Bizi Takip Edin

Amerika

ABD ordusu ve Teksaslı Bandidoslar Ukrayna’da

Yayınlanma

ABD askerlerinin Ukrayna’daki varlığını doğrulayan Pentagon, Doğu Avrupa’da silah karaborsasını engelleme gerekçesiyle üç aşamalı eylem planı hazırladı. Planda sadece Ukrayna değil, karadan ve denizden Ukrayna’ya komşu olan devletler de ABD’nin teftiş ağına dahil ediliyor. Planda kurulacak ağın kapsadığı ülke adları zikredilmezken Orta Doğu ve Balkanlardakine benzer bir silah karaborsası oluştuğu gerçeği örtük bir şekilde itiraf ediliyor.

ABD Savunma Bakanlığı’nın (Pentagon), ABD askerlerinin Ukrayna’daki faaliyetlerine ilişkin resmi bir açıklamasına görei ABD ordusundan uzman personeller Ukrayna’da silah teftişi yapacak. İncelemenin konusu özetle; ABD ve Batı menşeili silahların akıbeti. Yüksek teknoloji ürünü konvansiyonel silahların uygun bir şekilde kullanılıp kullanılmadığı. En önemlisi; silahların Rusya’nın eline geçmediğinden emin olmak ve silah karaborsasının yayılmasını “engellemek.”

31 Ekim tarihinde gazetecilere konuya ilişkin bilgilendirme toplantısı yapan Pentagon, Ukrayna’ya gönderilen uzman askeri personelin sayısına ve nerede görev yapacaklarına ilişkin bilgi paylaşmadı. Yetkili, müfettişlerin “cephe hattına yakın olmayacaklarını” söyledi.

Bu açıklamayla Kiev’deki ABD diplomatik personelini koruyan askeri personelin dışında ABD ordusunun Ukrayna’daki varlığı ve faaliyetleri resmen teyit edilmiş oldu. Pentagon çatışmaların başlamasından 10 gün önce 14 Şubat tarihinde ülkedeki ABD askerlerini tahliye etmişti.

Pentagon: Kanıt yok şüphe var

Ukrayna’ya gönderilen ABD silahlarının yasadışı kullanımına ilişkin “güvenilir kanıt” görmediklerini de dile getiren Pentagon yetkilisi, “Yine de olası yasadışı yönlendirme (kaçakçılık) olasılığının farkındayız. Bunun gerçekleşmesini önlemek için proaktif olarak mevcut bütün adımları atıyoruz” dedi.

İnceleme sürecine giden yolda Cumhuriyetçi kanadın Ukrayna’ya gönderilen silahların akıbeti konusunda yaptığı eleştiriler de etkili oldu. Temsilciler Meclisi’ndeki Cumhuriyetçilerin Lideri Kevin McCarty, Ekim ayında yaptığı bir konuşmada Cumhuriyetçilerin Ukrayna’ya “açık çek” vermeyeceklerini söylemişti.

McCarty’nin Twitter hesabına 8 Ekim tarihinde sabitlediği iletide Biden ailesinin Ukrayna ile olan özel ilişkisine de dikkat çekiliyor:

“Gerçek: Joe Biden’ın aile üyeleri O’nun başkan yardımcısı olarak nüfuz sahibi olduğu yabancı bölgelerden kar elde etti. Hunter Biden, hiç deneyiminin olmadığı bir sektörde Ukraynalı bir şirketin yönetim kurulunda yer aldı. Tek özelliği babasının ABD’nin izlediği Ukrayna politikasını eleştirmesiydi.”

Silah karaborsası itirafı

Ukrayna’ya gönderilen silahların karaborsada satılması, terör gruplarının bu gelişmiş silahları edinebileceği “kara borsalar” kurulması Orta Doğu’daki tecrübelerden de hareketle son derece olası. Bu riskler, ABD Savunma Bakanlığının hazırladığı ve 27 Ekim’de duyurduğu “ABD’nin, Doğu Avrupa’daki Bazı Gelişmiş Konvansiyonel Silahların Yasadışı Yönlendirilmesiyle Mücadele Planı”nda açıkça belirtildi:

“Savaşlar, silahların hırsızlık ya da yasadışı satış yoluyla özel kişi ve grupların eline geçmesine olanak sağlayabilir. Savaşlar bazen de on yıllarca devam eden silah kara borsaları yaratabilir. 1990’larda Balkan Savaşlarından sonra olduğu gibi kriminal ve devlet dışı aktörler Ukrayna’daki kaynaklardan çatışma esnasında ya da sonrasında silah temin etmeye girişebilir.”

