Bizi Takip Edin

Amerika

Trump, ilk çeyrekte 3.500’den fazla hisse senedi alıp satmış

Yayınlanma

Geçen hafta sunulan bir resmi belgede Donald Trump, ilk çeyrekte kendi adına gerçekleştirilen 3.500’den fazla hisse senedi alım satımını açıkladı.

Buna göre Trump adına Nvidia, Oracle, Microsoft, Boeing ve diğer şirketlerin hisselerinden her biri en az 1 milyon dolarlık alım yapıldı.

İşlemler arasında Meta, Amazon ve Walt Disney hisselerinin satışı da yer alıyordu.

Financial Times’a göre toplamda yüz milyonlarca dolarlık işlem gerçekleştirildi ama bunun sonucunda başkanın ne kadar para kazandığı ya da kaybettiği bilinmiyor.

Axios’a göre modern tarihte, hiçbir başkanın buna benzer aktif bir yatırım portföyü olmamıştı. Eski Başkan George W. Bush döneminde Beyaz Saray baş etik danışmanı olarak görev yapmış ve Trump’ı eleştiren Richard Painter, “Daha önce borsada aktif olarak işlem yapan bir başkan görmemiştik,” diyor.

Trump Organization, başkanın hesaplarının kendisinin müdahalesi olmaksızın üçüncü taraf finans kurumları tarafından bağımsız olarak yönetildiğini savunuyor.

Trump Organization’dan bir sözcü şunları söyledi:

“Başkan Trump’ın yatırım portföyü, tüm yatırım kararları üzerinde tek ve mutlak yetkiye sahip üçüncü taraf finans kurumları tarafından bağımsız olarak yönetilen, tamamen serbest yönetimli hesaplar aracılığıyla yürütülmektedir. İşlemler, bu kurumlar tarafından yönetilen otomatik yatırım süreçleri ve sistemleri aracılığıyla gerçekleştiriliyor ve portföyler dengeleniyor. Ne Başkan Trump, ne ailesi, ne de Trump Organization belirli yatırımların seçilmesi, yönlendirilmesi veya onaylanmasında herhangi bir rol oynuyor. Bu kişiler, işlem faaliyetleri hakkında önceden bilgilendirilmiyor ve yatırım kararları veya portföy yönetimi konusunda hiçbir şekilde görüş bildirmiyor.”

İlk çeyrekte gerçekleştirilen işlem sayısı günde ortalama 60 civarında. Interactive Brokers’ın baş stratejisti Steve Sosnick, “Piyasalara tam zamanlı olarak bağlı olanlar dışında, bunu başarmak neredeyse imkansızdır,” diyor.

Vergi kanunlarını inceleyen Boston College Hukuk Fakültesi profesörü Ray Madoff, ultra zenginlerin çoğunun varlıklarını satıp vergi yükünü artırmaktansa, satın alıp elde tutmayı tercih ettiğini söylüyor.

Yatırımcılar ve tüccarlar da işlem hacminin büyüklüğü karşısında şaşkınlıklarını gizleyemedi. The Wealth Alliance’ın başkanı ve genel müdürü Eric Diton, Bloomberg’e verdiği demeçte, “Wall Street’te geçirdiğim 40 yılı aşkın süre içinde, bu her açıdan alışılmadık bir işlem hacmi,” dedi.

Sosnick ise işlem hızının bir algoritmanın gerçekleştirebileceği bir seviyeye yakın olduğunu belirtti.

Trump’ı eleştirenler, bu bilgilerin ortaya çıkmasını bir yolsuzluk belirtisi olarak hemen eleştirdiler ve önemli duyuruların ya da sosyal medya paylaşımlarının öncesinde veya sonrasında yapılan bazı işlemlerin zamanlamasına dikkat çektiler.

Başkanlar, piyasalar ve özel sektör üzerinde muazzam bir etkiye sahip. Bu nedenle, günümüz başkanları yatırımlarını kör tröstlere, geniş tabanlı yatırım fonlarına veya Hazine tahvillerine aktarıyor.

Kör tröst (blind trust), bir kişinin sahip olduğu varlıkların veya şirket hisselerinin kontrolünü, çıkar çatışmalarını önlemek amacıyla kendisinden bağımsız bir yöneticiye devrettiği hukuki yapıya verilen ad.

Eski Başkan Jimmy Carter, göreve gelir gelmez kişisel hisse senetlerini satmaya karar vermesiyle tanınıyordu. Örneğin fıstık çiftliğini bir kör tröste devrettmişti ama bu, tartışmadan azade bir süreç olmamıştı.

Bununla birlikte, Trump veya yönetim içinden kişilerin herhangi bir şekilde bu olaylara karıştığına dair bir işaret bulunmamakla birlikte, İran savaşıyla ilgili açıklamaların hemen öncesinde petrol vadeli işlemleri ve tahmin piyasalarında bir dizi olağandışı işlem gerçekleşmiş.

Yine de Axios’tan Zachary Basu, bu işlemlerin “Trump’ın ikinci döneminin siyasi açıdan en tehlikeli konularından biri haline geldiğini” belirtiyor.

