Bizi Takip Edin

Asya

Trump’ın %25 gümrük vergisi sonrası Modi muhalefetin sert eleştirilerine maruz kaldı

Yayınlanma

Hindistan’ın ana muhalefet partisi, Başbakan Narendra Modi’nin “dostu” ABD Başkanı Donald Trump’ın, Hindistan’ın ürünlerine %25 gümrük vergisi ve Rusya’dan petrol ve diğer alımlarına yönelik belirsiz bir ceza uygulayacağını açıklamasının ardından, Modi hükümetine karşı harekete geçti.

Hindistan Ulusal Kongresi Başkanı Mallikarjun Kharge, Trump’ın bu kararı, “ülkenin ticaretine zarar verecek; mikro, küçük ve orta ölçekli işletmeler (MSME) ve çiftçiler de olumsuz etkilenecek. Birçok sektör ağır kayıplar yaşayacak” diye yazdı.

Perşembe günkü X paylaşımında muhalefet lideri şöyle devam etti: “Modi’nin bakanları aylardır Amerika ile ticaret anlaşması müzakereleri yapmaktan bahsediyorlardı. Bazıları birkaç gün Washington’da kamp kurdu. Arkadaşınız [Trump] dostluğunuzun karşılığında ülkemize böyle mi teşekkür etti?”

Hindistan, Modi’nin şubat ayında Washington’a yaptığı ziyaretin ardından ABD ile ikili ticaret anlaşması görüşmeleri yürütüyordu. Ziyaret sırasında iki taraf, ikili ticareti şu anda yaklaşık 200 milyar dolardan 2030 yılına kadar 500 milyar dolara çıkarma planlarını açıklamıştı. Yeni Delhi, karşılıklı gümrük vergilerinin uygulanması için uzatılan son tarih olan 1 Ağustos’tan önce Washington ile geçici bir anlaşmaya varmayı umuyordu, ancak tarım ve süt ürünleri gibi bazı sektörler anlaşmanın önündeki engeller olmaya devam ediyor. Hindistan, çiftçilerinin çıkarlarına zarar vereceği endişesiyle bu sektörleri tamamen açmaya istekli değil.

Trump’ın perşembe günü geç saatlerde yayınladığı yeni başkanlık kararnamesine göre, Hindistan menşeli tüm ürünlere %25’lik genel gümrük vergisi 7 Ağustos’ta yürürlüğe girecek.

JEOPOLİTİK TEHDİT

Yeni Delhi merkezli düşünce kuruluşu Global Trade Research Initiative’in kurucusu Ajay Srivastava, Trump’ın son kararnamesinde ülkelerin ABD ile anlaşma yapması halinde gümrük vergilerinin azaltılabileceğinin belirtildiğini hatırlatarak, bunun “sadece bir gümrük vergisi önlemi değil, bir baskı taktiği” olduğunu söyledi.

Srivastava, Nikkei Asia ile paylaştığı notta, “Çin gibi ülkeler ilaç, yarı iletken ve enerji gibi kritik mallarda muafiyetleri korudu. Ancak Hindistan, ürün düzeyinde hiçbir muafiyet tanınmadan daha sert muameleye maruz kaldı” dedi ve ekledi: “Mesaj açık: ABD’nin jeopolitik görüşlerini kabul edin, anlaşma imzalayın ya da genel gümrük vergilerine maruz kalın. Hindistan, diğerlerine örnek gösteriliyor.”

Hızlı tahminlere göre, Hindistan’ın Mart 2026’da sona erecek mevcut mali yılda ABD’ye mal ihracatı, geçen mali yıldaki 86,5 milyar dolardan %30 düşerek 60,6 milyar dolara gerileyebilir. “En çok etkilenecek kategoriler petrol ürünleri, ilaçlar ve elektronik olacak… Bunların her biri yüksek ithalat içeriğine ve düşük yerli katma değere sahip.”