Pentagon planına göre özellikle elle taşınabilir küçük silahlar, MANPAD’ler ve anti-tank füzelerine karşı özel önlemler alınması gerekiyor. Bu tip silahların sivil uçakları hedef alan terör saldırılarında kullanılması da olasılık dahilinde.

Pentagon’un Doğu Avrupa için önleyici “kapasite inşa” planı

Biden yönetiminin Ukrayna’ya askeri uzman ve müfettişleri göndermesini sadece Cumhuriyetçi kanattan ve Rusya’dan gelen eleştirilere verilen bir yanıt olarak okuma ABD devletinin yaklaşımını tam olarak açıklamıyor. Pentagon, ilgili plan belgesinde gönderilen silahların Rus ordusunun eline geçmesi durumunda Moskova’nın bunu “karşı önlemler geliştirmek, propaganda yapmak veya yanıltma operasyonları yürütmek” için kullanacağı değerlendirmesi yapıyor.

Silah kaçakçılığı önleme planı, Pentagon’un çizdiği yol haritasına göre Ukrayna ile sınırlı değil.  “Eylem planı” yakın, orta ve uzun dönem olmak üzere üç aşamalı ve Doğu Avrupa’da geniş bir denetleme ağı örülmesini kapsıyor:

  • “Ukrayna ve komşusu olan ülkelerin silahlı güçlerinin, silahlarını transfer, depolama ve konuşlandırma aşamalarında hesap verebilir olmasını sağlanması ve koruma becerisinin güçlendirmesi
  • Ukrayna ve komşu devletlerde sınır yönetimini ve güvenliğin güçlendirilmesi
  • Belirli gelişmiş konvansiyonel silahların yasadışı ticaretini caydırmak, tespit etmek ve yasaklamak için Ukrayna ve komşu devletlerin güvenlik güçlerinin, kolluk kuvvetlerinin ve sınır muhafaza kurumlarının kapasitesini geliştirmesi.”

Belgede öngörülen plana göre eş güdüm mekanizmaları ise “Şüpheli silah kaçakçılarının izlemek ve soruşturmak, Ukrayna ve komşu ülkelerdeki kolluk kuvvetleri mensuplarının ve analistlerin yasaklanmış ya da ele geçirilmiş silahlarla ilgili bilgileri işleme ve paylaşma kapasitesini geliştirmek” olarak tanımlanmış.

“Azov Taburları kontrolden çıkabilir”

Europol teşkilatı da geçtiğimiz yaz Ukrayna’daki silahların Avrupa’ya yayılımı konusunda uyarıda bulunmuştu. 27 Ekim tarihinde ilgili AB Komisyonu da Ukrayna savaşı nedeniyle artan silah kaçakçılığı iddiaları üzerine yeni bir yasa tasarısı hazırladı. Komisyon, Ukrayna savaşının Avrupa’daki silah kara borsasına yeni bir kaynak teşkil ettiğini de not etti.

Rakamlar da tehlikenin boyutlarını gösteriyor. Pentagon, geçtiğimiz Şubat ayından bu yana Ukrayna’ya füze lançerlerini de içeren 10.000 silah ve 64 milyon küçük silah mühimmatı gönderdi.

2020 tarihli bir pentagon raporuna göre ABD, 2013’te Kiev’e yaptığı 30 milyon dolarlık askeri yardımı 2019 yılında 400 milyon dolara çıkardı. Pentagon’un sadece son sekiz ayda Kiev’e yolladığı askeri mühimmatın ederi ise 18 milyar doları buldu.

Uzmanlar bu büyüklükte bir askeri yardımın kara borsaya düşmesini ve tehlikeli örgütlerin eline geçmesini olasılık dahilinde görüyor.

ABD Düşünce Kuruluşu Responsible Statcraft, Ukrayna’da savaşın gidişatının radikal grupların daha güçlenmesi ve bu silahlar üzerinden grupların müstakil ordular kurabileceği tehlikesine dikkat çekiyor. Cato Institute’den Jordan Cohen’e göre de Azov taburları gibi yapıların ilerleyen dönemlerde Vladimir Zelenskiy’nin kontrol etmesi güçleşebilir. Cohen tehlikeyi, “Şayet Zelenskiy bu grupların kontrolünü kaybederse bana göre o aşamadan sonra bu tip grupların kendi askeri birimlerini yarattığını görmeye başlayacağız ve bu tehlikeli” sözleriyle tarif ediyor.

