’e yolladığı askeri mühimmatın ederi ise 18 milyar doları buldu.
Uzmanlar bu büyüklükte bir askeri yardımın kara borsaya düşmesini ve tehlikeli örgütlerin eline geçmesini olasılık dahilinde görüyor.
ABD Düşünce Kuruluşu Responsible Statcraft, Ukrayna’da savaşın gidişatının radikal grupların daha güçlenmesi ve bu silahlar üzerinden grupların müstakil ordular kurabileceği tehlikesine dikkat çekiyor. Cato Institute’den Jordan Cohen’e göre de Azov taburları gibi yapıların ilerleyen dönemlerde Vladimir Zelenskiy’nin kontrol etmesi güçleşebilir. Cohen tehlikeyi, “Şayet Zelenskiy bu grupların kontrolünü kaybederse bana göre o aşamadan sonra bu tip grupların kendi askeri birimlerini yarattığını görmeye başlayacağız ve bu tehlikeli” sözleriyle tarif ediyor.
Bandidos’un Ukrayna’daki silah borsası
1966’da Teksas Sen Leon’da kurulan Bandidos Motorsiklet Kulübü’nün dünya çapında geniş bir örgütlenme ağı bulunuyor. Suç örgütü, Ukrayna’da da silah karaborsasındaki ürünlerin Avrupa içlerine nakledilmesi işlerinde başrol oynayan aktörler arasında. Ekim ayının sonunda Finlandiya Ulusal Soruşturma Bürosu, Ukrayna’ya gönderilen Batı menşeili silahların Bandidoslar gibi suç örgütleri aracılığı ile Finlandiya’daki yer altı dünyasına ulaşmış olabileceğini duyurdu. Fin yayın organı Yle’ye konuşan Müfettiş Christer Ahlgren, “Çeşitli ülkeler tarafından Ukrayna’ya gönderilen silahlar İsveç, Danimarka ve Hollanda’da bulundu” dedi. Müfettiş Ahlgren’e göre bu silahların Finlandiya yolunda olduğuna ilişkin kuvvetli işaretler mevcut.
Fin Müfettiş Ahlgren, bu karaborsasının büyük motorsiklet çeteleri tarafından işletildiğini söylüyor:
“Daha geniş bir uluslararası ağın parçası olan dünyadaki üç en büyük motosiklet çetesi Finlandiya’da faal durumda. Bunlardan biri Ukrayna’nın bütün büyük kentlerinde birimleri bulunan Bandidos Motosiklet Kulübü.”
Teksas kökenli Bandidoslar ve benzeri suç örgütleri ile ABD askerleri Ukrayna topraklarında kedi fare oyunu oynarken Rusya ve Avrupa Birliği arasında kocaman bir kara delik açılıyor.
Amerika
Musk ara seçimler için Cumhuriyetçilere 445 milyon dolar bağışladı

Milyarder Elon Musk, ABD’de düzenlenecek Kongre ara seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Parti’ye 445 milyon dolardan fazla bağış yaptı. Bütçesinin 158 milyon dolarını Teksas’taki Senato yarışına aktaran Musk, Demokrat finansör George Soros’un harcamalarını geride bıraktı.
Milyarder Elon Musk, ABD’de yapılacak Kongre ara seçimleri öncesinde Cumhuriyetçi Parti’ye 445 milyon dolardan fazla bağış yaptı.
Bloomberg’in haberine göre bu harcama, Musk’ı seçim tarihinin en büyük siyasi bağışçılarından biri konumuna getirdi.
Federal Seçim Komisyonu verilerine göre Musk, yalnızca ekim ayının ilk iki haftasında Cumhuriyetçi adayları destekleyen America PAC adlı siyasi eylem komitesine 77 milyon dolar aktardı.
Musk’ın mali desteği, Demokrat Parti’ye kaynak sağlayan finansör George Soros gibi geleneksel bağışçıların harcamalarını geride bıraktı.
America PAC, Cumhuriyetçi adayların yarıştığı kritik eyaletlerdeki Senato seçimleri için 71 milyon dolar harcadı.
Bu kaynak Ohio, Michigan, Iowa ve Maine eyaletlerindeki yarışların yanı sıra Temsilciler Meclisi’ndeki 30’u aşkın çekişmeli bölgeye dağıtıldı.
En büyük harcama Teksas’taki Senato yarışı için yapıldı
Musk bütçesindeki en büyük payı Teksas eyaletindeki Senato seçimine ayırdı.
