Bizi Takip Edin

Amerika

Trump, Hazine Bakanlığına eski Soros yöneticisi Bessent’i atadı

Yayınlanma

Seçilmiş başkan Donald Trump’ın karar vermekte zorlandığı Hazine Bakanlığına, uzun yıllar George Soros’un yanında çalışmış hedge fonu yöneticisi Scott Bessent getirildi.

Bessent kararı açıklanınca, Financial Times’a göre, Wall Street ve piyasalar “rahat bir nefes aldı.”

Bessent, Wall Street Journal’a (WSJ) yaptığı açıklamada, göreve gelir gelmez seçilmiş başkanın vergi indirimi ve gümrük vergisi vaatlerini yerine getirmeye odaklanacağını söyledi.

Gazetenin haberine göre Bessent, ayrıntılara girmese de, gümrük tarifelerinin yürürlüğe konması ve harcamaların azaltılmasının da odak noktası olacağını söyledi.

Habere göre deneyimli hedge fonu yöneticisi, “doların dünyanın rezerv para birimi statüsünü korumak” için çalışacağını da sözlerine ekledi.

Makro hedge fonu Key Square Group LP’yi yöneten Bessent, Trump’ın gelecek yıl sona erecek olan 2017 vergi indirimlerinin bir kısmının yenilenmesi ve finansal düzenlemelerin gevşetilmesini içeren seçilmiş başkanın gündeminin uygulanmasında çok önemli olacak.

Bessent’in seçimi, Trump’ın dönüşünün küresel piyasalarda sarsıntılara yol açacağına dair beklentileri azaltmasıyla, dünya genelinde para birimlerinin dolar karşısında yükselişini hızlandırdı.

Bloomberg, Wall Street tecrübesine sahip Bessent’in seçilmesinin piyasadaki etkin özneler arasında yarattığı rahatlama hissinin altını çiziyor. Bessent, ticaret kısıtlamalarının uygulanmasında kademeli bir yaklaşım çağrısında bulundu ve tarifelerin tam boyutu konusunda müzakereye açık göründü.

Hong Kong’daki Societe Generale’de stratejist Stephen Spratt, müşterilere gönderdiği bir notta, Bessent’in “emin ellerde” bir aday olduğu yönündeki piyasa görüşünün, daha alışılmışın dışında ve daha az nitelikli bir aday riskinin fiyatlandırılmasıyla, ABD Hazine tahvillerinde bir rahatlama rallisi görebileceğini yazdı.

Spratt, Bessent’in tarifelerin kademeli olarak uygulanması gerektiği ve şu anda tartışılan vergilerin “maksimalist” pozisyonlar olduğu görüşünün Asya para birimlerine yardımcı olacağını söyledi.

Trump Bessent’i “hoş görünümlü bir adam ve Wall Street’teki en zeki adamlardan biri” olarak nitelendirmişti.

Milyarder George Soros için 1990’larda ve 2010’larda iki kez çalışan ve Soros’a milyarlar kazandıran Bessent, ayrıca Suudi Arabistan’ın en zengin ailelerinden birine ve Japonya’nın son başbakanı Shinzo Abe’ye kadar dünyanın en zengin yatırımcıları ve en etkili politika yapıcılarından bazılarıyla ilişkiler kurdu.

Forbes’a göre kariyerinin çeşitli aşamalarındaki eski meslektaşları onun yatırım zekâsını övüyor. Soros Fon Yönetiminde Bessent ile birlikte çalışan biri, “Biraz çekingen ve sakin biri gibi görünür ama serttir. Aptallara tahammülü yok,” dedi.

Soros’un şirketinde Bessent’e rapor veren bir başka kişi de, “Son derece duygusuz bir adam. Bir anlaşma için 12 ila 16 ay zaman harcadığımız işlemlere dahil olduk. Bu işlemlerin sonuna geldiğimizde ve gerçekler değiştiğinde Scott’ın fikri değişirdi. Bir şeyden vazgeçme yeteneğine sahip,” ifadelerini kullandı.

Kendisine rapor veren bir kişi, Bessent’in “[Soros’tan] korkmayan birkaç kişiden biri olduğunu” söyledi ve “Bence [ikisi] oldukça güçlü bir kombinasyondu,” dedi.

Bessent Trump’ı yıllardır tanıyor. Bir tanıklığa göre, Donald Trump’ın merhum küçük kardeşi Robert Trump’ın eşi Blaine Trump ile iyi arkadaştı. Bessent, Trump’ın 2016’daki açılış komitesine 1 milyon dolar bağışta bulundu ama bu seçim döneminde Trump’ın yanında yer aldı, Trump’ın mitinglerine katıldı ve önemli bir ekonomi danışmanı oldu.