Bandidos’un Ukrayna’daki silah borsası

1966’da Teksas Sen Leon’da kurulan Bandidos Motorsiklet Kulübü’nün dünya çapında geniş bir örgütlenme ağı bulunuyor. Suç örgütü, Ukrayna’da da silah karaborsasındaki ürünlerin Avrupa içlerine nakledilmesi işlerinde başrol oynayan aktörler arasında. Ekim ayının sonunda Finlandiya Ulusal Soruşturma Bürosu, Ukrayna’ya gönderilen Batı menşeili silahların Bandidoslar gibi suç örgütleri aracılığı ile Finlandiya’daki yer altı dünyasına ulaşmış olabileceğini duyurdu. Fin yayın organı Yle’ye konuşan Müfettiş Christer Ahlgren, “Çeşitli ülkeler tarafından Ukrayna’ya gönderilen silahlar İsveç, Danimarka ve Hollanda’da bulundu” dedi. Müfettiş Ahlgren’e göre bu silahların Finlandiya yolunda olduğuna ilişkin kuvvetli işaretler mevcut.

Fin Müfettiş Ahlgren, bu karaborsasının büyük motorsiklet çeteleri tarafından işletildiğini söylüyor:

“Daha geniş bir uluslararası ağın parçası olan dünyadaki üç en büyük motosiklet çetesi Finlandiya’da faal durumda. Bunlardan biri Ukrayna’nın bütün büyük kentlerinde birimleri bulunan Bandidos Motosiklet Kulübü.”

Teksas kökenli Bandidoslar ve benzeri suç örgütleri ile ABD askerleri Ukrayna topraklarında kedi fare oyunu oynarken Rusya ve Avrupa Birliği arasında kocaman bir kara delik açılıyor.

Amerika

El Niño tahminleri güncellendi: Süreç daha uzun sürecek

Yayınlanma

ABD İklim Tahmin Merkezi, El Niño hava olayının beklenenden daha uzun süreceğini ve daha da güçleneceğini duyurdu. Merkezin son raporuna göre, bu yılki hava dalgasının 2027 baharına kadar sarkması ihtimali yüzde 97 olarak hesaplandı. Uzmanlar, kış başında zirve yapması öngörülen doğa olayının “çok güçlü” bir seviyeye ulaşma olasılığını ise yüzde 81 olarak açıkladı.

Dünya genelinde hava sıcaklıklarını ve yağış dengesini altüst eden El Niño hava dalgası etkisini artırıyor.

ABD ulusal tahmin uzmanları tarafından yayımlanan güncel iklim raporunda, doğa olayının önceki tahminlere kıyasla daha uzun süreceği ve daha da güçleneceği vurgulandı.

ABD Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesine (NOAA) bağlı İklim Tahmin Merkezi tarafından açıklanan verilere göre, mevcut El Niño dalgasının gelecek yıla taşarak 2027 yılının bahar aylarına kadar devam etme ihtimali yüzde 97 olarak saptandı.

Veriler ayrıca, bu iklim olayının kış başındaki zirve döneminde “çok güçlü” bir seviyeye ulaşma olasılığının yüzde 81 olduğunu ortaya koydu.

Tarihsel kayıtlara geçebilir

Meteoroloji literatüründe “süper” El Niño olarak da adlandırılan çok güçlü El Niño dönemlerine nadiren rastlanıyor.

İklim Tahmin Merkezi yetkilileri, öngörülerin gerçekleşmesi durumunda mevcut sürecin, kayıtların tutulmaya başlandığı 1950 yılından bu yana görülen en büyük El Niño olayları arasında yer alacağını kaydetti.

Columbia Üniversitesinden atmosfer bilimci Michael Tippett, CNN televizyonuna yaptığı değerlendirmede, “Kullanılan modellemelere bağlı olarak, bu tahminlerin eşi benzeri görülmemiş bir düzeye yakın olduğunu söylemek sanırım yanlış olmaz” ifadesini kullandı.

Süper El Niño ne anlama geliyor?

Uzmanlar, “süper” El Niño tanımlamasının her bölgede mutlaka olağanüstü hava felaketlerine yol açacağı anlamına gelmediğini hatırlatıyor.