ÇİFTÇİLER EN ÖNEMLİ FAKTÖR

Perşembe günü parlamentoda yaptığı açıklamada, Modi’nin Ticaret ve Sanayi Bakanı Piyush Goyal, Trump’ın yeni gümrük vergisi duyurusunun etkilerinin hükümet tarafından incelenmekte olduğunu söyledi. Bakanlık, “durumun değerlendirilmesine ilişkin geri bildirimleri almak için ihracatçılar ve sanayi dahil tüm paydaşlarla görüşüyor” dedi.

Etkilenen sektörlerde, ülkenin işgücünün %40’ından fazlası tarım sektörüne bağımlı olduğundan, çiftçiler Hint politikacılar için önemli bir oy kaynağıdır.

Tayvan Ulusal Chengchi Üniversitesi Diplomasi ve Hindistan Araştırmaları Merkezi’nde misafir araştırmacı olan Raj Kumar Sharma, Nikkei’ye verdiği demeçte, “Tarım Hindistan’da çok hassas bir konudur ve tarım ve süt ürünleri sektörünü açmak her hükümet için siyasi riskler taşır” dedi.

“Trump, MAGA [Amerika’yı Yeniden Büyük Yap] tabanına oynuyor ve özellikle Hindistan dahil olmak üzere BRICS ülkelerini daha yüksek gümrük vergileriyle hedef alıyor… ancak [Hindistan] hükümetin Hindistan halkına haklı gösteremeyeceği hiçbir anlaşmayı kabul etmeyecektir.”

Yeni Delhi merkezli düşünce kuruluşu Vivekananda International Foundation’ın araştırma görevlisi Prerna Gandhi’ye göre, ABD’nin Hindistan’a genetiği değiştirilmiş tarım ürünlerinin Hindistan pazarına girmesine izin vermesi için uyguladığı “baskı” neredeyse yirmi yıldır sürüyor ve Yeni Delhi bu konuda hâlâ isteksiz. Nikkei’ye verdiği demeçte, “Ayrıca, [etle beslenen hayvanlardan elde edilen] süt ürünleri, çoğu vejetaryen olan Hint halkının hassasiyetlerine uygun olmayacaktır” dedi.

“Trump’ın ilk yönetiminde bile, benzer konularda sınırlı bir ticaret anlaşması çıkmaza girmişti” diye ekledi.

RUSYA TEHDİDİ

Çarşamba günü Hindistan’a karşı yeni gümrük vergilerini duyurduktan sonra, Trump perşembe günü Hindistan ve Rusya’yı ticaret bağları nedeniyle tekrar sert bir şekilde eleştirdi. “Hindistan’ın Rusya ile ne yaptığı umurumda değil. Bana kalırsa, ölü ekonomilerini birlikte batırabilirler” diye Truth Social’da yazdı.

“Hindistan ile çok az ticaret yapıyoruz, gümrük vergileri çok yüksek, dünyanın en yüksekleri arasında. Aynı şekilde, Rusya ve ABD de neredeyse hiç ticaret yapmıyor. Böyle devam edelim” dedi ABD Başkanı.

Hindistan, Şubat 2022’de Rusya’nın Ukrayna müdahalesinin ardından, ABD ve diğer Batı ülkeleri, Yeni Delhi’nin uzun süredir müttefiki olan Moskova’dan uzak durmasını istemesine rağmen, indirimli Rus petrolü almaya devam etti. Trump’ın, bu yıl mayıs ayında komşu ülkeler arasında kısa süreli çatışmaların ardından Hindistan ve Pakistan arasında ateşkesin sağlanmasında rol oynadığını defalarca iddia etmesinin ardından, Hindistan-ABD ilişkilerinde bazı gerginlikler de görüldü. Trump, Yeni Delhi ateşkesin ikili müzakereyle sağlandığını ısrarla belirtmesine rağmen, iki ülke arasında barışı sağlamak için ticaret tehditlerini kullandığını iddia etti.