Yine bu seçimde Trump’ı ve diğer Cumhuriyetçi adayları ve komiteleri desteklemek için 3 milyon dolar bağışta bulundu. 

Bessent, seçim arifesinde, Trump kampanyasının son iki mitingine katılmak üzere Pittsburgh ve Grand Rapids’e gitmeden hemen önce Yale Club’dan Forbes’a verdiği bir telefon röportajında, “[Trump] ekonomi politikası konusunda çok sofistike. Konuşmak istediği pek çok şey var,” demişti.

Amerika

Lockheed Martin ile ABD ordusu arasında 694 milyon dolarlık füze imzası

Yayınlanma

ABD Hava Kuvvetleri, AGM-183A ARRW hipersonik füzelerinin üretimi kapsamında savunma sanayisi şirketi Lockheed Martin ile 694 milyon dolarlık sözleşme imzaladı. Hipersonik silah projelerine 2018’den beri 12 milyar dolardan fazla bütçe ayıran Washington yönetimi, diğer füze programlarında ise çeşitli kalite ve tedarik gecikmeleriyle karşılaşıyor.

ABD Hava Kuvvetleri, AGM-183A Havadan Fırlatılan Hızlı Müdahale Silahı (ARRW) adlı hipersonik füzelerin üretimi için savunma sanayisi şirketi Lockheed Martin ile 694 milyon dolarlık sözleşme imzaladı.

ABD Hava Kuvvetleri Basın Servisi, anlaşmanın 29 Eylül tarihinde ABD Savaş Bakanlığının sektör genelinde uyguladığı esnek tedarik programı çerçevesinde yapıldığını duyurdu.

ARRW hipersonik füzesi, katı yakıtlı bir fırlatma motoruyla donatılmış yapısıyla dikkati çekiyor. Bu itici güç, mühimmatı ses hızının beş katının üzerine çıkarıyor; ardından hipersonik süzülme bloğu ana gövdeden ayrılıyor.

ABD Hava Kuvvetlerinin paylaştığı teknik verilere göre füze, uzak mesafelerden yüksek öneme sahip, güçlü şekilde korunan ve zaman kaybetmeden ani vuruş gerektiren hedeflerin imhası için tasarlandı.

Söz konusu füze sisteminin seri üretim aşamasına geçişini değerlendiren ABD Hava Kuvvetleri Bakanı Troy Meink, bu adımı ileri silah sistemleri geliştirme programında bir dönüm noktası şeklinde tanımladı.

Meink konuya ilişkin açıklamasında, “Bu gelişme, ileri silah geliştirme programımızda bir dönüm noktasıdır. ARRW projesini test aşamasından üretim safhasına geçirerek muharebe birlikleri komutanlarına hasmın en modern erişimi engelleme ve alandan men etme sistemlerini aşabilecek kabiliyette, yüksek hızlı ve güvenilir bir silah sağlıyoruz” ifadelerini kullandı.

Bakanlık, sipariş kapsamındaki füze adedini ve teslimat takvimini güvenlik gerekçeleriyle kamuoyuna açıklamadı.

Dark Eagle füzelerinin konuşlandırılması gecikmelerle karşılaştı

Bloomberg’in bu ayın başında yayımladığı habere göre ABD Kara Kuvvetleri, Dark Eagle adını taşıyan ilk uzun menzilli hipersonik füzesinin sahaya intikalini üç yılı aşkın süre ertelemek zorunda kaldı.

Program İdaresinden alınan bilgiler, konuşlandırma faaliyetlerinin halen devam ettiğini gösteriyor. Sistemin tam muharip düzenle konuşlandırılması için ek eğitimlerin tamamlanması, teknik desteğin sağlanması ve kompleksin operasyonel hazır oluş seviyesine ulaştırılması gerekiyor.

Füzenin teslim ve konuşlandırma takviminde, 2023 ve 2025 yılları da dahil olmak üzere defalarca erteleme kararı alındı. ABD Kara Kuvvetleri Füze Programları Yöneticisi Korgeneral Frank Lozano, temmuz ayında Bloomberg’e yaptığı açıklamada, üretici firma Lockheed Martin’in imalat hattında kalite kusurları görüldüğünü bildirdi.

İlk partide yer alan geri kalan füzelerin ordu tarafından kabul edilmesinin, söz konusu üretim aksaklıklarının giderilmesine bağlı olduğu ifade edildi.