İklim Tahmin Merkezi, konuya ilişkin açıklamasında, “En güçlü El Niño olayları bile her yerde aynı tipik etkilere neden olmaz. Ancak güçlü süreçler, beklenen hava senaryolarının gerçekleşme ihtimalini belirgin şekilde artırır” tespitine yer verdi.

Bu durum, klasik El Niño hava kalıplarının görülme olasılığının yükseldiği, ancak hiçbir bölge için kesin bir garanti olmadığı ve bazı bölgelerin diğerlerine kıyasla çok daha sert etkilenebileceği anlamına geliyor.

Birleşmiş Milletler (BM) daha önce yaptığı açıklamada, El Niño etkisiyle küresel ölçekte aşırı sıcak bir yaz mevsimine karşı hazırlıklı olunması uyarısında bulunmuştu.

Bu sıcaklık artışları dünyanın bazı bölgelerinde şimdiden etkisini gösterdi.

Kış mevsimine etkisi daha büyük olacak

El Niño, yaz ve sonbahar aylarında Atlantik Okyanusu’ndaki fırtına ve kasırga faaliyetlerini baskılama eğilimi taşırken, Pasifik’in doğu ve orta kesimlerindeki tropikal fırtınaları ise besliyor.

Bununla birlikte, doğa olayının en belirgin etkileri genellikle kış mevsiminde hissediliyor. El Niño kış aylarında kuzey bölgelerinde daha sıcak ve kurak bir havaya yol açıyor.

Buna karşın güney bölgelerinde ise daha fazla yağmur ve kar yağışının görüldüğü, daha ıslak bir kış mevsimi yaşanıyor.

Yağış ve kuraklık sınırını belirleyen hat, jet rüzgarlarının konumuna göre her yıl değişiklik gösteriyor.

Ulusal Hava Durumu Servisi verilerine göre, El Niño yıllarında özellikle ABD’nin batı kıyılarında yüksek gelgit kaynaklı su baskınları daha büyük bir sorun haline geliyor.

Geçmişteki El Niño dönemlerinde yine aynı kıyı şeridinde zararlı su yosunlarının hızla çoğaldığı saptanmıştı.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de 12 eyaletten Paramount ve Warner Bros birleşmesine dava

Yayınlanma

ABD’de Kaliforniya liderliğindeki 12 eyalet, Adalet Bakanlığının onayına rağmen Paramount ve Warner Bros. Discovery birleşmesini engellemek için dava açtı. Eyaletlerin başsavcıları, 111 milyar dolarlık bu işlemin rekabeti azaltacağını, fiyatları artıracağını ve içerik kalitesini düşüreceğini savunuyor.

ABD’de Kaliforniya’nın liderlik ettiği 12 eyaletten oluşan bir koalisyon, medya devleri Paramount ve Warner Bros. Discovery arasındaki birleşme işlemini engellemek amacıyla dava açtı.

CNN’in aktardığına göre dava, federal hükümete bağlı ABD Adalet Bakanlığının daha önce birleşmeye onay vermiş olmasına rağmen açıldı.

Kaliforniya Kuzey Bölge Federal Mahkemesine sunulan dava dilekçesine Kaliforniya’nın yanı sıra Arizona, Colorado, Connecticut, Massachusetts, Minnesota, Nevada, New Jersey, New Mexico, New York, Oregon ve Washington eyaletleri katıldı.

Haberde, davacı 12 eyaletin başsavcılarının tamamının Demokrat Parti üyesi olduğuna dikkat çekildi.

Kaliforniya Başsavcısı Rob Bonta, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, iki şirketin birleşmesinin “rekabeti ortadan kaldıracağını, fiyatların yükselmesine yol açacağını, içerik kalitesini düşüreceğini ve her yıl üretilen film ve dizi sayısını azaltacağını” ifade etti.

Davacılar, bu durumun izleyiciler için maliyet artışına yol açabileceğini ve sinema salonu gösterim ağını daha da zayıflatabileceğini savunuyor.

Adalet Bakanlığının onayı tartışma yaratmıştı

CNN, söz konusu davanın, federal düzenleyici kurumlar tarafından onaylanmış bir işlemi engellemek için eyalet yönetimlerinin harekete geçtiği en dikkat çekici örneklerden biri olduğunu yazdı.

ABD Adalet Bakanlığı birleşmeyi haziran ayında onaylamış, ancak bu karar bazı Demokratların tepkisini çekmişti. Kararı eleştirenler, onay sürecine siyasi faktörlerin etki etmiş olabileceğini öne sürmüştü.