Gazetecilerin Trump’ın Hindistan ekonomisi hakkındaki açıklamalarına ilişkin soruları üzerine, Hindistan Ulusal Kongresi’nin bir başka üst düzey lideri Rahul Gandhi, ABD başkanının sözlerini onayladı ve Modi hükümetini eleştirdi: “Evet, [Trump] haklı. Yani, [Hindistan] başbakanı ve maliye bakanı dışında herkes bunu biliyor. Hindistan ekonomisinin ölü bir ekonomi olduğunu herkes biliyor. Başkan Trump’ın gerçeği söylemesine sevindim.“

Başka bir muhalefet partisi olan All India Majlis-e-Ittehadul Muslimeen’in lideri Asaduddin Owaisi ise Trump’ı sert bir şekilde eleştirdi ve Hindistan hükümetinin Beyaz Saray’daki “palyaço başkan” tarafından ”zorbalığa uğramasından” duyduğu üzüntüyü dile getirdi.

Perşembe günü X’te yaptığı paylaşımda, “Bu önlemler, egemenliğimize ve ekonomik konumumuza yönelik açık ve kasıtlı bir saldırıdır” dedi. “Japonya %15, Vietnam %20 ve Endonezya %19 gümrük vergisi ödeyecek. Bu, Hindistan’ın ABD ihracatındaki rekabet avantajını vuracak” diye belirtti.

Trump, Hindistan’a %25 gümrük vergisi uygulayacağını açıkladı

Asya

Japonya ve Filipinler’in deniz sınırı görüşmeleri Çin’i neden öfkelendirdi?

Yayınlanma

Tokyo ve Manila’nın, Japonya ile Filipinler arasındaki münhasır ekonomik bölgelerin (MEB) ve kıta sahanlığının deniz sınırını belirlemek üzere resmî müzakerelere başlayacaklarını açıklamasının ardından, Tayvan’ın doğusundaki sular yeni bir gerilim noktası hâline geldi.

Batı Pasifik Okyanusu’nda yeni bir gerilim noktası ortaya çıkarken, Pekin’in Tayvan’ın doğusundaki sulardaki varlığını güçlendirmesi bekleniyor.

Pazartesi günü Çin Sahil Güvenliği bölgede kolluk devriyeleri gerçekleştirdi ve Pekin’in hem iç hukuk hem de uluslararası hukuk kapsamında kendi MEB ve kıta sahanlığı haklarını koruma iddiasını uygulamaya koydu.

Tayvan Sahil Güvenliği, pazartesi günü saat 11.00 sularında ana adanın güneydoğu kıyısından yaklaşık 64 km açıkta yer alan Orchid Adası’nın yaklaşık 51 ila 52 deniz mili güneydoğusunda tespit edilen iki Çin gemisini izlediğini ve takip ettiğini açıkladı.

South China Morning Post, Japonya ile Filipinler arasındaki sınır görüşmeleri ve bunların uluslararası hukuk ile jeopolitik açısından sonuçları hakkında bilinmesi gerekenleri derledi:

Tokyo ve Manila neden sınırlandırma görüşmeleri istiyor?

Japonya ve Filipinler’in ortak kara sınırı yok. Ancak kıyı devletleri olarak, kıyılarından itibaren 200 deniz mili —370 km ya da 230 mil— genişliğinde bir münhasır ekonomik bölge ilan etme hakkına sahipler.

Okinawa Adası’nın yaklaşık 400 km güneybatısındaki Yaeyama Adaları ile Filipinler’in en kuzeyindeki Mavulis Adası esas alınarak ölçüm yapıldığında, iki ülkenin MEB’leri Batı Pasifik Okyanusu’nda birbirine temas ediyor; hatta örtüşüyor.