Bu işlemler, Washington’daki ve piyasalardaki güçlüler için kuralların farklı olduğu yönündeki şüpheleri körüklemiş durumda.

RSM baş ekonomisti Joseph Brusuelas, “Halkın en önemli çıkarımlarından biri, finans piyasalarının hileli olduğu yönündeki kanının giderek güçlenmesi,” diyor.

Amerika

ABD Kongresi’nde Tibet hazırlığı

Yayınlanma

ABD Kongresi, sürgündeki Tibet hükümetinin daha fazla uluslararası kuruluşa dahil edilmesi için tasarı hazırlıyor.

Semafor’da yer alan habere göre, Oregon’un Demokrat Senatörü Jeff Merkley ile Idaho’nun Cumhuriyetçi Senatörü James Risch tarafından bir tasarı hazırlandı.

Tasarı, Trump yönetimini, Tibet’in sürgündeki hükümeti olan Merkezi Tibet Yönetimi’nin Birleşmiş Milletler’de gözlemci statüsü alması ve diğer uluslararası kuruluşlara dahil edilmesine yönlendirecek.

Yasa tasarısı, Tibet ile Çin arasındaki anlaşmazlığın çözülmesini talep ederek bunu “ABD için stratejik öneme sahip bir mesele” olarak nitelendiriyor.

Ayrıca tasarı, ABD hükümetine, müttefiklerini “Merkezi Tibet Yönetimi ile üst düzeyde ilişki kurmaya ve onu desteklemeye” teşvik etme talimatı veriyor.

Tasarının sahiplerinden Merkley şöyle konuştu:

“Tibet halkının insan hakları ve temel haysiyeti göz ardı edilemez. İki partinin ortak hazırladığı tasarı, ABD’nin bu temel özgürlükler ve geleceğe dair umutlar uğruna verdiği mücadelede Tibet’in yanında olacağına dair net bir mesaj veriyor.”

Risch ise tasarıya ilişkin olarak, “Çin’in otoriter yönetimine karşı direnişte kilit ortaklar olan Tibet halkını destekliyor ve Birleşmiş Milletler’de Çin’in zararlı etkisine karşı koyuyor,” dedi.

Senato tasarısına ayrıca Senatör Tim Kaine (Demokrat, Virginia), Senatör Todd Young (Cumhuriyetçi, Indiana), Senatör Jacky Rosen (Demokrat, Nevada) ve Senatör Rick Scott (Cumhuriyetçi, Florida) da ortak sponsor olarak imza attı.

Benzer bir yasa tasarısı, Temsilciler Meclisi’nde Temsilci Jim McGovern (Demokrat, Massachusetts) ve Temsilci Michael McCaul (Cumhuriyetçi, Teksas) tarafından sunuldu.

Yasa tasarısının akıbeti belirsiz olmakla birlikte, tasarının sunulması, Xi Jinping’in önümüzdeki ay Washington’a yapması beklenen ziyareti öncesinde Çin hükümetiyle gerginlikleri tırmandırabilir.

Okumaya Devam Et

Amerika

Tupac Shakur cinayetinde 30 yıl sonra yeni gelişmeler

Yayınlanma

Polis, neredeyse otuz yıl boyunca ünlü rapçi Tupac Shakur’un cinayetini çözemediğini söylemişti ama bir çete liderinin yeni açıklamaları gidişatı değiştirdi.

Eski bir çete lideri olan Duane “Keffe D” Davis konuşmaya başladı; röportajlarda ve anı kitabında arabadan ateş açılması olayını anlattı.

Washington Post’un aktardığına göre Davis, kamuoyunun ilgisini çeken bu çok ses getiren davada yargılanacak. Jüri seçimi, Shakur’un 7 Eylül 1996’da vurulduğu kavşaktan çok uzak olmayan Las Vegas’ta pazartesi günü başlayacak. Duruşmanın birkaç hafta sürmesi bekleniyor.

Davis, cinayet suçlamasını reddetti ve arka koltuktaki bir yolcunun Shakur’a ateş açtığı sırada kendisinin de arabada olduğunu söyledi.

Yetkililer, Davis’i tetikçi olduğu iddiasında bulunmadan cinayeti planlamakla suçluyor.

Yetkililer, Davis’in kamuoyuna yaptığı açıklamalar olmasaydı davanın hiç açılmayabileceğini belirtiyor.

Shakur, 25 yaşında öldüğünde şöhretinin zirvesindeydi ve dönemin en etkili sanatçılarından biri olarak anıldı. O yıl “California Love” gibi şarkılarla listelerin zirvesine çıkmıştı.

2017’de Shakur’un ölümünden sonra Rock & Roll Onur Listesi’ne kabul edilme töreninde konuşan rapçi Snoop Dogg, “Birçok kişi onu şimdi bir tür haydut süper kahraman olarak hatırlasa da, Tupac sadece bir insan olduğunu biliyordu ve müziği aracılığıyla daha önce hiç kimsenin yapamadığı şekilde kendini ifade etti,” demişti.

Yetkililer, silahlı çatışmanın Los Angeles bölgesindeki iki çete arasındaki rekabetten kaynaklandığını belirtiyor.