Bloomberg’in aktardığı rakamlara göre ABD, hipersonik silah projelerinin araştırma ve geliştirme süreçlerine 2018 yılından bu yana 12 milyar dolardan fazla bütçe harcadı.

Öte yandan The War Zone yayını, Ekim 2026’da ABD yapımı bir diğer çalışma olan HACM adlı hipersonik seyir füzesinin ilk uçuş testinin yapıldığını yazdı. Bu mühimmatın seri üretimine ise 2027 yılına kadar başlanması hedefleniyor.

Daha önce The Wall Street Journal gazetesinde yer alan bir değerlendirmede, hipersonik silah teknolojileri üzerinde 60 yıldır çalışan ABD’nin, Rusya ve Çin ile kıyaslanabilir düzeyde somut bir başarı elde edemediği kaydedilmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

Trump: Brezilya seçimleri hileli görünüyor

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, Lula’nın kazandığı Brezilya başkanlık seçiminin, herhangi bir kanıt sunmadan “hileli” gibi göründüğünü iddia etti.

 Trump, Maryland’daki Andrews Ortak Üssü’nde gazetecilere yaptığı açıklamada, “Açıkçası, yine hileli bir seçim gibi görünüyordu. Taraftar olmadım, ama dünya gözünde çok kötü bir izlenim bıraktı. Seçimler tartışmasız olmalı ve bana gerçekten çok kötü göründü,” dedi.

Öte yandan aynı basın toplantısında Trump, bunun herhangi bir sonucu olup olmayacağı konusunda çekimser davrandı.

“Seçimle ilgili bir şey yapacak mısınız?” sorusuna başkan, “Ben Brezilya’yı yönetmiyorum, ABD’yi yönetiyorum,” diye yanıt verdi.

“Lula’yı severim” diye ekleyen Trump, bunun yine de “kötü bir izlenim” yarattığını belirtti.

Pazar günü dördüncü dönemini garantileyen Lula’nın tarihi zaferi, Trump ve hareketi için de yenilgi anlamına geldi.

Başkan hiçbir adayı açıkça desteklemedi ama daha geniş kapsamlı MAGA hareketi gibi, zaman zaman Lula’nın sağcı rakini Flávio Bolsonaro’yu övmüştü.

Trump ayrıca, Brezilya’nın eski Başkanı Jair Bolsonaro’yu da kamuoyu önünde desteklemişti.

Bu yorumlar, seçimin hile sonucu gerçekleştiğini iddia eden genç Bolsonaro’nun sözlerini yansıtıyordu.

Mağlup aday, ulaşımdaki gecikmeleri telafi etmek amacıyla oy verme süresini iki saat uzatan ve Lula tarafından atanan bir Yüksek Mahkeme yargıcının pazar günü geç saatlerde aldığı karara işaret etti.

Reuters, uzatılan saatlerde 35.000’den az oy kullanıldığını bildirdi; bu rakam, Lula’nın 4 milyonluk oy farkının çok altında kaldı.

Ayrıca Bolsonaro’nun partisi de bazı bölgelerde oy verme merkezlerinin açık kalmasını talep etti.

Trump da pazartesi günü, “Verilen uzatma çok tuhaftı,” dedi.

Bolsonaro, dört yıl önceki babası gibi, yenilgiyi kabul etmeyi reddetti ve sonuçların iptal edilmesini talep etti.

Kötü hava koşulları ve ulaşımdaki aksaklıklar bazı seçmenlerin sandığa gitmesini engellediğinde, her iki kampanya da bu gerekçeyle süre uzatımı talep edebiliyor.

Bir Brezilyalı yetkili, oy sayılarının tartışmaya açık olmadığını belirterek, ABD’nin eninde sonunda Lula’nın zaferini tanıyacağına dair güvenini dile getirdi.

Ayrıca yetkili, “Trump tanımazsa ne olur ki? En fazla, Çin’in yararına olacak şekilde diplomatik ilişkileri kesebiliriz fakat ABD, bir kukla hükümeti dayatmak için Brezilya’yı işgal etmeyecektir. Biz Venezuela değiliz. Hükümetimiz ayakta kalacaktır,” diye ekledi.

Dışişleri Bakanlığı, ABD’nin Lula’yı zaferinden dolayı tebrik edip etmeyeceğine ilişkin yorum taleplerine yanıt vermedi.

Lula’nın zaferi, Trump yönetiminin ABD’nin iradesini tüm yarımküreye dayatma yeteneğinin sınırlı olduğunu gösterdi. 