Ayrıca bu alan, Çin’e bağlı olan ve Pekin’in egemenliği için ‘kırmızı çizgi’ olarak gördüğü ve gerekirse güç kullanarak yeniden birleştirmeyi hedeflediği Tayvan adasının 200 deniz millik MEB’iyle de örtüşüyor.

Amerika Birleşik Devletleri ve müttefikleri Japonya ile Filipinler dâhil çoğu ülke, Tayvan’ı bağımsız bir devlet olarak tanımıyor ve Çin’e bağlı olduğunu Birleşmiş Milletler kararıyla kabul ediyor. Ancak Washington, Tayvan’ı Çin’e karşı bir koz olarak kullanarak adaya silah tedarik etmeyi taahhüt ediyor ve müttefiklerini de buna teşvik ediyor.

Görüşmeler hakkında ne biliyoruz?

Japonya Başbakanı Sanae Takaichi ve Filipinler Devlet Başkanı Ferdinand Marcos Jr., perşembe günü Tokyo’da gerçekleştirdikleri zirvenin ardından yayımlanan ortak açıklamaya göre, “münhasır ekonomik bölgenin ve kıta sahanlığının deniz sınırını belirlemek üzere resmî müzakerelere başlamayı” kabul etti.

Açıklamada, bu kararın “uluslararası hukuka, özellikle Birleşmiş Milletler Deniz Hukuku Sözleşmesi’nin —UNCLOS— ilgili hükümlerine uygun olarak ve bölgedeki hukuki kesinliği artırmak amacıyla ilgili uluslararası içtihatlar rehberliğinde” alındığı belirtildi.

Ancak iki taraf, müzakerelerin kesin coğrafi kapsamını açıklamadı. Bu da, eğer Pekin ya da Taipei tarafından talep edilen alanları kesecek şekilde ikili bir hat çizerlerse, söz konusu sınırın dışarıda bırakılan hak sahiplerine karşı hukuken ileri sürülemeyeceği anlamına geliyor.

Buna bir örnek, Doğu Çin Denizi’nde Pekin’in kıta sahanlığı iddialarını devre dışı bırakan 1974 tarihli Japonya-Güney Kore ortak kalkınma anlaşmasıdır. Pekin, bu anlaşmayı derhâl tamamen yasadışı ve geçersiz ilan etmişti; bu tutumunu bugün de sürdürüyor.

Tokyo ve Manila sınırlandırmadan ne elde eder?

UNCLOS’a göre bir kıyı devleti, 200 deniz millik MEB’i içinde tüm doğal kaynakları araştırma, işletme ve yönetme konusunda münhasır haklara sahiptir. Bu haklar, deniz yatağı ve deniz altı toprağındaki petrol, doğal gaz ve diğer mineralleri kapsar ve kıta sahanlığı haklarıyla büyük ölçüde örtüşür.

Uluslararası hukuk ayrıca bir kıyı devletine, MEB içinde tüm yapay tesislerin inşasını ve işletilmesini, ayrıca deniz bilimsel araştırmalarını yetkilendirme, düzenleme ve denetleme yönünde yürütme yetkileri tanır.

Hainan Adası merkezli Güney Çin Denizi Çalışmaları Ulusal Enstitüsü’ndeki Uluslararası ve Bölgesel Meseleler Araştırma Merkezi Direktörü Ding Duo, Tokyo ve Manila’nın deniz sınırı görüşmelerinin kapsadığı alanlarda güvenlik işbirliğini artırmayı ve ortak kaynak geliştirme faaliyetleri yürütmeyi de hedefleyebileceğini söyledi.

Dikkat çekici biçimde, Yaeyama Adaları Japonya’nın en güneybatıdaki takımadalarını oluşturuyor ve Çin’in Batı Pasifik’e askerî erişimini kısıtlamayı amaçlayan, Doğu Asya kıyı şeridi boyunca uzanan takımadalar dizisi olarak bilinen “birinci ada zinciri” üzerinde yer alıyor.