Paramount cephesinden yapılan açıklamada ise davaya itiraz edileceği kaydedildi. Şirket, eyaletlerin iddialarını “hem fiili hem de hukuki açıdan hatalı” olarak nitelendirdi.

Açıklamada, birleşme işleminin ABD dahil birçok ülkedeki düzenleyici kurumlar tarafından halihazırda onaylandığı vurgulandı.

Warner Bros. Discovery, dava konusu edilen haber kanalının da bağlı bulunduğu ana kuruluş konumunda yer alıyor.

CNN’in aktardığına göre, anlaşmayı eleştirenler satın alma tamamlandıktan sonra Paramount’un CNN üzerinde kontrol sahibi olmasından ve kanalı CBS News ile birleştirmesinden endişe duyuyor.

Ancak eyaletlerin açtığı dava, haber yayıncılığından ziyade öncelikle eğlence sektörünün geneli üzerindeki etkilere odaklanıyor.

Warner Bros. alımında Paramount’a Körfez ülkelerinden dev fon

İşlemin tamamlanması ertelendi

Reuters’ın Oregon Başsavcılığına dayandırdığı ve dava dosyalarında yer alan bilgilere göre, Paramount daha önce yaptığı açıklamada Warner Bros. satın alma işlemini 22 Temmuz’dan önce tamamlamayacağını bildirdi.

Şirketin işlemi ilk etapta 16 Temmuz’da kapatmayı hedeflediği belirtildi.

Oregon Başsavcılığı, mahkemeden şirketin ek belgeler sunmasını zorunlu kılmasını ve incelemelerin yapılabilmesi için birleşmenin tamamlanma tarihinin 60 gün süreyle ertelenmesini talep etti.

Paramount, Warner Bros.’u devralma sürecini sürdürüyor. Şirket, 111 milyar dolar değerindeki bu anlaşmanın onaylanması için ABD Federal İletişim Komisyonuna (FCC) resmi başvuruda bulundu.

Satın alma anlaşması, Paramount’un rakibi Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından imzalanmıştı. Paramount daha sonra Netflix’i birleşme sürecini sabote etmeye çalışmakla suçlamıştı.

Mayıs ayında Financial Times gazetesi, Avrupalı sinema sektörü temsilcilerinin de Avrupa Komisyonuna çağrıda bulunarak anlaşma hakkında derinlemesine bir antitröst incelemesi talep ettiğini yazmıştı.

Avrupalı üreticiler, birleşmenin kültürel çeşitlilik, bağımsız film yapımcılığı ve Avrupa pazarındaki rekabet üzerinde riskler oluşturduğu yönünde uyarılarda bulunmuştu.

Paramount, Warner Bros. anlaşmasını erteledi

Okumaya Devam Et

Amerika

Lindsey Graham’ın kız kardeşi Senato koltuğunu devralıyor

Yayınlanma

Hafta sonu hayatını kaybeden Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham’ın yerine, ocak ayında dolacak görev süresini tamamlamak üzere kız kardeşi Darline Graham Nordone atandı. Güney Carolina Valisi Henry McMaster tarafından yapılan atama kararına, ABD Başkanı Donald Trump da destek verdi. Ağustos ayında tam dönem senatörlük için özel bir ön seçim gerçekleştirilecek.

Güney Carolina Valisi Cumhuriyetçi Henry McMaster, hafta sonu ani şekilde hayatını kaybeden Cumhuriyetçi Senatör Lindsey Graham’ın yerine, görev süresinin geri kalanını tamamlaması için senatörün kız kardeşi Darline Graham Nordone’u atadı.

Nordone’un Graham’ın mevcut görev süresinin dolacağı ocak ayına kadar Senatoda görev yapması öngörülüyor. Altı yıllık tam Senato dönemi için ise ağustos ayında Cumhuriyetçi Parti içinde ayrı bir özel ön seçim düzenlenecek.

Vali McMaster kararını açıklarken şu ifadeleri kullandı:

“Bugün, yasalar çerçevesinde, bu karşı konulamaz, yeri doldurulamaz ve sıra dışı insanın yerine görev süresinin geri kalanında hizmet edecek birini atamak benim görevim ve onurdur. Lindsey geçmiş yıllarda küçük kız kardeşine kol kanat germişti. Şimdi onun yarım kalan işini tamamlamasını kız kardeşi Darline Graham’dan istemek benim için bir onurdur.”