Eylül ayında Senate Leadership Fund adlı fona 158 milyon dolar aktaran Musk, bu kaynağın Texas PAC üzerinden Cumhuriyetçi Başsavcı Ken Paxton’a ulaştırılmasını sağladı.
Paxton’ın Demokrat rakibi James Talarico, seçim kampanyasında Musk’ın finansal gücünü gündeme taşıyarak milyarderi “Senato koltuğunu satın almaya çalışmakla” suçladı.
Seçim sonuçları, faaliyetleri federal düzenleyici kurumların denetimine bağlı şirketleri yöneten Musk için önem taşıyor.
SpaceX, Tesla, Boring Company ve Neuralink’in sahibi olan Musk’ın hükümet verimliliği birimindeki (DOGE) görevi, Demokratların Temsilciler Meclisi’nde çoğunluğu kazanması durumunda Kongre denetimine takılabilir.
The New York Times daha önce Musk’ı “tarihin en büyük Cumhuriyetçi bağışçısı” olarak nitelendirmişti.
Musk da ara seçimlerde partisinin adaylarına en az 100 milyon dolar harcayacağını açıklamıştı.
Kongre ara seçimleri 3 Kasım 2026’da yapılacak.
Seçmenler, 100 üyeli Senato’nun 35 koltuğunu ve 435 sandalyeli Temsilciler Meclisi’nin tamamını yenilemek üzere sandık başına gidecek, ayrıca 36 eyalette vali seçecek.
Amerika
ABD’de birbiri ardına sahte seçim anketi itirafları

ABD’de Wedgewood Polls adlı araştırma kuruluşu, son bir yılda Michigan’dan Maine’e kadar birçok kritik seçim anketinde verileri uydurduğunu itiraf etti. Büyük medya kuruluşlarının ortalamalarına giren ve adayların yarıştan çekilmesine yol açan sahte anketler, sektörde yıl içindeki ikinci vaka olarak kayıtlara geçti.
ABD’de kamuoyu araştırması kuruluşu Wedgewood Polls, son bir yılda yayımladığı bir dizi ankette verileri uydurduğunu itiraf etti. Salı akşamı yapılan bu açıklamayla birlikte sektörde yıl içinde ikinci kez bir şirketin sahte veri ürettiği belgelendi.
Wedgewood tarafından üretilen anket sonuçları The Hill, The New York Times ve Decision Desk HQ (DDHQ) dahil olmak üzere çok sayıda medya kuruluşu tarafından haberleştirilmişti.
DDHQ ve diğer anket derleme platformları sahte sonuçları hızla ortalamalarından çıkardı ancak olay, kamuoyu güveniyle zaten sorun yaşayan sektördeki belirsizliği artırdı.
Anket derleme ve siyasi analiz platformu FiftyPlusOne’ın kurucusu G. Elliott Morris, yaşananları “Bu, anketçilik için yeni bir tehdit” sözleriyle değerlendirdi.
Morris, metodolojik açıdan kamuoyu araştırmalarının sürekli bir yenilik tarihi olduğunu belirterek artık anketleri tüketenlerin de yenilikçi yöntemler geliştirmek zorunda kalacağı bir döneme girildiğini söyledi.
Wedgewood, X platformundaki hesabından paylaştığı açıklamada, bu girişimin sahte bir anket şirketinin siyasi tartışmalarda derin bir denetim görmeden zemin kazanıp ciddiye alınıp alınamayacağını test etmek üzere kurgulanmış bir “deney” olduğunu öne sürdü.
Şirketin paylaşımında, “Wedgewood Polling hiçbir zaman bir seçimi etkileme veya kamuoyunu kalıcı olarak yanıltma amacı taşımadı; bu bir uyarı zili olarak tasarlandı” ifadelerine yer verildi.
Açıklamada, sektör emektarlarından oluşan küçük bir grubun yönettiği hayali bir yapının ana anket ortalamalarına girebilmesi ve büyük haber kuruluşlarınca alıntılanabilmesi durumunda verilerin doğrulanma, derlenme ve haberleştirilme standartlarının değişmesi gerektiği savunuldu.
Eleştirmenler ise Michigan’dan Maine’e kadar Senato yarışlarını kapsayan sahte verilerin siyasi sahada çok somut sonuçlar doğurduğuna dikkat çekiyor.
Wedgewood’un haziran ayında Michigan Demokrat Parti ön seçimi için yayımladığı sahte ankette Abdul El-Sayed yüzde 46 ile önde gösterilirken Temsilciler Meclisi üyesi Haley Stevens yüzde 39’da kalmıştı. Aynı araştırma, eyalet senatörü Mallory McMorrow’un yüzde 9 destek alarak yarışın tamamen gerisine düştüğünü öne süren ilk anketler arasındaydı.