Mob Piru ve South Side Compton Crips. Polisin açıklamasına göre, Shakur’un plak şirketi Death Row Records, Mob Piru ile bağlantılıyken, Davis ise Crips’in “lideri ve karar vericisi” idi.

Her iki grubun üyeleri de çatışmanın yaşandığı gün, boksör Mike Tyson’ın MGM Grand Garden Arena’daki maçını izlemek üzere Las Vegas’taydı.

Polis, etkinliğin ardından Death Row Records ekibinin Davis’in yeğenini dövdüğünü belirtiyor.

Davis, 2019 yılında yayımlanan anılarında, “Nevada, Las Vegas’ta geçen o kader gecesinde Tupac ve onunla takılmayı seçtiği ekibin sınırı aştığını ve yeğenim Baby Lane’e el kaldırdığını” anlatıyor.

Davis, “Bir plak şirketinin stüdyo gangsterlerinin bize böyle davranmasına izin veremezdik,” diye yazmıştı.

Davis, Death Row Records grubuyla yüzleşmeye karar verdiğini yazdı ve ekibinin “diplomatik yaklaşımın işe yaramaması ihtimaline karşı” hazırlıklı olduğunu belirtti.

Okumaya Devam Et

Amerika

Ocasio-Cortez: Woke 1.0 çılgıncaydı

Yayınlanma

New York eyaletinden Demokrat Temsilci Alexandria Ocasio-Cortez, insanların COVID-19 salgını sırasında benimsediği bazı “radikal” tutumların bu olağanüstü koşulların bir sonucu olduğunu kabul etti ve insanların tutumlarını değiştirme hakkını savundu.

Pazar günü ABC’nin “This Week” programına konuk olan Ocasio-Cortez’e sunucu Jonathan Karl, Wisconsin’in Demokrat vali adayı Francesca Hong hakkında soru sordu.

Hong, George Floyd’un öldürülmesinin ardından yayılan protesto dalgası sırasında polise verilen fonların tamamen kaldırılmasını ve Şükran Günü’nün iptal edilmesini talep ettiği 2020-2021 yıllarına ait sosyal medya paylaşımlarından vazgeçtiğini açıklamıştı.

Ocasio-Cortez, görüşlerin zamanla değişebileceğini belirterek, New York Belediye Meclisi üyesi Chi Ossé’nin şu esprili sözlerini aktardı: “Woke 1.0 çılgıncaydı.”

Ocasio-Cortez şöyle devam etti:

“Aslında o dönemde yapılan tartışmaların oldukça verimli olduğunu düşünüyorum. Bence bugün suçtan bahsederken, suçu azaltma konusundaki yaklaşımımız eskisine kıyasla temelden farklı, değil mi? Ve bence hepimiz suç oranını olabildiğince düşük tutma hedefini paylaşıyoruz. Biliyorsunuz, karantina döneminde kullanılan söylemler elbette bugün kullandığımız söylemlerle aynı değil.”

Program sunucusu Jonathan Karl, daha önce aktif olarak savunduğu bir suçla mücadele çözümü olan “polis bütçesinin kesilmesi” konusundaki güncel tutumunu sorunca Ocasio-Cortez şu cevabı verdi:

“Bence bu dönemde ve… özellikle COVID sırasında, Overton penceresi [toplumsal görüşlerin kabul edilebilirlik sınırı] büyük ölçüde genişledi. Hayat durma noktasına gelmişti. Bu kapanmalar nedeniyle şimdiye kadar gördüğümüz en yüksek işsizlik oranlarından bazıları yaşandı ve bence bizi daha iyi bir duruma getirecek her türlü politikayı değerlendirme konusunda kapılar gerçekten açıktı; hatta o dönemde yapılan tartışmaların oldukça verimli olduğunu düşünüyorum.”

Ocasio-Cortez, Hong’u savunurken, Wisconsin seçimlerinde kimseyi desteklemeyi planlamadığını, bunun yerine “Kongre’yi geri kazanmaya” odaklandığını da belirtti.

Onun bu kararı, Hong’u desteklemekten kaçınan Senatör Bernie Sanders ve Amerika Demokratik Sosyalistleri’nin ulusal kanadının tutumuyla aynı çizgide.

Ocasio-Cortez, Hong’un görüşlerine ilişkin sorulara yanıt olarak, “Bence bu seçimlerin çoğu, şu anda bile olsa, ulusal bir boyut kazanma eğiliminde olacak. Fakat bu seçimler nihayetinde yerel ve tüm siyaset yerel. Anladığım kadarıyla Francesca Hong, seçim sürecinde varlığını açıkça ortaya koydu,” dedi.

AOC, Hong’un “eski görüşlerinden uzaklaştığını” da ekledi.

Ocasio-Cortez, karantina döneminde kullanılan söylemlerin “bugün kullanacağımız türden söylemler olmadığını” da sözlerine ekledi.

Demokrat Temsilci, “Bu adayların, seçmenlerine kim olduklarını ve şu anda hangi konularda kampanya yürüttüklerini anlatma fırsatına sahip olmalarından dolayı minnettarım,” diye ekledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English