Ding, “Sınırlandırma aynı zamanda Çin’in birinci ada zinciri içindeki operasyon alanını daraltmayı da hedefleyebilir” dedi.

Pekin ve Taipei nasıl tepki verdi?

Pekin, cuma günü müzakereleri “tamamen yasadışı ve hükümsüz” olarak kınadı.

Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mao Ning, Pekin’in iki hükümete protesto girişiminde bulunduğunu söyledi.

Pazartesi günü yaptığı açıklamada Çin Sahil Güvenliği Sözcüsü Jiang Lue, sahil güvenliğin ilgili sulardaki kontrol ve yönetimini güçlendirmeye devam edeceğini ve “Çin’in toprak egemenliğini ve denizlerdeki hak ve çıkarlarını kararlılıkla korumak” için somut önlemler alacağını belirtti.

Salı sabahı düzenlenen olağan basın toplantısında Tayvan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Hsiao Kuang-wei, Japonya ve Filipinler’den açıklamalarında bahsettikleri deniz sınırı belirleme sürecine ilişkin ayrıntı vermelerini istediklerini söyledi.

Japonya ve Filipinler’in müzakere ettiği suların Tayvan’ın sularıyla önemli ölçüde örtüştüğünü dikkate alan bakanlık, iki ülkeyi süreç boyunca bu gerçeği göz önünde bulundurmaya çağırdı.

Hsiao, Tokyo ve Manila’nın Tayvan’ın hak ve çıkarlarını dışlamaması ya da ihlal etmemesi gerektiğini belirterek, Tayvan ile istişarelerde bulunmaları gerektiğini söyledi.

Çin’deki gözlemciler, Pekin’in Tayvan’ın doğusundaki sulardaki varlığını güçlendirmesini beklediklerini ifade etti.

Çin’in en üst düzey devlet bağlantılı düşünce kuruluşu olan Çin Sosyal Bilimler Akademisi’nde araştırmacı Yang Xiao, “Onlar [Japonya ve Filipinler] üç taraflı örtüşen bir bölgede müzakere ettiklerine göre, biz de Tayvan’ın doğusundaki sular üzerindeki yetki alanımızı ilerletmek için daha ileri adımlar atabiliriz” dedi.

Devlet yayıncısı CCTV ile bağlantılı bir sosyal medya hesabı olan Yuyuan Tantian’ın aktardığına göre Yang, “Karşı taraf pervasız ve yıkıcı adımlar atacağına göre, biz de kaçınılmaz olarak yeni karşı önlemler devreye sokacağız” ifadelerini kullandı.

Okumaya Devam Et

Asya

Güney Kore borsası Hindistan’ı geride bırakarak dünya altıncısı oldu

Yayınlanma

Güney Kore hisse senedi piyasası, yapay zeka sektörüne yönelik güçlü küresel ilginin etkisiyle Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük altıncı borsası konumuna yükseldi. Bloomberg verilerine göre, Kospi endeksinin piyasa değeri 2026 başından itibaren yüzde 86’dan fazla artarak 5 trilyon dolara ulaşırken, Hindistan borsası gerileyerek yedinci sıraya yerleşti.

Güney Kore hisse senedi piyasası, Hindistan’ı geride bırakarak dünyanın en büyük altıncı borsası unvanını elde etti.

Seul yönetimindeki piyasalar, mayıs ayının başında da Kanada’yı geride bırakarak yedinci sıraya yerleşmişti.

Borsadaki bu yukarı yönlü ivmenin temel itici gücü olarak yapay zeka teknolojilerine yönelik devam eden yüksek küresel ilgi gösteriliyor.

Bloomberg tarafından yapılan hesaplamalara göre, Güney Kore hisse senedi piyasasının ana endeksi Kospi’nin toplam kapitalizasyonu, 2026 yılının başından bu yana yüzde 86’nın üzerinde bir artış kaydederek 5 trilyon dolara ulaştı.