McMorrow, kendisini geride gösteren birkaç anketin ardından adaylıktan çekilme kararı aldı.
McMorrow, yarıştan çekilmesi yönündeki baskıların artmasında ve bağış kaynaklarının kesilmesinde söz konusu anket sonucunun belirleyici bir etken olduğunu dile getirdi.
McMorrow’u destekleyen bağımsız harcama komitesini (Super PAC) yöneten Jennifer Holdsworth da X platformunda yaptığı paylaşımda, rakiplerin harcama üstünlüğü kurduğu kritik bir dönemde birçok bağışçının bu anketi gerekçe göstererek maddi desteği kestiğini aktardı.
Wedgewood’un ürettiği sahte anketlerin büyük bölümünün Demokrat adayları avantajlı gösterdiği görülüyor. Veriler meşru anket şirketlerinin bulgularından bütünüyle kopuk olmasa da Demokratların güçlü bir konumda olduğu yönündeki anlatıyı pekiştirdi.
Yayımlanan veriler arasında, Maine eyaletinde Demokrat Senato adayı Troy Jackson’ın Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins’in 4 puan önünde yer aldığı iddiası bulunuyordu. Genel seçim anketinde ise El-Sayed, eski Temsilciler Meclisi üyesi Cumhuriyetçi Mike Rogers karşısında 6 puan önde gösterilerek diğer şirketlerin bulgularının oldukça üzerinde bir fark yaratıldı.
Gerçek olması halinde şaşkınlık yaratacak bir diğer sahte veri Mississippi eyaletinden geldi; Demokratlar lehine genel bir dalga yaşansa dahi kazanılması imkansıza yakın görülen yarışta, Cumhuriyetçi Senatör Cindy Hyde-Smith’in Demokrat rakibi Scott Colom karşısında yalnızca 4 puan önde olduğu öne sürüldü.
Bu gelişme, yıl içinde geniş yankı uyandıran ilk sahte anket vakası değil. Ağustos ayında Median Strategies adlı bir başka sahte şirket, Wisconsin Demokrat Parti Senato ön seçimi ile Los Angeles belediye başkanlığı yarışı için yayımladığı iki anketin sahte olduğunu kabul etmişti.
The Guardian, söz konusu anketlerin kaynağının 21 yaşındaki üniversite mezunu Rahil Prakash olduğunu ortaya çıkarmış, Prakash da gazeteye bu sahte verileri sosyal bir deney çerçevesinde paylaştığını söylemişti.
Wedgewood’un arkasında gerçekte kimlerin yer aldığı ise henüz netlik kazanmadı.
The Hill’in Wedgewood yetkililerine ek açıklama için ulaşma girişimleri sonuçsuz kaldı. Şirketin X hesabında listelenen e-posta adresine gönderilen iletiler teslim edilemeyerek geri dönerken internet sitesinin de kapatıldığı görüldü; platformdaki X hesabı ise mesaj göndermek için özel bir kod talep ediyor.
Wedgewood itirafı kendisi yapmış olsa da bu adımın arkasında Morris’in yönettiği FiftyPlusOne platformunun yürüttüğü incelemenin yattığı anlaşılıyor. Morris ve FiftyPlusOne ekibi, yayımladıkları blog yazısında geçen hafta Wedgewood’un sahte veri ürettiğine işaret eden kanıtlarla birlikte anonim bir ihbar aldıklarını belirtti.
Ekip, kendi araştırmasını tamamlayıp Wedgewood’u ifşa eden bir dosya hazırladıktan sonra yorum almak üzere şirketle iletişime geçti. Blog paylaşımına göre Wedgewood bu temasın hemen ardından itiraf açıklamasını yayımladı ve FiftyPlusOne ekibine küfür içeren bir yanıt gönderdi.
Morris, The Hill’e yaptığı değerlendirmede, yaşananların doğru sonuçlar üretmek için çaba gösteren meşru anket şirketlerini zaten zorlayan güven erozyonunu daha da ağırlaştırdığını kaydetti.
İtiraf, anketlerin çoğunlukla Demokratların seçim günü büyük kazanımlar elde edeceğini gösterdiği ve Cumhuriyetçilerin kamuoyu araştırmalarına yönelik şüphelerini artırdığı bir süreçte geldi. Cumhuriyetçiler, anketlere güvenilemeyeceğini savunmak için Wedgewood’un itirafını gecikmeden kullandı.