Brezilyalı lider, gümrük vergileri gibi konularda Trump’a karşı çıkmakla kalmamış, pazar günkü oylamayı ülkenin demokrasisini ve kendi bağımsız kararlarını alma yeteneğini kurtarmanın anahtarı olarak da nitelendirmişti.

Bu, Washington ile ilişkiler kötüye gitmeye devam ederse Çin ile bağların daha da derinleştirilmesini de içerebilir.

Yönetim, Lula’yı aktif olarak hedef almakla Brezilya’nın solcu hükümetiyle kırılgan bir ateşkes sürdürmek arasında gidip geldi.

2025 yılında Trump yönetimi, 2022 seçimlerinin ardından başarısızlıkla sonuçlanan bir darbe girişimini kışkırtmakla suçlanan eski Cumhurbaşkanı Bolsonaro’ya yönelik kovuşturmaların sonlandırılması için Brezilya’yı zorlamak amacıyla yüksek gümrük vergileri uyguladı.

Fakat bu önlemler, Lula’nın siyasi konumunu güçlendirme gibi istenmeyen bir etkiye yol açtı ve bu başarısızlık, her iki ülkeyle de bağları olan iş çevrelerinin arka kanallardan yaptığı girişimlerle birleşince, durumu bir süreliğine yatıştırdı.

Lula’nın zaferi, Trump’ın MAGA kampındaki bazı kesimlerden hızlı bir tepkiye yol açtı.

Trump’ın Jamaika büyükelçisi adayı ve Trump’ın görev süresinin başlarında Voice of America’yı lağv eden kişi olan Kari Lake ve Trump’ın eski danışmanı ve MAGA ideoloğu Steve Bannon da dahil olmak üzere, MAGA figürleri yolsuzluk iddialarını dile getirdi.

Bannon, Trump ve Dışişleri Bakanı Marco Rubio’dan diplomatik ilişkileri kesmelerini ve “Brezilya ile her şeyi sonlandırmalarını” istedi.

Trump’ın ticaret danışmanı Peter Navarro, Brezilya Yüksek Mahkemesi yargıcının Pazar günü oy verme süresini uzatmasının ardından, bu sonucun “ara seçimler için ibretlik bir hikâye” olduğunu söyledi.

Navarro, “Lula’nın sorunu sadece güvenilemez olması değil, aynı zamanda komünist Çin’in kontrolü altında olması ve onun emrinde hareket etmesi,” dedi.

Danışman Jason Miller, seçim sonuçlarını kabul etmenin “imkansız” olduğunu belirten Bolsonaro’nun seçim kampanyası açıklamasını yeniden paylaştı.

Turning Point USA sözcüsü ve The Charlie Kirk Show’un yapımcısı Andrew Kolvet, Lula’nın seçimlerin birinci ve ikinci turları arasında nasıl bu kadar büyük bir destek artışı sağlayabildiğini sorguladı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Demokratlar Trump’ın Rusya ile dizel anlaşmasını yargıya taşıyor

Yayınlanma

Demokrat Kongre üyeleri, Donald Trump’ın Vladimir Putin ile vardığı dizel yakıtı anlaşmasını iptal ettirmek ve soruşturmak için harekete geçti. Ülkenin en büyük bankaları ve limanlarına resmi mektup gönderen parlamenterler, 2022 tarihli ithalat yasağını hatırlatarak operasyonlara ait tüm kayıtların 28 Ekim’e kadar korunmasını istedi.

ABD Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında varılan dizel yakıt sevkiyatı mutabakatı, Washington’da sert bir hukuki ve siyasi dirençle karşılaştı.

Demokrat Partinin önde gelen isimleri, anlaşmayı yargıya ve Kongre soruşturmalarına taşımak üzere harekete geçti.

Axios haber sitesinin ulaştığı resmi mektuba göre Demokratlar, seçimlerin ardından Kongrenin bir veya her iki kanadında çoğunluğu elde etmeleri halinde, Moskova ile yapılan bu mutabakatı mercek altına almayı öncelikli hedeflerinden biri yapacak.

Kongre üyelerinin hazırladığı mektupta, Rus menşeli dizel yakıtın ABD’ye sokulmasının ciddi hukuki soru işaretleri yarattığı, hem yargı süreçlerine hem de Kongre soruşturmalarına konu olabileceği vurgulandı.

Girişimin arkasında kritik mevkilerdeki isimler yer alıyor. Belgeye imza atan Demokrat senatörler Chris Coons, Elizabeth Warren, Ron Wyden ve Sheldon Whitehouse, partilerinin Senatoda çoğunluğu kazanması durumunda sırasıyla Dış İlişkiler, Bankacılık, Finans ve Adalet komisyonlarının başkanlık koltuğuna oturabilecek konumda.

Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komisyonu başkanlığına aday olan Demokrat Temsilciler Meclisi üyesi Gregory Meeks, Demokrat Senatör Jeanne Shaheen ve Cumhuriyetçi Senatör Thom Tillis de çağrıya imza koydu.

Hazırlanan uyarı mektubu doğrudan finans ve lojistik sektörünün merkezine gönderildi.

Alıcılar listesinde ABD’nin en büyük altı finans kuruluşu olan JPMorgan Chase, Bank of America, Citigroup, Wells Fargo, Goldman Sachs ve Morgan Stanley yer alıyor. Mektup ayrıca Teksas eyaletindeki Houston, Beaumont ve Corpus Christi liman işletmeleri ile New York ve New Jersey liman idarelerine de ulaştırıldı.

Parlamenterler bu kurumlara seslenerek, Rus dizel yakıtının ABD sınırları içinde satın alınması, taşınması, ithalatı, tahliyesi, depolanması, finanse edilmesi ve dağıtımı süreçlerine dahil olmamalarını istedi.

Çağrıda aynı zamanda, yaptırım rejimine getirilen son istisna kapsamında Rus dizelinin diğer pazarlara sevk edilmesine aracılık edilmemesi talep edildi.

Senatörler, bankalardan ve liman yetkililerinden sözleşmeleri, nakliye evrakını, gemi bilgilerini ve hem tedarikçiler hem aracılar hem de Amerikan resmi makamlarıyla yürütülen bütün yazışmaları koruma altına almalarını istedi.

Şüpheli ya da tamamlanmış işlemlere ait bu belgelerin muhafaza edildiğinin teyit edilmesi ve olası operasyonlara dair bilgilerin paylaşılması için 28 Ekim gününe kadar süre tanındı.

Mektubu kaleme alanlar, Rus yakıtı tedarikine yönelik bu adımların ABD’nin 2022 yılında kabul ettiği ve Rusya’dan petrol, doğalgaz ile petrol ürünleri ithalatını yasaklayan federal yasayla çeliştiği görüşünde birleşiyor.

Bunun yanı sıra bu sevkiyatların Moskova yönetimine ek gelir yarattığını, bu durumun da ABD’nin ulusal güvenliği açısından açık bir tehdit oluşturduğunu savunuyorlar.

Beyaz Saray lisans çıkardı, sevkiyat başladı

Donald Trump, 9 Ekim tarihinde Rusya lideri Vladimir Putin ile Rus dizel yakıtının ABD ve dünya pazarlarına ulaştırılması konusunda anlaştıklarını ilan etmişti.

Planda kademeli bir takvim belirlendi: İlk aşamada Rusya 300 bin tondan fazla yakıt gönderecek, ardından kasım ayında 500 bin tonluk yeni bir parti yola çıkacak ve sonrasında sevkiyat miktarı 1 milyon tona ulaşacaktı.

ABD Hazine Bakanlığı anlaşmanın önünü açmak amacıyla 135 numaralı genel lisansı yayımladı.

Bu lisans, Rus dizeliyle ilgili işlemleri ve ürünün ABD’ye ithalatını 7 Nisan 2027 tarihine kadar yasal izin kapsamına alıyor.

Moskova tarafı da anlaşmanın ardından iç düzenlemelerini hızlandırdı ve Rus hükümeti dizel ihracatına getirdiği yasağı kısmen kaldırdı.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, 23 Ekim günü yaptığı açıklamada ABD ile varılan mutabakat çerçevesindeki sevkiyatların fiilen başladığını ve devam edeceğini bildirdi.

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak ise ülkesinin ihracat için ayrılan dizel stokundan ABD’ye istenen her miktarda yakıt göndermeye hazır olduğunu duyurdu.

Ancak Beyaz Saray ile Moskova arasındaki bu trafik, Kongre içindeki Cumhuriyetçilerin bir bölümünü de rahatsız etti.

Nitekim 23 Ekim günü ABD Kongresine, Hazine Bakanlığının yayımladığı 135 numaralı genel lisansı yürürlükten kaldırmayı ve gelecekte benzer muafiyetlerin verilmesini yasaklamayı öngören bir yasa tasarısı sunuldu.

Tasarıyı hazırlayan Cumhuriyetçi Milletvekili Brian Fitzpatrick, Hazine Bakanlığının Rus enerji kaynaklarıyla ilgili işlemlere onay verme yetkisinin sınırlandırılmasını teklif etti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English