Nordone, bu görevlendirme için McMaster’a teşekkür ederek bunu “bir onur” olarak nitelendirdi ve “Lindsey her zaman benim yanımdaydı, şimdi de ben onun için orada olacağım” dedi.

ABD Başkanı Donald Trump da pazartesi günü erken saatlerde Nordone’a desteğini açıklayarak, bu atamanın ağabeyinin anısına “harika bir saygı duruşu” olacağını belirtti.

Senatoda sarsıntı yaratan ölüm

Senatör Lindsey Graham’ın cumartesi günü ani ölümü, dış ve iç politika konularında Kongre’nin üst kanadında 23 yıldır önemli bir ağırlığa sahip olan bir ismin kaybedilmesiyle Senatoda halefiyet tartışmalarını başlattı.

Ofisinden pazar günü erken saatlerde yapılan açıklamada, Graham’ın cumartesi günü “kısa ve ani bir hastalık” nedeniyle yaşamını yitirdiği bildirildi. Washington Adli Tıp Kurumu Başkanı, 71 yaşındaki senatörün ön ölüm nedeninin, arteriosklerotik kardiyovasküler hastalığa bağlı aort damarı yırtılması olduğunu açıkladı.

Pazar günü Demokrat ve Cumhuriyetçi senatörler, dört dönem Güney Carolina senatörlüğü yapan Graham ile ilgili kişisel anılarını paylaşarak taziyelerini iletti.

Cumhuriyetçi Senatör Ted Cruz, kendisinin, Graham’ın, Cumhuriyetçi Senatör Katie Britt ve Senatör Eric Schmitt’in Paris’teki Eyfel Kulesi önünde çekilmiş 2024 tarihli bir fotoğrafını paylaştı.

Cruz, sosyal medya platformu X üzerinden yaptığı paylaşımda, “Bu fotoğraf telefonumda karşıma çıktı. Normandiya Çıkarması’nın 80. yıl dönümü için oraya gittiğimiz dönemden kalma” yazdı.

Demokrat Senatör Elizabeth Warren da pazar günü yaptığı açıklamada, Afganistan ve Ukrayna seyahatleri sırasında Graham’ı yakından tanıma fırsatı bulduğunu belirtti.

Dış politikadaki şahin duruşuyla bilinen Cumhuriyetçi senatör, Rusya’nın askeri müdahalesine karşı Ukrayna’ya güçlü destek veriyordu. Graham, vefatından bir gün önce, cuma günü Kiev’de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile bir araya gelmişti.

Warren, X paylaşımında, “Büyük teknoloji şirketlerine yönelik yasa tasarımız için mücadeleyi yeniden başlatmak üzere yeni bir araya gelmiştik. Birçok konuda fikir ayrılığı yaşasak da her zaman mizah ve zeka ile müzakereye açıktı. Kalbim onun sevdikleriyle birlikte” ifadelerini kullandı.

Graham, selefi Cumhuriyetçi Senatör Strom Thurmond ile Demokrat senatörler Ellison Smith ve Ernest “Fritz” Hollings’in ardından Güney Carolina tarihinin en uzun süre görev yapan dördüncü senatörüydü.

Graham’ın halefinin kim olacağına ilişkin karar Güney Carolina Valisi Henry McMaster’a aitti. Eyalet yasalarına göre vali, ölen senatörün 3 Ocak 2027’de sona erecek görev süresini tamamlamak üzere geçici bir isim atamakla yükümlü.

Graham, geçen ay yapılan ön seçimleri kazanmış ve muhafazakar eyalette beşinci dönem için güçlü bir konumda yer alıyordu.

Senatörün ölümü sebebiyle eyalette, Demokrat aday Annie Andrews’un karşısına çıkacak ismi belirlemek üzere Graham’ın ölümünden tam bir ay sonra, 11 Ağustos’ta özel bir ön seçim düzenlenmesi gerekiyor.

Ön seçim adaylık başvuruları 21 Temmuz’da başlayıp 28 Temmuz’da sona erecek. İhtiyaç duyulması halinde, eyalet yasaları gereği ikinci tur oylama 25 Ağustos’ta yapılacak.

Güney Carolina’da birçok Cumhuriyetçi şimdiden bu koltuğa ilgi gösteriyor. Temsilciler Meclisi Üyesi Nancy Mace, pazar günü yaptığı açıklamada bu özel ön seçimde aday olma ihtimalini dışlamadığını belirtti.