Senato Cumhuriyetçilerinin kampanya biriminin ulusal basın sözcüsü Bernadette Breslin, konuya ilişkin açıklama yaptı. Breslin, “Sol eğilimli medya kuruluşları, bu sahte anketleri üreten Demokrat aparatlar kadar sahte anketlere alan açmaktan da sorumludur. Abdul El-Sayed ve Troy Jackson ön seçimlerde basını kandırmış olabilir ancak radikal ve vergi artıran gündemleri kasım ayında seçmenleri kandıramayacak” dedi.
ABD Federal İletişim Komisyonu (FCC) Başkanı Brendan Carr ise X platformunda gazetecileri ve yayıncıları “temel gazetecilik etiğini gözetmeksizin bu anketleri yaymaktan veya ekrana taşımaktan” kaçınmaları konusunda uyardı.
Tümüyle sahte anketlerde belirgin bir artış yaşandığını kaydeden Carr, FCC’nin bu meseleleri ciddiyetle ele aldığını belirterek “Yayıncıların, federal lisans şartları uyarınca haberleri çarpıtması veya asılsız yayın kurgularını teşvik etmesi yasaktır” hatırlatmasını yaptı.
Morris ve diğer uzmanlar, bu tür olayların sahadaki tabloyu çarpıttığını, buna karşılık anketlerin ezici çoğunluğunun meşru verilerden oluştuğunu vurguladı. Uzmanlar, güvenilir olanla şüpheyle yaklaşılması gereken veriyi ayırt etmeye yarayan yöntemlerin mevcut olduğunu yineliyor.
Kamuoyu araştırmaları şirketi Verasight’ın kurucu ortağı ve icra kurulu başkanı Ben Leff, Amerikan Kamuoyu Araştırmaları Derneği’nin (AAPOR) süreçlerini belirli asgari kriterlere göre yürüten şirketler için akreditasyon standartları uyguladığını hatırlattı. Leff, bu standartların verilerin nasıl toplandığını açıklayan açık ve şeffaf bir metodoloji raporunu da zorunlu kıldığını vurguladı.
Leff, “Ruhsatı olmayan bir doktora ya da baroyu geçmemiş bir avukata gitmezsiniz; medya kuruluşları da anket şirketlerine aynı standardı uygulamalıdır” diyerek bir anketörün AAPOR sertifikasına sahip olup olmadığını denetlemenin iyi bir ilk adım olduğunu ifade etti.
Bununla birlikte, Wedgewood örneğinde görüldüğü gibi metodoloji raporunun da bütünüyle uydurulabileceği gerçeği zorluk yaratmayı sürdürüyor.
Anket derleme platformu VoteHub’ın veri bilimi yöneticisi Zachary Donnini, “Dürüst olacağım. Ne yazık ki belirli bir noktadan sonra her şeyi yakalamanız mümkün olmuyor” dedi. Donnini, herhangi bir kişinin aniden şirket itibarını hiçe sayıp sırf kötü niyetli mali gerekçelerle bile sahte anket yayımlamaya başlayabileceğini belirtti.
Donnini, güvenilirliklerini sorgulamak amacıyla daha önce Wedgewood ile doğrudan temas kurduğunu dile getirdi.
Donnini’nin aktardığına göre yapının tespitini güçleştiren temel unsur, Wedgewood ile bağlantılı görünen isimlerin daha önce meşru bir araştırma kuruluşu olan SoCal Strategies bünyesinde çalışmış olmasıydı.
Donnini, “Hiçbir yerden çıkıp gelen rastgele insanlar değildi; daha önce gerçekten meşru anketler yapmışlardı” değerlendirmesinde bulundu.
Leff, sahte anketlerin gerçek kamuoyu araştırma sektörüyle hiçbir bağı bulunmadığını anlatmanın hayati ama meşakkatli bir iş olduğunu belirtti.
Leff, “Haber kanalları insanların tükettiği içeriğin yalnızca küçük bir bölümünü oluşturuyor; bu nedenle kamuoyunun sosyal medyada ve internette çok dikkatli olması, anketlere atıf yapan içerikleri okurken bu kurumların meşru olup olmadığını mutlaka kontrol etmesi gerekecek” uyarısını yaptı.