Aynı dönemde Hindistan hisse senedi piyasasını temsil eden Nifty 50 endeksinin toplam hacmi ise gerileyerek 4,8 trilyon dolar seviyesine düştü.

Dünya borsaları sıralamasında güncel verilere göre ilk sırada 79,47 trilyon dolar piyasa değeriyle ABD yer alıyor. ABD’yi sırasıyla 15,09 trilyon dolarla Çin, 8,63 trilyon dolarla Japonya ve 7,24 trilyon dolar değerindeki Hong Kong piyasası takip ediyor.

Tayvan 5,15 trilyon dolarlık piyasa değeriyle listenin beşinci sırasında konumlanırken, hemen ardından 5,04 trilyon dolarla Güney Kore geliyor.

Hindistan ise bu gelişmeler neticesinde altıncı sıradan yedinci sıraya gerilemiş bulunuyor. Güney Kore, mayıs ayının başında da bu sıralamada Kanada piyasasını geride bırakmıştı.

Bloomberg, Güney Kore piyasasında gözlenen bu büyümenin arkasında, küresel yapay zeka endüstrisinin gelişimini sağlayan en büyük mikroçip üreticilerinin hisselerine yönelik yoğun talebin bulunduğunu aktardı.

Bununla birlikte analizde, yatırımcıların bahislerini ağırlıklı olarak yapay zeka sektöründe yoğunlaştırmasının, piyasada aşırı ısınma risklerine dair endişeleri de beraberinde getirdiği ifade edildi.

Reed Capital Partners Yatırım Direktörü Gerald Gan gelişmeye ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bu büyüme, sonraki teknolojik inovasyon dalgasında Güney Koreli teknoloji şirketlerinin süregelen önemini vurguluyor. Aynı zamanda bu durum, küresel sermaye akışlarının bir zamanlar Batı piyasalarının gölgesinde kalan ancak günümüzde teknolojinin ve büyümenin geleceğini şekillendirmede giderek daha belirgin bir rol oynayan büyük Asya ekonomilerine doğru geniş çaplı kayışını yansıtıyor” ifadelerini kullandı.

Diğer taraftan Asset Value Investors Kıdemli Yatırım Analisti Ross McGarry, Güney Kore için asıl sınavın, bu büyüme performansını kurumsal yönetim alanında gerçekleştirilecek gerçek reformlar ve yapısal değişikliklerle koruyup koruyamayacağı olacağını ekledi.

Bloomberg analizine göre Hindistan, para birimi rupinin zayıflaması, rekor düzeydeki yabancı sermaye çıkışları ve doğrudan yapay zeka altyapısıyla ilişkili şirketlerin eksikliği nedeniyle küresel sıralamadaki konumunu kaybediyor.

Enerji kaynaklarının fiyatlarındaki artışın da enflasyon endişelerini tetikleyerek Hindistan piyasası üzerinde baskı oluşturduğu kaydedildi.

Gerald Gan, konuya ilişkin olarak “Yatırımcıların gözünde Hindistan’ın büyüme hikayesi, ülkenin artan iç ve dış siyasi zorluklarla karşı karşıya kalması nedeniyle dinamizmini giderek yitiriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Güney Kore’nin piyasa kapitalizasyonunda öne geçmesine rağmen Hindistan ekonomisi, toplam gayrisafi yurtiçi hasıla (GSYİH) büyüklüğünde Güney Kore’nin önünde yer almaya devam ediyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF) verilerine göre Güney Kore’nin GSYİH’si 1,93 trilyon dolar seviyesinde bulunuyor.