Geçen ay yapılan vali ön seçimlerinde beşinci sırada kalan ve ocak ayında Temsilciler Meclisinden ayrılacak olan Mace, Fox News Live yayınında, “Hayata bir kez geliyorsunuz. Eğer Güney Carolina halkı bu sıfatla hizmet etmemi isterse, buna kesinlikle bakarım” dedi.

Mace’in, adaylık gücünü ölçmek amacıyla bu hafta anket yaptırması bekleniyor.

Valilik ön seçimini üçüncü sırada tamamlayan Temsilciler Meclisi Üyesi Ralph Norman da pazar günü Bloomberg Government’a yaptığı açıklamada, Graham’ın koltuğu için adaylığı düşündüğünü söyledi.

Norman, bu süreçte Donald Trump’tan destek istediğini, Trump’ın ise kendisine “Bana bir hafta ver” yanıtını ilettiğini aktardı.

Trump ise pazar günü yaptığı açıklamada, Graham’ın yerine geçecek isim için aklında biri olduğunu ancak senatöre saygısından dolayı henüz isim vermeyeceğini kaydetti.

NBC News’in “Meet the Press” programında Kristen Welker’ın sorularını yanıtlayan Trump, “Herhangi biri hakkında konuşmak istemiyorum ama gerçekten çok iyi olduğunu düşündüğüm biri var” dedi.

Graham’ın vefatı; üyesi olduğu Senato Bütçe, Çevre ve Bayındırlık, Yargı ve Ödenek komisyonlarında da boşluk yarattı.

Ocak 2025’ten bu yana Bütçe Komisyonuna başkanlık eden Graham, Cumhuriyetçi senatörleri Trump’ın önceliklerini bir araya getiren kapsamlı yasa tasarısı arkasında birleştirmede önemli rol oynamıştı.

Cumhuriyetçi Senato grubu, yaklaşık 18 ay önce bu göreve seçtiği Graham’ın halefini belirlemek üzere yeni bir oylama yapacak.

Senato Cumhuriyetçi grubu kurallarına göre, komisyon başkan adaylarının belirlenmesi çok aşamalı bir onay sürecine tabi bulunuyor ve komisyondaki Cumhuriyetçi üyelerin aday göstermesi ile grup çoğunluğunun gizli oylamayla onayını gerektiriyor.

Graham’ın vefatının ardından Bütçe Komisyonu 10 Cumhuriyetçi ve 10 Demokrat üyeden oluşuyor. Komisyonun kıdemli Demokrat üyesi olan Oregon Senatörü Jeff Merkley, pazar günü yaptığı açıklamada Graham’ın ölümünden dolayı şoke olduğunu ifade etti.

Merkley, X üzerinden yaptığı paylaşımda, “Ukrayna’nın savunulması ve birçokları için şaşırtıcı olsa da iklim değişikliği konularında güçlü ortak çıkarlarımız vardı. Bütçe Komisyonu da dahil olmak üzere üç ayrı komisyonda birlikte çalışırken birbirimizi yakından tanıdık” diye yazdı.

Bütçe Komisyonu, Graham’ın ölümünün ardından salı günü yapılması planlanan Hal Duncan’ın Beyaz Saray Bütçe Yönetim Ofisi Müdür Yardımcılığı adaylığına ilişkin toplantısını iptal etti.

Graham’ın yerine komisyon başkanlığına geçmesi beklenen Wisconsin Senatörü Ron Johnson’ın sözcüsü, pazar günü The Hill’e yaptığı açıklamada, senatörün resmi duyuru yapıldığında bütçe başkanlığı görevini üstlenmeye hazır olduğunu bildirdi.

Graham’ın vefatı, Senato Ödenek Komisyonu Başkanı Susan Collins için de dengeleri değiştirdi. Graham’ın kaybı ve haziran ayındaki düşüşünden bu yana hastanede tedavisi süren Kentucky Senatörü Mitch McConnell’ın yokluğu sebebiyle Demokratlar komisyonda 14’e 13 çoğunluk elde etti.

Senatoya Graham’dan önce giren 12 senatörden biri olan Collins, pazar günü yaptığı paylaşımda “iyi bir dost ve değerli bir meslektaşını” kaybettiğini belirterek, “Onun yasama becerileri ve eksilmeyen nüktedanlığı, kendisiyle birlikte çalışma şansına erişen bizler tarafından çok aranacak” dedi.