Amerika
ABD bankalarında yapay zeka paniği: Müşteri hesaplarına eriştiler

Axios’un haberine göre yapay zeka ajanları ABD’nin önde gelen bankalarında müşterilerin hesaplarına girerek kullanıcı onayı dışındaki işlemleri denedi. Morgan Stanley ve JPMorgan gibi finans devleri erişim engelleri getirirken Hazine ve Fed yetkilileri sistemik öneme sahip bankalarla acil güvenlik toplantısı yaptı.
ABD’nin en büyük bankalarında, yetkisiz yapay zeka ajanlarının müşterilerin hesaplarına erişim sağladığı olaylar tespit edildi.
Axios’un kaynaklarına dayandırdığı haberine göre bu yapay zeka ajanlarından bazıları, kullanıcı talimatlarında yer almayan adımları atmaya kalkıştı.
Bu tür ajanlardan kaynaklanan risklerle yüz yüze gelen kurumlar arasında Morgan Stanley, Bank of America, JPMorgan, Wells Fargo ve Citi gibi önde gelen bankalar yer alıyor.
Bazı vakalarda yapay zeka yazılımları, kullanıcı adı ve parolalarını kullanarak müşteri hesaplarına doğrudan kullanıcıların onayıyla girdi.
Buna karşılık çoğu bankanın güvenlik kuralları, kullanıcıların hesaplarına bizzat giriş yapmasını zorunlu kılıyor.
Axios’un aktardığına göre diğer bazı örneklerde ise müşteriler adına görev yürütmek üzere tasarlanan yapay zeka ajanları, doğrudan bankaların çağrı merkezleriyle irtibat kurdu veya kullanıcıdan herhangi bir talimat almaksızın bağımsız adımlar atmaya çalıştı.
Banka yöneticileri, kimlik bilgilerine erişimi olan bu tür yazılımların yetkisiz biçimde alışveriş yapmasından ya da para transferi gerçekleştirmesinden endişe duyuyor.
Söz konusu risklerin ardından bankalar, üçüncü taraf yapay zeka ajanlarının platformlarına erişimini kısıtlama yoluna gidiyor. Morgan Stanley bu tür yazılımları engellemeye başlarken JPMorgan, Bank of America ve Citi de benzer kısıtlamalar getiriyor.
Bankalar aynı zamanda yapay zeka ajanlarına yalnızca okuma yetkisi veren, işlem yapma olanağını ise tamamen kapatan bir finansal erişim modeli sunmayı değerlendiriyor.
Axios’a konuşan kaynaklar, bir ajanın kullanıcının talimatıyla mı hareket ettiğini yoksa hesaba tamamen kendi inisiyatifiyle mi eriştiğini tespit etmenin bankalar açısından son derece güç olduğuna dikkat çekiyor.
Düzenleyiciler sistemik risk taşıyan bankalarla acil gündemle toplandı
Bloomberg ve Financial Times’ın kaynaklarına dayandırdığı haberlere göre ABD Hazine Bakanı Scott Bessent ve ABD Merkez Bankası (Fed) Başkanı Jerome Powell, Anthropic şirketinin geliştirdiği yeni yapay zeka modelinin yaratabileceği siber tehdit endişeleri nedeniyle nisan ayında ülkenin en büyük bankalarının tepe yöneticileriyle olağanüstü bir toplantı yaptı.
Görüşmeye ilişkin bilgi veren kaynaklar, ABD’li yetkililerin Claude Mythos modeliyle bağlantılı riskler konusunda bankaların farkındalığını ölçmek ve sistemlerini korumak için aldıkları önlemleri denetlemek istediğini belirtti.
Toplantıda Citigroup Inc., Bank of America Corp., Wells Fargo & Co., Goldman Sachs Group Inc. ve Morgan Stanley’nin üst düzey yöneticileri hazır bulundu.
Kısa sürede organize edilen bu zirve, denetleyici kurumların söz konusu yeni nesil siber saldırı tipini finans sektörü için en büyük tehditlerden biri olarak gördüğüne işaret etti.
Masada temsil edilen bankaların tamamı, küresel finans yapısı içinde sistemik öneme sahip kuruluşlar sınıfında yer alıyor.
Axios, aralarında Anthropic ve OpenAI’ın da yer aldığı öncü yapay zeka şirketlerinin önümüzdeki 6 ila 12 aylık süreçte yapay zeka kaynaklı “yıkıcı bir olay” yaşanabileceği yönünde endişeler taşıdığını aktardı.
Amerika4 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBerlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi
Avrupa2 hafta önceBurnham: Brexit oylamasında Rus müdahalesi var
Ortadoğu1 hafta önceIsrael Hayom yazdı: İsrailli istihbaratçılar yıllardır Riyad’da