Okumaya Devam Et

Asya

Çinli yapay elmas üreticileri yapay zeka ile yükselişte

Yayınlanma

Yapay zeka teknolojilerindeki küresel yükseliş, gelişmiş mikroçip üretiminde kritik bir soğutma bileşeni haline gelen Çinli yapay elmas üreticilerine rekor büyüme getirdi. Bloomberg’ün haberine göre sektördeki talep kaymasıyla birlikte Çinli laboratuvar üreticilerinin hisseleri hızla yükselirken, geleneksel metal üreticilerinin hisselerinde sert düşüşler kaydedildi.

Geleneksel olarak çoğunlukla mücevher sektörüyle ilişkilendirilen Çin üretimi sentetik elmaslar, yapay zeka çiplerinin soğutulmasında etkili bir malzeme olarak kullanılmaya başlandı.

Bloomberg’ün haberine göre, yapay elmaslar yapay zeka alanında daha güçlü yarı iletkenlerin üretilmesini sağlayan kritik bir bileşene dönüştü ve Çinli üreticiler bu yapay zeka patlamasının önemli yararlanıcıları haline geldi.

Bu gelişmenin ardından geçtiğimiz hafta sentetik elmas üreticilerinden Zhecheng Huifeng Diamond Technology Co. şirketinin hisseleri yüzde 51, SF Diamond Co. şirketinin hisseleri ise yüzde 40 oranında değer kazandı.

Yükseliş eğilimi bu hafta da devam etti. Söz konusu hisselerin gösterdiği performans, Şanghay ve Şençen menkul kıymetler borsalarında işlem gören en büyük ve en likit 300 hisse senedinin performansını takip eden CSI 300 endeksinin yüzde 1 seviyesindeki artışını geride bıraktı.

Bloomberg, baskı devre kartları ve optik modüller gibi donanım alanlarının aşırı yoğunlaştığı bir dönemde, yapay zeka yarı iletkenlerinde sentetik elmas kullanımının yeni ve niş bir segment olarak öne çıktığını bildirdi.

Sentetik elmaslar, mikroçiplerin soğutulmasında geleneksel olarak kullanılan bakır ve alüminyum malzemelerine alternatif bir çözüm sunuyor.

Huayuan Securities analistleri konuya ilişkin değerlendirmelerinde, “Elmas ile soğutma sektörel bir fikir birliği haline geliyor ve bu yöntemin yapay zeka ile veri merkezleri alanındaki uygulamasının genişlemesi bekleniyor” ifadelerini kullandı.

Elmas laboratuvarlarının hisselerindeki artışla eş zamanlı olarak, yapay zekaya yönelik iyimserlik ve renkli metallere olan talep nedeniyle daha önce yükseliş gösteren metal üreticileri Aluminum Corp. of China şirketinin hisselerinde yüzde 25, Jiangxi Copper Co. şirketinin hisselerinde ise yüzde 28 oranında düşüş kaydedildi.

Nomura’nın Çin teknoloji ve telekomünikasyon analisti Duan Bing, mevcut piyasa koşullarının sentetik elmaslar için avantajlı bir tablo ortaya koyduğunu belirtti.

Sentetik elmas üreticisi SF Diamond, Çin dışındaki müşterileri tarafından gerçekleştirilen testlerin ardından, kendi ürettiği malzemelere dayalı ısı emicilerin küçük partiler halinde sevkiyatına başladı.

Benzer şekilde, Henan Liliang Diamond Co. da yüksek güçlü ısı emici üretim projesinin ilk aşamasını başlattığını duyurdu.

Diğer taraftan, Rusya’nın en büyük elmas madenciliği şirketi Alrosa, 2025 yılının sonunda yayımladığı öngörüde dünyadaki doğal elmas üretiminin son 30 yılı aşkın sürenin en düşük seviyesine yaklaştığını bildirdi.

Söz konusu öngörüye göre, üretimin 150 milyon karata ulaştığı 2017-2018 dönemindeki seviyelerin ardından, düşüş eğiliminin 2026 yılında da devam ederek yıllık 95 milyon karata kadar gerileyebileceği tahmin ediliyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English