Senato Çoğunluk Lideri John Thune da pazar günü yayınladığı taziye mesajında Graham’ın askeri hakimlik görevine, ABD Hava Kuvvetlerindeki albaylık rütbesine ve “dünyada iyiliği sağlamak için Amerika’nın askeri gücüne olan inancına” atıfta bulundu.

Dış müdahaleleri savunan çizgisiyle bilinen Graham, 2000’lerin başında Irak’a yönelik operasyonu ve yakın zamanda da İran’a karşı askeri adımları desteklemişti.

Thune paylaşımında, “Güney Carolina’nın kıdemli senatörü olarak Lindsey, eyaleti için tutkuyla mücadele etti. Benim ve diğer birçok kişi için güvenilir bir danışman ve meslektaştı. Birçok devlet başkanı onun tavsiyelerine güvendi. Federal yargı, ulusal savunma ve Güney Carolina üzerindeki etkisi nesiller boyu hissedilecektir” ifadelerine yer verdi verdi.

Lindsey Graham’ın ölümünün ardından halefiyet yarışı başladı

Ölüm nedeni aort damarı yırtılması olarak açıklandı

Washington Adli Tıp Kurumu pazar günü yaptığı açıklamada, Senatör Lindsey Graham’ın cumartesi günü arteriosklerotik kardiyovasküler hastalıktan kaynaklanan aort rüptürü nedeniyle hayatını kaybettiğini duyurdu.

Adli Tıp Kurumu Başkanı Dr. Francisco Diaz’ın ofisinden yapılan açıklamada, “Toksikolojik ve mikroskobik testler tamamlanana kadar ölüm belgesi nihai hale getirilmeyecektir. Test sonuçlarının ardından ölüm nedeni ve şekli kesin olarak güncellenecektir” denildi.

Graham’ın ofisinden yapılan sosyal medya paylaşımında ise senatörün ailesinin bu zor süreçte mahremiyet talep ettiği ve dualar için minnettar olduğu belirtildi.

Diaz’ın ofisi ve Washington Metropolitan Polis Departmanı tarafından yapılan ortak açıklamada, Graham’ın vücudunda herhangi bir madde bulunup bulunmadığını belirleyecek olan toksikolojik incelemelerin tamamlanmasının zaman alacağı ifade edildi.

NBC News tarafından elde edilen telsiz kayıtlarına göre, cumartesi gecesi Graham’ın Washington’daki evi için “kalp durması” ihbarı yapılması üzerine acil sağlık ekipleri adrese sevk edildi ve olay yerinde kalp masajı uygulandı.

Olay yerinden paylaşılan fotoğraflarda, sağlık görevlilerinin Graham’ın evinden bir kişiyi sedyeyle ambulansa taşıdığı, polis araçları ve itfaiye kamyonlarının da evin önünde hazır bulunduğu görüldü.

Senatonun tatilde olduğu geçen hafta içinde Ukrayna’ya giden Graham, cuma günü Kiev’de Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile bir araya gelmişti.

ABD Başkanı Donald Trump, pazar günü yaptığı açıklamada, cuma günü Washington’a dönen Graham ile cumartesi akşamı telefonda görüştüğünü söyledi.

Trump, NBC News’e verdiği demeçte, “Sesi biraz yorgun geliyordu ama gayet iyiydi. Yorgun olmakta da son derece haklıydı” dedi.

Mayo Clinic verilerine göre aort damarı yırtılması, vücudun ana atardamarı olan aortun iç tabakasında meydana gelen yırtılma ile kanın bu tabakalar arasına sızması sonucu oluşuyor ve ölümcül sonuçlar doğurabiliyor.

Genellikle 60 ve 70’li yaşlardaki erkeklerde görülen bu rahatsızlığın belirtileri arasında ani ve şiddetli göğüs veya sırt ağrısı, şiddetli karın ağrısı ve bilinç kaybı yer alıyor.

Cleveland Clinic verilerine göre kardiyovasküler hastalıklar, dünya genelinde ve ABD’de birincil ölüm nedeni olarak kaydediliyor.

Aile geçmişinde bu rahatsızlığı barındıran kişilerin risk altında olduğu belirtilirken, Graham’ın babası Florence Graham’ın da 68 yaşında kalp krizinden hayatını kaybettiği biliniyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English